Anasayfa > Sözlük > F > Feodalite


Reklamlar
Sonuç : 2 adet ilgili yazı bulundu..
FeodaliteFeodaliteFeodalite
Sonuç : 3 adet ilgili resim bulundu..
Feodalite Nedir ? (Özet) : Ortaçağ avrupa'sında toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri bir kişinin malı sayan rejim, derebeylik. Bu sisteme feodalizm denir.

Avrupa’da 9. yüzyıldan ortaçağın sona kadar sürmüş olan ekonomik ve siyasi sistem. Devletli toplumlarda asker şeflerin toprağı paylaşarak ilkel köleyi toprak kölesine (serf) dönüştürerek oluşturdukları düzendir. Toprak kölesi ya efendisi için çalıştığı sürenin içinde ya da çalıştığı toprağın küçük parçasında kendisi için çalışmaktadır. Bu durum köle ile serfi de birbirinden ayırt etmemize yardımcı olur (köle bir maldır) Osmanlı’da derebeylik şeklinde görülür; derebeyler feodal beyler gibi şatolaşamamıştır.

Feodalite Nedir ? (Detay)

Siyasal ve askeri gücü elinde bulunduran, toprağın mülkiyetine veya imtiyazına sahip olan bir senyörler (derebeyler) sınıfı ile bu sınıfa bağımlı köleler sınıfının oluşturduğu idari düzene feodalite denir.

Feodalite Rejiminin Özellikleri

-Feodalite rejimin kurulmasından sonra Avrupa’da siyasal birlik bozulmuş, küçük yönetim birimleri ortaya çıkmıştır.
-Derebeylik yönetimi, IX. yüzyılda Fransa’dan bütün Avrupa’ya yayılmış ve bütün Ortaçağ boyunca devam etmiştir.
-Feodalite rejiminde, halk arasında eşitlik yoktu. Avrupa’da halk; soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler diye sınıflara ayrılmıştır. Bu nedenle Ortaçağ’da Avrupa’da sosyal adalet sağlanamamıştır.
-Toprakların mülkiyeti soyluların elinde toplanmıştır.
-Ortaçağ’da kapalı bir ekonomik politika izlendiği için halk sermaye birikimine sahip olamamıştır.

Feodalizmin ortaya çıkmasınının nedenleri

Feodalizmin ortaya çıkmasındaki en önemli sebep, Roma İmparatorluğu'nun düzeninin karşılaştığı büyük ekonomik bunalımdır.
Roma İmparatorluğu'nda, özellikle İtalya Yarımadası'nda tarımsal üretim, toprak sahibi özgür Roma vatandaşlarının geniş çiftliklerinde, ağırlıklı olarak köle emeği kullanılarak ve imparatorluğun ticaret hatlarındaki hâkimiyeti sayesinde çeşitli pazarlara yönelik olarak yapılıyordu. İyi işleyen ticaret sayesinde gelişmiş bir işbölümü sağlanmıştı ve tarımsal üretim kırsal alanlarda, zanaatlar ise ticari merkez durumundaki kentlerde sürdürülüyordu. Kentler, kırsal kesim için gerekli üretim araçlarını ve lüks malzemeleri, kırsal kesim ise kentlerin gıda ihtiyacını sağlıyordu. Bu şekilde canlı bir kent-kır ticareti oluşmuştu.

Fetihler boyunca Roma yeni vergi kaynakları yaratıyor ve savaşlardan gelen yağma gelirleriyle besleniyordu. Ancak, fetihlerin durması ve savaşların kısır savunma savaşlarına dönmesinin ardından Roma maliyesi zor duruma düştü. Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir. Vergilerin artırılması köylüyü zor durumda bırakıp alım gücünü azalttığı gibi, köyden kente göçü de tetiklemiştir.
Bu durum ilk etkilerini ticaret üzerinde göstermiştir. Köylünün alım gücünün azalması köy-kent ticaretini zayıflatmış, kentli zanaatkârlar pazar bulmakta zorlandıklarından iflasa sürüklenmiş, kentle ticaret yapamayan latifundialar (köle emeğiyle üretim yapan tarımsal işletmeler) zor duruma düşmüştür. Bu, Roma dönemindeki ekonomik düzeni yok edecek bir kısır döngüdür.

Ürünlerin pazarlamasında sorunlar yaşanmaya başlandığında, kölelerin üretim dönemleri dışında da beslenmesi zorunluluğu katlanılması olanaksız bir maliyet unsuru haline gelmiştir. Bu tür işletmeler, kölelerin bir kısmını azat ederek, belirli bir toprak kirası karşılığında geçimlik toprakları işleme hakkı tanıdılar.
Azat edilmiş bu yeni küçük çiftçiler tümüyle özgür değillerdi, kendilerine tahsis edilen toprakları terk etmeleri durumunda toprak sahibinin gelir kaynağı da ortadan kalkacaktı. Dolayısıyla bu topraklardan ayrılmama koşuluyla azat edilmişlerdir. Böylece, verilen toprağı işleyerek geçimini sağlayan, karşılık olarak efendisine toprak kullanım kirası ödeyen bu çiftçilerle yeni bir sınıf doğmuş oldu. Bu sınıf, feodal ekonominin ana üretici gücü olan serfler sınıfıdır.

Buna ek olarak, kent-köy ticaretinin azalması, latifundiaları kendi ihtiyaçlarını karşılamaya itti. Daha önce kentten aldıkları malları, aynı kalitede olmasa bile, üretmeye başladılar. Bu durum, pazara dönük üretimi durdurduğu gibi ekonomik bütünlüğü yok ederek yerelliğe yol açtı.

Görüldüğü gibi ekonomik koşulları daha Roma düzeninin son günlerinde oluşan feodal yapı, Roma İmparatorluğu'nun Cermen istilaları ile yıkılmasının ardından ortaya çıktı. Roma mirası üzerine kurulan Cermen krallıklar, Roma gibi merkeziyetçi devletler olamadılar. Daha önce Roma'dan yönetilen topraklarda, her biri kendine yeter ekonomiye sahip sayısız feodal beylik kuruldu.

Feodalizmin Yapısallaşması

Feodal düzen, Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla ortaya çıkmış olsa da, bu düzenin kurumsallaşıp tipik şeklini alması 9. ve 10. yüzyıllara kadar sürmüştür. Bu tarihlerde Avrupa'da yayılan iki yeni buluş, feodal yapının Avrupa'nın hâkim düzeni olmasını sağlamıştır. Bu iki buluş ağır saban ve üzengidir.

Kuzey Avrupa topraklarının çok yağış alması ve drenaj sistemlerinin ihtiyaca cevap verememesi bu bölgelerdeki tarım üretimini kısıtlamış ve nüfus birikimini engellemiştir. Bu nedenle İlk Çağ'da nüfus iç bölgelerde değil, nispeten daha az yağış alan Akdeniz Havzası'nda birikmiştir.

Ağır sabanın bulunması Kuzey Avrupa topraklarında verimli tarım yapılmasına imkân sağlamış ve toplanan artı ürün ile Avrupa'yı göçebe istilalarından koruyacak bir askerî sınıfın beslenmesini olanaklı kılmıştır. Şövalyeler diye adlandırılacak olan bu askerî sınıf, üretim yapan köylünün üzerine koruyucu soylular olarak yerleşmiştir. Oluşan düzende serfler soyluların toprağını işlemiş, karşılığında ise soylular serfleri korumuştur.
Üzengi ise dönemin savaş taktiklerinin değişmesine yol açmış ve piyade ile durdurulması çok güç olan ağır süvarileri, yani zırhlı şövalyeleri ortaya çıkarmıştır. Giydikleri kalın demir zırha rağmen üzengi sayesinde atın üstünde rahatça durabilen şövalyeler, ateşli silahların yaygın kullanımına kadar Avrupa'nın en etkili askerî gücü olmuşlardır.
Avrupa'daki göçebe istilaları, giderek daha çok toprağın feodal düzene uygun düzenlenerek şövalyelerin beslenmesine ayrılmasını gerektirmiştir. Savaş hizmeti karşılığında toprak dağıtım ilkesine dayalı düzen bu ihtiyaçtan oluştu. Bu sayede Avrupa'yı kasıp kavuran göçebe istilaları büyük ölçüde engellenmiş ve Avrupa'ya görece bir güvenlik gelmiştir.

Feodalizmin Yayılması

Feodal kurumların tipik haliyle ortaya çıkması ilk olarak Frank Karolenj İmparatorluğu'nun bünyesinde gerçekleşti. Bu nedenle Fransa feodalizmin anavatanı sayılabilir.
Britanya Adasını istila eden Normanlar (1076), feodalizmi İngiltere'ye taşıdılar. Anglosakson istilalarının ardından İngiltere'de feodal yapıyı andıran kurumlar oluşmaya başlasa da ancak Normanlar'ın İngiltere'yi ele geçirip toprakları feodal düzene uygun biçimde dağıtmasından sonra tipik haliyle feodalizm oluşmuştur. Diğer bölgelerin aksine İngiltere'de feodalizmin yukarıdan aşağıya doğru kurulması, İngiltere'de merkezî otoritenin nispeten daha güçlü olmasına yol açmıştır.
Feodalizm Roma ve Cermen uygarlıklarının bir sentezi olarak ortaya çıktığından, Roma uygarlığının bir parçası olmayan Almanya'da geç oluştu. Feodal kurumların Almanya'ya yerleşmesi Frank Karolenj İmparatorluğu'nun parçalanmasından sonra 12. yüzyılda gerçekleşti.

İspanya'daki Roma düzeninin bozulmasıyla Müslüman Arapların burayı ele geçirmesi arasında sadece iki asırlık bir süre olduğundan, İspanya feodal kurumlarını oluşturamadan Arap egemenliğine girdi. Bu nedenle İspanya'daki siyasi kurumlar, Avrupa'nın geri kalanından çok farklı biçimde gelişti. Frank Karolenj İmparatorluğu'na bağlı kalan kuzeydeki Katalonya bölgesi haricinde İspanya'nın büyük bölümünde feodalite oluşmadı.

Avrupa'nın farklı yol izleyen diğer bir bölgesi de İtalya oldu. Kuzey İtalya'da Roma mirasının çok güçlü olması, kent hayatının tamamıyla ortadan kalkarak kırsal kültürün hâkim olmasını önledi. İtalya'nın kuzeyinde kentlerin kıra hâkim olduğu bir düzen oluştu. İtalya'nın güneyi ise feodal çağ boyunca Bizans egemenliğinde kaldığından feodal kurumlar oluşmadı. Ancak bölgenin Lombard istilası ile Bizans'ın elinden çıkmasının ardından Fransa'dakinin benzeri bir feodalite kuruldu.

Feodalite Rejiminin Zayıflama Nedenleri

-Haçlı Seferleri sırasında derebeylerin ölmesi veya ordularını kaybetmesi
-Barutun ateşli silahlarda kullanılmaya başlanması
-Avrupa’da sürekli orduların kurulması
-Yeniçağ başlarında Coğrafi Keşiflerin yapılmasından sonra ticaretin gelişmesi ve tarımsal faaliyetlerin gerilemesi
-Papa ile krallar arasındaki mücadelenin krallar lehine sonuçlanması gibi gelişmeler etkili olmuştur.
-Kavimler göçü sonrası Avrupa'da krallıklar güçlerini kaybettiler.
-Soyluların güç kazanmalarıyla birlikte tüm ortaçağ boyunca Avrupa'da etkili olacak olan siyasi yönetim biçimi "Feodalite (Derebeylik)" ortaya çıktı.
-Toplumsal eşitsizlik üzerine kurulan bu düzen içinde halk, farklı toplumsal sınıflara ayrılmıştır.

Feodalitenin sonucu olarak oluşan toplumsal sınıflar:

1. Soylular (Senyörler):

-Soylular, oturdukları toprakların sahibiydiler.
-Her türlü hakka sahip olan ve şatolarda oturan soylular, yönetim ve askerlik işleri ile ilgilenirlerdi.
-Soyluluk babadan oğula geçerdi.
-Soyluların en üstünde senyör denilen derebeyler yer alırdı.
-Senyörlerin en büyüğü kral idi. Bundan sonra sırasıyla dük, kont, baron ve şövalyeler gelirdi.

2. Rahipler;

-Rahipler, kiliselerin sahip olduğu toprakların geliriyle rahat bir yaşam sürerlerdi.
-Dinin toplum üzerindeki etkilerinden dolayı halk üzerinde söz sahibi idiler.

3. Burjuvalar:

-Ticaret ve sanatla uğraşırlardı.
-Bağlı bulundukları derebeylerine vergi verirlerdi.

4. Köylüler:

Bunlar ikiye ayrılırlardı:
a. Özgür Köylüler: Üzerinde yaşadıkları toprakları, istedikleri gibi ekip biçme hakkına sahip olup bağlı oldukları soyluya, vergi vermek zorundaydılar. Ayrıca topraklarını satabilme, çocuklarına bırakma hakları vardı.
b. Serfler (Köle Köylüler); Hiçbir hakka sahip değildiler. Soyluların malı sayılırlardı. Toprakla birlikte alınır ve satılırlardı.
* Farklı kaynaktan feodalite nedir ?
Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra barbar kavimler, Avrupa´nın çeşitli bölgelerinde devletler kurdular. Krallar, Roma kanunları ile kendi geleneklerini birleştirerek yeni düzenlemeler yaptılar ve ülkelerini kontluklara, onları da daha küçük idari birimlere ayırdılar. Buralara barbar şeflerini atayarak bazı ayrıcalıklar verdiler.

Kavimler Göçü´yle başlayan karışıklıkların etkisiyle büyük toprak sahipleri ve çiftçiler, hayatlarını devam ettirebilmek için güçlü kişilerin koruması altına girdiler. Halkın himayesi altına girdiği kişilere süzeren, himaye edilen halka da vassal adı verildi. Senyörler, bağlılıkları karşılığında sahip oldukları toprağın işleme hakkını kira karşılığında verdiler.

Feodalitenin temel özelliği siyasi bölünmüşlük ve sosyal eşitsizliktir. Senyörler, topraklarında yaşayan insanların üzerinde mutlak haklara sahiptirler. Her senyör, ayrı bir silahlı güce sahiptir ve her senyörün bölgesinde ayrı kurallar geçerlidir.

Avrupa´da siyasal ve sosyal bölünmüşlük, bölgesel ekonomik faaliyetler, insanlar arasında dil, davranış ve dünya görüşü bakımından farklılıklar doğmasına neden olmuştur.

Feodalite, bütün Ortaçağ boyunca devam etti. 15. yüzyılda; barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla sona erdi. Feodalitenin yıkılması, mutlak krallıkların güçlenmesini sağladı. Yeniçağ başında Almanya dışında feodalite yıkıldı. Almanya´da ise Yakınçağ´da ortadan kalktı. Feodalite devam ettiği süre içerisinde Avrupa´da sosyal adalet kurulmamış, bu nedenle halk, çeşitli sınıflara ayrılmıştır:

Asiller
Ortaçağ Avrupası´nın en imtiyazlı sınıfı asillerdi. Bunların en üstünde senyör denilen derebeyleri bulunurdu. Senyörlerin en büyüğü kraldı. Derebeylerden sonra sırasıyla dükler, kontlar, baronlar, vikontlar ve şövalyeler yer almıştır. Asiller, her türlü hakka sahipti.

Rahipler
Asillerden sonra en imtiyazlı sınıftı. Papa´ya bağlı olarak çalışırlardı. Kilise topraklarında senyörler gibi yaşarlardı. Ortaçağ´da önemli miktarda toprak elde ederek zenginleşmişlerdi. Vergi ve askerlikten muaf tutulmuşlardı. Hem devlet hem de din işleriyle uğramışlardır.

Burjuvalar
Kasaba ve şehirlerde oturup ticaret ve sanayi ile uğraşanlara burjuva denirdi. Senyörlere belli miktarda para vererek onların himayesinde yaşarlardı. Zamanla zenginleşen burjuvalar, senyörlerden para ile bağımsızlıklarını satın alarak tam serbestlik gibi imtiyazlar elde etmişlerdir.

Köylüler
Ortaçağ Avrupası´nda en kötü şartlar altında bulunan sınıftı. Köylüler iki kısma ayrılmıştı. Serf adı verilen köylülerin hiçbir hakları yoktu. Efendileri için tarlalarda çalışırlar ve kazançlarını onlara verirlerdi. Toprakla beraber alınıp satılırlardı. Araziden ayrılma imkânları kesinlikle yoktu. Serbest Köylüler, ekip biçtikleri topraklardan kazandıklarının bir kısmını senyöre vergi olarak verirlerdi. İstedikleri zaman başka bir yere gidebilirlerdi. Malları da çocuklarına kalırdı.
Referans: Osmanlıda Feodalite

Feodalite | Ekleyen: | Tarih: 01-Dec-2011 18:29. | Bu yazı 268856 kez okundu..

Feodalite ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Feodalite Rejiminin Özellikleri

Devamini Oku
Siyasal ve askeri gücü elinde bulunduran, toprağın mülkiyetine veya imtiyazına sahip olan bir senyörler (derebeyler) sınıfı ile bu sınıfa bağımlı köleler sınıfının oluşturduğu idari düzene feodalite denir. Feodalite Rejiminin Özellikleri -Feodalite rejimin kurulmasından sonra Avrupa’da siyasal birlik bozulmuş, küçük yönetim birimleri ortaya çıkmıştır. -Derebeylik yönetimi, IX. yüzyılda Fransa’dan bütün Avrupa’ya yayılmış ve bütün Ortaçağ boyunca devam etmiştir. -Feodalite rejiminde, halk arasında eşitlik yoktu. Avrupa’...

Feodalitenin Yıkılışı

Devamini Oku
Feodalite Rejiminin Zayıflama Nedenleri 1. Haçlı Seferleri sırasında derebeylerin ölmesi veya ordularını kaybetmesi 2. Barutun ateşli silahlarda kullanılmaya başlanması 3. Avrupa’da sürekli orduların kurulması 4. Yeniçağ başlarında Coğrafi Keşiflerin yapılmasından sonra ticaretin gelişmesi ve tarımsal faaliyetlerin gerilemesi 5. Papa ile krallar arasındaki mücadelenin krallar lehine sonuçlanması gibi gelişmeler etkili olmuştur. 6. Kavimler göçü sonrası Avrupa'da krallıklar güçlerini kaybettiler. 7. Soyluların güç kazanmalarıyla bir...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
egina
Tarih: 18:05:39 11.05.2009  Güncelleme: 18:05:39 11.05.2009
Webmaster
Tarih: 07.16.2008
Nereden:
Gönderiler: 72

feodalite

Toprak mülkiyetine ve toprak kölesi emeğine dayanan ekonomik düzen. Latince'de askerlik hizmetlerini yerine getirmek şartıyla hükümdardan alınan toprak anlamına gelen feodum sözcüğünden türetilmiştir. Türkçe'de feodalite yerine derebeylik sözcüğü kullanılsa da batı feodalleriyle doğu derebeyleri arasında şüphesiz önemli farklar vardır.

Feodalizm, temelde toprağın ekonomik gücüne el koyan, hak eşitsizliğine dayanan bir siyasi düzendir.Feodalitenin (derebeyliğin) oluşumunda aşağıdaki etkenler yer almıştır.1. Barbar kavimlerin "Kavimler Göçü" sürecinde yerleşik insanların topraklarını ele geçirmeleri.2. Kavimler göçü sonunda kurulan Barbar krallıklarda meydana gelen karışıklıklarda köylülerin topraklarını koruyamamaları, bu nedenle Senyör denilen kişilerin himayelerine girmeleri.3. Frank krallığının, Normanları (İskandinavyalı kavimlerin), Macarların ve İspanya üzerinden gelen Arapların saldırıları nedeniyle sarsılması ve bu süreçte küçük toprak sahiplerinin derebeylerden yardım istemek zorunda kalmaları.Feodal bağlılık ilişkisi "Fief sözleşmesi" denilen bir anlaşmaya dayandırılmıştır. Bu anlaşmaya göre himaye altına girene vasal, himaye altına alan derebeye de süzeren denilmiştir.FEODALİTE DÜZENİNDE SINIFLAR1. Asiller Sınıfların en üst tabakasını oluşturur. Geniş arazilere sahip olmuşlardır. Devlet ve askerlik işlerini egemenliklerine almışlardır. Asiller içindeki en büyük senyör o ülkenin kralı idi. Ancak her asilzade kendi bulunduğu topraklarda kendi idarelerini kurmuşlardı. Bu nedenle kralların monarşik otoritesi zayıftı. Böylece merkezi otorite güçsüz olmuştur.2. Rahipler Katolik kilisesine bağlı din adamlarıdır. Dinsel uygulamalara dayanarak toplumda üstünlüklerini kurmuşlardır. Senyörlere (derebeylere) destek olmuşlardır. Böylece sömürüye ortak olmuşlardır.3. BurjuvalarŞehir ve kasabalarda ticaret ve zanaatla geçinmişlerdir. Bulundukları bölgedeki senyörlere vergiler vermişlerdir. Ortaçağın sonuna doğru zenginleşmişler ve böylece asillere karşı daha güçlü hale gelmişlerdir.4. KöylülerÖzgür köylüler ve köle köylüler (serfler) olarak ikiye ayrılmışlardır.Özgür köylüler: Topraklarda özgürce üretim yaparlardı. Ancak bağlı oldukları senyöre vergi verirlerdi. Ayrıca senyörlerin angaryalarını yapmak zorunda kalmışlardır.Serfler: Köle durumunda olan köylülerdir. Topraklarla alınıp satılmışlardır.Not: Feodalitede tarımsal üretim ve zanaatla ilgili üretim daha çok ilgili bölgelerin ihtiyacını karşılayabilecek ölçüde olmuştur. Kentler arasında ticaret çok zayıftı. Bu nedenle feodalitede kapalı bir ekonomik hayat vardı.Not: Ortaçağda Bizans imparatorluğunda merkezi otorite güçlü olduğundan, derebeylik Batı Avrupa'daki gibi ortaya çıkmamıştır. Merkezi otorite zayıflayınca derebeylik ortaya çıkmıştır. Ancak derebeyler merkeze bağlı olmuşlardır.
Cevapla
zeus
Tarih: 14:58:17 01.25.2011  Güncelleme: 14:58:17 01.25.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Feodalite Nedir ?

Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra barbar kavimler, Avrupa´nın çeşitli bölgelerinde devletler kurdular. Krallar, Roma kanunları ile kendi geleneklerini birleştirerek yeni düzenlemeler yaptılar ve ülkelerini kontluklara, onları da daha küçük idari birimlere ayırdılar. Buralara barbar şeflerini atayarak bazı ayrıcalıklar verdiler.

Kavimler Göçü´yle başlayan karışıklıkların etkisiyle büyük toprak sahipleri ve çiftçiler, hayatlarını devam ettirebilmek için güçlü kişilerin koruması altına girdiler. Halkın himayesi altına girdiği kişilere süzeren, himaye edilen halka da vassal adı verildi. Senyörler, bağlılıkları karşılığında sahip oldukları toprağın işleme hakkını kira karşılığında verdiler.

Feodalitenin temel özelliği siyasi bölünmüşlük ve sosyal eşitsizliktir. Senyörler, topraklarında yaşayan insanların üzerinde mutlak haklara sahiptirler. Her senyör, ayrı bir silahlı güce sahiptir ve her senyörün bölgesinde ayrı kurallar geçerlidir.

Avrupa´da siyasal ve sosyal bölünmüşlük, bölgesel ekonomik faaliyetler, insanlar arasında dil, davranış ve dünya görüşü bakımından farklılıklar doğmasına neden olmuştur.

Feodalite, bütün Ortaçağ boyunca devam etti. 15. yüzyılda; barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla sona erdi. Feodalitenin yıkılması, mutlak krallıkların güçlenmesini sağladı. Yeniçağ başında Almanya dışında feodalite yıkıldı. Almanya´da ise Yakınçağ´da ortadan kalktı. Feodalite devam ettiği süre içerisinde Avrupa´da sosyal adalet kurulmamış, bu nedenle halk, çeşitli sınıflara ayrılmıştır:

Asiller
Ortaçağ Avrupası´nın en imtiyazlı sınıfı asillerdi. Bunların en üstünde senyör denilen derebeyleri bulunurdu. Senyörlerin en büyüğü kraldı. Derebeylerden sonra sırasıyla dükler, kontlar, baronlar, vikontlar ve şövalyeler yer almıştır. Asiller, her türlü hakka sahipti.

Rahipler
Asillerden sonra en imtiyazlı sınıftı. Papa´ya bağlı olarak çalışırlardı. Kilise topraklarında senyörler gibi yaşarlardı. Ortaçağ´da önemli miktarda toprak elde ederek zenginleşmişlerdi. Vergi ve askerlikten muaf tutulmuşlardı. Hem devlet hem de din işleriyle uğramışlardır.

Burjuvalar
Kasaba ve şehirlerde oturup ticaret ve sanayi ile uğraşanlara burjuva denirdi. Senyörlere belli miktarda para vererek onların himayesinde yaşarlardı. Zamanla zenginleşen burjuvalar, senyörlerden para ile bağımsızlıklarını satın alarak tam serbestlik gibi imtiyazlar elde etmişlerdir.

Köylüler
Ortaçağ Avrupası´nda en kötü şartlar altında bulunan sınıftı. Köylüler iki kısma ayrılmıştı. Serf adı verilen köylülerin hiçbir hakları yoktu. Efendileri için tarlalarda çalışırlar ve kazançlarını onlara verirlerdi. Toprakla beraber alınıp satılırlardı. Araziden ayrılma imkânları kesinlikle yoktu. Serbest Köylüler, ekip biçtikleri topraklardan kazandıklarının bir kısmını senyöre vergi olarak verirlerdi. İstedikleri zaman başka bir yere gidebilirlerdi. Malları da çocuklarına kalırdı.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:00:39 01.25.2011  Güncelleme: 15:00:39 01.25.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: feodalite

Eski köleci devlet düzeninin yerini alan feodal düzen, barbar kralların savaş arkadaşlarına toprak armağan etmesiyle başlamıştır. Köleci devlet düzenini temelden yıkan bu barbar krallar, ekonomik bir zorunluluğun sonucu olarak ortaya çıkmışlardır. Köleci düzende üretim güçleri geliştikçe üretim ilişkileriyle çatışmaya düşmüş ve yeni bir uyumun ortaya çıkması zorunlu olmuştur. feodal ekonomi düzeninin üretim ilişkilerinde, köleci düzenden farklı olarak, toprak kölesine de kendi emeğinden bir pay ayrılmaktadır. Serf, yani toprak kölesi, ilkel köleden farklı olarak ya toprağın ya da iş süresinin küçük bir parçasında kendisi için çalışır. Böylelikle toprak kölesinin ödenmiş emeğiyle ödenmemiş emeği, ya zaman (iş süresi parçası) ya da mekan (toprak parçası) bakımlarından birbirlerinden ayrılmıştır. köleci devlet düzenindeyse bu iki emek birleşmiş bir görünüş içindedir; kölenin yaşamına ve bakımına harcanmak yoluyla ödenmiş olan emeği bile ödenmemiş olarak görünmektedir ve iki köle tipi arasındaki bu fark, diyalektik ekonomi açısından çok önemlidir. feodal ekonomi düzeninin temel yasası bir artık-ürün elde edilmesidir. bu artık-ürün senyörün ve adamlarının ihtiyaçlarına harcanır. Feodal beyin malikanesi de kapalı bir ekonomik birimdir. bu birim içinde kumaş dokunur, şarap yapılır, aletler ve silahlar imal edilir. ticaret komşu malikanelerle yapılan değiştirme işlemleriyle sınırlıdır. bu değiştirme işlemlerinin dışında ziynet eşyaları gereksinimi de duyan senyörler, bunun karşılığını savaşlarda ele geçirdikleri altınlarla ödemektedirler. Yani bu ekonomi bir para ekonomisi değildir, artık-ürün ya ihtiyaçlara harcanmakta ya da şarap, silah vb ile değiştirilmektedir. Bu yüzden senyörler köle emeğiyle zenginleşseler bile asla bir anamalcı, kapitalist durumuna gelmezler. çünkü bu üretim sürecinde bir para dolaşımı ve onun doğurduğu artık-değer yoktur. ama para ekonomisi ve kapitalizm de feodal üretim düzeninin bağrında doğmuştur - tarih birbirinden kopuk süreçlerin değil birbiriyle savaş halinde, birbirlerini sürekli yenileyen sınıfların tarihidir - feodaliteyi nasıl barbar akınları gerçekleştirmişse, kapitalizmin ilk tohumlarını atan burjuvaziyi de norman, macar ve arap akınları gerçekleştirmiştir. bu akınlardan korunmak için, dağınık yaşayan köle köylüler toplanıp şehirleşmeye başlamışlar ve zamanla senyörlerden birçok haklar kopararak burjuvalaşmışlar, şehirleşmişlerdir. Şehirlerin doğuşu, feodaliteyi yıkarken ticaret ve para ekonomisiyle birlikte kapitalizmi getirmiştir.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:01:27 01.25.2011  Güncelleme: 15:01:27 01.25.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Feodalite Nedir ?

Orta Çağdan çıkıldığında burjuvazinin gelişmesi feodal düzenle bağdaşmaz hale gelmişti . Bu yüzdende bu feodal düzen yıkılmalıydı . Ancak feodal düzenin uluslararası büyük merkezi Roma Katolik kilisesiydi . Tüm iç savaşlara rağmen feodal batı Avrupa’nın tümünü Müslüman ülkelere ve bölücü Yunanlılara karşıda büyük bir siyasi sistem içerisinde birleştirmişti . Feodal model üzerinde kendi hiyerarşisini örgütlemiş ve nihayet Katolik dünyasının topraklarının 3'te birini elinde bulundurarak zamanın en güçlü feodal lordu olmuştu . Bu nedenle de feodalizme yöneltilecek başarılı bir saldırı için onun kutsal merkezi örgütlenmesi yıkılmalıydı . Orta sınıfın gelişmesine doğru oranda bilim de gelişiyordu . Astronomi,fizik yeniden ele alındı . Burjuvazide endüstriyel üretimin gelişmesi için bilime ihtiyaç duyuyordu . Bilim o zamana dek kilise tarafından aşağılanan bir uşaktı . İmanın koyduğu sınırları aşamamış , din baskısı altında ezilmişti . Bu zamanda burjuvazi bilimsiz yapamazdı ve bu yüzden burjuvazi de Kiliseye karşı ayaklandı .
Maxicep.com - Feodalite Nedir ?

Çığlığı ilk olarak üniversiteler ve kent tacirleri atmış olsa da bu çığlık büyüdü ve her yerde feodal lordlarla topraktaki insanları köylüleri bu savaşa sürükledi . Burjuvazinin feodalizme karşı mücadelesi üç büyük savaşta doruğuna ulaştı . İlki Almanya da Protestan reformudur . Luther tarafından kiliseye karşı atılan savaş narası siyasi nitelikteki ilk ayaklanmada karşılığını buldu . İlki Fransız von Sickingen yönetimindeki küçük asilzadelerin 1523 ayaklanması ikincisi 1525'te büyük Köylü savaşı . Her ikisi de güvensizlik ve umutsuzluk sonucu başarıya ulaşamadı . O andan itibaren mücadele de dejenere olarak yerel prensler ile merkezi iktidar arasında bir kavgaya dönüştü ve Almanya'nın iki yüzyıl süreyle Avrupa’nın siyasi bakımından etkin milletleri arasından silinmesi sonucunu getirdi . Luther reformu gerçekten yeni bir inanç sistemi , mutlak monarşiye uyarlanmış bir din yarattı . Kuzeydoğu Almanya'daki köylülerin Lutherciliğe geçişleriyle kişisel özgürlüklerini yitirip serfleşmeleri aynı döneme denk gelir . Luther başarısızlığa uğramıştı ancak Calvin'e gün doğmuştu . Calvin'in inancı zamanın en cüretkar burjuvalarına uygundu . Onun doktrini rekabete dayalı ticaret dünyasındaki başarı yada başarısızlığını , insanın çalışkanlığına yada zekilik derecesine değil , kendi kontrolünde olmayan koşullara bağlı olduğu gerçeğinin dinsel anlatımıydı .
Cevapla


Feodalite
» Feodalite resimleri

  Puanı : 6.1 / 10 | Oy : 52 kişi | Toplam : 317

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim