Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: DoRa
Gönderilme Tarihi: Tue, 03-Jul-2007
Okunma: 3227 kez
Yazı Boyutu: 9.37 KB

Memleketimden İnsan Manzaraları II

MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI (İKİNCİ BÖLÜM)


I

Atlantiğin dibinde upuzun yatıyorum, efendim,
Atlantiğin dibinde
dirseğime dayanmış.
Bakıyorum yukarıya:
bir denizaltı gemisi görüyorum,
yukarıda, çok yukarıda, başımın üzerinde,
yüzüyor elli metre derinde,
balık gibi, efendim,
zırhının ve suyun içinde balık gibi kapalı ve ketum.
Orası camgöbeği aydınlık.
Orda, efendim,
orda yeşil, yeşil,
orda ışıl ışıl,
orda yıldız yıldız yanıyor milyonlarla mum.
Orda, ey demir çarıklı ruhum,
orda tepişmeden çiftleşmeler, çığlıksız doğum,
orda dünyamızın ilk kımıldanan eti,
orda bir hamam tasının mahrem şehveti,
mahrem şehveti efendim,
gümüş kuşlu bir hamam tasının
ve koynuna ilk girdiğim kadının kızıl saçları.
Orda rengarenk otları, köksüz ağaçları
kıvıl kıvıl mahlukları deniz dünyasının,
orda hayat, tuz, iyot,
orda başlangıcımız, Hacıbaba,
orda başlangıcımız
ve orda hain, çelik ve sinsi
bir denizaltı gemisi.
400 metroya kadar sızıyor ışık.
Sonra alabildiğine derin
alabildiğine derin karanlık.
Yanlız ara sıra
acayip balıklar geçiyor karanlığın içinde
ışık saçarak.
Sonra onlar da yok.
Artık dibe kadar inen
kat kat kalın sular kati ve mutlak
ve en dipte ben.
Ben, upuzun yatıyorum, Hacıbaba,
upuzun yatıyorum dibinde Atlantiğin
dirseğime dayanmış,
bakıyorum yukarlara.
Avrupa Amerika' dan Atlantiğin yüzünde ayrıdır
dibinde değil.
Gazgemileri gidiyor yukarda, çok yukarda, birbiri peşi sıra.
Omurgalarının altını görüyorum,
omurgalarının altını.
Dönüyor keyifili keyifli pervaneleri.
Dümenleri ne tuhaf suyun içinde
İnsanın tutup tutup kıvırası geliyor.
Köpekbalıkları geçti gemilerin altından,
karınlarını gördüm
ağızları da orda.
Gemiler şaşırdılar birdenbire,
herhalde köpekbalıklarından değil.
Denizaltı gemisi bir torpil attı, efendim
bir torpil.
Gemilerin dümenlerine baktım:
telaşlı ve korkaktılar.
Gemilerin omurgalarında imdat arar gibi bir hal vardı,
gemiler bir bıçak darbesinden en yumuşak yerini
karnını saklamak isteyen insanlara benziyorlardı.
Denizaltılar birden üç oldular, derken, altı, yedi, sekiz.
Gazgemileri düşmana ateş açarak
insanlarını ve yüklerini suya döküp saçarak
batmaya başladılar.
Mazot, gaz, benzin,
tutuştu yüzü denizin.
Bir alev deryasıdır şimdi yukarda akan,
yağlı ve yapışkan
bir alev deryası efendim.
Kıpkızıl, gömgök, kapkara,
arzın ilk teşekkülü hengamesinden bir manzara.
Ve denizin yüzüne yakın suyun içi allak bullak.
Köpürüp, dağılıp parçalanmalar.
Yukardan dibe doğru inen gazgemisine bak.
Gece uykuda gezenler gibi bir hali var:
lunatik.
Geçti kargaşalığı,
girdi deniz dünyasının cennetine.
Fakat durmadan iniyor.
Kayboldu ıslak karanlıkta.
Artık baskıya dayanamaz, parçalanır.
ve direği, efendim, bacası yahut
nerdeyse yanıma düşer.
Yukarda insanla dolu denizin içi.
Bir tortu gibi dibe çöküyorlar
tortu gibi çöküyorlar, Hacıbaba.
Baş aşağı, baş yukarı,
uzanıp kısalıyor, bir şeyler aranıyor kolları bacakları.
Ve hiçbir yere, hiçbir şeye tutunamadan
onlarda iniyorlar dibe doğru.
Birden bire bir denizaltı düştü yanıbaşıma.
Parçalanmış bir tabut gibi açıldı köprüüstü kaportası
ve Münihli Hans Müller dışarı çıkıverdi.
39 ilkbaharında denizaltıcı olmadan önce
Münihli Hans Müller
Hitler hücum kıtası altıncı tabur
birinci bölük
dördüncü mangada sağdan üçüncü neferdi.


Münihli Hans Müller
üç şey severdi:
1-Altın köpüklü arpa suyu
2-Şarki Prusya patatesi gibi dolgun ve beyaz etli Anna.
3-Kırmızı lahana.


Münihli Hans Müller için
vazife üçtü:
1-Çakan bir şimşek
gibi mafevke selam vermek.
2-Yemin etmek tabancanın üzerine.
3-Günde asgari üç çıfıt çevirip
sövmek silsilelerine.


Münihli Hans Müller'in
kafasında, yüreğinde, dilinde üç korku vardı:
1-Der Führer.
2-Der Führer.
3.Der Führer.


Münihli Hans Müller
sevgisi, vazifesi ve korkusuyla
39 ilkbaharına kadar
bahtiyar
yaşıyordu.
Ve Vagneryen bir operada do sesi gibi heybetli
Şarki Prusya patatesi gibi dolgun ve beyaz etli
Anna'nın
tereyağı ve yumurta krizinden şikayet etmesine
şaşıyordu.
Diyordu ki ona:
-Bir düşün Anna,
yepyeni bir manevra kayışı takacağım,
pırıl pırıl çizmeler giyeceğim ben.
Sen beyaz ve uzun entari giyeceksin,
balmumundan çiçekler takacaksın başına.
Tepemizde çatılmış kılıçların altından geçeceğiz.
Ve mutlak
hepsi erkek 12 çocuğumuz olacak.
Bir düşün Anna,
tereyağı, yumurta yiyeceğiz diye
top, tüfek yapmazsak eğer
yarın 12 oğlumuz nasıl muharebe eder?

Münihlinin 12 oğlu muharebe edemediler
çünkü doğamadılar,
çünkü henüz, efendim, Anna'yla zifaf vaki olmadan önce
bizzat harbe girdi Hans Müller.
Ve şimdi 41 sonbaharı sonlarında
dibinde Atlantiğin
benim karşımda durmaktadır.
Seyrek sarı saçları ıslak,
kırmızı sivri burnunda esef,
ve ince dudaklarının kıyılarında keder.
Yanı başımda durduğu halde
yüzüme çok uzaklardan bakıyor,
İnsanın yüzüne nasıl bakarsa ölüler.
Ben biliyoum ki, o bir daha görmeyecek Anna'yı,
ve artık bir daha arpa suyu içip
yiyemeyecek kırmızı lahanayı.
Ben bütün bunları biliyorum, efendim,
ama o bütün bunları bilmiyor.
Gözü bir parça yaşlı,
silmiyor.
Cebinde parası var,
çoğalıp eksilmiyor.
Ve işin tuhafı
artık ne kimseyi öldürebilir
ne de kendisi ölebilir bir daha.
Şimdi şişecek birazdan,
yükselecek yukarıya,
sular sallayacak onu
ve balıklar yiyecek sivri burnunu.

Ben
Hans Müller'e bakıp, Hacıbaba, bunları düşünürken
yanımızda peyda oluverdi
Liverpul Limanından Harri Tomson.
Gazgemilerinden birinde serdümendi.
Kaşları ve kirpikleri yanmıştı.
Gözleri sımsıkı kapalıydı.
Şişman ve matruştu.
Bir karısı vardı Tomson'un:
tavan süpürgesi gibi bir kadın,
tavan süpürgesi gibi, efendim, zayıf, uzun, titiz, temiz
ve tavan süpürgesi gibi münasebetsiz.
Bir oğlu vardı Tomson'un:
altı yaşında bir oğlan, Hacıbaba,
tombul mu tombul, pembe beyaz, sarı papa mı sarı papa.
Tuttum Tomson'un elinden.
Açmadı gözlerini.
"-Vefat ettiniz" dedim.
"-Evet " dedi, "İngiliz imparatorluğu ve hürriyeti için:
Canım isterse, harp içinde bile Çörçil'e sövmek hürriyeti
ve canım istemese de aç kalmak hürriyeti uğruna.
Fakat değişecek hürriyette bu son bahis,
harpten sonra artık işsiz ve aç kalacak değiliz.
Planı hazırlıyor Lordlarımızdan biri.
Adalet: ihtilalsiz.
Ben İngiliz İmparatorluğu'nu dağıtmaya gelmedim, dedi Çörçil.
Ben de ihtilal çıkarmaya gelmedim:
buna Kenterburi başpiskoposu
bizim tredünyonun reisi
ve karım razı değil.
Ay bek yur pardın.
İşte bu kadar,
nokta, son."
Sustu Tomson.
Ve ağzını açmadı bir daha.
İngilizler fazla konuşmayı sevmezler,
hele hümoru seven ölü İngilizler.

Tomson' la Müller'i yanyana yatırdım.
Şiştiler yan yana,
yan yana yükseldiler yukarı doğru.
Balıklar Tomson'u afiyetle yediler,
fakat dokunmadılar ötekisine,
Hans'ın etiyle zehirlenmekten korktular anlaşılan.
Hayvan deyip geçme, Hacıbaba,
sen de hayvansın ama
akıllı bir hayvan...


1902 - 1963



Şiir Türleri

Lirik Şiir Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şii  » Devamini Oku

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” gelen  » Devamini Oku

Ek Fiil

Ek Eylem (Özet) : Ek-fiil veya ek-eylem, Türkçede isimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek yüklem olarak kullanılmalarını sağlayan, ayrıca basit fiillerden birleşik zamanlı fiil yapan çekim ekleri. Ek-fiiler "-idi", "-imiş-, "-ise" ve "-dir"dir ancak sözcüklere bitişik olarak yazıldıklarında ses uyumlarına uyarak değişiklik gösterebilirler. Ek fiiller Türkçede iki görevde kullanılırl  » Devamini Oku

Ses Kirliliğinin İnsan Sağlığına Etkileri

Sanayileşme ve modern teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan çevre sorunlarından biri de ses kirliliğidir. Gürültü de denilen ses kirliliği, istenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen sesler ya da insanı rahatsız eden düzensiz ve yüksek seslerdir. Ses kirliliğini yaratan önemli etmenler; Sanayileşme Plansız kentleşme Hızlı nüfus artışı Ekonomik yetersizlikler İnsanlara, gürültü  » Devamini Oku

Anonim Halk Şiiri

Anonim halk şiir geleneği, Orta Asya'daki sözlü edebiyatın devamıdır. Söy­leyeni belli olmayan ürünlerden oluşan bu şiir geleneği, halkın ortak duygu ve düşüncesini yansıtır. Anonim halk şiirinin başlıca özellikleri: Anonim halk şiiri ürünleri, ağızdan ağıza dolaşan ortaklaşa ürünlerdir. Bu yüzden ilk doğdukları andaki biçimleri ve özleri zamana ve yöreye göre değişebilir. Anonim ürünlerin de  » Devamini Oku

Atatürkün Hayatını Anlatan Şiirler

Bir Önder Doğuyor Yıl 1881, pembe boyalı bir ev. O evde bir önder doğuyor. O evde bir milletin kaderi değişiyor. Mustafa doğuyor. Mahalle mektebini ister mi Mustafa? Şemsi Efendi İlkokuluna gidiyor. Sonra hep asker, hep asker, Mustafa asker olmak istiyor. Mustafa Kemal Çanakkale' de, Mustafa Kemal Samsun' da, Erzurum'da, Sivas' ta, Ankara'da, Mustafa Kemal cumhuriyete koşuyor. M  » Devamini Oku

Fecr-i Ati Şiiri ve Milli Edebiyat Şiirinin Benzerlikleri Farklılıkları

Benzerlikler: Milli edebiyat dönemi şairlerinin zaman zaman fecr i ati gibi modern şiirden faydalanmaları. Farklılıklar: SES VE AHENK Fecr-i Ati : Aruz ölçüsü ve sanatsal söyleyiş. Milli Edebiyat : Hece ölçüsü ve halk söyleyişi. TEMA Fecr-i Ati : Bireysel konular. Milli Edebiyat : Toplumsal ve milliyetçi konular. YAPI ÖZELLİKLERİ Fecr-i Ati : Temaya göre oluşturulan bir yapı.   » Devamini Oku

İsim Fiil

Fiilimsilerin Tanımı ve Özellikleri Eylem anlamı taşıyan, ancak kişi ve kip çekimleri olmayan, cümlede ad, sıfat ya da zarf olarak görev yapan sözcüklerdir. Özellikleri: 1. Eylemlerden türetilir; eylem anlamını yitirmediklerinden mastar eki (-mek, -mak) alabilirler. 2. Olumsuzluk eki (-me, -ma) alabilirler. 3. Türetildikleri eylemin çatı özelliğini aynen devam ettirirler. 4. Yarım yargı bi  » Devamini Oku

Şiir ve Gelenek

ŞİİR ve GELENEK Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Edebiyatımızda belli başlı üç gelenek görülmektedir: 1- HALK ŞİİRİ GELENEĞİ 2- DİVAN ŞİİRİ GELENEĞİ 3- MODERN ŞİİR GELENEĞİ A- HALK ŞİİRİ GELENEĞİ ÖZELLİKLERİ: 1-  » Devamini Oku

Fiil Kökü

Hareket anlamı taşıyan sözcüklerdir. sus–, sev–, üz–, kaç–, çalış–, kork–, çürü–, işit–, ört–, kok–… Fiil köklerine “–mak, –mek” mastar ekini getirebiliriz. “sev–” → sev–mek olur “dök–” → dök–mek olur “vur–” ͛  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç