Anasayfa > Sözlük > P > Pragmatizm


Reklamlar
Sonuç : 1 adet ilgili yazı bulundu..
Pragmatizm, James'in deyişine göre; bir felsefe olmaktan çok bir metod; düşünceyi, doğurduğu eyleme göre ölçen bir yöntemdir.

Charles Peirce, 1878'de Popular Science Monthly Dergisi'nde yayınladığı 'Fikirlerimizi Aydınlığa Kavuşturmanın Yolu' başlıklı yazısında şöyle diyordu: 'Bir düşüncenin anlamını açıklamak için onun hangi davranışı doğurduğunu bilmek gerekir. İşte o davranış, o eylem bizim için düşüncenin ta kendisidir'.

Detay;
Düşüncelerin, politikaların ve önerilerin değerlerinin yararlılıkları, işlerlikleri ve uygulanabilirlikleri ile belirlenmesi ilkesine dayanan görüş. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde özellikle abd’de etkili olmuştur. Eylemin öğretiden, deneyimin sabit ilkelerden önce geldiğini, düşüncelerin anlamlarının sonuçlarından, doğruluklarının da doğrulanabilirliklerinden elde edildiğini savunur.

Pragmatistlere göre; bir düşünce, yaşamımız için elverişli olduğu sürece “doğrudur”.

İyidir yerine doğrudur diyebiliriz; çünkü bu iki kavram birbirinin aynıdır. doğru sözcüğü inanç alanında iyi olduğunu ispat eden her şeyin adıdır. Doğru olan, belirli sebepler ölçüsünde aynı zaman da iyidir. “bizim için neye inanmak doğru olurdu?” desek bu söz şu anlama gelir: neye inanmak zorundayız? Bu sorunun karşılığı şudur: inanılması bizim için daha iyi olan şeye inanmak zorundayız. Şu halde, bizim için daha iyi olan ile bizim için daha doğru olan arasında hiçbir başkalık yoktur. Pragmatizm doğruyla iyiyi birleştirmektedir. Yani erdem yaşayışımız için elverişli olduğu sürece, pratik fayda sağladığı hallerde doğrudur. Her şey pratik fayda ölçüsüne vurulmalıdır. Her şey pratik faydaya göre değerlendirilmelidir.

Onlara göre doğru düşünce pratikte doğrulanabilen düşüncedir. Bir düşüncenin gerçeği, ona yapışık hareketsiz bir özellik değildir. Gerçek düşüncenin başına gelen bir şeydir. Bir düşünce kafamızda dururken doğru olamaz. Ancak doğru hale gelebilir, olaylar yüzünden doğrulaşır. Onun gerçekliği geçer hale girmesiyle olur. Benim için bir şeyin herhangi bir zaman için faydası olabilir, ama başka bir zaman o şey faydama değildir.

Pragmatistler dünyanın nesnel gerçekliğine gözlerini kapamışlardır.

Gerçek, kendi yararımıza belirlenmekle özneldir.



Pragmatizm | Ekleyen: | Tarih: 28-Oct-2011 10:59. | Bu yazı 77160 kez okundu..

Pragmatizm ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Pragmatizm göre ahlaki eylemin amacı

Devamini Oku
Ahlaki eylemin amacının yarar(fayda) olduğunu savunan yaklaşımdır.temsilcileri john stuart mill ve john dewey’dir.onlara göre fayda veren iyi vermeyen şey ise kötüdür.onlara göre asıl fayda mümkün olduğu kadar çok insanın mümkün olduğu kadar faydasıdır.fayda kişiden kişiye değişir bu yüzde evrensel bir ahlak yasası yoktur....

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 15:31:54 06.04.2010  Güncelleme: 15:31:54 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Pragmatizm Nedir ?

Doğruluğu ve gerçekliği tek taraflı olarak sadece eylemlerin sonuçlarıyla değerlendiren ve onlara yalnızca fayda açısından bakan akıma pragmatizm denir.

Başlıca temsilcileri;W.James,J.Dewey’dir.

William James (1842-1910): W.James’e göre pragmatizm bir yöntemdir. Bir yöntem olarak pragmatizm insan yaşamının bir amacı olduğunu söyler. Bundan dolayı bütün kuramlar, bütün bilgiler, insan yaşamına bir katkı yaptıkları, insanın amacına yardımcı oldukları zaman doğrudur. Kuramlar gerçekten somut bir yarar sağladıkları sürece anlamlıdır.

O’na göre bilimde,felsefede,teolojide hiçbir tanım yada formül kesin,son ve değişmez değildir.Bundan dolayı insanı ve doğayı konu alan kuramların anlamları,yalnızca onların problemleri çözme kapasitelerinde aranmalıdır.

Eğer bir kuram ya da formül bir problem çözemiyor,pratik yaşam için şöyle ya da böyle bir farklılık yaratmıyorsa o kuram ya da formülden vazgeçilmelidir.Bir kuram ya da düşüncenin anlamı yararlılığıyla belirlenir.

O’na göre yararlılık, yalnızca bireyin maddi ihtiyaçlarının karşılanması değil,aynı zamanda insanın ve toplumun gelişmesine katkıda bulunan her şeydir.
Bu arada James’e göre,din sayesinde insanların manevi yaşamları gelişmekte ,insanlar yaşamlarına anlam katabilmektedir. Bu nedenle din tümüyle doğrudur.Çünkü yarar sağlayan bilgi doğru bilgidir.

John Dewey (1859-1950) :O’na göre düşünce, çevreye uymayı, doğadan yararlanmayı ve mutlu olmayı sağlayan bir “alet”tir. Bir düşüncenin doğrulu ise söz konusu düşüncenin işe yararlılığına bağlıdır.

Deney, bilimsel yasa, kuram ve kavramları birer alet olarak gördüğü için onun öğretisi aynı zamanda enstrümantalizm (aletçilik,araçcılık) olarak bilinir.

O’na göre birer alet (araç) olan bilimsel yasa ve kuramlar eğer başarılı olur ve uygulamada bir işe yararsa doğrudur,yaramazsa yanlıştır.

Örneğin ormanda kaybolmuş ve ormanın varlığı ile kendisinin kaybolduğunun tek gerçeklik olduğu bir durumda;amaç bu adamın kaybolmuşluğunun verdiği korkuyu ortadan kaldırmak ve oradan sağ salim kurtulmasını sağlamaktır.Bu anlamda onun sahip olduğu tüm düşünce ve görüşler,ormandan çıkış için oluşturduğu tüm kuramlar,onun kurtulması için sadece bir araçtır.Adamın görüşleri, ormandan sağ salim kurtulması amacına götürdükleri sürece doğrudur.Yani uygulamada işe yaradıkları ölçüde doğrudur.

Pragmatizm, metafizik sorunlarla ilgilenme, inceleme alanı olgularla sınırlıdır. Bilgi ve hakikati yaşam için bir araç olarak gören pragmatizm,bilgi kuramı açısından savunulamaz. Çünkü bize yarar sağlayan ve hakikat olan bilgi olduğu gibi, yarar sağladığı halde hakikat olmayan bilgi de vardır. Örneğin yalan günlük yaşamda bazen yararlı olabilir ama doğru değildir.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:34:30 06.04.2010  Güncelleme: 15:34:30 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Pragmatizm Nedir ?

“Ben Dünya’ya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim.”
Adolf Hitler

Pragmatizm nedir? Pragmatizm, en yalın söylemiyle fırsatçılığın sistematiğe büründürülmüş halidir. Dünyanın şekillenmesinde en az diğer felsefi-siyasi disiplinler kadar etkilidir. Çünkü stratejik bir silahtır ve her an kullanılabilme özelliği onu eşsiz bir atom bombası yapar. Pragmatizm, fikirlerin dogmatikliğinden kaçarak sadece şartlara uymanın verdiği rahatlığı ve kolaycılığı da beraberinde getirmektedir. Asıl düşünce ve kaygının gizlenmesinde büyük bir paya sahiptir. Kamuflajlı bir görüngü sunar insanlara ve bu insanlar için epeyce aldatıcı ve yanıltıcı olur. İdeolojinin katılığının, sertliğinin gizlenmesinde Pragmatizm diktatörler için biçilmez bir kaftandır. Sadece Hitler de değil Stalin de, Lenin de, Napolyon da hatta Sezar da bunu biliyordu. Bu bağlamda Pragmatizm diktatörler ve siyasetçiler için pratik bir sanal ideoloji yaratmada sadık bir yandaştı diyebiliriz. Pragmatizmi tarihte en iyi kullanan ustalardan biri de Alman Nasyonal Sosyalist Hareketinin lideri Adolf Hitlerdi.
Adolf Hitler; 20.yy ın en kanlı ve en inatçı diktatörlerindendir.2.dünya savaşındaki Nazi hareketini başlatan, kendi yandaşı ve fikir babası olan B.Mussolini den referanslarını alıp Nasyonal Sosyalizm fikrini ortaya atan liderdir. Yaptıkları ve yarattığı akım hala tartışılan büyük bir devlet adamı ve aynı zamanda teori-pratik bakımından da tam bir pragmatisttir. Pragmatisttir çünkü aynı zamanda diktatör ve devrimcidir. Devrimci ve savaşçı bir ruh taşıyan tüm liderler de olduğu gibi Hitler de fırsatçı, zeki bir adamdı ve kesinlikle değişen şartlara uygun davranabilmesi için Pragmatizmin şart olduğunun bilincindeydi.
Hitler, Pragmatizmi her siyasi lider ve diktatör gibi genel planda Din üzerinde kullanmasını çok iyi bilmiş ve bu sayede 2.dünya savaşının sonuna kadar halk, hatta kilise desteğini almayı başarmıştır. Bu yazı, Pragmatistlerin(ki genelde tüm dünya liderlerinin) güçlerini değişen şartlarda nasıl muhafaza ettiğinin en büyük kanıtını gözler önüne sermeyi amaçlıyor. Bu yazı bir diktatörün aslında neyle beslendiğini gözler önüne sermeyi amaçlıyor.
1922 tarihinde bir konuşmada;
“Bir Hıristiyan olarak Tanrımın ve Kurtarıcımın beni bir savaşçı olarak gördüğünü hissediyorum…” Bu konuşmanın devamında Hitler devam eder:” Bir Hıristiyan olarak aldanmamalıyım ve görevim, doğruluk ve adalet için savaşmaktır…” Hitler, görev hayatı ve Führer olduğu zamanlarda bu Pragmatizmi hep kullanmıştır. Amacı ise sadece Almanya’yı güçlü bir devlet altında organize etmenin önünde engel olan Din ve Kilise örgütünü kullanmaktır ve bu örgütlerin desteğini savaş sırasında yanına çekmektir.1941 senesine kadar bunu büyük bir ustalıkla kullanan Hitler, bazen kutsal bir savaşçı bazen de tapınaktan tüccar Yahudileri kovan bir peygamberdir. 1941 yılından itibaren sapmalar gösteren Din ve kilise tutumu Hitlerin bazı açıklamalarında açıkça gözler önüne serilir. Örneğin 1941yılında Hitler Söyleşisi adlı kitapta aynen şunları söylemiştir: ”…Frengi ve Hıristiyanlık. Söylenecek söz kalmadığında, İtalyanlar ve İspanyolların Hıristiyanlık uyuşturucusundan kurtulmaları adına hiçbir sebep bulmayız. Gelin bu illete karşı bağışıklı olan tek bir ulus biz olalım.”
Hitler eksiksiz bir pragmatistti. Çıkarcı bir yalancıydı. Ustalıkla belagati çok iyi kullanan bir liderdi. Ama bu vasıfları sayesinde Katolik kilisesinin de(Papa Pius XII) desteğiyle savaşa girmiş ve Nazi hareketinin gizli kalan tarafını açığa vurmayarak saklayabilmişti. Din ve Nazi hareketi çok iyi birer dost olmuş ve birbirlerinden ayrılmaz bir bütün gibi gösterilmiştir; tabi ki 1941 e kadar…
1925 yılında yine bir konuşması esnasında:”Kendimi Yahudilere karşı savunarak tanrının amacı için savaşmaktayım” demiştir. Bu tipik bir Bonapartist oyundur aslında. Aynı siyasi taktiği Napolyon da kullanmış ve Din sorunu için: ”Din halkı sakin tutmak için mükemmel bir araçtır cümlesini sarf etmiştir. Dikkatlice bakıldığında tüm diktatör liderlerin ortak yanı hemen fark edilir. Hepsi hitabet sanatını çok iyi kullanır ve sağlam birer fırsatçıdırlar. Kısaca tüm diktatörlerin asıl gücü buradan gelir. Yani Pragmatizmin değişken yapısı ve fırsatçılığından…
Hitler hayatı boyunca çelişkili ifadeler kullanmış biriydi. Bunu özellikle din konusunda fazlaca abartmıştır.1941 yılında emir subayı General Gerhard ENGEL’e aynen şunları söyler:”Sonsuza kadar bir Katolik olarak kalmalıyım.”
Pragmatizmin eksiksiz bir halidir Hitler konuşmaları ve politikaları. Belki de kendisinin tam olarak neye inandığını bu yüzden hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Tüm diktatörlerde olduğu gibi Hitler de değişen koşullara ve şartlara uyum sağlamak istiyordu. Bunun için Pragmatizmin fırsatçılığın çok iyi kullandı. Sapmalar gösterse de Din konusundaki tutumu Katolik Kilise desteğini almayı başardı. Ve bu sayede arkasında kilise desteğiyle birlikte top yekûn bir halk desteği de sağlanmış oldu. Hitler kesinlikle bir ateist değildi Din konusunda Stalin’in aksine o bir pragmatistti.
Pragmatizmin siyasal hayattaki yansımalarını görmemek mümkün değildir. Modern siyaset sahnesinde halen Pragmatizm en geçerli silahtır. Günümüz politikalarına bakıldığında ülke çıkarlarının sağlanmasında veya bireysel anlamdaki kaygıların giderilmesinde halen en makbul araç pragmatizmdir diyebiliriz.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:35:22 06.04.2010  Güncelleme: 15:35:22 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Pragmatizm

PRAGMATİZM
Ondokuzuncu yüzyılın sonlarında kurulmuş olmakla birlikte, yüzyılın ilk çeyreğinde, özellikle Amerikan düşüncesi üzerinde yoğun bir etki yapmış olan felsefe okulu ya da hareketi.

Kurucuları ve temsilcileri arasında Charles S. Pierce’ın, William James’ın, John Dewey ve George H. Mead’in bulunduğu pragmatizmi karakterize eden en önemli husus, belli bir takım öğretiler bütününden ziyade, okulun felsefi problemler karşısında benimsediği, bilgiyle eylemi belli bir biçimde birleştiren standart yaklaşımdır. Buna göre, pragmatizm işe Descartes’ın radikal kuşku ilkesiyle düşünen benliğin kendisinden yana kesinliğini modern felsefenin sağlam, sarsılmaz temeli yapma programına yönelik eleştiriyle başlar. Ve Kartezyen kuşkunun anlamını, çok daha temel bir şüphe adına ve bilgiyi gerçek problem durumlarında temellendirmek için sorgular.
Buna göre, kuşku duyan benlik düşüncesinin yerine, eylemle ilgili gerçek problemlerin üstesinden gelmek adına hakikati keşfetme amacına dayalı bir araştırma düşüncesini geçiren pragmatizmde, gerçek şüphe, teoride değil de, eylemde ortaya çıkar. Başka bir deyişle, pragmatizmde dünyaya ilişkin her algı ve dünya üzerinde sergilenen her eylem apaçık koşullara ve başarılı alışkanlıklara beslenen gayri düşünümsel inançla temellenir. Bununla birlikte, söz konusu alışılmış, bildik eylem tarzları, pragmatizmin refleksif olmayan beklentilerin yıkılışından sorumlu olduğunu düşündüğü dış dünyanın mukavemetiyle karşılaşır.

Bu noktada ortaya çıkan gerçek kuşku faili çözüme, yeni bir bağlamın yaratılmasına veya inşasına götüren yolları açar. Pragmatist yaklaşıma göre, algı işte bu düzeyde gerçekliğin yeni görünümlerini yakalamak, onun farklı boyutlarına nüfuz etmek durumundadır; eyleminse kendisini dünyanın diğer unsurlarına bağlaması, kendi yapısını yeni baştan düzenlemesi gerekir. Söz konusu yeni baştan inşa süreci, pragmatizme göre, teoriyle pratiği bir araya getiren failin yaratıcı başarısını ifade eder. Buna göre, fail algıdaki bir değişme yoluyla farklı bir biçimde eylemeyi başarabilirse, dünyaya yeni bir şey, daha sonra kurumsallaşıp, gayri düşünümsel bir davranış tarzı, bir rutin haline gelebilen yeni bir eylem tarzı eklenmiş olur. Pragmatizmin şu halde, en önemli yeniliği ve farklılığı, bütün insan eylemlerini düşünümsel olmayan eylem alışkanlıklarıyla yaratıcı başarılar arasındaki karşıtlık yönünden ele alan bakış açısında yatar.

WİLLİAM JAMES

Pragmatizmi: James, felsefe alanında doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca eylemlerin sonuçları ile değerlendiren pragmatizm akımının iki kurucusundan biri olarak bilinir. Bu akıma göre, gerçeklik ve doğruluk insanın bakış açısından, zihinsel kanaatlerinden ve dolayısıyla eylemlerinden bağımsız değildir. Bundan dolayı, gerçeklik eylemlerin sonuçları, başarıları ve yararlılıkları açısından tanımlanmak durumundadır.

James bir düşüncenin nereden ve nasıl türediğini ya da onun öncüllerinin neler olduğunu sormak yerine, bu düşüncenin sonuçlarını incelemiştir. Onun gözünde pragmatizm, ilk nesnelerden, ilkelerden, kategorilerden öteye, son nesnelere, ürünlere, sonuçlara ve olaylara yönelmektir. James’a göre, kendisinden önceki klasik felsefe “nesne nedir?” diye soruyor ve kendisini önemsiz şeylerde kaybediyordu. Darwin’in evrim teorisi, “varlığın kaynağı nedir?” diye soruyor ve kendisini yıldızlar yığınında yitiriyordu.

Oysa, pragmatizm, “sonuçlar nelerdir?” diye sormakta ve düşüncenin yüzünü, eylem ve geleceğe yöneltmektedir. Nitekim James, yaşamı doğrudan ilgilendiren somut olgulara, eylemlere, insanın yaşamını şimdi ve yakın gelecekte doğrudan etkileyen güç ve eyleme önem vermiştir. Ona göre, dünyanın bitip tamamlanmış olan hiçbir yanı yoktur; dünya, onun varlık anlayışına göre, hiçbir tür içermez ve sürekli bir oluşun içindedir. dünya biricik bir varlıktan değil, bireylerden, bireysel varlıklardan oluşur.

James’a göre, pragmatizm yalnızca bir yöntemdir. Bir yöntem olarak pragmatizm, insan yaşamının bir amacı olduğunu öne sürer. Yani, pragmatizm rakip metafiziksel teorilere, bu teorileri benimseyen insanların hayatında yapmış olduğu farklılıklara bakılarak değer biçilmesi gerektiğini söyleyen bir metoddur. Dünya ve insan üzerine yeni bilgi ve yorum getirme iddiasında olan birbirlerine rakip teoriler, yalnızca insan yaşamının amacına göre değerlendirilmelidir. Ona göre, dünya üzerine olan bir teori, insan yaşamıyla ilgili birçok konuyu gözardı ederek kesin sonuçlu yanıtlara ulaşıyorsa eğer, reddedilmelidir. Böyle bir teori kaçınılmaz olarak dogmatik bir öğretidir. Pragmatizmin, James’a göre, hiçbir dogması, mutlak hiçbir öğretisi yoktur. O, yaşamın kesin ve kanıtlanmış olgularını ön plana çıkararak, yalnızca yaşamı ölçü alır.

Ahmet Cevizci –Paradigma Felsefe Sözlüğü
Cevapla
zeus
Tarih: 10:36:02 03.26.2014  Güncelleme: 10:36:02 03.26.2014
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Pragmatizm göre ahlaki eylemin amacı nedir

Ahlaki eylemin amacının yarar(fayda) olduğunu savunan yaklaşımdır.temsilcileri john stuart mill ve john dewey’dir.onlara göre fayda veren iyi vermeyen şey ise kötüdür.onlara göre asıl fayda mümkün olduğu kadar çok insanın mümkün olduğu kadar faydasıdır.fayda kişiden kişiye değişir bu yüzde evrensel bir ahlak yasası yoktur.
Cevapla


Pragmatizm
» Pragmatizm resimleri

  Puanı : 4.5 / 10 | Oy : 31 kişi | Toplam : 138

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim