Toplumdusmani.Net *
Yeni
Determinizm (Nedensellik) Nedir ?

Gönderen: zeus  Tarih: 16:24:13 06.02.2010

DETERMİNİZM


Determinizm evrenin veya olayların ya da bir bilimsel disiplinin alanına giren tüm nesne ve olayların önceden belirlenmiş olduğu, onla­rın öyle olmalarını zorunlu kılan birtakım yasa veya güçlerin etkisiyle meydana geldikleri­ni ileri süren öğretiye verilen addır.

Başka bir söyleyişle felsefe bağlamında, ahlâ­kın kapsamına giren seçimler de dahil, bütün olayların Özgür iradeyi ve insanın başka türlü davranabilme imkânını kabul etmeyen birta­kım önceden var olan zorunlu nedenler zinci­rinin zorunlu olarak belirlediğini savunan te­oridir. Buna göre insan iradesinin sözkonsu zorunlu nedenler zincirine etkisi olmadığın­dan olayların meydana gelişinde nedenlerin gücü bulunmaktadır. Böylece nedensellik ilke­si determinizmde temel İlke olarak kabul edil­mektedir. Çünkü determinizme göre evrende akli bir yapı ve düzen vardır, dolayısıyla belirli nedenlerin veya durumların bilgisine sahip olunduğunda, o nedenlerin veya durumların ortaya çıkartacağı olayların bilgisini elde et­mek mümkündür. Nitekim Spinoza'nın külli determinizm olarak nitelenen determinist an­layışı objektif akılcılığın ulaştığı tam ve kesin determinizm olarak nitelendirilir. Fakat deter­minizmin klasik öğretisini XVIII. yüzyılda Pİ-erre-Simon Laplace ortaya koymuştur. Lapla-ce'a göre, evrenin bugünkü durumu, önceki durumunun bir sonucu ve bundan sonraki du­rumunun İse bir nedenidir.

Determinizmin köklerini Thales'e kadar uzatmak mümkündür. Gerçekte evrenin te­mel ilkesi olarak Thales su'yu, Anaksimand-ros "apcrion=bilinmez"i, Anaksimcnes hava­yı, Herakleitos logos'u tüm oluşu düzenleyen unsur olarak alır. Yine Empedokles'in "dört unsur" (su, hava, toprak ve aıeş)u, Demokri-tos'un atomu, Aristoteles'in ilk hareket ettiri­ci ilkesi, Stoacıların evrensel logos'u birer be­lirleyici olarak düşünülür. Yeni çağda meka-nikçi anlayış determinizmi temel alacaktır. Çünkü mekanik ilişkilerin kesinliği evrendeki düzenin varlığını da açıklayıcı mahiyettedir. Öte yandan Descartes, Tann'yı takdiri bakı­mından özgür kabul ettiği gibi, kendisinde tan­rısal nitelikler bulunan insana da irade Özgür­lüğü ve seçimini tanır. Buna karşılık Descar­tes felsefesinde madde dünyasında tam anla­mıyla bir determinizm sözkonusudur. Fakat onun ikiciliği madde-ruh karşıtlığında, determinizm-özgürlük karşıtlığını da ortaya koyar. Determinizm en kesin ifadesini Spinoza'da bulur. Taıırı'yı sonsuz, tek, mükemmel, zorun­lu, basit, hareketsiz, ölümsüz ve bağımsız ola­rak tanımlayan Spİnoza panteist bir anlayışa ulaşırken, bütün evrende kesin bir determi­nist düzenin bulunduğunu savunur. Ona göre, düşüncelerimiz, eylemlerimiz, toplumsal dav­ranışlarımız genel bîr düzene, belli ölçüleri olan bir düzene uyarlar ki, bu bakımdan yaşa­dığımız evrende özgürlük diye bir olgudan so-zedilemez. Clüude Bernard da bilimi determi­nist anlayışıyla özdeşleştirir ve "şunu deneysel bir delil olarak benimsememek gerekir: Kaba cisimlerde olduğu gibi canlı varlıklarda da her olgunun varoluş şartları mutlak bir biçimde belirlenmiştir. Bir başka deyişle bir olgunun şartlan bir defa bilindi ve yerine getirildi mi, bu olgu deneycinin isteğine göre her zaman ve zorunlu olarak gerçekleşebilecektir." der.

Gerçekle "determinizm" terimi 1820 yılların­da bir makinenin çalışmasını anlatmak için kullanılmıştır. Ancak Laplace ve Poisson gibi bilim adamları evrenin de bir makina gibi dü­şünülmesini önerdiler ve aynı açıklamanın ev­ren açısından da geçerli olduğunu eserlerinde savundular. Önceleri tabiat bilimlerinin çeşit­li alanlarında sözkonusu edilen determinizm, genel olarak bir yöntemi anlatırken, bu yönte­min aşırı bir zorlamayla bütün bir evrene yayıl­ması, bilim açısından da savunulması müm­kün olmayan yanlış bir tulumu doğurmuştur. Gerçekte bir metafizik varsayım olarak görül­mesi gereken bu tutum "dogmatik determi­nizm" şeklinde nitelendirildi ki, bilimlerin gc-Hşmesindeönemli olanyöntemli determinizm­den ayırmak gerekir. Çünkü dogmatik ya da külli determinizmde bilimin gelişimini engelle­yici unsurların bulunduğu bir yana, ayrıca İn­sandaki iradeyi, irade Özgürlüğünü ve insanı­nın hayal içinde bu irade özgürlüğüne dayana­rak yaptığı .seçimler reddedilmiş olmakta, in­san durağan bir nesne durumuna indirgenmiş bulunmaktadır. Gerçekten evrendeki var ol­duğu kabul edilen akli ve düzenli yapının par­çaları arasında nasıl sıkı bir ilişki sözkonıısuy-sa, evrenin bir parçası olan insan için de aynı

durumun sözkonusu olduğu kabul edilmeli­dir. O halde insanın bütün eylemleri, davranış­ları, düşünce, duygu ve hatta sezgileri bile ne­densellik İlk esi gereğince önceden belirlenmiş­tir. Yani İnsanın eylemleri, düşünceleri, sezgi­leri vb. kendilerini oluşturan şartlar tarafın­dan belirlendiği için,bir irade özgürlüğünden ve özgür seçimden söz edilemez. XIX. yüzyıl­da pozitivist felsefenin ve onun etkilediği bi­lim anlayışının hakim bir duruma geçmesi, dü­şünce bilim alanında tartışmalara, bunalımla­ra, çatışmalara neden olmuştur. Fakat yüzyı­lın sonuyla XX. yüzyılın başlarından itibaren, sözgelimi Bergson, Boutroux, Broglie, Heİsen-berg, ?lanck, Von Neumann, F.Perrîn gibi fi­lozof ve bilim adamlarının del ermin izme yö­nelttikleri eleştiriler etkili olacaktır.

Determinizm gerçekte, yukarıdaki ortak özellikleri haiz bütün bir teoriler topluluğu­nun adıdır. Terim, determinizmin türü zım­nen ya da açıkça belirtildiğinde belirli bir öğre­tinin adı haline gelir. Terimin kullanımındaki bu özelleşme ya belirlenen nesneler sınıfına ya da belirleyici olan nesne tipine ya da her iki­sine birden İşarette bulunabilir. Sözgelimi, ekonomik determinizm ekonomik etkenlerin diğerlerini belirlediği öğreti anlamına gelir; ta­rihsel determinizm olayların tarihle belirlendi­ği tarih teorisi demektir; sosyolojik determi­nizm de, toplumsal olguların belirlenmiş oldu­ğu ve onların toplumsal cikcnlcrce belirlendi­ği görüşüdür.

Bu anlamda determinizm

1- Mekanik deter­minizm;

2- Toplumsal determinizm;

3- Tarih­sel determinizm şeklinde de ayrıma tabi tutu­labilir. Mekanik determinizmde, insanın irade­si, yani İşleği ve eylemi kendi dışındaki neden­lerin sonucudur. Toplumsal determinizmde, insanın istek ve iradesi daima içinde yaşadığı toplumsal şartlara bağımlıdır ve bu şartların zorlamasıyla insanın iradesi ve isıeği belirle­nir. Tarihsel determinizmde ise, İnsanın irade ve eyleminin belirlenmesinde tarihin, tarihi olayların etken okluğu ileri sürülür.

Başka bir söyleyişle determinizmi çeşitli açı­lardan tanımlamak mümkündür. Bunları şöy­lece açıklayabiliriz:

a) Deneysel dcteıminizm: Deneye dayalı ya da pozitif bilimlerde (fizik, kimya, biyoloji vb.) temel kabul edilen determinizm; bülün olaylar değişmez bir biçimde belirlenmiş ve belli nedenlere bağlıdır. Buna göre belli or­tam ve şartların oluşmasıyla meydana gelecek sonuç kesindir, aksi düşünülemez. Olayları meydana getiren nedenler deneyin dışında ve deney-üstü, yani aşkın nitelikte değildirler, olayların kendisinde ve doğada içkin olarak vardırlar. Doğanın, dolayısıyla evrenin üstün­de bir neden aranmamalıdır. Bu anlayış Tan-rı'nın varlığını ve iradesini kabul etmez. Öte yandan nedensellik ilkesi, buna bağlı olarak da determinizm doğa yasalarının evrensel, de­ğişmez ve düzenli olduğunu ileri sürer. Bu ba­kımdan imkân, rastlantı, özgür irade, mucize gibi gerçeklikler kabul edilmez. Evrende zo­runluluk asıldır.

b) Psikolojik determinizm: İnsan davranışla­rı ve eylemleri değişmez ilkelere veya yasalara bağlı olduğu gibi aynı zamanda zorunludur. Öyleyse insan özgürlüğünden, insanın özgür iradesinden ve özgür seçiminden de sozcdilc-mez.

Alan ya da konuya dayanan all-ayrımdan başka determinizmin önemli bir özelliği, olay­ların nedensel olarak belirlendiği yolundaki öğreti anlamına gelen nedensel determinizm olarak tanımlanmasından doğmasıdır. Bu fi­kir, sözgelimi istatİstİğeya da teolojik determi­nizme, yani olayların istatistik, olasılıklarca ya da Tanrı tarafından nedcnsel-olmayarak belir­lendiği iddiasındaki teorilere zıt gelebilir. Bu belirleyici tiplerinin csas-itibariylenedensel ol­mayan tipler olarak görülmesi gerekip gerek­mediği ya da nihai olarak onların nedenselli­ğin ö/.cl bir durumundan başka bir şey olup ol­madıkları tartışılabilir. Son olarak şu söylene­bilir ki, istatistikteki olasılıklar, bireysel olay­larda yalıtılacak kadar fazla karmaşık ya da önemsiz nedenlerin sonuçlan olarak yorumla-ııabilirve aşkın belirleyiciler bile nedenler ara­sında sayılabilir.

(SBA)
YORUM GÖNDER
Yorum Kuralları*
YORUMUNUZ SİTE SAHİBİ UYGUN GÖRÜP ONAYLARSA YAYINA GİRECEKTİR.
Başlık*
Mesaj Simgesi*
Mesaj*
url email imgsrc image code quote
Örnek
bold italic underline linethrough   


 [daha...]
Seçenekler*
Smileyleri Göster 
Xoops Kodlarını Göster 
Otomatik Satır Bütünlüğü 
 

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç