Anasayfa > Sözlük > H > Hattatlık


Reklamlar
Sonuç : Hiçbir ilgili yazı bulunamadi..
HattatlıkHattatlıkHattatlık
Sonuç : 3 adet ilgili resim bulundu..
Güzel yazi sanati. Her alfabenin değişik yazilişlari vardir. Bu değişik yaziliş şekilleri, hattatlik sanatini (ya da hat sanati) meydana getirir. Böyle bir sanata en uygun alfabe, arap alfabesi olduğu için, bu yazi ile güzel el yazilari yazmak osmanlilarda ve doğu islâm dünyasinda başlica el sanatlarindan biri haline gelmiştir.

Osmanlilar devrinde hattatlik, bütün doğu islâm dünyasi hattatliğindan çok ileri gitmiş ve sanat eseri olacak değerde pek çok eserler veren hattatlarimiz yetişmiştir.

Hattatlikta, eski harflerle kullanilan yazi çeşitleri şunlardir:
Celî (her çeşit yazinin uzaktan okunacak kadar irice olani).
Kufi (harflerin köşeleri gönyeli olarak ve daha çok enlilemesine uzantilarak yazilan, islâmliğin ilk devirlerinde icat edilmiş bir yazi çeşidi).
Nesih (kuranlarin yazilişinda, basma kitaplarda kullanilan derli toplu yazi).
Divanî (fermanlarda kullanilan süslü yazi).
Rika (el yazisi ola tak kullanilan çok sade yazi şekli).
Sülüs (levhalarda, kitabelerde kullanilan ahenkli ve her türlü şekle uygun yazi çeşidi.

Osmanlilarda bu çeşide büyük hattatlar yetişmiştir), reyhani (sülüse benzeyen, fakat daha açik ve belli bir yazi çeşidi, siyakat (yatay çizgilere fazla önem verilen yazi çeşidi) tâlik (irandan alinma eğri ve çok ahenkli bir yazi çeşidi. bu yazi çeşidinin de büyük hattatlari osmanlilar arasinda yetişmiştir).

Hat Sanatı ve Hattatlık


Hattatlık Arap harflerinin değişik ve süslü biçimde yazılıp düzenlenmesine dayanan bir el sanatıdır. İslam dininde resim yapmak yasak sayıldığı için İslam ülkelerinde yazıları süslemek bir bakıma resmin yerini tutuyordu.

Bu nedenle hat sanatı ile bugünkü nonfigüratif resim sanatı arasında büyük benzerlik vardır. İslâmlığın doğuşu sırasında Araplar «kufi» denen bir yazı biçimi kullanıyorlardı. Hattat denen yazı ustaları daha sonra değişik biçimde yazılar icat ettiler; «nesih» ve «sülüs» denen yazılar ortaya çıktı. Arap hat ustalarından Yâkuti Mustasımî hat sanatında kullanılan altı çeşit yazının (nesih, sülüs, celî, talik, rik'a, divanî) kurallarını tespit etti. Ondan sonra süsleme sanatları arasında yer alan yazı sanatı bir meslek haline geldi, büyük bir gelişme gösterdi. Türk sanatçıları Arap yazısını güzel sanat haline getirdiler.

Büyük Hattatlar


İlk büyük Türk hattatı Şeyh Hamdullah'tır (1436-1520). Şeyh Hamdullah'ın altı çeşit yazıda yarattığı üslûp XVI. yy.dan günümüze kadar hemen hiç değişmemiş, ondan sonra gelen hattatların hepsi onun gibi yazmağa özen göstermişlerdir. Süleymaniye Camii'ndeki yazıları Ahmet Karahisarî, Ayasofya'nın içindeki büyük yazıları Kazasker Mustafa İzzet Efendi yazmıştır. Hafız Osman ise yazdığı Kur'an'larla bütün İslâm ülkelerinde haklı bir şöhret kazandı.

Hat Sanatının Sonu


Eskiden din kurumlarından kitaplara, evlerin duvarlarına kadar her yerde kullanılan bu elsanatı 1928 yılında yeni Türk harflerinin kabulüyle eski önemini yitirdi. Şimdi bu sanat ancak eski camilerin onarımında, bazı meraklı kimselerin evlerine asmak için yaptırdıkları levhalarda, bir de mezar taşı yazılarında kullanılmaktadır.

Hat sanatı, hüsnühat (Arapça: حسن - hûsn - "güzel" + خط - khat - "yazı") veya kaligrafi (Yunanca: κάλλος - kallos - "güzellik" + γραφή - graphẽ "yazı")yazı sistemleri ve yazı öğeleri kullanılarak geliştirilen, sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan, bir görsel sanat türüdür.

Bu sanat dalının çağdaş bir tanımı ise "işaretlere anlamlı, ahenkli ve hünerli bir şekilde biçim verilmesi sanatı" şeklindedir. Belirli bir yazı stiline yazı tipi, hat türü, el veya alfabe gibi tanımlanabilir.

Farklı kaynaktan hat sanatı
Hattatlık Nedir ?
Türk hat Sanatı denilince Türklerin İslamiyeti kabul edişlerinden sonra okuma yazma vasıtası olarak seçtikleri Arap asıllı harflerle vücuda getirilen sanat yazıları anlaşılır. Ancak şunu hemen belirtelim ki Arap harfleri İslamiyetin zuhurundan sonra yavaş yavaş estetik unsurlar kazanarak bu hal VIII. Yüzyılın ortalarından süratlenmiş; Türklerin İslam aleminde oldukları çağda zaten mühim bir sanat dalı haline gelmişti. Bu sebeple evvela Arap asıllı harflerin bünyesi ve İslam'ın ilk asırlarında gelişmesi hakkında kısa bir bilgi vermek gerekecektir.

Yazı sanatının İslam kaynaklarında en özlü tarifi "Hat cismani aletlerle meydan getirilen ruhani bir hendesedir." cümlesiyle yapılmıştır ve hat sanatı bu tarife uygun bir anlayış çerçevesinde asırlardır süregelmiştir. Çünkü bu yazı sisteminde harflerin çoğu kelimenin başına ortasına ve sonuna gelişlerine göre bünye değişikliğine uğrar. Sanat haline dönüşüyle pek kıvrak bir şekle bürünen harflerin birbirleriyle bitiştiklerinde kazandıkları görünüş zenginliği hele aynı kelime veya cümlenin muhtelif terkiplerle yazılabilme imkanı bu yazılara sanatta arannılan sonsuzluk ve yenilik kapısını açık tutmuştur.

Arap hattı muhtelif devrelerde en fazla işlendiği bölgeye nisbetle İslam öncesi anbari hiri mekki ve Hicret'ten sonrada medeni isimlerini alarak gelişti. İslam'ın kitap haline getirilen ilk metni olan Kur'an işte bu mekki medeni hatla deri(parşomen) üstüne siyah mürekkeple noktasız ve hareketsiz biçimde yazılmıştı ki bu ilk örneklerde elbette sanat mülahazası aranılmamıştır. Zamanla bu yazı iki tarza ayrıldı: Sert köşeli olanı mushaflara ve kalıcı yazışmalara tahsis edilerek en ziyade Küfe'de işlendiği için küfi adıyla anılmaya başlandı.süratli yazılabilen ve sert köşeli olmayan diğer tarz ise günlük işlerde kullanıldı; yuvarlak ve yumuşak karakterinden dolayı sanat icrasına uygun bir hal aldı. Yeni yazı cinslerinin bazıları nisbet ifade eden isimlerinden de anlaşılacağı gibi tomar hattı esas alınarak onun muayyen nisbette (yarımi üçte bir üçte iki) küçültülmüş kalemiyle yazılıyor bu küçülmede yazılar yeni hususiyetler kazanırken yazma aletinin adı olan kalem bu nisbete dayanılarak hat manasına da kullanılıyordu.

Abbasiler devrinde gittikçe gelişen ilim ve sanat hareketleri sayesinde büyük merkezlerde ve bilhassa Bağdad'da kitap merakı ve bunları yazarak çoğaltan "verrak"lar artmıştı. İşte bunların kitap istinsahında kullandıkları yazıya verraki muhakkak veya ıraki deniliyordu.VIII. asır sonlarından itibaren hat sanatkarlarının güzeli arama gayreti neticesi ölçülü olarak şekillenen yazılar asli ve mevzun hat ismiylede anılmaya başlandı. Bu yazıları ileri bir merhale'ye eriştirenler arasında ayrı bir mevkii olan İbn Mukle(? - 328/940) hattın nizam ve ahengini kaidelere bağladı " bu yazılara "nisbetli yazı" manasına mensub hattı denildi.


Bu gelişmeler olurken küfi hattı da bilhassa mushaf yazılmasında parlak devrini sürüyordu. Yayıldığı nisbette farklılıklar gösteren küfi şimali Afrika ülkelerinde daha yuvarlaklaşarak bilhassa Endülüs'te ve Mahrip'te mağribi adıyla hükümranlığını korudu. Daha çok abidelerde görünen iri küfi hattı da bazı tezyini unsurlarla birlikte dekoratif bir mahiyet kazandı. Mensub hattının yukarıda verraki adıyla geçen ve umumiyetle kitap istinsahına mahsus olup bu sebeple neshi de denilen şeklinden XI. Asrın başlarında muhakkak reyhani ve nesih hatları doğdu. Bu devrin parlak ismi olan İbnü'l-Bevvab (? - 413/1022) İbn Mukle yolunu değiştirdi ve XIII. Asır ortalarına kadar da uslüb sürdü. O zamana kadar düz kesilen kamış kalemin ağzını eğri kesmekte onun buluşudur ve bu hal yazıya büyük letafet kazandırmıştır. Aklam-ı Sittenin bütün kaideleriyle hat sanatındaki mevkiini alışıyla yukarıda tanıtılanlar dışında bugüne sadece isimleri kalmış bulunan birçok hat cinside unutulmaya terkedilmiş oldu. (mesela; sicillat dibac zenbur mufattab harem lului muallak mürsel vb)

Hattatlık | Ekleyen: | Tarih: 01-Mar-2012 15:59. | Bu yazı 24037 kez okundu..

Hattatlık ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar
 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


Hattatlık
» Hattatlık resimleri

  Puanı : 4.8 / 10 | Oy : 31 kişi | Toplam : 150

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim