Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: BESTE
Gönderilme Tarihi: Tue, 30-Dec-2014
Okunma: 2883 kez
Yazı Boyutu: 6.73 KB

Tortu Olarak Beden









Tortu Olarak Beden





Theodore Gericault’un insan vücudunun parçalarını çizdiği ve ölümünden önce çok az insanın gördüğü resimler bedenin tarihinin sonuna getirir bizi. Gericault çizdiği ceset parçalarını Paris’teki hastanelerden ve özellikle Bicetre’den alıyordu; Bicetre’nin bodrum katında, ölüm cezasına çarptırılan erkek ve kadınların idamlarından hemen önce gönderildikleri hücreler vardı. İdam edildikten sonrada yine Bicetre’ye, bu defada teşrih için gönderiliyordu bu insanların cesetleri. Gericault, tıpkı yüzyılımızda Bacon ve Soutine’in yaptıkları gibi, çürümekten dolayı görsel ve kokusal olarak dayanılmaz hale gelinceye kadar atölyesinde tutuyordu vücut kalıntılarını.



Théodore Géricault (1791-1824) Heads of Torture Victims (1818) 60x61 cm.


Bu resimler görsel bakımdan ilginç oldukları kadar paradoksaldır da. Bir defa, ilk görüşteki şoku atlattıktan sonra özel bir tarzın, hatlardan ziyade renk, ton ve dokuları ön plana çıkartan bir tarzın ürünü olduklarını fark ediyoruz. Resimdeki ceset parçaları – birinde iki baş, öbürlerinde ise iki bacak ve bir kol – asıl konuya rağmen estetik kompozisyonlar şeklinde yerleştirilmişler açıkça. Resimler çabuk yapılmış çalışmalar değil, bir proje sürecinde yapılmış. Karanlık ve belirsiz bir arka plan üzerine çizilen deri yüzeyleri üzerindeki ışık oyunu, ceset parçalarına canlı bir model havası veriyor. Bu özellikle de kollar ve bacaklar için geçerli; çünkü erkek başındaki ölüm görüntüsünü yadsımak çok zor. Esrarengiz biçimde kesilmiş ceset parçaları, sanki hem idama hem de teşrihe sessizce meydan okuyormuşlar gibi, özellikle bir ilişki içinde gösteriliyorlar; sanki iki insan arasındaki bir ilişki gibi. Bu imgeler, genellikle o günlerde sürüp giden idam cezası tartışmalarıyla ve özelde de giyotinin güya insaniliği yada, tersine tüyle ürpertici vahşiliğiyle ilgili olabilir. Nitekim iki başın ,ilişkisi sanki yataklarında yatan, üstlerini çarşafla örtmüş karı kocanın ilişkisi gibi ( erkek başı ,için kullanılan model bir giyotin kurbanının başı, kadınınki ise, her ne kadar Gericault kadının başında sanki kesilmiş gibi çizmiş olsa da, gerçekten yaşayan bir kadının başıydı.) Kadının yüzü sanki adama dönük bir vaziyette uyuyor gibidir. Ne var ki, onları aşk değil, ölüm bir araya getirmiş; adamın açık ağzı ve boş boş bakışlarından ziyade boynundaki küçük kanlı şerit ile ürkütücü şekilde lekelenmiş olan çarşafın dehşet verici hale getirdiği ölüm. Başların kumaşlar üzerindeki hafif kalkık duruşuyla ressamın kesik boyunları çizerken gösterdiği özen resmin gerçek üstü etkisini güçlendiriyor.



Théodore Géricault (1791-1824) Libs (1818-1819) 52x64 cm.


Kesik boyunlar ve kan lekeleri dehşetin estetiğine – bizde bakma, hatta haz duyarak bakma isteği yaratan şeye – işaret ediyor. Tutkunun, aşıkların ve kırmızı gülün kanı, saflığın rengi ve kusursuz ve karşılıksız sevginin işareti olan beyazın üzerine damlatılıyor burada. Gericault’un bunu özellikle yaptığını şuradan anlıyoruz: Çizdiği kan doğrudan gözlemlediği bir kan değil, başı vurulan birinin kanıdır. Kendisine verilen baş artık akacak kanı olmayan bir baştır ve o bunu retorik amaçla canlandırmıştır. Bir diğer ifadeyle, Gericault, ilk anda düşünebileceğimiz gibi burada bize emformasyon olarak beden yada deyim yerindeyse ölüm verisi olarak beden sunmuyor. Gericault kesinlikle bir anatomici değil. Görsel emformasyonun kaynağı düşünüldüğünde beklide şunu diyebiliriz ironik olarak: Gericault, cellatla anatomicilerin işlerini bitirip çöpe attıkları ürkütücü kalıntıları yeniden insan haline getiriyor. Fakat tabi parçalanmış bedenleri yeniden bütünleştirmeye kalkışmıyor ve zaten böyle mantıksız bir işle hiçbir yere varılamaz. O, ceset parçalarını ayrıştırıyor ve tamda bu yolla ceset parçalarını bir kez daha insan kılıyor.


Kol-bacakların ortak ilişkisindeki içkin paradoksal şehvetle her ikisi de insaniliğe işaret eden kesik kol-bacak resimlerinin yarattığı etki budur. buradaki ceset parçalarının tek kişiye mi yoksa iki kişiye mi (erkek ve kadın) ait olduğu pek önemli değil. Aralarındaki bu ilişkiyi mantıksal olarak açıklayacak tek anlatı, hayatı en zevkli, öz-doğrulayıcı ve açıkça toplumsal angajmanıyla yaşayan ve bunu cinsel birlikteliklerinin üzerinden yaşayan aşıkların hikayesidir. Gericault, bu sözde anlatıyı sağlama almak için, her iki kesik kol bacak resmine de yine kanlı bir kumaş parçası dahil ediyor; kolu, “çıplak omzundan sıyrılarak şehvet uyandıran bir kadının fanila parçası” yla süslüyor. Teşrihten çıkan hiçbir ceset parçasının Gericault’un atölyesine sapasağlam kumaş parçalarıyla gelmeyeceğini herkes bilir; dolayısıyla kumaş parçaları buraya bir şeyler anlatmak için konulmuştur. Sanatçı dikkatini dolayısıyla da bizim dikkatimizi, etrafını sardığı bacağı neredeyse okşayacakmış gibi kıvrılmış kol ile el üzerinde yoğunlaştırıyor özellikle. Elin hareketi bilhassa zarif; sanki okşuyormuş gibi. Bedenler, yere yığılan aşıkların bedenleri gibi birbirine sarılı. Dolayısıyla suçlunun teşrih edilen bedenlerinin sergilediği şey suçu değil. Kendisini cezalandıran toplumun ona yakıştıramadığı onurun izleridir.



Théodore Géricault (1791-1824) Anatomicalfragments (1818) 37,58x46 cm.


Böylelikle Gericault, muhteşem bir incelikle, sadece ölümdeki hayatı değil, aynı zamanda öldürme siyasetini, yani en ham haliyle “toplumsal” iktidarın aslında korumayı üstlendiği şeyi yıkarken güttüğü siyaseti işliyor. Gericault insan bedeninin kokmak üzere olan tortularını, toplumun çöpe attığı bedenleri, özellikle yoksulların ve mazlumların bedenlerinin tortularını atölyesine getiriyor ve idam fermanıyla asıl yok edilmeye çalışılan şeyi görselleştiriyor: Paramparça olmuş kalıntılardan hayatın ve insanlığın resmini yapıyor. Gerçekten de, her ne kadar erkek başında bunu görmesek de, akan kanın beslediği renk ve dokunun hala capcanlı karşımızda durduğu kol-bacak resimleri tamda bunu yapıyor. Ceset parçalarına kan vererek, onları hayat ile ölüm arasında bir yere koyarak seyircideki ceset ve iç organ nefretini askıya alıyor. Bu şekilde toplumsal çelişkiler ve temsil edilmesi imkansız olanı temsil etmek üzerine inşa edilen bir protest retoriği görselleştiriyor: Öfkenin estetiği; bir şeyler söyleyen güzellik.




Richard Leppert

Art and the Committed Eye The Cultural Functions of Imagery /

Sanatta Anlamın Görüntüsü – İmgelerin Toplumsal İşlevi

Ayrıntı Yayınları


Çeviren: İsmail Türkmen


Kaynak:karsi.com



İnsan sağlığında spor ve beden eğitiminin önemi nedir

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR KAVRAMLARI 1-Beden Eğitimi Nedir ? Beden Eğitimi, bireyin fiziksel aktiviteler aracılığıyla, psikomotor, bilişsel ve toplumsal alanda gelişimine katkıda bulunan bir süreçtir. İnsanın, toplum kurallarına uygun olarak yaşaması, birbiriyle olan ilişkilerinin iyi örneğini verebilmesi, yardımsever, insan haklarına saygılı, dürüst davranması, zeki, ruhsal ve fiziksel yapı itib  » Devamini Oku

Birey Olarak Aile ve Topluma Karşı Sorumluluklarımız

İyi birer vatandaş olarak toplum içinde, toplumun diğer üyeleriyle bir arada ve uyumlu yaşamamız gerekmektedir. Sosyal ilişkilerinde adil davranabilmek, ahlak kurallarına uygun davranışlar gösterebilmek ve dürüst olabilmeliyiz. Sevgi, saygı ve anlayış duyguları ile diğer kişilerle dayanışma içinde bulunmalı, eleştirilere açık olmalı, başkalarının iyi davranışları ve başarılarını takdir etmeliyiz.   » Devamini Oku

Beden Eğitimi

Beden Eğitimi Nedir ? Beden Eğitimi, bireyin fiziksel aktiviteler aracılığıyla, psikomotor, bilişsel ve toplumsal alanda gelişimine katkıda bulunan bir süreçtir. İnsanın, toplum kurallarına uygun olarak yaşaması, birbiriyle olan ilişkilerinin iyi örneğini verebilmesi, yardımsever, insan haklarına saygılı, dürüst davranması, zeki, ruhsal ve fiziksel yapı itibariyle sağlıklı olmasıyla bağlantılıd  » Devamini Oku

Beden eğitiminin sosyal açıdan faydaları

Beden eğitimi ve sporun temel amacı, insanın beden ve ruh sağlığını geliştirmek, iradesini güçlü kılmaktır. Beden eğitimi ve spor iradeyi güçlendirerek, insanın kendi kendine güveninin gelişmesi ve kişiliğinin olgunlaşmasını sağlar. Kişinin gizli yeteneklerini ve yapıcı yönünü harekete geçirerek fiziksel gelişmenin yanı sıra ruhsal ve sosyal gelişmeyi olası kılar. Püberte (yeni gelişme) dönemin  » Devamini Oku

Atatürk sanatı niçin fen ile eş değer olarak görmektedir

Atatürk, sanatı niçin fenne eş değer olarak görmektedir? "Bir millet ki resim yapmaz. Bir millet ki heykel yapmaz. Bir millet ki fennin icap ettirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin tarihi terakkide yeri yoktur." Atatürk yukarıdaki özdeyişi ile sanat ile fen bilimlerini eş değer olarak gördüğünü açıkca belirtmiştir. Atatürk sanata en az bilim kadar önem vermiştir çünkü; Bilim  » Devamini Oku

Beden Yapısına Göre Kişilik

Beden yapısının mizaç, karakter ve kişilikle ilişkisi üzerinde Hippocrates’le başlayan görüşler, yeni çağlarda bilimsel nitelik kazanmaya başlamıştır. Kısalık, uzunluk, zayıflık, şişmanlık, güzellik, çirkinlik gibi nitelikler, saç, göz, ten rengi gibi özellikler, yürüyüş, oturuş, mimik, jest gibi hareketler, insanın beden yapısına bağlıdır. Bunların hepsi, başkalarının insana karşı gösterdiğ  » Devamini Oku

Toplumsal Öğe Olarak Birey

Toplumsal Öğe Olarak Birey Bireyin gücü toplumu meydana getiren temel unsur olmasından kaynaklanmaktadır. Toplumu yönetenler tek tek bireyleri yönettiklerini idrak ettikleri zaman toplumsal bilinç oluşmuş demektir. O zaman “Toplumun Menfaati” denilen şeyin de hakikatte bireyin menfaati olduğu anlaşılacaktır. Bireyin diğer bireylerle işbirliği içine girmesi, yukarda da kısmen bahsettiğ  » Devamini Oku

Doğal Sayıları Bayağı Kesir Olarak Yazma

Doğal sayıları bayağı kesir olarak nasıl yazılır anlatalım.

Atatürk sanatı ve fenni neyin temeli olarak görmektedir

Cevap : Atatürk sanat ve fenni ilerlemenin, gelişimin, medeniyetin temeli olarak görmektedir. Atatürk, sanatı niçin fenne eş değer olarak görmektedir? "Bir millet ki resim yapmaz. Bir millet ki heykel yapmaz. Bir millet ki fennin icap ettirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin tarihi terakkide yeri yoktur." Atatürk yukarıdaki özdeyişi ile sanat ile fen bilimlerini eş değer olarak  » Devamini Oku

Bedenselleştirme (Somatizasyon)

Bedenselleştirme (somatizasyon): Birey sıkıntısını , gerilimini vücutsal belirtilerle dile getirir. Ruhsal belirtiler yerine, vücudun farklı yerlerinde farklı yakınmalar gözlenir.

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
ela
Tarih: 15:01:38 08.27.2007  Güncelleme: 15:01:38 08.27.2007
Nevrotik Üye
Tarih: 03.03.2006
Nereden:
Gönderiler: 271

mazeppa

romantizm akımından etkilenmiş ressamların başında yer alan bu ilgi çekici ressamın en bilinen eseri orijinal adı the raft of the medusa olan medusa nın salı-dır. gericaultun yaşamını konu alan uzun metrajlı filmin yönetmenliğini yapan bartabasın zingaro adlı bir tiyatro topluluğu da var. tıpkı ressam gericault gibi atları yaşamında özel bir yere koyan bartabas: "İnsan ve atın birliği; tüm keşiflerin kökeni değil mi?" der. bartabasın ressamın yaşamını anlattığı 1993 yılı yapımı “mazeppa” kesinlikle izlemeye değer bir yapım.
Cevapla

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç