Anasayfa > Sözlük > D > Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri


Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” geleneğini oluşturdu. Tasavvuf, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaya, kendi varlığını, Allah sevgisiyle eritip. O’nun emir ve yasaklarına uyarak sonsuz mutluluğa ulaşmaya denir.

Tasavvufa göre Allah’tan başka varlık yoktur.(Vücut-ı mutlak) Dünyada var olan her şey Allah’ın görüntüsünden bir şey değildir.(Tecelli) Dünya ve dünyada bulunan bütün varlıklar Allah’ın birer bölgesi, yansımasıdır. Bunlar gerçek birer varlık değildir.Günü gelince kendi özlerine (Allah’a) döneceklerdir. (Adem-i mutlak/yokluk) Bütün güzelliklerini görmek ve varlığını göstermek için kainatı, özellikle de insanı yaratmıştır.

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri (Detay)


İslamiyet'in temel ilkelerine dayanarak nefsi arıtıp, ahlâkı güzelleştirerek dini yaşama ve bu yolla Allah'a ulaşma düşüncesine tasavvuf adı verilir.

X.yüzyıldan sonra tekkelerin çevresinde gelişen tasavvuf düşüncesi dinî - tasavvufi bir halk edebiyatının doğmasına yol açmıştır. Oluştuğu yer dik­kate alınarak tekke edebiyatı olarak da adlandırılmıştır.

Dinî ve tasavvuf içerikli şiirler hem divan edebiyatı hem de halk edebiya­tı şairleri tarafından yazılmıştır. Kitabımızın bu bölümünde halk edebiyatı geleneği çevresinde oluşturulan dinî tasavvufi şiirlere değineceğiz

Kadrosunda divan ve saz şairleri de bulunan dinî tasavvufi halk şiiri, halk edebiyatı ile divan edebiyatı arasında bu iki edebiyatı birbirine yaklaştı­ran, her iki edebiyatın hitap ettiği ayrı ayrı zümreleri birleştiren bir edebiyat köprüsü vazifesini görmüştür.

Dinî Tasavvufi Halk Şiirinin Genel Özellikleri


Tasavvuf hareketi Türkler arasında ilk kez Türkistan'da Ahmet Yesevi ile başlamış, daha sonra onun dervişleri aracılığıyla Anadolu'ya yayıl­mıştır. Onun yolundan giden Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî gibi mu­tasavvıflar eserlerinde bu düşünceyi işlemişlerdir.
Bu edebiyatın temel kaynağı İslam dini ve tasavvuftur. Ayrıca dil, vezin ve nazım şekilleri gibi dış unsurlar bakımından çoğu zaman millî ruhu aksettirme yoluna gitmiştir.
Tasavvufi halk şiiri geleneğinde sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır bas­maktadır.
İslam dini ve tasavvuf, Osmanlı toplumunun en önemli ortak paydası­dır. Herkesi ilgilendiren, ortak değerler etrafından oluşan temalar, yine herkesin anlayabileceği ortak, sade bir dille anlatıldığı için divan edebi­yatı ve âşık edebiyatına göre daha fazla kişiye hitap etmiştir.
Dinî- tasavvufi halk şiiri geleneği, toplumsal bir görev üstlenmiş, hal­kı aynı düşünce etrafında kenetlemiş, onların hoşgörü içinde bir arada yaşamalarında kilit rol oynamıştır. Özellikle Orta Asya'dan Anadolu'ya göçlerin sürdüğü ve Moğol istilasının birçok yeri kasıp kavurduğu dö­nemlerde, toplumda birlik, beraberlik ve düzenin oluşmasını yeniden sağlayarak Anadolu'nun vatan olmasında katkıda bulunmuştur. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi mutasavvıf şairlerin ve diğer tekke erba­bının toplumdaki birleştirici rolü sonraki yüzyıllarda da devam etmiştir. Bu şahsiyetler, tıpkı birer psikolog gibi toplumun manevi yönden kal­kınmasını, toplumsal moral değerlerinin yüksek tutulmasını sağlayarak psikolojik, sosyolojik, ahlâki bozulma ve yıpranmalara engel olmuştur.
Bu şiir geleneğinde öğreticilik de esas alındığından genellikle halkın anlayabileceği sade bir Türkçe kullanılmıştır. Dinî-tasavvufi kavram­ları ifade eden kelimeler bulunsa da bunlar Türkçenin genel karakterini değiştirecek oranda fazla değildir.
Tekke edebiyatında hem hece hem aruz ölçüsü kullanılmıştır. Sadece hece veya sadece aruz ölçüsüyle yazanlar olduğu gibi her iki ölçüyle yazan şairler de vardır.
Nazım birimi genellikle heceyle yazanlarda dörtlük, aruzla yazanlarda beyittir.
Daha çok tam ve cinaslı uyak kullanılmıştır.
Dini- tasavvufi halk şiiri geleneğinin en yaygın nazım türü ilahidir. Bunun yanında nefes, nutuk, devriye, sathiye, methiye de bu şiir geleneği içinde değerlendirilir. Şiirler çoğunlukla tekkelerde zikir esna­sında belli bir ezgiyle söylenmiştir.
Başlangıçtan günümüze kadar Dinî tasavvufi halk şiiri geleneği çer­çevesinde şiir yazan önemli şairler şunlardır:

12. yüzyıl:
Ahmet Yesevi

13. yüzyıl:
Hacı Bektaş-ı Velî
Yunus Emre

14 -15. yüzyıl
Seyyit Nesimî

15. yüzyıl
Kaygusuz Abdal
Eşrefoğlu Rumî
Hacı Bayram-ı Velî

16. yüzyıl
Aziz Mahmut Hüdâyî
Pir Sultan Abdal

17. yüzyıl
Niyaz-i Mısrî

18. yüzyıl
Erzurumlu İbrahim Hakkı

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri | Ekleyen: | Tarih: 07-Sep-2011 15:19. | Bu yazı 70483 kez okundu..

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Halkçılık

Devamini Oku
HALKÇILIK : Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkelerinin dogal sonucudur. Halkçilik ulusu olusturan çesitli toplumsal gruplar arasinda esitligin saglanmasi, ayrim yapilmamasi, yasalardan ve hizmetlerden esit olarak yararlanilmasini öngörür. Halkçilik, bir milleti olusturan çesitli meslek ve toplumsal gruplari içinde bulunduran insanlarin, halk tarafindan halk içinde yönetilmesi. Halk, bir ülkede yasayan ve o ülkenin vatandasi olan herkese denir. Halkçilik ayni zamanda millet içindeki çesitli insan gruplarinin çikarina ve yararina bir s...

Atatürkün Spor ve Sporcular Hakkında Söylediği Sözler

Devamini Oku
1. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. 2. Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler , zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben Sporcunun zeki çevik aynı zamanda ahlâklısını severim. 3. Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranması , Türk gençliğinin spor bakımın...

Atatürk İlkeleri

Devamini Oku
A) Temel İlkeler : 1 - Cumhuriyetçilik 2 - Milliyetçilik 3 - Halkçılık 4 - Laiklik 5 - Devletçilik 6 - İnkilapçılık B) Bütünleyici İlkeler : 1 - Ulusal egemenlik (Cumhuriyetçilik – Egemenligi milletin kullanmasi) 2 - Ulusal birlik, beraberlik ve ülke bütünlügü (Milliyetçilik) 3 - Ulusal bagimsizlik 4 - Yurtta baris, dünyada baris (Dis siyaset, kalkinma amaçli) 5 - Bilimsellik ve akilcilik (Rasyonalizm) 6 - Çagdaslik ve batililasma (Inkilapçilik) 7 - Insan ve insanlik sevgisi (Dünya milletleri akrabadir) * Atatürk İlkel...

Türk Edebiyat Tarihi

Devamini Oku
Türk Edebiyatı, Türklerin dâhil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir. 1. İslâmiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı, 2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı, 3. Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı. Bu tasnif Fuat Köprülü tarafından ortaya atılmış ve edebiyat araştırmacıları tarafından bugüne dek kullanılagelmiştir. Türk Edebiyatının Devirlere Ayrılmasında Kullanılan Kıstaslar Türk edebiyatı devirlere ayrılırken değişen dil anlayışı, kültürde görülen farklılaşma, yeni dinî hayat, dil coğraf...

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Devamini Oku
Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” geleneğini oluşturdu. Tasavvuf, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaya, kendi varlığını, Allah sevgisiyle eritip. O’nun emir ve yasaklarına uyarak son...

Atatürk'ün Sosyal Bilimlerin Gelişmesine Yönelik Yaptığı Çalışmalar

Devamini Oku
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bilime ve bilimsel araştırmalara büyük önem verdiği herkesçe bilinmektedir. Atatürk’ün en büyük amaçlarından biri de Türkiye’yi çağdaş bir ülke hâline getirmek ve Avrupalı devletler seviyesine çıkarmaktır. Bunu yaparken en büyük yol gösterici olarak bilimi kabul etmiştir. Atatürk’ün yaptığı inkılaplar incelendiğinde, bu inkılapların aklın ve bilimin önderliğinde yapıldığı, modern yenilik ve gelişime açık bir özelliğe sahip olduğu görülmektedir. Bir ülkenin...

Türkiye Nüfus Özellikleri

Devamini Oku
—Nüfus artışı yüksektir —Genç nüfus fazladır. —Aktif nüfus fazladır.(çalışabilecek nüfus). Çalışma çağındaki nüfustur. Çalışan nüfus ya da faal nüfus da denir. —İşsizlik oranı fazladır. —Sağlık, eğitim ulaşım sorunları yaşanmaktadır. —Nüfusun büyük bir kısmı tarım sektöründe çalışmaktadır. —Bağımlı nüfus fazladır. —Ortalama yaşam süresi azdır. —Kırsal kesimde kadın nüfusu fazladır.(göç nedeniyle) —Kentsel nüfus en fazla Marmara bölgesinde, kırsal nüfus en fazla Karadeniz bölgesindedir. —Kentsel nüfus fazladır(göç sonucu) —Tabanı geni...

Tanzimat Dönemi Edebiyatı

Devamini Oku
Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1869) Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, "Tanzimat edebiyatı" adı altında toplanır. "Batılılaşma" olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler. Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti. Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: 1 - Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşa'yı kapsayan birinci kuşak (1860...

Klasik Türk Müziği

Devamini Oku
10. yüzyılda yaşamış olan Fârâbî’den Timurlenk’in öldüğü 1405’e kadar geçen süre, Türk Musikîsinin nazarî yönleriyle açıklandığı ve yazıya aktarılmaya başlandığı “oluşum dönemi”ni kapsamaktadır. Bu dönemin sonlarına doğru, çok meşhur bir üstad olan Abdülkâdir Merâgî, bir sonraki "evre" 'nin tohumlarını ekmiş, Türk Mûsikîsine yeni bir yön vermiştir. Bunu takiben, 15. yüzyılın başından Yavuz Sultan Selim ’in tahta çıktığı 1512’ye değin; anlatıla geldiği şekilde, Türk Mûsikîsi'nin ses perdeleri ve makam...

Halk Oyunu

Devamini Oku
Halk Oyunu (Özet) : Halk oyunları, “Ait olduğu toplumun kültür değerlerini yansıtan; bir olayı, bir sevinci, bir üzüntüyü ifade eden; kökeni din ve büyü ile ilgili (majik ve kültik) olan; müzikli (bir müzik aleti eşliğinde veya müzik aleti olmaksızın, el , ayak gibi organlarla tempo tutarak) olarak, tek kişi veya gruplar halinde icra edilen; ölçülü ve düzenli hareketlerdir.” Halk Oyunu (Detay) Halk oyunu hareket ve müzik olmak üzere iki ayrı öğeden oîuşmuş bir bütündür. "Düzgün ve birbirine benzeyen ritmik hareketlerin uyumlu bir b...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
egina
Tarih: 14:26:45 11.04.2009  Güncelleme: 15:49:07 04.19.2011
Webmaster
Tarih: 07.16.2008
Nereden:
Gönderiler: 72

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

İslamiyet'in temel ilkelerine dayanarak nefsi arıtıp, ahlâkı güzelleştirerek dini yaşama ve bu yolla Allah'a ulaşma düşüncesine tasavvuf adı verilir.

X.yüzyıldan sonra tekkelerin çevresinde gelişen tasavvuf düşüncesi dinî - tasavvufi bir halk edebiyatının doğmasına yol açmıştır. Oluştuğu yer dik­kate alınarak tekke edebiyatı olarak da adlandırılmıştır.

Dinî ve tasavvuf içerikli şiirler hem divan edebiyatı hem de halk edebiya­tı şairleri tarafından yazılmıştır. Kitabımızın bu bölümünde halk edebiyatı geleneği çevresinde oluşturulan dinî tasavvufi şiirlere değineceğiz

Kadrosunda divan ve saz şairleri de bulunan dinî tasavvufi halk şiiri, halk edebiyatı ile divan edebiyatı arasında bu iki edebiyatı birbirine yaklaştı­ran, her iki edebiyatın hitap ettiği ayrı ayrı zümreleri birleştiren bir edebiyat köprüsü vazifesini görmüştür.

Dinî Tasavvufi Halk Şiirinin Genel Özellikleri
Tasavvuf hareketi Türkler arasında ilk kez Türkistan'da Ahmet Yesevi ile başlamış, daha sonra onun dervişleri aracılığıyla Anadolu'ya yayıl­mıştır. Onun yolundan giden Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Velî gibi mu­tasavvıflar eserlerinde bu düşünceyi işlemişlerdir.
Bu edebiyatın temel kaynağı İslam dini ve tasavvuftur. Ayrıca dil, vezin ve nazım şekilleri gibi dış unsurlar bakımından çoğu zaman millî ruhu aksettirme yoluna gitmiştir.
Tasavvufi halk şiiri geleneğinde sanatsal kaygı ikinci planda tutulmuş, daha çok tasavvuf düşüncesini ve dinsel değerleri yayma amacı güdülmüştür. Bu yönüyle bu tür şiirlerde didaktik unsurlar ağır bas­maktadır.
İslam dini ve tasavvuf, Osmanlı toplumunun en önemli ortak paydası­dır. Herkesi ilgilendiren, ortak değerler etrafından oluşan temalar, yine herkesin anlayabileceği ortak, sade bir dille anlatıldığı için divan edebi­yatı ve âşık edebiyatına göre daha fazla kişiye hitap etmiştir.
Dinî- tasavvufi halk şiiri geleneği, toplumsal bir görev üstlenmiş, hal­kı aynı düşünce etrafında kenetlemiş, onların hoşgörü içinde bir arada yaşamalarında kilit rol oynamıştır. Özellikle Orta Asya'dan Anadolu'ya göçlerin sürdüğü ve Moğol istilasının birçok yeri kasıp kavurduğu dö­nemlerde, toplumda birlik, beraberlik ve düzenin oluşmasını yeniden sağlayarak Anadolu'nun vatan olmasında katkıda bulunmuştur. Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli gibi mutasavvıf şairlerin ve diğer tekke erba­bının toplumdaki birleştirici rolü sonraki yüzyıllarda da devam etmiştir. Bu şahsiyetler, tıpkı birer psikolog gibi toplumun manevi yönden kal­kınmasını, toplumsal moral değerlerinin yüksek tutulmasını sağlayarak psikolojik, sosyolojik, ahlâki bozulma ve yıpranmalara engel olmuştur.
Bu şiir geleneğinde öğreticilik de esas alındığından genellikle halkın anlayabileceği sade bir Türkçe kullanılmıştır. Dinî-tasavvufi kavram­ları ifade eden kelimeler bulunsa da bunlar Türkçenin genel karakterini değiştirecek oranda fazla değildir.
Tekke edebiyatında hem hece hem aruz ölçüsü kullanılmıştır. Sadece hece veya sadece aruz ölçüsüyle yazanlar olduğu gibi her iki ölçüyle yazan şairler de vardır.
Nazım birimi genellikle heceyle yazanlarda dörtlük, aruzla yazanlarda beyittir.
Daha çok tam ve cinaslı uyak kullanılmıştır.
Dini- tasavvufi halk şiiri geleneğinin en yaygın nazım türü ilahidir. Bunun yanında nefes, nutuk, devriye, sathiye, methiye de bu şiir geleneği içinde değerlendirilir. Şiirler çoğunlukla tekkelerde zikir esna­sında belli bir ezgiyle söylenmiştir.
Başlangıçtan günümüze kadar Dinî tasavvufi halk şiiri geleneği çer­çevesinde şiir yazan önemli şairler şunlardır:

12. yüzyıl:
Ahmet Yesevi

13. yüzyıl:
Hacı Bektaş-ı Velî
Yunus Emre

14 -15. yüzyıl
Seyyit Nesimî

15. yüzyıl
Kaygusuz Abdal
Eşrefoğlu Rumî
Hacı Bayram-ı Velî

16. yüzyıl
Aziz Mahmut Hüdâyî
Pir Sultan Abdal

17. yüzyıl
Niyaz-i Mısrî

18. yüzyıl
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Cevapla
egina
Tarih: 14:27:55 11.04.2009  Güncelleme: 14:27:55 11.04.2009
Webmaster
Tarih: 07.16.2008
Nereden:
Gönderiler: 72

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Dini-Tasavvufi Türk Halk Edebiyatı(Tekke Edebiyatı)

DİNİ-TASAVVUFİ TÜRK(TEKKE) HALK EDEBİYATI

“Tasavvuf”, dünya hayatının aşırılıklarından uzak durarak Allah’a gönülden bağlanma,Allah’ın varlığında insanın kendi varlığından vazgeçmesi,benliğini(nefsini) yok edip gönlünü ilahi aşkla doldurması esasina dayanan İslami bir düşünce akımıdır.Türkistanlı Hoca Ahmet Yesevi,Türk Tasavvufu'nun kurucu­larındandır.Anadolu'da tasavvufun,onun öğrencilerinin eliyle yayıldığı kabul edilir.Tasavvufçular(mutasavvıflar,sofiler), düşüncelerini halka yaymak için edebiyatı,özellikle şiiri araç kabul ederler.Bunun sonucu olarak Anadolu’da 13. yüzyıldan itibaren güçlü bir tasavvuf(tekke) edebiyatı oluşmuştur.

Vahdet-i Vücut(Varlığın birliği):Evrende sadece Allah ‘ın varlı­ği söz konusudur.Diğer varlık zannettiklerimiz,bu “mutlak varlığın”, Allah ‘ın bir parçasıdırlar ve görüntüsüdürler.

Tecelli:Allah'ın Varlığı'nın diğer varlıklarda;Özellikle gönlünü kö­tülükten,çirkinlikten arındırmış insanda belirgin hale gelme­sidir.

Tarikat:Allah’a varma yolunda,benzer biçimde düşünenlerin oluşturduğu topluluktur.

Tekke:Tasavvuf ehli kişilerin,tarikat mensuplarının bağlandık­Iarı ve eğitim gördükleri kuruluş.

Pir:Tarikat kurucusu.

Şeyh: 1)Tarikat kurucusu.
2)Tarikatta en yüksek dereceye erişmiş kimse.
3)Tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.

Derviş:Bir tarikata girmiş,onun kurallarına uygun yaşayan kimse.

Abdal:Gezgin derviş.

Halife:Tarikat kurucusunun ya da şeyhin kendisine vekil tayin ettiği,yetki verdiği kişi.

Genel Özellikler:
a)Gerek dini-tasavvufi görüşler,gerek bunların işlenişi yönünden Arap-İran Tasavvuf Edebiyatları'nın etkisi söz konusudur.Ancak etkilenme,Divan Edebiya­tı’ndaki boyutlarda değildir.
b)Tasavvufa alt kavramları anlatan terimler dolayısıyla yabancı sözcük ve tamlamalar Aşık Tarzı Edebiyat’tan daha fazladır.
c)Eserlerin çoğunIuğu yazılı olarak oluşturulmuş ya da sonradan yazıya geçiriImiştir.
d)Manzum eserler,düzyazılılardan çoktur.
e)AğırIıklı olarak hece öIçüsü kullanıImıştır ma aruzu kulla­nanlar da çoktur.
f)Dörtlüklerle kurulan ve koşma biçiminin özeIliklerini taşı­yan şiirIer çoğunIuktadır.Beyit birimiyle gazel,ka­side,mesnevi biçimli şiirler de yazıImıştır.Divan tarzı tevhit,münacaat,naat türü şiirlere rastlanır.
g)Tekkelerde ve halkın karşısında şiirlerin okunuşu sıra­sında ya da ayinlerde müzik eşIiği oldukça yaygındır.

Bu özelliklerin dışında kalan;Eserlerini aruz ölçüsüyle ve Di­van Edebiyatı diliyle,hatta tamamıyla Arapça-Farsça yazan tasavvufçular da vardır.Örneğin Mevlana,Anadolu’da yetişen ilk ve en büyük Türk Mutasavvıf olduğu halde,eserlerini Fars­ça yazmıştır.Şeyh Galip,Divan tarzında eser verdigi için Tek­ke Edebiyatı çerçevesinde düşünülmez,Divan Edebiyatı men­subu sayılır.

Yunus Emre(1240?-1320?):Tekke Edebiyatı’nın en bü­yük ismidir.Dünya çapında ün yapmıştır.Nerede ve ne za­man yaşadığına dair kesin bir bilgi yoktur.Eskişehir-Siv­rihisar,Karaman dolaylarında yaşadığı kabul edilir.Eskişehi -Sarıköyde Yunus’a ait olduğu kesine yakın bilinen bir mezar vardır.Halka halk diliyle seslenerek,halkın şairi olmayı bilmiştir.İlahileri yüzyıllardır hem halkın beIIeğinde hem de elle ço­ğaItıIan divanlarında yaşamış,günümüzde düzenli basım­Iarı da yapıImıştır.Tasavvuf terimlerinin dışındaki kullanımları sade halk diliyledir.Genellikle hece ölçüsünü,bazen de aruzu kuIIanmıştır.Beyit birimiyle yazılmış şiirIeri,dize ortalarına yerleştiriIen duygulu ve coşkun bir dille ilahi aşkı ve tasavvuf inanç­larını işlemiştir.İslam inançlarından kaynaklanan bir hümanizm(insanseverlik) düşüncesine sahiptir.Şiirleri “Yu­nus Emre Divanı” adıyla bir araya getirilip yayımlanmıştır.Risaletü’n-Nushiyye(Öğütler Kitabı) adlı öğretici eseri,mesnevi biçiminde ve aruzla yazılmıştır.


Mevlana:Eserlerini Farsça yazdığı için Türk Edebiyatı'nın herhangi bir bölümüne dahil edemedigimiz Mevlana(Celallettin-i Rumi),Anadolu'da yetişen mutasavvıf şairlerin en büyük isminden biridir.Mevlevi Tarikatı'nın rehberidir(kurucusu değildir;Çünkü tarikat,oğlu Sultan Ve­led tarafından kurulmuştur).Mevlana'nın beş eseri vardır:
1)Mesnevi(26 bin beyit).
2)Divan-ı Kebir(2073 gazel ve 1791 rubai içerir).
3) Mektubat(Kısa mektuplar).
4)Mecalis-i Sab’a(Yedi vaaz).
5)Fihi ma Fih(Raz:Özel düşünce ve sözleri).
Bu eserlerin bütünü,Türkçeye çevrilip yayımlanmıştır.


Aşık Paşa:Horasan’dan gelen;BeyIiği bıra­kıp tasavvufa,bilime ve sanata yönelen bir ailenin men­subudur.Kırşehir’de yaşamıştır.Arapça ve Farsçayı çok iyi bildiği gibi Ermenice ve İbranice gibi bazı dillere de vakıf oIduğu anIaşıIan Aşık Paşa,bilinçli olarak Türkçeyi savunmuş ve eserlerini sade sayılabilecek bir dille yaz­mıştır Hece ölçüsü ve dörtlük birimiyle yazdıkları gibi,aruzla ve beyitler halinde yazdıkları da sade ve içten bir Türkçeyle kaleme alınmıştır.Şiirleninde tasavvuf düşüncesini işIemiş;Ahlaki,toplumsal nitelikli öğretici eserler vermiştir.En önemli eseri Garipname adlı 12.000 beyitlik mesnevi­sidir.Bundan başka dört mesnevi daha yazmıştır(şiirle­rinin çoğunu aruzla yazdığı için Aşık Paşa,Divan şairi de sayılabilir).


Hacı Bektaş Veli(1209-1270):Anadolu Tasavvufu'nun ku­rucularından olarak bilinir.Horasan’dan geIdiğine,Ahmet Ye­sevi’nin(veya onun halifesinin) müridi olduğuna dair bilgil­er vardır. Bektaşi Tarikatı'nın piri olarak bilinir.Kendisinin de hece vezniyle ilahi türü şiirIer söylediği rivayet edilirse de ona ait oIduğu kanıtIanmış bir manzume ortada yoktur.Makalat(makaleler) adlı Arapça eserinin de biri aslı buluna­mamış bir düzyazısı,diğeri manzum,iki çevirisi üzerinde çalışmaIar gerçekleştirilmiştir.


Hacı Bayram Veli(1352-1430):Ankara'da tarikat kurmuş bir bilgin ve şairdir.İlahi ve şathiye tarzı birkaç şiiri günü­müze kadar uIaşmıştır.Sade ve coşkun bir dili vardır.He­ce öIçüsü yanında aruzu da kullanmıştır.


Eşrefoğlu(1353-1469):Bursa,Ankara,Suriye gibi yerleri dolaştıktan sonra İznik’te bir tekke ve tarikat kurmuş,Hacı Bayram Veli’nin etkisinde bir tasavvufçudur.Bir divan oIuşturan şiirlerinden bir böIümü aruzla,bir bölümü ise sa­de halk diliyle ve dörtlükler halinde yazılmıştır.Müzekkin ­Nüfus adlı düzyazılı ve tasavvufla ilgili bir eseri vardır.

Kaygusuz Abdal(XV. yy):Efsaneye göre Alanya Be­yi'nin oğIu iken tasavvufu tercih etmiştir.ŞiirIerinde Yunus Emre'nin etkisi sezilir.Hece ölçüsüyle ve sade bir dille ilahiler,nefesler ve şathiyeler söyIemiştir.Yergi özeIliği de taşıyan şathiyeIeri ilginçtir.


Kazak Abdal(XVI yüzyıl):Romanya TürkIerinden oIduğu söylenir.Bektaşi Tarikatı'na bağIıdır.Taşlama özellikli şiirIe­riyle bilinir.


Pir Sultan Abdal(XVI. yüzyıl):Sivas Dolayları'nda yetiş­miş,bir isyana karıştığı için idam ediImiştir.Bazı şiirIerinde KaracaoğIan gibi dünya güzelliklerini,bazılarında Kö­roğIu gibi cenk duygularını,bazılarında da Yunus’un üslubuyla ilahi aşkı ve tasavvufla ilgili temaları işlemiştir.Bü­tün şiirleri hece ölçüsüyle ve duru bir halk diliyle yazılmıştır.Koşma,semai,varsağı biçimlerini kullanmıştır.


Hatayi(1486-1524):Safevi Hükümdarı Şah İsmail’dir.Ak­koyunlu TürkmenIerindendir.Azerbaycan Türkçesiyle yazdığı “deme” ve “nefesleri”, AnadoIu’da da seviImiştir.Farsçayla ve aruzla yazıImış şiirIeri de vardır.


Uyarı:Tasavvuf büyüklerinin hayatları ve kerametleri ile ilgili öykülere menakıpname veya velayetname adı verilir.Menakıpnameler,efsane-menkıbe biçiminde ve olağanüstülüklerle karışık olarak halk arasında doğar,sonra yazıya geçirilir.Genellikle düzyazı biçimindedirler.Manzum-düzyazı karışık olanları ya da tamamen manzum olanları da vardır.

Tasavvuf,Türklerin İslamiyet'i kabulunden sonra Anadolu'da kendini göstermiştir.Tasavvuf düşünürlerine "mutasavvıf" denir.Mutasavvıflara göre Allah'ı bilmeden,O'na ulaşılamaz.Dini tasavvufi halk edebiyatı;Allah Aşkı,doğruluk,nefse hakim olma,ahlak,toplum gibi konuları işler.

Manzum Eserler:Şiirsel özelliğe sahip,dini tasavvufi halk edebiyatı ürünleridir.

İlahi:Türk Halk Edebiyatı'nda din ve tasavvuf konularında,ezgiyle söylenen şiir türüdür.İlahinin özel bir biçimi yoktur.Koşma ve semai biçimlerinde olur.7-8 heceli olanları genellikle dörtlüklerden,11 ve daha çok heceli olanları ise beyitlerden oluşur.

Nefes:Alevi ve Bektaşi şairlerin;Ayinlerde,meclislerde ezgiyle okunan ve koşma biçimindeki şiirleridir.

Nutuk:Tarikata yeni giren dervişlere tarikat derecelerini,tarikat adâbını öğretmek için söylenmiş şiirlerdir.

Deme:Tükmen Alevi Bektaşilerinin,aşık tarzı halk edebiyatı nazım türü olan nefese verdiği isimdir.

Devriye:Özellikle Alevi-Bektaşi Edebiyatı'nda,tasavvuf düşüncesinin devir kuramını konu edinen şiirlerdir.Destan,koşma,nefes ve ilahi gibi biçimlerinde yazılırdı.

Şathiye:Tekke şairlerinin,tasavvuf konularını örtülü bir biçimde işledikleri ve Tanrı'ya senli benli bir söyleyişle seslendikleri şiir türüdür.Şathiyelerde dinsel inançlar konu edilinirken,yer yer alaycı bir dil kullanılır.İlk bakışta saçma sanılan bu sözlerin,yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği görülür.Şeriata aykırı ya da anlamsız gibi söylenmiş şathiyeler,varlık birliği inancına bağlı türlü görüşleri yansıtır.

Mensur Eserler:

Düz yazı(nesir) olarak yazılmış yapıtlardır.

Fütüvvetname:Fütüvvetle ilgili değerlendirmelere,geleneklere yer verildiği;Fütüvvetin ilkelerini,tarihini,niteliklerini ve törelerini konu edinen yapıtlara verilen addır.Bu yapıtlarda;Fütüvvetlerin özellikleri açıklanır,fütüvvet yoluna girerken uyulması gereken kurallar belirtilir.Günümüze ulaşan en eski fütüvvetname,10. yüzyılda mutasavvıf Sülemi tarafından yazılan Arapça Kitab ül-fütüvve'dir.
Silemi;Yapıtlarında füttüvetin kurallarından,yolundan ve yordamından söz eder;Fütüvveti uygunsuz davranışlardan kaçınmak,Tanrı'ya itaat etmek,ahlak üstünlüklerini ve güzelliklerini korumak şeklinde tanımlar.

Gazavetname:Türk Edebiyatı'nda,savaşları konu edinen yapıtlara verilen isimdir.
Gazavetname ile daha çok din düşmanları üzerine gazilerin düzenledikleri akın ve savaşları,bu sırada gösterilen kahramanlıkları anlatan yapıtlar kastedilir.Bir kentin ya da bir kalenin alınmasını konu edinen yapıtlara "fetihname", düşmanın yenilgisiyle biten savaşları konu edinenlere ise "zafername" denirse de,bu gibi farklılıklar daha sonra birbirine karıştırılmış ve bunların bütününe birden "gazavetname" denilmiştir.

Menakıbname:Menakıbnamelerde;Kahramanların,din ulularının,tarikat büyüklerinin yaşamları ve gösterdikleri kerametler yer alır.Kahramanlar;Olağanüstü nitelikler taşır,olağanüstü işler yaparlar.

Battalname:Battal Gazi'nin menkıbeleşmiş hayatı üzerine kurulmuş destansı halk hikayesidir.Yapıtta;Battal Gazi'nin tarihsel kişiliği çerçevesinde oluşan menkıbelerin yanısıra,başkalarına ait kahramanlıkların Battal'a mal edilmesi ve hikâyecinin düşsel katkısı ile oluşan;Böylece gerçek tarihten iyice uzaklaşan serüvenler anlatılır.Battal'ın adı çerçevesinde oluşmuş iki halk hikayesi vardır:Arapça "Z'at ül-himme" (halk ağızında Zelhimme) ile Türkçe "Battalname".

Yazıdaki bazı cümle düşüklüklerini ve imla,noktalama hatalarını düzenlemek durumunda kaldım.İlgili kişi(ler)den,bu durumdan dolayı özür diliyorum...
Cevapla


Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri
» Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri resimleri

  Puanı : 5.3 / 10 | Oy : 29 kişi | Toplam : 154

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim