Toplumdusmani.Net *
Yeni

Kaos : İm
Gönderen zeus on 11:16:04 04.10.2008 (7121 okuma)

"Sen hür adam; seveceksin denizi her zaman...” demişti Baudelaire.
“Ben sizinle sarmaş dolaş olmuşum dalgalar...” demişti Rimboud.
“Ben deniz değil miyim?” diye sormuştu Seferis Sahnede şiirinde...
Yurdundan uzak bir Nazım Şiiri vardı ki; öleceksem denizde ölmek isterim, derdi hasretle, hüzünle...
Dert yanardı Ritros, “Denize bakmadan yazıyorsam eğer, titrer kalemimin ucu...” diyerek...


Kim inkar edebilir, hepimizin bir balıkçı; hepimizin dalga, fırtına, denizyıldızı olduğunu... Hangimiz sonsuz denizlere baktığımızda denizin kucağında olmayı düşlemedik? Yaralarımıza, “ölü bir albatros olmak” istediğimizi yazmadık mı? Sevgililerimiz, bir görünüp bir kaybolan ve belki de imkansızlığını içinde taşıyan denizkızları değil miydi? Güneş bile, gömülmek için, okyanusları seçmemiş miydi? Ve ben... “Deniz Saçlı Çocuk” olarak anılmadım mı yıllarca?
Ve yine Baudelaire’in dediği gibi, deniz: aynamız bizim...


Gönderen Aias on 17:51:39 09.14.2007 (5017 okuma)

Bir yaz akşamı Boğaz'ın

ortasındaki Kız Kulesi'nin

beyaz duvarlarında

Kızılderililerin

vahşi olarak gösterildiği

bir kovboy filmi

izlediğinizi düşleyin...





İşte, o an, omuzunuza

konan martı kulağınıza

şunları söyleyecektir:

'Kız Kulesi'ne de bakıyorsun,

Kızılderililere de...

Ama gerçeği göremiyorsun...

Gel benimle.'


Gönderen zeus on 13:53:21 03.29.2007 (5991 okuma)

Mum ışığında güzel gözlü bir delikanlıyla yemek yiyiyorum.
Kırmızı şarap içiyoruz.
Kapı çalıyor.
Neden onunla yaşamayı istemediğimi yazdığım an çıkıp geldi.
İşte karşımda.
Üzerime atlıyor.
Beni odaya,yatağın üzerine sürüklüyor…
-Yapma!
-Sana ne oldu? Sensiz yaşayamam.
-Yaşarsın.Herkes herkessiz yaşayabilir.
Bizim ilişkimiz bitti.
Seninle ilk yattığımız gecelerde bile,sanki sevişmenin sonunda kollarımda bir ölü kalıyordu.
Birbirimizi boşluğa sürüklüyoruz, öldürüyoruz.
-Birlikte ölelim!
-Ne farkı var.İstersen bahçeye bir çukur kazıp, ikimizi gömsünler.
-Gömsünler, isterim.
-Gömmesinler.Gel otur, getirdiğin konyaktan içelim.Sevdiğin kenti anlat.”
( Leo Ferre’nin konseri, sayfa : 33 )


Gönderen ela on 14:37:33 02.15.2007 (3600 okuma)

kirpiklerimi kırptım, uzayan derimi kıstım, ayaklanan genetik kodlar adına bütün kanatlarımı yoldum. yol dur dum

çılgınlığının bağlarından koparılmış mıdır ki o es-rik-kekremsi, dilimin ucunda ve itinayla kelimeye dönüşmeyen kaya diplerindeki o yosun rengi…ki şah der de, kendi bağrından söküp o kırlangıç düşleri düş demez..düş-lemez…kelime oyunu bu der çıkar işin içinden. ilk görüngülerde eksik kodlanmış, sonlara doğru eskimiş ve biterken gün; eksilmiş bir dirayetin sınırsızlığını anlatır da anlatır…sanki -elbette- dememizi bekler…elbette…


Gönderen apollon on 15:01:40 01.10.2007 (3920 okuma)

"......

dal dal ve yaprak yaprak fiskiriyordu hayat
şehvet de oradaydi, olum de felaket de,
ten degistiren ruh da , ruh degistiren et de:
insanlasan tanrilar, tanrilasan insanlar
geciyordu onumdem, dalgalandikca duvar.
ve sonra varliklarin karanlik mahserinde
gozleri alev alev, dudaklarinda hande
muzlim, magrur, mustehzi biri dolasiyordu.
biraz dikkat edince tanidim: seytandi bu.

tanrinin ormaninda kurnaz kacakci seytan."

victor hugo


Gönderen kaos on 21:04:31 01.09.2007 (4159 okuma)

Burada, adada, ne çok deniz
Her an kendinde doğuyor.
Diyor ki, evet, diyor ki hayır, hayır
Evet diyor maviler içinde,
Köpükler içinde, hızlı hızlı
Diyor ki hayır hayır
Sakin duramıyor hiçbir zaman
Sürekli çarparak bir kayaya, ama başaramayarak onu inandırmaya
Benim adım deniz diyor
Böylece yedi yeşil diliyle, yedi denizden ona doğru koşuyor
Onu öpücüklere boğuyor, ıslatıyor
Adını yineleyerek göğsünü dövüyor.

Pablo Neruda


Gönderen zeus on 22:46:28 08.13.2006 (3948 okuma)

fısıltılar yatağın altında birimi var.? yoksa daha kötü.. bu seslerin sahibi kim o zaman..


Gönderen zeus on 22:41:05 08.13.2006 (4268 okuma)


ruh sürümü aldanışların hesapları
çapraşık; sende
-tutuk, gözlerden uzak bir yakarış
çizdiğimiz ten-


Gönderen kaos on 13:22:59 07.20.2006 (3943 okuma)

amazonların mevkili kadını hippolita sağ memesini keserken, atabileyim daha iyi ok diye, gözünden akıtmadığı bir damla yaşı yüzyıllar sonra, dante'nin cehennemine dönen dünyanın onlarca yerine saçtı. gözyaşı kana, kan egoya bulandı. kırmızıyı siyaha çeviren kıskanç pençeleri hırsın, hippolitanin kesilmiş memesini kavradı ve avuçlarının şehvetine bulayıp ortadoğu, balkan, asya, afrika topraklarına, anadolu dağlarına firlatıp attı. canhıras feryatlı adam otları büyüdü bereketli topraklarda. kesif kan kokusu ağır havada. yazık size de, bize de, onlara da...


Gönderen zeus on 17:37:42 07.17.2006 (4370 okuma)

ben başladığım yerde diilim uzaklarda başlamıştı ufkum göz hizasında ve asla alanımı kapsıyan çitleri geçemiycekti bu hiza..

şimdi tam üzerimde,

içe bakıyorum sanki.


(1) 2 3 4 5 »

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Reklamlar
» İmgelem
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç