Anasayfa > Sözlük > T > Türemiş Kelime Örnekleri


Reklamlar
Kelime kök ve gövdelerine türetme ekleri getirilerek oluşturulan yeni anlamlı kelimeler türemiş kelime denir. Yapım ekleri eklendiği sözcüğün anlamını da türünü de değiştirir. Her zaman çekim eklerinden önce gelir. Yapım eki almış bir sözcüğe türemiş sözcük ya da gövde denir.

Kelime kök ve gövdeleri, ad kök ve gövdeleri ile fiil kök ve gövdeleri gibi iki farklı grup oluşturulur. Ad kök ve gövdelerine getirilen ekler ile fiil kök ve gövdelerine getirilen ekler birbirinden farklıdır. Bu ekler türettikleri yeni kelimelerin ad ya da fiil oluşlarına göre birbirlerinden ayrılırlar. Böylece yeni kelime türetmek için dört ayrı ek türü ortaya çıkar. Bunlar:

A. addan ad türeten ekler
B. fiilden ad türeten ekler
C. addan fiil türeten ekler
D. fiilden fiil türeten ekler

A.ADDAN AD TÜRETEN EKLER
Bu ekler ad kök ve gövdelerine getirilen eklerdir. Ad kök ve gövdeleri ya at, baş, kaş, taş, yaş; iç+li, kış+lık, er+en, yıl+dız gibi ad kökenli kelimelerdir. Yahut da bat+ak, yat+ak, bil+gi gibi fiilden ad türetme ekleri ile oluşturulmuş gövdelerdir.

Addan ad türetme eklerinin bir kısmı çok işlek canlı eklerdir. Bir kısmı ise, az işlek olan ve seyrek örnekler veren eklerdir. Bunların sayıları 60'ın üzerinde olan başlıcaları şunlardır:
1. +A: göz+e ''kaynak su kaynağı'' , ilk+e, tör+e gibi az örnek veren eklerdir.
2. +AÇ: Eklendiği söze büyültme veya küçültme işlemi katan vurgulu bir ektir.
Anaç( 3. +ADAK :(<+ da-k) : Bu ek sonu çift ünsüz ile biten harp, şark, şırp, gibi tek heceli ses taklidi sözlere +da-addan fiil ve -k fiilden ad türeten eklerin getirilmesi ile oluşturulmuştur. Eklendiği sözün hareket biçimini gösteren zarflar türetir: cumb+adak, gümb+edek, şırp+adak, zıng+adak gibi.
4. +AĞL :(A-gl) : Addan fiil türeten +A eki ile fiilden ad türeten -gl ekinin kaynaşmasından oluşmuş eskiden kalma birleşik bir ektir. Bu ek, bazı sözlerde +Ağl > + Ay > + ey kaynaşmasına uğramıştır: küdegü > güvey, kuzağı >kuzey, günegi >güney gibi. Aday, birey, yüzey, dikey gibi yeni türetmelerde de bu ekten yaralanılmıştır.
5. +Ak: Genellikle tek heceli sözlere gelerek az sayıda benzetme ve küçültme işlevinde kelimeler oluşturmuştur.
bucak(< buc+ak), damak(6. +An: Bağlılık güçlendirme, çokluk bildirme gibi görevindeki eski bir ekin kalıntısıdır. Ek, kökle kaynaşarak canlılığını yitirmiştir.
eren, kızan, köken, kolan, oğlan, sapan gibi.
7. +Ar, şAr: Asıl sayılardan üleştirme sıfatları türetir: birer, beşer, onar, yedişer gibi.
8. +Az : Eklendiği ada küçültmeli anlam veren ektir: ayaz, çerez, çöpez, kepez, üvez gibi.
9.+ Ça : Aslında bir ad çekimi iken sınıf değiştirerek zamanla bir yapım ekine dönüşmüştür. Sıfat, zarf ve çeşitli nitelikte adlar türeten bir ektir.
a) Küçültme sıfatı olarak : aptalca, burukça, büyükçe, çokça, genişçe vb. burada ek vurguludur.
bu ekin + na (<+gına) küçültme ekiyle pekiştirilmiş bazı örnekleri de vardır : bolcana, fazlacana, güzelcene gibi. ancak vurgu NA hecesinden sıfat üzerine kaydığında, pekiştirme görevinde zarflar türetir : bolcana ver; güzelcene dikmiş; usulcana yaklaştı gibi.
b) -ASI ekli sıfatlara getirildiğinde yine sıfat olan aşağılayıcı kargışlar(beddualar) türetir: canı çıkasıca , geberesice, ölesice gibi.
c) Pekiştirme zarfları türetir: ayrıca, dostça, gizlice, kısaca önce, yavaşça vb.
ç) Bu ekten Arapça, Farsça sözlerin, Türkçeleştirilmesinde de yararlanılmıştır: aklen / akılca, hukuken / hukukça, ırken / ırkça, şeklen/şekilce, Arabi / Arapça vb.
d) Çokluk eki almış zaman ve sayı gösteren adlardan sonra pekiştirme sıfatları yapar : aylarca, haftalarca, binlerce gibi.
e) + cık/ cuk küçültme ekiyle genişletilen + ca eki, pekiştirilmiş küçültme sıfatları türetir : hemencecik, çabucak, kolaycacık, usulcacık gibi
f) + ca eki ad türetiminde de işlek bir ektir. sıfatlardan çoğu yer adı olan sıfat tamlaması kalıbında birleşik adlar oluşturur: Akçaağaç, Akçadağ, Akçaova, Bozcaada, Delicesu, Güzelcehisar, Kızılcahamam, Sarıca arı gibi.
g) Sıfatlardan, renk adlarından ve adlardan cins adlar türetir : akça (ET, agı ''varlık, mal''+ ça= para), akarca ''kemik veremi'', alaca ''karışık renkli dokuma '', boğmaca, delice ''zehirli bitki'', ılıca, kaplıca, karaca ''geyik'', yakarca ''tatarcık sineği'' gibi.
h) Sıfatlardan kalıplaşma yolu ile yer adları yapar : Çamlıca, Çukurca, Derince, Köklüce, Sütlüce, Yenice gibi
10. +CAĞIZ : +cak ekinin yine bir pekiştirme eki olan +ız ekiyle kaynaşmasından oluşmuştur. Adlardan küçültme, sevgi ve acıma gösteren küçültme adları türetir : adamcağız, hayvancağız, kadıncağız gibi.
11. +CAK (<+ Ca+ok) : küçültme, sevgi, bir şeye özgü, bir şey ile anlamlarında sıfat, zarf ve adlar türetir: büyücek, ılıcak, ısıcak >sıcak, sağlıcak, çabucak, bürümcek, kolcak, oyuncak, örümcek gibi.
12. +CI / CU: Dilimizin en işlek eklerindendir. birbirinden farklı yedi-sekiz işlevi vardır : a) Uğraşı alanı gösteren meslek adları türetir : camcı, aşçı, arabacı, edebiyatçı gibi.
b) Bir işle ilgili anlamında ilgi adları kurar: aracı, erkenci, yolcu gibi.
c) Bir işi, bir görevi yüklenmiş anlamında isimler türetir: biletçi, çöpçü, konuşmacı gibi.
ç) Eklendiği kelimeye sahiplik anlamı veren adlar türetir: davacı, hancı, mirasçı gibi.
d)Adlardan ve sıfatlardan ad olarak da kullanılan alışkanlık sıfatları türetir: aceleci, alaycı, akşamcı gibi.
e) Adlardan bir düşünceyi, taraftarlığı, bir görüş ve inanışı bildiren sıfat ve adlar türetir: akılcı, Atatürkçü, milliyetçi, ülkücü gibi.
f) Tek başlarına ya da +lar çokluk eki olarak yer adları türetir: Ayrancı, Bostancı, Cebeci, Denizciler gibi.
g) Bazı Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçeleştirilmesinde de kullanılmıştır: sancaktar /sancakçı, sahtekar / sahteci gibi,
13. +CIK /+ CUK : Bu ek adlara ve sıfatlara küçültme, pekiştirme, sevgi ve acıma ifadesi katar. sonu -k ile biten sözlerde -k düşer. Başlıca işlevi şudur : a) Eklendiği adlara küçüklük anlamı katar. içlerinde hastalık adı olanlarda vardır : arpacık, bademcik, bürümcük, dağarcık, gelincik, tomurcuk, yılancık vb. sıfat olarak : arpacık (soğan), elkacık (kemiği) gibi.
b) Adlardan sevgi ve acıma anlamında küçültme adları yapar: adamcık "adamcağız", zavallı adam", Ayşecik "zavallı Ayşe, kedicik, bebecik gibi. Bu ek, iyelik ekleri ile genişletildiğinde, sevgi anlatımı güçlenir: anneciğim, babacığım gibi.
c) Yer adları türetir: ayvacık, gölcük, tepecik gibi.
ç) +cık / +cuk ekiyle genişletilmiş sıfatlar, anlamca pekiştirilmiş küçültme sıfatlarına dönüşür: alçacık, azıcık, buncacık, daracık, ufacık gibi.
14. + CIL /+ CUL: Vurgulu az işlek bir ektir. Düşkünlük, alışkanlık, bağımlılık, benzerlik işlevleri katan bitki, hayvan adları ve sıfatları türetmiştir: arıcıl, batakçıl, otçul, sinekçil gibi.
Sıfat olarak: adamcıl, avcıl, barışçıl, bencil, kırçıl, ölümcül gibi.
Bu ekin - l / -n ses değişmesinden oluştuğu sanılan ve yalnız birkaç kuş adında görülen bir + cın / +cun türü de vardır: balıkçın, bıldırcın, çamurcun, güvercin gibi.
15. +DAK ( < da -k) : Ses yansımalı sözlerden bir hareketin sonucunu bildiren ve araç, gereç anlamında adlar türeten bir ektir : Bıngıldak, cıngıldak, çekirdek, kıkırdak, ışıldak gibi
16. + DAM : Eski ve ölü bir ektir. Yalnız erdem, yordam (el yordumı) gibi bir iki kalıntısı vardır. bunlara bakarak gündem, saydam, yöntem gibi birkaç yeni söz türetilmiştir.
17. + DAŞ: ortaklık, beraberlik bildiren ad ve sıfatlar türetir: adaş (18. +DIRIK / + DURUK: genellikle, ünsüz ile biten organ adlarından "tutan, durduran" anlamında, bir işin yapılmasını sağlayan bazı araç, gereç adları türetmiştir : boyunduruk, sineklik, eğindirik gibi.
19. +gil/ +giller : ünlü ve ünsüz uyumlarına girmayan bu ek, şahıs, akrabalık ve ünvan adlarından, o adın mensuplarını gösteren aile adları kurar : baklacıgil, mustafagil, uşaklıgil gibi.
bu ekle botanik ve zool oji dallarında bitki ve hayvan ailesi gösteren terimlerde yapılmıştır: buğdaygiller, atgiller, ayıgiller vb.
akrabalık adlarında, ek iyelik eklerinden sonra gelir: annemgil, annesigil vb.
20. +IN / +UN: Eski Türkçeden beri bilinen +ın/+un vasıta durumu ekin türetme eki durumuna geçişle oluşmuştur. zaman gösteren adlardan zaman zarfı türetir: baharın, güzün, öğleyin gibi
Bu ek sabahleyin, akşamleyin, (<+le-y-n)gibi zaman zarfları içinde deyer almıştır.
Bu eki almış ad ve sıfatların ikileme biçiminde yinelenmesiyle tarz zarfları oluşmuştur: azın azın "azar azar", için için, kıyın kıyın, ucun ucun vb.
21.+(ı)l /+(U)l: Yalnızca birkaç sözde yer almış ölü bir ektir: ardıl, kızıl, yeşil (yaş+ıl), güdül, kumul gibi.
Dilimizi Türkçeleştirme çalışmaları sırasında, bu eke -i nispet ve lık / luk tahsis eklerine denk bir işlev kazandırılmak istenmiştir. ancak türettiği bazı ad ve sıfatlarda, ekin işlevi açık değildir: yasal, anyasal, birincil, buzul, çoğul, dişil, doğal, öznel, tekil gibi
22. +IA ( IA-G): +IA -g birleşik ekindeki -g ünsüzünün erimesinden oluşmuş eski bir ektir. yer ve arazi adları oluşturan bu ek, bugün dilimizde birkaç kalıntı söz bırakmıştır: güzle, kışla, tuzla, yayla gibi
23. IAK ( +IA-K): Bu da iki ekin kaynaşmasından oluşmuş birleşik bir ektir. işlevi bakımından:
a ) Çeşitli özellikte ad ve sıfatlar türetir: ablak, bellek, çaylak gibi.
b) Eklendiği ada yer, yöre ve çokça bulunma anlamı katar: avlak, kışlak, kumlak gibi
c) İnsan tipleri belirten aşağılayıcı sıfatlar türetir: aylak, çatlak, çıplak, dazlak gibi
24. LAMA (<+LA-mA): Bu birleşik ek içindeki -mA eki, fiilden hareket adları türetme özelliğini yitirerek, yeni bir ek niteliği kazanmıştır: açıklama "izah", baltalama, bütünleme, noktalama, şekerleme, tamamlama, uyguluma, yalanlama gibi. bu ekle zarf olarak kullanılan bazı türetmeler yapılmıştır: balıklama(atlamak), çivileme (dalmak), kurbağalama (yüzmek), tepeleme (doldurmak) vb.
+LAMA eki, 3. şahıs iyelik eki ve +na yönelme durum eklerini alarak daha belirgin anlamda zarflar da oluşturmuştur: balıklamasına atlamak, diklemesine çevirmek, uzunlamasına sermek, yanlamasına yerleştirmek gibi.
25. +LAR: Aslında çokluk gösteren bir işletme eki olan +LAR, bu özelliği dolayısıyla sınıf değiştirerek yer yer özel anlamlı adlar türeten bir yapım eki özelliği kazanmıştır. Başlıca işlevleri şunlardır:
a) Kişi adlarından, soyadlarından ve ünvanlardan + gil ekine koşut aile adları yapar: Ahmetler, Ayşeler vb.
b) Meslek adlarından çeşitli meslek grupları oluşturan adlar türetir: bakkallar, manavlar, mimarlar vb.
c) Adlardan aynı düşüncede olanları gösteren topluluk adları yapar: Atatürkçüler, devrimciler, ülkücüler gibi.
ç) Özel adlara oğul sözü ile birlikte eklenerek belirtisiz ad tamlaması kalıbında "beylik" adları kurar: Aydınoğulları, Osmanoğulları gibi.
d) Bu ek yalın ya da +lı / lu sıfat ekiyle genişletilmiş özel adlardan mille, kavim, boy, devlet adları yapar: Almanlar, Anzaklar, Türkler gibi.
Özel adlardan bir dine, bir tarikata bağlı olanları gösteren de vardır: Budistler, Müslümanlar, aleviler gibi.
e) Yalın veya+cı ekiyle genişletilmiş adlardan bir semt, mahalle, köy, ilçe gibi yer adları da yapar: Bahçelievler, beşevler, hacılar vb.
Bu ek sıradağ, deniz, takımada gibi coğrafya adları da türetmiştir: Himalayalar, Toroslar, Alpler gibi.
f) Batı dillerinden alınan terimlere karşılıklar aranırken biyoloji, bitki ve hayvan bilimi ile ilgili takım ve aile adları için +LAR ekinden de yaralanılmıştır: amipler, akrepler, mantarlar gibi
Bu terimlerin aile ve topluluk gösteren + gil ekine + ler ekinin eklenmesiyle oluşturulmuş + giller yapısında olanları da vardır: aslangiller, buğdaygiller, kedigiller vb.
26. + LAZ/ (<+LA- Z): Görüldüğü gibi bu ekin kaynaşmasından oluşan bu ek, genellikle aşağılama anlamı taşıyan bazı sıfatlar türetmiştir: haylaz, iğlez / ihlez "zayıf" , yırtlaz "göz kapağı dışa dönük" gibi.
27. +LI / LU: Türkiye Türkçesinin her ada gelebilen, ad ve sıfat türeten en işlek eklerindendir. İşlevleri açısından da oldukça kapsamlıdır.
a ) Adlardan, kimi zaman da sıfatlardan sahip olma, o özelliği taşıma, ilgili olma, yetkili olma gibi anlamlarda sıfatlar türetir: acıklı, alaylı, becerikli, borçlu, sevimli, uyumlu vb.
b) Bir şehre, bir ülkeye, bir ulusa, bir kavme, bir kuruluşa ait ve onlarla bağlantılı olma anlamı veren sıfatlar yapar:
Adanalı, Antepli, Osmanlı, üniversiteli vb.
c)adlardan yer adları türetir: armutlu, denizli, sungurlu gibi.
Bu adların +ca ekiyle genişletilmiş türleri de vardır: ballıca, çamlıca, tuzluca, sütlüce vb.
"Gruplama, bir arada olma" işleviyle sayı adlarına da gelir: üçlü, yedili, onarlı gibi.
ç) Eş ve zıt anlamlı ikilemelerden pekiştirilmiş ikileme sıfatları türetir:
akıllı uslu, analı babalı, çoluklu çocuklu, uzunlu kısalı gibi.
d) Bu ek dilimize Arapça ve Farsçadan kendi gramer yapıları ile birlikte girmiş bir kısım sözlerin Türkçeleştirilmesinde de kullanılmıştır: zihayat/ canlı, zikıymet/ değerli, manidar / anlamlı, namdar / ünlü vb.
28. +LIK / + LUK: adlardan ve sıfatlardan adlar türeten bu ekin asıl işlevi "bir şey için" anlamında "tahsis" işlevidir. Ancak, çok işlek bir ek olduğundan zamanla hayli dallanmış ve geniş kapsamlı bir ek niteliği kazanmıştır. Başlıca işlevleri şunlardır:
a) Adlardan "bir şey için, bir şeye mahsus" anlamında tahsis adları türetir: bayramlık, gelinlik, hediyelik vb.
b) "Bir şeyin toplu olarak bulunduğu yer" anlamıyla yine tahsis işlevi adlar oluşturur: çiftlik, odunluk, yüklük gibi.
c) Bir nesnenin "doğada ki bolluğunu, toplu olarak bulunduğunu" gösteren adlar yapar: ağaçlık, bağlık, bahçelik gibi.
ç) İlçe, köy, mahalle, semt gibi yer adları oluşturur: ayvalık, gemlik, incirlik, susurluk ( < su sığır + lık) gibi.
d) Yine "bir şey için" anlamında alet adları üretir: ellik "eldiven", dizlik, gözlük gibi.
e) Adlardan "meslek ve uğraşı alnı gösteren" adlar üretir: avukatlık, aşçılık, doktorluk gibi.
f) Adlardan "siyasi, felsefi düşünüş ve inanışı, o inanışa bağlılığı" gösteren adlar yapar: ırkçılık, Müslümanlık, sağcılık, solculuk gibi.
g) Adlardan "rütbe ve makam bildiren" adlar türetir: ağalık, bakanlık, imamlık, müdürlük gibi.
h) Adlardan ve sıfatlardan anlamı genelleştiren soyut adlar türetir: analık, arkadaşlık, hanımlık, insanlık gibi,
j) +Lık / + luk eki, eş veya zıt anlamlı ikileme sıfatlarından "soyut" anlamlı, sayı ve ad sıfatlarından "bir arada olmayı, gruplaşmayı" gösteren adlar, hacim, ağırlık, alan gösteren adlardan yine aynı anlamda adlar, zaman adlarından "o zaman sürecine giren" anlamda adlar da türetmiştir: açlık, tokluk, güllük gülistanlık, dönümlük, haftalık, aylık, binerlik gibi.
k) Bu ekten Dilimize Arapçadan girmiş birtakım sözlerin Türkçeleştirilmesinde de yararlanılmıştır: ekalliyet / azınlık, kat'iyet / kesinlik, sefaret / elçilik, cinnet / delilik gibi.
29. +(I)nCI / + (U)ncU: Sayı adlarından sıra sayı adları türeten çok işlek bir ektir: birinci, beşinci, yüzüncü gibi.
30. + RAK: Eski Tükçedeki ve eski Anadolu Türkçesindeki karşılaştırma ekinin Türkiye Türkçesine kalıntı olarak uzanmış ve bir derece ye kadar da anlam aşınmasına uğramış biçimidir."oldukça" anlamı ile bazı küçültme sıfatları bırakmıştır: acırak, bozrak, küçürek, ufarak gibi.
31. SAK ( < + sa- k): Addan istek bildiren fiil türetme eki +sa- ile -k fiilden ad türetme ekinin kaynaşmasından oluşmuş bir ektir. örnekleri Türkiye Türkçesine tarihi devirlerin kalıntısı olarak ulaşmıştır: +sak 'lı örneklerin ilk şeklini ve kelime köklerini bulmak farklı yorumlardan öteye geçememektedir. bu nedenle eklendiği sözler kök olarak da kabul edilir: aksak, bağırsak, dirsek, kursak, sarımsak gibi.
32.SAL ( < Fr. + Al): Dilimizdeki Arapça nispet eki + i nin yerine geçmek üzere +Al ekinden gelme bir ektir. Ancak, bu ek siyasa ve ulus gibi s' li sözlerle birleşince yanlış bir ayrımla + sal biçimini almış, aitlik ve nispet bildirme görevleri ile kullanıma girmiştir. Türkçede bu görev bu görev için belirtisiz ad tamlamaları bulunduğu halde, (biçim yapısı, bilim ölçüsü, çevre sorunu vb.) +sal eki gittikçe yaygınlaşarak bu tamlamanın yerini almaya başlamıştır: biçimsel (yapı), bireysel (durum), duygusal, geleneksel, parasal, ruhsal gibi.
Ayrıca yalnız adlardan değil, fiil kök ve gövdelerinden de sıfatlar yapmıştır: düşünsel, eğitsel, görsel, işitsel vb. Bu ekin Türkçedeki "kumsal" ve "uysal" sözleriyle bir bağlantısı yoktur.
33. SI / SU ( < ET. + sı-g): Eski Türkçedeki birleşik + sıg ekinin Türkiye Türkçesine uzanmış bir kalıntısıdır. "Benzerlik, yakınlık, andırma "işlevinde bazı örnekler bırakmıştır: aptalsı, çocuksu, bulanıksı, erkeksi, kadınsı gibi.
34. +Sık / +SUk: Bu ek de Türkiye Türkçesi için ölü bir ektir. Dilimizde eski dönemlerden kalma birkaç örnek bırakmıştır:
ağlamsık "ağlamaklı", bağırsuk "merhametli", sumsuk "yumruk", sümsük "uyuşuk, mıymıntı", yüksük gibi.
35. +SIL / + SUL( < + sI- L): Addan sıfatlar türeten bu birleşik ek ek de ölü eklerdendir: damaksıl "damakla ilgili", yoksul gibi
36. +SIZ/ + SUZ: +LI / + LU ekinin karşıtı olan bu ek adlardan sıfat, ad ve zarf türeten çok işlek bir ektir: a) Acısız (ameliyat) , anlamsız (söz), bilgisiz (memur), uykusuz (gece) vb.
b) Aynasız, arsız, bacaksız, densiz, ıssız ( < idi+siz "sahipsiz), hırsız vb,
c) Acımasız davranmak, ölçüsüz konuşmak, sevimsiz olmak, uykusuz kalmak vb. Bu ekle oluşan sözler zarf olarak da kullanılır.
d) SIZ / SUZ eki, yer yer eş anlamlı pekiştirme sıfatları da türetir: anasız babasız, işsiz güçsüz, sessiz sedasız gibi
e) Bu ek, yabancı sözleri Türkçeleştirme ve terim yapma konusunda Arapça gayr-, bila-, la-, Farsça bi- ve na gibi "yokluk eklerinin yerini de tutmuştur: gayrimahdut / sınırsız, bilafasıla / aralıksız, naçar / çaresiz gibi.
f) Bu ek, +IN / +UN vasıta durum ekiyle genişletilerek +SIZIN biçimiyle zarf türeten bir ek olarak da kullanılır: ansızın, bilmeksizin, durmaksızın, oturmaksızın vb.
g) +LIK/ +LUK soyut ad türetme ekiyle birleşen +SIZ/+ SUZ sıfatlardan, soyut adlar türetir: acımasızlık, başarısızlık, doyumsuzluk, düzensizlik, ilgisizlik gibi.
37. +Ş: Eskiden beri kullanışı çok dar olan ölü bir ektir. Daha çok küçültme yoluyla "sevgi" ve "okşama" bildirir: Aliş, Haviş, Memiş, Maviş gibi,
38. +ŞAR: Ünlü ile sonuçlanan sayı adlarından üleştirme sıfatları yapar: ikişer, altışar, yedişer gibi.
39. + (I)T / + UT: addan birkaç ad ve sıfat türetmiş, işlevi açık olmayan bir ektir: dikit, eşit, karşıt, yaşıt gibi.
40. +TI / TU: Bu ek de yalnız birkaç kelime bırakmış ölü bir ektir. İşlevce, eklendiği söze + INTI ekine koşut olarak aşağılama, küçük görme anlamı verdiği sanılmaktadır: elti, tortu, pırtı, pinti gibi.
Ekin bilinen asıl görevi, ses yansımalı ikinci köklerden adlar türetmektir: ciziltı, çatırtı, dırıltı, gümbürtü, koşultu, sızıltı gibi.
41. + (I)Z / + (U)Z: Adlarda ve sayı adlarında "ikilik" ve "çokluk" gösteren çok eski, ölü bir ektir. Türkiye Türkçesine eklendiği sözlerle birlikte kalıp halinde uzanagelmiştir: beniz, boynuz, diz, geniz, ikiz, üçüz, göğüs (kögüz), beşiz gibi
B.FİİLDEN AD TÜRETEN EKLER
Fiilden ad türeten ekler fiil kök ve gövdelerine getirilen eklerdir. Fiilden ad türetme eklerinin bir bölümü her fiile gelebilen ve onlardan hareket adları türeten eklerdir: alma, okuma, görme; bilmek, saçılmak; düşünüş, bekleyiş gibi
Bu gruba giren eklerin bir bölümü de fiilden somut ve soyut nesne adları türeten özel eklerdir. Bunların bir kısmı çok işlek canlı ekler olduğu halde, bir kısmı da artık işlekliğini çoktan yitirmiş olan eklerdir. Başlıcaları şunlardır:
1. -(Y) A: Çok eski bir zarf-fiil ekidir; kalıplaşma yoluyla bazı adlar oluşturmuştur:
çevre ( < çevir-e), öte, "öt-:geçmek", kese, aya, sapa, yara gibi.
Ekin tarz bildiren zarf-fiil olarak kullanılışı için sayılı birkaç örnek gösterilebilir:
destekleşe, ortaklaşa, nöbetleşe gibi.
2. -(Y)ACAK: Bu ek de aslında tek veya çok heceli geçişli ve geçişsiz fiillerden sıfat-fiiller kuran bir ektir: açacak anahtar, bakacak kimse, bekleyecek mal gibi.
Ancak, zaman içinde sıfat tamlamalarındaki isim ögesinin düşmesiyle sıfatlar kendi başlarına kalıcı adlar oluşturmuştur: alacak, çekecek, giyecek, inecek gibi.
3.-AÇ, -Ç: Eklendiği fiildeki hareketi gerçekleştirme niteliğinde bazı adlar türetmiş eski bir ektir: güleç, dürteç, gömeç, yamaç, tıkaç gibi.
Bu ek "bir şeyi yapan" anlamıyla bazı alet adı terimlerin yapımında kullanılarak canlandırılmak istenmiştir: bağlaç, büyülteç, donduraç, kaldıraç, sarkaç, toplaç, sayaç, tümleç gibi
4.-aGAN /- AĞAN: Genellikle fiilin gösterdiği işi "adet halinde sürekli olarak" veya "çokça yapanı gösteren" sıfatlar türeten bir ektir: artağan, durağan, gezegen, kayagan, olağan vb. yer yer bu sıfatların adlaştığı da görülür:burağan, gezegen, yatağan gibi
5. -AK ( < GAK): Bir alışkanlığı gösteren sıfatlar, bir işin yapıldığı yeri gösteren adlar ve alet adları türeten işlek bir ektir: a) bitek "verimli", dönek, gevrek, kaçak, korkak, parlak, ürkek, sulak gibi.
b) barınak, batak, durak, kavşak, konak, sığınak, tapınak gibi.
c) bıçak, elek, kapak, orak, ölçek, süzek, tekerlek, uçak, yatak gibi.
Bu ek çapak, dilek, dirsek, tırnak, yığınak, yumak, yutak gibi bazı somut ve soyut adlar da türetmiştir.
6. -AL / -L: Fiilden sıfat ve isimler türeten eski bir-l ekinin kalıntısı durumundadır. Dilimizde andaval, aval, şaşal, şapşal gibi özür bildiren sıfatlar bırakmıştır. Bunların - Ak küçültme ekiyle pekiştirilmiş türleri de vardır: apşalak, avalak gibi.
7. -ALAk ( < -ALA-K): -Ala- yineleme ekinin genişletilmesinden oluşan bu ek de işlek değildir. "Art arda yapılma" niteliği taşıyan birkaç sıfat ve ad bırakmıştır: asalak, çökelek, yatalak gibi.
8. -ALI ( < gALI): Fiil kök ve gövdelerinden süreklilik gösteren "bir zamandan beri" anlamı veren zarf-fiiller türetir. Olumsuzluk eki de alabilen işlek bir ektir: açalı, açmayalı, gideli, gitmeyeli, gibi.
-Alı eki, anlam pekiştirmek üzere, öncesine şahıs ekleri almış görülen geçmiş zaman ekleri de getirilerek de kullanılır: bildim bileli, çıktım çıkalı, döndüm döneli, gitti gideli gibi.
9. -AM: Dilimizde birkaç kelime bırakmış olan ölü bir ektir. İşlevi de pek açık değildir. Daha çok bir bütünün parçasını oluşturma işlevinde olduğu düşünülebilir: buram ( buram buram ter dökmek), görkem, koçam / koşam, tutam, yordam gibi.
10. –AMAK ( < -A-MAK): -A ve -MAK mastar ekinin kaynaşmasından oluşan ek, daha çok fiilden “yer, yöre” veya “aralıklarla yapılma” kavramında adlar türetmiştir.
Basamak, gezemek, kaçamak gibi.
11. –(Y) AN: geçişli ve geçişsiz bütün fiillerden sıfat-fiil türeten çok işlek bir ektir.
Açan, atan, başlayan, biten, dönen, döndüren, kazanan gibi.
Ekteki zaman göstereme işlevinin körelip kalıplaşmasıyla kalıcı adlar da oluşturmuştur:
Alan, çapan, çağlayan, çırpan, doğan, kalkan, kapan gibi vb. gibi bunların birleşik söz niteliği taşıyanları da vardır: Ağaçkakan, böcekkapan, çöpçatan, dalgakıran, yelkovan gibi.
Bu işlek ekten terim yapımında ve bazı Arapça, Farsça sözlerin Türkçeleştirilmesinde de yararlanılmıştır.
Bilinmeyen, birleşen, bölen, çarpan, tamlayan, bakan gibi.
12. –ANAK: somut ve soyut anlamlı bazı adlar bırakmış olan ölü bir ektir.
Boğanak “fırtına”, değnek, biçenek, gelenek, görenek, sağanak, yığınak ( < yıg-anak) gibi.
Bu ek, düzenek “mekanizma”, itenek “piston”, olanak, tutanak gibi.
13. –(y) ARAK ( < -(y)A-RAK): tek ve çok heceli bütün fiil kök ve gövdelerine –A zarf-fiil ve –rAK ekinin getirilmesinden oluşmuş çok işlek bir zarf-fiil ekidir.
Aşarak, bakarak, belleyerek, inerek, söyleyerek, yılmayarak gibi.
14. ASI ( < -GA+SIG): eski Anadolu Türkçesinde çok işlek olan ve sıfat fiiller türeten bu ek, Türkiye Türkçesine ancak kalıntı durumunda ve kargış niteliğinde bazı sözlerle uzanabilmiş, işlekliğini yitirmiştir: Boyu devrilesi, çatlayası, gözü çıkası, geberesice gibi.
Ekin yalın ya da yönelme durum ekiyle genişletilmiş zarf görevi yapan türleri de vardır.
Ata binesi gel-, atlayası gel-, çıldırası gel-, doyasıya ye- gibi.
15. –CA: dönüşlü fiillerden bir oluş ve kılışın sonucunu bildiren adlar türetir: örnekleri sayılıdır: Düşünce, eğlence, söylence, sürünceme gibi.
16. –Ç: Dönüşlü fiil gövdelerinden somut ve soyut adlar türeten çok işlek bir ektir. İşlevi, fiildeki iş işlevi yapanı, yapılan işi ya da fiildeki oluş ve kılışın nitelik ve özelliğini göstermektedir: Gönenç, güvenç, iğrenç, inanç, kazanç, korkunç, sevinç, utanç vb.
İşlek bir ek olduğu için, bu ekten yeni türetmelerde çok yararlanılmıştır: avunç “teselli”, basınç “tazyik”, bilinç “şuur”, dayanç “direnme, mukavemet”, kıvanç “iftihar”, sapınç “yolunu şaşırma, dalâlet” üşenç “tembellik” gibi.
17. –DıkçA /-DUkçA : ( < - DIk /-DUk + çA): Çok işlek bir zarf- fiil ekidir. Görülen geçmiş zaman ekinin + çA eşitlik durumu ekiyle kaynaşmasından oluşmuştur. Görevi, bir işin “art arda” veya “belli aralıklarla işlendiğini” göstermektir: baktıkça, çalıştıkça, düşündükçe, elendikçe, geldikçe, işlendikçe, kaybolmadıkça, savruldukça, yorulmadıkça vb.
18. –DıktA/-DUktA( < -DIk+tA): -DIk/-DUk sıfat- fiil ekiyle bulunma durumu ekinin kaynaşmasından oluşmuştur. Fiildeki oluş kılışın zamanını belirleyen zarf- fiiller türetir: aldıkta, okudukta gibi.
Ancak, günümüz Türkiye Türkçesinde bu ek, araya bir iyelik ekinin girmesiyle kullanım canlılığı kazanmıştır: Aldığında, baktığında, içeri girdiğinde, karşılaştığımızda, okuduğumuzda, yerleştiklerinde gibi
19.-GA: Fiilin gösterdiği işten etkileneni veya bir oluş ve kılışın sonucunu gösteren bu ek, sınırlı sayıda sıfat ve adlar türetmiştir.
bölge, dalga, damga, gölge( < köli-“koyulaşmak, karanlıklaşmak”, kavurga, kısa( Bu ekle çizge “grafik”, çizelge “cetvel”, dizge “sistem”, gösterge, sömürge gibi bazı yeni adlar da türetilmiştir.
20. -GAÇ; -GIÇ: Genellikle –n-ve-r- çatı eki almış fiil gövdelerinden ad ve sıfat türetir. Ad olarak daha çok araç-gereç adları yapmıştır: burgaç, “anafor”, çevirgeç “şalter”, dayangaç “değnek”, kıskaç, salıngaç, süzgeç, yüzgeç vb
Sıfat olarak eklendiği fiildeki anlamla ilgili huy bildirir: alıngaç, eringeç, utangaç, üşengeç gibi
Fiilin gösterdiği işi yapanı veya bu işten etkileneni gösteren –gIç eki de üç beş örnek vermiştik.
Başlangıç, bilgiç, dalgıç, körgüç sorguç, yargıç, gibi.
21. -GAN: Fiil kök ve gövdelerinden “alışkanlık” sıfatları türeten işlek bir ektir: Alıngan, çalışkan, çekingen, değişken, dönüşken, girişken, ısırgan (otu), konuşkan, saldırgan gibi.
22. –GI / GU: Alet adları ile somut, soyut adlar türeten işlek bir ektir: Askı, atkı, burgu, kaşağı; biçki, içki; övgü, tepki gibi.
23. –GIN / -GUN: genellikle tek heceli fiil köklerinden pekiştirilmiş anlamında sıfatlar türeten işlek bir ektir:
Azgın, bezgin, bitkin, dalgın, düşkün, gergin, kızgın, olgun, seçkin, şaşkın, üzgün, yorgun gibi.
24. –I / -U ( < - (I)G / -(U)G): ünsüz ile biten tek heceli fiillere gelen bu ek, Eski Türkçede fiilden ad türeten –g ekinin erimesi ve aradaki bağlantı ünlüsünün kökle kaynaşmasından oluşmuştur. İşlevce, fiilin gösterdiği işin sonucu olan somut ve soyut adları ile sıfatlar türetir: a) çakı, çatı, çırpı, dizi, dolu, dürtü, kapı, yazı, götürü, ölü, sürü, yazı, öneri, sızı gibi.
b) Acı, aşırı, ayrı, eğri, dolu, eksi, kuru, şaşı gibi.
Ünlü ile biten fiil köklerine gelen –g ad türetme eki eriyip kaybolduktan sonra, fiil kökleri ile bu köklerden kurulan adlar aynı ses yapısına girmişlerdir. Dilimizde aynı ses yapısına girmişlerdir. Dilimizde aynı ses yapısında hem adların hem fiillerin bulunması bundandır: Acı- / acı ( acı-g), ekşi- / ekşi, kuru- / kuru, damla- / damla gibi.
25. -(y)ICI / -(y)UCU ( < -GU+ÇI): Her türlü fiil kök ve gövdelerinden fiilin gösterdiği iş yapan, eden anlamında ad ve sıfatlar türetir: a) Ad olarak; bakıcı, binici, bölücü, çekici vb.
b) Sıfat olarak; atıcı, ağlatıcı, ezici, kırıcı, patlayıcı, uyarıcı vb.
26. -LK / -UK, -K (ET -yUK): Geçişli, geçişsiz tek ve çok heceli bütün fiillerden sıfat ve adlar türeten çok işlek bir ektir:
a) Sıfat olarak fiilden "yapılmış, bitmiş" anlamında -mış / muş denkleşen sıfatlar kurar:
açık, artık, batık, bitişik, uyanık, yanık gibi.
Bu sıfatlardan bir bölümü de insan huy ve kişiliğini belirten aşağılama sıfatlarıdır: alçak, alık, bunak, çevik, uyuşuk gibi.
Bu ek, bitmişi gösteren edilgen anlamlı sıfatlar da türetmiştir: ayık, atık, bozuk, bölük, delik, eşik, sökük, yırtık gibi.
b) Ad olarak tamamlamış, bitmiş bir işin ürününü gösterir: aşık, bölük, buçuk, buyruk, dilek, emzik, katık, konuk, oyuk, sarık gibi.
ekten, Arapça ve Farsça sözlerin Türkçeleştirilmesinde ve terim yapımında da yararlanılmıştır: açık "sarih", bakışık "mütenazır", bitişik "muttasıl", eğik "mail", tanık "şahit" gibi.
27. -(y)IP / -(y)UP: Fiildeki oluş ve kılıştan biraz önce ya da onunla aynı zamanda yapılan işi gösteren zarf-fiiller türetir:
açıp (bak-), atlayıp (kurtul-), düşünüp (dur-), yanıp yakıl gibi.
Fiilin gösterdiği işin sürekli olması ya da art arda yinelenmesi durumunda, zarf-fiil de art arda yinelenir. Bu yinelenmede ya aynı fiil tekrarlanır yahut da eş veya zıt anlamlı iki ayrı fiilin zarf-fiili yan yana gelir:
alıp alıp götür-, durup durup hatırla-, dönüp dönüp bak-, dönüp dolaşıp gel- gibi.
28. -(y)IŞTA, -(y)IŞINDA / -(y)UŞUNDA ( < -(y)IŞ+I+N+dA):
-(y)IŞ / -(y)UŞ ad fiil ekinin bulunma durum ekiyle genişletilerek yahut da iki ek arasına iyelik ekleri getirilerek oluşturulmuş bir zarf-fiil ekidir."-dığı zaman" anlamındadır: çıkışta "çıkınca", dönüşte, dönüşümde, gelişimde, gelişinde gibi.
29. -İKEN / -KEN, -(y) KEN ( Eski Türkçedeki er- fiilinden gelen i-ek fiilinin zarf biçimidir. Ünlü uyumundan kaçınan bu ek, asıl fiilin gösterdiği işle aynı zamanda gerçekleşen zarf-fiiller yapar: açıklarken durakla-, anlatırken hatırla-, beklerken uyukla-, vb.
30. -M, (I)M / -(U)M: Çok kez geçişli, geçişsiz tek heceli, bazen de çok heceli sözlerden ad türeten işlek bir ektir. Başlıca işlevleri şunlardır: a) Fiilin gösterdiği işi ada çevirir: alım, bakım, çözüm, yatırım, yıkım gibi.
b) Oluş ve kılışın sonucu sonucunu gösteren soyut adlar türetir: akım, atılım; biçim, değişim, kalıtım, seçim, tutum vb.
c) Bir kezlik veya kısa sürelik oluş ve kılışı gösteren adların yinelenmesi yoluyla, o kılışı niteleyen sıfat ve zarflar türetir : adım adım say-, sürüm sürüm süründür-, bir içim vb.
ç) Kısa bir sürede veya bir kezde yapılan işleri adlandırır: bölüm, dilim, doğum, sayım, tutam gibi.
d) Tek tük geniş süreli adlar da türetmiştir: birikim, geç,m, sürüm, tutum gibi.
e) Ek, fiildeki oluş ve kılışın adı olarak kapsam genişliği taşıdığından, yeni söz ve terim yapımında büyük kolaylık sağlamıştır:
akım, deprem, devinim, eğilim, eğitim, güdüm, katılım, oturum, seçim gibi.
31. -MA: Fiilin gösterdiği oluş ve kılış durumları yalın birer iş olarak belirten adlar türetir. Fiilin olumlu olumsuz her türlüsüne gelebilir: a) Ad olarak; anma, anılma, anılmama, bakma, bakılma, bakışma, bakınma, bakışmama, şaşırma, yakıştırma gibi.
b) -Ma ekindeki oluş, kılış bildirme özelliğinin zamanla aşınmasından kalıcı adlar ortaya çıkmıştır: asma, bağlama, dolama, doğrama, düzme, koşma, uçurtma gibi.
c) Sıfat olarak; -ma adları bir oluş ve kılışı bir varlığa, bir nesneye "yapılmış olma " niteliği ile bağlayan sıfatlar da yapar:
asma köprü, basma kitap, katma değer, takma ad gibi.
ç) -ma ekiyle kurulmuş sıfatlardan sonra gelen adların atılmasıyla da bu sıfatlar kalıcı adlara dönüşebilir: bazlama, buğulama, çevirme, dolma, dondurma, haşlama, kavurma gibi.
Bu ek taşıdığı işlev özelliği dolayısıyla yabancı sözlerin Türkçeleştirilmesinde ve terim yapımında da işe yaramıştır: aktarma "iktibas", düzme "sahte", titreme "ihtizaz", benzeşme "asimilasyon", birleşme, bölme gibi.
32. -MACA ( <-MA+CA): Bu birleşik ek genellikle fiil kök ve gövdelerinden bir işin yapılma şartını ve tarzını belirten adlar türetir: atmaca, bilmece, bulmaca, yutturmaca gibi.
Ekin tek tük atmaca, boğmaca, çekmece gibi tümüyle adlaşmış örnekleri de vardır.
-Maca eki, adlar önünde sıfat ve zarf olarak da kullanılır: Düzmece Mustafa, kandırmaca pazarlık, kesmece karpuz, saymaca sayfa gibi.
33. -MAÇ / -BAÇ( < MACA): Ortaya koyduğu örneklere bakılınca -maca ekinden bozulmuş bir ek olduğu izlenimi veriyor:
atlanbaç > atlambaç, dolanbaç > dolambaç, saklambaç, saymaç, yırtmaç gibi.
34 .MAÇ < -MA aş: Aradaki şekil ortaklığına rağmen bu ek yukarıdaki -maç ekinden farklı bir yapıdadır. Bir sıfat tamlamasının kaynaşmasından oluşmuştur: bulama aş > bulamaç, sütlü al > sütlaç gibi
35. MADAN (< -MADIN): Eski bir -madın eki devamıdır. Şahsa ve zamana bağlı olmayan zarf-fiiller türetir: bakmadan, bilmeden, okumadan, söylemeden, yılmadan vb.
36. -MAK: Fiildeki soyut oluş ve kılışları adlandıran, onları ad biçimine sokan ektir. Fiillerin her türlüsüne gelerek geçici kılış adları türetir: açmak, açılmak, bilmek, iletmek, yatmak, yetişmek vb.
Bu ek kalıplaşma yoluyla bazı yiyecek, içecek, araç ve gereç adları da yapmıştır: başmak "ayakkabı", çakmak, ekmek, ırmak, ilmek. tokmak gibi.
37. -MAKSIZIN ( < -MAK+SIZ+ IN): Gösterilen üç ayrı ekin kaynaşmasından oluşan bu ek, nitelik ze tarz bildiren zarflar türetir:
açmaksızın (göndermiş), durmaksızın (yol almış), düşünmeksizin (yapmış) gibi.
38. -MAKTANSA ( < MAK+TAN+İSE): bu birleşik ek, fiildeki hareketin gerçekleşmesini zarf-fiildeki hareketin tercihine bağlayan ve "-acak yerde" anlamına gelen zarf-fiiller türetir: beklemektense, kızmaktansa, oturmaktansa, saklanmaktansa gibi.
39. -MALI (MA+LI): Bu ek, "fiilin gösterdiği işi üzerinde nitelik olarak taşıyan" anlamıyla sıfatlar türetir: işlemeli bluz, kurutmalı makine, oymalı çerçeve gibi.
40. -MAN: işlek olmayan bu ek, geçişli, geçişsiz fiil kök ve gövdelerinden "abartma" ve "süreklilik" anlamı taşıyan birkaç ad ve sıfat türetmiştir: azman "insan irisi, çok gelişmiş", ( < adam azmanı, kurt azmanı vb), değirmen, dalaşman "çok dolaşan, kötü huylu", kocaman, şişman, duman, yaman gibi.
Bu ekle "bir işi yapan" anlamında yeni bazı türetmeler de yapılmıştır: çevirmen, danışman, düzeltmen "düzeltici", eğitmen, öğretmen, sayman gibi.
41. -MAZ: -r, -ar, -ır / -ur sıfat-fiil ekinin olumsuz türüdür. Eklendiği fiilden "olumsuzluk" ve "süreklilik" anlamlı geçici sıfatlar türetir: aklı almaz iş, bulunmaz fırsat, çekilmez dert, çıkmaz sokak, inanılmaz durum, kaçınılmaz son, taşınmaz mal, tükenmez kalem vb.
Ek, olumlu ve olumsuz şekillerin yan yana gelmesiyle "çabukluk" gösteren zarf-fiiller de türetir: açar açmaz, alır almaz, çıkar çıkmaz, görür görmez, uyur uyumaz gibi.
Yer yer iki -maz'lı anlatımın yinelenmesine dayanan sıfatlar da yapılmıştır: açılmaz kapanmaz kutu, bitmez tükenmez iş, düşmez kalkmaz bir Allah, inilmez çıkılmaz yokuş vb.
42. -MAZLIK ( < - MAZ+LIK): Bu birleşik ek olumsuzluk bildiren soyut adlar türetmiştir: anlamazlık, aldırmazlık, bilinmezlik, dokunmazlık, saldırmazlık, uyuşmazlık, yetmezlik vb.
43. -MIK / MUK: İşlek olmayan bir ektir. Tek ya da çok heceli geçişli fiillerden, daha çok "artıklık", "küçüklük" ve "parça" anlamlı adlar türetmiştir: boğumuk "gerdanlık", cırmık "tırnak izi", çitmik "çiltim, küçük parça", ilmik, kısmık "pinti", kıymık, tırmık vb.
44. -MIŞ / -MUŞ: Geçişte bitmiş ve tamamlanmış işleri gösteren sıfat-fiiller türetir: açılmış zarf, bitmiş iş, çalınmış kitap, görülmemiş olay gibi.
Ekteki zaman kavramının aşınması ile bazı kalıcı adlar oluşmuştur: dolmuş, ermiş, Durmuş, geçmiş, okumuş, Satılmış, yemiş vb.
45. -N, -(I)N / -(U)N: Fiilin gösterdiği işin sonucu veya ürünü anlamında adlar, seyrek olarak da sıfatlar türete bir ektir:
akın, ekin, düğün, düzen, gelin, güven, sökün, talan, yığın, tütün vb.
Basın, yayın, dizin, ışın, sayın, sorun, yoğun gibi sözler, dilimizdeki Arapça kelimelere karşılık olarak bulunmuş yeni sözlerdir.
Bu ek, bütün, dolun (ay), kesin, uzun, yoğun gibi bazı sıfatlar da türetmiştir.
46.-TI / -TU / -(I)NTI / -(U)NTU: -en ve -r ile biten geşişsiz fiil gövdelerinden somut veya soyut adlar türeten çok işlek bir ektir. İşlevi şu noktalarda özetlenebilir: a) Fiilin gösterdiği işin sonucu olan somut ve soyut adlar türetir:
akıntı, bulantı, çıkıntı, gezinti, girinti, kabartı, kaşıntı, kırıntı, sığıntı, toplantı gibi.
b) Aralıklı olarak tekrarlanan işi veya sürekli kılışı gösteren adlar türetir: alıntı, çalkantı, çarpıntı, esinti, gezinti, inilti, sarsıntı gibi.
c) Bir işin sonucu olarak ortaya çıkan "parça, kalıntı, bölüm, artık" anlamı veren adlar türetir:
birikinti, bölüntü, dökültü, çöküntü, kırıntı, serpinti, yaşantı gibi.
ç) Bu ekle türetilmiş adlar içinde insan sağlığı içinde insanın huy ve tabiyatı ile ilgili olanları da vardır. Huy ve tabiyat gösterenlerde bir aşağılama göze çarpar: bıkıntı "usanç", boğuntu "güç nefes alma", ezinti mide ezintisi", ıkıntı, irkinti, kazıntı, kuruntu, özenti vb.
Bu ekle kurulmuş adlardan alıntı "iktibas", ayırtı "müans", ayrıntı "teferruat", belirti "alamet", görüntü "imaj", saplantı "idefiks", yaşantı vb. 'leri dilimize doğu ve batı dillerinden geçmiş yabancı sözlere karşılık olmak üzere türetilmiş sözlerdir.
47. -R, -AR, -(I)R / -(U)R: Geniş zaman sıfat-fiilleri türeten işlek bir ektir.
a) Eklendiği fiilin gösterdiği işi bir özellik olarak her zaman üzerinde taşıyan sıfatlar türetir:
akar su, atar damar, bakar kör, çalar saat, döner sermaye, güler yüz, taşıma mal, yazar kasa vb.
b) Dönüşlü ve edilgen çatılarda sıfatlar türetir: kendi kendine açılır kapı, çekilir dert, imrenilir iş, okunur kitap, yaşanır yer vb.
Bu sıfatlar ikilemeli olarak da kullanılabilir: açılır kapanır köprü, gelir geçer günler, konar göçer insanlar, okur yazar kimse, yanar döner renk vb.
c) Zamanla bu sıfat-fiilin önündeki adların atılması ve sıfat-fiildeki zaman gösterme işlevinin aşınmasıyla kalıcı adlar oluşmuştur: açar "anahtar", bilgisayar, döner, çıkar, gelir, gider "masraf", keser, okur, yatır, yazar gibi.
48.1.-(y)ış / -(y)uş; 2.-ş, -(ı)ş / -(u)ş: Bu eklerden birincisi tek ve çok heceli fiil kök ve gövdelerinden, yapılan işin tarzını bildiren geçici kılış adları türetir: alış, anlayış, bakış, bekleyiş, direniş, direnmeyiş, gerileyiş, gözleyiş, okuyuş, saklayış, yönlendiriş gibi.
Kullanımda şekil ayrılığı da gösteren ikincisi ise, fiil kök ve gövdelerinden "bir işin sonucu" ve "ürünü" olan somut ve soyut kalıcı adlar türetir:
alkış, bağdaş, bağış, biliş, çöküş, dikiş, dönüş, geviş, giriş, kargış, oynaş, savaş, yağış, yanlış vb.
49. -T, -(ı)T / -(U)T: Geçişli, geçişsiz tek ve çok heceli fiillerden ad türeten ve örnekleri sınırlı olan bir ektir. Fiilin gösterdiği işin ürünü olan nesne ve yiyecek adları ile birkaç yer adı bırakmıştır.
art( < ar-"dolaşmak"),ayırt, binit, düşüt" düşük",geçit,kavut "kavurga",kurut "kurutulmuş süt,yoğurt",öğüt,suvat "su yalağı",umut gibi.
Dilimizi Türkçeleştirme çalışmaları sırasında türetilen anıt, bölüt, kesit, konut, komut,koşut,ölçüt,özet,sarkıt soyut,taşıt,yakıt gibi sözlerle bu eke bir canlılık kazandırılmıştır.
50.-V,-(A)V:Oğuz lehçesine değil, Kıpçak lehçelerine özgü bir ek türüdür. Ancak, dil devriminin başlangıç yıllarında, o lehçelerdeki örneklerine bakılarak birkaç kelime türetilmiştir: görev, işlev, ödev, söylev, türev gibi
51.-(A)Z:Bugün artık işlekliğini yitirmiş olan çok eski bir ektir. Varlığını yalnız günümüze kadar gelebilmiş sözlerde görüyoruz. Bu ek çoklukla tek, kimi zaman da iki heceli geçişsiz(seyrek olarak geçişli) fiillerden "fiilin gösterdiği işi yapan veya yapılan işten etkilenen" anlamda ad ve sıfatlar türetmiştir.
a) Ad olarak: ayaz, boğaz,haylaz,söz( < sö-"söylemek")uz "usta,uzman",yıldız gibi.
b) Sıfat olarak örnekleri daha boldur: cılız,düz,koğuz,"çürümüş",kuduz,semiz,tıkız,titiz,ucuz,uyuz,yağız,yavuz,yanaz"kötü huylu" gibi.
C.ADDAN FİİL TÜRETEN EKLER
Bu gruba giren ekler, sayıca öteki gruplardaki türetme eklerinden daha azdır.Büyük bir çoklukla ad köklerinden, çok az sayıda da ad gövdelerinden türetmeler yapar.Başlıca şunlardaır: 1.+A-:Ünsüzler ile sonuçlanan tek heceli ad köklerinden geçişli ve geçişsiz fiiller türetmiştir.Çok seyrek olarak iki hecelilere de gelmiştir.
ada-,beze-,benze-( < beniz+e-),buda-,buna-,dile-,esne-,dişe-,gevşe( < geviş+e-)kapa-,kana-,oyna-,tüne-gibi.
+A eki ses yansımalı köklerden de cıbıla-,çağıla->çağla-,tısıla->tısla-,vızıla-gibi türetmeler yapmıştır.
2.+Al-( < + A-L-): Ünsüzle biten sıfatlardan "olma" bildiren sıfatlar türetir:
azal- "az olmak", bolal-, bunal-, daral-, dincel-, gencel-, körel-, yönel- gibi.
Bu ek, ünlü ile biten köklere, ünlüsünü yitirip yalnız -l olarak eklenmiştir: diril-, incel-, kısal-, kocal-, sivril-, ufal- gibi.
3. +AN -( < + A-N-): +A- ekinin -n- dönüşlülük ekiyle kaynaşmasından oluşmuştur. Ekte "olma" bildirme ve "yapılan işin yapana dönme" işlevi vardır: beğen-, dadan- ( < tat+a-n-), donan-, güven-, inan-, özen-, usan-, utan gibi.
4.+AR- ( < A-R-): "Yapma" gösteren ve birkaç örneği bulunan bir ektir: becer-, ever-, onar-, suvar- "sulamak" gibi.
5. +AR- ( < ER-): Renk adlarından ve bazı sıfatlardan daha çok "olma" bildiren fiiller türetir. Eski Türkçedeki er- "olmak" yardımcı fiilinin zamanla, birleştiği
adla kaynaşıp ekleşmesinden oluşmuştur: ağar-, başar-, bozar-, göğer-, göler- "göl gibi olmak", kızar-, onar-, yaşar-, yeşer- gibi
6. +AŞ- ( < + A-Ş-): +A- ekinin işteşlik eki -ş- ekinin kaynaşmasından oluşmuş bir birleşik ektir. "olma" bildiren bazı geçişsiz fiiller türetmiştir: dolaş-, güreş-, kamaş-, sarmaş-, uğraş-, yanaş- gibi.
7. +AT- ( < + A-T-): +A- ekiyle ettirgenlik eki -t-'nin kaynaşmasından oluşan ve "yapma" bildiren bir ektir. -t- ekindeki ettirgenlik işlevi körelmiştir: donat-, gözet-, ilet-, öğret-, yarat- yönet- gibi.
8. +DA-: Tek heceli birkaç ad dışında, ses yansımalı fiiller türetmiştir: alda-, iste- ( < iz+de-), ünde- "ünlemek", cıvılda-, fısılda-, gıcırda- ,kıpırda-, tıngırda-, sakırda- gibi.
9.+I-/+U-:Ünsüz ile biten bazı köklerden geçişli ve geçişsiz fiiller türetmiş olan çok eski ve ölü bir ektir: ağrı-, ( < agır+ı-), bayı- "zenginleşmek", berki-, doku-, ışı-, kaşı-, kuru-, kaşı-, taşı-, yavaşı-gibi
10.+(I) k-/+(U) k:"Oluş" bildirme özeliği ile Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine uzanan, örnekleri çok sınırlı bir ektir: acık-(< aç+ık-),birik-,buruk-, gecik-, gözük-,yelik-,"koşmak" vb.
11.+ klr-/+kUr-: Ses yansımalı köklerden geçişli ve geçişsiz fiiller türetir: fışkır-,haykır-, hıçkır-, püskür-, sümkür-, tükür- gibi
12. +1.-:Ünlü ile biten sıfatlardan çok az sayıda "olma" bildiren fiiller türetmiştir: alçal- "alçak' taki -k' nin yumuşayıp erimesiyle ", eğril-, doğrul-, durul-, incel-, kısal-, küçül-, ufal- gibi.
13. +LA: Eski Türkçe döneminden beri Türk dilinin bütün kollarında çok işlek olan bir ektir. Bu ek, Türkiye Türkçesinde ad kök ve gövdeleriyle, ad soylu sözlerden çok yönlü türetmeler yapar. Başlıca işlevleri şunlardır: a) Eklendiği adın gösterdiği nesneyi veya niteliği başka bir nesneye yönelten geçişli fiiller türetir: ağırla-, arala-, avla-, bağla-, ertele-, gözle-, hazırla-, kutla-, mühürle-, sula- gibi.
b) Eklendiği adın karşıladığı nesnenin ortaya çıkmasını sağlayan ve "yapma" bildiren fiiller türetir: enikle-, istiflle-, kulunla- "kulun yavrusu doğurmak", kuzula-, paketle-, yavrula-, yumurtala- vb.
c) Adın gösterdiği nesneyi araç olarak kullanan fiiller türetir: aşıla-, avuçla-, ayakla-, bıçakla-, elle-, kaşıkla-, sapla-, tokatla-, ütüle-, yumukla- vb.
ç) Adın gösterdiği nesne ya da niteliği bir şeye katma, kazandırma, ekleme anlamı veren fiiller türetir: aşağıla-, büyüle-, demle-, dışla-, düzle-, ilaçla-, kötüle-, tuzla-, yağla- gibi.
d) Zaman adlarından zamanı içine alan fiiller yapar: akşamla-, sabahla-, güzle-, kışla-, yazla- gibi.
e) Bazı sıfatlardan ve yön gösteren adlardan "olma" bildiren geçişsiz fiiller türetir. İçlerinde geçişli olanları da vardır:
başla-, dışla-, eğrile-, gerile-, kötüle-, solla-, topalla-, ucuzla-, yavaşla- vb.
f) Ses yansımalı birincil köklerden yansımalı geçişsiz fiiller türetir: çatla-, fırla-, gıdakla-, horla-, hopla-, kekele-, ofla-, üfle-, vb.
g) Fiilden -Ak, -Ik / -Uk ekleriyle kurulmuş adlardan bir şeyin "ara ara " ya da "sürekli" olarak yapıldığını gösteren fiiller türetir: durakla-, didikle-, dürtükle, itekle-, savsakla-, sayıkla-, uyukla-, sürükle gibi.
h) Bu ek, dilimize girmiş yabancı sözlerin Türkçeleştirilmesinde çok işe yaramıştır: ayıpla-, billurlaş-, bordala-, hesapla-, bütünle-, çözümle-, denetle-, doğrula-, tanıkla-, uğurla-, yalanla- gibi. Bunlar ta'yip et, tebellür et, borda et, hesap et,
ikmal et vb. yabancı sözler için bulunmuş karşılıklardır.
14. +LAN- ( < + LA-N-) / + LAŞ- ( < +LA-Ş): +la- ekinin -n- ve -ş- dönüşlülük eklerinin kaynaşmasından "dönüşme, kendi kendine oluşma" bildiren +lan - ve +laş- birleşik ekleri doğmuştu: ayaklan-, canlan-, çöreklen-, dertlen-, evlen-, kanatlan-, kurtlan-, tüylen-, başkalaş-,v güzelleş-, kırlaş-, sertleş-, taşlaş- gibi.
15. +(I)MSA- / + (U)MSA- ( < +(I)M+SA- / + (U)M+SA-): Bir iyelik eki kalıntısı olduğu sanılan -m sesiyle +sa- istek ekinden oluşan bu birleşik ek, "öyle sayma, öyle görme" anlamında birkaç fiil bırakmıştır: benimse-, çoğumsa-, küçümse-, vb.
16. +(İ)R- / +(U)R-: Bu ekin ortaya koyduğu birkaç örnek, ses yansıtan tek heceli köklerden türemiş "yapma" bildiren fiiller görünümündedir: aksır-, bağır-, böğür-, hapşır-, ısır-, köpür-, öğür- vb.
17.+(I)RGA-: Pek az örnek veren bir ektir. "Gibi saymak, öyle saymak" anlamındadır:
azırga- "az saymak", esirge-, taşırga- "taşla zedelemek", yadırga gibi.
18. +SA-: "istek" bildiren ve işlek olmayan bir ektir. İşlev bakımından:
a) Eklendiği ada karşı bir istek, bir ihtiyaç bildiren bazı fiiller türetmiştir:
boğasa-, erse-, koçsa-, tekese-, susa- gibi.
b) "Gibi görmek, gibi saymak" anlamında fiiller türetilmiştir: çiğse- "soğumak", çirkinse-, "çirkin bulmak",çoksa-, garipse-,"garip karşılamak", gerekse-, ıraksa-, umursa- vb.
19.+ sI-: Bir üstte verdiğimiz +sA- ekiyle görevdeş bir ektir.Belki de +sA>+sI- biçiminde bir ünlü daralmasıyla oluşmuştur.İşlevi bakımından yine: a) İstek bildiren geçişli fiiller türetir: boğası- "inek için boğa istemek", buğrası- "dişi deve için erkek deve istemek", ersi-, "erkek istemek", göresi- "görmek istemek", tekesi- "dişi keçi için teke istemek" gibi.
b) Sıfatlardan "gibi görme, gibi sayma" anlamında fiiller türetir: ayrıksı- "başkalaşmak", çiğsi-, güçsü-, ıraksı- vb.
Bunlardan bazıları -n- dönüşlülük ekiyle de pekiştirilmiştir: arsın- "utanır gibi olmak", ayıpsın- "ayıp gibi görmek", azsın- "az bulmak", çoksun- "çok bulmak", güçsün- "güç olarak kabullenmek", kolaysın- "kolay saymak", zorsun- "zor olarak görmek" vb.
Ç.FİİLDEN FİİL TÜRETEN EKLER.
Bunlar fiil kök ve gövdelerinden fiil türetmek için kullanılan eklerdir. Bunlardan bazıları, eklendiği kökle kaynaşarak kökün ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiştir. Bazıları da daha eski bir ekin uğradığı ses değişmesi ile oluşmuştur. Bu grupteki ekler nitelikleri bakımından ikiye ayrılır:
1. Tıpkı öteki yapım ekleri gibi, eklendiği fiilde kök ve anlam değişmesi yapan eklerdir: serp- / serpele-, kalk- / kalkı- gibi.
2. Eklendikleri fiillerin anlamlarında köklü birer değişiklik yapmayan, yalnızca fiilin özne ve nesneyle bağlantısında durum değişikliği yapan ekler, yani etkeleridir: bak- / bakın-, bakıl-, bakış- gibi.
Türkiye Türkçesinde fiilden fiil üreten başlıca ekler şunlardır:
1.-A-: Pekiştirme görevi ile kullanılan ve pek seyrek örnekler veren bir ektir: aş- / aşa- "alt etmek, yenmek", ır- / ıra- "uzaklaştırmak", tar- / tara- "dağıtmak", tık- / tıka- gibi.
Bu ek -AmAk ve -Agan gibi bazı ekler içinde de varlığını sürdürmüştür: basamak ( < bas-a-mak), kaçamak, tutamak; akağan "çabuk akan", gezeğen, güleğen vb.
2.-ALA-: Fiilin gösterdiği işi kısa aralıklarla yineleme görevinde bir ektir. Örnekleri oldukça yaygındır: eşeele-, gevele-, ötele-, kakala-, serpele-, sirkele-, tepele- vb.
3. -AR-: Geçişsiz bazı fiillerden geçişli fiiller türeten bir ettirgenlik ekidir: çıkar-, gider-, kopar-, onar- gibi.
4. - DIR- / DUR- ( < -T- UR): iki ayrı ettirgenlik ekinin kaynaşmasından oluşmuştur. Ünlü ve ünsüz uyumlrına giren işlek bir ektir. Geçişli geçişsiz fiil kök ve gövdelerinden "oldurma" ve "yaptırma" bildiren geçişli fiiller türetir: açtır-, bildir-, böldür-, doldur-, ezdir-, gezdir-, kazdır-, kondur-, yazdır-, yüzdür gibi.
Ek, bazı kuruluşlarda ettirgenlik işlevini yitirerek kökle kaynaşmıştır: aldır- "ilgi göstermek, önem vermek", aldırma-, andır- "benzemek", çıldır-, tuttur- gibi.
5.-I- / -U-: -A- eki gibi pekiştirme görevinde bir ektir. Ancak birkaç örneği vardır: bürü-, kalkı- "sıçramak", kazı-, sancı-, sürü- gibi.
6.-K-, -(I)K- / -(U)K-: Tek heceli fiil köklerinden pekiştirme fiil kökleri türetir. Bazı örneklerde ek kökle kaynaşmış olarak "dönüşlülük" görevi üstlenmiştir.
Örnekler arasında bağlantı, ünlüsü düşmüş olanlar da vardır: acık-, ayık-, görük-, kalk-, kanık-, kırk-, kork-, sark-, tezik- gibi.
7. -(I)L- / -(U)L-: kullanım alanı çok geniş bir ektir. Genellikle ünsüzle, yer yer de ünlüyle biten fiil kök ve gövdelerinden "olma, yapılma" bildiren edilgen fiiller
türetir: açıl-, aşıl-, basıl-, çakıl-, dikil-, geril-, gömül-, vurul-, yakıl-, aşırıl-, durdurul-, götürül-, kocal-, küçül-, seyrel-, ufal- gibi.
8. -MA-: Fiil kök ve gövdelerinden olumsuz anlamda yeni fiiller türeten ve her fiile gelebilen çok işlek bir ektir: atma-, bilme-, birikme-, buluşma-, dinletme-, kalama-, yıldırma- vb.
9.-N- / -(I) N- / - (U)N: Türkçenin en eski dönemlerinden beri kapsamlı kullanım özelliği taşıyan işlek bir çatı ekidir. Genellikle dönüşlülük bir ünlem veya -l
ünsüzü ile biten fiillerden sonra edilgenlik bildirir: alın-, bakın-, boşan-, çekin-, dilen-, dövün-, gezin-, kaçın-, sevin-, yaylan-, inan-, başlan-, delin-, dolan-, işlen-, izlen-, yürün- gibi.
10. –(I)R- / -(U)R: -Ar ekiyle eşit görevdedir. Yalnız onun gibi körelmiş bir ek değil, işlek bir ektir. Temel görevi ettirgenlik fiilleri türetmektir: Aşır-, batır-, doyur-, düşür-, geçir-, kaçır-, pişir-, uçur-, yatır gibi.
Yer yer ekin ettirgenlik işlevini yitirerek eklendiği fiile yeni bir anlam verdiği olur.
Aşır- “çalmak”, ayır-, doğur-, kaçır-“delirmek”, sömür-, şaşır vb.
11.-(I)Ş- / - (U)Ş-: Birbirinden farklı birkaç işlev yüklenmiş olan işlek bir çatı ekidir.
a) ekin asıl işlevi fiilden işteşlik görevinde yeni fiiller türetmektir.
Buluş-, boğuş-, çekiş-, dövüş-, sözleş-, ağlaş-, bekleş-, doluş-, kaçış-, koşuş vb.
b) ek, “kendiliğinden oluş” bildiren fiiller de türetmiştir.
Alış-, bulaş-, dönüş-, geliş-, kızış-, sıkış-, uyuş-, yakış vb.
c)bu ekle kurulan fiillerden bir kısmında da ek kökle kaynaşarak çatı eki olmaktan çıkıp bir türetme niteliği kazanmıştır: barış-, çıkış-, iliş-, karış-, ulaş-, yapış-, yetiş- gibi.

Türemiş Kelime Örnekleri | Ekleyen: | Tarih: 19-Nov-2011 18:35. | Bu yazı 11233 kez okundu..

Türemiş Kelime Örnekleri ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Eş Anlamlı Kelimeler

Devamini Oku
Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir. Örnekler: kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç... Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesin...

Eş Sesli Kelimeler

Devamini Oku
Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır. Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir: Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a̶...

Zıt Anlamlı Kelimeler

Devamini Oku
Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir. Örnek: Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek, Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı sayılmaz. Mesela “sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir. Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir. Örneğin; “doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir. İki kel...

Betimleme Örnekleri

Devamini Oku
Betimleme Örneği "Bulunduğumuz yer denizden bin beş yüz metre kadar yüksekte idi. Akcedil; ay iskelesinin önünde du­ran kayıklar, ağaçların arasındaki seyrek binalar iğne topuzu kadar ufaktı. Karşıda Burhaniye'nin arkasında yatan Madra dağları şekilsiz bir yığından ibaretti. Güneşin altında göz kamaştırıcı pırıltılarla yanan deniz, ta uzaklarda açıklı koyulu gölgelere bürünen Midilli Adası'na kadar uzanıyor, bunun sağ yanından geçerek, ufukta sisler içinde gökle birleşiyordu. Kazdağı'nın körfeze kadar yaklaşan eteklerini sayılamayacak kadar ço...

Kelimede Anlam

Devamini Oku
KELİME BİLGİSİ KELİME (SÖZCÜK) Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır. KELİMEDE ANLAM Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin ...

Mecaz Anlam Örnekleri

Devamini Oku
Mecaz Nedir ? (Özet) : Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söze mecaz, oluşan anlama da mecaz anlam denir. Mecaz Anlam Nedir ? (Detay) : Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmişt...

Sesteş Kelime Örnekleri

Devamini Oku
* Yılanı gören at birden şaha kalktı. * Mutfaktaki pislikleri çöpe at. * Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al. * Gül: “Gül.” dedi, bülbüle. * Kalem böyle çalınmıştır yazıma Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma * Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar geldi. * Adresimi hemen bir kenara yaz. Bu yaz yurtdışına çıkmayı düşünüyorum. * Depodaki bidonlar ağzına kadar dolu. Bu mevsimde buralarda dolu yağar. * Ben, sizinle gelmek istemiyorum. Çenesinde küçük bir ben vardı. * Yaralı yolcu, çok kan kaybed...

Türemiş Kelime

Devamini Oku
Kök veya gövde halindeki kelimelere yapım ekleri eklenerek meydan gelen yeni kelimelere TÜREMİŞ KELİME denir. Kelimeler, sonlarına bazı ekler alarak değişik biçimlerde cümlede kullanılırlar. Aldıkları yapım ekleriyle yeni bir anlam kazanan sözcüklerdir. Kök halindeki sözcük isim, sıfat, fiil, zamir, zarf olabilir. Kök + yapım eki = Türemiş Kelime Kalem + lik = Kalemlik Türkçede ekler ikiye ayrılır: 1. Yapım Ekleri: Kelimelerin sonlarına eklenerek yeni anlamda kelimeler türeten eklere YAPIM EKLERİ denir. Dilimizde çeşitli yapım ekler...

Eş sesli kelime örnekleri

Devamini Oku
Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Açıklamalı Örnekler: Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi Eş Sesli Kelime Örnekleri Cümle Halinde Örnekler “Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar” “Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar” Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya Ben yarimden vazgeçmem götürseler asmaya Adresimi hemen bir kenara yaz. Bu yaz yurtdışına ...

Ulama Örnekleri

Devamini Oku
Ulama Nedir ? (Özet) : Sessizle biten sözcükten sonra sesliyle başlayan bir sözcük gelirse, iki sözcük birbirine bağlanarak okunur. Buna ulama denir. Ulama Nedir ? (Detay) Dilimizde cümleler okunurken kelimelerin sonlarında bulunan sessizler, kendilerinden sonra gelen kelimelerin ilk harfi sesli ise bu sesliye bağlanarak okunurlar. Ulama Örnekleri Emanet_eşeğin yuları gevşek olur. > Emane-teşeğin yuları gevşek olur Geniş_ovayı seyre daldı. > Geni-şovayı seyre daldı. Elbisenin_ütüsü bozulmuş. > Elbiseni-nütüsü bozulmuş. Kural : U...

Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


Türemiş Kelime Örnekleri
» Türemiş Kelime Örnekleri resimleri

  Puanı : 6.7 / 10 | Oy : 6 kişi | Toplam : 40

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Bi soru sor
İletişim