Anasayfa > Sözlük > R > Rönesans Felsefesi


Reklamlar
Rönesans yeniden doğuş anlamına gelir. Ortaçağın sonlarına doğru çağın özgür olmayan, belli sınırlar içine sıkıştırılmış bütüncül dünya görüşü çözülmeye başlamış; bu sayede bilgi problemi yeniden ele alınmaya çalışılmış, doğa gözlem ve deneyle yeniden incelenmiştir. Bilginin, insanoğlunun tabiata egemen kılan en güçlü araç olduğunun farkına varılmış ve bilimsel araştırmalar hız kazanmıştır. Antikçağın eserlerinin tercüme edilip incelenmesiyle bu gerçekleştirilmiştir.

Rönesans ilk İtalya’da ortaya çıkmıştır. Bunun bir takım nedenleri vardır. Bunlar İtalya’nın coğrafi konumu, haçlı seferlerinde oynadığı rol (Hıristiyanlığın merkezi sayılan Vatikan’ın burada olması) ve ticari canlılığa sahip olması gibi nedenlerdir. Bu faktörler İtalya’da Hümanizm (insancı) denen akımın doğmasına neden olmuştur. 13 y.y.’un sonlarına doğru başlayan bu hareket, aklın her türlü otoriteden bağımsız olmasını temel almıştır.

14.yy’da evrensel ortaçağ devleti ayrı ayrı ulusal devletlere bölünmeye başlamıştır. Orta sınıfın ekonomideki sıçramaları bazı dengelerin değişmesine neden olmuştur. Kilisenin maddi gücü sarsılmış ve derebeylik (feodalizm) zayıflamıştır. Şehirlinin yeni hayat görüşüyle kiliseye bağımlılıktan yavaş yavaş kopulmaya başlanmıştır. İşte bunlar eski ile yeninin çatışmasını doğurmuştur. Bir süre sonra yeni düşünce akımları, antikçağın eserlerinin incelenmesi sonucu doğmaya başlamıştır.

1. ORTAÇAĞ İLE RÖNESANS FELSEFESİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

1- Ortaçağ düşüncesinin bir birliği vardır. Oysa Rönesans’ta bu birlik bozulmuştur. Artık doğruya ulaştıran yol bir tane değildir.
2- Rönesans felsefesi antikçağ gibi insan ve evrene ilişkin bütün sorunları ele alır. Bunları çözmek için her türlü yolu dener. Bu yüzden birçok akım çıkar karşımıza.
3- Rönesans’ın ana eğilimi her türlü otoriteden bağımsız olmak iken, ortaçağda dine (kiliseye) bağımlılık vardır.
4- Ortaçağda doğru vahyin bildirdiği doğrudur. Rönesans’ta ise deneyin ve aklın sağladığıdır.
5- Ortaçağda felsefeciler din adamları iken Rönesans da yazarlar, araştırmacılardır.
6- Ortaçağda egemen dil Latince’dir. Rönesans da Latincenin yerini ulusal diller almıştır.
7- Ortaçağ da doğrular hazır olarak verilmiş iken Rönesans’ta bu bilgiler hazır verilmemiştir.

2. RÖNESANS DÖNEMİ FELSEFİ AKIMLARI

Rönesans felsefesi üzerinde etkili olan akımlar şunlardır; Hümanizm, Plâtonizm, Aristotelizm, Septisizm, Atomizm, Reformation.

Hümanizm akımı; modern insanın yeni hayat görüşünü dile getirir. Rönesans felsefesinin temelini hümanist dünya görüşü oluşturur. Rönesans hümanizmi (insancılığı) bireycidir. Kendi özgür iradesiyle evet veya hayır diyebilen bireydir. İnsanın değeri doğrudan doğruya kendisinden kaynaklanır. İnsan kendi hür iradesiyle kurduğu devlet düzeni içerisinde kendisini en son sınırlarına kadar geliştirebilen bireydir. Bu akımın en önemli temsilcisi İtalyan şair ve bilgin Petrarca’dır. Diğer temsilcileri Machiavelli ve Montaigne’dir.

Plâtonizm; İtalya’da Platon akademisinin kurulmasıyla etkili olmaya başlamıştır. Bu okulun en önemli düşünürleri Bessarion, Ficinus ve Mirandola’dır. Mirandola Yunanlılık ve Yahudiliği kapsayıcı bir Hıristiyan felsefesi içinde birleşebileceğini savunur. Bu anlayışı aynı zamanda Natüralist ve Pozitivist bir yön taşır. İnsanın kendi alın yazısının özgür belirleyicisi olduğunu söyler. İnsan alınyazısının doğal bağlantılarına borçlu olduğunu söyler. Yıldızların insanın alınyazısı üzerinde bilinmeyen etkileri olmayacağını söyler.

Aristotelizm; bu akımı İbni Rüşdcüler ve Alexandristler diye 2’ye ayırabiliriz. İki akım ruhun ölümsüzlüğü konusunda şu ortak görüşü sunarlar: Bireysel ruh ölümsüz olamaz.

Septisizm; Montaigne otoritelere karşı tepki olarak şüpheciliği savunmuştur.

Atomizm; Demokritos’un atomcu anlayışından çok Epiküros’un atomcu anlayışı benimsenmiştir. Aristotelesçi, ortaçağ skolâstiği, doğayı organizma olarak görürken, atomcu anlayış doğayı mekanist olarak görür. Yani doğa gerçeğini atomlarda ve bunların hareketlerinde buluyordu.

Reformation; Rönesans’ın din konusundaki görüşleri Martin Luther’in başlattığı reform denilen din hareketinde somut gerçek olmuştur. (Protestan mezhebi ortaya çıkmıştır.) Reformun getirdiği dinsel yaşantının bağımsızlığı, akıl dini – doğal din denilen görüşte tam olarak gerçekleşir. Bu anlayışın temelinde Stoa felsefesi bulunur. Din tanrısal istencin kendini bildirmesi olan vahiy değil, aklın bir ürünüdür. Dinin temel inançlarını bize aklımız gösterir. Düşünce ile bunları buluruz. Çünkü bu tür inançlar bizim doğamızda yani aklımızda yerleşiktir. (Platon – Aristo’nun bilgiler doğuştan getirilir anlayışının etkisi ) Bu din akımının en önemli iki temsilcisi Jean Bodin ve Herbert Of Charbury’dir.

3. RÖNESANSTA DEVLET VE HUKUK FELSEFESİ

Rönesans’ta, ortaçağın dini kültürü yerine insanı ve özgürlüğü ön planda tutan bir anlayışın oluşturduğu kültürü görmekteyiz. Ortaçağ devleti, evrensel nitelikte bir devletti. Rönesans’ta insanlar, ulusal bilinçleri gelişmeye başlayınca, kendilerine engel olan ve engel olmaya çalışan kiliseye karşı çıkmışlardır. Bu gelişmeyle beraber bazı düşünürler çeşitli devlet modelleri geliştirmişler. Bu devleti teorileri ileride ulusal devlet şeklinde ortaya çıkacaktır. Bu devlet şekillerinin kiminde adalet kiminde özgürlük esas alınırken kiminde de iki ilke esas alınmıştır.

MACHİAVELLİ (1467 – 1527)

Rönesans’ta devlet konusunu işleyenlerin başında gelir. Ulusal devlet anlayışının temsilcisidir. Yaşadığı dönemin İtalya’sında küçük devletçikler vardır, bunlar sürekli olarak aralarında savaşarak çekişmektedir. Bu da yoksulluğa, açlığa neden olmaktadır. İşte bu durum, Machiavelli’yi ulusal devlet anlayışına sürüklemiştir. Onun ideal devlet anlayışı kuvvete dayanan mutlak otoritere şeklinde olan bir devlet anlayışıdır. Devlet gücünü halktan-ulustan almalı. Karşısında ve üstünde kiliseyi bulmamalı. Hukukta dini dogmalardan değil, devletin özünden üretilmelidir.

Devlet başkanının amacı devleti güçlü kılmaktır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için yapılacak her şey meşru sayılmalı, hoşgörü ile karşılanmalıdır. Devletin devamlı olabilmesi için öz ordusu da olmalıdır. Paralı askerle devleti savunmak olanaksızdır. Hukuk, ahlak devlet yüzünden vardır. Devletin sınırlarının bittiği yerde hukuk, ahlakta sona erer. Devlet, insanların doğal gereksinmelerinin bir yaratmasıdır.

J.BODİN (1530 – 1596)

Bodin mezhep kavgalarıyla bölünen Fransa’nın durumunu göz önünde bulundurarak mutlak monarşiyi savunmuştur. Devlet gücünün elde toplanmasını doğru bulur.

HUHO GROTİUS (1583 – 1645)

Liberal devlet anlayışının ve Liberalizmin kurucusudur. Görüşünü doğal hukuk üstüne kurar. Devlet hukuku korumak için oluşturulmuştur. Devletlerarası hukuktan bahseder. İnsanların özel mülkiyet hakkının olması gerektiğini savunmuştur.

THOMAS MORE (1478 – 1535)

Sosyalist devlet anlayışını savunmuştur. 1516 yılındaki Ütopya adlı eserinde İngiltere’nin o anki sosyal durumunu eleştirmiştir. Bu eserinde Platon’un Devlet adlı eserinden etkilenmiştir. Mal ve gücün sayıca az, zengin, işsiz, güçsüz sınıfın elinde toplanması nedeniyle halkın büyük kısmı maddi ve ahlaki yoksulluk içine düşmüştür. Bu durumdan kurtulmanın yolu özel mülkiyetin kaldırılmasıdır. Çünkü nerede özel mülkiyet varsa orada sosyal adaletten bahsedemeyiz. Herkesin mutluluğu için eşitlik ilkesi kullanılmalıdır.

Bu ideal durum, Büyük Okyanusta bulunan Ütopya adlı adada kendini gerçekleştirmiştir. Ütopya devleti mülkiyet ortaklığına dayanır. Para yoktur. Onun yerine değiş–tokuş vardır. İnsanlar günde 6 saat çalışır. Diğer zamanlarında ruhlarını olgunlaştırmak için bilim ve sanatla uğraşırlar. Bu ada da 54 şehir vardır. Hepsinde de aynı dil konuşulur ve hepsinde aynı kanunlar geçerlidir.

ÜTOPYA sınıfsız toplumdur. Fakat bu toplumda köleler vardır, bunlar savaş esirlerinden oluşur. Bunların hakları yoktur. Her türlü inanca ve dine hoşgörü vardır. Çoğunluk tek tanrıya inanır. Yöneticiler sıkı eleme ve eğitimden geçerek yetiştirilir.

TOMMASO CAMPENALLA (1568 – 1639)

Campenalla İtalyan rahip ve filozoftur. İspanyollara karşı isyan çıkarma suçundan 27 yıl hapse mahkûm olmuş ve Güneş ülkesi eserini burada yazmıştır. Bu eserinde ideal devlet anlayışını açıklamıştır. Bu devlette bilim ve felsefe egemendir. Devletin başında hem filozof hem de rahip olan hükümdar bulunur. Vatandaşlar sıkı denetim altında yetişirler ve burada tam ortaklık uygulanır. Her şey ortaktır. Bu sayede bencillik ortadan kaldırılır ve yurt sevgisi kazandırılır. Eğer böyle yapılmasa halk haksızlığa ve yoksulluğa düşecektir. (Bu gözlemlerini yaşadığı yer olan Napoli’den almıştır.) Özel mülkiyet yoktur. Günde 4 saat çalışılır. Diğer zamanlarda okumaya, bilgi edinmeye çalışılır. Bebekler doğar doğmaz anne babadan alınır ve devlet tarafından bakılır. Anne babalarını tanımaz. Aile yoktur. Devletin tek dini vardır ve herkes bu dine inanır.

FRANCİS BACON (1561 – 1626)

Yeni Atlantis adlı eserinde bilime dayalı devleti anlatır. Bu devlet “Ben Salem” adlı ada da tasarlanmıştır. Kendi dışındaki dünya ile hiçbir ilgisi olmayan bu adadan 12 yılda bir gemi dışarıya yollanarak, bilim ve teknik alanındaki gelişmeler öğrenilir. Bilimler hazinesi adındaki örgüt, her türlü bilimsel çalışma ve araştırmayı düzenleyen merkezdir. Ben Salem devleti yüksek kültürünü bu örgüte borçludur. Amaç toplumu, devleti bilgiye dayandırmak, onu bilimin verilerine göre düzenlemektir.

THOMAS HOBBES (1588 – 1679)

Devlet insanların bir araya gelmesiyle oluşturulan yapay bir kurumdur. İnsan kendi varlığını ayakta tutmaya ve korumaya çalışır. Bu onun bütün eylemlerini belirleyen güdüdür. Bu durumda herkes doğal nimetlerden elinden geldiğince yararlanmaya çalışacaktır. Bu yüzden herkes mecburi olarak birbirinin düşmanıdır. Bu nedenle herkes herkesle çatışarak varlığını ve çıkarını korumaya çalışacaktır. İnsandaki bu varlığını koruma güdüsü, bu durumdan kurtulup herkesin güvenliğini sağlayan bir durum bulmaya zorlamıştır. İnsanlar arasında anlaşmaya varılarak bir sözleşmeye gidilir. Böyle bu güvenliği sağlama hakkı insanların üstündeki bir güce devredilmiş olur. Bu güç işte devlettir. Yani devlet insanların kendi aralarındaki sözleşmesinden doğmuştur.

4. RÖNESANSTA BİLİM GÖRÜŞLERİ

Rönesans’taki görüşe göre insan büyük evrenin yansıması olan küçük evrendir. Evrendeki aynı kuvvetler, insanlarda da vardır. Bundan dolayı insanı araştırmak, doğayı araştırmaya götüren yoldur. Bu nedenle insan doğaya yönelip sırlarını kavramaya, ona egemen olmaya çalışır.

Bu dönemde Antikçağın Batlamyus sistemindeki doğa tasarımı yıkılmıştır. Bu sisteme göre gökyüzü, yeryüzü yapı ve yasaca birbirinden ayrıdırlar ve evren sınırlıdır. Güneş dünya çevresinde döner. Bu anlayışı Kopernikus’un anlayışı yıkmıştır. Ve Galileo ile Kopernikus’un anlayışı ispatlanmıştır. Bu yeni anlayışta dünya güneşin çevresinde döner ve evren sonsuzdur.

KOPERNİKUS (1473 – 1543)

Güneşin dünya çevresinde değil de dünyanın güneş çevresinde döndüğünü ileri sürerek Aristo’dan beri gelen ve Batlamyus’la devam eden anlayışı kökünden yıkmıştır. Yerin merkez olmaktan çıkmasıyla insan merkezli görüşü ortadan kaldırdığı için kilise yeni öğretiye karşı çıkmıştır. Eski anlayışa göre, evren insan için vardır. Kopernikusun teorisiyle bu tam tersine dönmüştür. Ayrıca Kopernikus evrenin sonsuz olduğunu söylemiştir. Kopernikus’un bu düşüncesinin temeli, Pisagor ve bazı Müslüman astronomi bilgilerinin düşüncelerine dayanmaktadır.

GİARDANO BRUNO (1548 – 1600)

Kopernikus öğretisini benimsemiştir. Evrenin birliği olduğunu, yeryüzü ve gökyüzü yapıca ve yasaca ayrı olmadığını savunmuştur. Ona göre evren sonsuzdur. Sonsuz evren içinde kendi içlerine kapalı, sayısız sonlu dünyalar vardır. Doğa tanrının kendisidir. Doğa tanrı gibi sonsuz ve güzeldir.

Evrenin kendisi hareketsizdir. Kendi dışında başka yer olmadığı için yer değiştiremez. Evrenin ne aşağısı ne yukarısı ne de merkezi vardır. Bunlar gözleyenin duruş noktasına göre değişir.

JOHANNES KEPLER (1571 – 1630)

Kopernikusun güneş merkezli sistemi Matematik terimlerle açıklayan ve kesin formül haline getiren 3 yasa teorimini geliştirmiştir.

1- Gezegenlerin dönüşleri daire şeklinde değil de Elips (oval) şeklindedir ve güneş oval dönüşlerin odağındadır.
2- Bir gezegen aynı hızla seyretmez. Güneşe yakın olduğunda hızı bir fazladır.
3- Bir gezegenin güneş etrafında bir tur yaptığı süre onun yılı ve onun güneşten ortalama uzaklığıyla orantılıdır.

Ayrıca doğanın her yanında geometrik orantılarla örülü olduğunu ileri sürer.

GALİLEO (1564 – 1642)

En önemli yaptığı şey yeni bir yöntem anlayışı sunmasıdır. Bu yöntem deney ile matematiksel düşünceyi birleştirmiş olmasıdır. Ona göre doğa olayları matematik ile çözümlenmelidir. Çünkü doğa matematik yapılıdır. Matematik ile yazılmış bir kitaptır, bu kitabın dilini biliyorsak bu kitabı okuyabiliriz.

Galileo düşme yasasını bulmuştur. (Ağaçtan Elmanın düşmesiyle bulmuştur.)

Aristo sebepleri araştırırken bu zinciri tanrıya kadar götürür. Eğer taş hareket ediyorsa onu hareket ettiren, hareket ettirici olması gerekir ve bu tanrıya kadar gider. Ancak Galileo tanrıyı evrenin dışına çıkarmıştır. Tanrı evreni yaratmıştır ama evrende olanlara karışmaz. Hareket ettiren kuvvet de, hareket eden de bu evrendedir. Yani sebep sonuç da evrendedir. İkisi arasında zorunlu bağ vardır.

Ortaçağ da bilim niçin? sorusuna cevap ararken, Galileo Bilimin bir olayın neden ve nasıl olduğunu bilebileceğini söyler.

FRANCİS BACON ( 1561 – 1626 )

Bacon’a göre bilimin amacı, doğaya egemen olmaktır. Ama bunun içinde doğayı tanımak gerekir. İnsanın doğayı tanıyabilmesi ancak bilgiyle mümkündür. Bilgi güçtür. Tümevarım metodu kullanmalıdır. Bilim adamı öncelikle tümdengelim yöntemini bırakılmalıdır. Özgür olmayı öğrenilmelidir. Bunun için ilk atılacak adım önyargılardan kurtulmalı ve aklı bağımlı yapan putların (idollerin) kırılması gerekir. Yani putlardan zihnin arındırılmış olması gerekir.

5. RÖNESANS DÖNEMİ BİLİM FELSEFESİNİN ÖZELLİKLERİ

1- Doğa sonsuz değişim içindedir. Bu nedenle doğada hiçbir şeyin yok olmayacağı fikri geçerli olmuştur.
2- Doğru bilgi ancak deneyle elde edilir. Bu nedenle önyargılardan kaçınılması gerekir.
3- Yeryüzü ve gökyüzü aynı yasalara bağlıdır.
4- Bilmek egemen olmak demektir. Doğanın bilgisiyle, insan daha güçlü olacaktır.
5- İnsan doğayı anlayabilir. Çünkü kendisi de doğanın parçasıdır.
6- Yeni bilgilere tümevarım metodu ile ulaşırız. Tümdengelim metodu bırakılmalıdır.
* Farklı kaynaktan Rönesans Felsefesi
Avrupa’da XV ve XVI. Yüzyılda yaşanan rönesans hareketinin düşüncesine, bu dönemin felsefe anlayışı.

Rönesans felsefesine damgasını vuran akım, hiç kuşku yok ki, hümanizm olmuştur. Bu dönem felsefesi, insan merkezli bir felsefedir.

Rönesansın, insanüstü olana ya da yalnızca doğal olana karşı, insani boyutu ön plana çıkartan felsefesi, doğal olarak, insan bilgisiyle ilgili problemleri göz ardı ettiği ve mutlak bir gerçekliğin mutlak bir bilgisine sahip olma varsayımının, insanın aktüel bilgisine hiçbir katkı sağlamadığı düşünülen mutlakçılığa; insanın bilişsel faaliyetlerdeki etkinliğini gözden kaçırdığına, ve bütün bir doğayı, doğanın daha aşağı parçaları aracılığıyla tanımladığına inanılan doğalcılığa, kısacası geçmişin ****fiziğiyle doğa bilimlerini belirleyen insansızlaştırma ve kişiliksizleştirme sürecine karşı tavır almıştır.

Rönesans felsefesi, epistemoloji ve mantık alanında ise, bilmenin psikolojik yönlerini ve arzu, istek, duygu, amaç ve yönelimlerle kişiliğin düşünce süreçleri üzerindeki etkisini dikkate almayan rasyonalist bir bilgi anlayışına ve klasik mantığa karşı çıkmış ve pozitif, empirist bir bilgi anlayışı ve yeni bir mantık geliştirmiştir. Bu dönemde, a priori felsefelerin zorunlu düşünce doğruları, insanın bilgiye ulaşma sürecindeki somut başarılarıyla doğrulanan postülalara dönmüştür. Zorunlu doğru düşüncesi ortadan kalkarken, doğruluk insan düşüncesinin bilgilenme sürecindeki başarısına işaret eden arzu edilir bir değer olup çıkmıştır.

Rönesans felsefesinde teori ve pratik arasındaki mutlak antitez yok olup giderken, doğruluk ve yanlışlık mutlak olmayıp, bilginin sonu gelmeyen ilerlemesine bağlı ve göreli olan değerler olarak anlaşılmıştır.

Bilgi teorisi bakımından empirist bir bakış açısı sergileyen Rönesans felsefesinde, insan zihni, yalnızca dış dünyadan gelen izlenimlerin pasif bir alıcısı olarak görülmemiş, zihnin etkinliğini vurgulayan aktivizm, iradecilik, personalizm ve bireycilikle birleşmiştir.

KISACA; bireyselliğin, yaşanan dünyaya önem vermenin, demokrasinin, bilimin, din yerine aklı öne almanın yeniden canlandırılmasıdır.

AYRICA ORTAÇAĞ'IN dindarlığına, metafiziğine, bireyselliği yok etmeyi amaçlayan Hıristiyan ahlâkına ve felsefesine tepkidir.


Döneme Damga Vuran İsimler: Machiavelli, Bodin, Kopernik, F. Bacon.

Rönesans Felsefesi | Ekleyen: | Tarih: 01-Dec-2011 12:03. | Bu yazı 10037 kez okundu..

Rönesans Felsefesi ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Rönesans

Devamini Oku
Rönesans Nedir (Özet) 15. ve 16 yy larda Avrupa’da bilmi2edebiyat ve sanat alanında yeniliklerin meydana geldiği döneme “yeniden doğuş” anlamına gelen Rönesans denir. Rönesans "yeniden doğuş" anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bu süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa'ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu. • Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir. • İhsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük ...

Rönesans Resim Sanatı

Devamini Oku
RÖNESANS SANATI (15. yy) Avrupa'da Antik Yunan ve Roma medeniyetine ait unsurların ön plana alınarak sanat, edebiyat ve bilimde 15 ve 16.yy ilk yarısında gerçekleştirilen büyük gelişme Rönesanstır. Kelime anlamı "yeniden doğuş"tur. İtalya'da görülmeye başlanmış ve buradan Avrupa'nın birçok ülkesine yayılmıştır. Ortaçağın skolastik düşünce sisteminin katılığı özellikle sanatçılarda büyük tepki yaratır. Kilisenin, din adamlarının, insanların inançları nedeniyle baskı yapmadıkları bir dünya özlemi başlar. Rönesansla birlikte artık dinin san...

Varlık Felsefesi

Devamini Oku
Prof. Dr. İsmail Özçelik'e gönülden teşekkürlerimizle. VARLIK FELSEFESİ Felsefenin temel ilgi alanlarından birisi de, varoluşu, bizzat varlığı, araştırmaktır. Bir varlık gerçekten var mıdır. Eğer varsa, nasıl varolmuştur. Bu varlık Reel manada mıdır?; yoksa düşünsel boyutta mıdır?. İşte Felsefenin bu ilgi boyutundaki halinin açıklaması, ontolojiye dayanmaktadır. Ontolojinin temel amacı varolmanın anlamını araştırmaktır. Bu hususla ilgili olarak ontoloji, gerçeklerle açıklanamayan sorulara,cevaplar bulmaya çalışmaktadır. Reel (gerçek) ve ide...

20. Yüzyıl Felsefesi

Devamini Oku
1. 20.YY. FELSEFESİ ÖZELLİKLERİ 1-) Bu yüzyıl felsefesinin çıkış noktası Kant’tır. 20.yy felsefelerini çoğu Kant’la hesaplaşmaya girişir. Kant’ın gerçekliğin bilgisiyle ilgili görüşleri ve yalnızca akla dayanan metafiziği eleştirisi bu yüzyılın dönüm noktası olmuştur. 2-) 20.yy’da metafiziğe karşı bir eğilim vardır. Deneyciliğin etkili olduğu dönemdir. Bu anlayışa göre, gerçekliğin ancak deney yoluyla bir bilgisi olur ve bilgiyi de doğa bilimleri sağlar bu nedenle felsefenin araştırmaları ve konusu mantık ve bilim kura...

Rönesans Felsefesi

Devamini Oku
Rönesans yeniden doğuş anlamına gelir. Ortaçağın sonlarına doğru çağın özgür olmayan, belli sınırlar içine sıkıştırılmış bütüncül dünya görüşü çözülmeye başlamış; bu sayede bilgi problemi yeniden ele alınmaya çalışılmış, doğa gözlem ve deneyle yeniden incelenmiştir. Bilginin, insanoğlunun tabiata egemen kılan en güçlü araç olduğunun farkına varılmış ve bilimsel araştırmalar hız kazanmıştır. Antikçağın eserlerinin tercüme edilip incelenmesiyle bu gerçekleştirilmiştir. Rönesans ilk İtalya’da ortaya çıkmıştır. Bunun bir takım nedenleri v...

Dil Felsefesi

Devamini Oku
Dil felsefesi en genel anlamda, bir bütün olarak dilin kökenini, yapısını, özünü ve doğasını, kapsamını ve içeriğini inceleyen; farklı diller arasındaki köken ve yapı bakımından ortak özellikleri araştıran; bilim dili, şiir dili, matematik dili,bilgisayar dili, beden dili diye adlandırılan değişik söyleme olanaklarını çözümleyen; anlamın, anlamlı ifade ile anlamsız ifadeyi birbirinden ayıranın neler olduğunu ortaya koyan; dildeki anlamın nasıl oluşturduğunu, anlamların dilde nasıl dolaştığını, nasıl iletildiklerini, nasıl anlaşıldıklarını betim...

Ortaçağ Felsefesi

Devamini Oku
Orta çağda, antik çağın özgür felsefesiyle bir Hıristiyanlık düşüncesi oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu dönemdeki felsefenin amacı araştırmak değil, eğitmek ve öğretmektedir. 1. ORTAÇAĞ FELSEFESİNİN ÖZELLİKLERİ 1-) Bu dönemdeki düşünürler daha çok din adamlarıydı. Bunlar gerçeğe zaten sahip olduklarından dolayı ayrıca gerçeğe ulaşma çabasında olmamışlardır. Bunlara göre gerçek “dinin dogmalarında” belirlenmiştir. Bu nedenle bu dönemde yapılan şey, dinin dogmalarını sistem halinde düzenlemek yani aklın kavrayabileceği duruma getir...

19. Yüzyıl Felsefesi

Devamini Oku
19.yy’ın en belirgin özelliği siyasi ideolojiler çağı olmasıdır. Bu duruma Fransız devriminin beklenen sonuçları vermemesi ve endüstrinin gelişmesiyle oluşan ekonomik dengesizlik sebep olmuştur. 18.yy’da sadece dine, geleneğe baş kaldırma olmamış, aynı zamanda siyasi otoriteye de baş kaldırma gerçekleştirilerek devletin gücünü azaltıp, bireyin gücünü arttırmak amaçlanmıştır. Bu nedenle 18. yy’da liberalizm ortaya çıkmış, fakat istenen eşitlik, özgürlük gene sağlanamamış, bu nedenle liberalizme bir tepki olarak 19.yy’...

İlkçağ Felsefesi

Devamini Oku
İLKÇAĞ İNSAN FELSEFESİ SOFİSTLER (Protogaras – Gorgias) 5.yy’da Atinada’ki demokratik gelişmeler, belli bazı gereksinmeleri doğurmuştur. Atina’da eğitim alanında bir eksiklik duyuluyordu. Herkes yeni demokratik duruma ayak uydurabilmek için daha çok şey bilmek istiyordu. Bu gereksinimi karşılamak üzere Sofist adını taşıyan kişiler ortaya çıktı. Sofistler şehir şehir dolaşarak para karşılığı ders veren kişilerdir. Sofist bilen – bilgili kişi demektir. Sofistler önce siyaset üzerine daha sonra ise söz söyleme sanatı ...

Platonun Felsefesi

Devamini Oku
Eflatun'un felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak mümkündür. Bunlar, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum” (Cosmogonie, Cosmogony - Evren'in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve “devlet” ile ilgili kuramlarıdır. Eflatun, bütün yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham ile gerçek bir ahlakçı olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek geliştirmiştir. Sokrates ve Eflatun'a göre felsefenin ana ereği, insanın mutluluğu ve yetkin y...

Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


Rönesans Felsefesi
» Rönesans Felsefesi resimleri

  Puanı : 4.3 / 10 | Oy : 13 kişi | Toplam : 56

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Bi soru sor
İletişim