Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: zeus
Gönderilme Tarihi: Fri, 27-Oct-2006
Okunma: 17426 kez
Yazı Boyutu: 6.08 KB

Homeros





Eski Yunan kültürünün en parlak örneklerinden olan ve Yunan mitolojisini temellendiren iki epik destandan sözedeceğiz bugün; "İlyada" ve "Odysseia"dan... Yaklaşık 3000 yıl öncesine, İ.Ö 1000'li yıllara kadar uzanır dünyanın en sevilen fantastik hikayelerinin ortaya çıkışı. Bilgi yarışmalarının kolay sorularındandır bu destanların yazarı. Homeros yanıtına hepimiz katılırız, ama böyle bir insanın gerçekten yaşayıp yaşamadığı hakkında kesin bir bilgi de yok elimizde. Bazı edebiyat tarihçilerine göre, tarihin fantastik yorumları olan "İlyada" ve "Odysseia", yüzlerce yıl içerisinde, birçok şairin katılımıyla vücut bulmuş anonim eserlerdir. Ancak, kim ve kimler tarafından kaleme alınırsa alınsın, insanlık tarihinin yarattığı en önemli metinler oldukları asla tartışılmayacaktır.


İLYADA
Homeros imzalı iki destan birbirini tamamlayıcı niteliktedir ve yirmi yıla yayılan ana hikaye "İlyada" ile başlar. Çanakkale yakınlarındaki Truva (Troya) kenti kuşatması; savaş, kahramanlık, dostluk, aşk, ihanet, intikam gibi duyguların işlenmesine zemin teşkil etmiştir. Tanrıça Hera, Athena ve Afrodit arasındaki güzellik yarışmasının hakemi yapılan Paris, -aldığı rüşvet sonucu- Afrodit'i birinci ilan eder. Afrodit'in Paris'e verdiği rüşvet, ölümlü kadınların en güzel Helen'dir. Ancak Helen, Lecademon kralı Menealos'un karısıdır. Tanrıçanın büyüsü ile Paris'e aşık olan Helen, onunla birlikte Troya kaçar. Öfkelenen Menelaus, kardeşi Agamemnon, yarı ölümlü kahraman Akilleus, insanların en kurnazı Odysseus ve bazı Yunan prensleri ile birlikte Troya'ya çıkarma yapar. On yıl süren savaşlardan bir sonuç alınamayacağı sanılırken, Odysseus'un bulduğu bir hileyle; o ünlü tahtadan at esprisiyle, kentin kapılarını açmayı başarır kuşatmacılar ve İllios (Troya) kenti düşer, adalet yerini bulur.


ODYSSEIA
Dostu Agamemnon'un yanında savaşmak için karısı Penelope ve oğlu Telemakhos'u geride bırakarak Troya'ya doğru yola koyulan İtaka kralı Odysseus'un savaşın bitimi ile başlayan olağanüstü serüvenlerini anlatır "Odysseia" destanı. Kurnaz ama biraz sivri dillidir kahramanımız; dönüş yolculuğunda tutulduğu fırtına karşısında deniz tanrısı Poseidon'a meydan okuyunca, tanrının gazabına uğrar ve bir türlü evinin yolunu bulamaz. On yıl sürer Ege denizinin bir yakasından bir yakasına savruluşu (bugün bir iç deniz gibi görünen Ege, antik çağlar için bir okyanus algılamasındadır ve böylelikle mesafe kavramının yaşanılan bölge ile sınırlı olduğunu bir kez daha anlarız). Tek gözlü, insan yiyen devleri, gemicileri baştan çıkaran sirenleri ve Yunan mitolojisinden çıkıp gelen daha nice tehlikeyi savuşturan Kral, ülkesine döndüğünde karısını -kendisinin vasiyetine uygun olarak- evlilik hazırlıklarında bulur. Yarışmayı kazanan prens olacaktır kraliçenin eşi. Kılık değiştiren Odysseus, teker teker yener koca adaylarını ve hem karısına hem de tahtına kavuşur.



Homeros ve Eski Yunan edebiyatı
Edebiyatın geliştiği ilk uygarlıktır Eski Yunan. Elbette Anadolu'da, Mezapotamya'da, Mısır'da yaşayan diğer topluluklarda da güzel sanatlara karşı bir ilgi olmuştur, ama Yunan şiiri düzeyinde bir eser göstermek mümkün değildir. Bu anlamda, tüm şairlerin babasıdır Homeros! Yeryüzünde şan ve şerefin en büyük erdem kabul edildiği çağlara en uygun düşen edebi tarzdır şiir. Olaylar, karakterler, hurafeler, örf ve adetler de şairlerin zihinlerindeki imgeleri ateşleyici kaynaklardır elbette. Destanlara hakim olan gerçeküstü, fantastik ve metafizik öğeler, yalnızca yazarların tahayyül gücüne mal edilemez; insanlarla tanrıların yanyana getirildiği bu manzum hikayeleri yaratan toplulukların dünyayı yorumlayışının kendisi fantastiktir aslında. Homeros'un metinlerindeki; erkekler arasındaki dostluk, tanrıların hazırladığı bir kader olarak aşk, kendini hep hissettiren cinsellik, kadınların ihaneti, toplumun her çeşit beceriye hayranlık duyma eğilimi, yarışmaların yaygınlığı, eğlence tutkusu ve coşkunluk gibi motifler, Eski Yunan toplumunun yaşam biçimlerinin ve ruh halinin yansıması olarak, gerçeküstü bir anlatımın ardındaki somut gerçeklerdir.

Dikkat edilecek olursa, olayların felsefi yorumları yoktur "İlyada" ve "Odysseia"da, ama bu olayların, çevrenin, giysilerin, karakterlerin inceden inceye tasvir edilişi hemen farkedilir. "Şair görmüştür, size de gösterir. Gördükleri ona tesir etmiştir, o da bu tesirleri size nakleder... Homeros'u okuyun, o her şeyi, herkesin her gün karşılaştıklarını bile tasvir eder; mesela adanın su ile çevrildiğini, öğleyin güneşin tam tepemizde olduğunu yazmaktan imtina etmez.Her şeyi tasvir etmek zorundadır, çünkü onun çağında her şey ilgilendirir okuyucuyu". Tekrarlar yapar, ama bıktırıcı değildir. Çünkü yaptığı tekrarlar, farklı anlarda yeniden ortaya çıkan duygulardan kaynaklanmıştır ve bu tekrarlar, sözel kültürün etki yaratma araçlarıdır aynı zamanda.

İlk bakışta çok eskimiş ve çocuksu gelebilir Homeros'un destanları. Mitolojiden, fantastik anlatımdan hoşlanmayanlar ise onları saçma bulacaklardır. Oysa bu metinlerde, insanoğlunun yüzyıllardan beri değişmeyen pek çok temel dürtüsü, duygusu vardır. Onları tüm zamanlarla çağdaşlaştıran yani "klasik" yapan işte bu özellikleridir. Üstelik, "İlyada" ve "Odysseia, bir yandan Yunan tragedyalarının habercisidir, diğer yandan, yalın bir dille kaleme alınan daha doğrusu söze dökülen destanlardaki anlatım tarzı; geçmiş ve şimdi arasında gidip gelerek -zaman akışını kırarak- aktarılan hikayeler, modern edebiyatın bilinç akışı tekniğinin öncüsüdür. Usluptaki sadeliğin asıl nedenini ise, o çağlarda sözlü anlatımın müzik eşliğinde yapılmasında bulabiliriz. Ancak bu sadelik, bir cansızlık anlamına gelmez; tersine, çok canlı ve eğlenceli bir havası vardır Homeros hikayelerinin. Yukarıda da belirttiğim gibi, gördüğü, bildiği insanlar, mekanlar ve eşyalardır onun anlattıkları. "Homeros, sürülmüş bir tarlayı, buğday-yürekli ekmeği, kuşların uçuşunu, yontulmuş bir iskemleyi, limanda bir gece-göğüne karşı duran gemileri, derede çamaşır yıkayan kadınları anlatır. Yalındır, canlıdır, klasiktir...



Homeros

Eski Yunan kültürünün en parlak örneklerinden olan ve Yunan mitolojisini temellendiren iki epik destandan sözedeceğiz bugün; "İlyada" ve "Odysseia"dan... Yaklaşık 3000 yıl öncesine, İ.Ö 1000'li yıllara kadar uzanır dünyanın en sevilen fantastik hikayelerinin ortaya çıkışı. Bilgi yarışmalarının kolay sorularındandır bu destanların yazarı. Homeros yanıtına hepimiz katılırız, ama böyle bir insanın ge  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
BESTE
Tarih: 18:12:23 08.24.2007  Güncelleme: 18:12:23 08.24.2007
Kaotik Üye
Tarih: 03.07.2005
Nereden:
Gönderiler: 73

Azra Erhat - Homeros

Azra Erhat / ilyada (bilgi)
Homeros


KIMDIR?


homeros kimdir? insanlar, yirmi bes yy.dir bu soruyu evirdiler, cevirdiler, arastirdilar durdular, gene de bir sonuc alamadilar. homeros bir bilmece olarak kaldi; onu hic bilmiyoruz, hicbir zaman bilemeyecegiz desek de yeri, biliyoruz, hicbir sairi bilmedigimiz gibi biliyoruz desek de yeri. insanlik tarihinde bir gun geldi ki, sanatcinin kimligini kestirmek icin eserine bakmakla yetinmez oldu insanoglu. kimdi bu sanatci, ne zaman dogdu, nerede dogdu, nasil yasadi? diye bir suru soru sormaya giristi..
..
yunan ilkcaginda homeros' un adi da isa' dan once yedinci yuzyildan beri gecer. ionya filozoflari, ozanlari, tarihcileri sozunu ederler. kimi onu over, kimi onu yerer, ama tek olduguna kimsenin kuskusu yok gibidir. cagi, yurdu, yasayisi, susu busu uzerinde fazla durmamalari, acaba bunlari bilmediklerinden mi, yoksa homeros gibi "ulusal" bir ozanin yuceligi karsisinda artik susu busu soz konusu olamayacagindan mi? yurttasimiz halikarnasli herodotos; "hesiodos'la homeros yunanlilarin tanri soylarini kurdular, ad ve ekadlarini taktilar tanrilara, yetkilerini ve islerini ayirdilar, gorunuslerini belirttiler." diyor. hesiodos'la homeros yunan dinini ve efsanesini kurdular demeye varan bu söze herodotos su bilgiyi de ekliyor; "onlar benden 4 yy. once yasadilar." (Hist, II, 53). herodotos i.o. 450 sularinda yasadigina gore, homeros da 850 sularinda yasamistir. demek. platon' a degin homeros'u anmayan bir tek yunan yazari yok gibidir, ne var ki bu anilar birbirini pek tutmaz. kimi "khios"lu adam, kimi "khios'lu ve izmirli" der ona, kimi butun yunan destanlarini onun yazdigina inanir, kimi birkac dizesini eserine alir, kimi de butun eserinin homeros tan ciktigini soyler.

HOMEROS FILOZOF OLARAK

homeros' un ilk filozof oldugunu soyleyen aristoteles bu savinda haklidir; cunku homeros bir dunya gorusunun habercisi, dunya ve hayatin bir yorumcusudur. suphesiz, homeros' un kullandigi sekil bir siir sekli, bir bilim oncesi seklidir. burada bir de illas - i.o. 750 de bitti.- ile odysseia - i.o. 700 de bitti.- arasindaki hem motiflerde hem de dusuncelerde kendini gosteren nesil ayriligi acik olarak ise karismaktadir. sonralari bilimsel felsefenin inceden inceye ele aldigi sorunlar bu destanalrda kapali bir sekilde ortaya cikmaktadir. nitekim bu destanlarda, ilk-madde nin ne oldugu hakkinda bir sorusturmayi, tektanriciliga dogru bir arastirmayi buluyoruz. ozan, insanlar ve insan hayati uzerine yaptigi sayisiz gozlemleri cok kere birlestirerek genel bir yargiya variyor. onun daha o zaman tanri istencinin insan istenci karsisindaki durumunun ne oldugu sorusunu aydinlatmaya calismasi pek onemlidir (bu sonraki felsefede, istenc ozgurlugu diye adlandirilan sorundur.) homeros 'un dunyasi bastan asagi tanrilarla dolu olan esrarli bir dunyadir; ancak burada insan istenci'nin de buyuk bir onemi vardir, bu istenc kahramanca davranmada oldugu gibi acilara katlanmada da kendini gosterir. bundan dolayi ozan olan-biteni tanri ile insanin ortaklasa yaptiklari bir is olarak anliyor -bu, zamanimiza kadar yasayagelmis bir dusuncedir. hatta odysseia'nin girisinde bastanri, insanlarin kotulugun nedenini kendilerinde, kendilerinin isledikleri gunahta arayacakalrina, tanrilarda aramaya kalkismalarini yerer. -eski hellen mythoslarinda pek cok zulum hareketleriyle karsilasilir; bunun yaninda homeros' un, insanlik serefi ve onuru, evliligin yuksekligi, cocugun onemi -bunu bize babanin, cocugunun kendinden daha degerli olmasini ozlemesi gosteriyor- uzerine soyledigi sozlerin parlakligi bir kat daha artiyor. bundan dolayi sair horatius (spistula I, 2) homeros'un ahlaki, stoali filozoflarin bircogundan daha acik olarak ogrettigini soyleyebiliyor.

HOMEROS VE PLATON

homeros tartismasi platon'la baslar.

..ona gore de homeros, yunan dunyasinda butun inanislarin babasidir, bu dunyada dile gelen ne varsa, onunla dile gelmistir. platon begenmedigi egitim sisteminin temelinde homeros'u gormekle bir cigir acmis sayilamaz. yunanistan' da egitimin homeros destanlarinin ustune kurulmus oldugu herkesce bilinen bir gercekti, yani yalniz atina degil, butun yunan devletleri, homeros'u bir cesit kutsal kitap gibi, her turlu bilginin ozu diye benimsemislerdi.

..eserleri, homeros'un dizeleriyle dolup tasan platon da homeros'un okulunda yetismis ne var ki ilk olarak bu egitime karsi baskaldirmaya yeltenmistir.

.."devlet" in ucuncu kitabini okurken, sokrates'e kizmaktan alamayiz kendimizi. platon, homeros'u anlamamis, siirinin tadina varamamis diye icerleriz biz yirminci yuzyil okuyuculari. unuturuz ki, homeros, platon'un zamaninda siir degil yalniz, kutsal kitapti. bu sarsinti, bilimin dogmasina yol acti.
Cevapla

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç