Yazıyı Gönderen: zeus
Gönderilme Tarihi: Wed, 18-Nov-2009
Okunma: 7143 kez
Yazı Boyutu: 10.18 KB

Reklamlar

Halk Hikayeleri


Halk Hikayesi



Tanım: Aşk, kahramanlık gibi konuları, şiir ve düz anlatım olarak, aşıkların saz eşliğinde anlatıp söylemeleridir (düz anlatım içinde yer alan şiirler, saz eşliğinde türkü gibi söylenir).


Halk hikayeleri, hikaye türünün en eski ve ortak (anonim) olanlarıdır. Halk hikayesi anlatmak bir uzmanlık, bir ustalık işidir. Hikayeleri anlatan aşıklara "kıssa-han" da denir. En tanınmışhalk hikayelerimiz arasında, şunlarısayabiliriz: Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber, Köroğlu, Battal Gazi.


Türleri:


Halk hikayeleri kapsamlarına, boyutlarına ve konularına göre şöyle sınıflandırılabilirler:




1 - Kapsamlarına göre



a - Tek bir olay çevresinde örülmüş, basit yapılı, anlatımı yaklaşık bir-iki saat süren hikayeler. Bunlar çoğunlukla, konularınıbir efsaneden, masaldan veya gerçek yaşamdan alırlar.


b - Kahramanları kalabalık ve konuları ardarda sıralanmış olaylardan oluşan, uzun hikayeler. Bunların anlatımlarıbir gece sürdüğü gibi, beşveya yedi gece sürenleri de vardır.



2 - Konularına göre


a - Aşk Hikayeleri



Bu sınıfta yer alan "Aşk Hikayeleri", aşık geleneğinin tüm özelliklerini en iyi yansıtan hikayelerdir. Bunların kahramanları kimi zaman gerçekten yaşamış olan aşıklardır ve hikayenin konusu da onların yaşam öykülerinden alınmıştır.


Örneğin; Aşık Garip, Ercişli Emrah gibi.


Kimi zaman da bu kahramanlar masal, destan, tarih gibi kaynaklardan esinlenerek yaratılırlar. Bu türlerde hayal ürünü ögeler, gerçekçi ayrıntılarla birleştirilerek anlatılır. Örneğin; Yaralı Mahmut, Arslan Bey, Elif ile Mahmut gibi.



b - Kahramanlık Hikayeleri



Konusu kahramanlık olan bu hikayelerin en tanınmışı "Köroğlu" hikayesidir. Doğuanadolu'nun kimi hikayecilerine göre, Köroğlu hikayeleri 24 kol tutarındadır. Ayrıca, Doğu'da, Türkiye dışındaki Türk asıllıuluslarla, öteki kimi uluslar arasında da Köroğlu hikayeleri yaygındır.




Günümüzde giderek işlevini yitiren halk hikayeleri, eskiden uzun kış gecelerinde köy odalarında, düğünlerde, Ramazan gecelerinde kahvelerde anlatılırdı. Hikayenin saz eşliğinde söylenen türküler bölümüne, zaman zaman, dinleyicilerin katıldığı da olurdu.

Belirli bir ustalığa sahip olmalarıgereken halk hikayecileri, bir çıraklık döneminden geçtikten sonra bu işe soyunurlar ve geçimlerini de bu yolla sağlarlardı. Bu halk hikayelerinden bazıları önce taşbasması olarak daha sonraları da matbaa harfleriyle yayımlandı.

Halk hikayelerinin düz anlatım bölümlerini oluşturan olay örgüsü, genelde, derleme olmakla birlikte, saz eşliğinde türkü şeklinde söylenen şiir bölümlerinin yaratıcılarıçoğunlukla bellidir. Bu aşıklar, düz anlatımla şiirleri birleştirerek hikayeyi düzenlerler.

Örnek:



Kerem'in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han'ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımla tutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur.

Sevgililerin birbirine kavuşmasıyla sona ermeyen bir macera olduğu için Kerem hikâyesi toy, düğün ve kış geceleri muhabbetlerinde eğlence vasıtası olan halk hikâyeleri arasında, çok sevildiği halde, başından sonuna kadar anlatılmaz, hattâ birçok yerlerde bunun anlatılmasını günah sayarlarmış.

Kerem Erzurum'da hasta yatarken, AslıHan'ın üç gün sonra geleceğini haber verirler. O zaman şu türküyü söyler:

Bir han köşesinde kalmışam hasta

Gözlerim kapıda kulağım seste

Kendim gurbet elde gönül heveste

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Erzurum dağları duman dildedir

Başım yastıktadır gözüm yoldadır

Aslı hayın yârdır adam aldadır

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Erzurum dağları kardır geçilmez

Gizli sırdır her adama açılmaz

Ayrılık şerbeti zehir içilmez

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Felek sen mi kaldın bana gelecek

Akıttın göz yaşım kimler silecek

Kerem'e dediler Aslı'n gelecek

Gelme ecel gelme üç gün ara ver

Al benim sevdamı götür yâre ver.

Kayseri'de musalla taşıüstünde bir cenaze görürler.

Kerem cenazeye şunları söyler:

Mal sahibi nice gördün halini

Felek pençesine düşmüş gidersin

Beğenmezdin türlü libas giymeyi

Şimdi uryan ceset olmuş gidersin.

Tutmaz idin bir fakirin elini

Sormaz idin yoksulların halini

Haram helâl kazandığın malını

Şu fâni dünyaya dökmüş gidersin.

Malın vardı yükseklerden uçardın


KEREM İLE ASLI HİKÂYESİ


Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Islahan Şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan rmeni Keşişinin kızıAslıile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızıoğluna ister. Keşiş, bir müslümana kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddemez; bir mühlet ister ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar.

Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem'in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu'yu baştan başa gezmesi böylece başlar. Kerem artık yanında sadık arkadaşıSofu (Kerem'in dilinden: Sofu Kardeş), omuzunda sazıile bir "Âşık" olmuştur. Her gittiği yerde, her rasladığına sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı'nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenler de... Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu bağlayan karlı, boranlıbellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılar mı iflah olmazlar. Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale erer, keramet sahibi olur. Allah onun her dileğini yerine getirir.

Bazışehirlerde Kerem, AslıHan'a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müddet birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında ve Kayseri'de olduğu gibi..

Sonunda Kerem Aslı'sının peşinden Halep'e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa, Keşişi tehdit ederek kızını Kerem'e vermeye razı eder. İki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakat kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bu gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir türlü çözemez. Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur.


Meclisler kurup da bâde içerdin
Atın binip sağa sola koşardın

Şimdi kara yere koşmuş gidersin.

Dertli Kerem eder nic' olur halim

Bana senden oldu ey kanlı zalim

Hiç vâdeye bakmaz erişir ölüm

Ecel şerbetini içmiş gidersin.


Özet



Atasözleri, fıkralar, halk hikayeleri genellikle düz anlatım şeklinde söylenmiş ve söyleyeni belli olmayan ortak (anonim) halk edebiyatı ürünleridir. Atasözleri kısa, kesin ve yalın bir şekilde söylenirler. Yer yer ölçülü uyaklısöylenenlerine de rastlanır. Kimi atasözleri bir gözlemi bir yargıyıyansıtarak bir sonuç bildirirler. Kimileri de doğrudan öğüt verirler. Yüzyılların deneyimlerinden süzülüp gelen gelenek, görenek ve toplumsal değer yargılarınıgeçmişten günümüze, günümüzden de geleceğe taşıyan atasözlerinin yol gösterici, öğüt verici, insanları iyiye ve güzele yönlendirici işlevleri vardır. Bir anlatım içinde yeri geldiğinde kullanılmaları, anlatılan duyguyu, düşünceyi güçlendirir ve anlatımı etkili kılar.

Fıkralar; bir konuda ders vermek, bir görüşü, düşünceyi mizah yoluyla anlatmak için kullanılan sözlü halk edebiyatıürünleri olup kahramanlarının belirli olup olmamasına göre sınıflara ayrılırlar. Fıkraların önemli bir işlevleri de toplum yaşamında örtük transaksiyon (imalı iletişim) aracı olarak kullanılmalarıdır. Ayrıca gelenek-görenek yaptırımlarının ve toplumsal baskıların altında ezilen bireye bir çıkış yolu da gösterirler. Halk hikayeleri ise aşk ve kahramanlık gibi konuları, şiir ve düz anlatım olarak, aşıkların saz eşliğinde söyleyip anlatmalarından oluşur. Konularına göre sınıflandırılırlar ve özellikle eskiden, köy ve kasabaların toplumsal yaşamında önemli bir yerleri olduğu görülür.



Halkçılık

HALKÇILIK : Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkelerinin dogal sonucudur. Halkçilik ulusu olusturan çesitli toplumsal gruplar arasinda esitligin saglanmasi, ayrim yapilmamasi, yasalardan ve hizmetlerden esit olarak yararlanilmasini öngörür. Halkçilik, bir milleti olusturan çesitli meslek ve toplumsal gruplari içinde bulunduran insanlarin, halk tarafindan halk içinde yönetilmesi. Halk, bir ül  » Devamini Oku

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” gelen  » Devamini Oku

Halk Oyunu

Halk Oyunu (Özet) : Halk oyunları, “Ait olduğu toplumun kültür değerlerini yansıtan; bir olayı, bir sevinci, bir üzüntüyü ifade eden; kökeni din ve büyü ile ilgili (majik ve kültik) olan; müzikli (bir müzik aleti eşliğinde veya müzik aleti olmaksızın, el , ayak gibi organlarla tempo tutarak) olarak, tek kişi veya gruplar halinde icra edilen; ölçülü ve düzenli hareketlerdir.” Halk Oyun  » Devamini Oku

Anonim Halk Şiiri

Anonim halk şiir geleneği, Orta Asya'daki sözlü edebiyatın devamıdır. Söy­leyeni belli olmayan ürünlerden oluşan bu şiir geleneği, halkın ortak duygu ve düşüncesini yansıtır. Anonim halk şiirinin başlıca özellikleri: Anonim halk şiiri ürünleri, ağızdan ağıza dolaşan ortaklaşa ürünlerdir. Bu yüzden ilk doğdukları andaki biçimleri ve özleri zamana ve yöreye göre değişebilir. Anonim ürünlerin de  » Devamini Oku

Halk Edebiyatı Genel Özellikleri

HALK EDEBİYATI GENEL ÖZELLİKLERİ Halk edebiyatı, halk arasında yetişen kimselerin İslamlıktan önceki Türk edebiyatı geleneklerini sürdürerek meydana getirdikleri sözlü bir edebiyattır. Bu edebiyat, okumamış halk tabakası arasında bugüne kadar sürüp gelmiştir. Halk edebiyatının başlıca özellikleri şu noktalar üzerinde toplanabilir: a. Dil, halk arasında kullanılan konuşma dili  » Devamini Oku

Dede Korkut Hikayelerinin Özellikleri

Dede Korkut Hikayelerinin Dil ve Anlatım Özellikleri Dede Korkut hikayeleri 15. yy.da kaleme alınan ve Oğuzların yaşayışları hakkında bize ayrıntılı bilgiler sunan önemli bir kaynaktır. Pek çok bilim dalının yararlandığı bu eserin dilbilime de katkısı yapısı itibariyle oldukça fazladır. Hikayeler, Oğuz Türkçe’siyle yazılmışlardır bu yüzden bazı terimler ve söylemler günümüz Türkçe’  » Devamini Oku

Ege Bölgesi Halk Oyunları

Zeybek : Zeybek oyunları tek kişi tarafından oynandığı gibi teklerden oluşan bir daire halinde de oynanmaktadır. Zeybek oyunları, toplu olarak oynandığı zaman oyuncuların birbirlerine tutunmadan oynadıkları salma oyunlardır.Bu oyun türüne Ege Bölgesinde rastlanır Aydın, İzmir , Muğla, Denizli, Bilecik, Eskişehir , Kütahya,Çanakkale, Kastamonu, Uşak, Manisa, Balıkesir , Burdur ... Bengi : Marma  » Devamini Oku

Halk

Farklı Ulus,Millet ve Etnik grupların oluşturduğu topluluğa verilen isimdir.

Marmara Bölgesi Halk Oyunları

Hora : Bu oyun Bar ve Halaylar gibi el ele ya da kol kola tutuşularak disiplinli bir biçimde ve dizi halinde oynanmaktadır. Genellikle Trakya’da, kısmen de Marmara’nın doğu ve güneyinde görülen bir oyun türüdür.Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çanakkale... Karşılama : Karşılama iki kişinin karşılıklı durarak oynadıkları bir oyun biçimidir. Çiftlerin karşılıklı olarak toplanmalarıyla b  » Devamini Oku

Masal ile Halk Hikayesi Arasındaki Farklar

Halk Hikayesi ve Masal Arasındaki Farklar : 1. Masallar nesir halk hikayeleri manzum,nesir karışıktır. 2. Masal olağanüstü olaylar ve kişiler üstüne kurulur,halk hikayeleri olayları ve kişileri ise hayattan,zamandan alınmıştır. 3. Masallarda aşk ,ölüm,hasret,yoksunluk ya da haksızlık temaları üzerinde fazla durulmaz. 4. Masalda milli ve dini motifler buunmaz,halk hikayelerinde ise milli ve din  » Devamini Oku

Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
» Son Hareketler


  Puanı : 8.0 / 10 | Oy : 4 kişi | Toplam : 32

Bu yazıya puan ver..
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar
» Dış Bağlantılar
Bi soru sor
İletişim