Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: wildflowr
Gönderilme Tarihi: Mon, 20-Oct-2008
Okunma: 3867 kez
Yazı Boyutu: 4.63 KB

Hayat Bir Tiyatro Bizlerde Rollerimizi Oynuyoruz

Anlıyorum ki hayat filmlerde ve masallardaki gibi tozpembe asla yaşanmayacak. Hayat hiçbir zaman istediğimi vermedi ve biz hayatın verdikleriyle yetinmeye çalışıyoruz. Hayattaki yaşam sevincim ve istediklerim maddiyata dayalı ya da çok fazla değil sanıyordum. Ama düşünülen gibi olmuyor isteklerimiz. Hayatı hep keşke diyerek yaşamak zorunda kalıyoruz.
Aslında hayattan ne istediğimi her zaman bildim ama alamadım. Ben sevginin , doğruluğun , iyiliğin , dostluğun her sorunun üstesinden geleceğine inanıyordum. İnsanları ÜZÜP , KIRIP, KÖTÜ DÜŞÜNCELER beslemenin kimseye bir yarar sağlayacağını sanmıyorum. İnsanların MUTLULUKLARINI Kıskanıp elinden almak yerine onun MUTLULUĞUYLA MUTLU olmayı öğrenmeliyiz. O değerli vaktimizi böyle konularla doldurmayalım. İnsanları yargılayıp bu kötü bu iyidir diyemeyiz. İnsanların içine girip onları tanımaya çalışalım. Sevmekten, dost edinmekten korkmayın. İçinizdeki sevgiyle diğer insanlara sevgiyi öğretebiliriz. Çünkü hepimizdeki o kalp taştan yapılı değil.
Gelip geçici heveslere kapılmayalım bir MENEKŞE MİSALİ ( Bir menekşe gibi hissediyorum kendimi hayat dolu, yaşama sevinci olan sevgi dolu… Hani ilk zaman hoşuna gider sevmişsindir. Yanına almak için koparırsın ya onu dalından, o da mutludur sevdiğine kavuşmuştur. Bir vakit öpersin koklarsın; o kadar ilgi gösteririsin ki bir vakit sonra sıkılırsın, bir kenara bırakırsın: yalnız, sevgisiz, sensiz... Menekşe vazgeçmez senden direnir hayatta kalmaya çalışır. Ama başaramaz. Kuruyup gitse de sevgisini hep korur. Hala eskisi gibi kokmak için direnir. Kokusuyla anlatmaya çalışır sevgisini. Konuşup ağlayamaz ki o… İşte bende kenara bırakılmış bir menekşe misaliyim. Aramızdaki tek fark ben konuşup, ağlayabiliyorum. Yüreğimin sesiyle bir şeyleri anlatmaya çalışıyorum. ) Madem ki içimizdekileri anlayarak ağlayabiliyoruz o zaman konuşarak birbirimize ifade edelim bunları…
Gözlerimiz kapalı yaşıyoruz hayatı... Gerçekleri göremiyoruz, işimize gelen gibi yaşamaya bayılıyoruz. Aman bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın dünyada olan diğer olaylar ve insanlar önemli değil. Herkes dünyayı kendi etrafında döndürme telaşında...

Hepimizin çok iyi bildiği bir şey var ki onun adı da ÖLÜM... Ne zaman hayata gözlerimizi kapatacağımızı bilmeden yaşıyoruz. Sadece bir tabutun içinde kefene sarılı tek başımıza o mezarın içinde olacağız. Yaşantımızdan hiç birini oraya götüremeyeceğiz. . Ben her şeyi sevdiklerimle doya doya güzelliğiyle yaşamak istiyorum. Arkamda bıraktığım izlerin kalıntıları sevdiklerimin zihninde iyiyi, güzeli temsil etsin ve hep öyle hatırlansın derim. HERKES BUNU İSTEMEZ Mİ ?
Sevmek ve sevilmenin bize kazandıracaklarından habersiz yaşıyoruz. Ne demişler “ bir LİSAN, bir İNSAN “ demek. Bende diyorum ki: Her zaman sevdiklerinin arasına bir yenisini katmak sevgi ve mutluluğun artması, üzüntünün azalmasıdır. Hayatı sevdiklerimle bir arada mutlu, huzurlu yaşamak varken neden kötü konularla zaman kaybedip, uğraşayım ki... SÖYLEYİN HANGİMİZE YARAR SAĞLADI Kİ? Hep kayıp içine giriyoruz; yapayalnız, çaresiz bakakalıyoruz kaybettiklerimizin arkasından.
Herkes düşüncelerine, hissettiklerine, duygularına değer verilsin. Ve herkes tarafından sorgulanmadan dinlenilmesini ister. Şuan Yaşam Sevincimiz Elimizden Alınıyor ve kimse bir şey yapmak için çaba göstermiyor. Herkes birbirinden beklenti içinde. Ne zaman ilk önce sen özür diledin gururunu bir kenara bırakıp ya da peşinden koşup hayır dur! düzeltmek istiyorum yanlışı dedin. Herkese karşındakini suçlayıp ben en iyisini bilirim tavrı daha kolay geliyor. “ Kır şeytanın bacağını “ binlerce söylenen atasözleri ve ihtiyarlarımızın söylediği bize ders olacak çok söz var. “ İyilik yap denize at balık kıymetini bilmezse halik bilir “ demişler.
Düşün ya o hataya ya ben düşseydim ne yapardım. Kimseyi zor günlerinde elini çekip yalnız bırakma. Zaten ilk önce insan kendini ölçüp, tartsa ne güzel olur. Ne demiş atalarımız; “ iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.” Bu sözlerin hiç birini yabana atmayalım. Her yaşadığınızı gözden geçirin herkes hata yapabilir. Hepimiz aynı toprakların üzerinde “ etten kemikten “ birer kuluz. Kimse kimseden üstün değil. Bu dünya üzerinde hepimiz sınavdan geçiyoruz. <> demiş. Ölüm kapını çalınca kim sana rahmet dileyecek, kim mezarını ziyaret edip dua edecek düşün. Kötülüklerin sonu yok ne bu Dünyada ne de Ahirette.
UNUTMA ÖLÜM BİR SON DEĞİL , YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


BUKET ÖZKUL



Uzunluk Ölçü Birimleri

Uzunluk ölçüsü temel birimi metredir. Uluslararası Ölçüm Sisteminin uzunluk birimi metre'dir ve kısaca "m" ile gösterilir. Günümüzde "1 metre", ışığın boşlukta 1/299,792,458 saniyede aldığı yol olarak tanımlanmıştır.Bu çağdaş tanım günümüzde dünyanın çeşitli laboratuarlarında yapılabilen hassas ölçümlerin birbirleriyle karşılaştırılabilmesi amacıyla kabul edilmiştir. 1 metre (m.) = 0.001 km  » Devamini Oku

Birleşik Sıfatlar

Yapısında birden fazla kelime barındıran sıfatlardır. Külyutmaz öğretmen, mirasyedi gençler, boşboğaz insanlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk... Birleşik sıfatlar ikiye ayrılır: a. Kaynaşmış birleşik sıfatlar Anlamca kaynaşmış sıfatlardır. Birden fazla kelimenin sözlük anlamlarından az ya da çok uzaklaşarak, aralarına ek ya da kelime girmeyecek şekilde birleşerek   » Devamini Oku

Birey

Tdk tanımına göre birey: 1- Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert; 2- Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri; 3- Mantık - Bir türün kapsamı içine giren somut varlık; 4- Psikoloji - İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert; 5- Sosyoloji - To  » Devamini Oku

Birim Kesirler

Kesir Çeşitleri Basit Kesirler Birim Kesirler Bileşik Kesirler Tamsayılı Kesirler

Atatürkün Hayatını Anlatan Şiirler

Bir Önder Doğuyor Yıl 1881, pembe boyalı bir ev. O evde bir önder doğuyor. O evde bir milletin kaderi değişiyor. Mustafa doğuyor. Mahalle mektebini ister mi Mustafa? Şemsi Efendi İlkokuluna gidiyor. Sonra hep asker, hep asker, Mustafa asker olmak istiyor. Mustafa Kemal Çanakkale' de, Mustafa Kemal Samsun' da, Erzurum'da, Sivas' ta, Ankara'da, Mustafa Kemal cumhuriyete koşuyor. M  » Devamini Oku

Modern Türk Tiyatrosu

Türk edebiyatında ilk tiyatro eseri örneği Tanzimat Döneminde Batı etkisiyle verilmiştir. İlk tiyatro eseri, Şinasi'nin "Şair Evlenmesi" adlı oyunudur. Modern tiyatro eserleri konularına göre üçe ayrılır: TRAJEDİ İlk tiyatro türünün adıdır. Klasik dönem trajedisinin özellikleri şunlardır: -Manzum olarak yazılır. -Konularını mitoloji ve tarihten alır. -Oyun kahramanları soylu kişilerd  » Devamini Oku

Birleşik Kelimeler

Bir kavramı karşılamak üzere, iki ya da daha çok sözcükten oluşan öğelere bileşik sözcük denir. Bileşik sözcüklerin çoğu ad soyludur: "Ad, zamir, sıfat, zarf, edat, bağlaç, ünlem."Bileşik sözcük biçiminde eylemler de vardır.Bileşik sözcükler üç yolla oluşur:A) Anlam KaymasıB ) Ses KaymasıC) Tür KaymasıA) Anlam kayması yoluyla oluşan ad bileşikleri bitişik, eylem bileşikleri herhangi bir ses olayı   » Devamini Oku

Nazım Birimi

Nazım şekillerinde ölçü olarak kullanılan parçaya denir . Şiir mısralardan oluşur. Mısraların kuruluşu, kümelenişi nazım birimini meydana getirir. Türk şiirinde; halk şiirinde ayrı, divan şiirinde ayrı nazım birimleri kullanılmıştır. 1940'lı yıllardan sonra da serbest nazım şekilleri denenmiş, bentler nazım birimi olmuştur. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında bir ölünün ardından duyulan acıyı  » Devamini Oku

Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir kompozisyon örnekleri

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır. Milleti var eden unsurlardan biri de dildir; aynı dili konuşan insanlar, kendi aralarında bir bütün oluştururlar. Dil, bir milletin ortak malıdır. Millet, aynı dili konuşan insanlar topluluğudur. Dilin bozulması ile, millet çözülmeye başlar. Bu nedenle, milli dil üzerinde hassasiyetle durmak gerekir. Dilin yozlaşması, milli kültürün de yozla  » Devamini Oku

Atatürk Zamanında Ölçü Birimlerinde Yapılan Değişiklikler

Ağırlık ve Uzunluk Ölçülerinde Yapılan Değişiklikler Osmanlı zamanında kullanılan uzunluk ölçüleri genellikle endaze, parmak, arşın, adım, ayak ve kulaç olarak sıralanabilir.Osmanlı döneminde 60 cm. veya 65.cm uzunluğa eşit olan endaze, parmak ucundan omuza kadar uzunluğu ifade eden ve ortalama 75,8 cm. kabul edilen arşın ile adım, ayak, kulaç gibi uzunluk ölçüleri kullanılıyordu39. Bu ölçüler st  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç