Anasayfa > Sözlük > D > Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir kompozisyon örnekleri


Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır. Milleti var eden unsurlardan biri de dildir; aynı dili konuşan insanlar, kendi aralarında bir bütün oluştururlar. Dil, bir milletin ortak malıdır. Millet, aynı dili konuşan insanlar topluluğudur. Dilin bozulması ile, millet çözülmeye başlar. Bu nedenle, milli dil üzerinde hassasiyetle durmak gerekir. Dilin yozlaşması, milli kültürün de yozlaşmasına zemin hazırlar.

Diller, kendi tabii kanunları içinde, zamanla, ağır ağır değişir, yenilenirler. Zaman içinde bazı kavramlar unutulur, onların yerini yenileri alır. Bu, normal bir süreçtir.

Türkçe, dünyanın en güzel, en zengin, en büyük ve en köklü dillerinden biridir. Asırlarca 3 kıtada konuşulmuş, yazılmış ve okunmuştur. Bu gün hala, Türkçe, farklı şiveleri, lehçeleri ile dünya üzerinde en geniş coğrafyada konuşulan bir dildir.

İnsan, dil ile, dile ait kavramlarla düşünür; duygu ve düşüncelerini, dilek ve şikayetlerini, dil ile anlatır. Dilin bozulması ile iletişim de bozulur; insanların, nesillerin birbirini anlaması güçleşir ve milletin devamı inkıtaya uğrar. Dil, bir milleti diğerlerinden ayıran unsurdur. Bir milleti parçalamanın yollarından biri de, o milletin dilini yozlaştırma, bozmadır. Bu açıdan Türkçe’mizin durumunu düşünelim! Türk insanı, Türkçe’ye sahip çıkmalıdır.

Milletler ve milli kültürler arasında, karşılıklı alış verişler vardır; bu karşılıklı etkileşimden kaynaklanır. Bu etkileşim sayesinde, diller de birbirinden etkilenebilir. Bu çerçevede Türkçe’de, tarih boyunca diğer bazı dilleri etkilemiş ve onlardan da etkilenmiştir. İslamlaşma sürecinde Arapça ve Farsça’dan etkilenen Türkçe, Tanzimattan sonra millet olarak yaşadığımız Batılılaşma sürecinde Fransızca, Almanca, İngilizce…den etkilenmeye başlamıştır. Bir takım çevreler, Arapça ve Farsça sözcüklerin dilimize girmesine karşı çıktıkları kadar Avrupa dillerinden, Türkçe’ye giren sözcüklerin varlığına karşı çıkmamaktadırlar; bu, hayret ve endişe verici bir tavırdır ve yanlıştır. Ancak bugün Batı dillerinden aldığımız sözcükler o derece had safhaya ulaşmıştır ki; buna dil anarşisi demek doğru olur. Çocuk isimleri, sokak isimleri, semt ve belde isimleri, dükkan isimleri…. çoğunlukla yabancı isim olarak karşımıza çıkıyor. Artık bu kadarına da pes demek gerekir. Adeta “Herhalde burası Türkiye değil!” diyesi geliyor insanın. Kültürüne, milletine bağlı insanların, Türk diline sahip çıkmaları gerekir. Sömürgeci güçler, sömürgeleştirmeye başladıkları milletlerin dilini bozmaya çalışırlar. Bu noktada uyanık olmak gerekir.

Bugün artık memleketler silahla, askerle değil kültürle, ekonomi ile işgal edilmektedir; bu, görünmeyen ama daha etkili bir işgal yöntemidir. Açıktan işgale göre daha sakıncasız ama daha kalıcıdır. Türk dili ve Türk kültürü, işgale uğramaktadır. Türk kültürü ve Türk dili, saldırı altındadır; nesiller arasında uçurum oluşturulmaktadır. Türk genci, bundan 50- 80 yıl önceki Türkçe’yi anlayamaz duruma getirilmiştir. Milletin devamlılığına darbe vurulmaktadır.

Dil ile düşünce arasında, düşünce ve kültür üretme, üretilen düşünceyi ve kültürü aktarma arasında yakın ilişki vardır. Birey ve toplum olarak, ne kadar çok sözcük sahibi isek; düşünce ve kültür üretimi, aktarımı o kadar yetkin, güçlü olur. Düşünce, o kadar derin ve köklü, kuvvetli olur. Maelesef Türkçe’nin yozlaştırılması, buna göz yumulması ile Türk insanı düşünce ve kültür üretememekte, dili dışardan alarak, dilde taklit yaparak, düşünce ve kültür üretiminde de taklide başlamıştır. Dilde taklitçilik, düşüncede ve kültürde de taklitçiliği beraberinde getirmekte; artık kendimiz olamamaktayız; başkalaşmaktayız! “Ses bayrağımız Türkçe’ye sahip çıkalım!” Türkçe’yi cıvıklaştıran ve cıvık bir Türkçe kullananlara Türkçe’yi kullanarak tepki gösterelim!


Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir kompozisyon örnekleri | Ekleyen: | Tarih: 23-Nov-2010 20:50. | Bu yazı 41383 kez okundu..

Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir kompozisyon örnekleri ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Betimleme Örnekleri

Devamini Oku
Betimleme Örneği "Bulunduğumuz yer denizden bin beş yüz metre kadar yüksekte idi. Akcedil; ay iskelesinin önünde du­ran kayıklar, ağaçların arasındaki seyrek binalar iğne topuzu kadar ufaktı. Karşıda Burhaniye'nin arkasında yatan Madra dağları şekilsiz bir yığından ibaretti. Güneşin altında göz kamaştırıcı pırıltılarla yanan deniz, ta uzaklarda açıklı koyulu gölgelere bürünen Midilli Adası'na kadar uzanıyor, bunun sağ yanından geçerek, ufukta sisler içinde gökle birleşiyordu. Kazdağı'nın körfeze kadar yaklaşan eteklerini sayılamayacak kadar ço...

Sesteş Kelime Örnekleri

Devamini Oku
* Yılanı gören at birden şaha kalktı. * Mutfaktaki pislikleri çöpe at. * Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al. * Gül: “Gül.” dedi, bülbüle. * Kalem böyle çalınmıştır yazıma Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma * Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar geldi. * Adresimi hemen bir kenara yaz. Bu yaz yurtdışına çıkmayı düşünüyorum. * Depodaki bidonlar ağzına kadar dolu. Bu mevsimde buralarda dolu yağar. * Ben, sizinle gelmek istemiyorum. Çenesinde küçük bir ben vardı. * Yaralı yolcu, çok kan kaybed...

Mecaz Anlam Örnekleri

Devamini Oku
Mecaz Nedir ? (Özet) : Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söze mecaz, oluşan anlama da mecaz anlam denir. Mecaz Anlam Nedir ? (Detay) : Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmişt...

Uzunluk Ölçü Birimleri

Devamini Oku
Uzunluk ölçüsü temel birimi metredir. Uluslararası Ölçüm Sisteminin uzunluk birimi metre'dir ve kısaca "m" ile gösterilir. Günümüzde "1 metre", ışığın boşlukta 1/299,792,458 saniyede aldığı yol olarak tanımlanmıştır.Bu çağdaş tanım günümüzde dünyanın çeşitli laboratuarlarında yapılabilen hassas ölçümlerin birbirleriyle karşılaştırılabilmesi amacıyla kabul edilmiştir. 1 metre (m.) = 0.001 km = 39.37 inc = 3.281 ayak = 1.094 yarda 1 kilometre(km.) = 1000 metre = 39370 inc = 3281 ayak = 1094 yarda = 0.6214 kara mili = 0.5396 deniz mili ...

Eş sesli kelime örnekleri

Devamini Oku
Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Açıklamalı Örnekler: Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi Eş Sesli Kelime Örnekleri Cümle Halinde Örnekler “Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar” “Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar” Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya Adresimi hemen bir kenara yaz. Bu yaz yurtdışına ...

Ulama Örnekleri

Devamini Oku
Ulama Nedir ? (Özet) : Sessizle biten sözcükten sonra sesliyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur. Buna ulama denir. Ulama Nedir ? (Detay) Dilimizde cümleler okunurken kelimelerin sonlarında bulunan sessizler, kendilerinden sonra gelen kelimelerin ilk harfi sesli ise bu sesliye bağlanarak okunurlar. Ulama Örnekleri Emanet_eşeğin yuları gevşek olur. > Emane-teşeğin yuları gevşek olur Geniş_ovayı seyre daldı. > Geni-şovayı seyre daldı. Elbisenin_ütüsü bozulmuş. > Elbiseni-nütüsü bozulmuş. Kural : U...

Birey

Devamini Oku
Tdk tanımına göre birey: 1- Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert; 2- Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri; 3- Mantık - Bir türün kapsamı içine giren somut varlık; 4- Psikoloji - İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert; 5- Sosyoloji - Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. Birey terimi sadece yüklendi...

Deneme Yazısı Örnekleri

Devamini Oku
Deneme Örneği 1 Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş, daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır. Bir aileyi yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir. Ruh nerde bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur; ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurt...

Belirtili İsim Tamlaması Örnekleri

Devamini Oku
Belirtili isim tamlamalrında birinci isim, ikinci ismin ( varlığın adı ) kime, neye ait olduğunu olduğunu gösterir. Tamlayan isim : " -in, -ın, -ün, -un " eklerinden birini alır. Tamlanan isim : " -i, -ı, -ü, -u " eklerinden birini alır. ÖRNEK ( 1 ): Okulun bahçesi »»»»» bahçenin, okula ait olduğunu belirtir. -un »»»»» tamlayan eki -i »»»»» tamlanan eki -s »»»»» kaynaştırma harfi ÖRNEK ( 2 ): Çantanın zipi »»»»» zipin, çantaya ait olduğunu gösterir. -ın »»»»» tamlayan e...

Saf Madde Örnekleri

Devamini Oku
Saf Madde Örnekleri: Su, oksijen, karbondioksit, atom, altın, bakır, demir, helyum, şeker, sodyum (Na), oksijen (O2), helyum (He), tuz, cam, altın, alüminyum. SAF MADDENİN TANIMI: Saf maddeler element ve bileşiklerden oluşur.fakat;maddelerin çoğu ne tek bir elementtir,ne de tek bir bileşiktir . Saf maddeler ikiye ayrılır: 1. Elementler 2. Bileşikler Elementler Aynı cins atomlardan oluşurlar. Yasal ve fiziksel yollarla bileşenlerine ayrılamazlar, çünkü tek cins atom bulundururlar. Belirli yoğunluk, erime ve kaynama noktaları vardı...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 19:15:41 11.23.2010  Güncelleme: 19:15:41 11.23.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir komposizyon örnekleri

Dilin yozlaşması birtakım dış etkenlerle dilin özünden uzaklaşması, bozulması anlamına gelmektedir.


Öz Türkçe anlatım varken, konuşurken veya yazarken bizi yabancı kelimeler kullanmaya iten gizli bir güç mü var? Yoksa bu, kendimizi farklı bir şekilde ifade edebilmek için seçtiğimiz bir yol mu?
Çoğu kere kullandığımız yabancı kelimelerin cümle içerisinde sırıttığını bile bile bir oyuna mı geliyoruz? Yabancı kelimelerin asıl anlamlarıyla dahi cümle içerisinde oturmaması yalnışlıklarını nasıl farkedeceğiz?
Devlet, dilbilimciler ve Türk Dil Kurumu bu yönde ne gibi tedbirler aldı? Okullarımızda yazılı ve görsel iletişim araçlarında bu yönde ne gibi uygulamalar yapılıyor?
Bir yığın soruyla irdelemeye çalıştığımız bu konunun da ilgililerce boşlukta bırakıldığını ve birçok konuda olduğu gibi dil yozlaşmalarına da seyirci kalındığını görüyoruz.
Günümüzde hızlı iletişim araçları “yalnışlık”ların süratle yayılmasına sebep olabilmektedir. Fakirlik, sıkıntılar ve çeşitli baskılar fertlerin kendi kendilerini denetlemelerini zorlaştırmaktadır. Tenkit edilme veya suçlanma korkusu insanları farklı davranış biçimlerine itmektedir.



Cinnet ve kişilerin tepkilerini ifade etme şekilleri değişmiştir. Oyunlar sömürücü dış güçler tarafından insanlar üzerine yönlendirilmiştir. Işınlarla, titreşimlerle ve farkedilmeyen etkileşimlerle bütün yaratıklar farklı davranış ve olayların içerisine itilmektedir.
Koyun intiharları, bebek ölümleri, depremler, doğal afetlerin farklılıkları insani olmayan gizli bir savaşın unsurları olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Hepimiz aile yapısını zedeleyen bir gelişim eşiğindeyiz. Kültür yozlaşmaları, politik bozulmalar ve sevgisizlik adeta iç içine geçmiş unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
“Geçmişte böyle değildik…” deme olgunluğu belki kendimize çeki-düzen vermemiz için önemli bir silkinişe sebep olabilir. İçinde yaşadığımız çıkmazlar paranın ve çıkar savaşlarının ağlarıyla örüldüğü için çeşitli güçlüklerle karşılaşıyoruz.
Günümüzde birbirimizi rencide etme, incitme ve suçlama gibi ilişkileri çürüten ifade şekilleri kolaylaşmıştır. Dostluk, manevi değerler ise çıkar aracı olarak kullanılmaktadır.
Devlet Televizyonu da yalnışlıkların içerisinde. TRT’de Türkiye’yi tanıtan belgesel filmler dahi yabancı müziklerle sunuluyor. Programlarda öz Türkçe ifadeler kullanılmıyor. “9. Senfoni” gibi isimler TRT gibi devlet televizyonunda program ismi olarak konulabiliyor.
Bu proğramların sunuluş biçimi de oldukça tedirgin edici. Konuşmacıların sık sık sözlerinin kesilmesi gibi farklı uygulamalar seyircileri çileden çıkarıyor. Ve “ey yetkililer neredesiniz?“ demeden kendimizi alamıyoruz.
Yazan: Pınar Elven
Cevapla
zeus
Tarih: 19:16:50 11.23.2010  Güncelleme: 18:11:48 10.06.2012
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir komposizyon örnekleri

TÜRK DİLİNİN YOZLAŞMASI
Bilgisayar (computer!!!) günlük hayatımıza girdi gireli geçirdiğimiz tipik evrim karşısında aynı memleketimiz gibi “Hasta Adam” olan dilimiz de müthiş bir ihanete uğramıştır. Ülkemizin hemen hemen pek çok alan geri plânda kaldığı bir gerçektir. Bilim ve tekniği geriden takip ediyor olmamız doğal olarak Tanzimat’tan bu yana bir türlü ayılamamış olan toplumumuzun diline ihanet etmesini de kaçınılmaz kılmıştır. Dünyada hiçbir devlet yoktur ki bizim gibi diline ve tarihine ihanet etmiş olsun. İşin özüne dönecek olursak, sanal alemde yaşanan dil rezilliği artık sınırlarımızı aşmış ve yabancıların dilinde alay konusu olmaya başlamıştır. Günlük konuşma dilimizdeki bozukluğun meydana getirdiği bu vahim durum öyle ileri boyutlara ulaşmıştır ki tarif etmek içimi sızlatmaktadır. Özellikle biz gençlerin Batı’ya olan hayranlığı tartışılmayacak derecede ileri boyutlardadır. Bunun sonucu olarak güya geleceğin teminatı olacak olan bizler(!) görevimizi kötüye kullanmanın verdiği hazla ortalıkta göğsümüzü kabarta kabarta dolaşıyoruz.
DİL YOZLAŞMASI ÖRNEKLERİ
TÜRKCAN Başkanı Deniz Yiğit, şunları kaydetti:
''Geçen gün 'Whisne Cafe' diye bir yer gördüm. Örneğin 'w' harfiyle yazıyorlar. X harfi de Türkçe'de olmamasına rağmen kullanılıyor. Buna ise şöyle bir gerekçe öne sürüyorlar; 'Biz Avrupa Birliği'ne (AB) giriyoruz. AB'ye uyum için bunu kullanıyoruz'. Ne alakası var? AB'ye bir ulus kendi duruşuyla girer. Bunların hiçbirinin bir dayanağı yok bence. Mesela 'kuaför' kelimesi eskiden her yerde 'kuaför' diye yazılırdı. Şimdi bir sürü çeşit yazan var. 'Coufeurre' yazan, 'coffeur' yazan da var. Hepsi de yanlış ayrıca. Fransızcası da böyle değil. Bu şekilde bir dil yozlaşması var. Mesela BBC'ye 'bi-bi-si' diyoruz. Ama hiçbir İngiliz, TRT'yi böyle okumuyor, (ti-ar-ti) diyor. Biz gerçekten bir özenti içinde, belki İngilizce bildiğimizi göstermek için, kendi Türkçe olan adlarımızı bile yabancı dil kurallarına göre yazıyoruz, okuyoruz. Bunları sorgulamamız lazım. Ancak dilde yabancı etkisi konusundaki kitapları okuyan gençlerde, bir uyanış başlamış durumda. Ve bu, dalga dalga bütün topluma yayılıyor. Bize gerçekten çok başvuran genç var; 'Sizle çalışmak istiyorum. Türkçemize sahip çıkmak istiyorum' diyorlar. Bu konuda düşünce üretmeye başladıktan sonra da mutlaka ardından çözümler gelir diye düşünüyorum.'
1.Yayın Organları;

Bazı yayın organlarının Türkçeyi niteliklerine uygun kullanmayışları Türkçenin bozulmasına neden olmaktadır. Televizyonlarda yayınlanan bazı yabancı dizi veya filmlerin Türkçenin dil özelliklerine uygun çevrilmemekte ve bu özelliklerden yoksun seslendirilmektedir. Bu olay yayınları seyredenleri etkileyerek dilde başarısız çeviriye bağlı olarak bir taklidin doğmasına, dolaysıyla dilin bozulmasına sebep olmaktadır.
Bazı televizyon ve radyolarda halkın karşısına çıkan sunucular dili niteliklerinden yoksun kullanmakta, bu da Türkçenin bozulmasında rol oynamaktadır. Artan televizyon ve radyo şirketleri, Türkçeyi niteliklerine uygun olarak konuşan kişilerden çok, kanalın seyredilme oranını artıracak kişileri sunucu olarak halkın karşısına çıkarmaktadır. Kontrolsüz bir bilinçle dinlenen bu çeşit bir Türkçe, bilinç altında bozularak yeni şeklini alabilmektedir.
Yukarıda ulusal yayın organları için belirtilen hususların dili olumsuz etkilediği görülebilmektedir. Yerel yayın organları ise Ulusal yayın organlarının bu kirletici özellikleri barındırmakla birlikte daha büyük bir kirletici vasıfla Türkçeyi kullandıklarına şahit olmaktayız. Bir yerel televizyonda halkın karşına çıkan sunucu neredeyse Türkçenin üslup özelliklerinden tamemen farklı bir dille programı sunmaya çalışmaktadır. Bu da doğal olarak dinleyenleri etkileyebilmekte ve dili bozabilmektedir. Yerel gazeteler için yazı üslübunun, gramer kurallarının neredeyse hiçe sayıldığı ilk bakışta görülebilmektedir. Bu bozukluğu göremeyenler için ise durum daha vahimdir. Çünkü bu yazıları okuyanlar farkında olmadan okudukları gibi yazmaya, yazdıkları gibi anlatmaya başlayacaklardır. Tabi bunun sonucu da herkesçe malum olmalı.

2. İnternet Kullanımı;

Kendine has bir dili olan bu teknolojik canlı varlığın, onu kullananları etkilememesi düşünülemez. İnternetin bazı olanaklarından faydalanabilmek için internetin dilini de bilmemiz gerekebiliyor. Ancak biliyoruz ki internet her aşamada Türkçeyle çakışmıyor. İnternetin bazı olanaklarını tamemen Türkçeye uygun bir dil yapısında kullanabilmekteyiz. Ancak bilinçsiz insanlar, internet dünyasına girdiklerinde kullandıkları anadili unutuveriyorlar. Yeterince bilinçli olmadıkları için hemen etkilenip Türkçeyi bozuk bir şekilde kullanıyorlar. Bu durum özellikle sanal sohbet ortamlarında meydana gelmektedir.

3. İş Yeri İsimleri, Tabelalar;

Bazen Türkiye’de herhangi bir caddede olduğumuzu unutturacak seviyeye ulaşan bu sorun her geçen gün artmaktadır. Yabancılaşma rüzgarının etkisiyle yazılan bu tabelalara örnek vermeye gerek görmeyerek dili olumsuz etkilediğini söylemeyi yeterli görüyorum. Çünkü her an karşımıza çıkıyorlar.
Tabelalarda, iş yeri camlarında bu yabancı veya yabancı- Türkçe arası kelimeleri okuyup etkilenerek kullanması doğal bir sonuç olur. Etkilenen kişinin bozuk olarak kullandığı kelime sadece camda okuduğu kelimeyle sınırlı kalmayacaktır. Bu kullandığı kelimeye benzer diğer kelimeleri de ilk olarak yer yer bozarak, ilerleyen zamanlarda ise sürekli bozuk kullanmasına sebep olabilecektir. Sonuç yine malum.


4. Üniversitelerde Dil Eğitimi;

Ülkemizde üniversitelerde her bölümde en az bir dönem olmak üzere Türk dili
ve edebiyatı okutulmaktadir. Ancak bu çoğu üniversitede ders geçmede esas alınan
ortalamaya bile dahil edilmemektedir. Bu da hem dersi okutan hocanın hem de o dersi gören öğrencinin Türk dili ve edebiyatına önem vermemesinde önemli bir etkide bulunmaktadir. Türkçenin ilgili dersine önem vermeyen bireyden Türkçeyi niteliklerine uygun kullanmasını bekleme, gerçekleşmeyecek bir düşten öteye gitmez.
Bu durum bazı yerlerde maalesef Türk dili ve edebiyatı ile Türkçe öğretmenliği bölümlerinde daha dikkat çekici halde karşımıza çıkmaktadır. Mesleğini Türkçeyi başkalarına öğretmek veya araştırmakla icra edecek bireylerin bile akademik eğitimlerine gereken önemi vermediklerini görebilmekteyiz. Bunun yanında bu meslek gurubunu yetiştiren öğretim üyelerinin dahi, bırakın bu insanları yetiştirecek bilgiye sahip olmasını, kendilerini ifade edecek Türkçe kabiliyetinden yoksun olabildikleri malesef bir gerçek olarak tokat gibi yüzümüze çarpmaktadır.
Türkçenin niteliklerini, değerini bilmeyen bireylerin anlatacağı, sağlamlıktan uzak Türkçenin bozulması kısa sürmez sanırım.

5.Anne ve Babaların Dil Bilincinden Yoksun Oluşları;

Anne ve baba da sonuç olarak dili kullanan toplumun bir parçasıdır. Ancak ayrı
bir başlık altında yazmamın nedeni sorumlu oldukları çocuklarıdır. Bir anne baba açısından, çocuğun kavramaya başladığı dili doğru şekillendirmek en başta gelen görevleri arasındadır. Ancak bazı anne ve babalar çocuklarına daha ilk başta dili bozmalarını öğütlediklerine şahit oluyorum. Bu da çocuklarına verdikleri isimlerle oluyor. Bir çocuğa verilen yabancı bir isim, çocuğun ilerleyen dönemlerde ismiyle özdeş kelimelere-kültürlere olan ilgisini arttıracağına inanıyorum. Bu ilginin etki alanı yabancı bir kültüre ait ismi taşıyan çocukla sınırlı kalmayacaktır. O çocuğun akran çevresini de etkileyecektir. Arkadaşları çocuğun, yabancı ve farklı bir isme sahip olduğunu düşünmek kendilerine aynı tarzda isimler yakıştırmaya başlayacaktır. Bunun da birbirleriyle sıkı bir ilişki ve etkileşim sürecinde olan yaşam tarzı, kültür ve dil olguları açısından yabancılaşmaya karşı bir kayma ve daha dikkat çekici manada yozlaşmaya neden olabileceğini düşünüyorum.

Türkçenin yozlaşması ile ilgili kompozisyon
Cevapla


Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir kompozisyon örnekleri
» Dilin yozlaşmasıyla ilgili bir kompozisyon örnekleri resimleri

  Puanı : 5.3 / 10 | Oy : 26 kişi | Toplam : 139

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim