Anasayfa > Sözlük > M > Madenler ve Enerji Kaynakları


Madenler ve Enerji Kaynakları
Yazar
Yrd.Doç.Dr. Gaye ERTİN

1. Giriş

Yerkabuğunun içinde kayaçların bileşiminde yer alan mineral toplulukları olarak
adlandırılan madenler büyük ölçüde yerin jeolojik yapısına, o yapının oluşum zamanına
ve yaşına bağlıdır. Bu bakımdan madenler metalik madenler (krom, demir,
civa, uranyum, manganez, boksit, altın, çinko, alüminyum vb.) metal dışı madenler
(mermer, kaolin, dolomit, zımpara, lületaşı, asbest, kükürt, sodyum, sülfat, bor tuzları
ve süs taşları olan elmas, yakut ametist, opal vb.) ve yakıt madenleri (kömür,
petrol vb.) olmak üzere gruplara ayrılır. Madenler kullanım alanlarına göre de sanayi
hammaddesi olan madenler (metal ana sanayi, kimyasal sanayi ve taş ve toprağa dayalı sanayi)
ve enerji kaynağı olan madenler olmak üzere ayrılabilir.

Türkiye çeşitli maden kaynakları bakımından zengindir. Bunun başlıca nedeni Alp
orojenik kuşakta yeralması nedeniyle gerek tektonik gerekse volkanik ve metamorfik
olaylara uğraması sonucu belli minerallerin bir araya gelerek toplanmasıdır.
Ülkemizin jeolojik yapısının bir eseri olan madenlerin çıkarım işlemi eskiçağa hatta
tarih öncesi döneme kadar iner. Bu nedenle madencilikle ilgili temel bilgiler diğer
ülkelere Anadolu'dan yayılmıştır. Ülkemizde madenler uzun yıllar modern yöntemlerle
yapılmamış ancak batı dünyasının 19. yy.da madenlere olan gereksiniminin
artması üzerine yabancı işletmeler kurulmuştur. Madenlerimizin bilimsel olarak
işletilmesi Cumhuriyet döneminde 1935 yılında M.T.A. (Maden Tetkik ve Arama)
Enstitüsünün kurulması ile başlamıştır.

Türkiye maden kaynakları bakımından zengin bir ülke olmakla birlikte bunların çıkartılıp
işletilmesi ve ekonomik açıdan bir değer ifade etmesi için rezerv miktarlarının
yeterli olması gerekir. Bu bakımdan, demir, bakır, manganez, kükürt, linyit, uranyum,
kurşun-çinko rezervleri ülke ihtiyacına yeterlidir. Buna karşılık taşkömürü, petrol doğalgaz
nikel ve volfram gibi madenlerin rezervleri yeterli değildir. Rezerv ve üretimi fazla
olan madenlerimiz ise krom, bor tuzları, tuz rezervleri ve mermer yataklarıdır. Bunlardan
özellikle krom ve bor mineralleri dünya çapında önemlidir.

Şimdi bu madenlerimizden ihracatımızdaki önemi bakımından coğrafi dağılış ve
üretimleri bakımından inceleyelim.

2. Sanayinin Hammaddesi Olan Madenler



2.1. Metal Ana Sanayinin Hammadesi Olan Madenler

2.1.1. Demir

Ağır sanayinin hammadesi olan demir her türlü inşaat (bina, demiryolu köprü, vb.)
makine ve teçhizatının üretiminde kullanılır. Magmatik, metamorfik ve tortul kö-
kenli demir yataklarına sahip olan ülkemiz demir rezervleri bakımından oldukça
zengindir. Yaklaşık 900 milyon ton rezervi olduğu tahmin edilen demir yataklarından
tenörü en yüksek olanlar Sivas ilindeki Divriği (125 milyon ton) ve Kangal (140 milyon
ton) çevresi ile Malatya ilindeki Hekimhan-Hasan Çelebi (470 milyon ton) çevresidir. Bu sahalar
Karabük ve Ereğli demirçelik fabrikalarının gereksiniminin büyük kısmını
karşılar. Ayrıca Adapazarı doğusunda Çam dağı, Edremit İvrindi arasında Eğmir,
Ege bölgesinde Simav ve Torbalı'da, Kayseri, Adana ve Hatay illerindeki demir yatakları
önemlidir.

Türkiye 4.924.874 ton demir üretimi yapmasına karşılık bir üretim fabrikaların gereksinimini
karşılamaz, bu nedenle yaklaşık olarak 600.000 tonluk açık dışalım ile
karşılanır.

2.1.2. Krom
Ülkemiz krom rezervi açısından oldukça zengin olup (36.800.000 ton) bu bakımdan dünya
dördüncüsü (birinci Güney Afrika 6 milyar ton, ikinci Zimbabwe 1,6 milyar ton,
üçüncü Rusya 68 milyon ton) durumundadır. Yüksek kaliteli çelik elde etmek için
kullanılan bu maden savaş araç gereçleri yol yapım makinaları, gemi, uçak ve lokomotif
motorlarının yapımında kullanılır.

Ülkemizde en geniş rezervleri Elazığ ilinde Maden ilçesi -Alacakaya (Guleman) çevresi ile
(10.000.000 tonun üzerinde) Muğla-Denizli arasında (Muğla ilinin Fethiye ve Köyceğiz
çevresi ile Denizli'de Acıpayam ve Buldan ilçesi çevresinde 20.000.000 ton civarında)dadır.
Diğer krom yatakları Bursa ili Osmaneli ilçesi, Eskişehir ili Mihallıççık çevresi, Kop
dağı doğu etekleri (Erzurum), Adana, Aladağ yataklarıdır.

Türkiye Cumhuriyet öncesinden beri krom dışsatımı yapar. Günümüzde yıllık üretiminin
hemen hemen yarısını dışarıya satar. Geri kalan kısmı ise Antalya ve Elazığ'daki
ferrokrom fabrikalarına gönderilir.

2.1.3. Bakır
Yumuşak bir metal olduğundan ülkemizde ilkçağlardan beri işletilmekte olan bir
madendir. Anadolu'da tarihi çağlar içinde çeşitli araç-gereç ve süs eşyası yapımından
kullanılan bakır günümüzde elektrik ve elektrikli sanayi ürünleri ile elektrik,
dinamo ve dinamo motorlar yapımında kullanılır. Ayrıca çeşitli alaşımları da (bakır-
çinko alaşımı olan pirinç, bakır, çinko nikel alaşımı olan özel pirinç ve bronz) bazı
işkollarının ana malzemesidir.

Ülkemizde Karadeniz Bölgesinde Hopa ve Borçka'da Murgul (60.000.000 ton) Diyarbakır
çevresinde Ergani (50-60.000.000 ton) ve Elazığ'ın Maden ilçesi çevresinde geniş
yataklara sahiptir. Açık işletmeler şeklinde izabe edilen bakır Ergani'den demiryolu
ile Murgul'dan ise denizyoluyla diğer bölgelere sevk edilir. Bu sahalar dışında Kas-
tamonu ili Küre ilçe merkezi çevresinde Rize ili Çayeli ilçesinin Madenköy çevresinde
çıkartılır.

Üretimde önemli olan saf bakır üretiminde Türkiye çok üretim yapan ülkeler sıralamasında
bazen dünya yedincisi, bazen dünya altıncısı durumundadır.
Ağır sanayinin hammaddesini oluşturan manganez bakımından da zengin rezervlere
(20.000.000 ton) sahip olan ülkemizde bu maden Banaz (Uşak ili) Çatalca (İstanbul),
Vize (Kırıklareli), Dursunbey (Balıkesir), Hafik (Sivas), Fethiye (Muğla) vb. çıkarılır.

2.2. Kimya Sanayinin Hammaddesi Olan Madenler

2.2.1. Bor (Boraks)


Kimya sanayinin önemli hammaddelerinden biri durumunda olan bor tuzları bakımından
ülkemiz oldukça zengindir. Dünya rezervlerinin % 50'sinden fazlasını elinde
bulunduran ülkemizde cam, seramik, temizlik maddeleri, gübre, kumaş boyaları, kağıt
hamuru yapımı ve yangın söndürmede kullanılırken, son yıllarda atom reaktörlerinin
yapımında ve roket yakıtlarının yapımında kullanılmaktadır. Ülkemizde en
zengin rezervler Seyitgazi ve Kırka (Eskişehir ili) çevresinde işletilir. Bu sahada rezervlerin
500.000.000 ton civarında olduğu sanılmaktadır. Ayrıca 100.000.000 ton rezerve
sahip olan Seyitgazi ve Emet (Kütahya ili) ile 20-25.000.000 ton rezervleri olan Bigadiç
ve Susurluk (Balıkesir) diğer önemli sahalardır. Bu madenin üretimi tüvenan
olarak 2.062.000 ton konsantre olarak 1.198.000 tondur.

Çizelge 9.1: Seçilmiş Madenlerin Üretim Miktarı
Taşkömürü (ton) 5.628.747
Linyit (ton) 49.892.206
Ham Petrol (ton) 3.753.610
Doğal Gaz (m3) 212.488.086
METAL MADENLER
Demir (ton) 4.924.874
Krom (ton) 1.204.691
Bakır (ton) 4.018.506
Kurşun-Çinko (ton) 397.765
Boksit 772.673
METALİK OLMAYAN MADENLER
Sodyum Sülfat (ton) 433.872
Barit (ton) 366.995
Manyezit (ton) 845.124
Bor (ton) 2.062.758


2.2.2. Tuz
Türkiye tuz yatakları bakımından oldukça zengindir. Tuz üretilen kaynaklara tuzla
denir. Bu kaynaklar deniz tuzu, göl tuzu ve kaya tuzu olmak üzere üçe ayrılır. Deniz
suyundan buharlaşma ile elde edilen tuza en tipik örnek İzmir Çamaltı tuzlasıdır.
Bu sahadan yılda 500 bin ton tuz elde edilir. Göl tuzlaları ise Tuz gölü kıyısındaki Yavşan
tuzlası (250-350 bin ton üretim) ile Kaldırım Tuzlasıdır (550-600 bin ton). İç Anadolu
(Çankırı, Yozgat, Nevşehir, Kırşehir vb.) ve Doğu Anadolu (Kars, Erzurum, Ağrı vb.) bölgelerinde
kayatuzu şeklinde olan tuz madenlerine rastlandığı gibi kaynak suları
tuzlaları da (Sivas, Çorum, Konya Yozgat, Erzincan, Tunceli vb.) dikkati çeker.
Tuz üretiminin % 75-80'ini deniz ve göl tuzlalarından sağlayan ülkemiz yaklaşık
olarak 2 milyon tona (1.888.962) yakın üretim yapar.

Kimya sanayine hammadde sağlayan diğer madenlerden kükürt Keçiborlu (Isparta),
Simav (Kütahya), Karacasu (Aydın)'da, fosfat Mardin ili Mazıdağ ilçesinde, civa
Kütahya ve Ödemiş'te çıkartılmaktadır.

Çizelge 9.2: Tuz Üretimi
Kaya Tuzu 76.340
Göl Tuzu 1.268.696
Deniz Tuzu 504.160
Kaynak Tuzu 39.766
Toplam 1.888.962
Şekil 9.1: Türkiye Çıkartılan Başlıca Madenler ve Çıkarıldıkları Yerler


2.3. Taş ve Toprağa Dayalı Sanayiye Hammadde Sağlayan Madenler

Türkiye'de bu sanayi koluna hammadde sağlayan en zengin kaynaklardan biri
mermerdir. Ülkemizin hemen hemen her bölgesinde işletilen zengin mermer
ocakları vardır. Bunlardan Marmara Bölgesinde özellikle Marmara Adası ve Kapıdağ'da
Ege Bölgesin'de ise Afyon'da işletilenler önemlidir. Ayrıca Eskişehir, Sivas,
Denizli, Kırşehir, Manisa, Çanakkale gibi birçok ilimizde mermer ocakları vardır.
Çimento hammaddesi sağlayan doğal kaynaklardan kil alüvyal havzalar, neojen
sahalarda vb. zengin rezervlere sahip olup Mihalıççık (Eskişehir), Söğüt (Bilecik), Yenice
(Çanakkale), Şile, Sarıyer, Büyükdere, (İstanbul) gibi alanlarda dikkati çeker. Jips
(Alçıtaşı) rezervleri en çok İç Anadolu bölgesinde Ankara, Çankırı, Sivas, Eskişehir ve
Kayseri'de en kaliteli kireçtaşı ise Çankırı, Ankara, Kırşehir, Kütahya, Bursa ve Mardin'de
yer alır.

Eskişehir ilinde lületaşı, Muğla, Milas ve Aydın illerinde zımpara diğer yeraltı zenginliklerimiz
arasındadır.

3. Enerji Kaynağı Olan Madenler



Ülkemizde enerji kaynağı olarak kullanılan madenler taşkömürü, linyit, petrol ve
doğal gazdır. Yenilenmeyen enerji kaynakları adını da alan bu doğal kaynaklar açısından
pek zengin olmayan ülkemiz dünya rezervlerinin sadece % 0.5'ine sahiptir.

3.1. Taşkömürü (Maden Kömürü)
Maden kömürü kaynakları bakımından zengin olmayan ülkemizde başlıca çıkarım
alanı olarak Karadeniz Bölgesinde Zonguldak, Ereğli, Amasra havzası dikkati çeker. Birinci
zamanın karbonifer devrine ait araziler içinde görülen taşkömürü Karadeniz
sahili boyunca 180-200 km. uzunluğunda bir saha dahilindedir. Ancak havza bütününde
ortaya çıkan faylar kömür tabakalarını büyük ölçüde kesintiye uğratmakta,
çıkartılan katmanlar da işletilme sonucu giderek derinleşmektedir. Havzadaki kömür
damarlarının yer yer deniz seviyesinin 200-300 m. altında ve denize indiği saptanmıştır.
Bu nedenle üretim artık gelir getirici olmaktan çıkmıştır.

Maden Kömürü 1829 yılında bulunmuş, 1843 yılında donanmamızın gereksinimi
için işletilmeye başlanmıştır. Halen işletilen kömür damarları Zonguldak, Kandilli,
Kireçlik, Kozlu, Kilimli, Gelik, Tarlaağzı ve Amasra'dır.

Birinci Dünya Savaşından önceki dönemde 600-800 bin ton dolayında üretimi yapılan
bu madenin günümüzde üretimi 6.5 milyon ton olup (tüvenan olarak) net üretim
4,5 milyon ton civarındadır. Bu değer dünya çapında üretim yapan devletlerle
karşılaştırıldığında oldukça sınırlıdır. Ancak çıkartılan kömürlerimiz dünya standartlarına
göre yüksek kaliteli olup, özellikle kok istihsaline elverişliliği ve kükürt
oranının düşüklüğü ile ünlüdür. Son yıllarda üretilen taş kömürü Zonguldak Çatalağzı
termik santralinde kullanılmaktadır.

3.2. Linyit
Ülkemiz maden kömürü yataklarının azlığına karşın linyit kömürü rezervi bakımından
oldukça zengindir. Neojen göl havzalarında oluşan linyit Güneydoğu Anadolu
Bölgesi dışında hemen hemen her bölgede bulunur. Ev yakıtı olduğu kadar son
yıllarda termik santrallerde kullanılmaya başlayan linyit 90 dolayındaki işletmede
üretilmektedir. Ancak bunlardan çok az bir kısmınının (yaklaşık 15 adet) üretimi
100 milyon ton ve üzerindedir. Büyük kısmında termik santral bulunan zengin rezevli
linyit yataklarımız arasında Afşin-Elbistan, Nallıhan, Kütahya-Seyitömer ve
Tunçbilek, Manisa-Soma, Tekirdağ-Saray, Beyşehir, Sivas-Kangal, Muğla-Yatağan, Çankırı-
Orta, Ankara-Beypazarı, Aşkale-Erzurum, sayılabilir. Bunlardan rezerv olarak 3.7
milyar tonla Elbistan ilk sırayı alır. Elbistan'ı Soma (426 milyon ton) ve Beypazarı
(404 milyon ton) izler.

3.3. Petrol
Türkiye çevresinde yer alan komşularının zengin petrol yataklarına sahip olmasına
karşın bu doğal kaynak bakımından son derece kıt bir rezerve sahiptir. Petrol rezervleri
500 ile bir milyar ton arasında değişen Türkiye'de ilk petrol aramaları 1934
yılında Mardin'in İdil ilçesinde başlamış, ancak buradan olumlu bir sonuç elde edilememiştir.
Bunun üzerine 1937'de M.T.A. tarafından Raman dağında petrol aramalarına
başlanmış ve 1940 yılında ilk kez Türkiye topraklarında petrol bulunmuştur.
Daha sonra 1951 yılında yine aynı bölgede Garzan'da petrol bulunmuş bunu Batman-
Beşiri, Siirt-Kurtalan ve Baykan bölgeleri izlemiştir.

Günümüzde petrol başlıca iki çıkarım bölgesinden elde edilir. Bunlardan ilki Güneydoğu
Anadolu bölgesinde Batman-Siirt (Raman, Beşiri, Kurtalan, Yanarsu, Baykan,
Magrip, Çelikli Germik) Diyarbakır (Kurtkan, Kayaköyü, Sincan) ve Gaziantep
(Adıyaman, Bölüklüyayla, Kahta, Piyanko), ikincisi Adana çevresindedir (Bulgur Dağı).
Günümüzde 3.7 milyon ton dolayında üretim yapan ülkemizde çıkartılan veya dışardan
satın alınan petrol Mersin-Ataş (petrol işleme kapasitesi 4.4 milyon ton), İzmitİpraş
(petrol işleme kapasitesi 13 milyon ton), İzmir-Aliağa (petrol işleme kapasitesi
10 milyon ton), Batman (petrol işleme kapasitesi 1.1 milyon ton) ve Kırıkkale-
Hasanlar (petrol işleme kapasitesi 5 milyon ton) rafinerilerinde işlenir.
Türkiye'nin petrol üretimi düşük olmakla birlikte gerek petro-kimya sanayii gerekse
petrol taşımacılığı oldukça gelişmiştir. Ülkemizde petrol, rafineri sahalarına boru
hatları (pipe-line) ile taşınır. Bu boru hatlarından en uzunu Kerkük-Yumurtalık petrol
boru hattıdır. 981 km. uzunluğunda olan ve 1977 yılında hizmete giren bu hattın
640 km.si ülkemizden geçer. Bu hattın biraz daha güneyinden geçen ikinci Kerkük-
Yumurtalık hattı 1987 yılında hizmete girmiştir ve 641 km.si ülkemizden geçer. Bunu
Batman-Dörtyol (494 km.), Yumurtalık-Kırıkkale (447 km.), Adıyaman-Sarıl (82
km.), Batman-Şelmo (42 km.), Sarıcak-Pirinçlik (41 km) petrol boru hatları izler.

3.4. Doğal Gaz

Son yıllarda ülkemizde gittikçe önem kazanan önemli enerji kaynaklarından biri de
doğal gazdır. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde konutların ısıtılmasında
kullanılması diğer taraftan da büyük sanayi kuruluşlarının ihtiyacına yönelinmesi
doğal gaza olan ilgiyi arttırmıştır.

Ülkemizde doğal gaz araştırma çalışmalarına Trakya'da başlanmış ve burada Lüleburgaz
(Hamitabat), Kırklareli (Deveçatağı), Babaeski (Ormancık, Kumrular) arasındaki
sahada rezervlere rastlanmıştır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu'da Mardin-Çamurlu
sahasında da doğal gaza rastlanmıştır. Trakya ve Güneydoğu Anadolu'dan elde
edilen doğal gazdan 212.5 milyon m3 üretim yapılmıştır.

Ülkemizde Rusya'dan gelerek Bulgaristan üzerinden yurdumuza giren bir doğal
gaz boru hattı da bulunmaktadır. Bu hat 1988 yılında Ankara'ya kadar ulaşmış olup
İstanbul ve Ankara şehirleri içindeki dağılım hatları hariç 650 km. uzunluğundadır.

4. Diğer Enerji Kaynakları



Ülkemizde yukarıda belirtilen yenilenmeyen enerji kaynakları dışında jeotermal,
hidroelektrik enerji gibi yenilenen enerji kaynakları da vardır. Bunlardan hidroelektrik
enerji kaynakları yönünden ülkemiz oldukça zengindir. Ülkemizin dağlık
ve yüksek bir arazi yapısına sahip olması akarsuların dar ve derin vadiler oluşturmasına
neden olmuş bu durum ise akarsu debilerinin oldukça yüksek olmasına zemin
hazırmıştır. Çok sayıda barajın yapımı ile beyaz kömür denilen bu kaynağımız
400 milyar kwh'lik bir potansiyele sahiptir. Bunun 103 milyar kadarının elektrik
enerjisine çevrilebileceği hesaplanmaktadır.

Ülkemiz hidroelektrik enerjisi potansiyeli bakımından Avrupa'da Rusya Federasyonu
ve Norveç'ten sonra üçüncü sırada bulunmaktadır.

Ülkemizde Jeotermal enerji özellikle Ege Bölgesi ve Güney Marmara bölümlerinde
dikkati çeker. Magmanın yakın olduğu sahalarda yeraltına sızan suların ısınarak
buhar halinde yüzeye çıkması ile oluşan bu kaynaklar İzmir-Seferihisar ve Balçova'da,
Denizli-Sarayköy ve Kızıldere Aydın-Germencik, Afyonkarahisar-Göçek,
Kütahya'da dikkati çeker. Ülkemizde jeotermal enerjiden elektrik üreten bir santral
1984 yılında Denizli-Sarayköy yakınlarında kurulan Kızıldere santralidir. Bunu Aydın-
Germencik'te aynı yıl kurulan ikinci buhar santralı izlemiştir.

Özet



Türkiye maden ve enerji kaynakları bakımından fakir bir ülke değildir. Hemen hemen her
bölgesinde çeşitli madenlere rastlanır. Nitekim, dünya ülkelerinin tamamında 51 çeşit maden
çıkarılmakta bunun 29 çeşidi Türkiye'de yer almaktadır. Ancak bu kadar çeşitli madenler
bulunmasına karşın gerek maden rezervlerimizin az oluşu gerekse bu rezervlerin tarihin eski
çağlarından beri işletilmesi, madenci bir ülke olmamızı engellemiştir.

19.yüzyıldan itibaren batıdaki sanayileşme hareketleri maden ve enerji kaynaklarına olan
gereksinimi arttırmış ve bu amaçla Türkiye'de batı sermayeli çeşitli maden işletmeleri kurulmuştur.
Ülkemizde madenlerin bilimsel yöntemlerle aranması işlemi Cumhuriyet döneminde
1935 yılında kurulan M.T.A. Enstitüsü sayesinde gerçekleşmiştir.

Türkiye'de demir, bakır, manganez, kükürt, linyit, uranyum, kurşun-çinko rezervleri ülke
ihtiyacına yeterlidir. Buna karşılık taşkömürü, petrol doğalgaz nikel ve volfram gibi madenlerin
rezervleri yeterli değildir. Rezerv ve üretimi fazla olan madenlerimiz ise krom, bor tuz-
ları, tuz rezervleri ve mermer yataklarıdır. Bunlardan özellikle krom ve bor mineralleri
dünya çapında önemlidir.

Ülkemiz yenilenen enerji kaynakları olarak adlandırılan hidroelektrik enerji ve jeotermal
enerji bakımından da oldukça zengin bir potansiyele sahiptir.

Değerlendirme Soruları



1. Aşağıdaki alanlardan hangisinde petrol çıkarılır?
A. Elazığ ili - Maden ilçesi
B. Kayseri ili - Aladağ
C. Diyarbakır ili - Kurtkan
D. Elazığ ili - Guleman
E. Keban'da Bolkar Dağı
2. Aşağıdaki sahalardan hangisinde petrol rafinerisi bulunmaz?
A. Batman
B. Mersin
C. İzmir
D. Diyarbakır
E. Kırıkkale
3. Ülkemiz hangi enerji kaynağı bakımından dünya sıralamasında üçüncü durumdadır?
A. Jeotermal Enerji
B. Güneş Enerjisi
C. Nükleer Enerji
D. Hidroelektrik Enerji
E. Linyit
4. Aşağıdaki Madenlerden hangisi ağır sanayiye kaynak oluşturan madenler
grubunda yer almaz?
A. Fosfat
B. Demir
C. Krom
D. Manganez
E. Bakır
5. Aşağıdaki sahalardan hangisinde termik santral bulunur?
A. Denizli-Sarayköy
B. Aydın-Germencik
C. Zonguldak-Çatalağzı
D. Kırıkkale-Hasanlar
E. Diyarbakır-Karakaya

Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar



Atalay, İ. Türkiye Coğrafyası, İzmir, 1994.
Atalay, İ. - Mortan, K. Türkiye Bölgesel Coğrafyası, İstanbul, 1997.
Başol, K. Türkiye Ekonomisi, İzmir, 1992.
Darkot, B. Türkiye İktisadi Coğrafyası, İ.Ü. Coğ. Enst. Yay. İstanbul, 1972.
Doğanay, H. Türkiye Ekonomik Coğrafyası, İstanbul, 1995.
Doğanay, H. Enerji Kaynakları, Atatürk Üniv. Yay. No: 707, Erzurum, 1991.
Engin, T. Türkiye Maden Yatakları ve MTA'nın Maden Aramacılığındaki Yeri
MTA. Enst. Yay. No: 194, Ankara, 1986.
Gözenç, S, Mater, B, Günal, N, Erel, L, Gümüş, E, Ertin, G. Türkiye'nin Ekonomik
Coğrafyası, Anadolu Üniversitesi Yay No. 419, Açıköğretim Fak. Yay No:
178, Eskişehir, 1991.
Tanoğlu, A. Enerji Kaynakları, İ. Ü. Coğ. Enst. Yay. İstanbul, 1971.
Referans: Ülkemizdeki Madenler ve Enerji Kaynakları

Etiketler: Madenler ve Enerji Kaynakları Nedir | Madenler ve Enerji Kaynakları Nedir ? Madenler ve Enerji Kaynakları Ne Demek, Madenler ve Enerji Kaynakları Tanımı, Madenler ve Enerji Kaynakları Örnekleri, Madenler ve Enerji Kaynakları Türleri, Madenler ve Enerji Kaynakları Nelerdir, Madenler ve Enerji Kaynakları Hakkında Bilgi, Madenler ve Enerji Kaynakları Tarihi, Madenler ve Enerji Kaynakları Nerede, Madenler ve Enerji Kaynakları Ödevi.
Madenler ve Enerji Kaynakları | Ekleyen: | Tarih: 29-Sep-2010 16:18. | Bu yazı 6294 kez okundu..

Madenler ve Enerji Kaynakları ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Soğuk ve Sıcak Renkler

Renkler, şiddetlerine ve insanlar üzerindeki ruhsal etkisine göre ikiye ayrılırlar. . A) Sıcak Renkler (Kımızı, Turuncu, Sarı) Kırmızıda ateşin sıcaklığını, turuncuda güneş ışığının etkisini, sarıda da ışık ve aydınlığı duyarız. Bu renkler, havadaki titreşimi kuvvetli olduğu için diğer renklere 'göre gözü daha önce etkiler. Çocukta renk anlayışı başladığı zaman kırmızıya bakıp ona atılması, ilkel toplulukların en çok önem verdiği renklerin sıcak renkler oluşu bundandır. Varlıkların ışık alan kısımlarında daha çok sıcak renkler hakimdir....

Atatürkün Spor ve Sporcular Hakkında Söylediği Sözler

1. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. 2. Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler , zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben Sporcunun zeki çevik aynı zamanda ahlâklısını severim. 3. Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranması , Türk gençliğinin spor bakımın...

Haçlı Seferlerinin Nedenleri ve Sonuçları

Hıristiyanlık dininin peygamberi olan Hz. İsa Kudüs’te yaşamıştır. Bu yüzden Kudüs ve çevresi Hıristiyanlık için kutsal topraklardır. Kudüs, aynı zamanda Müslümanlar ve Yahudiler için de kutsaldır. Ancak, bu topraklar, 636 yılında Halife Hz. Ömer döneminde, ünlü komutan Halid bin Velid tarafından İslam devleti topraklarına katıldı. Avrupalı Hıristiyanlar, Müslümanların elinde bulunan bu kutsal yerleri almak için bir takım askeri seferler düzenlediler. Bu seferlere katılanlar elbiselerinin ve kalkanlarının üzerinde bir haç işareti taşıdıkl...

Servet-i Fünun

Edebiyat-ı Cedide Nedir ? (Servet-i Fünun) : Edebiyat-ı Cedide 1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır. İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir. Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır. Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Meh...

Trafik Kazaları ve Alınacak Önlemler

Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve maddi hasar sonuçlanan olaylara Trafik kazası denir. Örneğin: > Hareket halinde iki aracın çarpışması > Hareket halinde bir araç ile yayanın çarpışması > Hareket halinde bir araç ile hayvanın çarpışması > Hareket halinde bir aracın sabit bir nesneye çarpması > Hareket halinde bir arcın uçuruma yuvarlanması Ülkemizde ve Dünyada Trafik Kazaları Ülkemiz her yıl binlerce insanı yaşamından eden, binlercesini sakat bırakan, milyarlarca liralık mil...

Vehim

1. Kesinliği belli olmayan ancak gerçek olma olasılığı düşük olan düşünce-bilgi. 2. Evham, şüphe, kuruntu anlamına gelir. 3. Sözlükte şüphe ve tereddüt edilen nesnenin kendisine tercih olunan tarafına denir. Çoğulu evhamdır. 4. Bir bilgiye “zan” diyebilmemiz için bu bilginin gerçek olma ihtimalinin, zıddının gerçek olma ihtimalinden fazla olduğuna inanmamız gerekir. Gerçekleşme ihtimali zayıf olana ise “vehim” denir. 5. Bir Necip Fazıl Kısakürek şiiri. Vehim Herşey kesik ve kopuk, zaman tutamaz lehim; Mazi alb...

Televizyonun Yararları ve Zararları

TELEVİZYON VE EĞİTİM Televizyonun çocuk açısından hem yararlı, hem zararlı sonuçları söz konusudur. A. Yararları a. Çocukları eve bağlayarak ailede ortak ilgiler yaratıp aile mutluluğunu gerçekleştirir. b. Çocuğun kültürünü geliştirir. c. Çocuğu düşünmeye tevşvik eder. d. Çocukların ilgi ve hayat alanlarım genişletir. e. Çocukların estetik zevklerini geliştirir. B. Zararları a. Çocuğu yararlı etkinliklerden alıkoyabilir, onu edilginleştirir, yaratıcılıktan ve etkinlikten uzaklaştırır. b. Çocukta tek tip değer yargıları geliştiri...

Soyut ve Somut Anlam

Somut anlam ve soyut anlam konusu hem Öss’de hem de Oks’de, sözcükte anlam ana başlığı altında işlenen bir konudur. Bu sebeple hem Öss’ye hazırlanan öğrencileri hem de Oks’ye hazırlanan öğrencileri yakından ilgilendirmektedir. Sözcükte anlamın zor konularından -daha doğrusu karışık- konularından birisi olan soyut ve somut anlamı dilimiz döndüğünce kolay ifade etmeye çalışacağız ve çeşitli örneklerle pekiştirmeye çalışacağız. Daha sonra ise soyutlamanın ve somutlamanın ne olduğu ve nasıl yapıldığına değineceğiz. Dilers...

Empirizm Nedir ve Empiristler Kimlerdir

Doğru ve genel geçer bilginin duyumlar yoluyla oluşan deneylerle kazanılabileceğini öne süren felsefe görüşüdür. Empirist anlayışa göre insan zihninde doğuştan getirilen hiçbir bilgi yoktur. İnsan zihni, bu nedenle boş bir levha gibidir. Empirist görüş, 17. ve 18. yüzyıllarda sistemli bir düşünce olarak felsefe tarihinde yerini almıştır. Empirizmi geliştirerek sistemli bir felsefe görüşü haline getiren önemli düşünürler John Locke, Davit Hume, Condillac, Herbert Spencer'dir. JOHN LOCKE (1632-1704) İnsan zihninde bulunan bütün düşüncele...

Kavimler Göçünün Sebepleri ve Sonuçları

Kavimler göçü milattan sonra 375 senesinde Hunların karadenizin kuzey bölümünden Avrupaya giderken karşılarına çıkan barbar kavimler olan ostrogot, vizigot, süev, sakson, angıl, frank ve vandal kavimlerini yerlerinden etmesiyle sonuçlanan bir olaydır. Kavimler Göçünün Sebepleri: a) Büyük Hun Devleti'nin dağılmasından sonra As­ya'nın batısında (Hazar ve Aral Gölü arası) Hunlara katılımların olması, burada çoğalan nüfus ve kabileler arasındaki rekabet ve mücadelelerle daha batıya doğru kaymaya başlamaları b) İdil (Volga) ırmağının batısına...

Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


Bu yazıya henuz resim eklenmemiş..
» Madenler ve Enerji Kaynakları resimleri

  Puanı : 3.5 / 10 | Oy : 14 kişi | Toplam : 49

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Dış Bağlantılar
Bi soru sor
İletişim