Anasayfa > Sözlük > P > Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu


Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu


Osmanlı güçlü ve ihtişamlı bir devreden sonra gerileme dönemine girmiş ve Batı karşısında üst üste mağlubiyetler almıştır. Osmanlı yönetimi bu mağlubiyetlerin kaynağını askeri alandaki bozulmalara bağlamış ve bu alanda iyileştirme hareketlerine girişmiştir. Bu girişimlere rağmen Batı karşısındaki mağlubiyetler devam edince Osmanlı devlet adamları Batıyı araştırma ihtiyacı hissetmiştir. Netice itibari ile Batı karşısında geri kalmışlığını kabul eden Osmanlı, Batıyı kendi model olarak almıştır. Bu eylem Osmanlı’nın Batılılaşma sürecini oluşturur. Osmanlı Batının gücünün kaynağının bilimsel gelişmeden kaynaklandığını tesbit etmiş ve çalışmalarını özellikle bu alanda yoğunlaştırmıştır. İşte Osmanlı’nın bu Batılılaşma süreci esnasında Batı’da hakim felsefe Pozitivizm’dir. Batı’yı alternatifsiz kendisine model alan Osmanlı’ya Pozitivizm’in girmesi zor olmamıştır. Fransa’da doğan Pozitivizm Kısa sürede Osmanlı sınırlarına ulaşmış ve yayılmışsa da geniş kitleleri etkileyememiştir. Gerekli ilgiyi göremeyen Pozitivizm, Osmanlı’nın tarih sahnesinden silinmesi ile kurulan Yeni Türkiye’nin Cumhuriyetin’de yapılan inkılaplarının ruhunu oluşturmuştur.

Osmanlı’da Pozitivizm


Pozitivizm Nedir


İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları araştırmak olduğunu savunan akımdır.
Bu akıma göre insan;olgular arasında var olan değişmez ilişkileri ya da doğal yasaları bulmalıdır. Bu anlayışın kurucusu ve temsilcisi Auguste Comte’dur. Comte Fransız devriminden sonra oluşan toplumsal karmaşayı yeni bir toplumsal düzenleme ve reformla ortadan kaldırmayı denemiş bir Fransız düşünürdür. Aynı zamanda Sosyolojinin de kurucusu kabul edilir.
Comte toplumu bilim yoluyla yeni baştan düzenlemeyi amaçlamıştır.Ona göre toplumun kurtuluşunu sağlayacak tek şey pozitivizmdir. Comte kainatın içinde bir parça olan ve bütünü tamamlayan müsbet bilimi (fenni) kainatın merkezine oturtmak istemiştir. Bunu yaparken kendisi haklı çıkarmak için bir çok hakikati görmezlikten gelmiştir. Mesela her biri birer bilim dalı olan piskoloji ve sosyolojiyi, ampirik değer taşıyan biyolojiye indirgemiştir. Dünyamızın içinde bulunduğu güneş sistemi dışında birçok galaksi, güneş sistemleri olduğunu bildiğimiz halde Astronominin sadece güneş sistemi ile ilgilenilmesini istemiştir. Felsefeyi ise olayları formüle eden bir bilim dalından ibaret görmüştür. Comte bunları yaparken bilim dallarını somut olmaları ve pragmatik getirilerinine göre değerlendirmiştir. Görülmeyenle uğraşmanın gereksiz olduğuna inanmış, somut olana yönelmek gerektiğini vurgulamıştır.Comte,tarihi toplumsal evre anlayışını Üç hal kanunu ile açıklar;
1-Teolojik evre;fenomenlerin Tanrısal ya da manevi nedenlerle açıklandığı evre
2-Metafizik evre; olayların oluşunun soyut kuvvetlerle açıklandığı dönem toplumsal olayların özgürlük,eşitlik gibi soyut kavramlarla açıklanması,
3-Pozitif evre; Bu evrede insan sadece gözlemlenebilir olana yönelir.Yalnızca olaylar arasındaki yasalar ya da değişmez bağlantılar incelenir.O’na göre bu evre insan düşüncesinin ve gelişiminin en yüksek basamağıdır.
Bu şekilde Özetlediğimiz Comte’nin Pozitivizmindeki Üç hal yasasının esaslarını Saint Simon ortaya koymuştur. Comte bu esasları sadece sistemli hale getirmiştir. Dolaysıyla denebilir ki Pozitivizmin temelleri Saint Simon tarafından atılmıştır.

Osmanlıda Pozitivizmin Doğuşu


Osmanlı Devleti’nde eğitim sisteminde bozulmalar 16. yy’da başlamıştı. Bu bozulma bir müddet sonra Avusturya’nın başını çektiği bir Avrupa ittifakına karşı ağır bir yenilgi alması ile su yüzüne çıkmaya başladı. Devlet-i Aliyye 1699 Karlofça Antlaşması ile ilk kez toprak kaybına uğramıştı. Kurumlardaki bozulmaların neticesinde sürekli toprak kaybı devlet adamlarını çareler aramaya yöneltmiştir. Batının üstünlüğünün kabul edilmesi ile özellikle III. Selim ile Nizam-ı Cedid adı altında köklü ıslahatlar aşlamıştır.

Bu ıslah hareketleri II. Mahmut döneminde zirveye çıkmıştır. Batının ilminin alınması devletin sorunlarını hal edeceği düşünce Osmanlı devlet adamlarında hakim idi. Bu amaçla özellikle eğitim alanında ıslah ve yenileşmeye önem verilmiştir.
Tanzimat’ın ilanından bir süre sonra Osmanlı Devlet Adamlarının Bozulmanın çaresi olarak eğitim kurumlarının iyileştirilmesi ve ilme önem verilmesini görmeleri Pozitivizmin kurucusu Aguste Comte’nin dikkatini çekmiş olmalı ki Mustafa Reşit Paşa’ya bir mektup yazar ve Osmanlı’nın Pozitivizme hazırlanmasını ister. II. Mahmut ile birlikte Batılı manada açılan yeni eğitim kurumlarının başına yine Avrupalı eğiticiler getirilmiştir. Eğitimin Batılı eğiticilerin eline verilmesi bu kurumlarda eğitim gören talebeleri menfi manada etkilemiştir. 1847 yılında Tıp Fakültesi'ni ziyaret eden Batılılar (Meselâ, Mac Farlane) hayretler içinde kalmıştı. Çünkü Tıp Fakültesi'nde tamamen pozitivist ve materyalist bir eğitim yapılıyor, Fransız İhtilali'ni hazırlayan materyalist filozofların hemen bütün kitapları burada okunuyordu. Mac Farlane'in şu cümlesi ise durumu çok iyi anlatır. "Çoktan beri bu kadar düpedüz materyalizm kitaplarını toplayan bir kolleksiyon görmemiştim".

Mac Farlane davet edildiği bir toplantıda gördüklerini ise şöyle dile getirir: "Doktorlara ve Türk asistanlarına ayrılan mükemmel döşenmiş bir salona davet edilmiştim. Kanepenin üzerinde bir kitap vardı. Alıp baktım. Bu da Baron d'Holbach'm dinsizlik kitabı olan "Systeme de la Nature"un en son Paris baskısı İdi. Kitabın çok okunmakta olduğunu sayfalarından bir çok parçalarının işaretlenmiş olmasından anladım. Bu parçalar özellikle Tanrı'nın varlığına inanmanın saçmalığını, ruhun ölmezliği inancının imkânsızlığını matematikle gösteren parçalardı. Kitabı yerine koyarken Türk doktorlarından biri yanıma geldi. Fransızca olarak şunları söyledi: "C'est un grand ouvrage! C'est un grand Philosophe! il a toujo-urs reison!'. (Bu büyük bir filozoftur! Bu büyük bir filozofun eseridir! O daima haklıdır).
Temelinde deney ve gözlem olan ayrıca tek amacı olgular arasındaki değişmez ilişkileri yada doğal yasaları bulmak olan Pozitivizmin İnançlarına bağlı bir devletten yayılması çok zordu. Bu nedenden dolayı Osmanlı’ya pozitivizm ilmi alandan değil de edebiyat yolu ile girmiştir. Başta Beşir Fuad omak üzere Hüseyin Cahit (Yalçın), Ahmet Rıza, Tevfik Fikret, Ahmet Şuayb, Satı Bey, Bedi Nuri, Rıza Tevfik, Salih Zeki, ve Ziya Gökalp Pozitivizm’in Osmanlı’da yayılmasını sağlamışlarıdr. Pozitivizm’in yayıcısı bu yazarlar sadece nakilciydi. Avrupa Pozitivizmini Osmanlı tebaasına benimsetme kaygısında idiler..

Yabancı Okulların Pozitivizmin Yayılmasındaki Etkisi


Osmanlı’da ilk yabancı okul 1626’a Fransa’ya tanınan imtiyazlar neticesinde başkentte açılmıştır. Bu okul İstanbul’a gelen Latin azınlığın tarikat okulu idi. Zamanla bu tarz okulların sayısı arttı. Birçok yabancı okul izinsiz bir şekilde açıldı. Devlet bu okulları denetlemekte zafiyet gösterdi. Korsan bir şekilde faaliyet gösteren bu okullar devlete daha sonra çok zarar vermiştir. 19. yüzyılda Osmanlı devletinde Yabancı okulların sayısı bu okulların etkinliğini ve yaygınlığını göstermesi açısından önemlidir… Uygur Kocabaş’ın araştırmasına göre, 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında
" Amerikan okulları (465), İngiliz okulları (83), Fransız okulları (72), İtalyan okulları (24), Avusturya okulları (7), Alman okulları (7), Yunan okulları (3)
İran okulları (2), açılmıştır.” Bu okullar dışında izinsiz açılmış okullarda vardır. Dolaysıyla Osmanlı toprakları içinde yabancı okulların sayısı hiçbir zaman netlik kazanmamıştır.
Pozitivizmi Osmanlı’ya özellikle bu okullar taşımıştır. Bu taşıma gerek dolaylı gerekse doğrudan bir şekilde olmuştur. Başlangıçta dini etkinliklerin merkezi olan ve tarikat okulu mahiyetindeki bu okullar Osmanlı’nın hukuk, tıp, askeri vs alanlarda eğitim kurumları açması bu okullarında faaliyet alanını değiştirmişti. Osmanlı1834'te Harbiye Mektebini açtı. Sultan Abdülaziz devrinde (1861-1876) 1867'de Fransız devletinin maddî ve manevî büyük yardımlarıyla Fransızca eğitim-öğretim yapılan Galatasaray Lisesi kuruldu. Yıllarca İmparatorluğun yönetici kadrolarını, aydınlarını yetiştiren bu okulun müdürü ve hocalarının çoğu Fransızdı. Galatasaray Lisesi'ni 1874 yılında Robert Koleji takip etti. Bu kolej de, Amerikalı zengin Mr. Robert'in bağışlarıyla kuruldu. Bu kolejin de yöneticileri ve hocalarının büyük bir kısmı yabancıydı. Her iki okulun da, Türkiye'nin Batılılaşmasında ve Türk aydınlarının pozitivist bir hayata bakış tarzına sahip olmasında önemli rolleri oldu. Bu kurumlarda yabancı dil öğrenen ve ilerde Osmanlı’nın aydın kadrosu içinde bulunacak kişilerin yabancı dil öğrenmiş olmaları Batı kaynaklı eserler türcüme etmelerinde rol oynamıştır. Özellikle akımın güçlü temsilcilerinden Beşir Fuat, Pozitivizmi yaptığı tercümelerle Osmanlı’ya tanıtmıştır.

Pozitivizm Akımın Temsilcileri


Osmanlı Tpraklarına Pozitivizm Edebiyat yolu ile girmiştir. Pozitivizm Tanzimat ile birlikte Osmanlı sınırlarına dayanmıştı. Fakat bu dönemde Osmanlı muharrirleri geleneklerine bağlı olduğu için koyu bir positivist değildiler. Mesela Şinasî, Ziya Paşa, Namık Kemal, Abdülhak Hâmid , Recaizâde Mahmut Ekrem gibi Osmanlı yazar ve aydınları geleneklerine bağlı idiler. Yabancı dil bilmeleri kendilerine Batı kaynaklı kitaplar okumalarını sağlamıştır. Bu yazarlar kitap tercümeleri ve çıkardıkları dergilerle pozitivizmin Osmanlı’da yayılmasını sağlamışlar ve ilerde koyu pozitivistlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamışlarıdır.
Pozitivizmin doğuşunda en büyük etki eden yeni edebiyat ve fikir hareketi olan Servet-i Fünun dergisidir ve 1894’te Abdülhamit devrinde kuruldu. Serveti- Fünun hareketinin ağırlık merkezini teşkil eden edebiyat çığırı, başında Recaizade Ekrem olmak üzere “Edebiyat-ı Cedide” diye tanınır. Dergi başlangıçta yalnız Batı’ya ait ilmi-fenni bilgiler verirken, sonradan edebi akım halini aldığı için, ona her şeyden önce fikir hareketi demek gerekirken memleketimizde henüz fikir tarihini yazma geleneği kurulmadığı için bu yeni dergiyi ve onun açtığı çığırı edebiyatçılar kendilerine mal ederek yalnız bir edebiyat akımı gibi göstermektedirler.

İlk tanınmış Türk pozitivisti ise Beşir Fuat'tır (1852-1887). 1852 yılında doğan Beşir Fuat, ilk tahsilini Fatih Rüşdiyesi'nde yapar. Daha sonra Cizvitler Mektebi'nde okur. Fransızca'yı burada öğrenir. 1867-1870 yılları arasında Askerî İdâdi, daha sonra ise Harbiye'de tahsiline devam eder. Harbiye'yi bitirdikten sonra çeşitli askeri görevlerde bulunur ve 1884'te askerlikten ayrılır. "Beşir Fuat, pozitivizmin kurucusu Auguste Comte'un ve onun muakkipleri olan Littre, Claude Bernard, Spencer, Stuart Mil ve Lewes'in hemen bütün eserlerini okumuş ve benimsemiştir". Ayrıca materyalist ve ateist Ludwig Buchner'in de onun üzerinde önemli tesirleri vardır. Beşir Fuat, hayatı boyunca çevresindeki insanlara onların eserlerini tavsiye eder. Beşir Fuat’tan sonra gelen Ahmet Rıza, Tevfik Fikret, Ahmet Şuayb, Hüseyin Cahit (Yalçın), Beşir Fuat’tın çizgisinde gitmişlerdir. Yaptıkları tercüme, çıkardıkları dergi ve gazete yolu ile Pozitivizm’in önde gelen temsilcileri olmuşlardır. Bu kişilerin yanı sıra Satı Bey, Bedi Nuri, Rıza Tevfik, Salih Zeki ve Ziya Gökalp bu akımın temsilcilerindendir.

Sonuç

Pozitivizm Osmanlı’nın Batılılaşma sürecinin içinde bir devredir ve etkileri günümüze kadar devam etmektedir. Osmanlı Yüzünü alternatifsiz batıya çevirdikten sonra kendisine yararlı olabileceğini düşündüğü her fikir hareketinin bir temsilcisi olagelmiştir. Bu fikir hareketlerinden bir tanesi de Pozitivizmdir.
Tanzimat fermanından itibaren Pozitivizm Osmanlıya getirmek istenmiş ise bu mümkün olmamıştır. Çünkü Oguste Comte Batıdaki Hıristiyanlığı gericiliğe mahkum etmiş, ilerlememin ve bilimin gelişmesi önünde Hıristiyanlığı bir engel olarak görmüştür. Pozitivizm’i aynen Kabul etmiş olan Osmanlı aydını da ilerlemenin ancak dinin dışında gerçekleşebileceğine inanmıştır. Oysa Osmanlı insanı gelenlerine bağlı ve ziyadesiyle dindardı. Bu da Pozitivizm’in Osmanlı’da yayılmasını engellemişti.
Bilimin ve bilimsel çalışmanın sonucu olarak Pozitivizm Osmanlı’ya girememiş, ancak edebiyat yolu ile girebilmiştir. Buna etki eden unsurlardan bir yabancı okullardır. Yabancı okullarda eğitim görmüş ve yabancı dil öğrenmiş Osmanlı okumuşu Pozitivizmin Osmanlı’ya girişini ve yayılmasını sağlamıştır.
Osmanlı aydını Pozitivizmi alırken değiştirmeden aslına sadık bir şekilde almıştır. Pozitivizmin temsilcileri Pozitivist düşünürlerin eserlerini tercüme etmişler ve Osmanlı’da Pozitivizmin bu şekilde temsilcisi olmuşlardır. Batı’dan aldıkları felsefi görüşleri sapı ve samanı ile almışlardır. Bu algılama yanılgısı yüzünden Pozitivizm sadece aristokrat küçük bir zümre tarafından Kabul ve destek gördü. Batı Hıristiyanlık ilerlemenin önünde engel görülmüş ve Pozitivistler Hıristiyanlığı saf dışı etmek istemişlerdir. Osmanlı Pozitivistleri de Osmanlı topraklarında aynı şeyi yapmak istemişlerdi. Oysa Osmanlı Batı değildi. Hıristiyanlıkta İslamiyet’le eşdeğer değildi.

Kaynakça

1. ÜLKEN,H Ziya; “Türkiye de Çağdaş Düşünce Tarihi” ülken yayınları, 8.Baskı, İstanbul-2005
2. Türkler Ansiklopedisi 14.cilt Ankara-2002
3. KORLAELCİ, M;Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce Tarihi, Cilt1,2002
4. Çetinkaya B.Ali: Modern Türkiye’nin Felsefi Kökenleri.
5. DEMİRTAŞ,Barış; u.ü. Fen-edebiyat fakültesisosyal bilimler dergisi Yıl: 8, Sayı: 13, 2007/2, “jön türkler bağlamında osmanlı’da Batılılaşma hareketleri”
6. ÇETİNKAYA B.Ali; Modern Türkiye’nin Felsefi Kökenleri
7. KOCABAŞOĞLU,Uygur; Kendi Belgeleriyle Anadolu'daki Amerika, Arba Yayınlan, İstanbul. 1989

Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu | Ekleyen: | Tarih: 16-Nov-2012 14:52. | Bu yazı 1981 kez okundu..

Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Soğuk ve Sıcak Renkler

Devamini Oku
Renkler, şiddetlerine ve insanlar üzerindeki ruhsal etkisine göre ikiye ayrılırlar. . A) Sıcak Renkler (Kımızı, Turuncu, Sarı) Kırmızıda ateşin sıcaklığını, turuncuda güneş ışığının etkisini, sarıda da ışık ve aydınlığı duyarız. Bu renkler, havadaki titreşimi kuvvetli olduğu için diğer renklere 'göre gözü daha önce etkiler. Çocukta renk anlayışı başladığı zaman kırmızıya bakıp ona atılması, ilkel toplulukların en çok önem verdiği renklerin sıcak renkler oluşu bundandır. Varlıkların ışık alan kısımlarında daha çok sıcak renkler hakimdir....

Atatürkün Spor ve Sporcular Hakkında Söylediği Sözler

Devamini Oku
1. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. 2. Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler , zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben Sporcunun zeki çevik aynı zamanda ahlâklısını severim. 3. Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan daha çok ciddi ve dikkatli davranması , Türk gençliğinin spor bakımın...

Pozitivizm

Devamini Oku
Pozitivizm Nedir ? Bilimcilik ve deneycilik gibi fikir akımlarına temel teşkil eden pozitivizm sadece 5 duyuya hitab eden, fiziksel, maddi dünyanın gerçeklerini TEK GERÇEK kabul eden bir dünya görüşüdür. Dinsel kavramları, teolojiyi ve metafiziği reddeder. Bu akıma göre insan; olgular arasında var olan değişmez ilişkileri ya da doğal yasaları bulmalıdır. Bu anlayışın kurucusu ve temsilcisi Auguste Comte'dur. İnsan için bilgide önemli olanın yalnızca olguları araştırmak olduğunu savunan akımdır. Olgularla desteklenen ya da olgularla ilg...

Haçlı Seferlerinin Nedenleri ve Sonuçları

Devamini Oku
Hıristiyanlık dininin peygamberi olan Hz. İsa Kudüs’te yaşamıştır. Bu yüzden Kudüs ve çevresi Hıristiyanlık için kutsal topraklardır. Kudüs, aynı zamanda Müslümanlar ve Yahudiler için de kutsaldır. Ancak, bu topraklar, 636 yılında Halife Hz. Ömer döneminde, ünlü komutan Halid bin Velid tarafından İslam devleti topraklarına katıldı. Avrupalı Hıristiyanlar, Müslümanların elinde bulunan bu kutsal yerleri almak için bir takım askeri seferler düzenlediler. Bu seferlere katılanlar elbiselerinin ve kalkanlarının üzerinde bir haç işareti taşıdıkl...

Servet-i Fünun

Devamini Oku
Edebiyat-ı Cedide Nedir ? (Servet-i Fünun) : Edebiyat-ı Cedide 1896’da Servet-i Fünun dergisini çıkaran şair ve yazarların meydana getirdiği canlı bir akımdır. İmparatorluğun baskıları sonucu dağılan bu şair ve yazarlar ayrı ayrı bağlı bulundukları fikirleri yaymaya devam etmişlerdir. Edebiyat-ı Cedide şairleri, yalnız aydınlara seslenmişler, (sanat için sanat) ilkesini benimsemişlerdir. Fransız romantiklerini, parnasyonleri ve sembolist şairleri örnek almışlardır. Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Süleyman Nazif, Meh...

Trafik Kazaları ve Alınacak Önlemler

Devamini Oku
Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve maddi hasar sonuçlanan olaylara Trafik kazası denir. Örneğin: > Hareket halinde iki aracın çarpışması > Hareket halinde bir araç ile yayanın çarpışması > Hareket halinde bir araç ile hayvanın çarpışması > Hareket halinde bir aracın sabit bir nesneye çarpması > Hareket halinde bir arcın uçuruma yuvarlanması Ülkemizde ve Dünyada Trafik Kazaları Ülkemiz her yıl binlerce insanı yaşamından eden, binlercesini sakat bırakan, milyarlarca liralık mil...

Vehim

Devamini Oku
1. Kesinliği belli olmayan ancak gerçek olma olasılığı düşük olan düşünce-bilgi. 2. Evham, şüphe, kuruntu anlamına gelir. 3. Sözlükte şüphe ve tereddüt edilen nesnenin kendisine tercih olunan tarafına denir. Çoğulu evhamdır. 4. Bir bilgiye “zan” diyebilmemiz için bu bilginin gerçek olma ihtimalinin, zıddının gerçek olma ihtimalinden fazla olduğuna inanmamız gerekir. Gerçekleşme ihtimali zayıf olana ise “vehim” denir. 5. Bir Necip Fazıl Kısakürek şiiri. Vehim Herşey kesik ve kopuk, zaman tutamaz lehim; Mazi alb...

Osmanlıda Toprak Yönetimi

Devamini Oku
Daha önceleri Türk-İslâm devletlerinde olduğu gibi Osmanlı Devleti'nde de toprak üç birime ayrılmıştı. 1. Mülk AraziOsmanlı devletinde halkın elinde bulunan tamamen halka ait topraklardı. Bu tür topraklar ikiye ayrılırdı.a) Öşür Topraklar Fetih sırasında Müslüman­lara ait olan veya ele geçirildiğinde Müslümanlara verilmiş olan topraklardır. Bu topraklar sahiplerinin mülkü olup, istedikleri gibi tasarruf edebilirlerdi. Bu mal sahipleri öldükleri zaman öldüklerinde toprakla­rı varislerine kalabiliyordu. Devlet bu toprak sahip­lerinden toprak üret...

Soyut ve Somut Anlam

Devamini Oku
Somut anlam ve soyut anlam konusu hem Öss’de hem de Oks’de, sözcükte anlam ana başlığı altında işlenen bir konudur. Bu sebeple hem Öss’ye hazırlanan öğrencileri hem de Oks’ye hazırlanan öğrencileri yakından ilgilendirmektedir. Sözcükte anlamın zor konularından -daha doğrusu karışık- konularından birisi olan soyut ve somut anlamı dilimiz döndüğünce kolay ifade etmeye çalışacağız ve çeşitli örneklerle pekiştirmeye çalışacağız. Daha sonra ise soyutlamanın ve somutlamanın ne olduğu ve nasıl yapıldığına değineceğiz. Dilers...

Televizyonun Yararları ve Zararları

Devamini Oku
TELEVİZYON VE EĞİTİM Televizyonun çocuk açısından hem yararlı, hem zararlı sonuçları söz konusudur. A. Yararları a. Çocukları eve bağlayarak ailede ortak ilgiler yaratıp aile mutluluğunu gerçekleştirir. b. Çocuğun kültürünü geliştirir. c. Çocuğu düşünmeye tevşvik eder. d. Çocukların ilgi ve hayat alanlarım genişletir. e. Çocukların estetik zevklerini geliştirir. B. Zararları a. Çocuğu yararlı etkinliklerden alıkoyabilir, onu edilginleştirir, yaratıcılıktan ve etkinlikten uzaklaştırır. b. Çocukta tek tip değer yargıları geliştiri...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık


Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu
» Pozitivizm ve Osmanlıda Doğuşu resimleri

  Puanı : 5.3 / 10 | Oy : 8 kişi | Toplam : 42

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim