Anasayfa > Sözlük > E > Edebi Sanatlar


Reklamlar
Edebi SanatlarEdebi Sanatlar
Sonuç : 2 adet ilgili resim bulundu..
1 - İNTAK (KONUŞTURMA) SANATI
- Cansız varlıkları ve insan dışındaki canlıları insan konuşturmaya intak denir.
- Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı.
- Minik kuş:’’Anne beni rüyalar ülkesine götür.’’diye yalvarıyordu.
- Not: İntak sanatının olduğu her yerde doğal olarak teşhis sanatı vardır.

2 - TEZAT SANATI
- Aralarındaki bir ilgiden dolayı aynı konu ile ilgili karşıt kavramların ya da özelliklerin bir arada kullanılmasıdır.
Ağlarım hatıra geldikçe gülüşlerimiz.
.
Neden böyle düşman görünürsünüz.
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar.
Bende gördüm güneşin doğarken battığını

3 - MÜBALAĞA (ABARTMA) SANATI
- Bir varlığın, olayın ya da durumun olduğundan büyük ya da küçük gösterilmesine mübalağa denir.
Âlem sele gitti gözlerimin yaşından.
.
Aramazdık gece mehtabı yüzün parlarken
Bir uzak yıldıza benzedi güneş sen varken.

4 - HÜSN-İ TALİL SANATI
- Bir olgunun gerçek nedeni bilindiği halde onu başka bir nedenden oluyormuş gibi gösterme sanatıdır. Gerçek sebep inkâr edilerek yerine heyecan verecek bir neden gösterilir. Gösterilen neden güzel olmalıdır.
Ateşten kızaran bir gül ararda
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi
Biz mutlu olalım diye her şey yeşile boyanmış

5 - TEVRİYE SANATI
- Nükte yapmak için iki anlamı bulunan bir sözcüğün uzak anlamını kastederek kullanma sanatıdır.
Bir buse mi bir gül mü dedi gönlüm
Bir nim tebessümle o afet gülüverdi.
Bize Tahir Efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir
Maliki mezhebim benim zira
İtikadımca kelp Tahir’dir (Kelp; köpek demektir. Tahir; temiz demektir.
Maliki mezhebine göre köpek temiz varlıktır.)

6 - TECAHÜL-İ ARİF SANATI
- Bir nükte yapmak için bildiği bir şeyi bilmezlikten gelmeye tecahül-i arif denir
.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar, ateş yakarmış.

7 - TELMİH SANATI
- Bir mısrada veya cümlede geçmişte yaşanmış olan, herkesçe bilinen bir olayı veya şahsı hatırlatmaya telmih denir. …
Tur Dağı’nda Musa ile çağırayım Mevla’m seni
KİNAYE SANATI
- Bir kelimeyi veya sözcük grubunu hem gerçek hem de mecaz anlama gelecek şekilde kullanmaya kinaye denir. Kinaye de mecaz anlam kastedilir
.
Düşenin elinden tutmak gerekir Ali gözü açık bir çocuktur

8 - TARİZ (İRONİ) SANATI
- Birini küçük düşürmek ve onunla alay etmek amacıyla sözün ya da kavramın gerçek ve mecaz anlamı dışında büsbütün tersini kastetmektedir.
Düşük alan bir öğrenciye:’’Allah nazardan korusun, bu ne büyük başarı.’’demek gibi.

9 - TENASÜP SANATI
- Anlam bakımından aralarında ilgi bulunan iki veya daha fazla kelimenin bir arada (beyit-mısra- dörtlük) kullanılmasına denir.
Nedir bu zulüm, bu haksızlık, bu işkence.

10 - LEFF-Ü NEŞİR (TOPLAYIP DAĞITMA) SANATI
- Birinci mısrada toplanan en az iki kavramın ikinci mısrada bir benzerinin söylenmesine denir.
Gönlümde ateştin, gözümde yaştın
Ne diye tutuştun, ne diye taştın.

11 - CİNAS SANATI
- Mısra sonlarında sesteş sözcüklerle yapılan uyaklara cinas sanatı denir.
Kalem böyle çalınmış yazıma
Ne kışım benzer kışıma
Ne yazım benzer yazıma

Kısmetindir gezdiren yer yer seni
Arşa çıksan da bu akıbet yer yer seni.

12 - SECİ
- Düz yazıda, kelimelerin kafiyeli olacak şekilde sıralanmasına denir
Sarı saçlı sevgilim seni saat sekizde saray sinemasında bekliyorum.

13 - ALİTERASYON
Mısra veya beyitte ahenk oluşturacak şekilde aynı sesin veya hecenin tekrarlanmasına denir.

14 - AKROSTİŞ SANATI
Mısraların baş harflerinin birleşmesi sonucu anlamlı bir kelime veya isim çıkacak şekilde şiir yazmaktır.
Nasıl ağlar hazan erince yapraklar
İntizar ile bî-mecal sararıp düşerken
Hayalî kaplar ufku geçen yazın
Artık sade hatırası kalacaktır
Leylâklarda müteessir solan

15 - İRSAL-İ MESEL ( Örnek, misal getirme)
Yazılı ve sözlü anlatımda bilhassa şiirde ifade edilen düşünceyi ispat etmek, pekiştirmek ya da daha etkili kılmak maksadıyla meşhur bir sözü ya da vecizeyi söyleme, kullanma sanatıdır. Bu sanat özellikle muhatabı ikna etmek maksadıyla yapılır ve kullanılan atasözü ve vecizeler Türkçenin yanı sıra Farsça veya Arapça da olabilir.
Kirpikleri uzundur yârin hayale sığmaz
Meşhur bir meseldir “Mızrak çuvala sığmaz”
Hevâî
Mesel: Örnek, benzer, numune; anlamlı ve dokunaklı etkili söz; ahlâka yararlı hikâye
darb-ı mesel: Atasözü
Sevgilini kirpikleri öyle uzundur ki hayale bile sığmaz, hayal dahi edilemez. Meşhur bir atasözü dür; Mızrak çuvala sığmaz.

16 - TEŞBİH (BENZETME)
- Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır.
Şair, kendisini etkileyen bir olay veya varlık karşısında heyecanlanır, bu heyecanını daha kuvvetli ve tesirli anlatabilmek için, o ruh hâlini okuyucuda daha iyi canlandırabilecek benzetmeler yapma yoluna gider ve bunun sonucunda da teşbih sanatı meydana gelmiş olur.

Teşbih sanatında en az iki, en fazla dört öğe bulunur. Öğeleri şunlardır :
1- Benzeyen (müşebbeh, teşbih edilen, benzetilen) : Birbirine benzetilen şeylerden nitelik bakımından güçsüz olanıdır.
2- Kendisine Benzetilen : Birbirlerine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha üstün ve güçlü olanıdır.
3- Benzetme Yönü : benzeyen ve kendisine benzetilen arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı belirtmek için yapılır. (Ancak bu ortak nokta her zaman vurgulanarak zikredilmeyebilir.)
4- Benzetme Edatı : Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir. Teşbihte genellikle şu kelime ya da ekler benzetme edatı olarak kullanılır :
Âdeta, andırır, benzer, bigi, çü, çün, gibi, gûnâ, gûne, gûyâ, gûyiyâ, kimi, mânend, meğerki misal, misillü, misl, nitekü, nitekim sanki sıfat (gül- sıfat), tek, tıpkı, -asa, -vâr, -veş vb.
Aşağıdaki örnekte benzetme ögelerini topluca görebilmekteyiz.

Örnekler:
Durmuş zaman gibiydi geçmeyen zaman.
Yahya Kemal
1- Benzeyen (benzetilen) : zaman
2- Kendisine benzetilen: durmuş saat
3- Benzetme yönü ( : durup geçmemek, ilerlememek, durmuş
4- Benzetme edatı: gibiydi

Ali aslan gibi cesurdur.
1- Benzeyen-benzetilen: Ali
2- Kendisine benzetilen: aslan
3- Benzetme yönü: cesaret
4- Benzetme edatı: gibi

17 - İSTİARE (İĞRETİLEME)
- Teşbihin ana öğelerinden sadece kendisine benzeyen ya da kendisine benzetilenle yapılan teşbihe istiare denir. Kendisine benzetilenle yapılana "açık istiare" kendisine benzeyenle yapılana "kapalı istiare" denir.

Açık İstiare Kapalı İstiare
Benzeyen-Yok Benzeyen-Var
Benzetilen-Var Benzetilen-Yok

- Bir ihlal uğruna Rab ne güneşler batırıyor.
K.Benzetilen
- Uludağ etekleri al ipekten bu akşam.
- Karadutum, çatal karam, çingenem
- Nar tanem, nur tanem, bir tanem
- Varsın rüzgâr bahçelerde gezsin
- Ay zeytin ağaçlarından yere damlıyordu.


18 - TEŞHİS (KİŞİLEŞTİRME) SANATI
- Cansız varlıklarla ve insan dışındaki canlılara insan özellikleri vermeye teşhis sanatı denir.
Onun ölümüne gökyüzü ağladı.
İçmiş gibi geceyi bir yudumda,
Göğün mağrur bakışlı bulutları.
Ay suda bestelerken en güzel şarkısını
Küreklerim de suya en derin şiiri yazdı.

Edebi Sanatlar | Ekleyen: | Tarih: 05-Sep-2011 17:47. | Bu yazı 119748 kez okundu..

Edebi Sanatlar ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Güzel Sanatlar

Devamini Oku
Güzel Sanatlar İnsanda heyecan ve hayranlik uyandiran sanatlar. Bu sanatlar marangozluk, demircilik, dülgerlik gibi, el işinden çok, ruh ve duyguyu ilgilendiren sanatlardir. Güzel sanatlar içine, ortaçağ bilginleri tarafindan on sanat sokulmuştur. Bunlar da: sarf (dilbilgisi), nahiv (sözdizimi), ilmi beyan (güzel konuşma bilimi), belagat (güzel konuşma bilimi), hesap felsefe, musiki, hendese geometri), ilmi heyet (astronomi) idi. Fakat bunlardan çoğu, bilimler arasina girmiş ve güzel sanat olmaktan çikmiştir. Güzel Sanatlarin Çeşitleri:...

Söz Sanatları

Devamini Oku
Söz Sanatı Nedir ? Söz sanatları; anlama derinlik, yoğunluk katmak ya da söyleyişi daha etkili hale getirmek için başvurulan söz oyunlarıdır. Söz sanatlarının bir bölümü söyleyişe, bir bölümü ise anlama dayalıdır. Bunlar genellikle şiirde görülür. Bunun nedeni, şiirin biçimsel ve anlamsal özellikleridir. Söz sanatları nelerdir ? 1- Teşbih (Benzetme) Özellikleri yönüyle zayıf olan varlığın kuvvetli varlığa benzetilmesi sanatıdır. 2- İstiare ( Eğretileme ) Yalnızca benzeyen ya da benzetilenle kurulan benzetmedir. 3. Mecaz – ı...

Edebi Eser

Devamini Oku
Edebi Eser : Duygu, düşünce ve hayallerimizi sözle veya yazıyla etkili bir biçimde dile getiren esere edebi eser denir. Edebi Eser Nedir? Tanımı ve Özellikleri Yaşanan, görülen, duyulan, bir olayın ya da bir duygu veya düşüncenin estetik ölçüler içinde anlatıldığı eserlere, edebi eser denir. Edebi Eserlerin Özellikleri a-) Edebi eserin dili, dilin günlük kullanımından farklı olarak, okuyucuda güzel duygular uyandıracak şekilde olmalıdır. b-) Edebi eserde, ele alınıp işlenen belli bir konu ve bu konunun işlenmesinde belli bir amaç olm...

Edebi Sanatlar

Devamini Oku
1 - İNTAK (KONUŞTURMA) SANATI - Cansız varlıkları ve insan dışındaki canlıları insan konuşturmaya intak denir. - Mor menekşe:’’Bana dokunma;’’diye bağırdı. - Minik kuş:’’Anne beni rüyalar ülkesine götür.’’diye yalvarıyordu. - Not: İntak sanatının olduğu her yerde doğal olarak teşhis sanatı vardır. 2 - TEZAT SANATI - Aralarındaki bir ilgiden dolayı aynı konu ile ilgili karşıt kavramların ya da özelliklerin bir arada kullanılmasıdır. Ağlarım hatıra geldikçe gülüşlerimiz. . N...

Dil - Kültür - Edebiyat İlişkisi

Devamini Oku
Dil, edebiyatın temel taşı olduğu gibi kültürün de taşıyıcısıdır.Bir milletin yarattığı edebiyat, o milletin kültür birikiminin bir yansımasıdır. Dil olmadan ne kültür ne de edebiyat olur. Bu üç öğe birbirini tamamlar. Kültür, bir toplumun tarihi gelişme süreci içinde meydana getirdigi maddi ve manevi degerlerin bütününü ifade eder.Bir dil sanatı olan edebiyat da kültürün içinde yer alır. Gerçekte kültürün temelini dil oluşturur. Çünkü Dil, bir çok kültür degerinin yaratıcısı oldugu gibi bir çogunun da taşıyıcısı durumundadır. Maniler,t...

Türk Edebiyat Tarihi

Devamini Oku
Türk Edebiyatı, Türklerin dâhil oldukları üç medeniyet ve kültür dairesine paralel olarak üç safhada incelenmektedir. 1. İslâmiyet’ten Önceki Türk Edebiyatı, 2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı, 3. Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatı. Bu tasnif Fuat Köprülü tarafından ortaya atılmış ve edebiyat araştırmacıları tarafından bugüne dek kullanılagelmiştir. Türk Edebiyatının Devirlere Ayrılmasında Kullanılan Kıstaslar Türk edebiyatı devirlere ayrılırken değişen dil anlayışı, kültürde görülen farklılaşma, yeni dinî hayat, dil coğraf...

Görsel Sanatlar

Devamini Oku
Görsel Sanatlar (Plastik Sanatlar) : Çizgi, boya ve hacim veren maddelerle göz duyumuzu algılayan sanatlara denir. Örneğin; resim, heykel, mimari ve fotoğraf sanatı gibi.. Bakınız : Güzel Sanatlar Görsel sanat, göze hitab eder. İşitsel sanat,kulağa hitab eder. Son olarak dramatik sanat, hem göze hem kulağa hitab eder. Görsel sanatlar; resim,fotoğraf,mimari ve heykel. İşitsel sanatlar; şiir,edebiyat ve müziktir. Dramatik sanatlar; bunların hepsini kapsar. Yani; resim,fotoğref,mimari,heykel,şiir,edebiyat ve müziktir. Görsel sanat da...

Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı Türk Şiiri

Devamini Oku
Horasan’dan Ahmet Yesevi’ye bağlı erenlerin Anadolu’ya gelmeleriyle başlayan tasavvuf akımı, Anadolu’ daTasavvuf Edebiyatının doğup gelişmesini sağladı. İslam dininin ve yapılan ibadetlerin daha kolay anlaşılması amacıyla tekke çevrelerinde, halkın her kesiminin anlayabileceği şiirler söylenmeye başlandı. Zamanla bunlar gelişerek ”dini-tasavvufi Türk şiir” geleneğini oluşturdu. Tasavvuf, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaya, kendi varlığını, Allah sevgisiyle eritip. O’nun emir ve yasaklarına uyarak son...

Tanzimat Dönemi Edebiyatı

Devamini Oku
Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1869) Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, "Tanzimat edebiyatı" adı altında toplanır. "Batılılaşma" olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler. Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti. Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: 1 - Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşa'yı kapsayan birinci kuşak (1860...

Tanzimat Döneminde Ortaya Çıkan Edebi Eserler

Devamini Oku
Soru : Tanzimatın ilanından sonra edebiyatımızda hangi edebi türlerin görülmeye başladığını söyleyiniz?Cevap : Gazete ile birlikte makale, fıkra gibi türlerle roman, hikaye ve tiyatro gibi türler de Tanzimatla birlikte ortaya çıkan edebi türlerdir. Bu türlerde hangi eserler verildiğini öğrenmek için yazımızın devamını okuyabilirsiniz.Tanzimat döneminde ortaya çıkan edebi türler İlk tiyatro denemesi bu dönemde yapıldı. İlk düz yazı bu dönemde yazıldı. İlk anı bu dönemde yazıldı. İlk çeviri roman yine bu dönemde yazıldı. Bu ilklerin det...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 17:51:01 09.05.2011  Güncelleme: 17:53:26 09.05.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Edebi Sanatlar - Söz Sanatları

ANLAM SANATLARI
TEŞBİH (BENZETME): Aralarında türlü yönlerden benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden, benzerlik bakımından güçsüz durumda olanı daha üstün olana benzetmektir. Dört öğesi vardır. (Benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü, benzetme edatı).

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.
Benzeyen benzetilen benzetme edatı benzetme yönü

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
Benzetilen benzetme edatı benzetme yönü

Askerlerimiz aslan gibi kuvvetlidir.
Benzeyen benzetilen benzetme edatı benzetme yönü

A) TEŞBİH-İ BELİĞ (GÜZEL BENZETME): Sadece benzeyen ve benzetilen öğelerle yapılan benzetmedir. Benzetme yönü ve benzetme edatı kullanılmaz.

Gürz ayaklı
Kalkan elli
Sancaktar olduğu
Sancak tutuşundan belli
F.H.Dağlarca

• Divan edebiyatındaki mazmunların çoğu teşbih-i beliği sanatına örnektir.
Servi boy, elma yanak, gonca ağız, kiraz dudak..........

B) YAYGIN BENZETME: Benzeyenle benzetilen arasındaki birden çok özelliklerin sıralanmasıyla yapılan benzetmedir.
Aşağıdaki örnekte “vatan” bir çınara benzetilmiştir.

ÇINAR

Hani bir gün seninle Topkapı’dan
Geliyorduk; yol üstü bir meydan
Bir çınar gördük; Enli, boylu, vakur
Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrur
Koca bir gövde, belki altı asır
Belki ondan da fazla dalgın, ağır
Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş;
Öyle serpilmiş, öyle yükselmiş
.........................
Tevfik Fikret

2) İSTİARE (EĞRETİLEME): Benzetme sanatının temel öğelerinden benzeyen ve benzetilenden sadece birinin kullanılmasıyla yapılan benzetmeye denir. Diğer bir deyişle, bir şeyi kendi adının dışında türlü yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anma sanatıdır. Bu bakımdan istiare hem bir benzetme hem de mecaz sanatıdır.

A) AÇIK İSTİARE: Benzetme öğelerinden yalnızca benzetilenle yapılan istiaredir.
“Aslanlarımız düşmanı denize döktüler”

“Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.
Bir hilâl uğruna ya Rab ne güneşler batıyor”.

Yukarıdaki örneklerde altı çizili sözcüklerde, askerlerimizle, “aslan” ve “güneş” arasında birer benzetme yapılmıştır. Burada benzeyen (benzetme bakımından zayıf olan öğe, yani askerler) söylenmemiş, kendisine benzetilen (benzetme bakımından güçlü olan öğe, yani aslan ve güneş) söylendiğine göre bu benzetmeler “açık istiare”dir.

B) KAPALI İSTİARE: Benzetme öğelerinden sadece benzeyenin bulunduğu (kendisine benzetilenin bulunmadığı) benzetme sanatına “kapalı istiare” denir.
“Askerlerimiz, kükreyerek düşmana saldırdı”.

Yukarıdaki örnekte askerler, aslana benzetilmiştir. Güçlü olan öğe yani aslan (benzetilen)söylenmemiş, sadece benzeyen söylenmiş olduğundan bu benzetme bir “kapalı istiare”dir. (Kişileştirme sanatının bulunduğu her dizede kapalı istiare de vardır).

Kıyı takmış yaprağını gülünü
Mahzun hudutların ötesinde akan sular
Boynu bükük adalar, tanıyorsan ki bizi.

C) YAYGIN İSTİARE: Benzetmenin temel öğelerinden yalnız biriyle, çok sayıda benzerlikleri sıralayarak yapılan istiaredir. Örneğin Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” adlı şiirinde “ruh” söylenmemiş (benzeyen), Benzetilen yani “gemi” söylenmiştir.

3) MECAZ: Bir sözü gerçek anlamının dışında kullanma sanatıdır.

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni
Yunus Emre

Yukarıdaki dörtlükte “yanmak”, aşağıdaki dörtlükte de “deynek” sözcüğü mecaz sanatına örnektir.

Anavarza at oynağı
Kana bulanmış gömleği
Kıyman a zalimler kıyman
Kör karının bir deyneği

4) MECAZ-I MÜRSEL (MÜRSEL MECAZ): Bir sözün benzetme amacı gütmeden gerçek anlamının dışında başka bir sözün ya da kavramın yerine kullanılmasıdır. Kavramlar arasında benzetmenin dışında, gerçek veya mecazlı anlamlar arasında parça-bütün, özel-genel, neden-sonuç... gibi ilgiler bulunur.

Anadolu, hepimize hınç ve şüpheyle bakıyor.
Anadolu’da
yaşayanlar

Çankaya, bu gelişmelere sessiz kalamazdı.
Cumhurbaşkanlığı
makamı

O, beyaz perdenin en güzel sanatçısıdır.
Sinema

Çatma, kurban olayım çehreni ay nazlı hilâl.
Türk bayrağı

Sobayı yaktınız mı?
Odun/kömür

O, ülkemizin en güçlü raketlerinden biridir.
Tenis oyuncusu

Siz, hiç Yaşar Kemal’i okudunuz mu?
Eserleri

Son günlerde Vivaldi dinliyorum.
Eserleri

Gökten bereket yağıyor.
Yağmur

5) KİNAYE: Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanma sanatıdır.

Ey benim sarı tanburam Ben toprak oldum yoluna
Sen ne için inilersin Sen aşırı gözetirsin
İçim oyuk derdim büyük Şu karşıma göğüs geren
Ben onun’çün inilerim Taş bağırlı dağlar mısın?
Pir Sultan Yunus Emre

Yukarıdaki dörtlüklerde altı çizili sözcükler hem gerçek hem de mecaz anlamlarını düşündürecek şekilde kullanılmıştır.

6) TEVRİYE: İki ya da daha çok anlamı olan bir sözün yakın ve uzak anlamlarını birlikte kastetme sanatıdır.

Bana Tahir Efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zâhirdir.
Mâliki mezhebim benim zirâ
İtikadımca kelp tâhirdir.

Tahir: 1) Özel isim;2) Temiz
Kelp: Köpek

7) TARİZ: Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecazlı anlamı dışında büsbütün tersini kastetmektir. Genellikle bir kişiyi ya da durumu iğnelemek, alaya almak için yapılır.

Bir yetim görünce döktür dişini
Bozmaya çabala halkın işini
Günde yüz adamın vur kır dişini
Bir yaralı sarmak için yeltenme
Huzuri

8) TEŞHİS VE İNTAK (KİŞİLEŞTİRME VE KONUŞTURMA): İnsana özgü niteliklerin başka varlıklara aktarılmasına, onlara kişilik kazandırılmasına “teşhis”; onların konuşturulmasına da “intak” denir. İntak sanatının bulunduğu her yerde teşhis sanatı da vardır.

Toros dağlarının üstüne Batı isteyü haktan ayrıldım
Ay un eledi bütün gece Boynuz umdum kulaktan ayrıldım.
(Hârname, Şeyhi)
Masallar ve fabller, teşhis ve intak sanatına an çok rastlanan türlerdir.
Kurnaz tilki sesini yumuşatarak, ona
Dedi ki: ”Kardeşciğim artık dostuz;
Müjde getirdim sana in de öpüşelim;
Barış oldu hayvanlar arasında.”

9) TENASÜP (UYGUNLUK): Bir dize, beyit ya da dörtlük içinde anlamca birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanma sanatıdır.

Lâleyi sümbülü, gülü hâr almış.
Zevk u şevk ehlini âh u zâr almış.
Bu beyitte lâle, sümbül, gül, hâr (diken) arasında ayrıca zevk, şevk ve âh, zâr sözcükleri arasında tenasüp sanatı vardır.

10) LEFF Ü NEŞR: Genellikle bir beyit içinde birinci dizede en az iki şey söyleyip, ikinci dizede bunlarla ilgili benzerlik ve karşılıkları verme sanatıdır.

Bâran değil, şafak değil, ebr-i seher değil
Gözyaşıdır, ciğer kanıdır, dâd-ı ah’tır.
Bu dizelerde bârana (yağmur) karşılık olarak gözyaşı, şafağa (güneşe batarkenki kızıllık) karşılık olarak ciğer kanı, ebr-i seher’e (sabah bulutu) karşılık olarak dud-ı ah (ah’ın dumanı) verilmiştir.

Bağ-ı dehrin hem baharın hem hazanın görmüşüz.
Bir neşatın da gamın da rüzgarın görmüşüz.

11) TECAHÜL-İ ARİF: Bilinen bir gerçeği bir nükteye dayanarak bilmiyormuş gibi söylemektir.

Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım
Nahifi

Ey şuh Nedima ile bir seyrin işittik
Tenhaca varıp Göksu’ya işret var içinde
Nedim

Yukarıdaki dizelerde şairler kendi yaşadıkları olayları bilmiyormuş gibi sorarak tecahül-i arif sanatı yapmışlardır.

12) HÜSN-İ TALİL (GÜZEL NEDENE BAĞLAMA): Herhangi bir gerçek olayın meydana gelmesini hayali ve güzel bir nedene bağlamaktır. Ancak bu nedenin kesin bir yargıya dayanması gerekir. Hüsn-i talil’de de tecâhül-i arif’te olduğu gibi gerçek bir nedeni bilmezlikten gelme gibi bir durum vardır. Hüsn-i talil’i, tecâhül-i ariften ayıran yön, gerçek bir olayın hayali nedene bağlanmasıdır.

“Güzel şeyler düşünelim diye yemyeşil oldu ağaçlar”
(İlkbaharda doğanın uyanması, ağaçların yapraklanması gibi gerçek bir olay, hayali bir nedenle açıklanmış).

“Güller ki yüzünün renginden utandıkları için kızardılar”.

Niçin sık sık bakarsın öyle mirat-ı mücellâya
Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kâfir
Nedim
(Mirat-ı mücellâ: Parlak ayna)

13) MÜBALAĞA (ABARTMA): Bir sözün etkisini güçlendirmek amacıyla bir şeyi ya olamayacağı bir biçimde anlatmak ya da olduğundan pek çok veya pek az göstermektir.
Alem sele gitti gözüm yaşından.

Söyle nâz uykusuna varmış o yâr ey Bâki
Ki cihan halki figan eylese bidâr olmaz.

Merkez-i hâke atsalar da bizi
Kürre-i arzı patlatır çıkarız.
Namık Kemal
(Yerkürenin merkezine de atsalar bizi, yerküreyi parçalar yine dışarı çıkarız).

14) TEZAT (KARŞITLIK): Birbirine karşıt düşüncelerin, kavramların, duyguların bir arada kullanılmasıdır.

Ne siyah eylemiş bu nasiyeyi
Saçımı bembeyaz eden bahtım.
Abdülhak Hamit
(Nasiye: alın)

Ne efsun-kâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet
Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Namık Kemal
(Ey özgürlük ne kadar büyüleyiciymişsin, tutsaklıktan kurtulduk ama bu kez de senin tutsağın olduk).

15) TEKRİR: Sözün etkisini güçlendirmek amacıyla anlamın üzerinde yoğunlaştığı sözcük ya da söz öbeklerini arka arkaya yinelemektir.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.
Necip Fazıl

Büyüksün ilahi büyüksün büyük
Büyüklük yanında kalır pek küçük
Ali Haydar Bey

16) NİDA (SESLENME): Şairin çok duygulanması ve heyecanlanması sonucunu doğuran olayları ve varlıkları göz önüne getirip “ey, hey” gibi ünlemlerle onlara seslenmesidir.
Ey köhne Bizans, ey koca fertut-i musahhir
Ey bin kocadan arta kalan bive-i bâkir.
(Sis, Tevfik Fikret)

17) İSTİFHAM: Yanıt alma amacı gütmeden, duyguyu ve anlamı güçlendirmek için, anlatılmak istenenlerin soru biçiminde anlatılmasıdır.

Beni candan usandırdı cefadan yâr usanmaz mı
Felekler yandı ahımdan muradım şemi yanmaz mı
Fuzuli

Kim söylemiş beni
Süheyla’ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş ama kim,
Eleni’yi öptüğümü,
Yüksek kaldırım’da güpegündüz?
Melahat’i almışım da sonra
Alemdar’a gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım, fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Orhan Veli

18) TELMİH (HATIRLATMA): Söz arasında herkesçe bilinen geçmişteki bir olaya, ünlü bir kişiye bir inanca ya da yaygın bir atasözüne işaret etmek, onu anımsatmaktır. Telmih edilen şey uzun uzadıya açıklanmaz, bir iki sözcükle anımsatılır.

Gökyüzünde İsâ ile
Tur dağında Musâ ile
Elindeki asâ ile
Çağırayım Mevlam seni
Yunus Emre
(Birinci dizede “Hz. İsa’nın göğe çıktığı inancı”na, ikinci dizede “Hz. Musa’nın Tur-ı Sinâ dağında Tanrı ile konuşması” olayına ve üçüncü dizede de yine “Hz. Musa’nın yere atınca yılan olan asasıyla gösterdiği mucizelere” telmih vardır).

SÖZ SANATLARI

19) CİNAS: Söyleniş ve yazılışları bir, anlamları farklı sözcükleri (sesteş, eşsesli) bir arada kullanma sanatıdır. (Aynı zamanda bir uyak türüdür).

Kısmetindir gezdiren yer yer seni
Göğe çıksan âkıbet yer yer seni.
İbni Kemal

Her nefeste eyledik yüz bin günah
Bir günaha etmedik hiç bir gün ah
Lâedri

20) ALLİTERASYON: Aynı ses ya da hecelerin bir ahenk yaratmak amacıyla tekrarlanmasıdır.

Dest-busi arzusıyle ölürsem dostlar (“S”)
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su
Fuzuli

Kara pulat uz kılıcım tartmayınca
Kara börklü koca başın kesmeyince
Alca kanın yer yüzüne tökmeyince
Karındaşım Kayan kanın almayınca
Komazım..........
Dede Korkut

21) SECİ: Nesirde yapılan kafiyeye “seci” denir.

“İlahi her neyi gülzâr ettinse anı ittim. İlahi elime her ne sundunsa anı tattım. İlahi gönlüm oduna ne yaktınsa o tüter. İlahi vücudum bahçesine ne diktinse o biter.”
Sinan Paşa

EK:

SEHL-İ MÜMTENİ: Söylenmesi kolay göründüğü halde, benzerinin yazılması veya söylenmesi çok güç olan sözlere ya da yazılara denir.

Ete kemiğe büründüm
Yunus diye göründüm
Yunus Emre
(Şair bütün tasavvuf felsefesini, az sözle çok güçlü bir şekilde ifade etmiştir).

ARDA SİNDEL - TÜRKÇE ÖĞRETMENİ
Cevapla


Edebi Sanatlar
» Edebi Sanatlar resimleri

  Puanı : 5.8 / 10 | Oy : 42 kişi | Toplam : 243

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim