Toplumdusmani.Net *
Yeni

Yazıyı Gönderen: apollon
Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007
Okunma: 15672 kez
Yazı Boyutu: 12.11 KB

Okuma Sanatı

OKUMA SANATI

 

 

Hepimizin kendine göre okuma alışkanlıkları vardır. Ancak iyi bir okuyucu olmak için bu alışkanlıklarımızın gözden geçirilmesi gereklidir. Çağımızda yeni eğitimin temel amaçlarından birisi, gençlere bu sanatı öğretmektir.

Goethe ilerlemiş yaşında halâ bu sanatı yeterince öğrenemediğini söyler. Doğrusu, Goethe’nin bu itirafını ilk okuduğumda bana çok anlamlı gelmemişti. Bu büyük adamın aşırı bir alçak gönüllülük gösterdiğini düşünmüştüm. Yaşım ilerledikçe bu sözdeki bilgeliği kavramaya başladım. Goethe haklıydı. Okuma sanatı, bir ömre sığacak sanatlardan değildi. Bundan dolayı da gözden uzak tutamayacağımız bir sanattı.

André Maurois,  gençler için yazılmış en güzel kitaplardan birisi olan “Yaşama Sanatı” adlı  o güzel kitabının bir bölümünü okuma sanatına ayırmıştır. Maurois’ya göre genelde  üç tip okucu vardır. Birinci tip okuyucular, durmadan okuyan, ne bulursa okuyanlardır: “Bunlar okumakta ne fikir, ne gerçekleri ararlar, ancak dünyayı ve ruhlarını maskeleyen o sözcükler dizisinin peşindedirler. Okuduklarının özünden, ana fikrinden pek azını akıllarında tutarlar; bilgi kaynakları arasında hiçbir değerlendirme yapmazlar. Onların yaptığı okuma, tamamen edilgen (pasif)dir; sadece yazılara boyun eğerler; okuduklarını yorumlamazlar; akıllarında bunlara yer açmazlar; bunları sindirmezler."

İkinci tip okuyucular, zevk için okuyanlardır. Bu daha aktif bir okumadır. “Bu tür okuma meraklısı romanları, güzel ifadeleri, ya kendi duygularının uyanışını ve heyecana gelmesini, ya da yaşamda bulamadığı serüvenleri aradığı için, yani zevki için okur.” İnsan dertlerinin yüzyıllardır aynı kaldığını görmek onu rahatlatır. Bu tür, zevki için okuma, sağlıklı bir okumadır.

Üçüncü tip okuma, iş için okumadır. “Bu bir kitapta belirli bilgileri, anahatlarını tasarladığı halde zihinde bir yapıyı tamamlayabilmek için gereken ham maddeleri bulmak için okuyan adamın okumasıdır.” Bu tip okumaya girişenlerin mutlaka not tutması gerekir.

 

Maurois’ya göre her çalışma gibi, okumanın da kuralları vardır. Bu kurallar, kışın soğuktan korunmak için  giydiğimiz kalın kumaştan yapılmış paltolar gibi canımızı sıkabilir, ancak yaralıdır:

Birinci kural:  Birkaç yazarı ve birkaç konuyu eksiksiz bilmek, birçok yazarı ve birçok konuyu üstünkörü bilmekten daha iyidir: “Bir eserin güzellikleri ilk okuyuşta hiçbir zaman tam olarak anlaşılamaz. Gençlikte, tıpkı yaşamda olduğu gibi, kitapların arasında dost aramak için dolaşmalıdır, ama bu dostlar bulunup, seçilip benimsenince onlarla baş başa kalmak gerekir. Montaigne’in,  Saint-Simon’un Retz’in, Balzac’ın veya Proust’un yakını olmak, bir yaşamı zenginleştirmeye yeter.”[1]

İkinci Kural: Hayat, yeterince kısa olduğu ve bütün eserleri okuma imkânı bulunmadığı için tenkit süzgecinden geçmiş olan baş yapıtları, şaheserleri öncelikle okumak: “Şaheserlerin sayısı zaten o kadar çoktur ki, hepsini tanımamıza asla imkân olmayacaktır. Biz de yüzyılların yaptığı seçime güvenelim. Bir insan yanılabilir, bir kuşak yanılabilir, insanlık yanılmaz.” Bu görüşten, sanat kitaplarının seçiminde de bilim kitaplarının seçiminde de yararlanabiliriz.

Üçüncü kural: Size seslenen yazarları bulunuz. Sizin yazarlarınızın kimler olduğunu tanımayı öğrenin. Sizin yazarlarınızın dostlarınızın yazarlarından farklı olduğunu göreceksiniz.  Maurois, bu konuda “Edebiyatta da aşkta olduğu gibi, başkalarının seçimi insanı şaşırtır.” diyor.  Size uygun gelen yazarları bir defa bulduktan sonra, onları kendinize birer düşünce merkezi yapın.

Dördüncü kural: "Fırsat buldukça okumamızı güzel bir konserin, soylu bir törenin saygılı ve sessiz havasına büründürmeliyiz. Bir sayfaya göz atmak, telefona cevap vermek, sonra, aklı başka yerde kitabı tekrar eline almak, sonra ertesi güne kadar bir yere bırakmak, okumak değildir. Gerçek okuyucu, kendisine uzun, yalnızlık içinde akşamlar hazırlar; çok sevdiği şu yazara, bir kış pazarının öğleden sonrasını ayırır…”

Beşinci kural: Kendinizi büyük kitaplara lâyık hale getiriniz. “Çünkü, diyor Maurois, onların okunması da tıpkı İspanyol hanları ve aşk gibidir: İnsan ancak kendi getirdiğini bulabilir.” Bugün anlamadığımız bir kitabı pekâla, hayat ve okuma tecrübemiz arttıktan sonra anlayabiliriz.

Yazımızı yine Maurois’nın şu cümlesiyle bitirelim: “Okuma sanatı, her şeyden önce, yaşamı kitaplarda bulmak ve kitaplar sayesinde onu daha iyi anlamak sanatıdır.”

 

 

 

 

 



[1] André Maurois, Yaşama Sanatı, Çeviren: Nihal Önol, Varlık Yayınevi, 1968, İstanbul.




Rönesans Resim Sanatı

RÖNESANS SANATI (15. yy) Avrupa'da Antik Yunan ve Roma medeniyetine ait unsurların ön plana alınarak sanat, edebiyat ve bilimde 15 ve 16.yy ilk yarısında gerçekleştirilen büyük gelişme Rönesanstır. Kelime anlamı "yeniden doğuş"tur. İtalya'da görülmeye başlanmış ve buradan Avrupa'nın birçok ülkesine yayılmıştır. Ortaçağın skolastik düşünce sisteminin katılığı özellikle sanatçılarda büyük tep  » Devamini Oku

Kitap Okumakla İlgili Kompozisyon

Kitap okumak çok önemli bir kavramdır Kitap okumanın bir sürü yararı vardır Kitap okumayı sevmeyenler de vardır tabi Yararı, kitap okumak yazılılarda bize zaman kazandırır Çünkü Türkçe derslerinde hızlı okursak, dolayısıyla yazılılarda da bizlere zaman kazandırır Biz Türkçe derslerinde de kitap okumuş oluruz, ama bu yeterli gelmez Kitap okumayı sadece ders içinde değil, ders dışında da okumalıy  » Devamini Oku

Ortaçağ Avrupa Sanatı

ORTAÇAĞ AVRUPA SANATI ROMAN SANATI (900-1200) Roman Sanatı'nın doğuşunu hazırlayan etken , kiliseyle devletin bir sanat yarışına girmeleri olmuştur. Tamamen dinin etkisindedir ve dini mimari görülür. Eski dönem bazilika planı esas alınmıştır. Fransa'da Saint Etienne Kilisesi, Almanya'da Spayer Katedrali, İtalya'da Modena Katedrali, Pisa Katedrali bu sanatın önemli örneklerindendir. Roman s  » Devamini Oku

Resim Sanatında Sürrealizm

Sürrealizm (Gerçeküstücülük), 20. yy.’ın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Şair ve ressamlar I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkım karşısında, dehşete kapılmış, akılcı tutuma karşı tavır alarak, bilinç dışının düşsel dünyasına yönelmeye başlamışlardı. 1924’te yayımladıkları Gerçeküstücülük Bildirgesi’nde düşüncenin aklın denetimi olmadan ve ahlâk gi  » Devamini Oku

Resim sanatının tarihsel gelişimi

Resim sanatının, etkileyici bir anlatım aracı olmasının yanı sıra bezemeci yönünün de bulunması, tarihin en eski zamanlarında bile en yaygın sanat dallarından biri olmasına yol açmıştı. Hem Doğu'da, hem de Batı'da çok eski çağlardan beri resim yapılageldi. Sanat tarihçileri de resmin zaman içindeki gelişmesini ülkelere, dönemlere ve akımlara göre ayırarak incelediler, tekniklerine ve sanatçılarına  » Devamini Oku

Erken Hristiyan ve Bizans Sanatı

ERKEN HRİSTİYAN VE BİZANS SANATI Bizans Sanatı , Roma İmparatorluğu'ndaki siyasal değişikliklerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Büyük ölçüde Roma Sanatı ile ilişkili bir sanat olmuştur. Hristiyanlığın yasak olduğu yıllarda dini ibadetlerini gerçekleştirmek için katakomplar yapmışlardır. Burada sembolik bir sanat vardır. Erken Hristiyan Sanatının gelişmesinde en önemli bölge Kapadokya böl  » Devamini Oku

Türk Resim Sanatı

TÜRK RESİM SANATI İSLAMLIKTAN ÖNCE TÜRK RESMİ: Islamliktan önce Türklerde resim biliniyor ve yapılıyordu. Uygur Türkleri zamanında yazılan kitaplarda Minyatür resimlemelere rastlanmıştır. Minyatür Resim: Konularını o devrin devlet adamlarının savaş, tören, av ve diğer yaşantılarından alırdı. Perspektif kurallarına uyulmaz, ışık-gölgeye yer verilmez, şekiller kendi rengine uygun olarak yüze  » Devamini Oku

Osmanlılar Dönemi Türk Sanatı

Osmanlılar Dönemi Türk Sanatı Oğuz boylarının Kayı boyuna mensup olan Türkler, 12299'da Söğüt'te Osmanlı devletini kurdular. Zamanla, çağının en kudretli imparatorluğu haline gelen bu siyasi teşekkül zamanında, Türk Sanatı da evrensel bir sanat olarak Dünya Sanat Tarihi'ndeki seçkin yerini aldı. 1. Mimarî Osmanlı Mimarları, geçmiş devirlerdeki Türk mimari ekollerinden farklı olarak mimaride  » Devamini Oku

Barok üsluplu resim sanatının özellikleri

Barok üsluplu resim sanatının özellikleri : - Kompozisyon bakımından klasik üsluplu resmin özellikleri bu devrede ortadan kalkmaya başlar.Kompozisyon dağılır. Pramidal ya da üçlü kompozisyon yerini dağınık, diagonal düzenlere bırakır. Kapalı kompozisyon yerini açık kompozisyon alır. - Resim yüzeyi, mimari yüzeyler gibi parçalanır, ayrıntılaşır. - Vücut anatomisi küçük adalelere, damarlara   » Devamini Oku

Anadolu Türk Sanatı

ANADOLU-TÜRK SANATI Anadolu Selçukluları Anadolu'da iki yüzyıla yakın bir süreci kapsayan ve Orta Asya kökenli Türk göçebe sanatının izlerini taşıyan Anadolu Türk sanatı, mimarlıktan bezemeye ve el sanatlarına kadar damgasını vurmuştur. Doğudan getirilen unsurlarla Anadolu'nun yerel gereçleri ve geleneksel teknikleri birleşerek, yeni bir bireşime ulaşılmaya çalışılmış; ancak, kesin bire  » Devamini Oku

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
dindinha
Tarih: 10:47:11 05.13.2007  Güncelleme: 10:47:11 05.13.2007
Statik Üye
Tarih: 05.07.2007
Nereden:
Gönderiler: 1

teşekkür

okuma sanatının özünü ortaya koyduğunuz yazı için teşekkürler..
Cevapla
irem-dem
Tarih: 19:19:51 06.22.2008  Güncelleme: 19:19:51 06.22.2008
Statik Üye
Tarih: 06.22.2008
Nereden: ben bir mülteciyim...
Gönderiler: 4

teşekkürler

yazı gerçekten çok güzel...teşekkürler...
Cevapla

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç