Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: oguz2004
Gönderilme Tarihi: Fri, 18-May-2007
Okunma: 6882 kez
Yazı Boyutu: 4.96 KB

Tarihi Süreç


TARİHİ SÜREÇ


Tarihçinin görevi , ne tarihi sevmek nede ondan kurtulmak değil, bugünün anlaşılması olmalıdır. İnsanlığın gelişim süreçlerinin anlaşılması , ondan alınacak dersler daha ileri bir dünya kültürü oluşturmada, en büyük yardımcı rolünde hareket edilmesiyle oluşacaktır. Bu tarihsel gelişim düz bir çizgi şeklinden çok ;
Zikzaklar , ilerlemeler , gerilemeler şeklinde ancak her zaman gelişerek ve daha iyiye giderek oluşan bir süreçtir. Ampirik denen bu gelişim sürecinde insanlığın oluşturduğu medeniyetler sonraki oluşan medeniyetlerin tetikleyicisi ve ilhamı olmuşlar, buda bir sonraki yapının daha gelişmiş olmasıyla sonuçlanmıştır. İnsanlığın ortak kültür mirasında , göçebe bozkır kültüründe yaşayanların gelgitleri sonucu değişik medeniyetlerin etkileşiminde önemli rolleri bulunan kavimlerin değeri yadsınamaz.Biliyoruz ki Asya içlerinde yaşayan , değişik nedenlerle Avrupa kıtasına hareket eden kavimler doğu ile batı medeniyetlerinin kaynaşması ile sonuçlanarak gelişme kültürüne büyük katkılar sağlamış ve tarihte bir çağ değişimine neden olmuştur. (MÖ.386)

Asya içlerinde kandaş kavimler biçiminde ve göçebe yaşayan oğuz boyları , kandaş kavimlerden büyük konfederasyonlar kurmuşlar , yerleşik düzendeki uygarlıklarla etkileşime geçerek , buradan elde ettikleri kültür gelişimlerini Ön Asya’ya taşıyarak , yeni medeniyetlerin Ön Asya ve Avrupa'da doğmalarında önemli roller oynamışlardır. Sümer medeniyetinin Mezopotamya’da gelişimi bunun en iyi örneklerindendir. Avrupa’da doğan Roma Medeniyeti de Sümerlerden aldıkları mirasla insanlık tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Avrupa’da oluşan reform ve rönesans hareketlerinin Roma Medeniyetini referans alması , dünya kültür gelişiminin birbirine ne boyutta bağlı bulunduğunu göstermesi açısından iyi bir örnek olmakla beraber, etkileşimin ve ilerlemenin dünya tarihini anlatması bakımından çok anlamlıdır.

Göçebe hayat tarzıyla birçok bölgedeki kültürlerle etkileşim içerisine giren ve kendi hayat tarzıyla bunu yoğurarak büyük bir medeni alt yapıya kavuşmuş olan Türk kültürü , gittiği yerlerde kaybolmak yerine kendini yaymış ve Selçuklu, Osmanlı gibi büyük medeniyetler kurabilmiş gözükmektedir. Böyle bir kültürel alt yapıya sahip bir milletin etkileşimler ile mozaik bir yapıya bürünerek yok olduğunu savunabilme alt yapısı için yaşam alanlarında Türkçe’nin ve Türkmen yaşam tarzının yok olması gerekli olmalıydı. Mozaik kelimesinin getirdiği bu yok oluşun görünürdeki kuramı , büyük Türk kültürü ile oluşmuş bulunan Türkiye devleti , milleti karşısında kendi düşünüşünün çöktüğü çok açık görülmektedir. Türk kültürel alt yapısı , bin yıllara dayalı ayaklarıyla insanlık tarihine katkılarına devam edecek bir güce sahiptir. Tarihi gerçekler bunu birçok misallerle göstermiş ve göstermektedir. Bugün değişik devletlerde yaşamakta olan topluluklar hala Türkiye’nin yapacaklarını takip etmekte , başka ırklarda olsalar bile Türk kültürel hinterlandında olduklarını göstermektedirler. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda ve Anadolu'ya sıkıştığında bir çok milletten insan Anadolu'ya geçerek Türk medeniyet kültürü içerisinde olduklarını göstermişlerdir. Türkiye’nin kültürel arka bahçelerinin tüm Avrasya'ya yayıldığı ve kültürel gücünü tüm dünyada hissettirebildiğini görmek için , entellektüel bir alt yapıya ihtiyaç duymaksızın gelişmeleri takip etmek yeterli olacaktır. Bu hinterlant , binlerce yıl almış büyük medeniyet çatışmalarının bileşmelerinden enerjisini alarak oluşmuştur. Bu bileşkelerin oluşmasında ki büyük patlamalar toplumlarda yorgunluklara , durağanlaşmalara neden olmaktadır. Özelikle Osmanlının son yüz yılında meydana çıkan yeni medeniyetle girdiği çatışmalarda çok büyük olaylardan yorgun bir halk geriye kalmıştır. Türkiye böyle bir tarihi süreç içerisinde kurulmuş , bin yılların yorgunluğunu üstünde bulunduran bir milletle dinlenmeye çekilmiştir. Tarihteki tekrar zıplayışını gerçekleştirmek için , enerji birikimi oluşturacağı tarihi süreci hep beraber gözlemlemekteyiz. Tabii ki tarihteki alt yapısını bildiğimiz Avrasya itici gücü olan büyük Türk kültürü olmaksızın Avrasya da yeni bir medeniyet gelişim süreci eksik kalacağı ve tarihi gelişimini gerçekleştiremeyeceği bir realitedir. Avrasya medeniyetinin ana güçlerinden birinin Türk kültürü olduğunun bilincinde olarak tarih sahnesini ve gelişmelerini takip etmek ve bunun için çalışmalarda bulunmak gereklidir. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyetini kurarken bunun tarihi bilinci içerisinde Türk Tarih Kurumu,Türk Dil kurumunu kurmuş ve devletin büyük Türk kültürü üzerinde yapılanması için nüveleri ekmiştir. Tarihi süreç ile toplumdaki kültür yoğunlaşmaları artarak devam edecek ve tarih sahnesinde tekrar Türk kültürünün büyük gücü tekamül edecektir. Bu büyük ülkü , tarihi bir sorumluluk ve insanlık için dünya kültür evinin şekillenmesinde , Avrasya'nın ayağa kalkmasında bir zorunluluktur.


OĞUZ AYDIN




Türk Edebiyat Tarihi

Türk Edebiyatı, Türklerin dâhil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir. 1. İslâmiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı, 2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı, 3. Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı. Bu tasnif Fuat Köprülü tarafından ortaya atılmış ve edebiyat araştırmacıları tarafından bugüne dek kullanılagelmiştir. Türk Edebiyatının Devirlere A  » Devamini Oku

Tarihi Nesne

İnsanlığı çok eski zamanlarından günümüze değil kalmış bizim için önemi olan eserleridir. Bunlar mimari yapı olabilecekleri gibi basit çanak çömlek olmanın yanı sıra sanat eserleride olabilirler. Tarihi Nesne Örnekleri : Van Kedisi, Anıt Kabir, Dolmabahçe Sarayı, Çin Kedisi Vb. gibi şeylerdir. Tarihi nesne insanlık tarihi içinde insanlar için önemli yer işgal eden nesnelerdir. Örnek verecek olu  » Devamini Oku

Edebiyat Tarihinin Kapsamı

Bir milletin meydana getirmiş olduğu edebi eserleri ve bu edebi eserlerin yazarlarını kronolojik olarak inceleyen eserlere edebiyat tarihi denir. Edebiyat Tarihinin Kapsamı NedirEdebiyat tarihi, milletlerin yüzyıllar boyunca oluşturduğu edebî eserlerini inceler, ait olduğu milletin duygu ve düşüncede aldığı yolu nesnel olarak değerlendirir. Bunu yaparken de bilimsel araştırma yöntemlerini kullanır  » Devamini Oku

Türk Edebiyat Tarihi Bölüm 2

Türk Edebiyat Tarihi (bölüm 2) Refik Halit Karay (1888-1965) Fecr-i Âtî’den sonra Millî edebiyat hareketine katılmıştır. Eserlerini de bağımsız bir şahsiyet olarak vermiştir. Edebî hayatı köşe yazarlığı ile başlamıştır. Sonra da sırayla hikâyeciliği ve romancılığı gelir. İlk yazılarında günlük hayatı ele almış, sosyal hayattaki çarpıklıkları, zekî ve nükteli bir üslûpla dile getir  » Devamini Oku

Tarihi Eser

Belli bir tarihsel önemi olan kültürü yansıtan eserlerdir.. Örneğin : Kız kulesi, topkapı sarayı, ayasofya cami vb.. Tarihi eserler geçmişten günümüze ulaşan, ait olduğu dönemin izlerini, kültürünü, yaşam tarzını yansıtan eserlerdir. Bir eserin tarihi eser olarak adlandırılabilmesi için ille de sanat kaygısı ile yapılmış olması gerekmez. Sanat eserlerinin sanatçısı belli olmakla birlikte çoğ  » Devamini Oku

Tarihi Çaglar

Tarihi Çaglar : Tarihi çaglara ayirmanin bilimsel bir yönü yoktur, ögrenmeyi ve arastirmayi kolaylastirmak içindir. Önemli toplumsal ve ekonomik olaylar çag baslangici kabul edilmistir. § Ilkçag : (Yazinin bulunmasi M.Ö. 3000 – Kavimler Göçü 375) § Ortaçag : (Kavimler Göçü 375 – Istanbul’un Fethi 1453) § Yeniçag : (Istanbul’un Fethi 1453 – Fransiz Ihtilali 1789)   » Devamini Oku

Tarihin Yöntemi

Bir sonuca ulaşmak için,bilim ve mantığa uygun araştısma yapmak bir tarihçinin vaz geçemeyeceği yöntemdir.Bir tarihçi bulduğu veri ve kaynakları titiz bir inceleme yaparak kesin yargıya varmadan yeni bilgi ve belgelerinde bulunabileceğini düşünerek çalışmasını yapar. Tarihi olayları araştıran bir tarihçi sırasıyla aşağıdaki yöntemleri uygular. 1. Kaynak Arama (Belge Bulma) Tarih hakkında bi  » Devamini Oku

Tarihi ve turistik değer nedir

Turistlerin seyahatleri sırasında görmek istedikleri varlıklara turistik değerler adı verilir. Ülkemizdeki turistik değerleri, tabii ve tarihi değerler olarak iki gruba ayırmak mümkündür. A. TABİİ DEĞERLER Tabiatta kendiliğinden oluşmuş güzelliklere tabii değerler denir.Tabii değerleri özelliklerine göre çeşitli şekillerde gruplandırabiliriz. B.TARİHİ DEĞERLER Tarihi değerler, insanlar tar  » Devamini Oku

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersinin Okutulmasının Amacı ve Faydaları

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ DERSİNİN TARİHÇESİ VE AMACI Günümüzde bütün üniversitelerde okutulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersleri, hem Cumhuriyet tarihi kadar bir geçmişe sahiptir, hem de Atatürk’ün bizlere armağan ettiği kültür ve eğitim mirasıdır. 1925 yılından itibaren Ankara Adliye Hukuk Mektebi’nde Mahmut Esat Bozkurt tarafından ve   » Devamini Oku

Türk Dilinin Tarihi Gelişimi

Türk Dilinin Tarihi Gelişimi Yeryüzünde sayıları 2800 civarında olan yaşayan ve ölü diller vardır.Bu diller kök yakınlığı bakımından gruplara ve dil ailelerine ayrılmaktadır.Dil ailelerinin başlıcaları; Hind-Avrupa,Hami-Sami,Ural-Altay,Çin-Tibet,Bantu dilleridir. Pek çok değişik görüşe rağmen Türk dili,dünya dilleri arasında Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna dahil bir dil olarak göst  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç