Yazıyı Gönderen: apollon
Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007
Okunma: 39222 kez
Yazı Boyutu: 9.21 KB

Reklamlar

Türkçe’nin Tarihsel Gelişimi

Türkçe’nin Tarihsel Gelişimi


Türklerle ilgili en eski bilgiler özellikle Çin kaynaklarından derlenmiştir. Çinliler Türklere T’u-küe adını vermiştir. Orta Asya Türk halklarından bugüne kalan en eski yazılı belgeler, VII. Yüzyıla aittir. En önemli parçaları (Tonyukuk Yazıtı, Kültigin Yazıtı, Bilge Kağan Yazıtı) Moğolistan’da Koşo Çaydam’da yer alan bu yazılı belgelere Orhon ve Yenisey Yazıtları denir. Danimarkalı bilgin Wilhelm Thomsen bu yazıtların alfabesini çözüp bilim dünyasına tanıttıktan (1893) sonra, Türk dillerinin tarihi gelişimi üzerinde de çalışmalar başlamıştır.

 

Bilim adamları Türk dillerinin tarihi gelişimini Altay dilleri çerçevesinde kuramsal olarak yedi dönemde ele almaktadır:

 

1-Altay dönemi

2-En eski Türkçe dönemi

3-İlk Türkçe dönemi

4-Eski Türkçe dönemi

5-Orta Türkçe dönemi

6-Yeni Türkçe dönemi

7-Çağdaş Türkçe dönemi

 

Bunlardan ilk üç dönem, elde belgeler bulunmadığından sadece Ana Türkçe’nin kökenine ışık tutması açısından kuramsal olarak var sayılmaktadır.

 

Eski Türkçe dönemi, Göktürkçe ve Uygurca’nın kullanıldığı dönemleri kapsar. Orhon ve Yenisey Yazıtlarıyla Uygurca yazmalar bu dönemin yazılı ürünlerini oluşturur. (VI-X. yy) Orhon Yazıtlarındaki dilin somut kavram ve olguları da iletebilecek gelişkinlikte olması ilginçtir.. Bu yazıtlarda yabancı sözcük oranı yalnızca yüde 1 iken, Uygurcada, çeşitli dini metinlerin çevirilerinin etkisiyle yabancı sözcük oranı artmıştır.

 

Orta Türkçe dönemi, İslam dini ve kültürleriyle ilişkinin kurulduğu, kimi Türk halklarının İslam dinini benimsediği dönemi içerir.( XI-XV.yy) Bu dönemde Türk lehçeleri hem fonetik ve morfolojik yönden farklılaşmaya başlamış, hem de birer yazı dili olarak gelişme göstermiştir. Bunda Arap ve Fars dillerinin belirleyici rolü olmuştur. XI. Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud, Divan-ü Lügat-it-Türk’ü Araplara Türköe öğretmek amacıyla ahzırlamış; Yusuf Hashacip de Kutadgu Bilig’de İslami ilkelere göre devlet ve devlet yönetimi konusunu işlemiştir. XIII. Yüzyıldan itibaren tarihi dalgalanmalar dikkate alınarak Türk lehçeleri “Batı” ve “Doğu” Türkçesi olarak bölümlenebilir. Batı Türkçesi’nin kuzey dalında Kıpçakça, güney dalında Oğzuca (Azerice, Türkmence, Anadolu Türkçesi) farklı yazı dilleri olarak gelişme göstermiştir. Bu arada Anadolu’yu da fetheden Oğzuların devlet dili olarak önce Arapça’yı, sonra Farsça’yı benimsemiş olmaları, Osmanlılar döneminde Osmanlıca adı verilen bir imparatorluk dilinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Batı Türkistan yöresinde kalan Türklerin dili Doğu Türkçesi olarak olarak anılmaktadır. Doğu Türkçesi içinde çağatayca’nın yazı dili durumuna gelmesinde Ali Şir Nevai’nin büyük rolü vardır. Nevai, Arapça’nın ve özellikle farsça’nın tercih edilmesine tepki göstermiş, Muhakemet-ül-lügateyn adlı eserinde Türkçe (Çağatayca) ile Farsça’yı karşılaştırıp Türkçenin bu dilden üstün olduğunu göstermeye çalışmıştır.

 

Yeni Türkçe dönemi, kimi Türk lehçelerinin (Anadolu Türkçesi, Kıpçakça, Özbekçe, Kazakça, Kırgızca, Tatarca, Yeni uygurca) yazı dili olarak oluşumlarını tamamladıkları dönemi kapsar. (XV-XX. yy) Bu dönemin en önemli özelliği, Türk lehçeleri üzerinde islam dil ve kültürünün ağır basmasıdır. Osmanlıca’da Arapça ve farsça sözcük oranının yüzde 60-70 seviyesinde olduğu tahmin edilir. Osmanlı Devleti’nin bürokrasi dili olan Osmanlıca, Türk aydınlarının ulusal benliklerini aramaya başlamalarına kadar varlığını sürdürecektir. Aynı durum Azerice, Çağatayca gibi yazı dillerinde de yaşanmıştır.

 

Çağdaş Türk dönemi Türk dünyasının siyasal yaşamının ve haritasının sürekli değiştiği döneme rastlar. Özellikle 1917 Devrimi’nden sonra kurulan Sovyetler Birliği sınırları içinde yaşayan Türk halkları, varlıklarını özerk cumhuriyetler şeklinde sürdürmüşler; 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan bağımsızlıklarını kazanmıştır. Anadolu’da ise Osmanlı devleti tarihine karışmış, yerine laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.. Batılılaşma sürecini hızlandıran genç cumhuriyet, Latin alfabesine geçilmesi (1928) ve Türkiye Türkçesi’nin bilim ve kültür dili durumuna getirilmesi için özel çaba harcamıştır.

Yusuf Çotuksöken

Thema Larousse Cilt 2-507

 

 

Bağlantılı Başlıklar:
  • Edebi Akımlar
  • Dil Nedir?
  • Türkçe’nin Tarihsel Gelişimi
  • Okuma Sanatı
  • Tanım ve Anlam?


  • Resim sanatının tarihsel gelişimi

    Resim sanatının, etkileyici bir anlatım aracı olmasının yanı sıra bezemeci yönünün de bulunması, tarihin en eski zamanlarında bile en yaygın sanat dallarından biri olmasına yol açmıştı. Hem Doğu'da, hem de Batı'da çok eski çağlardan beri resim yapılageldi. Sanat tarihçileri de resmin zaman içindeki gelişmesini ülkelere, dönemlere ve akımlara göre ayırarak incelediler, tekniklerine ve sanatçılarına  » Devamini Oku

    Gezi Yazısı Türünün Gelişimi

    Gezi Yazısı Türünün Gelişimi Gezi türünün uzun bir geçmişi vardır. Bu günkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler meydana getirmişlerdir. Başka ülkelere yapılan yolcu  » Devamini Oku

    Türk Dilinin Tarihi Gelişimi

    Türk Dilinin Tarihi Gelişimi Yeryüzünde sayıları 2800 civarında olan yaşayan ve ölü diller vardır.Bu diller kök yakınlığı bakımından gruplara ve dil ailelerine ayrılmaktadır.Dil ailelerinin başlıcaları; Hind-Avrupa,Hami-Sami,Ural-Altay,Çin-Tibet,Bantu dilleridir. Pek çok değişik görüşe rağmen Türk dili,dünya dilleri arasında Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna dahil bir dil olarak göst  » Devamini Oku

    Makalenin Türk Edebiyatındaki Gelişimi

    Türk Edebiyatında Makale (Özet) - Makale türü, edebiyatimiza tanzimat döneminde gazete ile birlikte bati'dan giren bir türdür. - Türk edebiyatında makale türünün ilk örnekleri Tanzimat döneminde görülür. - İlk makale, Şinasi tarafından çıkarılan ve ilk özel gazete kabul edilen Tercüman-ı Ahval’de (Mukaddime adıyla) (1860)yayımlanmıştır. - Namık Kemal, Ziya Paşa, Şemseddin Sami, Muallim   » Devamini Oku

    Sporun Zihinsel Gelişimindeki Rolü

    Eğitimin yelpazesinin tüm alanlarınca paylaşıldığı gibi beden eğitimi de bilginin birikimi ve iç görü ile anlaşılmasını sağlar. Bilginin edinilmesi, anlaşılması ve iç görü kazanma zihinsel gücün malzemesini oluşturur. Beden eğitimi aracılığıyla birey, sağlık ilkeleri ve hareketin yaşamdaki önemini kavrar. Sporun Duygusal Ve Toplumsal Gelişimindeki Rolü Duygusal ve toplumsal gelişim birbiriyl  » Devamini Oku

    Türkiye'de Ulaşımın Tarihsel Gelişimi

    Ülkemizde ulaşım Anadolu'nun şeklinden ve üzerindeki yüzey şekillerinden dolayı doğu-batı doğrultulu bir uzanış gösterir. Ancak teknik olanaklardaki ilerlemelerebağlı olarak kuzey-güney doğrultulu yollar da tarihi süreç içinde gelişmiştir. Ülkemizde varlığı bilinen en eski karayolu M.Ö. 2000 yılında Hititler tarafından yapılmıştır. Bu yol İç Anadolu'daki başlıca yerleşme merkezlerini birbirine   » Devamini Oku

    Söylev (Nutuk) Türünün Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri

    Söylev (nutuk) : Tek kişinin izleyici önünde olanları bilgilendirmek daha çok da coşturmak amacıyla yaptığı uzun konuşmalara denir. Söylev verene söylevci denir. Burada asıl amaç konferanstaki gibi bilgi vermek, izleyenleri duygulandırıp coşturmaktır. Konferansla söylevi bir birinden ayıran en önemli özellik sesin olanaklarıdır. Sesin olanaklarının kötü kullanılması iyi bir söylevi konferan  » Devamini Oku

    Gelişimin Biyolojik Temelleri

    GELİŞİMİN BİYOLOJİK VE ÇEVRESEL TEMELLERİ 20. yy’a kadar gelişimi açıklamaya çalışan kuramcılar, kalıtım yani kuşaklar boyu süre gelerek ana-babadan aktarılan özelliklerin, gelişimde en büyük payı yüklendiğine inanıyorlardı. Yapılan çalışmalar sonucunda gelişimde önemli olanın kalıtımdan çok öğrenme ve çevresel koşulların niteliği olduğunu savunun görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu.   » Devamini Oku

    Fabl Türünün Gelişimi

    Batıda ve dünyada ilk fabl yazarı olarak Frikyalı Aisopos (Ezop) gösterilir. Ezop’un M.Ö. 620-650 yılları arasıda yaşadığı ve baskıcı bir yönetim yüzünden düşüncelerini küçük hayvan hikâyeleri ile anlattığı söylenmektedir. Ezop'un fablları MÖ 300 yılında derlenerek yazıya geçirilmiştir. Doğuda ilk fabl örneklerine eski Hint edebiyatında MÖ 200 yıllarında Pançatantra masallarında rastlama  » Devamini Oku

    Sporun Duygusal Ve Toplumsal Gelişimindeki Rolü

    Duygusal ve toplumsal gelişim birbiriyle karşılıklı etkileşim halindedir. Her beden eğitimi etkinliği toplumsal bir deneyimdir ve çoğunlukla duyguları geliştirir. Bu etkinlikler sayesinde birey, duygularını ifade etme olanağı bulur. Saldırganlık, öfke, utangaçlık, kıskançlık vb. duygularında boşalım sağlar, bunları kontrol etmeyi sağlar. Beden eğitimi etkinlikleri benlik gelişimine de katkıda b  » Devamini Oku

     
    Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
    Gönderen Başlık
    hayyam
    Tarih: 03:02:36 05.01.2009  Güncelleme: 03:02:36 05.01.2009
    Statik Üye
    Tarih: 05.01.2009
    Nereden:
    Gönderiler: 2

    amaaaaaa

    amcaların yazdırdığı dil ve anlatım kitabı öyle demiyo.... hani dört yıllık olan...
    Cevapla


      Puanı : 4.9 / 10 | Oy : 20 kişi | Toplam : 97

    Bu yazıya puan ver..
    » Üstadlar Özel Bölümü
    » Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
    Loading
    » Reklamlar
    » Alt-Kültür Başlıklar
    Sorun Yanıtlayalım İletişim