Anasayfa > Sözlük > C > Cumhuriyetçilik


Reklamlar
Sonuç : 1 adet ilgili yazı bulundu..
CumhuriyetçilikCumhuriyetçilikCumhuriyetçilik
Sonuç : 3 adet ilgili resim bulundu..
Cumhuriyet; egemenliğin halkta olduğu devlet yönetimi demektir.
Cumhuriyet, demokrasinin bir uygulama şekli olup halkın kendi kendini yöneterek, yönetimde söz sahibi olduğu rejim demektir.

Cumhuriyetçilik Ne Demektir ?
Cumhuriyetçiliğin kelime anlamı : “Yönetim biçimi olarak millet egemenliğine dayalı, cumhuriyet rejimini öngörmek ve bunu bir yaşam biçimi olarak benimsemektir. “ Batı dillerinde cumhuriyetin karşılığı ise, ulusun kendisini yönetmesidir.

Detaylı açıklamamız gerekirse;
Cumhuriyetçilik devlet yönetiminde cumhuriyetin bulunması demektir. Cumhuriyet adlı yönetim biçiminin yönetime egemen kılınmasını; devlet iktidarının ve yönetiminin kişilerin, ailelerin, grupların tekeline bırakılmamasını; vatandaşların yönetime etkin bir biçimde katılmasının sağlanmasını amaçlayan anlayışa “cumhuriyetçilik” denilmektedir.

Arapça halk demek olan "cumhur" kelimesinden gelir. Bu bakımdan, halk ve yönetim kelimelerinin bir araya geldiği "demos" ve "kritos", yani demokrasi sözcüğünün eş anlamlısı kabul edilebilir.

Atatürk, Cumhuriyet için; “Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare” ifadesini kullanmıştır.

Atatürk'e göre, "Türk milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir". atatürk, demokrasinin osmanlı saltanatı içinde yeşeremediğini açıkça görmüştür. demokrasi ancak cumhuriyetle kökleşip gelişebilirdi. bunun içindir ki, türk inkılâbının baş ilkeleri arasında cumhuriyetçilik sayılmıştır. milletin kendi yönetimi olan cumhuriyete içten bağlılık, yücelme yolunu aşmanın baş şartıdır.

Mustafa Kemal'e göre, "Yeni Türkiye Devleti" bir halk devletiydi. Oysa geçmişteki devlet, bir "kişi devleti" idi.

Atatürk Cumhuriyet rejiminden ne anladığını ise şöyle anlatıyordu:
"Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır... Milli egemenlik esasına dayanan memleketlerde siyasi partilerin var olması tabiidir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur."

Cumhuriyet yönetimi 1923 yılından itibaren anayasaya eklenmiştir ve anayasanın birinci maddesidir. Anayasanın ikinci maddesinde de cumhuriyetin nitelikleri belirtilmiştir. Buna göre, Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.

Atatürk demokratik cumhuriyeti benimsemiştir. Bununla ilgili olarak “Demokrasinin tam ve en belirgin şekli cumhuriyettir” demiştir. Aynı zamanda Atatürk, cumhuriyeti Türk gençliğine emanet ederek ülkenin sürekli yenileşme ve çağdaşlaşma içinde olmasına çalışmıştır.

Cumhuriyetçiliğin Özellikleri


- Halkin kendi kendisini yönetmesi ilkesine dayanir.
- Çok partili sistemi öngörür.
- Türk Inkilabinin siyasal görünüsüdür.
- Cumhuriyet yönetimlerinin temeli seçimdir.
- Egemenligin halka ait oldugu tek yönetim biçimidir.
- Cumhuriyet rejiminde yasalari koyacak kisiler, yani meclis seçim ile belirlenir.
- Sinif ve cins ayrimi olmaksizin herkesin yönetime katildigi yönetim biçimidir.

Kisaca halkin kendi kendisini yönetebildigi, egemenligin ulusa ait oldugu ve herkesin esit haklara sahip ve özgürce haklarini kullandigi yönetim biçimidir.
Referans: Cumhuriyetçilik; Devlet baskaninin belli bir süre için seçilerek is basina geldigi devlet ya da yönetim biçimidir.

Cumhuriyetçilik | Ekleyen: | Tarih: 01-Nov-2011 16:34. | Bu yazı 207245 kez okundu..

Cumhuriyetçilik ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Cumhuriyetçilik İlkesi İle İlişkili Yapılan İnkılaplar

Devamini Oku
TBMM’nin açılması (23 Nisan 1920) 1921 ve 1924 anayasalarının hazırlanması Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922) Cumhuriyetin ilan edilmesi (29 Ekim 1923) Siyasi partilerin kurulması Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1934) Ordunun siyasetten ayrılması (1924) ...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 11:51:54 01.12.2009  Güncelleme: 11:51:54 01.12.2009
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cumhuriyetçilik Nedir

"Demokrasi ilkesinin en yeni ve akılcı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi Cumhuriyettir."

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra yapılan Türk devrimlerinin en büyük temeli Cumhuriyet'tir. Cumhuriyetçilik ilkesi, yeniden kurulan Türkiye Devleti'nin bir yönetim ve rejim biçimi olarak saptanmış bir prensiptir. Cumhuriyetçilik; Türk Ulusu'nun Kurtuluş Savaşı yıllarının başından itibaren ihaneti ortaya çıkan Padişahlık yönetimine karşı duyduğu tepkinin sonucudur.

Atatürk, Cumhuriyet yönetimini, ulusal karakterimize en uygun düşen bir yönetim biçimi olarak görmektedir. "Türk Ulusu'nun doğa ve törelerine en uygun olan yönetim, Cumhuriyet yönetimidir." demektedir.

"Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikirsel ve sosyal ve inkılap taraftarlığı... Bu noktada yeni Türkiye toplumunda bir kişinin bile bunun dışında kalacağını düşünmüyorum."

Kemalizm'in ilkelerinden "Cumhuriyetçilik", bir anlamda milliyetçiliğin doğal sonucu gibi görülebilir. Eğer egemenlik ulusa ait ise, ülkenin kimler tarafından hangi kurallara göre yönetileceği de ulus tarafından belirlenecek demektir. Kemalist ideoloji içinde Cumhriyetçilik, giderek "demokrasi" ile bütünleşmekte, eş anlamlı hale gelmektedir. Cumhuriyetçilik aynı zamanda, siyasal iktidarın dinsel kökenli olmaktan çıkması, laikleşmesi, siyasal rejimin çağdaşlaşması demektir. Bu ilke, iktidarın dinsel kökenli olmaktan çıkmasıyla Laiklik ilkesiyle, meşruluğunun temelini halk desteğinin oluşturmasıyla da, Halkçılık ilkesiyle yakından ilgilidir.

Mustafa Kemal'e göre, "Yeni Türkiye Devleti" bir halk devletiydi. Oysa geçmişteki devlet, bir "kişi devleti" idi. Cumhuriyet rejiminden ne anladığını ise şöyle anlatıyordu: "Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır... Milli egemenlik esasına dayanan memleketlerde siyasi partilerin var olması tabiidir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur."

Cumhuriyet ile demokrasiyi ayrı düşünmeyen Atatürk, 1930'lar Avrupası'nda neredeyse yaygın olarak görülen baskıcı rejimlerin hepsini de eleştirmiştir. Faşist, Komünist ya da mesleklerin temeline dayalı kooperatif sistemlerin Türkiye açısından özenilir olmadıklarını vurgulamıştır. Oysa o dönemde etrafındaki bir çok kişi, özellikle faşist - nazist modelden etkilenmişlerdi.

Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın bile oldukça demokratik bir mecliste tartışılarak, zaman zaman sert biçimde eleştirilerek, denetlenerek yürütülmüş olması son derece önemli ve anlamlıdır.Mustafa Kemal bu tercihi yaparken,elbette ki harekete içte ve dışta belirli bir meşruluk kazandırmak amacıyla da hareket etmişti. Ama Kurtuluş Savaşı sonrasında izlediği yol da,demokrasinin O'nun açısından bir temel tercih sorunu olduğunu ortaya koyuyordu. Devrimin tehlikeye düşmesi nedeniyle zaman zaman sert önlemlere başvurmak zorunda kaldığı zaman bunu saymıyor: "Onlar ancak başka önlemlerle önüne geçilemeyecek büyük tehlikeler karşısında kalındığı zaman, zorunlu olarak onaylanır." diyordu.

Serbest Fırka'nın kurulması aşamasında Atatürk'ün Fethi Bey'e yazdığı mektuplarda şu satırlar vardı: "Büyük Millet Meclisi'nde ve millet önünde millet işlerinin serbest olarak münakaşası ve iyi niyet sahibi zatların ve fırkaların düşüncelerini ortaya koyarak milletin yüksek menfaatlerini aramaları benim gençliğimden beri aşık ve taraftar olduğum bir sistemdir." Kendi partisi içinde en sert muhalefete bile hoşgörü gösteren Atatürk, Özgürlüklerin temel olduğu bir demokrasi anlayışına sahipti.Özgürlük anlayışı ise, sadece başkasına zarar vermemek anlamında bir "negatif özgürlük" anlayışıyla da sınırlı değildi. İnsanın kendi yeteneklerini gerçekleştirmesi anlamındaki bir çağdaş özgürlük anlayışını daha 1930'larda savunmaktaydı.

Atatürk'ün yaptığı ve yapmaya özen gösterdiği bazı şeyler var ki, günümüzün katılımcı demokrasi anlayışını daha o zamanlar, sezgileriyle benimsediğini düşündürmektedir. Dünyada ilk kez bir bayram çocuklara armağan edilmiş ve o vesile ile onlara, ülkenin gelecekteki sahipleri oldukları bilinci aşılanmaya çalışılmıştır. 23 Nisan günleri çocukların, kentlerdeki önemli kamu görevlilerinin makamlarına oturmalarının, onların görevlerini geçici olarak devralmış gibi davranmalarının, bir oyun havasının ötesinde anlamı olduğu açıktır. Belki yine ilk kez bir önder, devrimini gençlere emanet etmiş ve onlardan, gerektiğinde ülkede siyasal iktidara sahip olanlara karşı çıkmalarını istemiş, 1924'te seçmen yaşını 18'e indirmiştir. Daha o yönde hiçbir istek, hiçbir gereksinim yokken, Türk Kadını'na siyasal hak ve özgürlüklerini - demokrasinin ana yurdu sayılan bazı batı ülkelerinden önce - veren, kadının siyasal yaşamda ağırlık kazanmasına çaba gösteren de Atatürk'tür.

Atatürk, bununla da yetinmemiş, gerçekleştirdiği büyük kültür devrimi açısından önem taşıyan kurumların bağımsız ve demokratik bir yapıya sahip olmalarına özen göstermiştir. Herşeyin devlet içinde ve "devlet için" olduğu faşizmin yükselme döneminde bile, "Türk Dil ve Tarih Kurumları" siyasal iktidardan bağımsız birer dernek olarak kurulmuş ve yaşamlarını sürdürmüşlerdir.

Mustafa Kemal, demokrasinin herşeyden önce bir özgürlük sorunu olduğuna inanıyor ve şöyle diyordu: "İrade ve egemenlik milletin tümüne aittir ve ait olmalıdır. Demokrasi sosyal yardım veya iktisadi teşkilat sistemi değildir. Demokrasi maddi refah meselesi de değildir. Böyle bir nazariyat vatandaşların siyasi hürriyet ihtiyacını uyutmayı amaçlar. Bizim bildiğimiz demokrasi siyasidir. Onun hedefi, milletin idare edenler üzerindeki muhakemesi sayesinde siyasi hürriyeti sağlamaktır. Türk demokrasisi, Fransa İhtilali'nin açtığı yolu takip etmiş, ama kendisine özgü niteliği ile gelmiştir. Zira her millet devrimini toplumsal ortamın baskı ve ihtiyacına göre (...) yapar. Demokrasi prensibi, ulusal egemenlik şekline dönüşmüştür. Bir ulusu oluşturan bireylerin o ulus içinde, her çeşit özgürlüğü, yaşamak özgürlüğü, çalışmak özgürlüğü, düşünce ve vicdan özgürlüğü güven altında bulunmalıdır."




--------------------------------------------------------------------------------



Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. ( 1933 )


Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare; Cumhuriyet idaresidir. ( 1924 )


Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık ardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikirsel ve sosyal inkılap taraftarlığı... Bu noktada yeni Türkiye toplumunda bir kişinin bile bunun dışında kalacağını düşünmek istemiyorum. ( 1924 )


Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır. ( 1925 )


Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir. Biri milletin kararı, diğeri en acı ve zor şartlar içinde dünyanın takdirlerini hakkı ile kazanmaya layık olan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir. ( 1924 )


Yolunda çalıştığınız büyük kutsal ideali halkın kalbinde bir fikir halinden bir his haline getirmelisiniz. Demokrasinin ne olduğunu halka anlatmak, madde madde açıklamak lazımdır. Cumhuriyeti, onun gereklerini yüksek sesle anlatınız. Onlara Cumhuriyet prensiplerini sevdiriniz. Bunu kalplere yerleştirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayınız. ( 1930 )


Cumhuriyet yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir iradedir. Cumhuriyet fazilettir... Cumhuriyet idaresi, faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir. ( 1925 )


Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini güvenli ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibarıyla, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. ( 1936 )


Cumhuriytin iç ve dış siyaseti; gelecekte bile onuru, kuvveti ve yönü ile ve Türk milletinin güçlerini onun refahı ve gelişmesi için yöneltmesi ve bir noktada birleştirilmesi ve toplanması ile seçkinleşecektir. ( 1927 )


Cumhuriyetin iç siyaseti vatandaşın yaşayışını hiçbir etki, baskı ve sataşmanın tesirinde bırakmaksızın sağlamaktır. ( 1929 )


Milletin uyanıklığına, milletin ilerlemesine, olgunlaşmasına ve yeteneğine güvenerek, milletin azminden asla şüphe etmeyerek Cumhuriyetin bütün gereklerini yapacağız. ( 1924 )


Milli azim ve bilincin kıymetli eseri olan değerli Cumhuriyetin bugünkü ve yarınki neslin demir ellerinde her an yükselip sağlamlaşacağına güvenim tamdır. ( 1927 )


Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. ( 1926 )
Cevapla
zeus
Tarih: 11:55:34 01.12.2009  Güncelleme: 11:55:34 01.12.2009
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Atatürk'e Göre Cumhuriyetçilik

cumhuriyet bir devlet biçimidir. cumhuriyette esas olan ilk öğe, devlet başkanının belli bir süre için seçilerek iş başına gelmesidir. bu bakımdan cumhuriyet, başta bir hükümdarın bulunduğu devlet biçimlerinden (monarşilerden) ayrılır. monarşilerde devletin başı, belli bir aile içinden çıkar, normal koşullar altında, ölünceye kadar iş başında kalır. yerine yine aynı aileden bir başkası gelir. her monarşide, aile içinden kimin hükümdar olacağı belli bazı kurallara göre saptanır. cumhuriyette devlet başkanı belli bir süre içinde seçimle iş başına gelince, ileri gelen diğer kişilerin de seçimle belirlenmesi gerekir. bunlar genellikle o toplumda yasa koyacak kimselerdir.

gerek devlet başkanının, gerek yasa koyma yetkisine sahip olanların seçimle iş başına gelmesi şartının kabulü ile cumhuriyet tam anlamıyla belirmiş sayılmaz. şimdi sorun seçim üzerinde düğümlenecektir. seçime kimler katılacaktır? belli bir grup vatandaşa seçme ve seçilme hakkı verilirse belki dış görünüşü bakımından bir cumhuriyetle karşılaşılır. böyle cumhuriyetler ilkçağ yunan kent devletlerinde, bazı ortaçağ italyan ve alman bölgelerinde (venedik, ceneviz cumhuriyetleri, hansa kentleri gibi) görülmüştür. bu tür eski cumhuriyetlerde seçime katılma hakkı sadece belli bir grup vatandaşa verilmişti. onlar, yaptıkları seçimle iş başına gelen kadroya dayanarak tüm toplumu yönetiyorlardı. bugünkü anlayışımıza göre bu tür cumhuriyetler amaca uygun birer rejim değillerdir. onlara aristokratik veya oligarşik cumhuriyetler denilir.
demek ki, cumhuriyet biçiminin amaca uygun olarak gerçekleşmesi için, belli bir olgunluk yaşına gelmiş her vatandaşın seçime katılması gerektir. bu anlamıyla cumhuriyetler amerika birleşik devletleri'nin kurulması ile doğmaya ve ancak büyük fransız inkılâbından sonra yayılmaya başlamıştır. gerçi ünlü düşünürler cumhuriyeti çok önceden kafalarında kurmuş ve tanımlamışlardır. ancak uygulama xıx. yüzyılın sonuna doğru ortaya çıkmıştır. seçme ve seçilme hakkının tüm vatandaşlara tanınması ve uygulamaya geçilmesiyle gerçek cumhuriyet kurulmuş ve işlemeye başlamıştır. ancak bu devlet biçimini daha iyi ve köklü olarak yaşatmak, seçimin demokrasi şartlan içinde yapılması ile mümkündür. yukarıda demokrasinin tanımı görülmüştü, işte gerçek cumhuriyet demokratik hayatla gerçekleşir.

osmanlı devleti, bir cumhuriyet değildi. padişahlar osmanlı ailesi içinden çıkarlardı. devleti ve milleti yönetme yetkisi kesinlikle padişahındı. gerçi meşrutiyet döneminde halkın oyu ile seçilmiş meclisler vardı. ancak bu meclisler padişahın üstünde değildi, tersine, padişah bunların, yani millet isteğinin üzerinde idi. son karar, son söz kesinlikle padişahındı.
bu yönetim biçiminin sakıncalarını yaşanılan türlü olaylar göstermiştir. atatürk, cumhuriyet ilânı ile devlet içinde karar verecek en yetkili ve son makam olarak milletin tanındığını belirtmiştir.

atatürk, bir cumhuriyet âşığı idi. daha kimse bu kelimeyi ağzına alamazken, genç mustafa kemal, padişahlık rejimine karşı çekinmeden saltanatın kaldırılıp cumhuriyetin kurulması gereğini söyleyebiliyordu. hele millî mücadeleye başlarken bunu açıkça belirtmişti. erzurum kongresi'nin açılacağı günlerde yakın arkadaşlarına cumhuriyetin kurulacağını anlatıyordu. nihayet bilinen aşamalardan sonra cumhuriyet rejimine kavuştuk. kişisel saltanata son verildi.

atatürk, cumhuriyeti demokrasi içinde işleyen en ideal bir rejim olarak görmektedir. o şöyle söylüyor: "demokrasinin bütün anlamıyla ideali, milletin tamamının aynı zamanda yöneten durumda bulunabilmesi, hiç olmazsa devletin son iradesini yalnız milletin ifade etmesini ve belirtmesini ister. ne yazık ki, milletlerin nüfus çokluğu, düşünce eğitimi düzeyleri, idealin uygulanmasında, idealden büsbütün yoksunluğa yol açacak ihtiyatsızlıklardan kaçınmayı gerektirmektedir. şu duruma göre demokrasi ilkesinin en modern ve mantıksal uygulamasını sağlayan hükümet biçimi, cumhuriyettir. cumhuriyette son söz, milletçe seçilmiş meclisindir. millet adına kanunları o yapar. hükümete güven oyu verir, ya da vermez, onu düşürür. millet vekillerinden hoşnut kalmazsa başkalarını seçer. cumhuriyette meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet bilirler ki, kendilerini iktidar ve yetki yerine belli bir zaman için getiren, irade ve egemenliğin sahibi olan millettir. gücünün ve yetkisinin tanrıdan geldiğini ve yalnız ona karşı ahirette hesap verebileceğini varsayan ve devleti, ülkeyi kendine mirasla kalmış bir malikane kabul eden bir hükümdar, kendini her türlü sınırlamadan uzak görür. böyle bir yönetimde milletin benliği, özgürlüğü söz konusu dahi olamaz. şu duruma göre, yetkileri sınırlı dahi olsa, hükümdarlık biçimi demokrasiye, millî egemenlik ilkesine uygun değildir".

pek iyi anlaşılıyor ki, atatürk, halkın kendini doğrudan doğruya yönetmesi demek olan demokrasiyi en ideal devlet biçimi kabul etmektedir. ancak bütün bilginlerin de söyledikleri gibi, halk kendini doğrudan doğruya yönetemez, çünkü bugün milyonlarca kişinin bir araya gelerek her zaman devlet işlerini yürütmeleri mümkün değildir. öyle ise demokrasiyi gerçekleştirmek ancak cumhuriyetle mümkündür. cumhuriyette millet, yöneticileri belirli bir zaman için seçer, belli bir süre geçince, hoşnut kalmamışsa, onları görevden uzaklaştırır, işte cumhuriyet demokrasisi budur. bu rejimin kişisel saltanattan çok daha iyi olduğu kuşkusuzdur.
atatürk, belli kişilerin seçimle iş başına gelip, bir daha iktidardan ayrılmaması demek olan faşizm ile, milletin tümüne değil de, sadece birkaç tabakaya dayanarak millet egemenliğini reddeden bolşevizm'e karşı çok açık bir cephe almıştır. her iki rejimin geliştiği bir dönemde millet egemenliğine dayalı cumhuriyete sıkı sıkıya bağlı kalması, yalnız bizim için değil, tüm insanlık için bir kıvanç kaynağıdır.

atatürk'e göre, "türk milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir". atatürk, demokrasinin osmanlı saltanatı içinde yeşeremediğini açıkça görmüştür. demokrasi ancak cumhuriyetle kökleşip gelişebilirdi. bunun içindir ki, türk inkılâbının baş ilkeleri arasında cumhuriyetçilik sayılmıştır. milletin kendi yönetimi olan cumhuriyete içten bağlılık, yücelme yolunu aşmanın baş şartıdır.
Cevapla
zeus
Tarih: 14:31:15 01.28.2011  Güncelleme: 14:31:15 01.28.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cumhuriyet Nedir ?

Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir.

Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimleri, yöneticilerin göreve getirilmesinde veraset yöntemini reddetmiştir.

Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu keyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.

Cumhuriyetlerde bu özellikler, yönetenleri siyasal bakımdan halka “sorumlu”duruma getirir: yönetilenleri tebaa, kul olmaktan çıkarıp vatandaşlık konumuna yüceltir.

Yönetilenler, “hükümdarlık (monarşi)” adı verilen yönetim biçimlerinde tebaa veya kul durumundadırlar.

“Tebaa” veya “kul” olmak, hükümdarın iktidarına ve tüm buyruklarına baş eğmekle yükümlü olmak demektir.

“Tebaa” veya “kul”, hiçbir zaman hükümdarın iktidarını sınırlayıcı veya denetleyici bir rol oynamaz.

“Tebaa” veya “kul” hükümdarı seçimle değiştirmek olanağına sahip olmadığı için, hükümdarın “tebaa”ya karşı hiçbir siyasal sorumluluğu da yoktur.

Türkiye'de Cumhuriyet Nasıl İlân Edildi?

Türkiye'de Cumhuriyet yönetimine, 29 Ekim 1923 tarihinde geçilmiştir; ancak 23 Nisan 1920 tarihinin, Cumhuriyet yönetiminin de fiilî başlangıcı olduğunu söylemek gerekir.

23 Nisan 1920'de “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu” ilân edilmiş; ulusun seçtiği TBMM'nin denetimindeki hükümet, ulusun kaderini belirlemek üzere çalışmaya başlamıştır.

Bu gelişmelere karşın, Padişahlık ve Saltanatın hukuken kaldırılması için 1922 yılına kadar beklemek gerekmiştir.

TBMM, 1 Kasım 1922 gecesi verilen bir kararla, “Halifelik”le “Saltanatı” birbirinden ayırmış; Saltanatı kaldırmıştır.

Halifeliğin ise, bir süre daha korunması uygun bulunduğu için, İngiltere'ye sığınmış olan Vahdettin'in yerine, Osmanlı Ailesi'nden Abdülmecit, Halife seçilmiştir.

Cumhuriyet'in ilânından sonra, Halife'nin, iktidar odağı haline getirilmesi için çalışmalar başlayınca, 3 Mart 1924 tarihinde de Halifelik kaldırılmıştır.

Bu aşamalardan geçilerek kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, tarihimizdeki en önemli dönüşümdür.

“Hukuk devleti” ilkesinin ve “hukukun üstünlüğü” kavramının da Türkiye'de, Cumhuriyet yönetiminin getirileri arasında olduğu söylenebilir.

“Cumhuriyetçilik” Ne Demektir?

Özelliklerine kısaca değindiğimiz cumhuriyet adlı yönetim biçiminin yönetime egemen kılınmasını; devlet iktidarının ve yönetiminin kişilerin, ailelerin, grupların tekeline bırakılmamasını; vatandaşların yönetime etkin bir biçimde katılmasının sağlanmasını amaçlayan anlayışa “cumhuriyetçilik” denilmektedir.

Atatürk, cumhuriyetçiliği, yalnız hükümdarlık ve veraset yöntemlerinin reddi olarak anlamamış; aynı zamanda demokrasi kavramı ile birlikte düşünmüş; demokratik bir cumhuriyetçilik anlayışını benimsemiştir.
Cevapla


Cumhuriyetçilik
» Cumhuriyetçilik resimleri

  Puanı : 6.1 / 10 | Oy : 35 kişi | Toplam : 214

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım
İletişim