Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: dalimerie
Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007
Okunma: 54167 kez
Yazı Boyutu: 6.48 KB

VaroluşçulukEdebi Akımlar (Part: 4)



İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Fransız yazarı J. P. Sartre’ in (1905-1980) kurucusu ve kuramcısı olduğu edebiyat ve felsefe akımı. Bu akıma göre, varoluş temel bir sorundur ve katışıksız bir olgudur. Varoluş olgusu, varoluşun özüne yönelik belirlenimlerden önce yer alır. İnsanın hiçbir ussal nedenlilikle temellendirilmeyen dünya ile çatışması, düşünen ben’in dokunulmaz bir özgürlüğe sahip olmasını gerektirir. İnsanın tek ve önemli değeri de bu düşünen ben’in özgürlüğüdür. Böyle olunca var­oluşçu bir yaklaşımla üretilen edebiyat ürünleri de farklı özellikler içerir. Gerçekte Varoluşçular da insanın dünya içindeki yeri, öbür insanlarla ilişkileri üzerinde dururlar. Onlara göre, insanın varoluşu, varolma, özden önce gelir. Bu şu demektir: İnsan önce dünyaya gelir, sonra da kendi özünü yaratır. Dünyada kendisine yol gösterecek, kendisine yardım edecek tek varlık yine kendisidir. Bunun için de özgürdür, daha doğrusu, özgür olmaya yargılıdır. Özünü şu ya da bu yönde yaratabilmek için sürekli bir seçme sorunuyla karşı karşıyadır. Seçme durumunda kalışı, insanda bu­nalım yaratır. Edimlerinden doğacak sorumluluğu kendisinin dışında baş­ka bir varlığa yükleyememesinden doğar bu bunalım.

Varoluşçu yazarların yapıtlarında karakterler yoktur. Durumlar var­dır bunların yerine. Durumlarla karşı karşıya gelen insanlar, davranışlarını saptamada ve seçmede özgürdürler. Karşılaştıkları durumlara göre yapacakları eylemler, gösterecekleri davranışlar onların özlerini oluşturur. Bu kişilerin neler yapacağı, olaylar ve durumlar karşısında nasıl davrana­cakları önceden kestirilemez. Çünkü, belirlenmiş bir karakterleri yoktur.

Varoluşçu yaklaşım, insanın karanlık evrenini tanıma, insanın insanla ilişkilerini yansıtması yönünden ilginç nitelikler taşır. Yapıtlarını bu yak­laşımla oluşturan yazarların başında Fransız düşünürü ve romancısı Jean Paul Sartre gelir. Öykü, roman, oyun türlerinde yapıtlar vermiştir.Duvar adlı öyküsü Varoluşçuluğun edebiyata uygulanmasının güzel bir örneğidir. Öykünün konusu İspanya iç savaşıyla ilgilidir. Cumhuriyetçilerden Ramon Gris’yi evinde bir süre gizlediği için, öykünün kahramanlarından Pablo Ibbieta tutuklanır ve ölüm cezasına çarptırılır. Kendisine Ramon Gris’nin nerede olduğunu bildirirse bağışlanacağını söylerler. Böylece Pablo, ölüm­le kalım arasında bırakılmıştır. İki seçenekten birini yeğleyerek, kendi özü­nü yaratacaktır.

Duvar öyküsünde gördüğümüz insanın seçmeye yargılı oluşu düşün­cesini Sartre’ın 3 ciltlik yapıtı Özgürlük Yolları’nda da görmekteyiz. İkinci Dünya Savaşı Fransa’sının karmaşık ortamı içinde romanın kahramanı değişik seçme olanaklarıyla karşı karşıya getirilir. Bu olanakları sıkı bir tartıdan geçirir yapıtın kahramanı. Ayrıca onun, romanın öbür kişileriyle olan ilişkileri de varoluşçu bir açıdan yansıtılır romanda. Kahramanın savunduğu iç özgürlük de yoktur. Çünkü başkalarıyla var olmaya yargılıdır insan. Sartre’m bu yaklaşımını ilk romanlarından Bunaltı’da ve oyun­ları olan Sinekler, Saygılı Yosma, Kirli Eller, Gizli Oturum’da görebiliriz.

Varoluşçuluğu edebiyata değişik bir açıdan uygulayan bir başka Fran­sız yazarı da Albert Camus’dür (1913-1960). Sartre, nasıl insanın seçme özgürlüğünden doğan bunaltı üzerine oturtmuşsa yapıtlarını, Camus de «saçma» kavramı üzerinde durmuştur. Ona göre, akıl ve mantıkla dona­tılmış insan, gerçekte usdışı, anlamsız, saçma sapan bir evrende yaşa­maktadır. Bu bakımdan eninde sonunda ölecek olan, yine de mutluluğa gerekseme duyan insanın yaşamı da saçmadır. Çünkü insana da, yaşama da anlam kazandıracak, insana umut verecek herhangi bir belirti yoktur evrende. Öyleyse insanoğlu, bu anlamsız, saçma evrende aklını ve mantı­ğını kullanarak hareket etmeli; her türlü saçma ve haksızlığa başkaldıra­rak yaşamayı seçmeli; karşılık düşünmeden yaşamayı sevmelidir. Bunun gibi saçmaya karşı, haksızlığa karşı elbirliğiyle savaşarak adalet, dostluk, düşünceye saygı, eşitlik, hoşgörü gibi değerler de ortaya konmalıdır. Bu düşüncelerini Camus, roman türünde yazdığı Yabancı, Veba, Düşüş, Sıkı­yönetim; tiyatro türünde yazdığı Yanlışlık, Caligula; deneme türünde de Sisyphe Efsanesi, Başkaldıran İnsan, Bir Alman Dosta Mektuplar... adlı yapıtlarında işlemiştir. Camus’nün kahramanları bu yapıtlarında çevrele­riyle bir çatışma içinde çıkarlar karşımıza. Yeryüzünde iğreti bir durum­ları vardır. Örneğin, Yabancı’da kendini yığınlar içinde sürgün duyan bir insanın acıklı serüveni dile getirilmiştir. Bu yabancı kişi, çevresindekilerIe sağlıklı bir ilişki kuramaz, insanların hiçbir şeyini paylaşmadığı gibi, onların yasalarına da, törelerine de uyamaz. Uyumsuzdur tek sözcükle. Veba romanında da Camus, bir simgeleştirmeye giderek kitle halindeki ölümleri, kıyımları ve öldürmeleri yansıtmak istemiştir. Doğanın ve yaz­gılarının haksızlığına, saçmalığına karşı insanların direnişleri gösterilmiş­tir Veba’da. Onların saygı ve acıma bağıyla birbirlerine destek oluşlarına; mutluluğu tek tek değil, toplumsal mutlulukta bulabileceklerine değinil­miştir.

Sartre ve Camus’den başka edebiyatta varoluşçu düşünceye bağlı ka­larak insanın varlığını, toplum içindeki konumunu didikleyen iki yazar daha vardır. Simone de Beauvoir (1908-1986) bunlardan biridir. Tiyatro türünde Pyrrhus ve Cineas; Gereksiz Ağızlar; deneme ve roman türünde de Varoluşçuluk ve Ulusların Bilgeliği, İkinci Cins, Düzenli Bir Genç Kızın Anıları, Başkalarının Kanı adlı yapıtları vardır. Beauvoir, özellikle çağ­daş dünyada ve günümüzde kadının cinsel sorunlarını, toplumsal sıkıntı­
larını ele almış, işlemiştir. İkinci yazar da Andre Malraux’dur (1901-1976).İnsanlık Durumu, Büyük Yol, Umut, Melekle Savaş adlı yapıtlarında in­sanın yeryüzündeki serüvenini didiklemiştir. Ona göre insan yalnızdır yer­ yüzünde. Acımasız, sert, kaba bir evrende kendi yazgısıyla başbaşa kalma­nın dramını yaşamaktadır insanoğlu. Nietzsche’ci bir yaklaşımla Tanrı’nm öldüğünü, dinlerin dönemlerini tamamladığını savunur. İnsanı içinde bu­lunduğu yalnızlık ortamından kurtaracak tek güç vardır onun için, kültürve sanat.

Varoluşçu düşünceyi edebiyata uygulayan, insanın yeryüzündeki konumunu algılamaya çalışan bu yazarlardan önce Çek romancısı Franz Kafka (1883-1924) olmuştur. Yaşadığımız dünyada insanoğlunun içinde bulun­duğu saçma ortamı çizmiştir. Onun kişileri, insanı bunaltan karanlık bir evrende yaşarlar. Anlatımına varamadıkları bu karanlık evrenin ortasında bocalar dururlar, içinde bulundukları ortamın yasalarıyla uzlaşmak ister, uzlaşamaz.



Sayfalar: « 1 2 3 (4) 5 6 7 ... 12 »

Edebi Eser

Edebi Eser : Duygu, düşünce ve hayallerimizi sözle veya yazıyla etkili bir biçimde dile getiren esere edebi eser denir. Edebi Eser Nedir? Tanımı ve Özellikleri Yaşanan, görülen, duyulan, bir olayın ya da bir duygu veya düşüncenin estetik ölçüler içinde anlatıldığı eserlere, edebi eser denir. Edebi Eserlerin Özellikleri a-) Edebi eserin dili, dilin günlük kullanımından farklı olarak, okuy  » Devamini Oku

Edebi Sanatlar

1 - İNTAK (KONUŞTURMA) SANATI - Cansız varlıkları ve insan dışındaki canlıları insan konuşturmaya intak denir. - Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı. - Minik kuş:’’Anne beni rüyalar ülkesine götür.’’diye yalvarıyordu. - Not: İntak sanatının olduğu her yerde doğal olarak teşhis sanatı vardır. 2 - TEZAT SANATI - Aralarındaki bi  » Devamini Oku

Dil - Kültür - Edebiyat İlişkisi

Dil, edebiyatın temel taşı olduğu gibi kültürün de taşıyıcısıdır.Bir milletin yarattığı edebiyat, o milletin kültür birikiminin bir yansımasıdır. Dil olmadan ne kültür ne de edebiyat olur. Bu üç öğe birbirini tamamlar. Kültür, bir toplumun tarihi gelişme süreci içinde meydana getirdigi maddi ve manevi degerlerin bütününü ifade eder.Bir dil sanatı olan edebiyat da kültürün içinde yer alır.   » Devamini Oku

Türk Edebiyat Tarihi

Türk Edebiyatı, Türklerin dâhil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir. 1. İslâmiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı, 2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı, 3. Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı. Bu tasnif Fuat Köprülü tarafından ortaya atılmış ve edebiyat araştırmacıları tarafından bugüne dek kullanılagelmiştir. Türk Edebiyatının Devirlere A  » Devamini Oku

Tanzimat Dönemi Edebiyatı

Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1869) Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, "Tanzimat edebiyatı" adı altında toplanır. "Batılılaşma" olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler. Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti. Tanzimat   » Devamini Oku

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” gelen  » Devamini Oku

Fecr-i Ati Şiiri ve Milli Edebiyat Şiirinin Benzerlikleri Farklılıkları

Benzerlikler: Milli edebiyat dönemi şairlerinin zaman zaman fecr i ati gibi modern şiirden faydalanmaları. Farklılıklar: SES VE AHENK Fecr-i Ati : Aruz ölçüsü ve sanatsal söyleyiş. Milli Edebiyat : Hece ölçüsü ve halk söyleyişi. TEMA Fecr-i Ati : Bireysel konular. Milli Edebiyat : Toplumsal ve milliyetçi konular. YAPI ÖZELLİKLERİ Fecr-i Ati : Temaya göre oluşturulan bir yapı.   » Devamini Oku

Tanzimat Döneminde Ortaya Çıkan Edebi Eserler

Soru : Tanzimatın ilanından sonra edebiyatımızda hangi edebi türlerin görülmeye başladığını söyleyiniz?Cevap : Gazete ile birlikte makale, fıkra gibi türlerle roman, hikaye ve tiyatro gibi türler de Tanzimatla birlikte ortaya çıkan edebi türlerdir. Bu türlerde hangi eserler verildiğini öğrenmek için yazımızın devamını okuyabilirsiniz.Tanzimat döneminde ortaya çıkan edebi türler İlk tiyatro dene  » Devamini Oku

Edebiyat Tarihinin Kapsamı

Bir milletin meydana getirmiş olduğu edebi eserleri ve bu edebi eserlerin yazarlarını kronolojik olarak inceleyen eserlere edebiyat tarihi denir. Edebiyat Tarihinin Kapsamı NedirEdebiyat tarihi, milletlerin yüzyıllar boyunca oluşturduğu edebî eserlerini inceler, ait olduğu milletin duygu ve düşüncede aldığı yolu nesnel olarak değerlendirir. Bunu yaparken de bilimsel araştırma yöntemlerini kullanır  » Devamini Oku

Türk Edebiyat Tarihi Bölüm 2

Türk Edebiyat Tarihi (bölüm 2) Refik Halit Karay (1888-1965) Fecr-i Âtî’den sonra Millî edebiyat hareketine katılmıştır. Eserlerini de bağımsız bir şahsiyet olarak vermiştir. Edebî hayatı köşe yazarlığı ile başlamıştır. Sonra da sırayla hikâyeciliği ve romancılığı gelir. İlk yazılarında günlük hayatı ele almış, sosyal hayattaki çarpıklıkları, zekî ve nükteli bir üslûpla dile getir  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç