Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: apollon
Gönderilme Tarihi: Mon, 20-Nov-2006
Okunma: 5537 kez
Yazı Boyutu: 9.29 KB

Anaximander

1
Anaximander
Frederick Copleston


Bir güneş saati tutan Anaximander; İS 3’üncü yüzyıldan kalma mozayık; Rhineland Müzesi, Trier, Almanya.

Miletuslu bir başka felsefeci de Anaximander idi. Görünürde Thales’den daha genç biriydi, çünkü Teofrastus tarafından Thales’in bir ‘‘astı’’ olarak sözü edilir.8 Thales gibi Anaximander de kılgın bilimsel sorunlarla ilgilendi ve bir harita yapmış olmakla onurlandırılır—büyük bir olasılıkla Karadeniz’deki Miletuslu denizciler için. Başka birçok Yunan felsefecisi gibi o da politik yaşama katıldı, Apollonia’ya bir koloniye önderlik etti.

Anaximander kendi felsefi kuramları üzerine bir düzyazı çalışması yazdı. Bu çalışma Teofrastus’un zamanında elde bulunuyordu, ve Anaximander’in düşüncesine ilişkin değerli bilgileri Teofastrus’a borçluyuz. Thales gibi o da tüm şeylerin birincil ve enson öğesini aradı; ama bunun örneğin su gibi herhangi bir tikel özdek türü olamayacağına karar verdi, çünkü suyun ya da nemin kendisi ‘‘karşıtlar’’dan biriydi ve açıklanması gereken şey bunların çatışmaları ve birbirlerinin sınırlarını aşmaları olgusuydu. Eğer değişim, doğum ve ölüm, gelişme ve çözülme olguları çatışmaya, bir öğenin öteki pahasına genişlemesine bağlıysa, o zaman—herşeyin gerçekte su olduğu varsayımı üzerine—niçin öteki öğelerin çoktandır suya soğrulmamış olduklarını anlamak güçtür. Anaximander bu yüzden birincil öğenin, Urstoffun belirsiz olduğu düşüncesine vardı. O karşıtlardan daha ilkeldir, çünkü bunlar ondan gelmişlerdir ve geriye ona geçerler.9

Bu birincil öğe (arke) Anaximander tarafından—ve, Teofrastus’a göre, Anaximander ona bu adı veren ilk düşünürdü—özdeksel neden olarak adlandırıldı. ’‘O ne sudur, ne de öğeler diye bilinen şeylerden biridir, ama onlardan ayrı ve sonsuz bir doğadır ki, göklerin ve içlerindeki dünyaların tümü ondan doğarlar.’’ O to apeirondur, sınırsız tözdür. ‘‘Bengi ve yaşsız’’ olarak ‘‘tüm dünyaları kucaklar.’’10

Bir öğenin bir başkasının sınırını aşması şiirsel bir anlatımla haksızlık örnekleri olarak temsil edilir: sıcak öğe yazın ve soğuk öğe kışın bir haksızlıkta bulunur. Belirli öğeler yine Belirsiz Sınırsıza soğrularak uğradıkları haksızlıkları giderirler.11 Bu yasa kavramının insan yaşamından bir bütün olarak evrene genişletilmesinin bir örneğidir.

Sayısız olarak birarada-varolan bir dünyalar çokluğu vardır.12 Her biri yokolabilirdir, ama bunların sınırsız bir sayısı aynı zamanda varoluşta gibi görünür ve dünyalar bengi devim yoluyla varlık kazanırlar. ‘‘Ve buna ek olarak içinde göklerin ortaya çıktıkları bengi bir devim vardı.’’13 Bu bengi devim bir apokrisis ya da ‘‘eleme,’’ Platon’un Timaeus’unda sunulan Pisagorcu öğretide bulduğumuz yolda bir tür elekten geçirme olmuş gibi görünür. Şeyler bir kez elendikten sonra, bildiğimiz biçimiyle Dünya bir burgaç devimi ya da dine tarafından oluşturuldu—ağır öğeler, toprak ve su burgacın özeğinde kalırken, ateş çepere geri döndü ve hava arada kaldı. Toprak bir disk değil ama ‘‘bir sütunun bir kasnağı gibi’’ kısa bir silindirdir.14

Yaşam denizden gelir, ve hayvanların şimdiki şekilleri çevreye uyarlanma aracılığıyla evrimlenmiştir. Anaximander insanın kökenine ilişkin akıllıca bir tahminde bulunur. ‘‘[D]ahası, başlangıçta insanın başka bir türün hayvanlarından doğduğunu söyler, çünkü öteki hayvanlar kendileri için besini kolayca bulurken, yalnızca insan uzun bir emzirme dönemine gereksinir, öyle ki eğer başlangıçta şimdi olduğu gibi olmuş olsaydı hiçbir zaman sağ kalamazdı.’’15 İnsanın geçiş evresinde nasıl sağ kaldığı—evrimciler için sürekli bir güçlük kaynağı—açıklanmadan bırakılır.

Anaximander’in öğretisi öyleyse Thales’in öğretisi üzerinde bir ilerlemeyi gösterir. Birincil olarak herhangi bir belirli öğenin saptanmasının ötesine, tüm şeylere kaynak olan bir Belirsiz Sonsuz anlayışına geçer. Dahası, en azından dünyanın bu birincil öğeden nasıl gelişmiş olduğu sorusunu yanıtlamaya yönelik bir girişimde bulunur.
 

Notlar:
8Phys. Opin. fr. 2 (D. 12 A 9). Krş. Y. Plut. Strom., (D. 12 A. 10).
9Fragman 1.
10Frag. 1-3.
11Frag. 1.
12D. 12 A 17. Simpl. Phys., 1121, 5: Aet. II, 1, 3: Cic. De Nat. D., 1, 10 25: Aug. C.D., viii, 2.
13Krş. Hippol., Ref., 16, 2 (D. 12 A 11).
14Frag. 5, Y. Plut. Strom., 2 (D. 12 A 10)
15Y. Plut. Storm., fr. 2 (D. 12 A 10).

[COPLESTON: FELSEFE TARİHİ: ÖN-SOKRATİKLER VE SOKRATES:
1. ÖN-SOKRATİK FELSEFE: 1. ÖNCÜLER: ERKEN İYONYA FELSEFECİLERİ]
[Çeviren: Aziz Yardımlı (c) İdea Yayınevi 1986, 1997]



2
Anaximander
Sahakian

Tales’in yazılarından hiç biri saklanmamış, ve Anaksimander’in çalışmalarından ise yalnızca bir ‘‘parça,’’ Peri Fuses (Doğa Üzerine) başlıklı kitabının küçük bir bölümü elimize geçmiştir. Gene de, daha sonraki felsefecilerin yazılarından Anaksimander tarafından açımlanan birincil sav yaygın olarak bilinir olmuştur.

Enson kozmik özdek, diyordu Anaksimander, Apeirondan, eş deyişle Sınırsızdan ya da Sonsuzdan oluşur. Özdeğin temel öğeleri zorunlu olarak sonsuzdur; yoksa doğada yer alan bitimsiz ve çok yanlı yaratış ve değişimleri açıklayamazlardı. Eğer doğal süreçler sonlu olsalardı, en sonunda yaratıcı gizilliklerini tüketir ve sona ererlerdi; buna göre Sınırsız, Tanrı, ondan doğan sonlu özdek biçimlerinin tersine, sonsuz olmalıdır. Deneyimimizin sınırlarının ötesinde bengi bir olgusallık olan Sınırsız görgül özdekten ayrıdır; onun insan deneyiminin olgularının ilişkili oldukları olgusallık olması gerekir. Özdek algılanabilirdir; ama ona köken veren o temel olgusallık, Sonsuz ya da Tanrı, algılanamazdır.

Apeironun içersinde dünyanın tüm öğeleri kapsanır ve Sonsuz deneyimimizin alanında nitel olarak değişik ırasalları üretmek için ‘‘sıcak’’ ve ‘‘soğuk’’tan yararlanır. Temel töz, sıvı, bu iki etkinin (soğuk ve sıcak) eylemleri tarafından oluşturulur ve üç birincil öğe ondan türer—toprak, hava ve ateş. Tales’in evrenbilimini temel alan Anaksimander böylece İyonya Fizikçilerinin felsefi dizgelerini toparladı.

Anaksimander ayrıca Darwin’in önsavına çarpıcı bir biçimde yakın bir evrim kuramı da geliştirdi, çünkü örgensel yaşamı sıvının balık-benzeri yaratıklar oluşturmak için elverişli bir yolda kuruma eylemine yüklüyordu. Bu yaratıklar daha sonra kendilerini karadaki yaşama uyarlama süreci yoluyla kara hayvanlarına gelişiyorlardı. İnsan türü bu uyarlanma sürecinin son ürünüydü.
Son olarak, Anaksimander ruhların göçü üzerine bir kuram formüle etti. Bu kurama göre (ki Hindu bakış açısına büyük bir benzerlik gösterir) kozmik özdek kendini yaratır, dağılır ve sonra kendini yeniden yaratır—hiçbir zaman sonlanmayan dönüşümlerin sürekli yaşam süreçlerinde.
 
 

[SAHAKIAN: FELSEFE TARİHİ: 1. ÖZDEK SORUNU]
Çeviren Aziz Yardımlı • (C) İDEA YAYINEVİ 1989-1996

http://www.ideayayinevi.com



 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç