Anasayfa > Sözlük > F > Fosil


Reklamlar
Sonuç : 3 adet ilgili yazı bulundu..
Fosil Nedir ? (Özet)
1. fr. eski jeolojik devirlerde toprağa gömülerek kalmış bitki, hayvan; bunların parçaları veya izleri.
2. geçmiş yer bilimi zamanlarına ilişkin hayvanların ve bitkilerin, yer kabuğu kayaçları içindeki kalıntıları veya izleri, müstehase, taşıl.
3. (mecaz) düşünce, yaşayış biçimi vb. bakımlardan çağın gerisinde kalmış kimse.

Fosil Nedir ? (Detay)
Fosil, havayla teması aniden kesildiği için korunabilmiş canlı kalıntılarına verilen genel addır. Kabuk, kemik, diş, tohum, yaprak gibi.

Fosilleşme Şekilleri
Fosilleşme şu şekilde olabilir;
1- Canlı organizmanın kömürleşmesi
2- Canlı organizmaların sadece kemiklerinin kalması ya da izlerinin kayaçlar arasında oluşması
3- Buz kütleleri içinde canlının hiç bozulmadan kalması
4- Amber, reçine, doğarlar
5- Mermer

Fosil | Ekleyen: | Tarih: 20-Jan-2011 10:56. | Bu yazı 13286 kez okundu..

Fosil ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

fosilleşme

Devamini Oku
fosil:milyonlarca yıl once jeolojik zamanların çeşitli dönemlerinde birbirlerinden farklı ortamlarda yaşamış canlıların öldükten sonra geçirdikleri fosilleşme süreci sonrasında bulundukları ortamın çökelleri içindeki taşlaşmış kalıntılarıdır. bataklık, buz, çam reçinesi, deniz ve göl gibi sulu ortamlar fosilleşmenin en iyi gerçekleştiği yerlerdir. canlı öldükten sonra fosilleşinceye kadar geçen sürece fosilleşme denir. fosilleşmenin en iyi kuralı canlı öldükten sonra bulunduğu ortama hemen gömülmesi ve dış etkenlerden hızla korunmasıdır....

Fosil Nasıl Oluşur

Devamini Oku
Fosiller Nasıl Oluşur? Canlılar öldükten sonra organik-yumuşak kısımları diğer hayvanlar tarafından tüketilir veya bakteriler tarafından tahrip edilir. Eğer ortam bakterilerin yaşamasına uygun oksijene sahip değilse ve ortam fosilleşmeye uygun taşlaşma süreci koşulları taşıyorsa, canlıdan arta kalan kemik, kabuk ve diş gibi sert ve dayanıklı kısımlar fosilleşerek günümüze ulaşabilir. Ayrıca hayvanların; kusmuk pelletleri, dışkı pelletleri (koprolit), yumurtaları ve izleri de fosil olarak korunabilir. 1. Karbonlaşma: Bitki fosilleri deniz, g...

Ara Fosil

Devamini Oku
Ara fosil evrim teorisi gereği ortaya çıkması beklenen fosil çeşididir. Örneği bir kara hayvanı kuşa dönüşüyorsa, kara hayvanı-kuş arası ara formların yani yarı karada yürüyen yarı uçan kanatları tam oluşmamış bozuk iskeletli canlıların gözükmesi gerekir. Yanız şuana kadar tek bir ara fosil bulunamamıştır. Bu yüzden Evrim Teorisi birçok bilim adamınca kabul edilmemiş bir teoridir. Hatta bu konuyla ilgili Ağustos-2008'de 400 bilim adamı evrim teorisinin iyice araştırılması gerektiğinden ve aslında bu teorinin çok da doğru olmadığından bahset...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 10:47:38 01.20.2011  Güncelleme: 10:47:38 01.20.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: fosil

Fosiller Nasıl Oluşur?
Canlılar öldükten sonra organik-yumuşak kısımları diğer hayvanlar tarafından tüketilir veya bakteriler tarafından tahrip edilir. Eğer ortam bakterilerin yaşamasına uygun oksijene sahip değilse ve ortam fosilleşmeye uygun taşlaşma süreci koşulları taşıyorsa, canlıdan arta kalan kemik, kabuk ve diş gibi sert ve dayanıklı kısımlar fosilleşerek günümüze ulaşabilir. Ayrıca hayvanların; kusmuk pelletleri, dışkı pelletleri (koprolit), yumurtaları ve izleri de fosil olarak korunabilir.

1. Karbonlaşma: Bitki fosilleri deniz, göl ya da bataklık gibi ortamlarda gömülerek fosilleşebilir. "Kömürleşme" denen karbonlaşma olayıyla bitkiler kısmen veya tamamen değişerek kömür haline gelebilirler.

2. Petrifikasyon: Organizma kalıntılarının kristalizasyonla mineralojik bileşimlerinin değişmesidir. En iyi bilinen petrifikasyon tipi silisçe zengin suların bitki hücreleri içine girerek kalıntıları silisleştirmesidir. Buna silisleşmiş ağaçlar örnek olarak verilebilir. Ayrıca hayvan kabukları veya kemikleri, içlerindeki boşluk veya gözeneklerin kalsit, silis ve demirce zengin sularla dolarak kristalleşmesiyle demirleşmiş, piritleşmiş, silisleşmiş veya kalsitleşmiş hale dönüşebilirler.

3. Yer Değiştirme: Yer değiştirme çamur içinde gömülü olan organizma kalıntılarının sülfid (pirit) veya fosfat (apatit) mineralleriyle yer değiştirmesi sonucu oluşur. Bu süreçte mineraller, organizmanın anatomisinin detaylarını gösteren yumuşak dokularla yer değiştirebilir. Örneğin Almanya'da bazı şeyller içinde Devoniyen'de yaşamış bir trilobitin antenleri ve sefalopodların tentakülleri, piritleşmiş fosiller olarak bulunmuştur.

4. Yeniden Kristalleşme: Yeniden kristalleşme olayı hayvanın kabuğunun mikroskobik ölçüde detaylarını bozar. Buna karşılık kabuğun dış şeklinde bir değişiklik olmaz. Hayvan kabuklarının bir çoğu kalsiyum karbonat bileşimli aragonit mineralinden yapılmıştır. Milyonlarca yıl boyunca fosilleşme sırasında kalsiyum karbonat yeniden kristalleşerek daha duraylı bir mineral olan kalsit haline dönüşür.

5. Yumuşak Dokuların Korunması Yoluyla Fosilleşme: Bazen olağanüstü koşullar altında, organizmaya ait deri, tüy, doku gibi bazı parçalar bozulmadan fosilleşebilir. Örneğin Sibirya'da buz kütlelerin içinde binlerce yıl boyunca bozulmadan kalmış bütün mamut fosilleri bulunmuştur. Hatta bu mamutların midelerindeki yiyecekler bile olduğu gibi korunmuştur.
Olağanüstü koşullar sıcak ve kurak iklimlerde de oluşabilir. Mumyalaşma adı verilen bu süreçte yumuşak dokular, bakterilerce çürütülmeye fırsat kalmadan kısa sürede kurur. Paleontologlar Çin'de bu şekilde derileri ve tüyleriyle korunmuş dinozor fosilleri bulmuşlardır.

6. Organik Kapanlar: Bir organizmanın amber, doğal asfalt veya çürümüş organik madde içinde hapsolarak korunması sonucu oluşan fosilleşme şeklidir. Bunlardan amber, ağaç reçineleridir. Ağaçtan akan reçine bu sırada böcek, örümcek veya küçük kertenkeleleri yakalayabilir. Hemen katılaşarak sertleşen bu madde içindeki hayvan hiç bozulmadan ve tüm detayıyla milyonlarca yıl boyunca kalabilir.

Doğal asfalt, petrol kalıntısıdır. Asfalt suyla örtüldüğü zaman, susamış hayvanlar sudan içmek için geldiklerinde içine düşebilirler. Böylece yapışkan zeminden kurtulamayan hayvan yine hiç bozulmadan korunur. Bu tip ortamda fosilleşmiş hayvanlara Amerika'da Kaliforniya'da rastlanmıştır.

Bir başka ortam bataklıklardır. Her ne kadar asidik ortam organik malzemeyi bozsa da, daha sağlam olan kemikler bozulmadan kalabilir.Danimarka'da 2000 yıl öncesinden kalma bataklıklarda insan kalıntıları bulunmuştur.

7. Boşluk ve Kalıplar: Asidik koşullar kayaç içinde korunmuş fosil hayvan kalıntılarını bulundukları yerde yavaşça eritir. Bu etki kaya içinde bir kalıp bırakır. Bu süreç genellikle kolay çözülen kalsitik kabuklarda daha fazla görülür. Kabuğun dış kısmının etkilenmesiyle dış kalıp oluşur. Bazen kabuk çözülmeden önce içi çökelle dolarak iç kalıplar meydana gelir.

8. İzler (Omurgalı ve Omurgasız Hayvanlar): Hayvanlar çamur gibi yumuşak bir zeminde yürüdükleri zaman bıraktıkları çeşitli ayak, kuyruk veya gövde vb. izleri sertleşerek korunabilir. Bu izlere ait boşluklar farklı bir çökelle dolduğu zaman kalıp haline gelir. Buna dinozorların ve insanların ayak izleri örnek olarak gösterilebilir. Paleontologlar, dinozorların ayak izlerini yorumlayarak onların yürüme ve hareket etme özelliklerini ortaya koyabilirler.

9. Fosil Benzeri Yapılar: Bazen mineraller, kayaçlar içinde büyüyerek fosil benzeri şekiller oluşturabilirler. Bunlara yalancı fosiller denilir. Örneğin dendrit kristalleri sıklıkla fosil sanılmaktadır.

Bunun dışında, bazen mumyalaşmış veya travertenle kaplanmış güncel hayvan veya bitkilere de rastlanabilir. Bu kalıntılar da gerçek fosil değildir. Zaman içinde fosilleşmeye aday örneklerdir.

Karasal Fosilleşmeye Bir Örnek
a) Omurgalı hayvanlar nehir, çay, dere ve göl gibi tatlı su kaynaklarının kenarında yaşamlarını sürdürüyorlar.
b) Ölen hayvanların kemikleri çeşitli su taşkınlarının getirdikleri kırıntılı malzemeler altında kalarak örtülüyor.
c) Su taşkınlarının getirileriyle oluşan çökeller kemiklerin üzerindeki kırıntılı kayaçları gittikçe kalınlaştırıyor.
d) Akarsu taşkınlarının getirdiği tortullar istifi zaman içinde daha da kalınlaştırıyor.
e) Çökel miktarının zamanla artması hayvan kemiklerinin daha da derinlerde kalmasına ve taşlaşarak fosilleşmesine neden oluyor.
f) Göl ya da çökelme havzası çökellerle dolarak ortadan kalkıyor. Daha sonra tektonik bir yükselmeyle akarsular yeniden canlanıyor. Kalın bir istif oluşturan bu alan zamanla aşındırılarak yarılmaya başlıyor ve gömülü kalmış olan fosilli tabakalar açığa çıkıyor. Fosil bilimciler (paleontologlar) sanki bir avcı gibi bu fosil yatakları araştırıp bularak ve bilimsel kazılar yaparak bu fosilleri gün ışığına çıkarıp, bilim dünyasına sunuyorlar.

Kaynak:MTA
Cevapla
zeus
Tarih: 10:50:57 01.20.2011  Güncelleme: 10:50:57 01.20.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Fosil oluşumu için en iyi koşullar

Fosilleri inceleyen bilimdalına paleontoloji, fosil toplayıp bunlar üzerinde çalışma yapan kişilere de paleontollog denir. Fosiller bir polen tanesi küçüklüğünde ya da dev bir dinazorun kemiği büyüklüğünde olabilir. Bir hayvan ya da bitkinin fosilleşmesi için milyonlarca yıl devam eden bir süreç gerekmektedir. Genellikle hayvan ya da bitkilerin sert kısımları bu uzun süreç boyunca dayanıklılık gösterebilir.

BİTKİ FOSİLLERİ: Genellikle sert tohumlar ve tahta kısımlar fosilleşmiş olarak bulunur. Çiçek ve yaprakların kendileri korunmazlar ancak karbon etkisi onların yapısındaki çok ince detayları dahi korumaktadır.

HAYVAN FOSİLLERİ: Dişler,kemikler ve kabuklar, deri, et, kürk, tüyden daha fazla rastlanan kalıntılardır. Genellikle kemikler bulunur ancak Alaska, Siberya gibi yerlerde nadiren tüm mamut fosiline rastlanmıştır. Bu bölgelerdeki donmuş hayvanlar fosil olarak tümüyle milyonlarca yıl korunmuştur.

KABUKLU DENİZ CANLILARI: Milyonlarca yıl önce denizlerle kaplı olan bölgelerden su geri çekildiğinde kabuklu deniz canlıları çamur, kum ve balçığa gömülmüşlerdir. Bu şekilde fosil olarak milyonlarca yıl korunmuşlardır.

AMBERLER: Ağaç reçinesi içinde sıkışıp kalan hayvan fosilleri.



FOSİLLER NASIL OLUŞUR:
Tarih öncesi zamanda yaşayan canlıların çok az bir kısmı fosil olarak korunmuştur. Birçoğunun ölümü sırasındaki koşullar onların korunması için gerekli şartları oluşturmuyordu. Birçok fosil nehir, göl ve deniz yataklarının çöktüğü bölgelerdeki kayalarda bulunmaktadır. Bugün toplanan hayvan ve bitki fosillerinin çoğunluğu, aslında bu bölgelerin yakınlarında ölmüş ve bu nehir, göl ve deniz yataklarında saklı kalmışlardır. Bu çöken bölgeler onların üzerini örtmüş ve zamanla bazı katmanlar öylesine kalınlaşmıştır ki birçok fosil kalıntısı yokolmuştur. Çökeltiler zamanla iyice sıkışmış ve kayaya dönüşmüştür. Bu kayaların hareket edip, yer değiştirmesi sonucunda içindeki fosil kalıntıları ortaya çıkmıştır. Bu süreç birkaçyüz milyon sürmektedir. Günümüzde kayaların aşınması veya kazı yapılmasıyla bu fosiller ortaya çıkmakta ve toplanmaktadır.

Fosil oluşumu için en iyi koşullar
1.Nemli çökeltilerde hayvanların ani gömülmesi. Bu ölü hayvan artıklarıyla beslenen canlıların faaliyetini engeller ve ani gömülen hayvanın korunmasını sağlar.
2.Volkanik külllerdeki ani gömülme. Amerika'nın batısındaki pekçok dinozor kemiği volkanik kül içinde gömülü olarak bulunmuştur.
3.Sabit ısı koşulları.
4.Çok yoğun mineral içeren yeraltı suları.


DÜNYANIN ÇEŞİTLİ BÖLGELERİNDEKİ FOSİL
YATAKLARINDAN ÖRNEKLER


MESSEL FOSİLLERİ
Almanya'da Frankfurt yakınlarındaki Messel petrol yatakları Orta Eosen dönemine ait (50 milyon yıllık) dünyaca tanınmış, sıradışı şekilde tam korunmuş, detaylı fosilleriyle tanınır. Messel'in anlamı koyu kahverengi-zeytin yeşili arası göl kiltaşı anlamındadır ve -% 5-20 oranında petrol içerir. Göl, yüksek yerel tektonik hareketlerin olduğu dönemde çökme olan bölgede oluşmuştur. Bu bölgeki tektonik hareketlerin Erken Eosen dönemde aktif olduğu düşünülmektedir. Yer hareketleri yeraltındaki gazların göle ve buradan da atmosfere sızmasına ve bu şekilde bölgedeki canlı organizmaların ölümüne yolaçmıştır. Benzer bir olay 1986 Ağustos'unda Orta Afrika Kamerun Dağlık bölgesinde yaşanmıştır. Nyos volkanik gölü karbondioksit açığa çıkarınca insanlar da dahil olmak üzere kilometrelerce mesafedeki canlıların ölümüne neden olmuştur. Messel petrol yataklarındaki yüksek orandaki siderit (demirli karbonat) buradaki derin sularda bir zamanlar yüksek konsantrasyonda karbondioksit bulunduğuna işaret etmektedir.

Bu bölgedeki fosillerde sadece iskelet ve sert kısımlar kalmamış aynı zamanda yumuşak dokular hatta mide içindeki maddeler de korunmuştur. Burada bulunan 50 milyon yıllık böceklerin metalik yeşil renkleri dahi korunmuştur. Bu bölgede bulunan bir at fosili de tam vücut olarak korunmuştur ve hatta midesinde yediği yiyecekler dahi görülmektedir.

Messel bölgesindeki iklimin günümüz Almanya ikliminden çok farklı olduğu bölgede bulunan tapir, karınca yiyen ve timsah fosillerinden anlaşılmaktadır. Ayrıca yine fosilleşmiş olarak bulunan Palmiye yaprakları ayrıca iklimin tropik iklim olduğuna işaret etmektedir. Messel Tabakalarının en alt katmanında kum ve çakıl taşı, ortada “petrol taşı” olarak bilinen ince tabakalardan oluşan killi tabaka yeralmaktadır ve en üstte de kum ve çakıl taşı bulunmaktadır. Bunlar o dönemde gerçekleşen çökme sırasında oluşan göl artıklarıdır. Suyla dolan gözenekler bu tabakada büyük bir hacim kaplamaktadır. Zamanla, üst katmanların ağırlığının baskısıyla alt katmanlar iyice sıkışarak kayalaşmıştır. Günümüzde halen Messel kayalarının yüzde kırkı sudan oluşmaktadır. Katmanların iyi durumda olması eskiden burada derin bir göl olduğunu göstermektedir. Normal şartlarda, fosiller katmanların ikiye ayrılmasıyla ortaya çıkarlar. Buradaki kayalar yüksek orandaki su içeriği nedeniyle çok kırılgandırlar ve çıkarma işlemi sırasında örnekleri nemli tutmak için özel dikkat gereklidir. Bu kırılganlık nedeniyle bu fosilleri çıkarmanın en iyi yolu transfer yöntemidir. İğne ve kazıma aletleri kullanılarak fosilin yarısı tabakadan kurtarılır. Fosilin etrafına kilden bir çerçeve oluşturulur. Bu daha sonra hafif hava püskürtülerek kurutulur. İnce bir tabaka reçine uygulanır ve kurutulur. Daha sonra ince bir tabaka reçine daha eklenir. Böylece fosilin yüzeyi renksiz bir sabitleyici ile kaplanmıştır. Sonunda fosil reçine desteğiyle kalıptan çıkarılır.

Messel'de bugüne kadar 10.000 balık fosili bulunmuştur. Bu şimdiye kadar bölgede bulunan kuş ve sürüngen fosillerinin 100 katı kadardır. Bu bölgede yılan, timsah, kaplumbağa, kurbağa, kertenkele ve semender fosilleri bulunmuştur. Bu örnekler tam ve bozulmamıştır. Bunun nedeni de çok derinde hiçbir bozulmaya uğramamış olmalarıdır.

Böcekler ve Örümcekler: Böceklerin üst derilerinin rengi organik pigmentler yerine çoğunlukla yansıyan ışıkla ortaya çıktığı için fosiller hala hayret vericek şekilde renk ve desenlerini korumaktadırlar. Uçan böcekler çok fazla miktardadır ve yarasalar ve kuşlar gibi nehrin üstündeki atmosferde zehirlenmişlerdir. Suda yaşayan böcekler çok fazla miktarda bulunmazlar. Bugün bulunanların ise nehirler yoluyla taşındıkları düşünülmektedir. Deri kalıntıları bazı böceklerin sindirim kanallarında bulunmuştur. Güve kanatlarındaki pullar da korunmuştur. Burada tropik iklim görüldüğü için varolan böcek türlerinin sayısının binlerce olduğu tahmin edilmektedir. Örümcek ve kabuklulara nadir rastlanmaktadır.

Memeliler: Memeliler bu faunanın yüzde yirmisini oluşturmaktadır. Geri kalanı böcek ve balıklardır. Memeli fosilleri arasında at, primat ve kemirgenler vardır. Burada bulunan at fosilinin midesinde yaprak ve meyveler bulunmuştur. Buradaki yarasa ve kuşların alçaktan uçan cinsler olduğu düşünülmekte ve gölün üzerindeki böcekleri avlarken öldükleri düşünülmektedir. Yüksekten uçan yarasalar da vardır ancak çok fazla miktarda değildirler.

Kuşlar : Kuşlar gölün üzerinde uçarken suya düşmüşlerdir. Çok iyi derecede korunmuşlardır. Tüylerdeki her bir barbül, bakteriler tarafından fosil üzerinde tek tek ortaya çıkarılmıştır. Kuşların deri tabakaları korunmuştur. Bakterilerin kendi metabolik işlemleri sonucunda ortaya çıkan ürünler, fosil üzerinde düzgün kil parçacıkları oluşturarak yüzeyi birbirine yapıştırmış ve fosilin yumuşak doku morfolojisini korumuştur. Benzer korunma şekli Brezilya'nın Santana ve Crato tabakalarında da gerçekleşmiştir. Buradaki balık fosillerinin de kas lifleri çok iyi şekilde korunmuştur.
Cevapla
zeus
Tarih: 10:52:22 01.20.2011  Güncelleme: 10:52:22 01.20.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Fosillerin Oluşumu

Amber içinde fosilleşmiş 54 - 28 milyon yıllık bir yaban arısı.

Bir canlının ölümünün ardından, kemikleri, dişleri, kabuğu, tırnakları gibi sert parçalarının olduğu gibi korunmasıyla ya da bunlardan geriye iz kalmasıyla fosiller meydana gelir. Genel olarak fosil, canlının söz konusu bu parçalarının taşlaşmış hali olarak bilinir. Ancak fosil, sadece taşlaşmayla meydana gelmez. Buz kütlesi içinde donmuş mamutlar, reçine içine hapsolmuş böcek ve küçük sürüngen türleri gibi, canlının yapısı hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşan fosiller de vardır.


Çamura saplanmış olan bu yusufçuk, çok yüksek ihtimalle fosilleşecek ve gelecek nesillere, asla evrim yaşanmadığının bir delili olarak ulaşacaktır.

Bir canlının ölmesiyle birlikte, bedeni meydana getiren yumuşak dokular, bakterilerin ve çevre koşullarının etkisiyle çürümeye başlar. (Çok nadiren, çürümenin gerçekleşmediği durumlar da olabilir.) Organizmanın daha dayanıklı parçaları (bunlar, kemikler, dişler ve kabuk gibi mineral içeren kısımlardır), bazı fiziksel ve kimyasal süreçlerden geçecek kadar uzun süre varlıklarını devam ettirirler. Ve bu süreçler, fosilleşmenin oluşmasını sağlar. Dolayısıyla, fosilleşen kısımlar çoğunlukla, omurgalıların kemikleri ve dişleri, brakiyopodların (kolsuayaklılar) ve yumuşakçaların kabukları, bazı kabukluların ve trilobitlerin dış iskeletleri, mercanımsıların ve süngerlerin genel yapıları ve bitkilerin ağaçsı kısımlarıdır.

Canlının bulunduğu ortamın ve çevre koşullarının fosilin oluşumunda çok büyük etkisi vardır. Canlının içinde bulunduğu ortama göre fosilleşme olup olmayacağı tahmin edilebilir. Örneğin, su altındaki ortamlar kara ortamlarına göre fosilleşmenin olması için daha avantajlı ortamlardır.

En yaygın fosilleşme süreci, permineralizasyon ya da mineralleşme olarak adlandırılan süreçtir. Bu süreçte organizmanın yerini, cesedin içine gömüldüğü çökeltide bulunan sudaki mineraller alır. Permineralizasyon sürecinde şu aşamalar yaşanır:

Öncelikle, ölen hayvanın bedeninin aniden toprak, çamur ya da kumun altında kalarak havayla temasının kesilmesi gereklidir. Bunu takip eden aylar boyunca ise hayvanın gömüldüğü yerin üzerini yeni toprak tabakaları örter. Bu tabakalar, hayvanın bedenini dış etkenlerden ve fiziksel aşınmalardan koruyan özel bir kalkan görevi görür. Gitgide daha çok tabaka üst üste oluşur ve birkaç yüzyıl içinde canlının bedeni yer yüzeyinin ya da deniz tabanının birkaç metre altında kalır. Zaman içerisinde hayvanın kemik, kabuk, pul, kıkırdak gibi dokuları yavaş yavaş kimyasal bozunmaya uğramaya başlar. Bozunmaya uğrayan dokuların içine yer altındaki sular sızmaya başlar ve bu suların içerdikleri mineraller zamanla dokulardaki kimyasalların yerini alır. Dokulardaki kimyasalların yerine yerleşen bu mineraller aşınmaya ve bozunmaya karşı çok daha dayanıklı olan kalsit, pirit, silis, demir gibi, kayaların yapı taşları olan minerallerdir. Böylece milyonlarca yıl içerisinde bu mineraller canlının bedenindeki dokuların yerini alarak onun adeta taştan bir kopyasını çıkarırlar. Sonuçta fosil, orijinal canlıyla birebir aynı biçime sahiptir, fakat ham maddesi kayadır.



1. Mercanlar: Resif oluşturan kalkerli deniz hayvanlarıdır.
2. Radyolaryan: Silis iskeletli bir tür mikroskobik planktondur.
3. Çift kabuklu yumuşakça: Kalsiyum karbonat kabuklu. Bu tarz sert uzuvlar, hiçbir değişime uğramadan muhafaza edilebilir.
4. Grabtolit: Sürü halinde yaşayan, organik iskeletli, genellikle siyah şistlerde izlerine rastlanan fosillerdir.

5. Köpek balığı dişi: Kemikler ve dişler fosfat içerir, bu nedenle pek çok organa oranla daha dayanıklıdırlar.
6. İz fosilleri: Tortullarda rastlanan izlerden oluşan fosillerdir.
7. Amonit: Kabuğu demir piritleriyle yer değiştirerek fosilleşmiş bir örnek görülmektedir.
8. Taşlaşarak fosilleşmiş ağaç: Ağaç hücreleri zaman içinde silisle yer değiştirir ve fosilleşir.
9. Amber: Küçük organizmalar reçine içine hapsolarak fosilleşir.
10. Karbonlaşmış yapraklar: Bitkiler, karbon liflerine dönüşür.



Permineralizasyon yoluyla fosilleşmede farklı durumlarla karşılaşılabilir:

1. Eğer iskelet çökeltiyle tamamen dolmuşsa ve daha sonra bozunma gerçekleşmişse, iç kalıp fosilleşir.

2. Orjinal iskelet tamamen farklı bir mineralle yer değiştirmişse, kabuğun tam kopyası oluşur.

3. Eğer basınç nedeniyle iskeletin çökelti üzerinde tam kalıbı çıkmışsa, iskeletin dış yüzeyinin izi elde edilir.


50 milyon yaşındaki bu balık fosili, balıkların hep balık olarak var olduklarının bir delilidir.

Bitki fosillerinde ise, bakterilerin neden olduğu karbonlaşma söz konusudur. Karbonlaşmada, oksijen ve nitrojen yerini karbon ve hidrojene bırakır. Karbonlaşma bakterilerin, basınç ve ısı değişiklikleri ya da çeşitli kimyasal süreçler gibi nedenlerle dokuların moleküllerini parçalayarak, geriye sadece karbon lifleri kalacak şekilde, protein ve selülöz yapısında kimyasal değişime neden olmalarıyla gerçekleşir. Karbondioksit, metan, hidrojen sülfat ve su buharı gibi diğer organik materyaller yok olur. Bu süreç sayesinde, Karbonifer dönemde (354 – 290 milyon yıl) var olan bataklıklardan oluşan ormanlarda doğal kömür yatakları meydana gelmiştir.


20 - 15 milyon yıllık tatarcık amberi.

Fosiller kimi zaman da, kalsiyum açısından zengin sulara gömülmüş organizmaların, traverten gibi mineraller tarafından kaplanmasıyla oluşur. Organizma çürürken, mineral yataklarının üzerinde izi kalır.

Canlının yumuşak kısımlarının, saçları, tüyleri ya da derisi de dahil olmak üzere tam olarak fosilleşmesi ise, oldukça ender rastlanan bir durumdur. Prekambriyen dönemine (4.6 milyar – 543 milyon yıl) ait yumuşak dokulu canlıların kalıntıları çok iyi şekilde korunmuş durumdadır. Kambriyen döneminden (543 – 490 milyon yıl) günümüze kadar pek çok canlı, sert doku kalıntılarının yanı sıra, iç yapılarının incelenmesine olanak veren yumuşak doku kalıntılarına da sahiptir. Amber ve fosil kalıntılarının içinde korunmuş olan yaklaşık 150 milyon yıl öncesine ait hayvan kılları ve çeşitli tüyler de fosil kalıntılarının detaylı araştırılmasına olanak veren örneklerdendir. Sibirya buzullarına sıkışan mamutlar, ya da Baltık ormanlarında reçine içine hapsolarak fosilleşen böcekler ve sürüngenler de yumuşak yapılarıyla fosilleşmişlerdir.


Kimi zaman narin organizmalar da olağanüstü koşullarda fosilleşebilirler. Resimde görülen Jura dönemine (206 – 144 milyon yıl) ait deniz yıldızı fosiliyle günümüzde yaşayan örneği arasında hiçbir fark yoktur.

Fosillerin büyüklükleri de çok çeşitlilik gösterir. Mikroorganizmaların fosillerinden, toplu yaşayan hayvan gruplarının dev fosillerine kadar çok farklı fosil elde edilmiştir. Dev fosillerin en şaşırtıcı örneklerinden birisi İtalya'da, büyük bir tepe şeklindeki sünger resifidir. Yeryüzünün bilinen en büyük "canlı yükseltisi" olan bu resif, 145 milyon yıllık kalkerli süngerlerden oluşmaktadır. Antik Tethys Denizi'nin dibinde gelişen bu sünger resifi, tektonik tabakaların hareketi sonucunda yükselmiştir. Üzerinde, Tiras dönemine ait sünger resiflerinde yaşayan canlıların örneklerini de barındırmaktadır. Kambriyen dönemine ait binlerce canlının fosillerini barındıran Kanada'daki Burgess Shale ve Çin'deki Chengjiang fosil yatakları büyük fosil alanlarının başlıcalarındandır. Dominik Cumhuriyeti'nde ve Baltık denizinin batı sahillerinde bulunan amber yatakları önemli fosil kaynaklarıdır. Amerika'nın Wyoming eyaletinde bulunan Green River fosil yatakları, Orta Amerika'da bulunan White River fosil yatakları, Almanya'daki Eichstatt ve Lübnan'da bulunan Hajoula fosil yatakları, bunlara verilebilecek örneklerden bazılarıdır.
Cevapla
zeus
Tarih: 10:54:20 01.20.2011  Güncelleme: 10:54:20 01.20.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Türkiye'de Bulunan Fosiller

Türkiye'nin fosil stoğu açısından zengin olduğu tahmin edilmektedir. 2006 yılının Temmuz ayında Kırıkkale'de jeolojik kazı yapan Türk bilim insanları, tarihin en büyük memeli hayvanlarından olan gergedana ait 25 milyon yıllık fosiller bulmuşlardır. Kırıkkale'nin Delice ilçesi yakınında çalışan Maden Tetkik Arama (MTA), Paris Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü uzmanlarından oluşan bir ekip, anne, baba ve altı aylık bir yavruya ait gergedan fosillerine ulaşmıştır.

Anadolu'da bulunmuş en eski fosiller Orta Miyosen'e, yani 14 milyon yıl öncesine tarihlenmektedir. Hominoid, ilk olarak Batı Anadolu'da Paşalar kazısında ortaya çıkıyor. Orta Anadolu'da da Çandır'da tür olarak Grifopithecus alpani tanımlanıyor

Ankara Kızılcahamam yakınlarındaki Sinaptepe'de Prof. Dr. Fikret Ozansoy, hominoid evrimine ilişkin ilk fosilleri bulmuştur. Adını 1957 yılında, Ankarapithecus meteai koyduğu bu fosil, daha sonra 'Ankara maymunu' şeklinde de tanınmıştır. ben aptal kerem kaplan blgli kerem kaplan ecem kaplan vavavava
Cevapla


Bu yazıya henuz resim eklenmemiş..
» Fosil resimleri

  Puanı : 4.3 / 10 | Oy : 12 kişi | Toplam : 51

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim