Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: apollon
Gönderilme Tarihi: Tue, 13-Mar-2007
Okunma: 3783 kez
Yazı Boyutu: 7.85 KB

İdealar Mağarası-Jose Carlos Somoza (Kitap Üzerine)

Antik Yunan'ın dipnotları
Zeynep Heyzen Ateş


José Carlos Somoza 'İdealar Mağarası'nda, Platon dönemi Atina'sında işlenen bir cinayetin peşine düşüyor. 'Da Vinci Şifresi'ni sevenler, bu kitapta yer alan şifreleri de çözmek isteyecekler...


Umberto Eco'nun başyapıtı Gülün Adı'nın, Michael Ende'nin Hiç Bitmeyen Öykü'sünün ve Kubrick'in 'Gözü Tamamen Kapalı'sının bir üçgen oluşturduğunu düşünün. José Carlos Somoza'nın İdealar Mağarası kitabı bu üçgen üzerinde yer alıyor. Antik Yunan, gizli örgütler, ayinler, çözülmeye çalışılan bir esrar, yamyamlık, romanın gerçek hayata müdahale ettiği sahneler. Dan Brown'ın Da Vinci Şifresi'nden hoşlandıysanız bu kitabı da seveceğinize kesin gözüyle bakabilirsiniz.
İdealar Mağarası, daha ilk sayfasında çevirmenin dipnotuyla dikkat çekiyor: "İlk beş satır eksik". Kısa zamanda anlıyorsunuz ki roman, birincisi sayfalar boyunca devam eden ve 'idealar mağarası' adını taşıyan anonim Antik Yunan eseri, ikincisiyse çevirmenin dipnotlarından oluşan ve sayfa altlarında devam eden olmak üzere iki öyküden oluşuyor. Dipnotlarla ikinci bir öykü anlatmak çok da yeni bir tavır olmasa da ('70'lerde ABD'li yazarlarca çok kullanılmıştı) her iki eksen birbirinin içine geçtikçe bu durumun ilginç bir hâl aldığını kabul etmek gerek. Romanın sayfaları ilerledikçe ve esrar perdesi aydınlanmak yerine daha da karıştığında iyice yerine oturuyor bu 'ilginç' kelimesi.

'Muamma Çözücü'
Ana eksendeki öyküyü Antik Yunan'da, Platon'un Akademisi'nin yakınlarında geçen bir tür dedektiflik macerası olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Agatha Christie'nin Hercule Poirot'sunu çağrıştıran ama Antik Yunan'da henüz dedektiflik mesleği 'icat edilmemiş' olduğundan kendisine 'Muamma Çözücü' denilen ve Atina çevresinde meşhur olan ("Atina'da geleceği bilmek için Delphi'nin bilgeliği gerekir fakat geçmişi bilmek için Muamma Çözücü'yle anlaşmak yeter" s. 38) Herakles Pontor, Diagoras adlı bir filozofun isteği üzerine kurtlar tarafından parçalandığı varsayılan Tramakhos'un ölümünü araştırmayı kabul ediyor. Roman ilerledikçe Pontor'un sadece gördüklerine dayandırdığı bakış açısı ile ("tahmin her şeyi görmenin başka bir biçimidir" s.129) onu tutan Diagoras'ın Platoncu, idealar evreni ve erdemler çevresinde dönen bakış açısının çatışması sonucu ortaya çıkan diyaloglar romana çoğunlukla ayaküstü olmakla beraber, farklı bir tat katıyor.
Bir tarafta tüm bunlar olurken, dipnotlarda da adsız çevirmenimiz 'İdealar Mağarası' adlı bu anonim eserin içine yerleştirilmiş muhtemel bir şifreyi çözmeye çalışıyor. Eidesis adı verilen ve tekrarlanan kelimelerin saptanmasıyla ortaya çıkarılan bu şifrenin izini sürerken de gizli metnin ilk katmanının Antik Yunan kahramanı Herkül'ün görevleri olduğu sonucuna ulaşıyor. (Size söylemiştim, Da Vinci Şifresi'ni sevenler bu kitabı da sevecekler). Ne var ki bir süre sonra romanın dipnotları dipnot olmaktan iyice çıkıp çevirmenin güncesine dönüşüyor, şifreler başka şifrelere götürüyor, en nihayetinde de çevirmenimiz kendini boğazına kadar 'eidesis'e gömülmüş hâlde buluyor. Hele de roman kahramanlarının kendisiyle konuştuklarını düşünmeye başlayınca bütün makul ve mantıklı insanların yapacaklarını yapıp çeviriyi bırakıyor. Ama çeviri onu bırakmıyor elbette.
Adsız çevirmenin dilemmaları ve takıntıları klasik dedektiflik romanlarına alışkın olan okuyucu için biraz anlamsız durabilir. Gerçi sadece bir şifrenin varlığını bilmek bile insanda ne olduğunu öğrenme ihtiyacı uyandırmıyor değil ama bu sefer söz konusu olan dünyayı kurtaracak, kötü adamları ortadan kaldıracak ve/veya benzeri bir bilgi değil, olsa olsa adı bilinmez bir Antik Yunan yazarının eserine sakladığı bir avuç politik düşünce ya da belki sevgilisine düzdüğü bir methiye, bunda kendini kaptıracak ne var diye düşünebilirsiniz. Yazar bu soruya belirli bir ölçüde açıklık getirebilmek adına yazma ve okuma edimlerini masaya yatırıyor. "Yazmak tuhaftır. İnsanın gerçekleştirebileceği en korkunç ve tuhaf faaliyet. Okumak İkincisidir." "(...) eğer eidetik metin, bütün okurlarda aynı gizli ideayı çağrıştırırsa eğer hepimiz aynı nihai şifreyi bulabilirsek..." (s. 153) bu ideaların genel anlamda varlıklarının ispatı olacak, kısaca Platon, modern çağla yaptığı maçı 1-0 kazanmış olacaktır: "Eğer idealar mevcutsa dünya mantıksaldır; Platon ve diğer Antik Yunanlıların çoğunun algıladığı gibi; ve bizim düşünce ve ideallerimize uygun, mantıksal bir dünya iyi, güzel ve adil bir dünya değil de nedir?" (s.154) Dünya iyi, güzel ve adil bir yer olmadığından romanın da bu sonla bitmeyeceğini tahmin etmişsinizdir herhalde.

Felsefi tartışmalara takılmayın
Romanın orijinaline sahip olan kişinin de gerçek dünyada kurtlar tarafından parçalanmış hâlde bulunmasıyla çevirmen için durum daha da karışık ve gizemli bir hâl alıyor. Fazla ipucu vermemek adına romanın olay akışıyla ilgili sözlerimi burada noktalamakta fayda var. Ancak okuyucuyu kitabı değerlendirirken zayıf bulabileceği bazı konularda uyarmak istiyorum. İçeriğin bir kısmını oluşturan ve belirli bölümlerde Platon'un da konuşturulduğu felsefi tartışmalar çok da sağlam gelmeyebilir, ne var ki bu romanın bir felsefe kitabı olmadığını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Altıncı bölümde Diagoras ve heykeltıraş Menekmos arasında geçen diyaloglarda belirtilen görüşler özellikle Euripides'in konu edildiği kısımlar, akademisyenlerin çok da ciddiye almadığı teorilere dayanılarak kurgulanmışlar. Diğer taraftan aynı Da Vinci Şifresi'nde olduğu gibi, bu teoriler 'var'lar ve Somoza da araştırmasını iyice detaylı bir biçimde yapmış görünüyor.


Antik Yunan kutsal mı?
Hemen her bölümde yeni bir gizemle karşılaşacağınız İdealar Mağarası, bütün yukarıda bahsedilenler dışında, Antik Yunan'ın yeraltı kültlerini ele alış biçimiyle de ilginç bir kitap -ki bence romanın en çarpıcı özelliği de bu. Neredeyse 'ideal evren', filozoflarla süslenmiş Antik Yunan düşüncesinin karşısına dönemle ilgili karanlık teorileri de yerleştirmesi kitabı saygı duruşu havasından çıkartıp kimi yerde neredeyse Rimbaudvari bir karanlığa büründürüyor. Antik Yunan'ın kutsallığına su sıçratıyor da diyebiliriz. Apollodorus, St. Augustin ve Ovidius'un (Metamorfoz) eserlerinde de bahsedilen, Platon'un Devlet kitabında dahi kendine yer bulmuş kurban törenlerinin anlatılışı ve kurgu içine yerleştirilişleri muazzam güzellikte.
Lykaion törenleri (ki Amerikalıların pek sevdiği ve son yedi-sekiz yıldır anlam kaydırmasına uğratarak kurtadam yerine kullandıkları, İstanbul'un on beş-on sekiz yaş grubu gençleri arasında da rağbet gören lykan kelimesi buradan gelmektedir), yamyamlık ve 'kendini kurban etme' edimi kesinlikle keskin olmayan (mide bulandırmayan) bir biçimde anlatılmış. Adını Arkadya kralı Lykaon'dan alan Lykaion Antik kenti'nde yapılan ilk kazılarda (1902) sunak ve çevresinde sadece hayvan kemikleri bulunmuş, insan kalıntılarına rastlanmamıştı. MÖ 5. yüzyılda en parlak dönemlerini yaşadığı varsayılan kentte 1996 yılına kadar başka kazı yapılmadı. 1996 yılında Dr. Romano konuyla ilgili araştırmalar yaptıysa da yine insan kalıntıları bulunmadı. Ancak Kral Lykaon'un Zeus'a insan eti yedirmeyi denediği efsane ile başlayan; çeşitli antik yunan ve pan-arkadian metinler aracılığıyla devam eden insan kurban edildiği varsayımı güncelliğini korudu. Somoza bu varsayımı bir dedektiflik macerasıyla birleştirerek ve öyküyü anlaşılır felsefi tartışmalarla süsleyerek hem bol kanlı hem gizemli hem de boş olmayan bir kitap ortaya çıkartmış. Birkaç yüzyılda ortadan kalkması mümkün olmayan kurban ve yamyamlık geleneğinin tarihçesini kurgulamış tüm bu ayinlerin 'düzen'e adanmış bir tür başyapıt kabul edilen Atina çevresinde yeraltına çekilmelerinden daha akla yatkın ne olabilir ki; ve üstelik tüm bunları çok rahat okunabilir biçimde bir araya getirmiş.



İDEALAR MAĞARASI
José Carlos Somoza, Çeviren: Nesrin Akyüz, İnkılâp Kitabevi, 2005, 362 sayfa, 15 YTL.




Platonun İdealar Kuramı

Platon’un İdealar Kuramı üzerine neler inşa edebildiğini görmeden önce, idea kelimesinin Platon için ne ifade ettiğini anlamalıyız. İdealar yalnızca nesnelerin düşünsel karşılıkları değildir. Nesnelerin olduğu kadar, nesnesel karşılığı bulunmayan, “adalet, eşitlik, güzellik” gibi soyut kavramların da, kendi ideaları vardır. Ve idealar evreninde, idealar, en üstlerinde Platon̵  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç