Yazıyı Gönderen: BESTE
Gönderilme Tarihi: Sat, 09-Jul-2011
Okunma: 101190 kez
Yazı Boyutu: 60.19 KB

Reklamlar
Sonuç : 1 adet ilgili yazı bulundu..

Tolstoy Kitapları

 

AİLE MUTLULUĞU
Kış başlarından beri köyde Katya ve Sonya ile yalnız başımıza oturuyor, sonbaharda yitirdiğimiz annemin yasını tutuyordu.

Katya bizleri büyütmüş olan, kendimi bildim bileli anımsayıp sevdiğim dadımız, aynı zamanda eski bir aile dostumuzdu. Sonya ise küçük kız kardeşimdi. Yağışlı, hüzünlü, kışı, Pokrovsk'taki eski evimizde geçiriyorduk. Hava soğuk ve esintiliydi; durmadan yağan bir pencerelere kadar çıkıyor, camlar hemen hemen sürekli buz tutuyordu. Neredeyse bütün kış köyden çıkıp bir yerlerde gezememiştik. Evimize arada bir gelenler de acılı yüzleri, evde uyuyan birileri varmışçasına usul usul konuşmaları, içi çekip somurtmaları, bana özellikle kara giysini Sonya'ya bakarken ağlamaklı duruşlarıyla bizlere ne ve sevinç getirmekten çok uzaktılar. Ölüm, varlığını evde her an duyuruyor; acılığı ve korkunçluğu ile evin havasına yansıyordu. Annemin odası kapalıydı, yatmaya giderken önünden her geçişte bir şey beni bu soğuk ve yarı karanlık odaya bakmam için dürtüyor, korkudan ürperiyordum.

Çeviri: Mehmet Özgül
İş Bankası Kültür Yayınları

 

ANNA KARENİNA (3 CİLT)
Bedensel rahatsızlıklar, aile içi skandallar, ideolojik, politik buhranlar. Tanrı inancına duyulan kuşkular biçiminde görünürleşen sayısız fiziksel ve ruhsal krizden ve Ortodoks Kilisesi'nden çıkartılışından bir yıl sonra (1902), yaşlı Tolstoy, Anna Karenina'yı yazdığı orta yaş yıllarını hüzün ve iç sızısıyla hatırlar.

Sanatının doruğundaki en iyi yıllarının ürünü olan bu roman, yazara göre temel bir "fikri" soyut formülasyonlara başvurmadan açıklayan sanatta "biçimi" bağımsızlaştırmayıp içerik ile, fikir ile bütünleştiren bir yapıyı temsil eder. İçerik ile, sanatsal biçimin bu uyumunun sentezinde yazarın sözünü ettiği o dışa vuran fikir ya da düşünce nedir? Yaşlı bir erkekle evlendirilmiş genç kadın (Anna Karenina) genç subay Vronski ile içine sürüklendiği ilişkiyi niçin evlilikle sonuçlandıramaz? Sosyetedeki statüsünü gözden çıkartamadığı için mi? Yoksa Tolstoy'unu aristokrasi temelinde kurulu ideal "aile mitosunda", bireyin bütünlüğünü koruyan o büyük "organizasyonda", kadının doğal, cinsel dürtülerini yıkıcı bir tehdit gibi gören ve ona ev hanımı-anne rolünün ötesinde bir sosyal varoluş alanı tanımayan muhafazakâr anlayışla mı karşı karşıyayız?

Anna Karenina: Sosyal statüye feda edilen aşk.

Çeviri: Saniye Güven
Bordo Siyah Yayınları

 

ATEŞİ KIVILCIMKEN SÖNDÜRMELİ
"Yaşarsınız oğlum, yaşarsınız" dedi. "Eğer Allah'ın emirlerine uyarsanız her şeyin üstesinden geleceksiniz." Biraz sustuktan sonra gülümseyerek ekledi: "Sakın ha İvan! Yangını kimin çıkardığını söyleme! Sen, herhangi bir insanın kabahatini örtersen Allah da senin iki kabahatini affeder!"

Çeviri: Serhan Nuriyev
Nehir Yayınları

 

BASKIN
Bir atı, kamçıdan korktuğu için bir uçurumdan kendini savurmaya iten şey cesaret midir? Bir çocuğun cezalandırılacağı korkusuyla ormana kaçması ve kaybolması cesaret midir? Bir kadının rezalet korkusuyla yeni doğmuş çocuğunu öldürmesi ve takibata alınma riskini göze alması cesareti simgeleyen bir hareket midir? Yoksa bir adamın, kendini beğenmişlikle bir insanı öldürmeye kalkması ve bu yüzden kendi hayatını tehlikeye atması mıdır cesareti gösteren?
Tehlike her zaman bir seçim şansını da içerir. O takdirde bu seçimi ne belirlemektedir? Asil bir duygu mu yoksa aşağılık olanı mı? Aslında bu duygulara binaen yapılanı cesaret yahut korkaklık olarak adlandırılmalı değil mi?

Çeviri: Ahmet Delidağ - Firuze Şebnem Aslıtürk
Metropol Yayınları

 

BİR EVLİLİĞİN ROMANI
Usta yazar Tolstoy, Bir Evliliğin Romanı'nda genç bir kız ile orta yaşlı bir adamın evliliğini sade fakat bir o kadar incelikli kalemiyle resmediyor. Roman doğal ve sade bir yaşamın, aile saadetinin devamı için ne kadar gerekli olduğunu, kendini sosyete eğlencelerine kaptırarak mutluluğunu kaybeden bir hanımın diliyle anlatıyor.

Ahlaki yozlaşmanın aşkı ve aile saadetini bozacak kadar zararlı olduğunu anlatan olay örgüsü içinde, eşlerin birbirlerinin hayatlarına ne dereceye kadar müdahale edebileceğini de tartışan roman, bu özelliğiyle daha uzun yıllar güncelliğini koruyacak gibi görünüyor.

Çeviri: Serhan Nuriyev
Timaş Yayınları

 

BİR GENCİN DRAMI - ÖYKÜLER -
Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca bir gencin, sahile vuran deniz yıldızlarını birer birer alıp okyanusa fırlattığını fark eder. Genç adama yaklaşır ve sorar;
-Neden bu deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam şöyle cevap verir:
-Birazdan güneş yükselip sular çekilecek. Onları suya atmazsam Ölecekler.
Bunun üzerine yazar:
-Kilometrelerce sahil, binlerce deniz yıldızı var. Bunların hepsini nasıl kurtaracaksın? Ne fark eder ki der…
Genç adam eğilip yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
-Onun için fark etti ama...

Çeviri: Ersin Yıldırım
Arkhe Yayınları

 

CANLI CESET
Başlangıçta iyi bir insanken zamanla içki ve safahat alemlerine dalan Fedya, sevdiği ama ona layık olamadığını düşündüğü eşiyle, en yakın arkadaşı arasındaki masum duygusal yakınlığı hissedince, onların saadetine engel olmamak için aradan çekilmeye karar verir. Ne var ki, kanun önünde, ayrılığı istediğine dair yalan söyleyecek gücü asla kendinde bulamaz...

Tolstoy, Canlı Ceset'te kalbine hükmedemeyen insanın çektiği sıkıntıları, ıstırapları, aşk acısını ve kadere karşı gelemeyişini tarafsız bir üslupla dile getiriyor.

Çeviri: Serhan Nuriyev
Timaş Yayınları

 

ÇOCUKLUK YILLARI
Shakespeare'den sonra dünya dillerine en çok çevrilen yazar Tolstoy'un ölümüne kadar süren kendini arayış serüveninden önemli bir kesit sunar "Çocukluk Yılları" çağını çok iyi gözlemleyen Tolstoy, kahramanlarını kendi hayatının gerçek kişilerinden seçtiği kitabında yaşamına ilişkin ilk bilinçli izlenimlerini yansıtmaktadır. Tolstoy'un toplumsal ve felsefi görüşünün ilk meyvesi olan bu eser "pişman olmuş" bir soylunun erdem arayışlarının öyküsüdür.

Çeviri: Derya Sungur
Şule Yayınları

 

ÇÖMLEK ALYOŞA
Bir klasik roman yazarı olan Tolstoy'un öyküleri de aynı kuvvette kaleme alınmış metinlerdir. Bu kitapta yer alan "Çömlek Alyoşa", "Allah Gerçeği Görür Fakat Bekler", "İnsan Ne İle Yaşar", "Balodan Sonra", "Sevginin Bedeli" ve "İvan İlyiç"in Ölümü" başlıklı öyküler, onun ne kadar kuvvetli ve kudretli bir gözlemci olduğunun ispatıdır. Döneminin Rusyası'nda yaşanan trajedileri yokluk-varlık, zenginlik-yoksulluk, sevgi-sevgisizlik, bağlamında ele alan yazar, görkemli bir edebiyat çatısı kuruyor öyküleriyle. Her biri bağımsız bir hayatı anlatan bu öyküler, kendine yeni tatlar, yeni okuma heyecanları arayanlar için bulunmaz bir hazine...

Çeviri: Derya Sungur
Mavi Yelken Yayıncılık

 

DAVULUN SESİ
Davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş derler... Ama bu kitap - Davulun Sesi - hiç kuşkumuz yok ki, yakındanda hoş gelecek size. Çünkü birbirinden güzel masallar bulacaksınız içinde. Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından olan Tolstoy, halk dilinin zenginliğini görmüş, önemini kavramış ve oturup bu masalları yazmış. Davulun Sesi işte bu masalların en güzelini içeriyor.

Çeviri: Dilek Sökmen
Oda Yayınları

 

DELİKANLILIK
Açıklamaya gerek yok: Nekludov'un etkisiyle, istencim dışında ona benzer davranıyorum. Onun hayat görüşlerini benimsiyordum. Nekludov'un hayat görüşüne göre, insanın katışıksız bir erdeme erişebilmesi için büyük çaba göstermesi gerekirdi. İnsan hayatının amacı, hatalardan arınıp kusursuzluğa ulaşmak olmalıydı. O günlerde insanın arınması, tüm kötülüklerin ve ahlaksızlıkların ortadan kaldırılması bana mümkün geliyordu. İnsanın kendisini düzeltmesinin, erdemli ve mutlu olmayı başarmasının çok kolay olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak, gençliğimizdeki bu büyük isteklerle umutların gerçekte gülünç olup olmadığını ve bu isteklerin gerçekleşmemesinden kimin sorumlu olduğunu, yalnızca Tanrı bilir.

Çeviren: Ahmet Özpınar
Aden Yayınları

 

DİN NEDİR?
Tolstoy'un kendisini ve Allah'ı arayış macerası bütün ömrünü kaplamaktadır. Ömrü boyunca anlaşılamadı. Sürdürdüğü burjuva hayatını terk etti. Etrafındaki hiç kimse; karısı bile onu anlayamadı. Seksen iki yaşındayken bir gece evden kaçtı ve İstanbul'a hareket etmek üzereyken bir tren istasyonunda hayata gözlerini yumdu. Bazı çevrelere göre bütün hayatı boyunca sürdürdüğü hakikat arayışlarının sona erdiği ve gerçek hakikati İslam'da bularak bu dini öğrenmek için İstanbul'a yöneldiği iddia edilir.

Tolstoy "Din Nedir?"de hiçbir canlının dinsiz yaşayamayacağını; dinin, sanatla, hayatla, felsefeyle nasıl ayrılmaz bir bütün olduğunu ortaya koyar.

Çeviri : Murat Çiftkaya
Akvaryum Yayınevi

 

DİRİLİŞ
Lev Tolstoy'un yıllar süren buhranlı bir dönemden sonra tamamladığı bir yapıt Diriliş. Prens Nehludov, askere gitmeden önce, halalarının evindeki güzel ve zeki evlatlık Katya'yı baştan çıkarır. O günden sonra da kızı bir daha arayıp sormaz. Katya, bu buluşmadan gebe kalır; ancak çocuğunu doğurduktan sonra kapı dışarı edilir. Güzel Katya'nın bundan sonraki hayatı, genelevden zindana uzanan bir düşüşün hikayesidir. Yıllar sonra Prens ile Katya, beklenmedik bir biçimde karşılaşırlar: Prens, jürisinde görev aldığı bir mahkemede, birini zehirleme suçuyla yargılanan Katya'yı karşısında görünce derinden sarsılır. Bu sarsıntı, kendi içinde büyük bir değişimin de başlangıcı olur. Büyük günahını bağışlatmak için hayatını baştanbaşa değiştirmeye koyulur. Yaşadığı şatafatlı hayatın bütün zincirlerini kırar.

Çeviri: Nihal Yalaza Taluy
Can Yayınları

 

EFENDİ İLE UŞAK
"Efendi ile Uşak", tümü coşkuyla kaleme alınmış, insani değerlerle dini değerleri aynı platformda ele alan hikmet dolu öykülerden oluşuyor. Öğüt veren, yol gösteren, iyilik ve doğruluğa yönelten, sevgi ve şefkati insanlık için bir kurtuluş yolu olarak sunan öyküler bunlar.

"Efendi ile Uşak", Tolstoy'un insana bakışındaki inceliği, varlığı algılayışındaki bilgeliği ve açık bir şekilde ortaya koyduğu inancındaki derinliği fark edecek. Çağın, varlık dengeleriyle çelişen felsefelerine karşı onun duru ve net bakış açısına hayran kalacaksınız.

Çeviri: Hamit Kaplan
Timaş Yayınları

 

ERİK ÇEKİRDEĞİ
Lev Tolstoy'u hepimiz daha çok büyükler için yazdığı unutulmaz yapıtlarıyla tanıyoruz. Tolstoy, aynı zamanda yarının büyükleri için de birbirinden güzel masallar, öyküler yazmıştır. "Erik Çekirdeği"nde yer alan öyküler, özellikle ilkokul yaşlarındaki çocuklar içindir. Alışılmış öykü kalıplarının dışında, yalın, gerçekçi bir anlatımla sunulan bu öykülerin kahramanlarının çoğu, hayvanlar aleminin sevimli üyeleri. Hem öğretici, hem düşündürücü olan bu güzel öykülerin zevkle okunacağına eminiz.

Çeviri: Kezban Akçalı
Can Yayınları

 

FİL İLE TİLKİLER
Çocuk kitabı…

- Ağdaki Kuşlar - (yasak kelime kullandınız)ile Yaşlı Kadın - (yasak kelime kullandınız)ile Köpek - Horoz ile Tilki - Tilki ile Leylek
- Pire ile Öküz - Karga ile Tilki - Zengin ile Yoksul - Fil ile Tilkiler - Ağustos Böceği ile Karınca

Çeviri : Zafer Yurt
Nurdan Yayınları

 

GENÇLİK YILLARI
İsmi edebiyat çevrelerinde duyulmadığı için yirmi dört yaşında "L. N." imzasıyla yayınladığı "Gençlik Yılları"nda Tolstoy, insanların bencilliklerini, şöhret peşinde koşmalarını ve toplumdaki eşitsizlikleri işlemiştir.

Büyük ölçüde Tolstoy'un kendi hayat öyküsünden yararlanarak yazdığı bu eser, başta Turgenyev olmak üzere dönemin Rus edebiyatçılarının dikkatlerini üzerine çekmiş; Dünya edebiyatına yeni bir ustanın gelmekte olduğunu gösteren bir işaret olarak kabul edilmiştir.

Şule Yayınları

 

GÜNLÜKLER
Tolstoy, yaşamının sonuna doğru, 50 yıl boyunca aralıklarla tuttuğu günlükleri için "Günlükler benim" diyordu. Günlükler, 1847 yılında Tolstoy'un bir belsoğukluğu nöbetinden iyileşmesi ve kendisinin eksiksiz ve yumuşatılmamış bir portresini çizmesiyle başlıyor. Bu günlüklerde onun bütün siyasal, ahlâkî ve edebî kanaatleri önümüze tüm canlılığı, sarsıcı ihtişamı ve benzersizliğiyle serilmektedir. Bu kayıtlar Tolstoy'un roman ve siyasal eserlerini şekillendirdiği ham materyalleri içermektedir. Yepyeni fikirlerle dolu bu günlükler açık sözlülükleriyle, samimiyetleri ve acımasızca öz eleştiri niteliğinde olmalarıyla okuyanları çarpacaktır. Anarşist, vejetaryen, ahlâksız, aforoz edilmiş, eğitimci, asker, kendi kendini yetiştirmiş ayakkabı imalâtçısı, dilekçeci, zor bir eş, iyi bir baba ve Rusya'nın muhteşem yaşlı adamı. Tolstoy mükemmel derecede karmaşık ve hatta çelişkili bir şahsiyettir. Bu büyüleyici, ama zaman zaman üzücü günlük, onun yalnızca eşsiz bir yazar olmadığını; aynı zamanda muhteşem bir fazîlet kahramanı olduğunu kanıtlamaktadır.

Çeviri: İbrahim Kapaklıkaya
Anka Yayınları

 

HACI MURAT
1896-1904 yılları arasında yazılan Hacı Murat, büyük Rus yazarı Tolstoy' un olgunluk dönemi romanları arasında yer alıyor. Hacı Murat, on dokuzuncu yüzyıl Kafkas halkları arasında efsaneleşen, Şeyh Şamil' le davalıdır. Yurt edinme, hayata tutunma, bağımsızlık, tutsaklık, ihanet ve iktidar sarmalında biçimlenen bir davanın kahramanıdır. Zayıflıklarının ve gücünün farkında bir kahraman. Acımasız bir coğrafyanın geniş yürekli insanları arasındaki iktidar mücadelesinde taraf olmak zorunda kalmıştır; Rusları da sevmez, Şeyh Şamil' i de.

Seçeneksiz kalmak, bütün duygulardan arınmanın başlangıcı ve sonucu belki de. Savaş bazı insanların kaderidir. Tıpkı inanmasa da taraf olmak zorunda kalmak gibi. Aslolansa direnmek. Her koşulda direnmek ve ayakta kalmak. Tolstoy, ölümüne direnen bir kahramanı yazarak sonsuza taşıyor.

Çeviri: Nihal Yalaza Taluy
Can Yayınları

 

HAYAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Tolstoy'un kendisini ve Allah'ı arayış macerası bütün ömrünü kaplamaktadır. Ömrü boyunca anlaşılamadı. Sürdürdüğü burjuva hayatını terk etti. Etrafındaki hiç kimse; karısı bile onu anlayamadı. Seksen iki yaşındayken bir gece evden kaçtı ve İstanbul'a hareket etmek üzereyken bir tren istasyonunda hayata gözlerini yumdu. Bazı çevrelere göre bütün hayatı boyunca sürdürdüğü hakikat arayışlarının sona erdiği ve gerçek hakikati İslam'da bularak bu dini öğrenmek için İstanbul'a yöneldiği iddia edilir.

Tolstoy 1870'li yılların sonundaki ruhsal bunalımını takip eden dönemde dinsel ve teorik görüşleri açıklayan kitaplar yazmaya ağırlık vermiştir. Tolstoy rasyonel düşünceyi tamamen reddeden bir düşünür değildi. "Hayat Üzerine Düşünceler" adlı bu kitapta akılla inanç arasında bir denge kurmaya çalışmıştır.

Çeviri : Turan Dikmetaş
Akvaryum Yayınevi

 

HAYATI SORGULAMAK
Tolstoy'un Prens Nehlyudov'un Günlüğü ve Albert'le birinci sınıf Tolstoy klasikleri sayılan Efendi ile Uşak ve Balodan Sonra'nın yeni tercümeleri…

Efendi ile Uşak'ta insanoğlunun birbirine zıt iki uç noktasındaki iki adam, küçük bir at, bir kızak ve insanın dizginlenemeyen hırsı, doğanın muazzam kudretiyle bütünleşiyor.

Balodan Sonra, genç bir erkeğin aynı anda cinsellik ve asker dünyasıyla ilk kez karşılaşırken kendi dip kompleksiyle yüzleşmesinin öyküsünü anlatıyor: kahramanın bir kadına ulaşabilmesinin mutluluğunun ardından, işkence gören bir erkek vücudu karşısında düştüğü dehşet... Tolstoy, Prens D. Nehlyudov'un Günlüğü'nde burjuva mantalitesinin karşısına yerleştirdiği sanatın büyüsünü, Albert'te bütün canlılığıyla ortaya koyduğu sanatçı kişiliği ve "öteki"ni anlama sınavıyla ilişkilendirerek, bir kez daha insan ruhuna daha derinden nüfuz etmemizi sağlıyor.

Çeviri: Serhan Nuriyev
Kaknüs Yayınları

 

HAZİN BİR EVLİLİĞİN ROMANI
Rivayet olunur ki Nessos, birgün Herakles'in karısı Deianeira'yı kaçırıp ona tecavüze yeltendiğinde Herakles'in zehirli okuna hedef olur. Nessos ölürken Herakles'ten öcünü alabilmek için kanlı gömleğini Deianeira'ya verir. Bu gömleği kocasına giydirdiği takdirde onun aşkını sonsuzcasına kazanacağını söyler. Bir tören esnasında Nessos'un kanlı gömleğini giyen Herakles acıdan kıvranmaya başlar. Bedenine yapışmış olan bu gömleği derisi soyulmak pahasına çıkarmaya çalışsa da bunu başaramaz. Sonunda, dağlardan kökleriyle söküp çıkardığı devasa çamları meydana yığar ve büyük bir ateş yakar. Ve kendini alevler içine atarak hayatına son verir.Tolstoy için olduğu gibi birçoklarımız için de evlilik, Nessos'un kanlı gömleği... Kandırmacayla üzerimize giydirilen ve ancak yalazlarla çıkarılabilen bir gömlek..

Çeviri: Raif Necdet
Kaknüs Yayınları

 

HER ŞEYE RAĞMEN SEVGİ ÖYKÜLERİ
Bir gün ermişlerden birine sormuşlar: "Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş, ermiş.

Bir sofra hazırlamış. Bu sofraya sevgiyi dilinden düşürmeyen ama dilden gönüle indirmeyen kişileri çağırmışlar. Hepsi yerlerine oturmuşlar. derken, sıcak çorbalar ve arkasından da "derviş kaşığı" denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş.

Ermiş: "Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir şart koşmuş. "Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok." "peki" demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse, çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götüremiyormuş. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, çorbadan vazgeçmişler. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan. Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş: "Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım sofraya" demiş.

Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen insanlar oturmuş sofraya. Ermiş: "Buyurun bakalım" deyince de, her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki kardeşine uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak, şükür içinde sofradan kalkmışlar.

"İşte" demiş ermiş. "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini düşünür ve doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki, hayat pazarındaki alan değil, her zaman veren kazançlıdır."

Çeviri: Ersin Yıldırım
Arkhe Yayınları

 

HZ. MUHAMMED GİZLENEN KİTAP
* Yayıncının notu : İslam Peygamberi ile ilgili yayımlanmayan risalesi

".... Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hıristiyanlık'tan) mukayese edilemeyecek kadar yükseklikte duruyor. Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı başında olan her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah'ın ve onun Peygamberini kabul ederdi... - Tolstoy 1828-1910 -

Ünlü Rus yazarı L.N.Tolstoy 1908 yılında Abdullah El-Sühreverdi'nin Hindistan'da basılmış "Hz.Muhammed'in Hadisleri" kitabını okumuştur. Okuduğu hadislerden bir risale (kitapçık) tertip etmiş,bunu Rusya'nın posrednik' adlı yayınevinde bastırmıştır.

Rus halkı ve özellikle Rus aydınları, L. N. Tolstoy'u ilahi bir kuvvete sahip gibi seviyorlardı ve onun İslamiyeti kabul etmesinin duyulmasının Rus toplumu içinde İslam'a güçlü bir akım başlatabileceğini biliyorlardı. Bu yüzden de Tolstoy'un Hz.Muhammed'in hadislerinden derlediği kitapçığını KGB gibi Rus istihbarat birimleri gizli tutmaya, unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışıyorlardı. Tolstoy, bu risale (kitapçık) ile Rus okurlarını, Hz. Muhammed'in hadisleriyle tanıştırmıştır. Hadislerden seçtiği konularda 'fakirlik' ve 'eşitlik' gibi kavramları esas almış, Rus halkına ve onları aldatanlara bir ders verir nitelikte olmasına özen göstermiştir.

Tolstoy, seçip kitapçık haline getirdiği bu hadislerle, gerçek adalet ve eşitliğin, gerçek kardeşlik ve fedakârlığın yerinin İslam olduğu, hatta insana saygı ve sevginin ve daha ötesinin de yerinin yine İslam olduğunu vurgulamak istemiştir.

Prof. Dr. Telman Hurşidoğlu ALİYEV
Karakutu Yayınları

 

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
"Bir zamanlar bir iyi, bir de kötü büyücü varmış. İyi büyücü, bir insanı, kötü büyücünün şerrinden kurtarmak için, onu buğday tanesine çevirmiş. Kötü büyücü birden bir horoz olup, tam taneyi yutacakmış ki, iyi büyücü tanenin üzerine bir şinik buğday dökmüş. Böylece kötü büyücü aradığı taneyi bulamamış." İşte Hıristiyanlar da Allah'ın kitabı olan İncili bu hale getirdiler. Allah'ın kitabının yanı sıra 49 kitabı kutsal tanıyarak hak ve batılı birbirine karıştırdılar.

Çeviri : Sultan Neval Şimşek/ Serkan Özburun
Kaknüs Yayınları

 

İNSAN NE İLE YAŞAR
Allah vazifesi olmasına rağmen yeni doğum yapmış bir annenin ruhunu, merhametine yenik düştüğü için, alamadan dönen meleğini üç şey öğrenmesi için insan suretine büründürerek dünyaya gönderir: ''İnsanın içinde ne barındırdığını öğren'', ''İnsana neyin verilmediğini öğren'' ve ''İnsanın ne ile yaşadığını öğren''. Bu üç bilgiyi edindiğinde, yani insanı tanıdığında melek Rabb'inin sonsuz merhametini de kavradığı için tekrar semaya yükseltir.
İnsan Ne İle Yaşar, Tolstoy'un ahlaki ve dini değerleri ön plana çıkardığı heyecanlı, coşkulu ve hikmetli hikayelerden oluşuyor.

Çeviri: İhsan Özdemir
Timaş Yayınları

 

İTİRAFLARIM
Savaş ve Barış ile Anna Karenina'yı yazmasına rağmen Tolstoy, 51 yaşında geçmişe dönüp baktığında hayatını anlamsız, pişmanlık duyulan bir başarısızlık olarak değerlendirmiştir.

İtiraflarım, Tolstoy'un fikirlerini ve eylemlerini sonsuza dek değiştirdiği ve inanç felsefesini geliştirdiği o dönemdeki düşüncelerini derinden anlamamızı sağlayan gerçek bir Tolstoy klasiği.

Çeviri: İhsan Özdemir
Timaş Yayınları

 

İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ
"Yalan, ölümün arifesinde çevresini kaplayan bu yalan; korkunç, muhteşem ölüm olayını ziyaretleriyle örtmeye çalışarak, yenmeye hazırlanan mersin balıkları düzeyine indirdikleri bu yalan, İvan İlyiç için son derece acı vericiydi. İşin tuhafı, çevresindekiler ona bu hokkabazlıkları yaparken kaç kez 'Bırakın şu yalanları! Ölmekte olduğumu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Yalan söylemekten vazgeçin bari!' diye bağıracak gibi oluyordu. Ne var ki hiçbir zaman kendinde bunu yapacak gücü bulamıyordu."

Çeviri: Nihal Yalaza Taluy
Can Yayınları

 

KAFKAS ESİRİ
Jilin, Rus ordunda Kafkasya'da subay olarak görev yapmaktadır. Bir gün Annesinden mektup alır. Yaşlı annesi şöyle yazıyordu: "Artık kocadım, sevgili yavrum, seni dünya gözüyle bir kez daha görmek istiyorum. gel sana hakkımı helal edeyim, cenazemi kaldırır sonra inşallah görevinin başına gidersin. Hem sana bir kız buldum; uslu, akıllı iyi bir kız. Anlaşabilirseniz evlenir temelli burada kalırsın."

Gerçekten ihtiyar annesinin durumu kötüydü. Daha sonra göremeyebilirdi. Komutanlığa çıkıp izin alarak annesinin görmeye yollanır, fakat Kafkasya'da savaş vardır, Tatarlara esir düşer. Acı ve zorlu günler onu beklemektedir. Büyük yazar Tolstoy'un meraklı ve heyecan verici bu öyküsünden başka, kitapta yer alan diğer öykü ve masalları da büyük bir zevkle okuyacaksınız.

Çeviri: Oğuz Peltek
Yaba Yayınları

 

KARANLIĞIN GÜCÜ
Varlıklı ve yaşlı bir Rus köylüsünün evinde hizmetçilik yapan Nikita, önceleri annesinin ve ev sahibesi hanımın işbirliği yaparak kendisi için hazırladıkları çirkin istikbali keyifle seyretmektedir. Ne var ki, ikbal basamaklarını tırmanırken attığı her haksız ve ahlaksız adım onu bir başka zulüm ve günahın içine iteler...

Karanlığın Gücü, Tolstoy'un, her ayrıntıyı bir nakış gibi işleyerek Rus köylülerinin hayatına ayna tuttuğu bir oyunu...

Çeviri: Serhan Nuriyev
Timaş Yayınları

 

KAZAKLAR
Olenin, Moskova'nın kibar çevrelerindeki hayatından bıkmış bir delikanlıdır. Yeni dünyada mutluluğu bulacağına inanır ve bu düşünceyle Kafkasya'ya gidip Kazaklar arasında yaşamaya başlar. Aradığı para ve unvana bağlı olan değil, kendiliğinden var olan bir mutluluktur.

"Savaş ve Barış" ve "Diriliş"ten sonra Tolstoy'un üçüncü büyük romanı olarak kabul edilen "Kazaklar", yazarın sanat gücünü ve düşünce derinliğini en açık şekilde ortaya koyması bakımından mutlaka okunması gereken güçlü bir dünya klasiği...

Çeviri: Serhan Nuriyev
Timaş Yayınları

 

KORKUNÇ İVAN
Çar Feodor İvan Vasilyeviç, çevresindeki tüm soyluları çeşitli bahanelerle öldürtüp ya da çeşitli sebeplerle, uzaklaştırarak tamamen kendine bağlı bir yönetim düzeni kurmuştur. Sloba'daki görkemli şatoya yerleşmiş, burada bir tür tarikat kurarak kendini başrahip ilân etmiştir. Ne var ki en kanlı kararlar, burada yapılan ayinlerde alınmaktadır; Rus halkının gözünde Tanrı tarafından gönderilmiş olarak görülen Çar, öldürttüğü insanları rüyalarında gören, bunun şeytanın işi olduğunu düşünerek çareyi daha fazla can kıymakta bulan bir hastadır aslında.

Tolstoy, Korkunç İvan adlı romanında Çar, onun çevresindeki yardakçıları ve ona karşı çıkan soyluları soluk, cansız karakterler olarak ele almamıştır. Bilâkis yazar, dönemin ekonomik zorluklarını, bitmek bilmeyen savaşları, birtakım aşk hikâyelerini, hatta halkın batıl inançlarını da büyük bir canlılıkla ortaya koyarak, kişileri tarih içindeki yerlerine oturmuştur. Yazar Tolstoy böylece tarihin bir yaprağını edebiyata taşıyor.

Tolstoy 1917 Devrimi'nden sonra ülkesini terk etmiş, ancak daha sonra Sovyetler Birliği'ne geri dönerek, kaleme aldığı eserlerle Stalin Ödülü'ne lâyık görülmüştü.

Çeviren: Ertuğrul Kayihan
Beyaz Balina Yayınları

 

KRALIN HEDİYESİ
Çocuk kitabı…

Günün birinde bir köylü çok değerli bir pırlanta bulmuş.
"Ne yapayım ne edeyim?" diye düşünürken krala götürmeye karar vermiş.
Saraya gidince uşağa kralın huzuruna nasıl çıkabileceğini sormuş. Uşak sormuş:
- Niçin kralla görüşmek istiyorsun?

Tomurcuk Yayınevi

 

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
"Bir zamanlar bir iyi, bir de kötü büyücü varmış. İyi büyücü, bir insanı, kötü büyücünün şerrinden kurtarmak için, onu buğday tanesine çevirmiş. Kötü büyücü birden bir horoz olup, tam taneyi yutacakmış ki, iyi büyücü tanenin üzerine bir şinik buğday dökmüş. Böylece kötü büyücü aradığı taneyi bulamamış." İşte Hıristiyanlar da Allah'ın kitabı olan İncili bu hale getirdiler. Allah'ın kitabının yanı sıra 49 kitabı kutsal tanıyarak hak ve batılı birbirine karıştırdılar.

Çeviri : Sultan Neval Şimşek/ Serkan Özburun
Kaknüs Yayınları

 

KROYÇER SONAT
Kroyçer Sonat, bir tren yolculuğu öyküsüyle başlıyor, insanoğlunun ruhunun derinliklerinde uyuyan şiddete, kıskançlığa, zavallılığa uzanıyor. Trende başlayan bir söyleşi sırasında yolcular arasında bulunan, kitabın baş kahramanı Pozdnişev, nasıl olup da böyle çöktüğünü, bezginleştiğini anlatır. Gençliğinde sefih bir hayat sürmüş, sonradan kendinden iğrenmeye başlamıştır. Terzilerin, güzellik uzmanlarının yardımıyla erkeklerin hayvansal içgüdülerini alevlendirdikleri için toplumun ve kadınların suçlu olduğu kanısına varmıştır. İçinde uyanan pişmanlık Pozdnişev'i değişime itmiş, o da bu doğrultuda evlenmiş, çocuk sahibi olmuştur. Ancak, kadınlarla erkekler arasındaki onulmaz farklar, bir yandan da Pozdnişev'in kıskançlığı nedeniyle bir süre sonra karısıyla birbirinden nefret etmeye başlamışlardır. Karısının onu bir müzisyenle aldattığından kuşkulanmasıyla birlikte Pozdnişev'in ruhunun derinlerinde yatan şiddet açığa çıkmış, geri dönüşsüz zararlara yol açmıştır. Pozdnişev'in öyküsü, Lev Tolstoy'un yaşadığı dönemin ahlâk anlayışının ve bazı değerlerin değişmesiyle yaşanan sancıların bir panoraması niteliğindedir. Kadın-erkek ilişkilerinde erdemin gerekliliğine inanan Tolstoy, kendi görüşü doğrultusunda erdemsizliğin insanoğlunu ne gibi çıkmazlara sürüklediğine işaret etmeye çalışıyor. Tabii, Beethoven'ın ünlü Kroyçer Sonat'ını dinleyip dinlememek, size kalmış.

Çeviri: Nihal Yalaza Taluy
Can Yayınları

 

KURT İLE YAŞLI KADIN





Çocuk kitabı… Satışı yok…





 

KÜÇÜK ŞEYTAN
Çocuk kitabı…

Büyük Rus yazarı Lev Tolstoy (1828-1910), dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biri. Ölümsüz romanlar yazmış. Kitapları bugün de dünyanın dört bir yanında aralıksız okunuyor. Bu dev yazar, çocukları çok sevmiş. Onlar için de birbirinden güzel kitaplar yazmış. Kendisinin de pek çok çocuğu varmış. Soylu bir aileden gelen bu büyük yazarın yaşadığı dönemde Rusya'da çarlık yönetimi varmış. Tolstoy bu yönetime karşı büyük tiksinti duyarmış. Devletin başındaki çarlar da, doğal olarak onu sevmemişler. Ama Rus halkı bu dev yazarı çok sevmiş. Kendisi de varlıklı biri olduğu halde romanlarında büyük toprak sahiplerine karşı ezilen, sömürülen insanları savunmuş.

Küçük Şeytan da yine küçük çocuklar için masallardan ve öykülerden oluşuyor…

Çeviri: Füsun Tayanç
Can Yayınları

 


ÖLÜM MANİFESTOSU
Ve dedi: "En kof ceviz bile kırılmak ister. Olgun yemişler tutunamaz ağaca. Öyleyse kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan. Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve. Düşün! Bir şeyin geldiği yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümünden başka birşey değildir hayat. Yani ölüm... Fakat insanlar öykü kefelenmişlerdir. Ve kefelenen her şey öldürücüdür. İnsana düşen, tüm libaslarından soyup öylece seyretmektir ölümü. Yani hayatı..

Çeviri: Sultan Neval Şimşek, Serkan Özburun
Kaknüs Yayınları

 


POLİKUŞKA
Tolstoy, aynı zamanda 19. yüzyıl Rusya'sının en etkili ahlâkçı düşünürüdür belki de. Birçok yazısında din, toplum, ahlâk ve sanat konularındaki görüşlerini açıklamış, Rus Ortodoks Kilisesinin bağnazlığını eleştirmiş, köylülerin yoksulluk ve eğitimsizliğine çözümler aramıştır. Tolstoy'un 1855-1863 yılları arasında yazdığı 'halk için öyküler' arasında yer alan Polikuşka'da, onun daha çok maddeci toplumun doğal insan üstündeki etkilerini konu edinen yapıtlarındandır. Genç Tolstoy'un, köylü yaşamı üstüne parlak bir öyküsüdür Polikuşka; ama en küçük bir romantizm içermez yazarın yaklaşımı; tam tersine, Çehov'un bu konudaki bazı öykülerinde rastlanan katı bir gerçekçilikle kaleme alınmıştır.

Çeviri: Mehmet Özgül
Can Yayınları

 


SAMİMİ SAADET
Tolstoy'un önemli eserleri arasında yer alan Samimi Saadet, sizi yeniden dirilişe davet ediyor. Yaşama, aşka ve geleceğe dair hayallerinizi bulabileceğiniz bu kitap, ideallerinizi de güncelleştiriyor. Bu eser, hayatınızda karşınıza çıkan kişilerle uzlaşmacı bir tavır sergilemenizde size yardımcı olacaktır.

Elinizde bulunan kıymetleri kaybetmeden yeniden kazanmanın hikâyesi belki de şimdi elinizin altında... Tükendiğini sandığınız sevgi ve aşk, zaman ve mekân değişince, farklı bir kılığa bürünüp yine karşınıza çıkıyor. Samimi Saadet; ümitsiz aşkınızı, yitirdiğini sandığınız sevginizi size geri veriyor. Ruhunuzu ayakta tuttuğunuz sürece gönlünüzdeki duygunun da diri kalacağını fısıldıyor sizlere... Sonsuza dek yaşamak adına, aşkı ve sevgiyi yarınlarda tüketmemek adına ve tüm yalanları örtmek adına saadetinizi geciktirmeyin.

Çeviri: Ayşenur Menekşe
Mavi Yelken Yayıncılık

 


SANAT NEDİR ?
Şunu hiç unutmamalıdır ki, sanat, bir fedakârlık abidesidir. Eğer siz fedakârlığa talip değilseniz, milyonlarca insanın ömrünü verdiği bu müesseseye katılmaya hakkınız yok demektir. Sanatın en önemli yardımcısı ve düzenleyicisi olan eleştiri öyle kötü insanların ellerine bırakılmış ve öylesine kötü kullanılmıştır ki, bu kişiler gerçek sanatı ve sanatçıyı, zararlı birer yaratıkmışçasına dışlamışlar, kötülemişlerdir. Sanattaki çarpıklıklardan ve yanlış uygulamalardan dolayı sanat ve sanatçılar zarar gördüğü gibi, sanat okulları da harap olmuştur. Geçmişte, sanat okullarından mezun olan sanatçılar adaşlarına destek olur, onların yardımına koşarlardı. Fakat şimdi?... Şairler, yazarlar, eleştirmenler birbirlerine girmiş, kanlı bıçaklı olmuşlar, sonuçta da halk tarafından tepki görmüşlerdir. Sanat ve bilimin birleştirilmesi yolunda ilerlemesi gerekirken, sanatın bilimle kaynaşması engellenmiş, tenkitçiler halk düşmanlığı yapmışlardır. Sanatçılar, kendi aralarındaki meseleleri çözmedikçe topluma yararlı olamayacaklardır.

Çeviri: Baran Dural
Bilge Karınca Yayınları

 


SAVAŞ VE BARIŞ (2 CİLT)
Savaşla barış birbirini izler, savaş sahneleri ardından aile sahneleri karşımıza çıkar. Romanın başında Nataşa Rostov henüz bir çocuktur, oysa genç Piyotr Bezuhov çoktan evli bir erkektir ama mutsuzdur; karısı, herkesi aynı gülüşle selamlayan güzel prenses Helena'dan ayrılır. Ama Helena ölür. Nataşa'ysa Piyotr'un arkadaşı Prens Andrey Bolkonskiy'le nişanlıdır. Helena, nişanlısının yokluğunda erkek kardeşi Anatol Kuragin'e aşık olur ve onunla kaçmaya kalkışır. Daha sonra Prens Bolskonskiy'in ağır biçimde yaralanması üzerine, Nataşa ona ne kadar derin bir aşkla bağlı olduğunu anlar ve ondan af dilemek ister.

Ancak, Nataşa Piyotr ile evlenip, kendisini ailesine adar ve Dekabrist ayaklanmasına katılan kocası, 14 aralık 1825' de Sibirya'ya sürülünce onun peşinden gider.

Savaş ve acı dolu sahnelere karşın,"Savaş ve Barış" a egemen olan renkaşk ve yaşamla doludur. Tolstoy, "roman yazarken sanatçının amacı bir sorunu tartışılmaz biçimde kökünden çözmek değil, ama sayılamayacak kadar çok, bitmek tükenmek ilmez tezahürleri içinde yaşamı sevindirmektir" der.

Çeviri : Şakir Eldemir
Morpa Kültür Yayınları

 


SERGİ BABA
Kırklı yıllarda Petersburg'ta herkesi hayretler içinde bırakan bir olay oldu. İmparator I Nikolay'ın yanında parlak bir mevki kazanacağına herkesin büyük ümit beslediği, Kirasir süvari bölüğü hassa komutanı, yakışıklı genç prens, imparatoriçenin yanında onun özel şefkatine sahip güzel nedime ile düğünlerine bir ay kala istifa etti, sözlüsüyle olan tüm ilişkilerini kesti ve büyük olmayan kendisine ait mülkü kız kardeşine vererek, rahip olmak amacıyla manastıra gitti. Olayın gerçek sebebini bilmeyenlere bu çok sıra dışı ve izah olunmaz bir şey gibi göründü ki, var olan bu durumdan başka çıkış yolunun olabileceğini tahmin bile etmedi.

Çeviri: Sevinç Üçgül
Multilingual Yayınları

 


SEVGİ NEREDEYSE TANRI ORADADIR
"Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır" Tolstoy'un İnsan Ne ile Yaşar ve Efendi ile Uşak'tan sonra dini muhtevalı üçüncü öykü kitabı. İnsanın cevherinde saklı iyilik, doğruluk, fedakarlık, cömertlik gibi duyguların yine iyilik, doğruluk, fedakarlık ve cömertliğin ikliminde ortaya çıkacağı tezini sunuyor Tolstoy. İnsanlara karşı davranışlarınızın Tanrı'dan görmek istediğimiz muameleyle aynı olması gerektiğini... Ve sevginin insan ruhunu arındıran en etkili iksir olduğunu...

"Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır" her yaştan insana söyleyecek sözü olan, edebi, hikemi, başarılı bir

Çeviri: İhsan Özdemir
Timaş Yayınları

 


SEVGİNİN YASASI & ŞİDDETİN YASASI
Modern bir çağın yazarı olsa da Tolstoy, bu kitapta sözünü ettikleriyle, doğuş nedeni tahammülsüzlük ya da düşmanlık gibi insan "alışkanlıkları"nın asırlardır işlenen katliamları, cinayetleri nasıl beslediğini, ne gibi kadim anlayışlara değdiğini dillendiriyor ve kadim anlayışlardan, yirmi asır önce inen ve hala gerçekleşmekte olan İsevi doktrinden bahsetse de ölümünden sonra, yani günümüzde gerçekleşen katliamların, cinayetlerin bir şeceresini çıkartacak kadar etkili olmayı başarıyor.

Çeviri: Ekrem Özbek
Metropol Yayınları

 


SİVASTOPOL
Cerrahlar, tiksinti veren, ama yararlı olan kesme işiyle meşguller. Şimdi eğri, keskin bıçağın sağlıklı, beyaz deriye girdiğini, yaralı şahsın birden kendine gelip berbat, sinir bozucu bir haykırmayla küfrettiğini görüyorsunuz; sıhhiye erinin kesilen kolu bir köşeye fırlattığını, aynı odada bir sedyenin üzerinde başka bir yaralının yattığını ve arkadaşına yapılan ameliyatı seyrederken, fiziksel ağrıdan çok korku ve endişeden kaynaklanan ruhsal bir acı ile kıvranıp inlediğini görüyorsunuz; sizi varlığınızın derinlerine kadar sarsan dehşet verici manzaralara şahit oluyorsunuz; savaşı, mızıka ve bandolardan, zıplayıp duran cakalı atlara binmiş generallerden ve sancakların dalga dalga akışından ibaret güzel, düzenli ve şaşaalı bir olay olarak değil, gerçek yüzüyle görüyorsunuz -kan, ızdırap ve ölüm olarak...

Çeviri: M. Ali Özkan
Şule Yayınları

 


TANRI'NIN EGEMENLİĞİ İÇİNİZDEDİR
Yüz yılı aşan bir zaman boyunca sansür baskısına maruz kalan bu kitap, Batı dünyasında hala yok sayılıyor. Şiddeti ve savaşı meşrulaştıran ve öldürmeye onay veren Kiliseyi Hıristiyanlık karşıtı bir kurum olarak gören Tolstoy, Kilise Hıristiyanlığını, dünyanın en yozlaşmış dini diyerek reddediyor.

Kitabın yayınlanmasıyla birlikte din ve devlet otoritelerinden gelen yoğun tepkilerle karışlaşan Tolstoy, 1901 yılında Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmiştir.

Beklenenin ötesinde etkilere yol açan bu kitap, aralarında Mahatma Gandhi'nin de bulunduğu, farklı dünya örüşlerine sahip pek çok insanı derinden etkilemiştir. Bugün sivil itaatsizlik veya pasif direniş olarak bilinen muhalefet tarzı, esas olarak Tolstoy'un bu kitapta dile getirdiği fikirlere dayanmaktadır.

Kaos Yayınları

 


ÜÇ ÖLÜM
Aynı sonla karşılaşan iki hastanın, birisinin zengin tabakadan, diğerinin fakir halktan oluşu ele alınmış ve ölüm anına kadar her ikisinin de duyuş, görüş ve düşünceleri en ince ayrıntılarına kadar çok güzel bir şekilde canlandırılmıştır.

Zengin hanımefendinin kaçınılmaz olan ölümden kurtulmak için çırpınışı, yabancı memleketlere gitmek arzuları, ölümden kurtulmak için her çareye başvuruşu, buna karşılık zavallı arabacının kaderin cilvesine boyun eğerek; tevekkül ederek, ölümü bekleyişi gerçekten de hayatın tam bir ifadesi olarak canlandırılmıştır.

Ve yine üçüncü ölüme sebep olan insanoğlunun karakterini göstermektedir. Zira hiçbir varlığın -menfaat karşılığı dahi olsa- bir diğerinin hayatını son vermeye hakkı olmadığını ve her varlığın, yaratılışı gibi ölümünü de tevekkül ederek Allah'tan bekleyeceğini göstermektedir.

Çeviri: Derya Sungur
Mavi Yelken Yayıncılık

 


VAHŞİ ZEVKLER
Savaş...
"... Hükümetlerin özünde itaat etmek değil, buyurmak vardır. İşte bu nedenledir ki, hükümetler daima buna yönelecek ve iktidardan isteyerek hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir. Hükümetlere iktidarı ordu sağladığına göre, hükümetler hiçbir zaman kendi var olma nedenleri olan ordudan, kısacası savaştan vazgeçmeyeceklerdir."

Avcılık...
"... Üçkâğıtçılık, kalleşlik, tuzağa düşürmek, pusu kurmak, çok sayıda kişinin bir kişiye, güçlünün zayıfa saldırısı, bütün bunlar kurbanlarının niteliklerinden bağımsız olarak kendiliğinden kötü eylemdir. ... bütün bu kötü ve canice eylemler utanç duyulmadan, açıkça, savunmasız olan canlı varlıklara karşı yapılmaktadır, üstelik aynı şeyin insanlara karşı yapılmasına onay vermeyecek aynı insanlar tarafından."

Et Yiyiciler...
"... Vejetaryenizm sorununun özünü yerinde görüp incelemek amacıyla mezbahaları ziyaret etmeyi düşündüm. Ama her defasında kesinlikle karşılaşacağı ve önlenmesi imkansız bir acıya tanık olmanın getireceği bir rahatsızlık yüzünden bu ziyareti hep erteledim. ... Barakanın sağında, adaleli kollarının üzerinden gömleklerinin kanlı kollarını sıvamış altı kasap, kanlı önlükleriyle bir sıranın üzerinde oturuyordu.... Kasaplardan biri hayvan kesiminin nasıl gerçekleştiğini anlattı ve bu işlemin yapıldığı yeri gösterdi. ... çoğu zaman olduğu gibi geçeğin, hayal gücünün yarattığından daha az bir etki yaratacağı duygusuna kapıldım, bu yanlıştı..."

Çeviri: Dominik Pamir
Kaos Yayınları

 


VE IŞIK KARANLIKTA PARLIYOR
Lev Tolstoy'un, kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı bu eser, beş perdelik bir dramdır. Oyunun kahramanı, vicdanlı Rus soylusu Nikolay İvanoviç, tıpkı Tolstoy gibi, topraklarını ve malikanesini köylülere terk etmek istemektedir. Hıristiyanlığın özü olarak gördüğü İsa'nın Dağdaki Vaaz'ına dayanarak aristokrat yaşam tarzından vazgeçen Nikolay, kurulu düzeni, devleti, mülkiyeti ve askerliği reddeder. Her türlü şiddete karşı olan Nikolay İvanoviç, Kiliseyi ve ona hizmet eden ruhban sınıfını, şiddeti onayladığı ve dini yozlaştırdığı için tümden reddeder. Onurlu bir yoksulluğu tercih eden Nikolay'ın, idealleriyle gündelik yaşamı arasındaki gerilimi işleyen bu oyun, Tolstoy'un "Hristiyan anarşizmi" olarak tanımlanan düşüncelerini sunuyor.

Çeviri: Dominik Pamir
Kaos Yayınları

 


ŞEYTAN
Tolstoy, Şeytan'ı. Anna Karenina'dan yaklaşık on yıl sonra, 1898 yılının Kasımında yazmıştır. Bu ilginç uzun öykü, okuru, Kreutzer Sonat ile birlikte Tolstoy evreninin en temel iki sorunsalıyla bir kez daha karşı karşıya getiren sınırlı bir özet gibidir: Taşra aristokrasisine dayalı ideal "aile mitosu"yla ve kadının bir baştan çıkartıcı olduğu anlayışıyla Tolstoy, bu öyküde, etkilendiğini bildiğimiz Schopenhauer irade felsefesinin sanki bir uygulamasını gerçekleştirir. Orada türün devamından öteye bir amacı bulunmayan "irade", "cinsel dürtü" olarak kişiyi sürükler durur. Bu durumda şeytan, asıl içimizdeki o karşı konulmaz dürtüdür. Dışarıdaki şeytan kadın ise, bu dürtüyü uyaran nesneden başka bir şey değildir. Şeytan: İçimizdeki karşı konulmaz dürtü

Çeviri: Saniye Güven
Bordo Siyah Yayınları

AĞDAKİ KUŞLAR





Satışı yok…







tolstoy

lev nikolayeviç, kont tolstoy, rus yazarıdır (1828-1910). zengin bir toprak sahibinin oğlu olan lev tolstoy, çocukluğunu yasnaya polyana'daki aile topraklarında geçirdi. kırım'da savaştıktan ve avrupa'nın çeşitli ülkelerini dolaştıktan sonra rusya'ya dönünce, derebeylerin topraklarında çalışan serilere özgürlük tanınması için uğraştı. 1863'te sonya bers ile evlendi ve on üç çocuğu oldu. yazmak   » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


  Puanı : 6.0 / 10 | Oy : 22 kişi | Toplam : 132

Bu yazıya puan ver..
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar
Sorun Yanıtlayalım İletişim