Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: apollon
Gönderilme Tarihi: Tue, 13-Mar-2007
Okunma: 2781 kez
Yazı Boyutu: 4.35 KB

Attila - William Napier (Kitap Üzerine)

Ey Roma Attila geldi!
Zeynep Heyzen Ateş


İngiliz yazar William Napier'in yazdığı 'Attila', Hun lideri Attila'nın hayatından çok Roma İmparatorluğu'nun çöküş dönemini ve bu çöküşü oluşturan etkenleri konu alıyor


İngiltere'nin önemli gazetelerinden The İndependent'ın belli başlı kitap eleştirmenlerinden olan William Napier'in Attila'sı, Hun lideri, 'Tanrının Gazabı' lakaplı Attila'nın hayatından çok Roma İmparatorluğu'nun çöküş dönemini ve bu çöküşü oluşturan etkenleri konu alıyor. Ancak, bunun gerçekçi bir tarihi araştırma olmadığını baştan belirtmek gerek. Yazarın da ısrarla belirttiği gibi Attila bir kurgu-roman ve gerçek kişileri içerdiği kadar gerçek olmayan kişileri, varsayımları ve olay akışını etkileyici kılmak üzere serpiştirilmiş uydurma gelişmeleri ve yorumları da içeriyor.
Kitabın girişinde tarihçi Panium'lu Priscus'un ağzından anlatılan MS 488 tarihli önsöz zaten Attila'nın da diğerleri gibi bu hikâyeyi oluşturan parçalardan bir tanesi olduğunu; Roma'nın yozlaşmasını ve bir kadının bu çöküşü hızlandırışının anlatılacağını tahmin edilebilir hale getiriyor. Kitabın genelinde izlenen yönteme uygun olarak Panium'lu Priscus gerçekten yaşamış bir yazman olsa da bahsi geçen metnin aslında var olmadığını belirtmeye gerek yok sanırım.

Yer değiştiren çocuklar
Attila, MS 408 yılında Toskana'da General Stilicho ve Vandal, Got, Lombard, Suev ve Frankları bir araya toplayıp saldırıya geçen barbar lideri Rhadagastus'un karşılaşmalarıyla başlıyor. Son çarpışmada Hun lideri, Attila'nın büyükbabası Uldin'in devreye girmesiyle Stilicho'nun ordusu savaşı kazanıyor ve okuyucular da Hunlar'ın Roma'yla müttefik olduğu bu dönemin koşullarını, farklı savaş metodlarını ve Attila'nın nasıl olup da Roma'ya verildiğini öğreniyor. Tüm bu detaylar, Napier'in Roma'dan kaçmaya çalışan kızgın bir küçük çocuk olarak anlattığı Attila'nın neden/nasıl davrandığının açıklık kazanmasına da alt metin oluşturuyorlar. Yazara göre her ne kadar, bir Hun liderinin oğluyla Roma soylusunun çocuğunun yerlerini değiştirmek liderler için yapılması kolay bir anlaşma olsa da çocuklar için aynı şey geçerli değil.
Bütün roman boyunca iki kültürün karşılaştırmasını ve farklı gelenekleri görüyoruz. Çiğ et yiyen ve Roma'nın yerleşik düzenine karşın kendilerine ait bir şehir bile kurmamış Hunlarla ilgili yazarın anlattıklarının ne kadarının doğru olduğu tartışmasına girmek anlamsız. Çünkü Napier, kitabın özellikle Hunların ele alındığı kısımlarında, onlardan kalma fazla bir yazılı kaynak olmadığından, yaratıcı davrandığını kabul ediyor. Buna karşın Roma ile ilgili kısımlar, belli başlı tarihi olayların araları doldurularak kurgulanmışlar.


Sybilline'nin kehanetleri
Doğuda çok ciddi sorunlar yaşamaya başlamış Roma'nın güçten düştüğü dönemde Roma'nın hem yoz hem de parlak yüzünü gören Attila'nın çocukluğu, iyi bir savaşçıya dönüşmesi, 'Tanrının Gazabı' adını kazanma yolundaki adımları ve hayatının bu ilk kısmı genelinde eylemleri; Roma'nın medeniyetin beşiği olmaktan çıkıp, "Forum harabelerinde aç kediler dolaşıyor, bir zamanların altın binalarının çatılarından yabani otlar fışkırıyor. Bir zamanlar generallerin ve imparatorların konuştukları saray ve villaların saçaklarında artık sığırcık kuşları ve çaylaklar yuva yapıyor" diye tarif edilir hale gelişini oluşturan yapı taşlarından biri olarak kullanılıyor. Bu Attila'nın olduğu kadar Galla'nın da hikâyesi, Stilicho'nun, hayali bir karakter olan Lucius'un ve en önemlisi Attila'nın çocukluk arkadaşı, ayrılmaz bir parçası olarak tarif edilen (Flavius) Aetius'un, Attila'yı yenen komutanın da hikâyesi.
İyi bir romanın tarihi gerçeklerin -kurgulanarak da olsa- art arda dizilmesiyle oluşturulamayacağını iyi bilen Napier'in, Sybilline (Sybillae) Kehanetleri'ni, içeren parşömenleri de işin içine katarak mistik bir hava eklediği(tarihçilere göre bu kehaneti içeren parşömenler gerçekten de Stilicho tarafından yakılmışlardır ama Napier generalin son kehaneti yakmadığını ve sakladığını kurgulayarak olaylara farklı bir boyut kazandırmış), Attila'nın Roma'da ve Aetius'un Hunların yanında geçirdiği yılları her iki toplumun yaşam biçimlerini çevre olarak kullanarak sunduğu Attila'yı, kesinlikle bir solukta okuyacaksınız...



ATTİLA
William Napier, Çeviren: Enver Günsel, Remzi Kitabevi, 2006, 367 sayfa, 20 YTL.



Amaç-Sonuç Cümleleri

Eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiği vurgulanır. Bu tür cümlelerde de "için, diye, üzere" gibi edatlardan yararlanılır. Öznenin işi, hareketi gerçekleştirme amacı ve sonucu cümle içinde verilir. Bu tür cümleler de ise iki yargının bir tanesi işin yapılma amacını anlatır ki.; yargılardan bir tanesi hâlâ yapılmamıştır. Amaç-Sonuç Cümlelerine Örnekler - Borçlarından kurtulmak için ev  » Devamini Oku

Sebep - Sonuç İlişkili Cümleler

Sebep - Sonuç İlişkili Cümleler : Bir cümlede ifade edilen yargılardan birinin sebep, diğerinin sonuç olabilecek biçimde kullanılmasıyla ortaya çıkan cümleler, sebep sonuç anlamı taşır. Bir cümlede sebep sonuç ilişkisi genellikle "için, ile, den dolayı, den ötürü" ilgeçleriyle kurulabileceği gibi "den / dan" eki ya da kimi bağlaç ve sözcüklerle de kurulabilir. Böyle cümlelerde "sebep" bildiren kı  » Devamini Oku

Neden-Sonuç Cümleleri

Bir cümlede ifade edilen yargılardan birinin neden, diğerinin sonuç olabilecek biçimde kullanılmasıyla ortaya çıkan cümleler, neden sonuç anlamı taşır. Bir cümlede neden sonuç ilişkisi genellikle "için, ile, den dolayı, den ötürü" ilgeçleriyle kurulabileceği gibi "den / dan" eki ya da kimi bağlaç ve sözcüklerle de kurulabilir. Böyle cümlelerde "neden" bildiren kısım başta ya da sonda olabilir.   » Devamini Oku

Dil - Kültür - Edebiyat İlişkisi

Dil, edebiyatın temel taşı olduğu gibi kültürün de taşıyıcısıdır.Bir milletin yarattığı edebiyat, o milletin kültür birikiminin bir yansımasıdır. Dil olmadan ne kültür ne de edebiyat olur. Bu üç öğe birbirini tamamlar. Kültür, bir toplumun tarihi gelişme süreci içinde meydana getirdigi maddi ve manevi degerlerin bütününü ifade eder.Bir dil sanatı olan edebiyat da kültürün içinde yer alır.   » Devamini Oku

Divan-ı Hümayun Görevleri / İşlevi

Divân-ı Hümâyun devlete ait siyasî idarî malî ve zamanla askerî işlerin görüşüldüğü incelenerek karara bağlandığı devletin en yüksek mercidir. Divân-ı Hümâyunda yetkiler şu şekilde temsil edilmektedir: 1. Vezir-i âzamın padişahın vekili olarak devletin egemenlik hakkını, 2. Kadıasker yargıyı, 3. Defterdarların maliyeyi, 4. Nişancının ise örfî hukuku temsil ettiğini görmekteyiz. Yine yür  » Devamini Oku

Servet-i Fünun

Edebiyat-ı Cedide Nedir ? (Servet-i Fünun) : Edebiyat-ı Cedide 1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır. İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir. Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fra  » Devamini Oku

Mecaz-ı Mürsel

Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) : Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili olduğu başka bir söz yerine kullanılmasıdır. --- İşe alınman için dün şirketle görüştüm.(insan) --- Yarın sınıfı 9/H sınıfı yapacak.(öğrenci) --- Toplantıya milliyet gazetesinin güçlü kalemleri de geldi.(yazar) --- Nihatın golüyle tüm stat ayağa kalktı.(seyirci) --- O evine çok bağlı bir insandır.(ailesi) --- Bu olay  » Devamini Oku

formel-enformel

formel-enformel : fransızcadan dilimize giren ve genellikle eğitim alanında kullanılan bu kelimelerden formel, "resmî, usule uygun; biçimsel, şeklî" anlamını taşımaktadır. kurulumuz bu söz için biçimsel veya şeklî karşılığının uygun olacağı görüşündedir. “en-" ön ekiyle kurulmuş olan "enformel" içinse biçimsel (veya şeklî) olmayan ve eğitim alanındaki kullanımı için de resmî olmayan eğitim k  » Devamini Oku

Fecr-i Ati Şiiri ve Milli Edebiyat Şiirinin Benzerlikleri Farklılıkları

Benzerlikler: Milli edebiyat dönemi şairlerinin zaman zaman fecr i ati gibi modern şiirden faydalanmaları. Farklılıklar: SES VE AHENK Fecr-i Ati : Aruz ölçüsü ve sanatsal söyleyiş. Milli Edebiyat : Hece ölçüsü ve halk söyleyişi. TEMA Fecr-i Ati : Bireysel konular. Milli Edebiyat : Toplumsal ve milliyetçi konular. YAPI ÖZELLİKLERİ Fecr-i Ati : Temaya göre oluşturulan bir yapı.   » Devamini Oku

De Eki - De Bağlacı

Bağlaç Olan DE Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Örnekler: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur. İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozu  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç