Anasayfa > Sözlük > M > Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı


Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı.

Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.

Atatürk’ün Samsun’a gidişinin nedeni


Dönemin şartları içinde Samsun ve dolayları mütareke Türkiye’sinin en çapraşık çete faaliyetlerine sahne olan ilimizdi. Mevcut çete faaliyetlerinin çoğunluğunu Pontusçu Rumlar oluşturmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa’nın, IX. Ordu müfettişliğine atanmasının başlıca nedeni de bu yöredeki Rumları, orada yaşayan Türklere karşı korumak ve Anadolu’da kurulmakta olan milli cemiyetleri dağıtmaktı.

Onun bu göreve atanmasındaki isabetlilik, şahsi kaygı ve korkuların bariz şekilde ön plana çıktığı günlerde “Milli Mukavemet” fikrini en üst düzeyde düşünen ve bunun uygulaması için çaba gösteren kişi olmasından kaynaklanmaktaydı. O daha İstanbul’a gelmeden önce sahip olduğu bu düşüncesini bir sır gibi vicdanında saklamış; Anadolu topraklarına ayak basar basmaz bu düşüncesini uygulamaya başlamıştır.

Öte yandan Samsun’un Milli Mücadeledeki diğer önemli tarafı, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ilişkin görevinin belirlenmesinde Osmanlı Hükûmeti’nin ne derece etkili olduğu hususudur. Çünkü Samsun’a gidiş, başlangıçta mevcut hükûmete karşı bir tavır değil bilakis İstanbul Hükûmeti’nin zaruri gördüğü askeri ve idari bir sorumluluktur. Ancak gerek olayların seyri gerekse Atatürk’ün bizzat kendisinin dile getirdiği hatıralarından anlaşılan, İstanbul Hükûmeti’nin Mustafa Kemal Paşa’yı bu göreve getirişinde aynı düşüncelere ve hedeflere ulaşmak isteğinin olmamasıdır.

Nitekim, Mustafa Kemal Paşa Sivas’ta, Heyet-i Temsiliye Karargahında Samsun’a gidişini Kılıç Ali’ye şöyle anlatmıştır (Ekim 1919);

“… Ben tasarladığım programımı Şişli’deki evimin bir köşesinde oturarak ve birtakım pestenkerani anasırla görüşerek tatbik edebileceğime kani olmadığım içindir ki doğrudan doğruya milletle temasa gelmek istedim. Cevherini çok ala bildiğim ve çok sevdiğim milletimin içinde ve onunla birlikte hareket etmeyi daha faydalı, hatta çok lüzumlu gördüm. Senelerden beri ıstırap içinde bulunan Anadolu’nun derhal varlığına karışmak elbette ki daha salim bir düşünce idi. Bundan dolayı 3.Ordu Müfettişliğine tayinimi temin ettim ve Seyrisefainin küçük bir vapuruna binerek karargahımla birlikte alelacele yola çıktım. Bazı dostlarım bana İngilizlerin yolda gemiyi batırması ihtimali olduğunu söyledikleri halde kulak asmadım, kıymet vermedim…”.

Mustafa Kemal Paşa İstanbul’dan Anadolu’ya geçişini anlatırken gözleri parlayarak bütün heybetiyle memleket için yegane kurtuluş çaresinin, milli birliğin muhafazası olduğunu ve içinde yaşanılan felaketlere birlikte mukavemet edilerek milletin ancak bu sayede kurtulabileceğini, milletle beraber behemehal ve mutlaka bu gayeye varacağı kanaatini izhar ediyordu” demiştir.

“Mustafa Kemal Paşa ‘nın 9. Ordu Müfettişliğine tayini, Ali Fuad (Cebesoy) Paşa’dan başlayıp zamanın dahiliye nazırı Mehmet Ali Bey Sadrazam Damad Ferid Paşa ve Sultan Vahideddin’e kadar uzanan bir tavsiye zinciri sonucunda gerçekleşmiştir.

Mehmet Ali Bey’in Ali Fuat Paşa’nın ailesi ile dünür olması ve bu arada Ali Fuat Paşa’nın rahatsızlığı dolayısıyla Ankara’dan İstanbul’a gelmesi sırasında ona bu tavsiyede bulunmakla kalmamış, aynı zamanda onun İttihatçı olmadığına Mehmet Ali Bey’i ikna etmiştir. Öte yandan Samsun ve havalisinde asayişsizlik durumu ortaya çıkınca Mehmet Ali Bey Sadrazam Damad Ferit Paşa’ya meselenin halli için bölgeye Mustafa Kemal Paşa’nın gönderilmesini teklif etmiş ve ayrıca onu bu hususta ikna etmeyi de başarmıştır. Damad Ferit Paşa meseleyi Padişah’a arz ederken göreve Mustafa Kemal Paşa’nın tayini için ayrıca Vahideddin’i ikna etmesi gerekmemiştir. Zira Sultan Vahidettin Mustafa Kemal Paşa’yı çok iyi tanımakta olup şahsi kabiliyetini takdir etmekte ve değerini bilmektedir.

Mustafa Kemal Paşanın 9. Ordu müfettişliğine tayininde başta Sultan Vahidettin olmak üzere zamanın sadrazamı Damad Ferid Paşa, Dahiliye nazırı Mehmed Ali Bey, Harbiye Nazırı Şakir Paşa, Erkan-ı Harbiye-yi Umumiye Reisi Cevad (Çobanlı)Paşa ve Erkan-ı Harbiye-i Umumiye İkinci reisi Diyarbekirli Kazım Paşa gibi büyük devlet erkanından bazıları şahsi kaygılarını bazıları da milli menfaatleri gözeterek bu tayin üzerinde hepsi de etkili rol oynamışlardır. Her ne sebeple olursa olsun Mustafa Kemal Paşa’nın tayini meselesi başlangıçta normal bir idari-askeri karar gibi gözükmüş fakat sonuçları itibariyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir milletin istiklal mücadelesinde hareket noktasını oluşturmuştur.

Atatürk, Nutuk’ta memleketin kurtuluşuyla ilgili o gün varolan birkaç çareyi izahtan sonra kendi kararını “ciddi ve hakiki karar olarak telakki etmekte ve bunu “Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da hakimiyeti milliyeye müstenit, bilakaydüşart müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek! ” olarak açıkladıktan sonra “İşte daha İstanbul’dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz tatbikatına başladığımız karar, bu karar olmuştur.” demektedir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’daki Faaliyetleri


Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a gelir gelmez müfettişliğin kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirmek amacıyla Samsun’da kaldığı beş-altı gün içinde durumu incelemiş, ve beraberinde gelen arkadaşlarından Refet (Bele) Beyi Samsun (Canik Sancağı)’a mutasarrıf atamış, daha sonra da Erzurum’da bulunan XV. Kolordu komutanı Kazım Karabekir ve Ankara’da bulunan XX. Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşalara telgraf çekerek, Samsun’a geldiğini bildirmiş ve kendisiyle ilişki kurmalarını istemiştir.

22 Mayıs 1919 tarihinde hazırlamış olduğu rapor, birçok noktalarda, Ordu Müfettişliği talimatının sınırlarını aşarak, bütün memleketin kaderi ile ciddi bir şekilde uğraşmış olduğunu göstermektedir.

Milli Mücadelenin ilk ana programını teşkil eden rapor, özetle şu fikirleri kapsamaktaydı:
1. Samsun bölgesi Rumları siyasi emellerinden vazgeçerlerse, asayiş kendiliğinden düzelir.
2. Türklüğün yabancı mandasına ve kontrolüne tahammülü yoktur.
3. Yunanlıların İzmir’de hakları yoktur. İşgal geçicidir.
4. Millet, milli hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul etmiştir. Bunu gerçekleştirmeye çalışacaktır.

Bu rapor, 19 Mayıs Ruhunun dayandığı temelleri tespit etmesi bakımından önemlidir. Raporda, Rum azınlığın faaliyetlerine, Yunanlıların İzmir’i işgal faaliyetlerine açıkça karşı çıkış vardır. Bununla birlikte Türklüğün yabancı mandasına tahammülü olamayacağının açıkça ilan edilmesi ve milli mücadele hareketinin referanslarını Türk Milliyetçiliği fikriyatına bağlanması fevkalade önemlidir.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gelmesiyle ilgili 1927 yılına ait bir yazıda şunlar yazılmıştır:

“Ordu müfettişi namı altında memleketimize ayak basan bu simadan o zaman kimse bir şey anlamamıştı… Çünkü o zaman memleket kafası yerinde anlayacak vaziyette değildi. Muhtelif ve mütteza kavgaların hasıl ettiği hay-huy içinde kendinden geçmiş gibi idi. O büyüksima, burada bir hafta sessiz durdu. Etraf ve eknahı dinledikten sonra mekanı Anadolu içlerine nakletti. İşte o zaman o büyük simadan bir şeyler okunmağa başladı. Meğer o sima, o zat, o zeka ordu müfettişi değil, bir vatan mübeşşiri imiş…üç sene sonra vatanın nail olacağı şerefli istiklalini müjdeliğe gelmiş. Pek sarih olarak malûmdur ki böyle bir nasib davasındaki hakkımızın mertebesi yüksekti. Belki de birincidir. Çünkü Anadolu’yu kurtarmağa gelen o büyük Türk, Anadolu toprağı olarak ilk adımını Samsun iskelesine atmıştır.”

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’da güvenliğin korunmasını sağlayacak tedbirleri aldıktan ve ordu ile ilk teması kurduktan sonra hem daha sakin bir çevrede çalışmak ve Anadolu’nun içlerine doğru biraz daha ilerlemek hem de Samsun’un İngiliz işgalinde ve kıyıda bulunması ve civarındaki Rum çetelerinin faaliyetinden ötürü karargahının içerde daha emin bir yere naklini gerekli gördüğünden 25 Mayıs 1919 günü “Gençlik Marşı”nı söyleyerek 80 km içerideki küçük bir kaplıca kasabası olan Havza’ya gelerek halkı milli mücadele fikri etrafında toplamaya ve hazırlamaya başlamıştır. Milli Mücadelenin ilk yıllarındaki harekatın ordudan çok “Kuva-yı Milliye”ye dayanması da ihtilali halka mal etmek amacına hizmet etmiştir.

Etiketler: Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Nedir | Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Nedir ? Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Ne Demek, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Tanımı, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Örnekleri, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Türleri, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Nelerdir, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Hakkında Bilgi, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Tarihi, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Nerede, Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı Ödevi.
Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı | Ekleyen: | Tarih: 25-Nov-2011 12:03. | Bu yazı 26707 kez okundu..

Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı

Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı. Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerd...

Mustafa Kemalin Milli Mücadeledeki Rolü

Atatürk, asla ümitsizliğe düşmezdi. İç ve dış düşmanların çokluğuna rağmen Milli Mücadeleyi başlatmış ve başarmıştır. Atatürk cesur, vizyonu geniş, ileriyi gören, çok zeki, hitabet yeteneği çok gelişmiş ve kitleleri peşinden sürükleyebilen tam bir liderdi. O olmasaydı Milli Mücadele olmazdı. Vatan ve millet sevgisi Atatürk'ün taşıdığı özelliklerin temel taşıydı. O vatanı ve milleti için canını seve seve verebilecek bir karaktere sahipti.O kişisel egemenliği ortadan kaldırmış, egemenliği kayıtsız şartsız milletine vermiştir. Atatürk'ü...

Amasya Genelgesinin Amacı

Türk kurtuluş hareketini kişisel bir hareket olmaktan çıkarıp, milletin birlik ve dayanışmasını sağlayan milli bir hareket haline getirmektir. Mustafa Kemal Anadolu ve Rumeli'de kurulmuş olan milli cemiyetleri tek amaç doğrultusunda birleştirmek istedi ve işte bu düşünceler içinde Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayabilmek için Amasya Genelgesi'ni hazırladı. Amasya Genelgesi (Detay) Milli Mücadele Atatürk’ün önderliğinde başlamıştı; işgalci devletlerin bu şanlı direnişi durdurmaları ise mümkün değildi. Türk Milleti tarihe yön verecek ...

Kutadgu Biligin Yazılış Amacı

Eser, insanlara dünyada tam anlamıyla kutlu olmak için gereken yolu göstermek ve toplumsal öğütler vermek amacıyla kaleme alınmıştır. Yusuf Has Hacip ise Kutadgu Bilig'i yazma amacını kendisi şöyle açıklar; "Okuyana hem bu dünya hemde ölümden sonra ki hayat için bigi verici ve yol gösterici olmasıdır." Kim tarafından ne zaman yazıldı? Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazan Yusuf Has Hacip tarafından 11. yüzyılda (1069-1070) yazılmıştır. ...

Mustafa Kemalin Savaştığı Cepheler

Mustafa Kemal 1. Dünya Savaşında 3 farklı cephede savaşmıştır. Bu cepheler Kafkas, Çanakkale ve Suriye-Filistin cepheleridir. Mustafa Kemal Atatürk bu cephelerden Çanakkale cephesinde verdiği taktiklerle çok büyük zafer kazanarak çıkmıştır. Diğer iki cephede ise düşman birliklerinin ilerlemesini durdurmuştur. Mustafa Kemal'in Çanakkale cephesinde aldığı zaferler Milli Mücadelenin en büyük kıvılcımı olmuş itilaf devletlerinin bütün planlarını altüst etmiştir. Bu cepheleri aşağıda detaylı bulabilirsiniz. 1 - Kafkas Cephesi Cephenin Açılm...

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersinin Okutulmasının Amacı ve Faydaları

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ DERSİNİN TARİHÇESİ VE AMACI Günümüzde bütün üniversitelerde okutulan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersleri, hem Cumhuriyet tarihi kadar bir geçmişe sahiptir, hem de Atatürk’ün bizlere armağan ettiği kültür ve eğitim mirasıdır. 1925 yılından itibaren Ankara Adliye Hukuk Mektebi’nde Mahmut Esat Bozkurt tarafından ve “İhtilaller Tarihi” adıyla verilen dersler; Türk Devriminin özelliklerini anlatarak diğer devrim hareketleriyle Türk Devrimini karşılaştır...

Atatürkün Samsuna Gidiş Amacı

Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı. Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerd...

Atatürkün Gençliğe Hitabesinin Yazılış Amacı

Soru : Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin yazılış amacı ve hedef kitlesi nedir? Cevap : Yazılış amacı Atatürk’ün emanet olarak bıraktığı değerlerin gençlere açıklanmasıdır. Hedef kitlesi ise Türk gençliğidir. ...

Atatürkün Samsuna Çıkışının Önemi

Atatürkün Samsuna gidişinin en büyük önemi; Türk kurtuluş mücadelesinin başlangıcı olmasıdır. Kurtuluş savaşımız atatürkün bu hamlesi ile başlar ve giderek büyüyerek düşmenı yurdumuzdan atana kadar devam eder. Atatürkün Samsuna Gidiş AmacıBu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı. Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “...

Laikliğin Amacı

Laik devlette devletin dini olmaz. Çünkü hukuk devleti fikri ile, mevcut dinlerden birinin üstün tutulması fikrini bagdastırmak mümkün degildir. Devletin dini, ayrı dinlere mensup veya inanmayan vatandasların kamu önünde esitligine aykırı düser. Laik devlette din hürriyetinin dogal sonucu olarak, bütün dinler kamu düzenine aykırı düsmedikçe tanınır. Laikligi kabul ederken onu yeni bir dünya mezhebi durumuna da sokmamak gerekir. Atatürk Türk inkılabını laik ve çagdas temeller üzerine oturtmayı amaçlamıstır. Çünkü Türk toplumu çagdas uygarlıga...

Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 14:07:47 01.04.2011  Güncelleme: 14:07:47 01.04.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: Mustafa Kemal'in Samsun'a Gidiş Amacı

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Atatürk'ün Samsun'a ÇıkışıSamsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattı.

Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
zeus
Tarih: 14:12:52 01.04.2011  Güncelleme: 14:13:02 01.04.2011
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1337

Cevaben: Mustafa Kemal'in Samsun'a Gidiş Amacı

Samsun’a Gönderiliş Nedeni Nedir ?

Atatürk’ün kurtuluş savaşını başlatmasında bir basamak teşkil eden Samsuna çıkış hadisesinde de muhtelif senaryolar uyduruldu ve tarih ters yüz edilerek: “Atatürk’ü Vahidettin göndermiş, o göndermeseymiş Atatürk vatanı kurtaramazmış !…” denildi. Hatta utanmadan sanki Atatürk’ü keşfeden ve İstiklal Savaşı yapması için Anadolu’ya gönderenin Vahidettin olduğu bu nedenle kazanılan zaferin aslında Vahidettin’in eseri olduğu söylendi.

Mesela Nihal Atsız Mustafa Kemal’in “Teşkilat yapması için” gönderildiğini, Mevlanazede Rıfat Vahidettin’in Atatürk’e “İhtiyati Kuvvet hazırlama” görevini gizli bir şekilde verdiğini Semiha Ayverdi “Müdafaa mihraklarını kendi etrafında toplaması ve bu hareketlerin İstanbul tarafından oluşturulacak güçlerle destekleneceğini ” iddia eder. Abdurrahman Dilipak ise “Vahidettin’in Anadolu’daki Halk hareketini örgütlemek istediğini” Hasan Hüseyin Ceylan “Anadolu’nun kurtuluşu için gönderdiğini Kadir Mısıroğlu Sevr’i düzeltmesini temin edecek bir takım protesto hareketleri için gönderildiğini, Necip Fazıl ise Milletten gelen ayarlı göz korkutma planına direnme için..” söylüyorlar. Halbuki Samsun’a gönderiliş sebebi bu değildir.

Hakikat trenine takılan yalan vagonlarını ortaya çıkarmak için derinlemesine ve bütün incelikleriyle meseleyi ortaya koyuyoruz.
Amacımız bu konuda ortaya atılan bütün iddiaları ayrıntılarıyla cevaplamaktır. Önce Samsun’da neler olmuş onu inceleyelim.

PONTUSÇU FAALİYETLER
Fatih’in İstanbul’u almasından sonra kıyıda bir miktar Rum azınlık kalmıştı.

Etnik yapı, savaş döneminde yaşanılan olaylar, Rum ve Ermenilerin nakledilmesi ve Pontusçu eylemler bölgede büyük huzursuzluklara neden oluyorlardı. Dağa çıkmış ellinin üzerinde çete vardı. Bunların çoğu Rum’du. özellikle Bafra’daki on iki Rum köyünün 1500 genci bu amaçla silahlanmış ve eşkıyalığa başlamışlardı. Çeteye katılanların sayısı 25.000′e ulaşmıştı. Bunlar, İstanbul’un işgâli ile birlikte Türk köylerine saldırılar düzenlemişlerdi.

I. Ordu Komutanı Nurettin Paşa’nın gözlemlerine göre Pontus örgütünün amacı, Yunanistan’ın ikiz kardeşi olan Pontus Devletini kurmaktı. Çalışmalar Sivas ve Akdağmadeni’ne dek genişletilmişti. Askersel olarak örgütlemiş bir “ordu” kurulmuştu. Öğretmenler ve papazlar bu ordunun etkin elemanlarıydı. Örgütün başına Trabzonlu Vasiliso Yuvanidis diye biri getirilmişti. Böylece Rum nüfus arttırılmaya çalışılıyordu. Bu işler Samsun Metropolit yardımcısı Eftimos Zilos’un yönetimindeydi. Büyük devletlerin desteği sağlanmaya çalışılıyor,

Vezirköprü ile Samsun arasındaki dağlarda korunaklar oluşturuluyordu. Genel Savaşın bitiminde Yunan gemileri İstanbul’dan Karadeniz’e açılınca destek olarak zamanın geldiğini sanıp Türk köylerine saldırdılar. Böylece Anlaşık Devletlerin saldırıları kasıtlı olarak Rum çetelerince Türk köylerine oluyordu. Fakat aciz durumda olan dönemin Osmanlı yönetimi olayın bu gerçek yüzünü açıklayamıyor ve direnemiyordu.

Bölgede bulunan yabancı sermaye kuruluşları dahi Pontusçu Rumların art düşüncelerine katılıyor, Rum çetelerinin kötülüklerini Türkler yapmış gibi yayıyorlardı. Amerikan Tobacco Company (Tütün ortaklığı)’nin 11.01.1919′da Samsun yöresinde Türk köylerinin silahlandırıldığını duyurarak bu karalama yarışına katılışı en bariz örneklerden biridir.

Emperyalizmden gücünü alan Pontusçu Rumlar ayrı bir devlet olma gayreti içerisinde Türk köylerine saldırıyorlar yakıp yıkıyorlar ve eşkıyalık yapıyorlardı. Karadeniz Bölgesinde toplanan Rum ileri gelenleri 23.2.1919′da Rum Karadeniz Cumhuriyeti’ni kurma düşüncesiyle ve Binyatoğlu, Kolossi, Theodis imzalarıyla bu isteklerini İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserliği’ne bildirdiler. Osmanlı devletinin çöküşü bu kesimlere ayrılma gücü veriyordu.

SAMSUN VE ÇEVRESİNDE YAŞANANLAR
Mondros Ateşkes Antlaşması, Osmanlı Devleti’nde sıkıntılı bir dönemin de başlangıcı oldu. Ateşkes hükümleri, işgalciler tarafından sık sık çiğnendiği gibi, uzun yıllar Türklerin egemenliğinde kalmış bulunan azınlıklar da işgalcilerden cesaret bularak kanunsuz eylemlerde bulunmaktan geri durmuyorlardı. Bu yüzden azınlıkların yaşadıkları bölgelerde sık sık Türklere yönelik saldırgan tutumların sergilendiği görülüyordu. Bu gelişmeler olurken İngilizler, Anadolu’nun bazı bölgelerinde Türklerin, Rum ve Ermenilere yönelik saldırılarda bulundukları iddiasını yürütmekteydiler.

Aynı sıkıntı Samsun ve çevresinde bazı küçük bölgelerde yaşanmakta ancak yapay olarak oluşturulan bu sorunlar kamuoyuna ve müttefiklere büyütülerek yansıtılmaktaydı. Samsun, strateji bakımından da büyük önem taşıyordu. Karadeniz’in güney kıyılarında, orta Anadolu’ya açılan en rahat kapı şüphesiz Samsun limanı idi. Kuzeyden Anadolu içerilerine sarkmak isteyenler için bu kapı elde bulundurulmalı veya en azından güvenliği sağlanmalıydı. Henüz ne yapacağı bilinmeyen Enver Paşanın, eğer Anadolu’ya geçmeye yeltenirse Samsun yolunu seçmesi ihtimali de İngilizlerce gözden uzak tutulamazdı.

Osmanlı Harbiye nezaretinin 30 Kasım 1918 tarihli şifre telgrafına göre, “Anadolu Kuzey Kıyılarındaki Türk limanlarını ziyaret eden İngiliz ve Fransız harp gemileri, Samsun’da mütareke hükümlerinin henüz uygulanmamış olduğunu ve Hıristiyanları toptan öldürmek için Müslüman ahalinin silahlandırıldığını” bildirmeleri üzerine, İngiliz ve Fransız fevkalade komiserleri şikâyette bulunmuşlardır. Sinop’ta çıkan karışıklık dolayısıyla buraya da iki gemi gönderilmiştir.

9 ncu Ordu kumandanının kanaatince “İtilaf subayları Rum ahalinin sözlerine kapılmaktadırlar. Samsun’da ve Batum’da vapur bekleyen çok sayıda terhis erleri vardır. Ahalinin silahlandırılmış olduğu iddiası, Rum çeteleri tarafından şikayetlerini daha serbest yapabilmek için uydurulmuş bir haberdir. Gizlice silahlandırılmış olan Rum eşkıyası itilaf donanmasının gelmesiyle taşkınlığa başlamışlardır. Musul ve Irak bölgelerinden gelerek Samsun’da toplanan Alman ve Avusturya askerleri de gitmek için gemi beklemektedirler.
İngilizler 9 Mart’ta Samsun’a 200 Asker, bir müfreze de Merzifon’a gönderdiler. Artık olaylar, biri birinin sebebi ve sonucu olarak akıp gidecekti. Nitekim Samsun’a İngiliz askerinin gelmesi ilk tepkisini çok çabuk gösterdi. 17/18 Mart gecesi oradaki Türk birliklerinden makineli tüfek bölüğüne bağlı Hamdi adında bir teğmen askerlerini alarak dağa çıktı.

Teğmen Hamdi olayı, gerçekten Türkiye’nin geleceği açısından dikkate değer bir hadisedir. Bu olay, milliyetçi, memleketçi Türk subay kadrosunun hazır olduğu bir davranışı ifade ediyordu. İttihatçı bir hareketin başlamasından zaten kuşkulu bulunan İngilizler ve hükümet bu küçük olaydan dolayı daha çok endişeye kapıldılar. Zamanın Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın aşağıdaki sözleri bu endişeyi belirtmektedir.

“Samsun’daki birliklerden bir makineli tüfek bölüğüne mensup Mülazim Hamdi Bey’in bir makineli tüfek ve bir miktar askerle dağa çıkarak Türk çetelere zahir olması işgal kuvvetleri kumandanını büsbütün şüpheye düşürmüştür. Erkânı Harbiyei Umumiye’ye memur olan İtilaf kuvvetlerinin irtibat zabitleri sık sık yanıma gelerek benden bu hususta tafsilat istiyorlardı.” Nihayet, İngilizlerin tahrikiyle Türk makamlarının dikkati de Samsun bölgesine çevrilmiş oluyordu. Bölgedeki asayişsizlik ve Türk halkın Rumlara karşı silahlandırıldığı hakkında İngiliz Yüksek Komiserliğinin ve Karadeniz Ordusu Başkumandanlığının bitip tükenmeyen ve son günlerde artan şikayetlerini önlemek gerekiyordu.

Bunun için tek çıkar yol, olağanüstü yetkilerle, muktedir ve güvenilir bir kumandanı Samsun’a göndermekti.

Bu sıralarda Türk Genelkurmayı, muhtemel tehlikelere karşı orduyu hazır hale getirmek için plân hazırlamakta ve bu maksatla Ordu Müfettişlikleri kurulmasını düşünmekte idi.
Kaldırılan Ordu Kumandanlıklarının yerini dolduracak olan bu Müfettişlikler, normal olarak talim ve terbiye ile uğraşmaktan başka, ötede beride dağınık bulunan silah ve cephaneyi depolarda toplayacak ve bölgelerinde asayiş ve inzibat sağlayacaklardı.

İngiliz Kumandanlığı Kurmayı ile bu hususta anlaşmaya varılmıştı. O halde Samsun’a gönderilecek kumandan bir ordu müfettişi olabilirdi. Hükümetin, İngiliz şikayetlerini önleme çabası ile Genel Kurmayın Ordu Müfettişlikleri kurma yolundaki çalışmaları böylece, şekil ve zaman bakımından birbirine uygun düşmüştü.

Mustafa Kemal’e verilen görev Necip Fazıl’ın, Nihal Atsız’ın, Abdurrahman Dilipak’ın, Semiha Ayverdi’nin, Kadir Mısırlıoğlu’nun Vehbi Vakkasoğlu’nun, Mevlanazade Rıfat’ın dediği gibi Milli Mücadeleyi başlatması için değil, O’nun katkılarıyla Anadolu da Saltanatı ve İstanbul Hükümetini İngilizlere karşı zor duruma sokacak bir kargaşanın veya milli bir faaliyetin başlamasına engel olmaktı. Bu hususları aşağıdaki bölümlerde daha geniş bir şekilde açıklayacağız. Mustafa Kemâl’in Anadolu’ya atına atlayıp dağları aşarak değil de, 9.Ordu Müfettişi olarak gidişinin hikayesi Samsun ve çevresinde meydana gelen olaylar sonucunda akla gelmiş bir çözümdür.

Ancak bu çözümde Mustafa Kemal adının ortaya atılmasının sebebi Ali Fuat Cebesoy, İsmail Fazıl Paşa, Mehmet Ali Bey’dir.
Mustafa Kemal’in kendi çabaları da dikkate değer.

Taner Ünal


Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı
» Mustafa Kemalin Samsuna Gidiş Amacı resimleri

  Puanı : 4.9 / 10 | Oy : 14 kişi | Toplam : 69

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
» Dış Bağlantılar
Bi soru sor
İletişim