Anasayfa > Sözlük > P > Pozitivizm


Reklamlar
Pozitivizm Nedir ? Bilimcilik ve deneycilik gibi fikir akımlarına temel teşkil eden pozitivizm sadece 5 duyuya hitab eden, fiziksel, maddi dünyanın gerçeklerini TEK GERÇEK kabul eden bir dünya görüşüdür. Dinsel kavramları, teolojiyi ve metafiziği reddeder.

Bu akıma göre insan; olgular arasında var olan değişmez ilişkileri ya da doğal yasaları bulmalıdır.

Bu anlayışın kurucusu ve temsilcisi Auguste Comte'dur.

İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları araştırmak olduğunu savunan akımdır. Olgularla desteklenen ya da olgularla ilgili verilere dayanan bilginin tek sağlam bilgi türü olduğu görüşüdür.

Genel çizgileriyle pozitivizm, deney konusu edilebilecek olgularla ilgili, yani en geniş anlamıyla bilimsel bilginin sağlam bilgi olduğunu vurgular. Bunun dışında, olguların çoğu mantık ve matematik gibi bilgi türlerinin varlığını kabul eder, ama bunların içeriksiz olduğunu ileri sürerler. Pozitivistlerin, en temel özelliği ise geleneksel felsefe görüşlerini, olumsuz bir anlam yüküyle “metafizik” olarak niteleyerek karşı çıkmasıdır. Comte, alan bu yana “metafizik” nitelemesi insanlığın geride bıraktığı bir aşamayla ilgili, gerçekliğini yitirmiş, yerini pozitif bilimlere bırakmış bir bilgi türünü çağrıştırır.

Comte’a göre insanlık tarihinin üç aşamalı zihinsel gelişiminde her aşama bir öncekine göre daha ileri ve gelişmiştir. İnsanlık başlangıçta açıklamaların doğa ötesi göçlere göre yapıldığı dinsel bir aşamadır. izleyen metafizik aşamada açıklamalar gene olgulardan uzak bazı kavramlara dayandırılır. Üçüncü aşamada ise, insanlar doğru bilginin gerektirdiği gibi, açıklamak istedikleri olguları gene bu olgulardan elde ettikleri verilere dayandırmayı öğrenirler; işte bu sonuncusu pozitif aşamadır. Comte bu süreci bir insanın çocukluktan yetişkinliği geçiş aşamalarına benzetir.

Comte’a göre bilim olgulara dayanmalıdır. İnsan kafasının soyutlanmalarından doğmuş olan metafizik, deney ve bundan ötürü de bilgi alanımızın dışındadır, nesnelerin kendilikleri de bilinemez.

Pozitivizm | Ekleyen: | Tarih: 28-Oct-2011 10:49. | Bu yazı 100104 kez okundu..

Pozitivizm ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Hukuki Pozitivizm

Devamini Oku
Hukuki pozitivizm, hukuk felsefesi ve hukuk biliminde bir düşünce okulu. Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: •Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır. •Hukuk ve etik (ahlaklılık) arasında doğal ve kaçınılmaz bir bağlantı yoktur. Hukuki pozitivizm ve doğal hukuk Hukuki pozitivizm, doğal hukuk geleneğinden gelen çeşitli fikirlere karşı taraf tutar. Doğal hukuk, hukuk ve adalet arasında esaslı bir bağ olduğunu savunur. Hukuki pozitivizm ayrılabilirlik tezini içerir ve bu düşünceye göre hukuki geçerlilik v...

Yenileşme Döneminde Pozitivizm

Devamini Oku
Osmanlıda Pozitivizmin Doğuşu Osmanlı Devleti’nde eğitim sisteminde bozulmalar 16. yy’da başlamıştı. Bu bozulma bir müddet sonra Avusturya’nın başını çektiği bir Avrupa ittifakına karşı ağır bir yenilgi alması ile su yüzüne çıkmaya başladı. Devlet-i Aliyye 1699 Karlofça Antlaşması ile ilk kez toprak kaybına uğramıştı. Kurumlardaki bozulmaların neticesinde sürekli toprak kaybı devlet adamlarını çareler aramaya yöneltmiştir. Batının üstünlüğünün kabul edilmesi ile özellikle III. Selim ile Nizam-ı Cedid adı altında köklü ıslahatl...

Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu

Devamini Oku
Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu Osmanlı güçlü ve ihtişamlı bir devreden sonra gerileme dönemine girmiş ve Batı karşısında üst üste mağlubiyetler almıştır. Osmanlı yönetimi bu mağlubiyetlerin kaynağını askeri alandaki bozulmalara bağlamış ve bu alanda iyileştirme hareketlerine girişmiştir. Bu girişimlere rağmen Batı karşısındaki mağlubiyetler devam edince Osmanlı devlet adamları Batıyı araştırma ihtiyacı hissetmiştir. Netice itibari ile Batı karşısında geri kalmışlığını kabul eden Osmanlı, Batıyı kendi model olarak almıştır. Bu eylem Osmanlı̵...

Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 15:56:28 06.04.2010  Güncelleme: 15:56:28 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Pozitivizm Nedir ?

İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları araştırmak olduğunu savunan akımdır.

Bu akıma göre insan;olgular arasında var olan değişmez ilişkileri ya da doğal yasaları bulmalıdır.

Bu anlayışın kurucusu ve temsilcisi Auguste Comte’dur.

Auguste Comte (1798-1857): Comte Fransız devriminden sonra oluşan toplumsal karmaşayı yeni bir toplumsal düzenleme ve reformla ortadan kaldırmayı denemiş bir Fransız düşünürdür. Aynı zamanda Sosyolojinin de kurucusu kabul edilir.

Comte toplumu bilim yoluyla yeni baştan düzenlemeyi amaçlamıştır.Ona göre toplumun kurtuluşunu sağlayacak tek şey pozitivizmdir. O’nun pozitivizminin en önemli özelliği “doğanın mutlak ve yüce bir amacı olduğu” düşüncesini reddetmesidir.

Ayrıca O varlıkların insan tarafından gözlenemeyen özlerini bulma çabasından vazgeçer.Sadece olguları araştırmak ve varlıklar arasındaki sabit ilişkileri gözlemek gerektiğini savunur.

Bilimin tek amacı olgular arasındaki değişmez ilişkileri yada doğal yasaları bulmaktır. Bu ise ancak gözlem ve deneylerle sağlanır.

İşte toplumu yeniden düzenlenmesinde kullanılacak bilgi de gözlem ve deneye( olgulara) dayanan pozitif bilgidir. Pozitif bilgi tarihsel evrimin sonucu olan bir bilgidir.

Pozitif bilgi evresine gelmeden önce toplumlar tarih içinde iki evreden daha geçerek pozitif evreye gelmişlerdir.

Comte,tarihi toplumsal evre anlayışını Üç hal kanunu ile açıklar;
1-Teolojik evre;fenomenlerin Tanrısal ya da manevi nedenlerle açıklandığı evre
2-Metafizik evre; olayların oluşunun soyut kuvvetlerle açıklandığı dönem toplumsal olayların özgürlük,eşitlik gibi soyut kavramlarla açıklanması,
3-Pozitif evre; Bu evrede insan sadece gözlemlenebilir olana yönelir.Yalnızca olaylar arasındaki yasalar ya da değişmez bağlantılar incelenir.O’na göre bu evre insan düşüncesinin ve gelişiminin en yüksek basamağıdır
Cevapla
zeus
Tarih: 15:57:08 06.04.2010  Güncelleme: 15:57:08 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: Pozitivizm Nedir ?

Pozitivizm, olguculuk iki felsefi düşünceye verilen addır. Her iki düşüncenin de teoloji ve metafizik içermeyen, sadece fiziksel veya maddi dünyanın gerçeklerine dayanan bilim anlayışı vardır.

daha eski olan pozitivism Auguste Comte'un 19. yy. da ortaya attığı düşüncedir.
daha yeni olan mantıksal pozitivizm 1920'de Viyana Çevresi tarafından kurulmuştur.
Yapısal antrolopolojist Edmund Leach 1966 Henry Myers derslerinde pozitivizmi şu şekilde tanımlamıştır.

Pozitivizm ciddi bilimsel sorgunun, bir dış kaynaktan gelen nihai sebepleri aramayan ama direkt gözleme açık olan gerçekler arasındaki ilişkilerle sınırlı olmasını söyleyen görüştür.
Pozitivizm aynı zamanda hukuki pozitivizm adı verilen hukuk görüşünün de ismidir. Doğa yasalarına ters olarak hukuki sistemlerin evrimsel yollarla bağımsız olarak tanımlanabileceğini öne sürer. Hukuki pozitivizm, bazen kanunlara içeriği ne olursa olsun uyulmalıdır şeklinde de anlaşılmıştır. Carlos Nino bu iki anlayışın ilkine 'metodolojik' ikincisine ise 'ideolojik' ismini vererek ayırmış ve sadece ilkinin felsefi olarak savunulabilir olduğunu öne sürmüştür.

Felsefede olgularla desteklenen ya da olgularla ilgili verilere dayanan bilginin tek sağlam bilgi türü olduğu görüşü
Genel çizgileriyle Olguculuk, deney konusu edilebilecek olgularla ilgili, yani en geniş anlamıyla bilimsel bilginin sağlam bilgi olduğunu vurgular.
pozitivizm terimini ilk kullanan Saint Simon(Sen Simon)dur
Bu felsefeyi geliştirip sistemleştiren temsilcisi August Comte(Ogüst Komt)
Fransız devriminden sonra oluşan toplumsal karmaşayı yeni bir toplumsal düzenleme ve reformla ortadan kaldırmayı isteyen bir fransız düşünür…
Comte, sebep ve sonuçları gözetlenmesi gerektiğini savunmuştur. Comte,"Tarihi Toplumsal Evre" anlayışını "Üç Hal Kanunu" ile açıklar.

Teolojik evre:fenomenlerin tanrısal ya da manevi nedenlerle açıklandığı evre insanların her şeyi din ile açıkladığı bu dönem ortaçağa kadar uzanır.

Metafizik evre:olayların oluşunun soyut kuvvetlerle açıklandığı dönem toplumsal olayların özgürlük eşitlik gibi soyut kavramlarla açıklanması 1789 a kadar sürmüştür.

Pozitif evre:bu evrede insan sadece gözlemlenebilir olana yönelir.yalnızca olaylar arasındaki yasalar ya da değişmez bağlantılar incelenir. Ona göre bu evre insan düşüncesinin ve gelişiminin en yüksek basamağıdır.Comte bu süreci bir insanın çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşamalarına benzetir.*comte“pozitivizm niçinlerle uğraşmaz ama nasılları iyi bilir” ilkesini koyar.

Olguculuk tarihsel olarak, Avrupa'da Aydınlanma'nın ve yeniçağ bilimlerindeki önemli gelişmelerin bir sonucudur.A.comte’nin asıl amacı,toplum olaylarını bilimsel yönetmelerle inceleyerek topluma yeni bir şekil,yeni bir yön vermektir. Bunun için sosyolojiyi bilim olarak kurmuştur. Sosyolojiye fizik ve matematiğin yöntemlerini uygulamaya çalışmıştır. Bu bakımdan pozitivizm, deneyci felsefenin bir türüdür. Comte, fiziğin yöntemi ile olgular dünyasının doğru olarak bilmenin mümkün olduğuna inanır.Olguların bilgisi olayların özünü ve gerçek nedenini vermez.Ama olayları idare eden kanunları verir.Bu kanunlarla,gelecek hakkında öngörüde bulunuruz.

Olguculuğun çağımızdaki gelişimi yeni olguculuk genel adını taşır. Yeni olguculuk; mantıksal atomculuk, genel semantik, mantıksal pozitivizm akımlarında belirir. Bu akımlar genel olarak felsefe sorunlarını dil sorunlarına indirgerler.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:58:11 06.04.2010  Güncelleme: 15:58:11 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: pozitivizm

Mantıksal pozitivizm

Mantıksal pozitivizm, Viyana Çevresi olarak adlandılan filozofların felsefi düşünüş sistemlerini adlandırır. Başlıca temsilcileri Moritz Schlick, Rudolph Carnap ve Otto Neurath olan bu çevre, yeni pozitivistler ya da mantıkçı empiristler olarak da adlandırılır. Bu çevrenin oluşumunda önemli etkisi olan isim Ernst Mach'tır, ki Mach'ın Viyana'da belirli dönemlerde mantık, fizik ve felsefe profesörlüğü yaptığı bilinmektedir. Mantıksal pozitivizmin çok farklı konumlardaki ve disiplinlerdeki filozofları bir araya getiren bir zemin olduğunu söyleyebiliriz. Sözkonusu akımın içinde sayılan/ya da sayılmış olan belli başlı filozoflar şöyledir; Ernest Nagel, Hans Hahn, Kurt Gödel, Felix Kaufmann, Philiph Frank, Bertrand Russell, Whitehead, A.J.Ayer, Wittgenstein.




Felsefi konum

Mantıksal pozitivizme fikir babalığı yapmış olan Ernst MachMantıksal pozitivizm, 19. yüzyıl sonlarında belirginleşen pozitivizmin yeniden değerlendirilerek devam ettirilmesidir. Sonradan etkisi kaybolmakla birlikte 20. yüzyıl felsefesinde çok etkili olmuş, bilim ve felsefe eksenli tartışmalarda belirleyici bir konum elde etmiştir. Pozitivizm, bilindiği gibi deneyci (Ampirist) bilgi anlayışını temel alan, deney ve gözleme dayalı olgulardan hareketle bilginin kaynağını ve geçerliliğini kabul eden bir yaklaşım biçimidir. Bilginin kaynağı duyu verileri olmakla kalmaz, aynı zamanda bu duyu verilerinden kalkarak tümevarımsal bir yöntemle ulaşılan genellemelerle de yasa'lar oluşur ve bu yasalar pozitivist düşüncede, belirli bir olay ve olgunun açıklanabilmesi için gerekli olan yasalardır. Bilgi dış-dünya kaynaklıdır ve bu anlamda dış-gerçekliğe tabidir; buna göre bilgi ile gerçeklik arasında bir tekabüliyet ilişkisi vardır. Mantıksal pozitivizme gelindiğinde dil ve mantık alanlarının öne çıktığı görülür. Mantıksal pozitivizm bu anlamda pozitivizmin bilim/bilimsellik iddialı felsefi statüsünü devam ettirir; felsefenin deney dışı kalan niteliğini yadsıyarak, metafizik ilan ederek kendilerine göre felsefeyi doğru bir temel oturtma iddiasındadırlar. Bilim ve felsefe ikiye ayrı bölüm olarak ele alınır ve felsefenin görevi dil olarak belirlenir. Buna göre felsefe dil çözümlemeleriyle sınırlı kalmalı, onlara dayanarak olguları dile getirdiğimiz önermeler üzerine ve bu önermelerin dilsel bağlamları üzerine açıklama yapmakla görevlidir. Bu görüş özellikle Wittgenstein mantıksal pozitivist sayıldığı yaklaşımda belirgin olarak görülür. Mantıksal pozitivizm, bunlardan hareketle, ikili bir görevi yerine getirmeyi üstlenir; birincisi, dünyanın bilimsel kavranışında metafizik ögelerin ve teolojik unsurların kuramsal olarak arındırılması ve ikincisi felsefeye bilimsel bir nitelik kazandırılması.

Felsefi tezleri
Mantıksal pozitivizmin temel fesefi sorununu ya da konumunu anlam ve anlamsızlık meselesi bağlamında ileri sürmek mümkündür. Buna göre anlamlı önermeler doğrulanabilirlikleriyle belirlenen önermelerdir. Doğrulama denilen kavram bu filozoflar için temel önemdedir, çünkü bir dilsel ifadenin doğru olup olmadığı ve buna bağlı olarak anlamlı olup olmadığının belirlenmesi bu doğrulama işlemiyle belirlenmektedir. Bir anlamda bu düşünce akımının öncüsü sayılan Schlick, bir önermenin anlamının onun doğrulama yöntemi olduğunu belirtir. Doğrulamada öncelikli olan ise duyusal veriler, yani deney ve gözlemle elde edilen verilerdir. Böylece mantıkçı pozitivistlere göre, doğrulanabilir olmayan her şey anlamsızdır, yani metafiziktir. Anlamsız önermeler iki türlüdür; birinciler cümle yapısı itibariyle düzgün olmalarına rağmen anlamsız olanlardır (mutlak, hiçlik, koşulsuz olan, gerçekte olan gibi kullanıldığı cümlelerin yapısı doğru fakat anlamca doğrulanabilir olmayan önermeler). İkinci türdekiler ise cümle kuruluşları itibariyle anlamsız olanlardır (elmalar hayvandır gibi tümceler). Metafizik olarak belirtilen ve yadsınan önermeler asıl olarak birinci tür önermelerdir. Bunlar sözde-sorunlardır, çünkü anlamsızdırlar, deney ve gözlem alanının dışında kalırlar. Mantıksal pozitivizm, sentetik önermeleri ve mantıksal önermeleri kabul eder, ancak felsefenin görevini metafizik önermeleri cözümlemek olarak belirtir. Felsefeden metafizik arındırmalı ve dünyanın bilimsel kavranışı ortaya konulmalıdır. Mantıksal pozitivizmin felsefi tezleri bu iki temel yaklaşım üzerinden geliştirilmektedir. Dünyanın bilimsel kavranışı yaklaşımınında ikili niteliği vardır; yukarda söylenenlere bağlı olarak bunlar, ilkin bilginin temelinde gözlem ve deneye dayalı olguların bulunması ve ikinci olarak da kesin bir mantıksal çözümleme ile meydana gelmesidir. Bilimsel etkinlik, bu noktada, deneysel verileri mantıksal analiz yoluyla çözümlemek ve ortaya koymaktır.

Eleştiriler
Mantıksal pozitivizm, öncelikle bilgi konusunda empirik felsefenin aldığı eleştirileri alır. Deney ve gözlemlerin kuram-dışı, her tür kavramın başlangıç noktası olarak alınması, bazı deney-dışı teorik kavramların ele alınmasıyla empirizmin bir dogması olarak eleştirilmiştir ve bu mantıksal pozitivizmi ya da empirizmi de içine alır. Lenin, Ampriokritisizm olarak adlandırarak Mach'a ve onun geliştirdiği duyumculuk anlayışına itiraz eder; diyalektik materyalizm anlayışını doğrulama çabası içinde ortaya konulan bu itiraz, genel çerçevesi bakımından tartışmalı argümanlarla yürütülmüş olsa da Lenin'in bu geleneğin ilk eleştiricilerinden biri saymak gerekir. Öte yandan bilim felsefecisi Karl Popper, bir zamanlar mantıksal pozitivizmin içindeki isimlerden biri olarak anılmış olmakla birlikte ve ayrıca halen geliştirdiği bilim görüşünün pozitivist düşünceyle ilişkisi tartışılır olmakla birlikte, temel ilkeyi, yani bilginin temelindeki doğrulanabilirlik ilkesinin dışında başka bir yol ortaya koymuş, buna karşı yanlışlanabilirlik ilkesini formüle etmiştir. Yine bilim felsefesi içinde Thomas Kuhn bilimsel etkinliğin tarihselliğini ve kuram-yüklü niteliğini ortaya koyarak saf deney ve gözlem eksenli bilim anlayışının kırılmasında önemli bir alan oluşturmuştur. Paul Feyerabend ise gözlem ve deneyin sanıldığı kadar saf olamadıklarını hem kuramsal hem tarihsel örnekleriyle ortaya koymuş, yanlışlanabilirlik ilkesine rağmen pozitivist bilgi anlayışı içinde duran hocası Popper'i eleştirmiştir. Feyarebend, bilimsel bulgu denilen şeylerin kendi başına herhangi bilgiye ayrıcalıklı bir kuramsal statü kazandırmadığını, bilimsel yöntemin tek ve biricik yöntem olarak kutsanmasının olanaksız olduğunu öne sürmüştür. Willard Van Orman Quine'ın empirizme yönelttiği analitik önermeler ile sentetik önermelerin ayrımı konusundaki eleştiri de ayrıca mantıksal pozitivistler için geçerlidir. Yapısalcılık ve Postyapısalcılık felsefeleri ise empirizmi, pozitivizmi ve dolayısıyla mantıksal pozitivizmi bir bütün olarak kabul edilemez yaklaşımlar olarak eleştirmişlerdir.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:58:56 06.04.2010  Güncelleme: 15:58:56 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

OLGUCULUK (POZITIVIZM)

OLGUCULUK (POZITIVIZM)

Felsefede olgularla desteklenen ya da olgularla ilgili verilere dayanan bilginin tek saglam bilgi türü oldugu görüsü. Dar anlamiyla August Comte 'un felsefesi için de kullanilir.

Genel çizgileriyle Olguculuk, deney konusu edilebilecek olgularla ilgili, yani en genis anlamiyla bilimsel bilginin saglam bilgi oldugunu vurgular. Bunun disinda, olgucularin çogu mantik ve matematik gibi bilgi türlerinin varligini kabul eder, ama bunlarin içeriksiz oldugunu ileri sürerler. Olguculugun en temel özelligiyse, geleneksel felsefe görüslerini, olumsuz bir anlam yüküyle "metafizik" olarak niteleyerek karsi çikmasidir. Comte 'dan bu yana "metafizik" nitelemesi insanligin geride biraktigi bir asamayla ilgili, geçerliligini yitirmis, yerini "pozitif" bilimlere birakmis bir bilgi türünü çagristirir.

Olguculuk tarihsel olarak, Avrupa'da Aydinlanma'nin ve yeniçag bilimlerindeki önemli gelismelerin bir sonucudur; felsefe gelenegi olarak, Eski Yunan Sofistlerine ve 3. yüzyil Latin düsünürü Sextus Empiricus 'a degin uzanir. Daha yakin kökleri ise, Ingiliz Deneyciligine ve Fransiz Ansiklopedistleri’ne dayanir.

Comte'a göre insanlik tarihinin üç asamali zihinsel gelisiminde her asama bir öncekine göre daha ileri ve gelismistir. Insanlik baslangiçta açiklamalarin dogaötesi güçlere göre yapildigi dinsel bir asamadadir. Izleyen metafizik asamada açiklamalar gene olgulardan uzak bazi kavramlara dayandirilir. Üçüncü asamada ise insanlar dogru bilginin gerektirdigi gibi, açiklamak istedikleri olgulari gene bu olgulardan elde ettikleri verilere dayandirmayi ögrenirler; iste bu sonuncusu pozitif asamadir. Comte bu süreci bir insanin çocukluktan yetiskinIige geçis asamalarina benzetir.

Comte ile yakin iliskileri olan John Stuart Mill Ingiliz Deneycilik okulunun da etkisiyle Olguculugun bilgisel ve mantiksal yanlarini gelistirmeye çalisti. Ingiltere'de Olguculugun bir baska temsilcisi olan Herbert Spencer yaklasiminda Darwin 'in evrim kuramina da yer verdi. Olguculuk bundan sonra daha çok Almanya ve Avusturya'da gelisti. Viyanali fizikçi ve düsünür Ernest Mach , Ingiliz filozof David Hume 'un görüslerinden yola çikarak bütün bilginin dolaysiz olarak deney yoluyla duyu verilerinden elde edilen ö elerden olustugunu öne sürdü. Mach'in, bilgi kuramlarinin degisebildigi, ama temel olgularin degismedigi düsüncesini sonraki birçok olgucu da benimsedi. Alman düsünür Richard Avenarius ise biyolojik temelli bir bilgi felsefesi gelistirerek algilanabilir bir nesnenin, algiya açik niteliklerinin toplamindan baska bir sey olmadigini savundu. Seylerin temelinde yatan bir töz oldugu düsüncesini elestirerek Deneycilik ile Olguculugu birlestirmeye çalisti.

Olguculuk bu gelisme döneminden sonra, özellikle de simgesel mantigin hizla yayginlasmasinin etkisiyle güçlendi. Charles Sanders Peirce ve William James gibi mantiga da agirlik veren ABD'li pragmatistlerin görüslerindeki yakinliklar sayesinde daha da yayginlasti. Gerektirdigi mantiksal sistem de Olguculuga yakinligi olan Bertrand Russell gibi birçok düsünür tarafindan islenerek olgunlastirildi.

Bütün bu gelismeler Mach 'in etkilerinin sürdügü Viyana'da, "Viyana Çevresi" adiyla da bilinen Mantiksal Deneycilik ya da Mantiksal Olguculuk akimiyla sonuçlandi. Bu akim, özellikle II. Dünya Savasi sonrasinda Anglosakson ülkelerde çok güçlenerek hemen bütün akademik felsefe kuruluslarina egemen oldu. Buna karsilik basta Viyanali düsünür Ludwig Wittgenstein olmak üzere, önceleri Olguculugu benimseyen Karl Popper ve Thomas S. Kuhn gibi bazi düsünürler getirdikleri temel elestirilerle Olguculugun etkisinin azalmasina neden oldular.

Günümüzde Olguculuk tipki Deneycilik gibi, yaygin gücünü büyük ölçüde yitirmistir. Bilimsel bilgiye duyulan kosulsuz güven kirilmis, bilim disinda baska saglam bilgi yollarinin arastirilmasina duyulan ilgi yeniden canlanmistir. Olguculugun günümüz felsefesine kalici katkilan arasinda, saglam ve tutarli bilgi ülküsü ile bilimsel açiklamalarin ortak bir temelden türetilmesi geregi sayilabilir.
Cevapla


Pozitivizm
» Pozitivizm resimleri

  Puanı : 4.8 / 10 | Oy : 26 kişi | Toplam : 124

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Bi soru sor
İletişim