Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: apollon
Gönderilme Tarihi: Sat, 15-Feb-2014
Okunma: 15573 kez
Yazı Boyutu: 6.22 KB

Aşk Üzerine (Montaigne)

 

 

AŞK ÜSTÜNE

Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana. Venüs\'ün bize verdiği şey sonunda bir boşalma hazzı değil mi? Tıpkı doğanın başka taraflarımızın boşalmasına kattığı haz gibi. Bu haz ölçüsüzlük yahut hayasızlık yüzünden kötülük haline geliyor. Sokrates\'e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir, bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama, Zenon\'u, Kratippos\'u düşürdüğü o delice, budalaca, saçma sapan haller, bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık, aşkın en tatlı anında o alev saçan, kudurmuş, zalim surat, sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme, bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara bakınca, Platon\'un dediği gibi, tanrıların insanı kendilerine oyuncak diye yarattıklarına inanasım geliyor. İnsanların bu en bulanık, en karışık işinin en ortak işleri olması da doğanın bir cilvesidir, diyorum. Böylelikle bizi denkleştirmek, akıllılarla delileri, insanlarla hayvanlarıbirleştirmek istemiş. İnsanların en ağırbaşlısını o bilinen hal içinde bir düşündüm mü, bütün ağırbaşlılığı bir yapmacık oluverir. Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.

Oyun arasında ciddi düşüncelere yer vermeyenler, bir aziz heykelinin karşısında, önü açık diye, dua etmekten çekinenler gibidir. Biz de pekala hayvanlar gibi yeriz, içeriz; ama bunlar ruhumuzun göreceği işlere engel olmaz, bu işte hayvanlara üstünlüğümüzü gösterebiliriz. İşte gelgelelim öteki iş bütün düşünceleri, Platon\'un bütün felsefesini ve ilahiyatını emri altına alır, amansız hışmıyla bizi, hem de seve seve, insanlığımızdan çıkartıp hayvanlaştırır. Başka her yerde az çok nazik olabilirsiniz; başka her iş kibarlık kurallarına uydurulabilir, ama bu işin hayvanca ve gülünç olmayan şekli düşünülemez bile. Bir arayın da bulun bakalım bu iş bilgece ve edepli bir şekilde nasıl yapılabilir? Büyük İskender, herkes gibi bir ölümlü olduğunu bir bu işte, bir de uyumada anladığını söylermiş. Uyku ruhun kötü güçlerini sarıp yokeder, bu iş de hepsini kaplayıp darmadağın eder. Onu sadece mayamızdaki bozukluğun değil, hiçliğimizin, noksanlığımızın bir belirtisi sayabiliriz kuşkusuz.

Doğa bir yandan bizi bu arzuya doğru sürer, gördüğü işlerin en soylusunu, en yararlısını, en güzelini de ona bağlamıştır bir yandan da bizi bırakır, onu kötüleriz, ondan ayıp, günah diye utanır kaçarız, perhizi sevap sayarız. Bizi yaratan işi hayvanlık saymaktan daha büyük hayvanlık mı olur? Türlü ulusların dinlerinde vardıkları, kurban, mum yakma, oruç, adak gibi ortak taraflardan biri de cinsel arzunun kötülenmesidir. Onun bir cezalanması demek olan sünnet bir yana, bütün kanılar bu konuda birleşir. Hoş, bir bakıma insan denilen bu budala varlığı yaratma işini ayıplamakta, bu işe yarayan taraflarımızdan utanmakta pek de haksız değiliz ya... İnsanın doğuşunu görmekten herkes kaçar, ama ölümünü görmeye hep koşa koşa gideriz. İnsanı öldürmek için gün ışığında, gelmiş meydanlar ararız, ama onu yaratmak için karanlık köşelere gizleniriz. İnsanı yaparken gizlenip utanmak bir ödev, onu öldürmesini bilmekse birçok erdemleri içine alan bir şereftir. Biri günah, öteki sevaptır. Aristoteles ülkesinin bir deyimine göre birini iyileştirmenin öldürmek anlamına geldiğini söyler.

Bazı uluslar yemek yerken başlarını bir örtüyle kaparlarmış. Bir bayan tanırım, hem de en büyüklerden bir bayan, o da aynı kafada: Çiğnemek hiç güzel bir hareket değilmiş, kadının zerafetine, güzelliğine çok zarar verirmiş. Bu bayan iştahı olduğu zaman herkesten kaçarmış. Başka bir adam bilirim ne başkalarını yemek yerken görmeye, ne de başkalarının kendini yerken görmesine katlanamaz. Karnını doldurmak, içini boşaltmaktan çok daha ayıp bir iştir. Türk padişahının ülkesinde birçok insanlar varmış ki başkalarından üstün sayılmak için kendilerini yemek yerken göstermezlermiş, haftada bir tek öğün yerlermiş, yüzlerini gözlerini param parça ederlermiş, kimselerle de konuşmazlarmış. Bu softalar demek doğayı bozdukça değerlendireceklerini, yaratılışlarını hor görmekle yükseleceklerini, ne kadar kötüleşirlerse, o kadar iyileşeceklerini sanıyorlar. Şu insan ne korkunç bir hayvan ki, kendi kendinden bu kadar iğreniyor, kendi zevklerini başının belası sayıyor. Hayatlarını gizleyen, başkalarının gözüne görünmekten kaçan insanlar da var. Sağlık, sevinç içinde olmak onlar için en zararlı, en belalı hallerdir. Değil yalnız birçok tarikatlar, birçok uluslar var ki doğuşlarına lanet eder, ölümlerine şükrederler. Güneşe lanet edip karanlıklara tapanlar bile var. Biz insanlar kendimizi kötülemeye gösterdiğimiz zekayı hiçbir yerde gösteremeyiz. Kafamızın, o her şeyi bozabilen tehlikeli aletin peşine düştüğü, öldürmeye kastettiği av kendi kendimizdir.

O miseri! quorum guadia crimen habent. (Gallus)

Ah zavallılar, sevinçlerini suç sayanlar.

Bre zavallı insan, az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki, bir de kendi kendini kötülemeye özeniyorsun. Ne diye yeni çirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun? İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O kadar rahat mısın ki rahatının yarısı sana batıyor? Doğanın seni zorladığı bütün yararlı işleri gördün bitirdin, işsiz güçsüz kaldın da mı başka işler çıkarıyorsun kendine? Sen tut, doğanın şaşmaz, hiçbir yerde değişmez yasalarını hor görür, sonra o senin yaptığın, bir taraflı acayip, uygunsuz yasalara uymaya çabala. Üstelik bu yasalar ne kadar özel, dar, dayanıksız, gerçeğe aykırı olursa çabaların da o ölçüde arıtıyor senin. Mahalle papazının sana emrettiği gündelik işlere sıkı sıkıya bağlanırsın; tanrının, doğanın emirleri umurunda değildir. Bak, bir düşün bunlar üzerinde: Bütün yaşamın böyle geçiyor. (Kitap 3, bölüm 5)







DENEMELER

Michael De MONTAIGNE

Türkçesi: Sabahattin EYUBOĞLU

Cem Yayınevi

29. Basım 1997

Sf. 49-52




Maskot

Maskot : Fransızca mascotte. Dilimizde uzun zamandan beri kullanılan ve türkçe sözlük’te “1. uğur getireceğine inanılan şey. 2. uğur sayılan kimse veya hayvan, uğurluk.” şeklinde tanımlanan bu kelime için Türk Dil Kurumu, uğur, uğurluk ve uğurcak kelimelerinin benimsenmesine karar vermiştir. Dilimizde bulunan uğur kelimesi nesne olarak maskot için kullanılmaktadır. İnsan ve hayv  » Devamini Oku

Kazaskerlerin Görevleri

Kazaskerler: (Özet) I. Murat döneminde kurulmuş Fatih döneminde Anadolu ve Rumeli Kazaskerlikleri olmak üzere sayıları ikiye çıkarılmıştır. Kazaskerler Divan’da büyük davalara bakarlar, kendi bölgelerindeki kadı ve müderrisleri atama veya görevden alma işlerine karar verirlerdi. KADIASKER (Kazasker) Osmanlı Devleti'nde askerî ve hukukî işlerden sorumlu olan(bugünkü adalet bağanlığı gibi) ka  » Devamini Oku

Eyalet Askerleri

Osmanlı ordusunun önemli bir kısmını eyalet askerleri oluşturuyordu. Eyalet askerlerinin temelini “Tımarlı Sipahiler” oluşturmaktaydı. Eyalet askerleri şu kısımlardan oluşmaktaydı: 1-Tımarlı Sipahiler: Tımarlı sipahilerden oluşan, dirlik sahiplerinin beslemek zorunda olduğu, çağrıldığında toplanıp orduya katılan, maaş almayan ve Osmanlı ordusunun büyük bölümünü oluşturan ordudur. Osma  » Devamini Oku

19.yy. Osmanlı Devleti Askeri Alanda Yapılan Yenilikler

Soru : 19.yy.da osmanlı dev.askeri alandaki yenilikleri nelerdir? Cevap : 1. Yeniçeri ocağı kaldırıldı. a) Nizam-ı Cedid kuruldu. b) Ordunun eğitim şekli değişti. 2. Ordu beş ordu şeklinde teşkilatlandırıldı. 3. Askerlik süresi beş yıl olarak belirlendi. 4. Askere alma işi kura ile yapılmaya başlandı.

Osmanlıda Askeri Teşkilat

Osmanlıda Askeri Teşkilat : Osmanlı beylik iken ordusu aşiretin gönüllü gazileri olan Türkmenler, alp erenler ve gazilerden meydana geliyordu. Orhan Bey döneminde ilk düzenli yaya ve atlı birlikler kuruldu.”Yaya ve Müsellem” adı verilen bu askerlere savaş zamanlarında gündelik verilirdi. I. Murat döneminde “Kapıkulu Ocağı” kurulmuştur. 15. yüzyılda Osmanlı askeri teşkilatı   » Devamini Oku

Kapıkulu Askerleri

I. Murat döneminde Yeniçeri Ocağı kurularak (1362–1363) bu ocağın asker ihtiyacını karşılamak için pençik sistemi uygulanmıştır. Pençik Sistemi: Savaş esirlerinin beşte birinin asker olarak yetiştirilmesi. Daha sonra II. Murat döneminde uygulamaya başlanan “Devşirme Sistemiyle” kapıkulu ocaklarının asker ihtiyacı karşılanmıştır. Devşirme şu şekilde yapılırdı: Fermanla, de  » Devamini Oku

baskül

baskül büyük ağirliklar için kullanilan bir tarti âleti. küçük bir ağirlik yardimi ile büyük ağirliktaki eşyalari tartmağa yarayan kaldiraçlardan yapilmiş olan baskülün insan, ticari eşya, çuval, sandik, hayvan, hatta kamyon ve vagon tartacak çeşitleri vardir.basküllerde tartilacak cisimlerin konacaği geniş bir tablo bulunur.

Başkalaşım

Başkalaşım, metamorfoz olarak da bilinir. Özellikle böcekler için kullanılan bir terim olup, canlının tırtıl düzeyinden yetişkin düzeye geçişi. Insecta sınıfı içerisinde sınıflandırılan canlılar, genel olarak başkalaşım geçirip geçirmemelerine bağlı olarak üç gruba ayrılırlar; 1.Ametabolus böcekler: Bu gruba böcek olmayan altı ayaklı (hexapod) canlılardan bir kısmı girer. Bu gruptaki canlıla  » Devamini Oku

Metrenin Askatları

Metrenin askatları; desimetre, santimetre ve milimetredir. 1. Desimetre: Metrenin onda biri uzunluğundaki ölçme birimidir.Kısaca dm harfleri iel gösterilir. 2. Santimetre: Metrenin yüzde biri uzunluğundaki uzunluk ölçüsü birimidir. Kısaca cm harfleri ile gösterilir. 3. Milimetre: Metrenin binde biri uzunluğundaki uzunluk ölçüsü birimidir.Kısaca mm harfleri ile gösterilir.

Tartışmalarda başkanın görevleri

1. Konuyu özellikleri ve sınırlarıyla dinleyicilere belirtmek. 2. Konuşmacıları dinleyicilere tanıtmak. 3. Tartışmayı başlatmak. 4. Konuşmacıların konu dışına çıkmalarını engellemek. 5. Herkese eşit konuşma süresi vermek. 6. Konuşmacılara yerine göre sorular yöneltmek. 7. Tarafsız olmak. 8. Tartışma kurallarına uymayanları uyarmak. 9. Kısa özetler yaparak konuyu toparlamak. 10. Tartışman  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç