Anasayfa > Sözlük > E > Ergenlik


Reklamlar
Sonuç : Hiçbir ilgili yazı bulunamadi..
ergenlik : insanın gelişme safhasında çocukluktan yetişkinliğe girdiği dönem. buluğ ile olgunluk çağları arasında bulunan 13–20 yaş arasındaki evre. ilksel toplumlarda ergenlik dönemi yoktur. sınıflı toplumlarda, kişinin uyum güçlüğünden doğan bir dönemdir. kişinin eğitim süresi, uyum sürecine paralel biçimde, düşünmenin sisteme uyum sağlanması süreci olarak uzamasını anlatan dönemdir.

Ergenlik | Ekleyen: | Tarih: 02-Sep-2007 13:22. | Bu yazı 18126 kez okundu..

Ergenlik ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
Ziyaretçi
Tarih: 13:35:35 08.03.2009  Güncelleme: 11:39:46 08.07.2009

Re: ergenlik

sivirceler oluşur
Cevapla
zeus
Tarih: 10:39:42 01.22.2011  Güncelleme: 10:39:42 01.22.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: ergenlik

Ergenlik, yetişkinliğe ilk adım evresi olarak kabul ediliyor. Bir başka deyişle çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi. 12-20 yaş arası olarak kabul edilen bu dönem, kızlarda 8–13, erkerlerde 10–15 yaşlarında başlar.

Ergenlik döneminde yaşanan değişimler nelerdir, kız ve erkek çocuklara nasıl davranmak gerekir, ergenlik sorunlarıyla ilgili ne zaman bir uzmana başvurmak gerekir? Ergenliğe dair sorularınızın yanıtları pudra.com’da…

Ergenlikte erkeklerde görülen fiziksel değişimler
Ergenlikte, vücuttaki ilk belirtiler tüylenmedir: Öncelikle cinsel bölgede kıllanma olur, daha sonra dudakların üzeri, yüz ve vücutta kıllanma başlar. Deri ve saçlar yağlanır ve yüzde sivilceler ve siyah noktalar ortaya çıkabilir. Sesleri çatallaşmaya ve erkek sesine dönüşmeye başlar. Penis ve testisler olgunlaşmaya başlar, ereksiyon kabiliyeti artar. Ayaklar büyür, bacaklar ve kollar uzar, 13-15 yaş arasında boy hızla uzar. Kasları geliştiği için daha güçlü olduğunu hisseder.

Ergenlikte kızlarda görülen fiziksel değişimler
Kızların göğüsleri belirginleşir ve adet görmeye başlarlar. Genital bölgede ve koltuk altında kıllanma başlar. Vücut ölçülerinde hızla değişir: Bel incelmeye başlar, leğen kemikleri şekillenir ve kalçalar genişler.

İlk ergenlik belirtileri
Tabii sadece fiziksel belirtiler değil, ruhsal belirtileri de vardır ergenliğin. Pediatrist-Pediatrik Nörolog Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, çocuğun ruhsal gelişimlere paralel olarak utanmasının gelişebileceğini belirtiyor. Buna göre, çocuk örneğin annenin tuvalete, banyoya girmesine izin vermeyebilir. Anne de bundan dolayı vücuttaki değişiklikleri göremeyebilir. Annenin utanmanın arttığını fark etmesi, ergenlik için ilk sinyal olarak kabul edilebilir. Bu zamandan itibaren ergenlikle ilgili bilgiler verilmeye başlanabilir.

Aileyi reddetme
Okul döneminde sosyal çevreyle özdeşleşen çocuk, bu dönemde arkadaşlarıyla özdeşleşmeye ve onlara benzemeye çalışabilir. Bu dönemde aile bu değişikliği şaşkınlıkla karşılar. Çocuk, ailesini reddedebilir, ailesini beğenmeyebilir. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, bunun doğal bir süreç olduğunu, ileriki yaşamda da kendilerini reddedeceği anlamına gelmediğini, dolayısıyla ailenin tedirgin olmasına gerek olmadığını belirtiyor. Dr. Keskin’e göre yapılması gereken, çocuğun içine girdiği arkadaş çevresini sevip saymak ve onore etmektir. Aile tersini yaparsa kendi kaybedebilir. Çocuk şeklen de o girdiği gruba benzemeye başlayacağından, giysileri, saçları değişebilir. Ailenin kendi gençliğine, kendi görüşüne ters olsa bile bunlara aşırı tepki vermemesi gerekir.

Ruhsal sorunlar
Uzman Psikolog Sevil Usanmaz, ergenlik döneminde ortaya çıkabilecek ruhsal sorunları şöyle sıralıyor:

•Genç, çabuk üzülür, çabuk neşelenir, birden öfkelenir, gülerken ağlamaya başlayabilir.
•Her şeye ilgisi çok fazla arttığından derslere ilgisi azalır.
•İstekleri artar, bencilleşir. Kendisi ile ilgili her şeyi az bulur. Harçlığı azdır, hakları azdır, evdeki kurallar çoktur, giysileri çok olsa bile azdır ve hep aynı şeyi giyer, hep açtır ve evdeki yemek hep azdır, tatil azdır, öğretmen az not verir.
•Bağımsızlaşma isteği ve sosyal çevreye ilgisinin artması nedeniyle daha fazla arkadaşlarıyla olmak, değişik yerlere gitmek, görmek ve denemek ister.
•Karşı cinsle ilgilenir, beğenilmek ister, yakışıklı ya da güzel olup olmadığını sorgular, dış
•görüntüsü için aşırı hassas davranır.
•Kendinden büyükleri örnek alıp bir taraftan onlar gibi davranmaya çalışırken, diğer taraftan çocuksu davranışı devam eder.
•Ergen, değişen ve gelişen bedenini, dalgalanan duygularını saklamak, kontrol edebilmek ve çevrenin istediği gibi davranabilmek için içine kapanır.
•Güvensizlik duygusu, karamsarlığa, üzüntüye yol açar.
•Arkadaş grubunun içinde olma, takdir edilme, sevilme, beğenilme isteği olumlu bir şekilde karşılandığında mutlu olur. Aksi takdirde öfkelenir, endişelenir, kıskanır, kavga çıkarır.
•Bu dönemde görülen olumsuz duygular genellikle endişe, üzüntü, korku, hayal kırıklıkları ve öfkedir. Genç, bu olumsuz duygularla baş edebilmek için ya hayal kurar, müzik dinler, içe kapanır veya arkadaşlarıyla çok fazla vakit geçirir, sınırları ve kuralları zorlar, anne babasıyla çatışma halinde olur.

Genç kızla iletişim
Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin, ergenliğe giren kız çocuğuyla ilişki kurması gerekenin anne olduğunu söylüyor. Genelde kız çocukları babalarına daha yakın olsalar da ergenlikte içe kapanmaya başlarlar.

“Hiçbir zaman bir anne kendi kızıyla arkadaş olamaz. Zaten anne ile kızın arkadaş olması da beklenmemeli, olmamalıdır da” diyen Dr. Keskin, genç kızın bütün sorunlarını, sırlarını annesiyle paylaşmak istemeyeceğini, sırlarını kendi yaşıtlarına, güvendiği kişilere vereceğini belirtiyor. Burada anneye düşen görevin, kızıyla dost olmayı başarabilmek, yani karşılıklı güven duygusunu geliştirmek olduğunu ifade ediyor.

Genç erkekle iletişim
Dr. Sabiha Paktuna Keskin’e göre ergenliğe giren erkek çocukla iletişim kurması gereken, babadır. Anne, sakin liman olmayı başarmalıdır. Ergenlikle ilgili anlatılması gerekenleri baba üstlenmelidir. Onunla dostluk kurmak, çocuğun güvenini kazanmaktır önemli olan. Güven kazanılmasının temel öğesi de kişinin davranışlarının tutarlı olmasıdır. Yani çocuğun yaptığı herhangi bir şeye verilen tepinin bir başka seferde de aynı olmasıdır. Bu tutarlılık, dostluğun temel adımıdır.

Ne zaman uzmana başvurmalı?
Ergenlik, gerek genç gerekse de aile için zor bir dönemdir. Bazen, bazı sorunlarla baş etmenin yolu bir uzmandan yardım almaktır. Uzman Psikolog Sevil Usanmaz o durumları şöyle sıralıyor:

•Ergenin içe kapanma dönemleri çok uzun, duygu dalgalanmaları sık ve şiddetli ise,
•Huy değişikliği aniden tam zıt şekilde olmuşsa; çok neşeli ve hayat dolu bir genç birden
•tamamen içine kapanmışsa,
•Ders başarısı beklenmedik şekilde çok düşmüşse,
•Eve geliş saatlerindeki gecikme artmış ve açıklamaları yetersizse,
•Bütün gün uyumak veya bütün gece oturmak gibi uyku sorunları varsa,
•Aşırı zayıflama ya da şişmanlama olmuşsa,
•Çok öfkeliyse ve sürekli ağlıyorsa profesyonel yardım almakta fayda vardır.
Cevapla
zeus
Tarih: 10:41:44 01.22.2011  Güncelleme: 10:41:44 01.22.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: ergenlik

Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemi olup; bedensel ve ruhsal bir değişim sürecidir. Ergenlik döneminin sonunda fiziksel, ruhsal ve cinsel gelişim tamamlanır. Ergenlik dönemindeki psikolojik değişim ile birey, öncelikle yeni bir kimliğe bürünür. Bu kimlik bireyin gelecekte toplumda üstleneceği rolün belirlenmesi açısından oldukça önemlidir. Bluğ çağı, diğer bir deyişle pubertede vücutta gözle görünür ergenlik belirtileri ortaya çıkar. Puberte kız çocuklarında 9-10, erkeklerde 11-12 yaşlarında başlar. Cinsiyet özellikleri belirginleşir. Pubertenin ortaya çıkışında genetik özellikler, sosyo-ekonomik düzey ve beslenme rol oynar.

Ergenliğin ilk döneminde vücutta fiziksel ve cinsel gelişim ön plandadır. Bu fizyolojik değişiklikler sırasında ergenin ilgisi kendi bedenine yöneliktir. Birey bedenine ve o güne kadar taşıdığı kişisel role karşı yabancılaşma hisseder. Bu süreçte hırçınlık, sebepsiz öfke patlamaları, durup dururken ağlamalar, sinirlilik halleri sık görülen durumlardır.

Ergenliğin orta döneminde fiziksel büyüme devam eder. Kişi kendi bedenindeki fizyolojik değişikliklere uyum sağlar. Bu dönemde özerklik ön plandadır. Yani anne ve babadan bağımsız olarak kendi başına karar verebilme yeteneği gelişir. Özerklik döneminde bireyin kendi başına karar verebilmesi için özgüvenin gelişmesi gerekmektedir. Bu da anne ve babanın desteğiyle gerçekleşir. Bir sonraki aşama, kimlik oluşturmadır. Ergen kişi kendini tanımlar. “Ben neyim?” sorusuna cevap arar. Çocukluktan itibaren kendisini ailenin bir ferdi olarak kabul eden birey toplumdaki yeni yerini aramaya başlar. Bu dönemde arkadaş gruplarının önemi artar. Özerkliği iyi gelişmiş birey grup üyelerinden herhangi birinin etkisi altında kalmaz. Birey hem aileden uzaklaşma ve kendi bireyselliğini ispatlama çabası içindedir hem de anne ve babanın sevgi ve desteğine ihtiyaç duyar. Bu çelişkili duygular içinde ergen kişi anne ve baba ile çatışmaya girer. Eğlence ile sorumlulukları arasında çelişki yaşar. Okuldaki başarısı düşebilir. Bu durum aile ile çatışmayı arttırır.

Geç ergenlik döneminde fiziksel gelişim tamamlanır. Aile ile olan ilişkilerde çatışmalar azalır. Kişisel olgunluk artar. Bu dönemde bireyin toplumsal hayatta alacağı rol belirlenir.

ERGENLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEN PSİKİATRİK BOZUKLUKLAR
• Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun geç dönem belirtileri
• Davranış bozuklukları (zıtlaşma,suç eğilimleri)
• Duygulanım bozuklukları (Manik depresif hastalık ve depresyon)
• Anksiyete
Obsesif kompulsif bozukluklar - “takıntılar”
Fobiler
Panik ataklar
• Uyum bozuklukları (çevre, aile ve okul)
• Yeme bozuklukları (Anoreksiya nervoza)
• Tik bozuklukları
• Uyuşturucu madde ve alkol kullanımı
• Okuma ve öğrenme bozuklukları
• Kişilik bozuklukları

Toplumu oluşturan bireylerin gelişimi çocukluk ve ergenlik döneminden başlayarak ergen ve yaşlılık olarak devam etmektedir. Kişilerde ileriki dönemlerde görülen psikiatrik bozuklukların temelinde çocukluk çağı ve ergenlik döneminde yaşanılan travmalar yatmaktadır. Ergenlik döneminde sağlıklı bedensel, ruhsal ve cinsel gelişim göstermeyen bireyler ileride şiddet olaylarına karışmaktadır. Suç işleyenler arasında yapılan bir araştırmada bu bireylerin çoğunda çocukluk döneminde hiperaktivite ve dikkat eksikliği olduğu saptanmıştır.

Çocukluk çağında cinsel tacize veya kötü davranışlara maruz kalan bireyler ileri yaşlarda benzeri davranışları kendileri gösterirler. Burada bilinçaltında yatan gerçek, bireyin çocukluk döneminde kendisine tacizde bulunan kişi gibi güçlü olma arzusudur. Temelde yatan “saldırganla özdeşleşme” düşüncesidir. Kişi saldırgan gibi güçlü olma içgüdüsüyle kendine kurban arar. Toplumumuzda rapor edilmeyen çok sayıda çocukluk çağı aile içi cinsel taciz vakaları bulunmaktadır. Bunun etkileri erişkin çağda özellikle kadınlarda çeşitli dönemlerde görülen depresyon durumudur. Çocukluk çağında kişinin ruhsal yapısında meydana gelen zedelenmeler ileride o birey tarafından bir başkasına uygulanan bir davranış bozukluğu şeklinde karşımıza çıkar. Şöyle ki; çocukluk çağında tacize uğrayan bir birey erişkin dönemde kendisi taciz eden kişi rolünü üstlenir.

Anoreksiya nervoza; bir yeme bozukluğudur. Genellikle ergenlik çağında meydana gelir. Hastaların %90’ı kadındır. Çoğunlukla birkaç kilo verme isteğiyle başlar, fakat daha sonra gıda alımı giderek kısıtlanır. Kişi fiziksel görüntüsünü takıntı haline getirir ve gerçekten şişman olmasa bile sürekli olarak şişman olduğunu düşünür. Altta yatan sebep tamamen psikolojiktir. Aşırı şekilde perhiz yapmak ergin kişinin kendi hayatı üzerinde kontrol kurma isteğini gösterme şekli de olabilir. Sadece vücudun görüntüsünü şekillendirmek değil aynı zamanda büyümeyi ve cinsel gelişimi geciktirmek de istiyor olabilir. Anoreksiya hastalarının yarısında istemli olarak başlatılan kusma alışkanlığı vardır. Bir oturuşta çok fazla miktarda yemek yenir ve bunu takiben istemli olarak kusulur. Daha çok hayat standartları yüksek ailelerin çocuklarında ve hayatının her alanında mükemmeliyetçi kişiliklerde görülür.

Ergenlik döneminde ki genç doğumundan itibaren bağımlı olduğu anne ve babasından özerk hale gelirken arkadaş grubuna sıkıca bağlanır. Grup etkileşimi özerkliği iyi gelişmemiş gençlerin üzerinde bir baskı oluşturur. Öyle ki; grupta sigara, alkol veya herhangi bir uyuşturucu kullanılıyorsa, o genç gruptaki yerini kaybetme korkusu ya da alay edilme endişesi ile bu maddeleri kullanmaya başlar. Bazen de sırf kendisini farklı bir birey olarak ortaya koyabilmek amacıyla sigara, alkol vb. kullanmaya başlar. Gençlerde alkolizmin en güçlü belirleyicisi sigaradır. Alkolik gençler arasında sigara bağımlısı olmayan yok gibidir. Madde kullanımı genellikle sigara ile başlar. Ardından alkol, daha sonra da esrar ya da uçucular (bally, tiner) gelir. Madde kullanımı ilk olarak deneme amacıyla olur. Bunda özenti önemli rol oynar. Daha sonra genç, zevk için bu maddeyi zaman zaman kullanmaya başlar. Düzenli kullanmaya başladıkça tolerans gelişir. Maddeyi zaman zaman zevk için kullanan kişi bir sıkıntı veya üzüntü yaşadığında uyuşturucu maddeye sığınır, üzüntüsünü azaltmak için düzenli olarak kullanmaya başlar ve zamanla bağımlılığa kayar.

Bağımlılıkla ilgili risk faktörleri
• Ebeveynlerden herhangi birinin madde kullanımı
• Ebeveynlerin çocuğa ilgisizliği
• Stresli yaşam (maddi güçlükler)
• Madde kullanan arkadaş grupları içersinde yer almak
• Düşük sosyo-ekonomik düzey
• Cinsel tacize maruz kalma
• Kendine güvenin az olması
• Kendine zarar verici davranışlarda bulunan bireyler (vücutta sigara söndürme, jiletle kesme)
• Etraftan kolay etkilenme
• Agresif kişilik
• Davranış bozuklukları

Tüm bu risk faktörlerine karşılık duygusal olarak destekleyici anne ve babanın varlığı; genç ile anne ve baba arasındaki iyi etkileşim madde bağımlılığına karşı önleyici faktörlerdir.

Son yıllarda depresyon gençler arasında giderek yaygınlaşmaktadır. Erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülmektedir Depresyonda en önemli yatkınlık nedeni kalıtımdır. Yapılan araştırmalar depresyon geçiren gençlerin akrabalarında da depresyonun sık görüldüğünü göstermektedir. Depresyona yatkın bireylerde ortak bazı kişilik özellikleri dikkat çekmektedir. Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışırlar. Bunlar genellikle aşırı duyarlı, titiz, sorumluluk duygusu yüksek kişilerdir. Sürekli mükemmeli arayıp ulaştıkları başarıları yetersiz görürler. Fazla gururlu olup, öfkelerini genellikle belli etmez sıkıntılarını içlerine atarlar. Depresyon hangi nedene bağlı olursa olsun bir beyin hastalığıdır. Beyinde en sık rastlanan bulgu sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan kavşaklardaki tıkanıklıktır. Geçişten sorumlu maddelerin üretimindeki ya da karşı tarafa iletilmesindeki bir bozukluğun depresyona yol açabileceği ileri sürülmektedir.

Mani, depresyonun zıttıdır. Aşırı neşe ya da taşkınlık hali olarak tanımlanır. İçini kaplayan taşkın duygular bireyi sürekli konuşmaya ve hareket etmeye zorlar. Günlük uyku süresi azalır. Maniye giren birey aşırı bir güven duygusu içindedir. Manik atak geçiren bireylerin çoğunluğu daha sonra bir depresyon geçirir. Mani ve depresyon aynı ruhsal bozukluğun iki farklı evresi olarak kabul edilmektedir. Mani ve depresyon arası normal dönemler olabilir.

Depresyonun en dramatik sonuçlarından biri intihardır. Depresyon geçiren bireylerin %15’i yaşamlarını intiharla noktalarlar.

KİMLER İNTİHARA EĞİLİMLİDİR?
• Ailede başka intiharların varlığı
• Depresyon gibi duygulanım bozuklukları
• Eleştiriye aşırı duyarlılık
• Strese karşı tolerans eksikliği
• İletişim eksikliği
• Tek başına yaşayanlar
• Mükemmeliyetçilik ve yüksek standartlara sahip olma duyguları
• Maddi sorunlar
• Aile içi huzursuzluklar ve baskılar
• Fiziksel ve/veya cinsel istismar
• Toplum tarafından dışlanma ve prestij kaybı
• Ebeveynler tarafından ağır ve aşağılayıcı cezaların verilmesi

Özgüveni eksik olan gençler de stres karşısında intiharı seçmektedir.

Türkiye’de her beş gençten birinde ruhsal sorunlar ve davranış bozukluğu bulunmaktadır. İntihar eğilimleri kızlara oranla erkeklerde daha fazla görülmektedir.

Yapılan araştırmalarda intihar edenlerde beyinde kortikal bölgede serotonin olarak adlandırılan kimyasal bir maddenin düzeyinde azalma saptanmıştır. Bu bölge beyinde en üst düzey çağrımların gerçekleştiği bir bölgedir.

Ergenlik döneminde bedensel ve ruhsal değişim sürecinin hızlı olması nedeniyle buna uyum sağlayamayan çocuklarda ruhsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Gençlik intiharlarının en sık rastlanan nedeni depresyondur. Daha sonra alkol vb. madde kullanımları gelir. Yardımsızlık ve çaresizlik duyguları ile kişilik problemleri de gençlik intiharlarının sebepleri arasındadır.

Gençlerin ruhen ve bedenen sağlıklı gelişmeleri, sağlıklı erişkinler olmaları için toplum ve aileye önemli görevler düşmektedir.

Bu nedenle ergenlik dönemindeki bir gence; toplumda, arkadaş gruplarında ve ailesinde yalnız olmadığını hissettirirken özgüvenini de kazanması için yeteri kadar özgürlük verilmelidir. Bu çağdaki bir gence yaşadığı değişiklikler anlatılıp, bunların normal gelişmeler olduğu açıklanırsa bu sıkıntılı dönemi daha kolay atlatır.
Cevapla
zeus
Tarih: 10:43:44 01.22.2011  Güncelleme: 10:43:44 01.22.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: ergenlik

Dönemin başlama yaşı, cinsiyete ve ülkelere göre değişmektedir.Ortalama olarak bu dönem, 11 yaşta başlar.
11 - 13 yaşları arasına giriş dönemi (puberte dönem) diyoruz.
Ergen, ne çocuk ne de yetişkindir. Kimliğini belirlemeye çalışan bir bireydir.
Ergenlik (13-18 yaş = Doğan Cüceloğlu 1992 )
Her iki cinsiyetle de olgun ilişkiler kurabilme.
Eril ya da dişil toplumsal rolü gerçekleştirme.
Bedensel özelliklerini kabul etme ve bedenini etkili bir şekilde kullanma.
Ana babadan ve diğer yetişkinlerden duygusal bağımsızlığı gerçekleştirme.
Aile yaşamına ve evliliğe hazırlanma.
Bir mesleğe hazırlanma.
Davranışlarını yönetebilmek için gerekli değerler ve ahlaki sistem geliştirme.
Sosyal sorumluluklar isteme ve başarma.

Aile ilişkileri:
Ergenlerin bu dönemde ailelerine olan bağımlılıkları azalır.
Hiçbir şey beğenmez, sürekli şikayet edecek bir şeyler bulurlar.
Eve istediği zaman girip çıkmak ister.
Ailesinin en ufak bir eleştirisine büyük tepkiler verir. Kendine yöneltilen eleştirileri kabul etmez, sürekli eleştirmeyi sever.
Boş vermişlik içindedir.
Anne babasının beğenileriyle alay eder.
Anne babasının düşüncelerini eskimiş bulur. Onlardan öğrenecek hiçbir şeyi kalmamış sanır.
Bu dönemde aileye büyük bir görev düşer. Aile bu davranışların bir süre sonra geçeceğini bilmeli ve sabırlı davranmalıdır.
Aileyle fikir bazında çatışma , isyankar tutum bu dönemde artar.

Arkadaşlarıyla ilişkisi:
Ergen için arkadaşları çok önemlidir.
Arkadaşlarının kendisi için ne düşündüğü çok önemlidir.
Bu dönemde ergenler kendi aralarında arkadaş grupları oluştururlar.
Bu grupların kendi aralarında yazısız kuralları vardır. Kurallarına uyan kişileri gruplarına alırlar.
Her ergen bir arkadaş grubunda olmak ister.
Erkeklerin kurdukları gruplar daha kalabalıktır, ilişkiler yüzeyseldir.
Kızlardan oluşan gruplar daha küçüktür, ilişkiler ise daha sıkıdır.
Ailesi içinde geçimsizlik ve dengesizlik olan ergenlerde, bir baskı hakim ise masum arkadaş grupları yerine çeteye yönelir.

Kız-erkek ilişkisi:
Ergenliğin ortalarına doğru, karşı cinse olan ilgi artar.
Ergen, karşı cinsin ilgisini çekebilmek için giyim kuşamına dikkat eder.

Ergenlik dönemiyle ilgili duygular:
Kızlar, erkeklerden daha erken duygusal olgunluğa ulaşır ve duygularını kontrol edebilirler.
Ergenin duygularında bir yoğunlaşma görülür, bunu ergen dışarı vurma ihtiyacı güder.
Ergen yaşadığı olumsuz duyguları bağırarak, ağlayarak, el - kol hareketleri yaparak belli eder.
Ergenin yaşadıkları olumlu duygularsa ergen şiir yazar, öykü yazar ya da hatıra tutar.
Ergen duygularını daha çok arkadaşlarıyla paylaşmaktan hoşlanır.
Aşık olmak bu dönemde baskın bir duygudur. Bazen bunu karşı cinse belli edebilir, bazen de duygularını saklamayı tercih edebilir.
Bu dönemde aşırı şekilde hayal kurma görülür.
Ergende yalnız kalma isteği vardır.
Ergen, sosyal ilişkilerden korkar.
Sevgi, ergenin ihtiyacı olan bir duygudur.

Soyut işlemler:
Genelleme, tümden gelim - tümden varım zihinsel işlemleri rahatlıkla yapabilir.
Bir sorunun çözümünde bir çok faktörü görebilir ve ele alabilir.
Mecazi söyleyişi anlayabilir.
Miza ve espiri anlayışı da gelişmiştir.
Mantık oyunlarını sever ve onlarla uğraşır.
Tartışmalara katılmayı sever.
İnsanlık, hürriyet, adalet ve din gibi soyut kavramları anlamaya başlarlar ve düşünebilirler.
Kişiye, yere ve zamana göre değişen görece kavramlar da bu dönemde edinilir.
Kuralların değişebileceğini kavramaya başlar.
Ergen kendi kendini çok eleştirir, kendini çok eleştirdiği için de herkes tarafından eleştirildiğini sanır.
Sanki herkesin dikkati onun üzerindedir, herkes onun dış görünüşüne çok önem vermektedir.
Ergenin ben merkezci düşünce biçiminin diğer bir özelliği de kendi düşüncesinin, kendi inaçlarının en doğru en orjinal olduğunu sanmasıdır.
Ergen bir çelişkiler dünyasında yaşamaktadır. Bir yandan çevresindekilerin kendisine ilişkin düşüncelerine çok önem verirken, bir yandan da kendisini herkesten daha akıllı sanmaktadır.
Ergenler kendilerini olduğu gibi yargılamadan kabul eden, sevgi, saygı gösteren, güven ve destek veren özdeşim modelleri ile karşılaşma şansına sahip olurlarsa, sağlıklı bir kimlik geliştirebilirler.
Ergenlik dönemi, kısaca bireyin çevresiyle ve kendisiyle çatışma halinde olduğu bir dönemdir.
Kimliğe karşı rol karışıklığı ( ergenlik dönemi, 12-18 yaş = Erik Erikson )
Bu dönem boyunca, cinsel olgunlaşma ve beden büyümesi oldukça hızlıdır.
Kadın ya da erkek kimliği gelişir.
Arkadaşları ile toplumun söyledikleri birbirine uymadığı zaman çatışma olur.
Genital Dönem ( 11-18 yaş = Freud )
Cinsel çekicilik, toplumsallaşma, grup etkinlikleri, meslek planlaması ve yuva kurma gereksinmeleri belirir. Bu dönemin amacı, ergenin ana babasına olan bağımlılığından koparak aile dışındaki karşı cinsele olgun ilişkiler kurabilmeyi öğrenmektir.

Büyüme:
Ergenlik dönemi, büyümenin yeniden hızlandığı, biyolojik değişim ve olgunlaşmanın tamamlanarak çocuğun artık erişkin görünümüne girdiği dönemdir.
NOT:Kızlar ergenliğe erkeklerden daha önce girdikleri için erkeklerden daha uzundurlar.
Erkekler, 14 yaş civarında kızlara ulaşırlar ve onları geçerler. Aynı zamanda, 12-14 yaşaları arasında kızlar erkeklerden daha ağırdır.
Kas kütlelerinde ¼ oranında artış görülür. Bu da ergenin sportif etkinliklere ve yoğun antremana hazırlıklı olmasını sağlar.
Kız çocukları 8-13 yaşlarında ergenliğe girebilir.
Erkek çocukları 9,5-15 yaşlarında ergenliğe girebilir.
Ergenlik süresi 2-6 yıl arasında sürebilir.
Ergenlik başlangıcında erişkin boyun % 80’ i olan boy uzunluğu
2-4 yıl içinde erişkin boyun % 99’na ulaşır.
10-12 yaşlar arasında kızlar erkeklerden daha iri olurlar.
Büyüme hızı doruğu kızlarda 9 cm/yıl
erkeklerde 10,5 cm/yıl
Boy uzaması kızlarda 16-18 yaşlarında
erkeklerde 18-20 yaşlarında durur.
Genelde kızların 14 yaşından sonra uzamalarının durduğu ve gövde - bacak uzunlukları açısından yetişkin proporsiyonlarına da bu yaşta ulaştıkları gözlenmiştir.
Ergenlik dönemi süresince beden ağırlığı kızlarda 16 kg
erkeklerde 20 kg artar.
Gerek kız derekse erkek çocukların bir çoğunda, ergenlik öncesinde (8-10 yaşlarında) bedende yağ depolanması sonucu ağırlıkta belirgin bir artma görülür. Ergenlik dönemi boyunca ise erkeklerde ve kızlarda ağırlık artışı nedenleri farklıdır.
Erkekler kas gelişmesi iskelet kitlesinin artması
Kızlar yağ depolanması sonucu kilo alırlar.
Ağırlık artmasının en hızlı olduğu dönem, “ büyüme hızı doruğu ” ’dan altı ay sonra yaşanır.
Cevapla


Bu yazıya henuz resim eklenmemiş..
» ergenlik resimleri

  Puanı : 5.3 / 10 | Oy : 6 kişi | Toplam : 32

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Bi soru sor
İletişim