Yazıyı Gönderen: artemi
Gönderilme Tarihi: Sun, 28-Oct-2007
Okunma: 2078 kez
Yazı Boyutu: 4.36 KB

Reklamlar

Türkçe Derleme-Tarama Çalışmaları

Derleme-Tarama Çalışmaları

Türk Dil Kurumu'nun derleme ve tarama çalışmaları bundan sonra başladı. Devlet, Halk Partisi ve halkevleri bu çabayı oldukça enerjik bir şekilde destekledi. Gazeteler her gün değişmesi istenen yabancı kökenli kelimeler listesini yayımlıyor, bunlara halkın karşılıklar bulması isteniyordu. O sıralar Hakimiyetimilliye'de yayımlanan bir yazıda, halk arasında yayılmış kelimelerin kaynağına bakılmaksızın Türkçe sayılacağı söyleniyor.

Bu dönemin dil çalışmalarında şöyle bir özellik var: bir yandan Türkçe'nin "öz"ü bulunmaya çalışılıyor, bunun için eski kaynaklar taranıyor; bir yandan da, Türkçe'yi Batı dillerine benzetme kaygısı ağır basıyor. Örneğin "okul" gibi bir yeni kelime ne kadar Türkçe "okumak" kökünden türetilse de, kelimenin Fransızca "école"e benzetilmek istendiği çok açık. Denk düşen durumlarda, "isteri/hysteria" gibi karşılıklar bulunuyor. Bu arada, Besim Atalay da Türkçe'de önek olduğunu ispatlamaya çalışıyor ve bunun için "aşmak, şaşmak, taşmak" gibi örnekler getiriyor. Bunun bilimsel bir yanının bulunmadığını tartışmak bile gereksiz, ama böyle bir başlangıçtan sonra Kurum genel sekreteri Ibrahim Necmi "anti" yerine "yantı" gibi örnekler önermeye başlar. "Yantı", anlaşıldığı kadarıyla, "yad" kelimesinden bozularak yapılmıştır. Bozma gerekçesi de yeterince saydam: Batı dillerindeki "anti"ye ses olarak benzetme isteği. Böylece, "antimilitaire" gibi bir kavram "yantısüel" olacakmış.[19]

Tarama ve derleme çalışmaları bir takım sonuçlar vermeye başlar. Bu yollardan çeşitli kelimeler bulunmuştur. Ama bunların büyük çoğunluğu yadırgatıcı niteliktedir. Öz Türkçe kullanımını yaygınlaştırmak için, Türkiye tarihinde her zaman olduğu gibi, en yukarıdan bir tavır göstermenin bir yararı olacağını düşünen Atatürk, görece dar bir çevrede yapacağı bir konuşmayı öz Türkçe olarak hazırlar. Bu, Isveç veliahtına verilen yemeğin resmî konuşmasıdır ve gazetelerde yayımlanacağı bellidir:



"Altes Ruvayâl,

Bu gece, ulu konuklarımıza, Türkiye'ye uğur getirdiklerini söylerken, duygum, tükel özgü bir kıvançtır.

Burada kaldığınız uzca sizi sarmaktan hiç durmıyacak ılık sevgi içinde, bu yurtta, yurdunuz için beslenmiş duyguların bir yankusunu bulacaksınız. Isveç,

Türk uluslarının kazanmış oldukları utkuların silinmez damgalarını tarih taşımaktadır. Süerdemliği, onu, bu iki ulus, ünlü, sanlı özlerinin derinliğinde sonsuz tutmaktadır.

Ancak, daha başka bir alanda da onlar erdemlerini o denlü yaltırıklı yöndemle göstermişlerdir. Bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özence değer değildir.

Avrupa'nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar, bugün, en güzel utkuyu kazanmıya anıklanıyorlar: baysal utkusu.

Altes Ruvayâl;

Yetmiş beşinci doğum yılında babanız bütün acunda saygılı bir sevginin söyüncü ile çevrelendi. Gençlik, baysal, içinde erksürmenin gücü işte bundadır.

Ünlü babanız yüksek kıralınız Beşinci Gustav'ın gönenci için en ıssı dileklerimi sunarken, Altes Ruvayâl sizin, Altes Ruvayâl Prenses Luiz'in, sevimli kızınız Altes Ruvayâl Ingrid'in esenliğini; tüzün Isveç ulusunun gönencine, genliğine içiyorum."[20]

Bu konuşmanın, dil sorunuyla her düzeyde ilgilenen insanlara öz Türkçe'yi yaymaları için bir mesaj olduğu açıktır. Türkiye'de bu gibi durumlarda aydınların nasıl davranacağı da bilinir. Nitekim Agâh Sırrı, bu konuşmadan sonra olanları da şöyle anlatıyor:

"Yabancı kelimelere karşılık bulma gayreti 1935 yılı sonuna kadar devam eder. Fakat iş o hale gelmişti ki, herkes gelişigüzel bulduğu kelimelerle yazı yazıyor ve yazılar, sahibinden başkasının anlamasına imkân olmıyan bir şekil alıyordu. Daha tuhafı, Türkçe kelimelere bile karşılık arayıp bulanlar vardı. Iş yolundan çıkmış, üzücü bir hal almıştı."[21]

Gerçekten de bu dönemde Türkçe'yi özleştirmek için yapılanların hikayeleri ünlüdür. Konuya bilimsel bir bakışla değil, devlet büyüklerinin hoşuna gitme isteğiyle yaklaşıldığı için, sonuçta Türkçe'nin başına ne geldiği o kadar önemli değildir. Bu uğraşlar, Türkçe'yi bir iletişim aracı olarak görme gereğini büsbütün ortadan kaldırıp (çünkü iletişim fiilen önlenmişti) birtakım toplumsal amaçlar için laboratuvarda kesilip biçilen bir nesne haline gelmiştir.



Türkçe

Türkçe, Altay Dilleri içerisinde Türk dil ailesinin Oğuz Grubu'na mensup, Türkiye lehçesidir. Türkiye Cumhuriyeti, KKTC ve bazı Balkan ülkelerinin resmi dilidir. Türkçe'nin Kökeni Türklerle ilgili en eski bilgiler özellikle Çin kaynaklarından derlenmiştir. Çinliler Türklere T’u-küe adını vermiştir. Orta Asya Türk halklarından bugüne kalan en eski yazılı belgeler, VII. Yüzyıla aittir. En   » Devamini Oku

Türkçenin yozlaşmasıyla ilgili kompozisyon örnekleri

Dilin yozlaşması birtakım dış etkenlerle dilin özünden uzaklaşması, bozulması anlamına gelmektedir. Öz Türkçe anlatım varken, konuşurken veya yazarken bizi yabancı kelimeler kullanmaya iten gizli bir güç mü var? Yoksa bu, kendimizi farklı bir şekilde ifade edebilmek için seçtiğimiz bir yol mu? Çoğu kere kullandığımız yabancı kelimelerin cümle içerisinde sırıttığını bile bile bir oyuna mı geliy  » Devamini Oku

Türkçenin Bugünkü Durumu ve Yayılma Alanları

Türkçenin Bugünkü Durumu ve Yayılma Alanları Türkler dünya üzeride çok geniş bir yer kaplar. Doğuda Moğolistan ve Çin içlerinde batıda Yugoslavya içlerine; kuzeyde Sibirya'dan ve Moskova yakınlarındaki Kazan şehrinden , güneyde Bağdat, Lübnan sınırı ve Kıbrıs içlerine kadar uzanan büyük ve geniş çoğrafyaya yayılmışlardır. 20-90 doğu boylamları ile 33-65 kuzey enlemleri arasında yer alan bu coğraf  » Devamini Oku

Türkçe'nin Kökeni

Türklerle ilgili en eski bilgiler özellikle Çin kaynaklarından derlenmiştir. Çinliler Türklere T’u-küe adını vermiştir. Orta Asya Türk halklarından bugüne kalan en eski yazılı belgeler, VII. Yüzyıla aittir. En önemli parçaları (Tonyukuk Yazıtı, Kültigin Yazıtı, Bilge Kağan Yazıtı) Moğolistan’da Koşo Çaydam’da yer alan bu yazılı belgelere Orhon ve Yenisey Yazıtları denir. Danimark  » Devamini Oku

Türkçenin Konuşulduğu Ülkeler

Konuşulduğu ülkeler: Bulgaristan, Irak, İran, Güney Azerbaycan, KKTC, Kosova, Lübnan, Macaristan, Makedonya, Romanya, Suriye, Türkiye, Ürdün, Yunanistan ABD, Almanya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, Kanada, Lihtenştayn, Norveç, Suudi Arabistan Ahıska Türklerinin yaşadığı ülkeler.(Özbekistan, Kazakistan v.d.) Konuşan kişi sayısı  » Devamini Oku

Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı

Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı: Süleyman paşa / SARF-ı TÜRKİ

Avrupada Türkçe Konuşulan Ülkeler

Bulgaristan, Kosova, Macaristan, Makedonya, Romanya, Yunanistan, Almanya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık, Danimarka, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, Kanada, Lihtenştayn, Norveç.

Günümüz Türkçesiyle Hürriyet Kasidesi

1.Çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık. 2.Kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz, mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz. 3.Eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma; yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez. 4.Vücu  » Devamini Oku

İlk Türkçe sözlük

İlk Türkçe sözlük:Şemsettin Sami:Kamus-ı Türki

İlk Türkçe Yazılan İlk Kitap

İlk Türkçe yazılan ilk kitap :Kutadgu Bilig

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


  Puanı : 5.7 / 10 | Oy : 12 kişi | Toplam : 68

Bu yazıya puan ver..
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar
Sorun Yanıtlayalım
İletişim