Toplumdusmani.Net *
Yeni
Edebiyat Edebiyat


Bölüm Seç
Edebiyat

Diğer Yazılar

Gösterilen Yazılar: 1 - 31 Toplam Yazı: 31


Sırala:  Başlık  Tarih  Puanı  Populariteye Göre    Weight
Yazıyı bunagöre sırala: Başlık (Z to A)

Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Thu, 13-Mar-2008 (Okunma: 2872)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: BESTE Gönderilme Tarihi: Sun, 23-Sep-2007 (Okunma: 10882)
Makale türü, edebiyatımıza Tanzimat döneminde gazete ile birlikte Batı'dan giren bir türdür. Düşünce yazıları içinde en ağırbaşlı ve en zor olan tür makaledir. Makalenin amacı bilgi vermektir ama bu bilgi ansiklopedik bilgilerden çok farklıdır.
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: apollon Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 39848)
Türklerle ilgili en eski bilgiler özellikle Çin kaynaklarından derlenmiştir. Çinliler Türklere T’u-küe adını vermiştir. Orta Asya Türk halklarından bugüne kalan en eski yazılı belgeler, VII. Yüzyıla aittir. En önemli parçaları (Tonyukuk Yazıtı, Kültigin Yazıtı, Bilge Kağan Yazıtı) Moğolistan’da Koşo Çaydam’da yer alan bu yazılı belgelere Orhon ve Yenisey Yazıtları denir. Danimarkalı bilgin Wilhelm Thomsen bu yazıtların alfabesini çözüp bilim dünyasına tanıttıktan (1893) sonra, Türk dillerinin tarihi gelişimi üzerinde de çalışmalar başlamıştır.
Dosya: 0 Yorumlar: 3
Yazıyı Gönderen: apollon Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 19934)
Günlük dilin dikkatsizce ya da kaypakça kullanılması, bizim doğru çıkarımlar yapma ve bunları ifade etme kabiliyetimizi ciddî ölçüde sınırlayabilir. John Locke’ın üç asır önce belirttiği gibi, insanın bilgiye dair başarısı çoğunlukla kelimelerin sabit (fixed) anlamlarıyla kullanılmaması yüzünden engellerle karşılaşmaktadır. Lüzumsuz tartışmalar bazen, anahtar terimlerin kullanılışındaki uzlaşmasız çok-anlamlılıktan (ambiguity) kaynaklanır ve öylece sürüp gider.
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: Ziyaretçi Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 4037)
“Şiir, büyük zekâların rüyalarıdır.”
Lamartine

“Bir şiir yalnız o şiire giren değil, bir de girmeyen sözcüklerden meydana gelir.”
Salâh Birsel

“İlk dize tanrıdandır.”
Valéry
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Sat, 12-Dec-2009 (Okunma: 2034)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: apollon Gönderilme Tarihi: Wed, 21-Sep-2011 (Okunma: 131978)
Şiir, neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür. Şiiri tanımlamak için binlerce ifade kullanılmışsa da doğru ve değişmeyecek bir tanıma ulaşmak olanaksız gibi görünmektedir. Ancak, kendine ait bir dil ya da söylem kullanması, müzik ve sesle yakın ilişki içinde bulunması ve estetik bir etkileme gücünün olması herkes tarafından kabul edilebilecek özelliklerdir.
Dosya: 0 Yorumlar: 23
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Wed, 18-Nov-2009 (Okunma: 1618)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: BESTE Gönderilme Tarihi: Sun, 23-Sep-2007 (Okunma: 12966)
Düşünce ve duyguların, başkalarına sözlü olarak bildirilmesine konuşma yada sözlü anlatım denir.
Konuşma, insanın çevresiyle doğrudan iletişim kurmasının en etkili yoludur. Konuşma için sesli düşünme de denir. Buna göre insanlar, düşüncelerini başkalarına seslerle iletirler. Ancak bunu yaparken de sözlerini etkili kılmak için, jest, mimik, tonlama, vurgulama... gibi konuşmayı tamamlayıcı öğelere başvururlar.
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: BESTE Gönderilme Tarihi: Sun, 23-Sep-2007 (Okunma: 10098)
Sözcük, çoğu zaman, dilin kendi başına anlamı olan en küçük parçası, diye tanımlanır. Ağaç, hayal, dost gibi sözcükler buna örnektir. Bazı sözcükler ise tek başına anlam taşımayıp diğer sözcüklerle bir araya geldiğinde belli bir anlam ifade eder: için, gibi, göre vs.

Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Wed, 21-Dec-2011 (Okunma: 19507)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Mon, 11-Jul-2011 (Okunma: 1971)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Mon, 26-Oct-2009 (Okunma: 8914)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: apollon Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 15657)
Goethe ilerlemiş yaşında halâ bu sanatı yeterince öğrenemediğini söyler. Doğrusu, Goethe’nin bu itirafını ilk okuduğumda bana çok anlamlı gelmemişti. Bu büyük adamın aşırı bir alçak gönüllülük gösterdiğini düşünmüştüm. Yaşım ilerledikçe bu sözdeki bilgeliği kavramaya başladım. Goethe haklıydı. Okuma sanatı, bir ömre sığacak sanatlardan değildi. Bundan dolayı da gözden uzak tutamayacağımız bir sanattı.
Dosya: 0 Yorumlar: 2
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Thu, 13-Mar-2008 (Okunma: 4467)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Mon, 26-Oct-2009 (Okunma: 5792)
Dosya: 0 Yorumlar: 1
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Thu, 13-Mar-2008 (Okunma: 6510)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Thu, 13-Mar-2008 (Okunma: 4520)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Thu, 13-Mar-2008 (Okunma: 6881)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: BESTE Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 7544)
17. yy’da başlayan “Mahallileşme Cereyanı” ile beraber Halk edebiyatı ile Divan edebiyatı arasındaki mesafe azalmaya başlar. Nedim gibi klâsik bir şairin hece vezniyle bir türkü yazması dikkate şayandır. Mahallileşme cereyanının en önemli etkisi, Divan edebiyatının yüzyıllar boyunca değişmeyen kurallarının bu cereyan ile ortadan kalkmasıdır.
Dosya: 0 Yorumlar: 2
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Thu, 13-Mar-2008 (Okunma: 5064)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Wed, 18-Nov-2009 (Okunma: 1900)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: apollon Gönderilme Tarihi: Fri, 02-May-2014 (Okunma: 246501)
Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir.
Dosya: 0 Yorumlar: 5
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Sat, 24-Oct-2009 (Okunma: 2123)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: dalimerie Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 54169)
XVII. yüzyılda Avrupa’da, özellikle de Fransa’da gelişen, eski Yunan ve Latin edebiyatları geleneğine bağlı kalarak anlatımda aralık ve açıklığa ulaşmayı amaçlayan edebiyat akımı. Yapıda sağlamlığı, söyleyişte açıklığı ve ölçülülüğü, ruhsal ve ahlaksal çözümlemelerde inceliği, gerçeğe benzerliği ilke olarak benimseyen bu akımın doğup gelişmesinde Hümanizmanın ve Hümanizma sonunda boy atıp gelişen Rönesans edebiyatının büyük payı olmuştur.
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Mon, 26-Oct-2009 (Okunma: 15618)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: apollon Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 32651)
İnsanların aralarında anlaşmaya, kendilerini ifade etmelerine araç olan dil, bir gramer sistemi içinde örgütlenmiş, düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan ses, işaret ya da hareketlerin bütünüdür. İnsan anlatım ve bildirişim için ya hareket eder (jest), ya da ses çıkarır (konuşma) ya da belirli işaretler çizer (yazı). Konuşma dili, yazı dili, hareket dili, (insan dili)nin üç ayrı görüntüsüdür.
Dosya: 0 Yorumlar: 9
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Sat, 12-Dec-2009 (Okunma: 2159)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: Ziyaretçi Gönderilme Tarihi: Thu, 20-Sep-2007 (Okunma: 14517)
Kahramanlarının olağanüstü eylemlerini coşkulu, törensel bir üslupla anlatan ve genellikle birkaç bölümden oluşan manzum yapıtlardır. Bilinen en eski edebiyat türlerinden biridir. mitoloji, efsane, folklor ve tarihi öğeler içerir. Destanlar ve destansı öyküler ilkçağlardan beri dünyanın her yerinde gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kollektif olarak yaratılmış edebi biçimlerdir.
Dosya: 0 Yorumlar: 1
Yazıyı Gönderen: zeus Gönderilme Tarihi: Tue, 22-Nov-2011 (Okunma: 17426)
Dosya: 0 Yorumlar: 0
Yazıyı Gönderen: BESTE Gönderilme Tarihi: Mon, 15-Oct-2007 (Okunma: 9435)
okul öncesi dönem çocuk edebiyatının genel hedefleri
1. çocukların ruhsal ihtiyaçlarını karşılamak, boşanma, güven, sevgi, sevilme, sevme, öğrenme, bir gruba ait olma, oyun, değişiklik ve estetiklik gibi ruhsal ihtiyaçlar
2. çocukların değişik yaşlarda ilgi duydukları konuları göz önüne almak
Dosya: 0 Yorumlar: 0

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Üstadlar Özel Bölümü
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Alt-Kültür Başlıklar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç