Yazıyı Gönderen: Deniz
Gönderilme Tarihi: Thu, 19-Jul-2007
Okunma: 4647 kez
Yazı Boyutu: 4.76 KB

Reklamlar

Sait Faik Abasıyanık/Ermeni Balıkçı ile Topal Martı

Ermeni Balıkçı ile Topal Martı
Topal martı ile balıkçının konuştukları bile görülmüştür. Önce martının laf attığına kalıbımı basarım, diyeceğim. İlkin balıkçının martıya laf atmasının mümkünü yoktur.
Raviyanı ahbar işbu muhavereyi şöyle naklederler:
Martı:
Balıkçı:
—Susacak mısın topal, sabah sabah?..
Martı:
Balıkçı:
—Patlamadın ya! Daha nişana varmadık.
Martı:
Balıkçı:
- Gözünü seveyim topal, sus... Sus da bir yan evvel (bir an evvel) varalım şu nişana. Martı:
Balıkçı:
—Zo bu kadar laf ettiğine bakılırsa pek aç olmalısın?
Martı:
Balıkçı:
—Dur öyleyse de bir istavrit keseyim barim.
Martı:
Balıkçı:
—Amma da kafa patlattın ha!
Martıya bir istavrit başıyla, etlerinden sıyrılmış, kuyruğu titreyen bir kılçık iskeleti fırlattı. Küreklere asıldı. Az sonra sis içinde büyümüş Hayırsız Adalar önümüzde idi. Martı susmuştu. Artık konuşmuyorlardı. Balıkçı o zaman bana döndü:
—Ne zaman balığa çıksam sandalı şıp deyi tanır; peşime
düşer. Bir de uğurlu kuştur; hiç sorma.
—Neden topal diyorsun Varbet?
—Topaldır da ondan.
—Ne olmuş bacağına?
Cevap vermedi. Sustuk. Rüzgâr bir kara kokusu getirdi burnuma. Bozulmaya başlayan bir karpuz kokusu etrafımızı sardı. Balıkçı bu kadarcık konuştuğuna canı sıkılmış gibi susuyordu. Balıkçı dediğin içinden konuşan adamdır, diyeceğim ama yanlış olur. Balıkçı kendi kendisine bile geveze değildir. Balıkçının gevezesine hiç rastlamadım. İnsan geveze ise balıkçı değildir. Balıkçı ise geveze değildir.
Etrafına bakışından şu muhavereyi yapmış gibi olduk:
"Kınalı'nın burnunu görüyor musun?"
"Görüyorum."
"Yukarda beyaz bir toprak vardır. Orayı da görüyor mu¬sun?"
"Hayır..."
Balık sükûndan hoşlanır. Kendisi gibi ağzı var dili yok insandan haz eder.
Benim yine başım dönüyor. Bir daha mı balığa çıkmak? Bu ne kocaman, sağır, derin ses, denizin sesi. İnsan bu küçük sandalın içinde ne ufak. Ah kara. Orada sesler, insanlar, gürültü var. Ağaçlar var. Rüzgârlar var. Ayağının altında kaskatı topraktan açıklara bakmak tatlı şey. Ama bu kocaman bir ağzın nefes alışına benzeyen sağır sesleri denizin ortasında, bir sandalın içinde, bir topal martı yan gözle sizi dikizlerken dinlemek insana bir korku, bir ürperme veriyor. Ah bir dönsek! Karaya bir ayağımı bassam kurbanlar keseceğim. Kurban mı? Kurban ne korkunç, ne barbar şey Allahım! Nasıl da hayvanları çoluk çocuğun, kadınların, kızların önünde boğazlarlar. Ne iptidai âdet!
—Sular çok fena! Sen de neredeyse bayılacaksın, dönelim
hadi!
—Aman dönelim..
Kumkapı'daki kahveye vardığımız zaman yüzüme bir sıcak kan dalgası hücum etti. Oh, dünya vardı! Balıkçı yüzüme keskin keskin baktı:
—Bir daha mı seninle balığa çıkmak, dedi, sen sinirli
adamsın zo.
Günlerce bana dargmmış gibi yaptı. Zaten o kiminle küs değildi. Galiba matemde idi de yakasına siyah bir şey takmıştı. Ahbapları:
—Varbet'in nesi öldü acaba? Sorulmaz ki herife... Barut!
diyorlardı.
Ben yine balığa çıkmaya, o garip haleti yeniden bulmaya can atıyordum. Hem korkmak, hem hülyaya dalmanın korkunç bir zevki vardı. Bu zevki bir daha tatmalıydım.
Misinaları cıgaradan kehribar kesilmiş tırnaklarıyla parlatırken gördüm.
—Agop Ağa, dedim, balığa mı?
Cevap vermedi. Kahveciye:
—Varbet'e bir kahve yap.
—Kahvemi içmişim, istemez.
—Balığa mı Varbet?
—He balığa... N'olacak?
—Beni de alsana!
Varbet'in de dünya yüzünde alacağı vereceği, ihtiyacı var¬dır. Bir çelebiden beş on para almak küçük düşmek sayılmaz ki...
—Ama, dedi, sandalın içinde ölsen geri dönmem bak.
—O gün biraz rahatsızdım.
—Yine rahatsız olacaksın; aldırma. Bu sinirle sen karada
da rahat edemezsin. Koy ki bir şey olmaz. Ama ölsen ne olur?
Ecel geldikten sonra ha karada, ha denizde.

—Nerede topal martı?
—Öldü.
—Nasıl?
—Nasıl olduğunu bilmem. Bir sabah nişana vardım ki tam
nişanın üstünde ölüsü yüzer.
—Sen göresin diye mi geldi nişanda öldü dersin.
Cevap vermedi. Birdenbire yakasındaki matem bezini topal martı için taktığı düşüncesi kafama doğuverdi.
—Yoksa bu siyahı martı için mi taktın Varbet?
Gözünü gözüme dikti.
—Maşallah, dedi, bugün kafan karadaki gibi işliyor. Korku yok, dedi.


* Herhangi bir dergide yayımlanmadan, yazar tarafından doğrudan kitaba alınan bu hikâye, Varlık Yayınlarından çıkan kitapta bu adla yayımlanmış, ancak "İçindekiler" listesine "Ermeni Balıkçı ve Topal Martı" olarak geçmiştir. (Yay. N.)



Bileşik

İki ya da daha fazla cins elementin belirli oranlarda birleşmesinden oluşan saf madde. Bileşik iki ya da daha fazla cinste atomun bir araya gelerek oluşturduğu saf modellere denir. Bileşiklerin en küçük yapı taşı moleküllerdir. Bileşiklerin Genel Özellikleri Bileşiklerin çoğu moleküler yapıdadır. Ama tuz gibileri atomik yapıdadır. Bileşikler belirli fomüllerle ifade edilirler. Bileşikl  » Devamini Oku

Mesnevilerin Özellikleri

Mesnevi türünün temeli Arap ve İran edebiyatlarına dayanır. Diğer pek çok edebi türde olduğu gibi mesnevide de Divan şairlerimiz başlangıçta Arap ve İran edebiyatına ait belli başlı mesnevileri tercümeyle işe başlamışlar; ardından da müstakil ve orijinal mesneviler yazmışlardır. Özellikle 17. yüzyıldan sonra artık şairlerimiz, yapılarını milli kimliğimizin oluşturduğu mesneviler yazmaya başlamışla  » Devamini Oku

Bileşik Kesir

Payı paydasından büyük veya payı paydasına eşit olan kesirlere bileşik kesir denir. Bileşik Kesirler

Dilekçe

Dilekçe, bir isteği bildirmek, bir şikayeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek amacıyla resmi veya özel kurumlara/kuruluşlara yazılan resmî yazıdır. Her türk vatandaşının resmî kurumlara dilekçe verme hakkı vardır ve bu hak anayasanın teminatı altındadır. Dilekçe Yazarken Nelere Dikkat EtmeliyizDilekçe yazarken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir: 1. Dilekçe çizgisiz beyaz kağıda  » Devamini Oku

Pusula ile Yönümüzü Nasıl Buluruz

Özet: Yönler en kolay ve doğru olarak pusula ile bulunur. Pusula cep saatine benzer. Ortasında hareket edebilen bir ibresi vardır. Pusulayı düz bir yere koyduğumuzda ibrenin renkli ucu daima kuzeyi gösterir. Yüzümüzü kuzey yönüne döndüğümüzde; * Arkamız güney, * Sağımız doğu, * Solumuz batı olur. Pusula Nasıl Kullanılır? (Detay) Şimdi bir pusulayı nasıl kullanırız onu öğrenelim. Fakat bu k  » Devamini Oku

Sanayi Devriminin Osmanlı Üzerindeki Etkileri

Özet : Sanayi İnkılabı sonucunda Osmanlı İmparatorluğu'nda küçük atölyeler oratdan kalkmış işsizlik artmış, dış ticarette denge bozulmuştur. Osmanlı Devleti, XIX yüzyılının ortalarından itibaren Avrupa mallarının istilasına uğramıştır. Osmanlı Devleti, dışarıya hammadde satan ve dışarıdan mamül alan bir ülke haline gelmiştir. Sanayi Inkılabı'nın sonunda sanayileşmesini tamamlayan Avrupalı devletle  » Devamini Oku

İyonik Bileşikler

İyonik bileşikler anyonlarla katyonlar arasında meydana gelir. Genelde metal atomu son yörünge elektronlarını vererek katyon, bunu alan ametal atomu da anyon oluşturur. Bu iyonlar bir kristal yapı oluşturmak üzere elektriksel çekim kuvveti ile birbirlerini çekerler. Bu etkileşimden iyonik bileşikler oluşur. İyonik Bileşiklerin Özellikleri‡ İyonik bileşikler kristal yapıda bulunurlar.‡ İyonik   » Devamini Oku

Ses Kirliliğinin İnsan Sağlığına Etkileri

Sanayileşme ve modern teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan çevre sorunlarından biri de ses kirliliğidir. Gürültü de denilen ses kirliliği, istenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen sesler ya da insanı rahatsız eden düzensiz ve yüksek seslerdir. Ses kirliliğini yaratan önemli etmenler; Sanayileşme Plansız kentleşme Hızlı nüfus artışı Ekonomik yetersizlikler İnsanlara, gürültü  » Devamini Oku

Bileşik kesirleri sayı doğrultusunda gösterme

Bileşik kesirleri sayı doğrusunda gösterirken kesir içinde kaç tane bütün var ise bütünleri paydadaki sayı kadar böleriz ve üstteki (pay) sayı kadar sayarak o noktayı gösteririz. Örneğin: 8/5 kesrini sayı doğrusunda gösteriniz. Cevap :

İkileme

Anlamı güçlendirmek için aynı sözcüğün, anlamları birbi­rine yakın, karşıt olan ya da sesleri birbirini çağrıştıran sözcüklerin tekrarlanmasıdır. İkilemeler söz tekrarlarıdır. "bir bir, ara sıra, az buz, zar zor, ağrı sızı, boş boş, bet beniz, buram buram, eş dost, iyi kötü, ağır aksak, eciş bücüş, yarım yamalak, apar topar, yırtık pırtık, ufak tefek, az çok, şöyle böyle, çıtır çıtır..." Kon  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


  Puanı : 5.6 / 10 | Oy : 12 kişi | Toplam : 67

Bu yazıya puan ver..
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar
Sorun Yanıtlayalım İletişim