Anasayfa > Sözlük > D > Düşünmeyi Geliştirme Yolları


Reklamlar
Sonuç : 2 adet ilgili yazı bulundu..
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Yazar, okura iletmek istediği duygu ve düşüncelerini anlatım tekniklerinden yararlanarak anlatır. Ancak kimi zaman bir düşüncenin aktarılmasında anlatım teknikleri yeterli olmayabilir. Bu durumda yazar düşünceyi geliştirme yollarından yararlanır. Düşünceyi geliştirme yolları; karşılaştırma, tanımlama, örnek­lendirme ve tanık göstermedir. Kimi zaman anlatım tekniklerinin içinde düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır. Örneğin açıklama tekniğinin içinde tanım­lamadan, örneklendirmeden ve tanık göstermeden yararlanılabilir.

Şimdi düşünceyi geliştirme yollarını örneklerle ele alalım.

1) Karşılaştırma

Birbiriyle ilgili iki ayrı kavramın, insanın, varlığın ben­zer ve farklı yönlerinin anlatılmasıdır.

Bir paragrafta karşılaştırmadan söz edilebilmesi için mutlaka iki kavram olmalıdır.

Karşılaştırılacak kavramların birbiriyle ilgisinin olması gerekir. Kavramlar arasında bir karşılaştırma yönü olmak zorundadır.

"Televizyon" bir kavramdır, "otomobil" de bir kav­ramdır; televizyon ile otomobilin karşılaştırılması pek mümkün değildir. Televizyon, herhalde sinema ile karşılaştırabilir.

Karşılaştırılan kavramlardan biri anlatıldıktan sonra ötekine geçilirken "... olduğu halde,... ise,... karşılık"

gibi sözler kullanılabilir.

Aşağıdaki parça güzel bir karşılaştırma örneğidir:

"Eleştiri ile öteki sanat türleri birkaç bakımdan ayrılırlar. İlkin konu bakımından. Edebiyatın konusu insandır, doğadır. Eleştirinin konusu ise eserdir. Sanat, bütün olanakları ile insanı tanıt­maya yönelmiştir; eleştirinin amacı ise eseri tanıt­mak ve belirli ölçülere göre değerlendirmektir. Yapı bakımından da aralarında ayrım vardır. Sanat dolaysız bir yaratmadır. Eleştirmen ise dolaylı yaratan kişidir. Yargılanacak bir belge olmadıkça eleştiri de olmaz. Yöntem bakımından sanatla eleştirinin ayrımını da söyleyelim: Sanat bileşime doğru giden bir eylemdir. Eleştirinin yöntemi bunun tam tersidir: Çözümleyici bir yolda ilerler."

(Hikmet DİZDAROĞLU)

Bu paragraf üniversite sınavında bir soruda da küçük değişikliklerle yer aldı. Yazar parçanın ilk cümlesinde eleştiriyi öteki sanat türleri ile karşılaştıracağını kendisi belirtiyor. Parçada eleştiri türü ile sanat -genellikle de edebiyat- değişik yönlerden karşılaştırılıyor. Eleştiri ile sanat (edebiyat) önce konulan ve amaçları yönünden karşılaştırılıyor. Eleştirinin amacı ile sanatın amacı çok farklıdır. Daha sonra yapı bakımından sanat ile eleştiri karşılaştırılıyor. Son olarak da eleştiri ile sanatın yön­temlerinin farklı olduğu belirtiliyor.

Bu parçada karşılaştırma yönteminden yararlanıl­mıştır.

Bu paragrafın üniversite sınavında nasıl yer aldığını görelim:



ÖRNEK SORU:

Edebiyatın konusu insandır, doğadır; edebiyat bütün olanaklarıyla insanı tanıtmaya yönelmiştir. Eleştirinin konusu ise eserdir; amacı eseri tanıtmak ve değer­lendirmektir. Edebiyatta dolaysız bir yaratma söz konusudur. Eleştirmen ise dolaylı yaratan kişidir. Yargılanacak bir eser olmadıkça eleştiri de olmaz.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Örnekleme B) Karşılaştırma C) Tanımlama
D) Tartışma E) Öyküleme(1988/ÖYS)

ÇÖZÜM:

Parçada karşılaştırılan kavramlar "edebiyat" ve "eleş­tiridir. "Edebiyat'la "eleştiri" önce konuları, sonra amaçları yönüyle karşılaştırılmıştır. Üçüncü olarak da yaratma yöntemleri yönüyle bu iki kavram karşı­laştırılmıştır.(Cevap B)

2) Tanımlama

Tanımlama, bir kavrama belirginlik kazandırmak için anlamının açık biçimde ortaya konulmasıdır. Tanım cümleleri, genel olarak "Nedir?" sorusunun karşılığıdır. Sanat nedir? Bilgi nedir? İnsan nedir? Uygarlık nedir?

Tanım cümleleri "... olmasına denir, yapılmasıdır" gibi sözlerle bitirilir. Birkaç tanım cümlesi örneğine bakalım:

Sanat: Bir duygunun, tasarının veya güzelliğin an­latımında kullanılan yöntemlerin tamamıdır.

"Bence şair insanoğullarının duydukları,



tasar­ladıkları, hayal edebildikleri fakat bir türlü kelime­lerle ifade edemeyerek; halleri, hareketleri ve ba­zen bütün ömürleri ile anlatmaya çalıştıkları şeyleri müthiş bir açıklık ile birkaç kelimenin çatısına sığdırabilen adamdır."(Bedri Rahmi EYÜBOGLU)

Silah: Savunmak veya saldırmak amacıyla kulla­nılan araç.

Özgün: Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal.

Opera: Sözlerinin bütünü veya çoğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro eseri.

ÖRNEK SORU:

"Korku bir ruh halidir. İkide bir gelip giden, bizi yok­layan, dengeleyen... Yüreklilik ise büyük korkular önün­de kendimizi yitirerek yaptığımız atılımdır. Her şeyi göze almak değildir; ölüme, tehlikeye meydan okumak değildir, yapacak başka bir şey olmaması halidir."

Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) betimlemeye B) karşılaştırmaya

C) tanımlamaya D) tartışmaya

E) örneklendirmeye(1981/2)

ÇÖZÜM:

Verilen parçanın başında önce korku tanımlanıyor. İlk iki cümlede "Korku nedir?" sorusunun cevabını bulu­yoruz. Daha sonra ise "yüreklilik"in ne olduğu anlatılı­yor, bu kavram da tanımlanıyor.

"Korku" ile "yüreklilik" birbirine karşıt kavramlar olduğu için bu sorunun cevabı için karşılaştırma düşünülmüş; ancak bu iki kavramın hangi yönlerden karşılaştırıldığı ile ilgili bir ipucu yok.(Cevap B)

3) Örneklendirme

Kimi yazılarda, yazarın okurlara kanıtlamaya çalıştığı bir görüşü vardır. Yazar, paragrafın ya da yazının başında bir tez, sav ortaya koyar. Daha sonra, ileri sürdüğü görüşü inandırıcı hale getirmek için örnek ya da örnekler sıralar. Bir mahallenin oldukça sessiz, huzurlu, sakin bir yer olduğu söylenmiş olsun. Bu mahallenin ya da semtin sakinliğini ortaya koyan örnekler verilmelidir. Örneğin bu mahallede hiç kavga gürültü olmadığı, sokaklarda bağırıp çağıran kimse görülemeyeceği, küçüklerin büyüklere saygılı davrandığı anlatılabilir. Bu anlatılanlar mahallenin sakinliğini ortaya koyan örnekler olur.

Aşağıdaki paragrafı inceleyelim:

Kolay değildir İstanbul'da yaşamak. Ne istediğiniz yere istediğiniz sürede gidebilirsiniz, ne de çok istediğiniz bir yerde şöyle rahatça durabilirsiniz. Bir kere İstanbul'un yolları aceleye hiç gelmez. Birine, "Bekleyin hemen geliyorum." ya da "On beş dakika sonra yanınızdayım." dediğinizde gide­ceğiniz yer üç - beş kilometrelik bir yer olsa bile mutlaka yalancı çıkarsınız. Neden mi? Vaktinde gidemezsiniz de ondan. Sokaklar, caddeler günün her saatinde kalabalıktır. Öyle sakin sakin; vitrin, mağaza seyrederek yürümeye gelmez. Ya biri bir omuz atar ya da kaşla göz arasında elinizdeki çan­tanın uçup gittiğini fark edersiniz.

Parçanın ilk cümlesinde bir görüş, tez ortaya konmuş. Sonra bu düşünceyi güçlendirici, inandırıcı hale getirmek için örnekler sıralanmış, istanbul'da yaşamın zor olduğunu anlatmak için trafik sıkışıklığından, kala­balıktan, kapkaçtan söz edilmiş; bunlar örnek olarak gösterilmiş.

Başka bir örneklendirmeden söz edelim. "Son za­manlarda ülkemizde şiire, sanata gösterilen ilgide belirgin bir artış vardır."

Bu bir tezdir. Bu tezi kanıtlamak için örnekler gereklidir.

"Kitapçıların vitrinlerinde her hafta yeni bir şairin şiir kitabını görüyoruz. Bazı şairlerin şiir kitap­larının yirminci, yirmi beşinci baskısı yapılıyor. Televizyon kanallarında şiir programları yapılıyor. Tiyatro salonlarında pek çok oyun kapalı gişe oynuyor. Pek çok insanımız kitap okumayı yaşam tarzı olarak kabullenmiş durumda."

Bu cümlelerle anlatılanlar gerçek olsa, bunlar gerçek­ten ülkemizde sanatın geliştiğini gösteren örnekler olur.

ÖRNEK SORU:

"Ankara, tarihin şaşırtıcı terkipleriyle doludur. Burada kerpiç bir duvardan iyonya tarzında bir sütun başlığı fırlar; bir türbe merdiveninin basamağında bir Roma konsülünün şehre gelişini kutlayan bir taş görünür. Ahi Şerafettin'in türbesini, asırlardır Greko Romen aslan­ları bekler. Bu yüzden Aslanhane adını alan caminin mihrabında Etilerin toprak ve bereket ilahesinden başka bir şey olmayan bir yılan, meyveler arasında dolanır."

Yazar, parçanın ilk cümlesindeki savını inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine özellikle başvurmuştur?

A)Örneklemelere ağırlık verme

B)Öyküleyici anlatım yolunu seçme

C)Konuyu tartışma içinde sunma

D)Okurun hayal gücüne dayanma

E)Kanılarını öne çıkarma(1982/ÖYS)

ÇÖZÜM:

Yazar, ilk cümlede bir tez ileri sürüyor: "Ankara tarihin şaşırtıcı terkipleriyle [sentez, bileşim] doludur." Yazar bu ilk cümleden sonra savunduğu görüşü ortaya koyan örnekler sıralıyor. Kerpiç bir duvarın üstünde iyonya tarzı sütun başlığı olması gerçekten şaşırtıcı bir örnektir. Türbenin yanında aslan heykellerinin olması ve caminin mihrabında yılan figürlerinin olması da aynı şekilde ilgi çekici, şaşırtıcı örneklerdir.

Bu parça güzel bir örneklendirme paragrafıdır.(Cevap A)

4) Tanık Gösterme

Kimi yazılarda yazar, ileri sürdüğü görüşleri inandırıcı hale getirmek için konunun uzmanı kişilerin görüş­lerinden yararlanır. Tanık gösterme tekniğinde de örneklendirmede olduğu gibi önce savunulan bir tez, sav yer alır. Yazar kendi görüşünü ortaya koyar. Sonra görüşünü kanıtlamak için, konunun uzmanı kişilerin görüşlerini doğrudan aktarır. Tanık göstermeden söz edilebilmesi için görüşü aktarılan kişinin, konunun uzmanı olması gerekir. Şiirle ilgili bir konuda bilim adamının sözleri tanık olamaz. Şiir konusunda tanık gösterilebilecek kişi bir ozan ya da eleştirmen olabilir.

Tanık göstermede ikinci önemli nokta ise tanık göste­rilen kişinin sözlerinin doğrudan -gerekiyorsa tırnak içinde- aktarılmasıdır. Ünlü şair... de böyle düşünüyor demek tanık gösterme olmaz. Görüşleri aktarılmadan birtakım isimleri sıralamak -konunun otoritesi kişiler olsa bile- tanık gösterme olmaz. Ayrıca aktarılan görüşler yazıda savunulan teze uygun değilse bu da tanık gösterme olmaz.

Aşağıya aldığımız parçada tanık gösterme tekniğinden yararlanılmıştır.

"Her uygarlık sıkı sıkıya matematik bir disiplinin ve tutarlılığın ürünüdür. Eski yorumcular daha ileri git­miş, evrenin yaratılmasında ve doğanın kuralların­da bile matematik bir öz bulmuşlardır. Pythagoras:"Dünyayı sayılar yönetiyor." derken; Descartes:"Tanrı evreni matematik kurallarla kurdu ve hepi­mize de bunu algılamak için sağduyu ihsan etti."der. Pascal insanların geometri duygusundan söz ederken insanın cevherindeki bu matematik duy­gusunu vurgulamıyor mu idi? Matematiksiz bilim olamazdı, matematiksiz Batı uygarlığı olamazdı. Matematik disiplin zihin için kesinlik ve tutarlılık okuludur..." (Haldun TANER)

Yazar, matematiğin yaşamda ve uygarlığın gelişme­sinde önemli olduğunu, hatta matematik olmadan uygarlığın gelişemeyeceğini ileri sürüyor. Bu düşün­cesini inandırıcı hale getirmek için ise ünlü matema­tikçilerin, bilim adamlarının ve felsefecilerin matema­tiğin önemi ile ilgili görüşlerini aktarıyor. Birden çok tanığın gösterildiği bir paragraf okumuş olduk.

ÖRNEK SORU:

"Andre Gide bir yazısında şöyle der: 'Sanatçının ko­nusu insandır. Bir insanın yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır.' Bu söze katılıyorum. Çünkü yaşanan­larla düşler iç içedir. Sanatçı, yazar, ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüş­türendir. Başkasına, geleceğe bakandır. Kendi yaşa­dıklarına, düşlerine herkesi ortak edendir."

Bu parçada yazarın, Andre Gide'den bir alıntı yap­mış olmasının nedeni aşağıdakilerden özellikle hangisi olabilir?

A)Anlatıma akıcılık kazandırma

B)Sanatçı konusundaki görüşlerini inandırıcı kılma

C)Okuyucunun ilgisini çekme

D)Karşıtlıklardan yararlanarak düşüncesini geliştirme

E)Yaşamla sanat eseri arasındaki ilişkiyi kanıtlama(1981/ÖYS)

ÇÖZÜM:

Parçanın yazarının, sanatçının toplumdaki işlevi ile ilgili bir düşüncesi var. Bu düşünceye göre sanatçı yaşamı işler; insanın duygularını, düşlerini yapıt halinde ortaya koyar. Yazar bu görüşünü desteklemek amacıyla A. Gide'den bir alıntı yapıyor. Yani görüşünü inandırıcı kılmak için A. Gide'i tanık gösteriyor. A. Gide sanat konusunda görüşü alınabilecek biridir; ünlü bir yazar ve denemecidir.

Yazar bu parçada görüşlerini güçlendirmek, inandırıcı hale getirmek için bir alıntı yapmıştır.

(Cevap B)

Dolaylı Anlatım

Anlatım tekniklerinin ve düşünceyi geliştirme yollarının dışında bir de dolaylı anlatım yolu vardır. Ancak dolaylı anlatım bir yazı ya da parça ile değil cümle ile ilgilidir.

Birinin sözünün, cümlesinin o kişinin söylediği biçimde değil de ona mal edilerek yeni bir cümleyle aktarılmasıdır.

Mehmet: "Şiiri çok seviyorum." dedi.

Bu cümle direk, dolaysız anlatım örneğidir.

"Mehmet şiiri çok sevdiğini söyledi." cümlesi dolaylı anlatım örneğidir.

"Okul arkadaşlarının kendisini sık sık aradıklarını belirtti."

"Bugün hiç boş vaktinin olmadığını söylüyor."

Yukarıdaki cümleler dolaylı anlatım örnekleridir.

DENEME SORULARI

1-Bir ağustos sabahı Türkiye'den Taşkent'e uçtuk. Taşkent'ten Urgenç'e uçakla yaptığımız yolculuk boyunca uçsuz bucaksız bir çöl görüntüsünü havadan izledik. Ancak Urgenç'ten Hîva'ya otomobille 20 daki­ka süren yol yeşillikler arasındaydı. Yol boyunca üzüm bağları, meyve, sebze bahçelerinin çokluğu dikkat çekiciydi. Sonra, çölün tozu üzerine yağmış gibi bir kente, Hîva'ya, ulaştık. Ayaklarımızın altındaki toprakta tarihin izlerini hissediyoruz.

Bu parçanın anlatımında aşağıda verilenlerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Betimleme - açıklama B) Öyküleme - tanımlama C) Açıklama - karşılaştırma

D) Tartışma - öyküleme E) Öyküleme - betimleme

2. Schiller, yazacağı eseri, daha önce başkaları ile tartış­maktan zevk alırdı. Goethe ise bir eser üzerinde konuşmanın yaratmanın gücünü azaltacağına inan­mıştı. Yaratma sırasında kendi içine kapanır, susardı. Schiller başıboş, özgür, isyankâr, bir tek kelime ile "genç" bir şairdi. Goethe, yalnız, yaşamın belli bir döneminde böyle doludizgin bir yaşam sürüp hevesi­ni almış; ondan sonra tüm yaşamı boyunca düzenli, dengeli, ölçülü olmuştu. Schiller romantikti, Goethe çağının romantik şairlerini beğenmiyordu.

Bu parçanın anlatımında, özellikle aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Karşılaştırma B) Tanık gösterme

C) Tanımlama D) Örneklendirme

E) Açıklama

3. Sabahat Emir'in "Geceyle Gelen" adlı kitabı son yıl­ların öykü dalındaki en olgun yapıtlarından biri. Yazarın başarısı nereden geliyor. Öykülerindeki kişiler kendileriyle hesaplaşmaktan, özeleştiriden çekinmi­yorlar. Hata yapınca kıyasıya eleştiriyorlar kendilerini. "Yalnızlaşma" adlı öykünün kahramanı Nazan, kendini yalnızlığın ve mutsuzluğun çukurunda bulur. Ama bundan kimseyi sorumlu tutmuyor, sorumlu kendisi. Aynı durum "Son Şans"ın Nazmiye'sinde de vardır. Hata yaptığını söylemekten çekinmez.

Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Öyküleme B) Örneklendirme

C) Açıklama D) Karşılaştırma

E) Tanık gösterme

4. Bizim oralarda güneş bir başka doğar, kuşlar bir başka öter, rüzgârlar bir başka eser. Dağlar daha haşmetli, kayalıklar daha yalçındır. Irmaklar tertemiz, denizler masmavi, kumsallar pırıl pırıldır. insanlar da öyle... Serttirler, ama bu sertlikleri özlerindeki yumuşak huyluluğu örtmek içindir. Çalışkandırlar; yaz-kış demez, alın teri dökerler. Onlar iyiyi severler, kötülere ve kötülüklere geçit vermezler.

Bu parçanın anlatımı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A)Öznel yargılar ağır basmaktadır.

B)Ortaya konulan belirgin bir düşünce yoktur.

C)Bir bölge ile ilgili kişisel görüşler dile getirilmiştir.

D)Bir bölge ayrıntılı biçimde betimlenmiştir.

E)Doğanın ilk bakışta göze çarpan yönleri üzerinde durulmuştur.



5. Toprak rengi kanatları olan bir çekirgeyi yakalamaya çabalarken birden karşımda onu gördüm. Küçük bir tümseğin üstünde elindeki sopaya dayanmış bana bakıyordu. Bir tavşan, bir yaban hayvanı gibi dümdüz ve merakla ... On-on iki yaşlarındaydı. Saçları güneş­ten sararmıştı. Ayaklarında büyük postallar vardı. Küçük bir çobandı. Yanında bir eşeğinden başka kim­sesi yoktu.

Bu parçanın anlatımında, özellikle aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Öyküleme B) Betimleme

C) Açıklama D) Örneklendirme

E) Tartışma



6. Öykü sanatı en eski sanatlardan biridir, ilk öyküler, yazılı metinler ortaya çıkmadan, bir araya gelen insan­lar arasında, yaşanılan olayların sözlü olarak anlatıl-masıyla oluşmuş olmalıdır. Yazılı öyküler yaygınlaş­madan önce, dinleyenler, anlatılanlardan bellediği gibi, arada anlatılanlara kendi gözlemlerini de katarak yakınlık duyar öykü sanatına. Sözlü öykü sanatı böyle­likle zamanla masallar, mitler, destanlarla oluşur. Yazılı • metinlere kavuşmadan önce sözlü olarak yaşayan öykü sanatı, geleceğe ya da başkalarına ulaşmakta resim ve heykelden de yararlanır.

Bu parçanın anlatımında, özellikle aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Öyküleme B) Açıklama

C) Betimleme D) Örneklendirme

E) Tanımlama

CEVAPLAR: eabdbb



Düşünmeyi Geliştirme Yolları | Ekleyen: | Tarih: 12-Mar-2008 22:06. | Bu yazı 20141 kez okundu..

Düşünmeyi Geliştirme Yolları ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Erozyonu önlemenin yolları

Devamini Oku
1- Bitki örtüsü tahribini azaltmak, ağaçlandırma yapmak 2- Mera hayvancılığı yerine ahır hayvancılığını yaygınlaştırmak 3- Eğimli yamaçları basamaklar haline (taraça) getirmek 4- Nadas yerine, nöbetleşe ürün ekimi yapmak 5- Uygun olmayan alanlarda tarım yapmamak, eğimli alanlarda tarlaları eğime dik sürmek 6- Halkı bilinçlendirmek, hızlı nüfus artışını önlemek. 7- Meraları ıslah etmek Erozyona karşı alınabilecek önlemler Erozyonun miktarını azaltıp kabul edilebilir sınırlara çekebilmek, alınacak önlemlere bağlı olarak gerçekleştirilebili...

Düşünmeyi Geliştirme Yolları

Devamini Oku
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI Yazar, okura iletmek istediği duygu ve düşüncelerini anlatım tekniklerinden yararlanarak anlatır. Ancak kimi zaman bir düşüncenin aktarılmasında anlatım teknikleri yeterli olmayabilir. Bu durumda yazar düşünceyi geliştirme yollarından yararlanır. Düşünceyi geliştirme yolları; karşılaştırma, tanımlama, örnek­lendirme ve tanık göstermedir. Kimi zaman anlatım tekniklerinin içinde düşünceyi geliştirme yollarından yararlanılır. Örneğin açıklama tekniğinin içinde tanım­lamadan, örneklendirmeden ve tanık göstermeden yar...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


Bu yazıya henuz resim eklenmemiş..
» Düşünmeyi Geliştirme Yolları resimleri

  Puanı : 3.8 / 10 | Oy : 17 kişi | Toplam : 65

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim