Toplumdusmani.Net *
Yeni
Anasayfa > Sözlük > E > Entegrasyon


Entegrasyon Nedir

Entegrasyon : Fransızca integration. Son zamanlarda insanların bir toplumla bütünleşmesini, uyumunu anlatmak için sık kullanılan bu söz için teklif edilen karşılıklar: bütünleşme, uyum.

Örnek: Türk işçilerinin alman toplumuyla bütünleşmesi (uyumu) kolay olmuyor.

Entegre : Sanayi, teknoloji ve plânlama alanında birçok sıfat tamlamaları kuran entegre sözü için teklif ettiğimiz karşılık: bütünleşmiş.

Örnekler : Bütünleşmiş sanayi, bütün-leşmiş tesis, bütünleşmiş devre, bütünleşmiş plân.

Entegre Olmak : karşılığı : Bütünleşmek, uyum sağlamak.

Örnek : Portekizliler ortak pazar ülkeleriyle tamamen bütünleştiler.
Referans: Uluslarası ve bölgesel entegrasyon, entegrasyon ve asimilasyon yazılarımızı aşağıda okuyabilirsiniz.

Entegrasyon | Ekleyen: | Tarih: 04-Oct-2011 12:00. | Bu yazı 167026 kez okundu..

Entegrasyon ile ilgili diğer yazılar..



 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 15:36:49 06.04.2010  Güncelleme: 15:36:49 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Uluslarası Entegrasyon Nedir ?

uluslararası ilişkilerde entegrasyon aralarında karşılıklı bağımlılık bulnan birimlerin ayrıyken sahip olamadıkları özellikleri biraraya gelip elde etme girişimidir
entegrasyonun amaçları

-barışı korumak
-daha büyük kapasitelere ulaşamak
-belli spesifik görevler üstlenmek
-yeni bir kimlik kazanmak

olarak sıralanmıştır
Cevapla
zeus
Tarih: 15:37:31 06.04.2010  Güncelleme: 15:37:31 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Bölgesel Entegrasyon Nedir ?

Bölgesel entegrasyon

Bölgesel entegrasyon, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa Birliği'nin başarısıyla diğer bölgelere de yayılan eğilimdir. Bir bölgenin belli alanlarda sınırları kaldırması ile tüm bölgenin kalkınacağı/gelişeceği varsayımına dayanır.
Cevapla
zeus
Tarih: 15:38:12 06.04.2010  Güncelleme: 15:38:12 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

İş Hayatında Entegrasyon Kavramı

Organizasyon açısından entegrasyon, prosesler arasında daha sıkı bir koordinasyon yapısı kurarak işletme fonksiyonlarını biraraya getiren ve bilgi araçlarının etkin kullanımını sağlayan bir kavramdır. Bu sadece bir parçanın değil, satınalmadan stok kontrole, talep tahminlerinden, muhasebe kayıtlarını oluşturmaya kadar tüm işletme fonksiyonları arasında elektronik bir bağ kurulması anlamındadır.

Temel hedef, tüm kullanıcıların ulaşabileceği tüm işletme süreçlerinin ve karar süreçlerinin üzerinde bulunduğu bir veritabanı oluşturabilmektir. Eğer organizasyon birbirinden bağımsız ve kendi stratejileri ile performans ölçütleri olan fonksiyonlar olmaktan öteye gidemiyorsa entegrasyondan söz etmek mümkün olmayacaktır.

Günümüzde entegrasyonu zorunlu kılan nedenler şu şekilde sıralanabilir:

Global Pazarlar

Global pazarlara ulaşabilmek için uluslararası firmalar bölgesel veya lider firmalarla işbirliği yapmaktadırlar. Entegrasyon, coğrafi engellerin etkisini azaltarak operasyonların etkinliğini arttırır.

Ürün ve Arz Zincirinin Kompleks Yapısı

Günümüzde mal ve hizmetler online ortamda işlem görebilmektedir, bu ise yüksek derecede otomasyon ve entegrasyon gereksinimi yaratmaktadır.

Ayni zamanda arz zinciri yapısının karmaşıklığı ve sinerji olanakları yaratabilme şansı organizasyon sınırları dışında entegrasyon gereksinimini güçlendirmektedir.

Dış Kaynak Kullanımının Artışı

Günümüzde çoğu firma özellikle maliyetlerini düşürmek için dış kaynak kullanımı yolunu seçmektedirler. Bu aşamada dış kaynak kullanımında hizmet sağlayıcı etkili bir biçimde kontrol etmek entegre bir süreç gerektirir.

Pazara Ulaşma Hızı

Şirketler ürün ve hizmetlerini pazara rakiplerinden daha hızlı sunabilmek için özellikle tedarikçileriyle işbirliğini geliştirmelidir. Entegrasyon bu alanda işbirliğinin temelini oluşturur.

Stok Seviyelerini Azaltma

Geleneksel iş modelleri gerçek arz ve talebi tahmin etmekte yetersiz kaldığından, şirketler önemli miktarda güvenlik stoku tutmak zorunda kalmaktaydı. Şirketler hizmet seviyelerini geliştirirken stoklarını azaltmak için partnerleriyle işbirliğini geliştirmeli ve enformasyon akışını koordine etmelidir.

İşletme süreçlerinin bütünleştirilmesi sonucu organizasyon içerisindeki bilgilerin işlenme ve kullanılma yöntemleri değiştiğinden, süreçlerin hızlanması ve daha güvenilir hale gelmesi sözkonusu olacaktır. Bu durum rekabet avantajı sağlayacağından bütünleşik sisteme geçme kararı yöneticiler açısından stratejik öneme sahip bir yatırım kararıdır.

Tümü ile entegre bir işletim sisteminin faydalarından biri de, yazılımın yeteneğine bağlı olarak işletmeye kayıpları ve atıl kaynakları azaltabilme ve verimliliği arttırma olanağı sunabilmesidir. Entegre bir işletme sistemi, sadece homojen iş fonksiyonları içerisinde bağ kurmakla kalmaz ayni zamanda birbirinden bağıŭsız fonksiyonları da birbirine bağlar. Bunun sonucu olarak, her bir bağımsız fonksiyon tarafından üretilen bilgiler tüm kullanıcılar tarafından sistemde rahatlıkla bulunabilir ve kullanılabilir. Bu da işletmeyi bir bütün olarak daha üst düzey bir koordinasyon, hizmet kalitesi ve performans ölçülerine taşır.

Ancak bu faydalarına karşın işletmelerde entegrasyonu zorlaştıran etmenler de vardır. Bunlar:

1.Organizasyonel Yapı

Günümüzde çoğu organizasyonel yapı, fonksiyonel bölümlere göre yapılandırılmış yetki ve sorumluluklar içermektedir. Bu geleneksel yapı, çalışanları da kendi fonksiyonel yapısının özgül iş ve sorumlulukları ile ilgili kılar. Sonuç olarak; her bölüm kendi fonksiyonel başarısını hedefler.

Başarılı bir entegrasyon ise bundan daha fazlasını gerektirir, yöneticilerin ve çalışanların fonksiyonel sınırlarının ötesine bakabilmelerini ve değerlendirebilmelerini.

2.Enformasyon Teknolojisi

Enformasyon teknolojisi başarılı bir entegrasyon için anahtar faktördür. Ancak organizasyonlarda enformasyon teknolojisi uygulamaları organizasyonel düzene göre düzenlenmiştir. Çoğu veritabanı sistemi departmanların özgül fonksiyonları için yapılandırılmıştır. Veri paylaşımı gereksinimi organizasyonlarda varolan enformasyon teknolojilerinin yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılar.

3.Ölçüm ve Değerlendirme Sistemleri

Enformasyon teknolojisine benzer olarak geleneksel ölçüm ve değerlendirme sistemleri de fonksiyonel yapıyı temel almaktadır. Ölçüm ve değerlendirme sistemlerinin büyük bölümü organizasyonel yapının aynasıdır. Entegre bir yapının oluşturulması yeni bir performans değerlendirme sisteminin oluşturulmasını zorunlu kılar. Oluşturulacak performans yönetim sistemi, yöneticilerin fonksiyonel bakış açısı yerine prosese odaklanmalarını sağlayacak nitelikte olmalıdır
Cevapla
zeus
Tarih: 15:39:07 06.04.2010  Güncelleme: 15:39:07 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Entegrasyon ve Asimilasyon

Özellikle Almanya’da yaşayan yabancılar ve tabii ki büyük çoğunluğu teşkil eden Türkler için kullanılan “entegrasyon” kelimesi, bütünleşme, kaynaşma anlamına gelmektedir.

Almanya’da yaşayan yabancıların çoğu bu bütünleşme kavramını tam anlamıyla anlayamamış ne Alman gibi ne de kendi etnik kültürlerindeki bir bireyin yaşamı gibi yaşayamamaktadırlar. Bunun tam tersine bir görüntü ve yaşam tarzı içerisinde yaşam sürdürmekte olan bu kişiler, dış görüntüleri, müzik, yaşam tarzından, giyiminden kolayca göze çarpmaktadırlar.

Kent sokaklarında gezerken, kafanızı kaldırıp şöyle bir çevrenize bakındığınız zaman kolaylıkla göze çarpan bu kişileri bir Alman’dan (yerli halktan) ayırt etmeniz pek zor olmayacaktır (Çesitli saç ve sakal imajları ve giyim olarak).

Yaşadığı toplumun yaşam tarzına ve yerleşik kurallarına uyum sağlamak her yabancı bireyin mecbur uyması gereken kuralların başında gelir. Ancak kendisininin entegre olduğunu söyleyen bir bireyin kendi kültüründen utanç duyarak, burada doğup büyüdüğünü kendisine bir neden olarak gösterip, asimile olduğunun farkında olamayan kişilere de rastlamak oldukça mümkündür. Bu kişiler entegre olmayı asimile olmakla karıştırıp kendi kültürlerinden uzak bambaşka bir şekilde yaşarlar. Halbuki entegrasyon, uyum sağlanmaya çalışılan ülkede kendi kimliğini kaybetmeden yaşamaktır.

Eger entegre olmak yerli topluma ayak uydurmak ve beraber yasalara ve toplum kurallarına uymak ise anlaşılır bir şekilde onaylanması gereken bir tutumdur. Yabancı toplumun bunu kabul etmemesi gibi bir tavır içerisinde olması tabii ki kabul edilemez bir davranıştır ki bu da yabancı ve yerli arasında büyük uçurumlara ve anlaşmazlıklara neden olur.

Uzun yıllardır üzerinde durulan konu olan entegrasyon hakkında yapılan birçok açık oturumlar, gazete haberleri ve politik sohbetlerde sıkça Avrupa ve Almanya’da yaşayan yabancıların uyumsuzluk sorunu yaşadıkları, entegre olmakta bir hayli zorlandıkları, entegre olamayan yabancıların hiçbir çaba göstermediği vurgulanır. Bu türlü ucuz konuşmalarla bazı cahil kesimi uzun yıllardır uyutmuş olan politikacı ve aydın geçinen kesim, yerli toplumun yabancı toplum üzerinde bir baskı uygulamasını sağlamıştır. Entegre olmasını istediği toplumdan uzak yaşayan bir yerli, yabancının kendilerine adapte olmasını nasıl isteyebilir ki? Yabancı bir misafir daha önce tanımadığı bir eve girdiği zaman toplulukta sıcak karşılanmadığı sürece o toplulukta kendisini nasıl iyi hissedebilir ki? Kendisini hep geri çeker ve dışarıya kapanık davranır. Kendisini bir türlü ifade edemeyen kişi zamanla toplumdan uzaklaşıp, kendi kabuğuna çekilir.

Devlet dairelerinde çalışan yabancı vatandaşların sayısı ortadadır. Bu ülkede kaç tane yabancı politikaci vardır? Belediyede ve işci bulma kurumunda çalışan kaç tane yabancı vardır? Sadece yabancıların kazançlarına göz diken bazı uyanık sermayenin yanında çalışan yabancı uyruklu insanlar vardır ki onlar da promosyon, kominikasyon ve pazarlama işiyle uğraşmaktadırlar. Kendi mallarını satmak için düşük bir yabancı potansiyeli olan ülkede yabancı işçi bulundurması haliyle işverenin işine yarayacaktır.

Yaşamaya çalışılan her ortamda bir şekilde yerli toplum yabancı topluma yabancı olduğunu hissettiriyor. Buna örnek verecek olursak Belediye, Yabancılar dairesi, İşçi bulma kurumu vs…

Yabancı bir vatandaş, bu dairelerin herhangi birine gittiği zaman karşısındaki memur tarafından değersiz bir yabancı olduğu her defasında kendisine hissettiriliyor (Bazı zamanlar insanlar bu dairelere gidecekleri günün öncesi birçok psikolojik bunalım yaşıyor olabiliyorlar). Entegre olmaya çalışan yabancı da bu şekilde yaşadığı yerli halktan uzaklaşıyor ve aralardakı uçurum alabildiğine derinleşiyor (Öyle durumlar geliyor ki ekonomik sorunlar, işsizlik ve terör olayları yabancılara mal edilebiliyor).

Kişinin etnik kökeni ne olursa olsun, bulunduğu topluma kendi kültürünü, dilini koruyarak entegre olması doğaldır. Yanlız bu durum yanlış kullanılmaya çalışılırsa yani yabancı topluma hissettirmeden baskı uyguluyarak yaptırılmaya çalışılırsa işte bu asimilasyon olur ve yabancı toplum tarafından ters tepki görür.

Bir örnekle devam etmemiz gerekirse bir orman ve renkler örneğiyle konuya devam etmek istiyorum. Bir ormanda bulunan çeşitli çiçekler ve meyve veren ağaclar gibi çokluk ve ahenk insanı başka bir dünyaya götürür. Bu ormanda her çiçeğin ayrı kokusu ve her meyvenin ayrı tadı vardır. Ancak bu doğal hayatın birbiriyle karışıp tek bir bitki ve ağaç olmasını istemek kadar aptalca bir durum olamaz. Ormanın içerisinde aynı meyveler ve aynı çiçekler insanı bunaltır ve sıkar. Aynı renklerde olduğu gibi siyah bir renk ile kırmızı bir rengin karışımında ortaya çıkacak anlamsız ve zevk vermeyen bir renkle karşılaşabiliriz. Ama renkleri ve ormanı doğallığından uzaklaştırmada yaşamak ve bu çeşitlilik içerisinde yaşamak yerli ve yabancı toplumu zengin kılacaktır. Her iki toplum da birbirlerinin folklöründen bir şeyler öğrenecek ve insanı tanıma imkanı bulacaktır. Anlaşılacağı gibi insanları oldukları gibi kültürleriyle kabul etmek ve yaşamalarına izin vermek gerekliliğini düşünüyorum.

Yıllar öncesinden buraya gelen topluluklar kendi kültür ve dillerini yaşatmak için dernekler kurmuş ve bu derneklerde faliyetler sürdürmüşlerdir. Bu faliyetlerin başında folklör, enstruman kursları ve dini ibadetler gelmektedir. Kendi kültür ve çoğrafyalarından kopuk yaşamak istemeyen insanlar bir şekilde burada kültürlerini yaşamaya ve yaşatmaya devam etmeye çalışmışlardır. Ancak bunun neticesinde çok az bir verimlilik elde etmişlerdir.

Anne ve babanın yabancı dil eksikliği, geçmişte yaşadıkları toplumun gelişimini takip edememek, geldikleri kültürü kaybetmemek adına sarılınan dini inançlar, gelenek görenekler, dışarıda yaşayan yerli halkın yaşam tarzı, kadına ve insana bakışı, kadın erkek ilişkileri, otomatikman ailede evlatlarını koruma içgüdüsünü harekete geçirmiş ve “Çocuklarımız bunlar gibi olacak, kızlarımız ve oğullarımız kötü yollara düşecek“ telaşıyla çocukları kendi eski yıllar önce yaşadıkları toplumun şartları altındaki gelenek ve göreneklere göre yetiştirmiştir. Okulda ve arkadaş çevrelerinde Almanca konuşan ve yerli kültürle bir arada yaşamaya çalışan yabancı gençler ev ortamında kendi ana dilleriyle konuşma ve geleneklerine ayak uydurma zorunda kalmıştır. Yabancı arkadaşlarıyla Almanca paylaşılan heyecan ve dışarıdaki kültür ev ortamındaki muhabbete hiç benzemediğinden, genç iki ortam arasında gelip gitmiştir.

Bu neticede sosyal yaşamlarında ne bir Alman gibi ne de geldikleri toplumdaki bir birey gibi yaşayamamaktadırlar. Yukarıda değindiğimiz hususlar yüzünden olsa gerek burada yetişen gençlerin kendilerine göre yaşam tarzları ve kültürleri oluşmuştur. Bu yaşam tarzı içerisinde sosyal yaşamlarını sürdürmektedirler.

Amaç Avrupa kültürlerini veyahut toplumlarını germek değildir. Yaşadığımız kıta üzerinde yetişen birçok düşünür, müzisyen, ideologlar, ressam ve filozoflar olmuştur. Ancak gelinen ülkelerdeki folklörü ve toplumca paylaşılan heyecanları kaybetmekte olacak iş değildir. Çocuklarımıza Pir Sultanları, Hacı Bektaşları, Karacaoğlanları, Yaşar Kemalleri ve birçok ozan ve sanatçılarımızı hatırlatmak ve hatırlamak bir aile olarak hepimizin görevlerinden biridir. Çocuğa öğretilmesi istenen çağdaş sanatlardan önce her yabancı kendi geldiği kültürde bulunan ve yaşatılan sanatlardan bir şeyler çocuğuna öğretmelidir. Yabancı ülkede yetişen bir yabancı önce kendi kültürünü öğrenmeleri ve sonra yabancının kültürü hakkında bilgi edinmesi gerekmektedir.

Kendi toplumuna yabancılaşan bir birey olarak değil de diğer kültürleri ve halkları kucaklayan bir birey olunması gerekir. Din, dil, folklörünü, özgürce yaşayabilen, etegrasyonu asimilasyonla karıştırmayan bir toplum ve politika dileğiyle.

Yazan: Ali Serttürk
Cevapla
Ziyaretçi
Tarih: 18:11:16 10.27.2015  Güncelleme: 18:11:16 10.27.2015

Cevaben: Entegrasyon

ulaaaaaaaaaaa ayan abe süper zeka mışkırıyorrrrr
Cevapla

Resimleri

Sunumları

Henüz bu yazıya eklenmiş dosya (powerpoint,pdf,word) bulunmamaktadır.

Videoları

Henüz bu yazıya eklenmiş video bulunmamaktadır.
Entegrasyon
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar

Çıkış yapmak istediğine emin misin?

Evet Vazgeç