Anasayfa > Sözlük > G > Gelenek


Gelenekler geniş anlamıyla bir kuşaktan ötekine geçirilebilen bilgi, tasarım, boş inanç, yaşantı biçimi; daha geniş anlamıyla maddi olmayan kültürdür. Dar anlamda ise, kuşaklar boyunca bir toplumun örneğin kutsal yada politik işleri gibi önemli konulardaki görüşlerdir. Gelenekler sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılırlar. Tıpkı adetler gibi, ama onlardan daha güçlü olarak toplumsal yaşamın düzenlenmesinde ve denetlenmesinde önemli rol oynarlar. Nitelikleri bakımından genellikle tutucu olan gelenekler aile, hukuk, din ve politika gibi toplumsal kurumlar üzerinde etkilidirler; bilim ve sanat, geleneklerin daha az etkisi altındadırlar. Bireyin bağlı bulunduğu grubun yada toplumun geleneklerine karşı çıkması, bu karşı çıkışın derecesine göre bireyin toplulukça afarozundan saldırıya uğramasına, hor görülmesinden alaya alınmasına kadar genişleyen tepki türlerinde biçimlenir. Geleneklerin tıpkı örfler gibi yasalarla belirlenmiş türleri vardır. Yasa, geleneklere ve onlara aykırı davranışlar için verilecek olan cezaları bir ölçüye sokmaya çalışır. Gelenekler, genellikle yasalardan çok daha geniş bir alanı yönetirler.

Gelenek Nedir


Gelenek , bir toplumda, bir toplulukta çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.

Gelenek kavramına sosyal bilimlerin farklı alt disiplinlerinin yaklaşımları ile geleneksel toplumların yükledikleri anlamlar arasında hem benzerlikler hem de farklılıklar bulunur. Sosyal bilimler geleneğe toplumların yaşadıkları coğrafya, iklim vb. gibi dışsal koşullara uyum sağlamak amacıyla türetilmiş, beşeri kaynaklı "inşa"lar, "icat"lar olarak bakarken geleneksel toplumlar kendi geleneklerinin kaynağını "mit"sel atalar, kahramanlar ve Tanrı gibi kutsal da görürler. Sosyal bilimlerde daha fenomenolojik bir yaklaşımla gelenekleri salt işlevsel özellikleri yönüyle görüp kökenlerini bu işleve bağlayan açıklamaların yanı sıra, gelenekleri belirli bir anlam bütünlüğünü yansıtan fenomenler olarak değerlendiren yazarlar da vardır. Her ne kadar bu yazarlar da geleneğin kaynağını kutsalda görmemekteyseler de onun sadece işlevsel boyutuna indirgenemeyeceğini iddia etmişlerdir. (bkz. Claude Levi Strauss)Özellikle Avrupa'da aydınlanma çağı sonunda gelişen Tarih anlayışı ve Tarihselcilik perspektifi geçmişe ilişkin (ve günümüzdeki de) her düşünce, anlayış (konsept) ve tavrın kaynağını dönemin diğer olgularının bütünselliği içinde aramak yönünde bir eğilimin gelişmesine yol açmıştır. Aydınlanmanın kaynağı evrimci görüşe kadar giden ilerlemeci tarih perspektifini de geçerli kılan bu perspektif sosyal bilimlerde hakim görüş olarak varlığını sürdürmektedir.

Gelenek üç bağlamda ele alınabilir.
İlki geçmiş yaşam biçimlerinin içinde yaşanılan ana taşıdıkları maddi ve manevi değerler bütünüdür. Bu sosyolojik anlamda en fazla rağbet gören izahtır. Beşeri düzlemde toplumu tüm dinamikleri ile inşa eden güçtür.

İkincisi ise geleneğin özünü teşkil ettiği ifade edilen kutsalla olan ilişkiden dolayı geleneğin zengin ve kutsal değerler içeren köklü yanıdır ki, bu anlamda gelenek ilkinden farklı olarak hem fenomenolojik hem de ilahi bir yön taşır. bu sosyolojik ve beşeri anlamından çok daha farklıdır.

Üçüncüsü ise geleneğin postmodernist yaklaşımlarla ele alınmasından kaynaklanan aletsel, işlevsel yani kullanıma açık madde yönüdür. Bu anlamıyla gelenek bir anlamlar birikimidir (deposodur). Kendisinden her bakımdan yararlanmaya açık bir hinterlandtır. bahsettiğimiz yönü geleneğin dışsal-formel yönüdür ki sanat ve edebiyata tesir eden bir başka yön de budur.

Geleneklerin Önemi


Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi,
töre ve davranışlar.

Gerçek ya da hayali bir geçmişle olan sürekliliğin önemini ima ederken, belirli eylem normlarını kutsa­yan ve öğreten pratik veya uygulamalar bütünü. Bir topluluğun, mevcut toplumsal yapısı­nı ve değer sistemini çok büyük sarsıntılar yaşamadan koruyup devam ettirmek amacıy­la, kendinden önceki kuşaklardan devraldığı, belli bir dönüşüme uğratarak sonraki nesille­re aktardığı, başta inançlar, düşünüşler ve kurumlar olmak üzere, her tür sosyal pratik.

Bu çerçeve içinde, bir toplumun gelenek­leriyle ilgili olanı; geleneğe eski alışkanlık­lara dayanan şeyi; modern dünyaya değil de, kadim dünyaya ait olanı tanımlamak için geleneksel nitelemesi kullanılır. Buna göre, kentli, kapitalist, modern endüstri top­lumunun tam zıddı olan toplum türüne gele­neksel toplum adı verilmektedir. Bir toplu­mun aktüel varoluşunun temelinde olduğu kadar, geleceğinin inşasında da hareket noktası kabul edilen geçmiş yaşantı, tecrübe ve alışkanlıkların meydana getirdiği norma­tif unsurlara geleneksel değer denmektedir. Öte yandan, iktidarın meşruiyetinin, elde ediliş tarzı ve değişiminin geçmişteki uygu­lamalara bağlı kılındığı otorite tarzı geleneksel otorite diye tanımlanır.

Yine aynı anlam içinde sözgelimi eğitimde, program, yöntem, ölçme, öğrenci-öğretmen ilişkileri açısından çağdaş eğitime ters düşen, öğren­cinin değil de öğretmenin etkin olduğu eği­tim anlayışı geleneksel eğitim olarak tanım­lanır.

Bir nesnenin, özellikle de canlı bir yaratığın, bir organizmanın belli bir ortamdaki hareket tarzı, canlıların çeşitli durum ve ortamlardaki tepkileri, bireyin için­de bulunduğu doğal ya da toplumsal ortamın uyaranlarına tepki gösterme ya da yanıt verme biçimi için kullanılan genel terim.

Ezoterizmde Gelenek


Ezoterizm alanında gelenek, "geçmişte insanlığa çeşitli yollar ve irtibatlarla verilmiş, dinsel, ezoterik, okült, mitolojik ve folklorik (masal, dans vs.) biçimlere bürünerek, sözlü ve yazılı halde, günümüze dek aktarılagelmiş hakiki (hakikatlere ait) bilgiler bütünü" olarak tanımlanır. Dolayısıyla, bu kapsamlı anlamıyla gelenek, ezoterizmde örf, adet, anane ile veya mitoloji ile eş anlamlı sayılmamakta, fakat bunlarda bulunan derin bilgileri de içermektedir.

Terimi bu anlamda kullanan yazarlardan en tanınmışı ezoterizm üzerine birçok yapıtı bulunan René Guénon'dur. Gelenekçiliğin öncülerinden biri olarak kabul edilir.

Edebiyat ve Gelenek


Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Gelenek, genel olarak üç bağlamda ele alınabilir. İlki geçmiş yaşam biçimlerinin içinde yaşanılan ana taşıdıkları maddî ve manevî değerler bütünüdür, ikincisi ise geleneğin özünü teşkil ettiği ifade edilen kutsalla olan ilgiden dolayı geleneğin zengin ve kutsi değerler ihtiva eden köklü yanıdır. Üçüncüsü ise, geleneğin kendinden her türlü istifadeye açık olan anlamlar rezervi yönüdür. Sanat ve edebiyata da bu yön etki etmektedir.

Gelenek, yazılı metin hâline getirilmiş, etkileyici eserlerin intikaliyle ilgilidir. Geleneğin gelenek hâline nasıl geldiği konusu üzerinde pek çok tartışma yapılmıştır. Sosyal bilimcilerin bu tartışma sonucunda geleneğin gelenek hâlini alabilmesi için en az üç kuşağın geçmesi gerektiğini söyledikleri silinmektedir. Bu kuşakların yaşadıkları sürenin uzunluğu ve kısalığı konumuzla direkt alakalı değildir. İnsanlar, birikimlerini, hayatlarında değer verdikleri, kendileri için önemli unsurları gelecek kuşaklara aktarmak istemişlerdir sürekli, insan topluluklarının böyle bir yol izlemesi doğal olarak bazı unsurların insan için anlamının farklı olması sonucunu doğurmuştur. İşte gelenek de böyle bir birikmenin, anlamlı bir yığılmanın sonucudur. Geleneğe sadece bu özelliği dolayısıyla "şimdideki geçmiş"tir diyebiliriz. Şimdiyi yaşayan insanoğlu, şimdinin içine bakarak geçmişi, geçmişten belli unsurların yardımıyla birikerek geleceğe ulaşan anlam bölümlerini görebilir.

Geleneğin klasik tanımında da belirtildiği gibi "insan eylemlerinin düşünce ve muhayyile aracılığıyla yaratılmış olan ve bir kuşaktan diğerine intikâl eden şey"lerin bütünüdür. Edebiyat alanında da doğal olarak birikmenin olduğunu söylemeliyiz. Metinlerin geçmiş metinlerle karşılıklı alış verişe tabi tutulduğu günümüz edebiyatlarında bile gelenek, metnin biriken anlam deposu olarak görülmektedir. Bu anlam deposunu örtük veya açık kullanan şair ve yazarların, geçmişe atıflar yaparak eserlerini ördüklerini söylemeliyiz. Özellikle gelenekle en sıkı fıkı olabilen şair, geleneğe kendince yaslanarak eserini kurabilmektedir.

Geleneğin tahrifi, bireyselliğin çiçeklenmesine yol açmıştır. Bireyselliğin ortaya çıkmasıyla birlikte, kolektif bir şuuraltı olan geleneğin gözden düşmesine, gelecek kuşaklara daha az coşkuyla aktarılmasına neden olmaktadır. Gelenekle irtibatını koparmaya çalışan modern insanın ilgisinin histerik bir biçimde "şimdi"yle ilgili olması da geleneğin dağılmayı engelleyici yönünü yavaş yavaş yitirdiğini işaretlemektedir. Köksüzlüğün büyük bir erdem kabul edildiği, yeniliğin baş döndüren bütün yönlerini değerli kabul edenlerin edebiyatla olan ilgileri de sınırlı kalacaktır.

Edebî eserler de "geçmiş"le bir şekilde irtibat kurmak zorundadır. Yönünü geleceğe doğru çizmiş bir edebiyatın geçmişten neler alabileceği şaşırtıcı bir konudur. Geçmiş, donuk, saf, temiz bir durumda yer almaz. Geçmişle ilişkiye geçen bir şair, onda kendine has bir araştırma alanı açar. Bu alandan kalkarak da eserinde geleneği temsil ettiğini inandığı olaylara, sözlere telmihte bulunur.

Türkiye'nin Gelenek ve Görenekleri Nelerdir


Kurban Gelenek ve Görenekleri


1-Vatani görevini yapıp evladı gelince, babası tarafından kurban kesilir
2-Yeni ev yapılırken temel atıldıktan sonra kurban kesilir
3-Herhangi bir dileğin kabul olması için adak adanır ve kurban kesilir
4-Yağmur duasında ziyaret yerlerine gidilince kubanlar kesilir, dualar edilir
5-Cemlerimizde ibadet sonrası kurbanlar kesilir, lokmalar dağıtılır
6-Kurban bayramlarında normal olarak kurban kesilir.

Düğün Gelenek ve Görenekleri


1-Allahın emri ile kız tarafına dünür gidilir
2-Kahve içmenin ardından söz yüzükleri takılır Ne alınıp ne alınmayacağı konuşulur
3-Belli bir süre sonra nişanlık olarak gün yapılır
4-Düğün öncesinden dünürler “DÜZGÜN” diye tabir edilen günde, gelinle ve damata ev kurabilmeleri için eşyalar alınır
5-Düğün başlarken delikanlılar selavatlar eşliğinde bayrak dikme töreni yaparlar
“Türk Bayrağı, uzun bir sopa ucuna takılış kuru soğana ‘yüzellik’ (nazardan koruyucu) tutturularak süslenir ve dikilir”
6-Damadın yanına “SAĞDIÇ”(Bayraktar) tutulur Genellikle mehel (uygun) gördüğü akrabası seçilir Sağdıçlık yapacak kişi genç ve bekar olmalıdır
7-Damat ve Sağdıça düğün esnasında “AL-YEŞİL” ipekten örtü çapraz olarak bağlanır (AL=Hz Hüseyin’i, YEŞİL=Hz Hasan’ı temsil eder)
8-Eskiden köy düğünlerinde cirit oyunları, at yarışları, güreşler düzenlenir düğüne ayrı bir hava katardı
9-Uzak köylerden gelen akrabalar-misafirler ağırlanır, evden eve gezerler Düğüne ilk gelirken silahla havaya kurşun sıkarak geldiğini haber verir, bunu gören davul ve zurnacı karşılamaya gider, düğün evine misafiri getirir ve karşılığındada bahşişle ödüllendirilirler
10-Eskiden düğün evine damatlık odunu elenği vardı Düğün evine ilk odunu getiren kişi öldüllendirilirdi
11-Eskiden köyden köye kız vermelerde, köy çıkışında köyün delikanlıları tarafından temsili yol kesilir, eğlence için bahşiş ve koç istenirdi
12-Düğünlerde halay çeken gençlere akrabaları tarafından “EBEDE” çevrilirdi (EBEDE: Çatak uçlu bir dal parçasının uçlarına elma, sigara, para, bisküvi vb yiyeceklerle süslenip üstüne örtü örtülmüş hediye)
13-Her düğünde damatlar selavatlar eşliğinde yıkanmaya ***ürülür Yine selavatlar eşiliğinde sağdıçın evine getirilir.

Askerlik Gelenek ve Görenekleri


Askerlik çağına gelen gençler, son günlerini komşu ve akraba ziyaretlerinde bulunarak geçirirler Son akşam Kuran okutulur yemek ikram edilir İsteyenler gençleri toplayarak eğlence düzenlerler Askere gidecek gencin cebine yolluk konulur Bu eski bir adettir Davul zurnalar eşliğinde ve konvoyla gençler otobüs terminaline götürülür Orada otobüse binene kadar asker arkadaşlarının kucağında taşınır Bindiği otobüse orada tur attırılarak peygamber ocağına gönderilirler.

Bayramlarla İlgili Gelenek ve Göreneklerimiz


Arife gününe et pazarı adı verilir O gün insanlar çarşıdan bayramlık ihtiyaçlarını temin ederler İkindi namazından sonra mezarlık ziyaret edilir ve Kuran okunur Sonra bayram için hazırlıklar başlar Bayram yerleri temizlenir, bayramlık et vs alınır Bayram namazından sonra caminin önünde bütün köyün erkekleri bayramlaşır Köylü öğlene doğru toplanırlar, bayram komşu köydeyse oraya gidilir Kendi köyümüzde ise komşu köyleri karşılamaya hazırlanılır.

Gelenek | Ekleyen: | Tarih: 28-Feb-2012 11:59. | Bu yazı 41138 kez okundu..

Gelenek ile ilgili diğer yazılar..


İlgili Yazilar

Şiir ve Gelenek

Devamini Oku
ŞİİR ve GELENEK Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Edebiyatımızda belli başlı üç gelenek görülmektedir: 1- HALK ŞİİRİ GELENEĞİ 2- DİVAN ŞİİRİ GELENEĞİ 3- MODERN ŞİİR GELENEĞİ A- HALK ŞİİRİ GELENEĞİ ÖZELLİKLERİ: 1- Kullanılan dil halkın kullandığı dildir 2- Halk değimlerine ve güzel halk söyleyişlerine yer verilir 3- Şair şiirlerini saz eşliğinde belli b...

Gelenek ve Göreneklerimiz

Devamini Oku
Kurban Gelenek ve Görenekleri1-Vatani görevini yapıp evladı gelince, babası tarafından kurban kesilir 2-Yeni ev yapılırken temel atıldıktan sonra kurban kesilir 3-Herhangi bir dileğin kabul olması için adak adanır ve kurban kesilir 4-Yağmur duasında ziyaret yerlerine gidilince kubanlar kesilir, dualar edilir 5-Cemlerimizde ibadet sonrası kurbanlar kesilir, lokmalar dağıtılır 6-Kurban bayramlarında normal olarak kurban kesilir.Düğün Gelenek ve Görenekleri1-Allahın emri ile kız tarafına dünür gidilir 2-Kahve içmenin ardından söz yüzük...

Tanzimat Tiyatrosu ile Geleneksel Türk Tiyatrosu Arasındaki Farklar

Devamini Oku
GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU ÖZELLİKLERİ Çağlar boyunca sürüp geldiği ve doğrudan doğruya Türk kültürünün ürünü olduğu için geleneksel Türk tiyatrosu adı verilen tiyatro türleri şunlardır: Karagöz Bir beyaz perdenin arkasına konulan bir ışıkla ve bu ışığın önünden geçirilerek perdeye yansıtılan şekillerle oynanan bir perde oyunudur. Oyunun kahramanlarından Karagöz, saf ve temiz ruhlu, olayların gülünç taraflarını büyük ustalıkla yakalayan, zeki, okumamış fakat irfan sahibi Türk halkını temsil etmektedir. Hacivat ise medrese tahsili görm...

Modern Tiyatro ile Geleneksel Türk Tiyatrosu Arasındaki Farklar

Devamini Oku
Modern tiyatro ile geleneksel Türk tiyatrosu arasındaki farklılıklar: 1. Modern tiyatro, bir metne dayanılarak hazırlanır. Geleneksel Türk tiyatrosunda ise metin yoktur, tespit edilmiş bir olay vardır ve bu olay metinsiz ve hazırlıksız olarak sahnede canlandırılır. 2. Modern tiyatroda, sergilenmeden önce defalarca prova yapılır. Geleneksel Türk tiyatrosunda ise prova yapmadan sahnelenme söz konusudur. ...

Gelenek ve Görenek Örnekleri

Devamini Oku
Kurban Gelenek ve Görenekleri1-Vatani görevini yapıp evladı gelince, babası tarafından kurban kesilir 2-Yeni ev yapılırken temel atıldıktan sonra kurban kesilir 3-Herhangi bir dileğin kabul olması için adak adanır ve kurban kesilir 4-Yağmur duasında ziyaret yerlerine gidilince kubanlar kesilir, dualar edilir 5-Cemlerimizde ibadet sonrası kurbanlar kesilir, lokmalar dağıtılır 6-Kurban bayramlarında normal olarak kurban kesilir.Düğün Gelenek ve Görenekleri1-Allahın emri ile kız tarafına dünür gidilir 2-Kahve içmenin ardından söz yüzük...

Toplumsal Gelişmeye Gelenekler Engelmidir? Değilmidir?

Devamini Oku
Toplumsal gelişmede gelenekler engel değildir tezinin savunulması. Özet: bir ülkenin ayakta kalmasını sağlayan, toplumun çekirdeği olan aile kurumunun ayakta kalmasını sağlayan ve toplumu birbirine sıkı sıkıya bağlayan gelenekler var. Bir de toplumun açık fikirli olmasının, gelişmelere açık olmasının önüne geçen gelenekler var. Bu durumda ne kesinlikle engeldir ne de engel deyildir dememiz mümkün değildir. Ancak genel olarak gelişme yeniliklerle ilerlediği için gelenek dediğimi kavramında yeni olan değil mevcut olanı sürdürme davran...

Türkiyedeki Gelenek ve Görenekler

Devamini Oku
Kurban Gelenek ve Görenekleri1-Vatani görevini yapıp evladı gelince, babası tarafından kurban kesilir 2-Yeni ev yapılırken temel atıldıktan sonra kurban kesilir 3-Herhangi bir dileğin kabul olması için adak adanır ve kurban kesilir 4-Yağmur duasında ziyaret yerlerine gidilince kubanlar kesilir, dualar edilir 5-Cemlerimizde ibadet sonrası kurbanlar kesilir, lokmalar dağıtılır 6-Kurban bayramlarında normal olarak kurban kesilir.Düğün Gelenek ve Görenekleri1-Allahın emri ile kız tarafına dünür gidilir 2-Kahve içmenin ardından söz yüzük...

Türk Toplumundaki Gelenekler

Devamini Oku
Her toplumda, iyi-kötü, güzel-çirkin nelerin uğrunda ölünebileceğini, ne için yaşanabileceğini belirleyen,insanların davranışlarına birer standart koyan değerler vardır. “Değerler davranışlara yön verdikleri ve bir toplumdaki insanlarda ortaklaşa benimsendikleri için davranışlarda benzeşmeye ve dolayısıyla kalıplaşmaya yardım eder” (Tan, 1981: 37). Değerler, toplumdan topluma değişebilmektedir. Bir toplumun geçmişinde mutlu ve ızdıraplı yaşayışları, o toplumun hayatında büyük etkiler bırakır. Bu etkiler, zamanla toplumda gel...

Geleneklere bağlı kalarak çağdaşlaşmak mümkün değildir

Devamini Oku
Geleneklere bağlı kalarak çağdaşlaşmak mümkün değildir. Bunu sizde takdir edersiniz ki bu yüzyıllardır böyledir. Toplumlar geleneklerini sürdürerek çağdaşlaşmaya çalışsalar bile ilerleme kaydedemezler. Ya gelenekler yada çağdaş olmak buna karar vermelidirler hangisini daha çok istiyorsa diğerini bırakıp ona yönelmelidirler. Geri kalmış ülkelere bir bakıldığında gelenekleriyle ön plandadırlar. Bu gelenekler çağdaşlaşmaya engel teşkil eder. Örneğin: Afrika’da ısrarla uygulanan bazı akıl almaz gelenekler olduğu biliniyor. İşte mali gelen...

Geleneklerin Olumlu ve Olumsuz Yönleri

Devamini Oku
Geleneklerin Önemi Nedir Ancak genel olarak gelişme yeniliklerle ilerlediği için gelenek dediğimi kavramında yeni olan değil mevcut olanı sürdürme davranışı olduğunu düşünürsek gelişmeyi yavaşlatan bir unsur olduğu düşünülebilir. Ancak gelişmeyi yavaşlatması gelişmeyi biraz daha tutarlı hatta biraz daha içe sindirilebilir hale getirmesi nedeniyle de faydalı bir unsur olarak gözükmektedir. Yani gelişmeyi kontrollü hale getirdiğini söyleyebiliriz. Geleneklerin Olumlu Yanları Bir ülkenin ayakta kalmasını sağlayan, toplumun çekirdeği olan ail...

 
Yorumlardan Yazarları Sorumludur. Yorumunuz Site Yönetimi Uygun Görürse Yayınlanır..!!..
Gönderen Başlık
zeus
Tarih: 17:04:29 06.04.2010  Güncelleme: 17:04:29 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Gelenek Nedir ?

Gelenek , bir toplumda, bir toplulukta çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar.

Gelenek kavramına sosyal bilimlerin farklı alt disiplinlerinin yaklaşımları ile geleneksel toplumların yükledikleri anlamlar arasında hem benzerlikler hem de farklılıklar bulunur. Sosyal bilimler geleneğe toplumların yaşadıkları coğrafya, iklim vb. gibi dışsal koşullara uyum sağlamak amacıyla türetilmiş, beşeri kaynaklı "inşa"lar, "icat"lar olarak bakarken geleneksel toplumlar kendi geleneklerinin kaynağını "mit"sel atalar, kahramanlar ve Tanrı gibi kutsal da görürler. Sosyal bilimlerde daha fenomenolojik bir yaklaşımla gelenekleri salt işlevsel özellikleri yönüyle görüp kökenlerini bu işleve bağlayan açıklamaların yanı sıra, gelenekleri belirli bir anlam bütünlüğünü yansıtan fenomenler olarak değerlendiren yazarlar da vardır. Her ne kadar bu yazarlar da geleneğin kaynağını kutsalda görmemekteyseler de onun sadece işlevsel boyutuna indirgenemeyeceğini iddia etmişlerdir. (bkz. Claude Levi Strauss)Özellikle Avrupa'da aydınlanma çağı sonunda gelişen Tarih anlayışı ve Tarihselcilik perspektifi geçmişe ilişkin (ve günümüzdeki de) her düşünce, anlayış (konsept) ve tavrın kaynağını dönemin diğer olgularının bütünselliği içinde aramak yönünde bir eğilimin gelişmesine yol açmıştır. Aydınlanmanın kaynağı evrimci görüşe kadar giden ilerlemeci tarih perspektifini de geçerli kılan bu perspektif sosyal bilimlerde hakim görüş olarak varlığını sürdürmektedir.

Gelenek üç bağlamda ele alınabilir. ilki geçmiş yaşam biçimlerinin içinde yaşanılan ana taşıdıkları maddi ve manevi değerler bütünüdür. bu sosyolojik anlamda en fazla rağbet gören izahtır. Beşeri düzlemde toplumu tüm dinamikleri ile inşa eden güçtür.

ikincisi ise geleneğin özünü teşkil ettiği ifade edilen kutsalla olan ilişkiden dolayı geleneğin zengin ve kutsal değerler içeren köklü yanıdır ki, bu anlamda gelenek ilkinden farklı olarak hem fenomenolojik hem de ilahi bir yön taşır. bu sosyolojik ve beşeri anlamından çok daha farklıdır.

üçüncüsü ise geleneğin postmodernist yaklaşımlarla ele alınmasından kaynaklanan aletsel, işlevsel yani kullanıma açık madde yönüdür. Bu anlamıyla gelenek bir anlamlar birikimidir (deposodur). Kendisinden her bakımdan yararlanmaya açık bir hinterlandtır. bahsettiğimiz yönü geleneğin dışsal-formel yönüdür ki sanat ve edebiyata tesir eden bir başka yön de budur.
Cevapla
zeus
Tarih: 17:05:00 06.04.2010  Güncelleme: 12:15:29 02.28.2012
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Düğün Gelenekleri

Düğün gelenekleri illere göre farklılık gösterse de herkesin bildiği ve uyguladığı değişmeyen bazı adetler vardır. İşte bunlardan bazıları...

Kız isteme&Söz kesme: Ailenin yakınlarından ve hatırı sayılan birkaç kişi kız istemeye giderler. Biraz sohbetten sonra, “Allah''ın emri ve Peygamberin kavli” ile kız istenir. Kız evi, “Kısmetse olur” diye düşünmek için zaman ister ya da daha önceden anlaşılmışsa onay bir aile büyü tarafından verilir. Mühlet istenmişse, oğlanın durumunu tetkik eden kız evi, münasip görmediyse veremeyeceklerini, beğenmişlerse nişan gününü tespit için yeniden görüşürler.

Nişan: Tespit edilen güne kadar oğlan evi tarafından nişan giysileri ve yüzük alınır.Nişan bohçası hazırlanır ve kız evine götürülür.Nişan organizasyonu genelde kız evine aittir. Nişan yüzükleri daha önceden belirlenen bir aile büyüğü tarafından takılır. Taraflar nişan esnasında gelin ve damada çeşitli hediyeler verebilirler. Nişan esnasında ebeveynler tarafından takılacak takılar daha önceden belirlenmiş olmalıdır.Nişan pastası,müzik ve eğlence nişan organizasyonuna dahildir.

Kına Gecesi: Gelinin arkadaşları ve yakın aile çevresinin katıldığı bir eğlencedir. Genelde kız evinde yemek verilir. Yemekten sonra eğlence başlar. Kına yakılacak müzik eşliğinde dans eden kadınlar oynarken kına getirilir. Kızın başına kırmızı ve yeşil tülbent örtüp, sağ elinin ortasına kına yakılır.Gelinin kınası yakıldıktan sonra eğlence devam eder.

Düğün: Düğün tarihinin aylar öncesinden belirlenmesi eksiklerin giderilmesi ve hazırlıkların tamamlanması açısından önemlidir. Gelin ve damadın yakınlarına düğünden önce hediyeler getirilmesi yaygın adetlerdendir.Düğün haftasının başında oğlan evinin damına bayrak dikilir. Böylece düğün olacak ev belirlenmiş ve ilan edilmiş olur.Gelin kardeşi tarafından beline al kuşak bağlanarak evinden çıkarılır.Evden çıkarken genelde evin kapısı biri tarafından kiitlenir. Damadın bu kişiye bir miktar para vermesiyle kapı açılır.Gelin arabasına binerken dualar eşliğinde başlarına pirinç atılır. Pirinç hemen hemen bütün kültürlerde bu bolluğun sembolü olarak kabul edilir.Nikah kıyılırken çiftlerden hangisi diğerinin ayağına basarsa evlilikte onun sözünün geçeceğine inanılması da düğünlerin eğlenceli anılarından biridir.Tören bittikten sonra gelinin uketini havaya atmasından sonra yakalayan kişinin sonraki düğünün gelini olacağı inanç kadar gelinin ayakkabısının altına isim yazılmasından sonra ismi silinenlerin de kısmetlerinin açık olduğu diğer geleneksel inançlardandır.
Cevapla
zeus
Tarih: 17:07:24 06.04.2010  Güncelleme: 17:07:24 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Gelenek Nedir ? Geleneklerin Önemi

ir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi,
töre ve davranışlar.

Gerçek ya da hayali bir geçmişle olan sürekliliğin önemini ima ederken, belirli eylem normlarını kutsa­yan ve öğreten pratik veya uygulamalar bütünü. Bir topluluğun, mevcut toplumsal yapısı­nı ve değer sistemini çok büyük sarsıntılar yaşamadan koruyup devam ettirmek amacıy­la, kendinden önceki kuşaklardan devraldığı, belli bir dönüşüme uğratarak sonraki nesille­re aktardığı, başta inançlar, düşünüşler ve kurumlar olmak üzere, her tür sosyal pratik.

Bu çerçeve içinde, bir toplumun gelenek­leriyle ilgili olanı; geleneğe eski alışkanlık­lara dayanan şeyi; modern dünyaya değil de, kadim dünyaya ait olanı tanımlamak için geleneksel nitelemesi kullanılır. Buna göre, kentli, kapitalist, modern endüstri top­lumunun tam zıddı olan toplum türüne gele­neksel toplum adı verilmektedir. Bir toplu­mun aktüel varoluşunun temelinde olduğu kadar, geleceğinin inşasında da hareket noktası kabul edilen geçmiş yaşantı, tecrübe ve alışkanlıkların meydana getirdiği norma­tif unsurlara geleneksel değer denmektedir. Öte yandan, iktidarın meşruiyetinin, elde ediliş tarzı ve değişiminin geçmişteki uygu­lamalara bağlı kılındığı otorite tarzı geleneksel otorite diye tanımlanır.

Yine aynı anlam içinde sözgelimi eğitimde, program, yöntem, ölçme, öğrenci-öğretmen ilişkileri açısından çağdaş eğitime ters düşen, öğren­cinin değil de öğretmenin etkin olduğu eği­tim anlayışı geleneksel eğitim olarak tanım­lanır.
Bir nesnenin, özellikle de canlı bir yaratığın, bir organizmanın belli bir ortamdaki hareket tarzı, canlıların çeşitli durum ve ortamlardaki tepkileri, bireyin için­de bulunduğu doğal ya da toplumsal ortamın uyaranlarına tepki gösterme ya da yanıt verme biçimi için kullanılan genel terim.
Cevapla
zeus
Tarih: 17:08:53 06.04.2010  Güncelleme: 17:08:53 06.04.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Edebiyat ve Gelenek

Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Gelenek, genel olarak üç bağlamda ele alınabilir. İlki geçmiş yaşam biçimlerinin içinde yaşanılan ana taşıdıkları maddî ve manevî değerler bütünüdür, ikincisi ise geleneğin özünü teşkil ettiği ifade edilen kutsalla olan ilgiden dolayı geleneğin zengin ve kutsi değerler ihtiva eden köklü yanıdır. Üçüncüsü ise, geleneğin kendinden her türlü istifadeye açık olan anlamlar rezervi yönüdür. Sanat ve edebiyata da bu yön etki etmektedir.



Gelenek, yazılı metin hâline getirilmiş, etkileyici eserlerin intikaliyle ilgilidir. Geleneğin gelenek hâline nasıl geldiği konusu üzerinde pek çok tartışma yapılmıştır. Sosyal bilimcilerin bu tartışma sonucunda geleneğin gelenek hâlini alabilmesi için en az üç kuşağın geçmesi gerektiğini söyledikleri silinmektedir. Bu kuşakların yaşadıkları sürenin uzunluğu ve kısalığı konumuzla direkt alakalı değildir. İnsanlar, birikimlerini, hayatlarında değer verdikleri, kendileri için önemli unsurları gelecek kuşaklara aktarmak istemişlerdir sürekli, insan topluluklarının böyle bir yol izlemesi doğal olarak bazı unsurların insan için anlamının farklı olması sonucunu doğurmuştur. İşte gelenek de böyle bir birikmenin, anlamlı bir yığılmanın sonucudur. Geleneğe sadece bu özelliği dolayısıyla "şimdideki geçmiş"tir diyebiliriz. Şimdiyi yaşayan insanoğlu, şimdinin içine bakarak geçmişi, geçmişten belli unsurların yardımıyla birikerek geleceğe ulaşan anlam bölümlerini görebilir.

Geleneğin klasik tanımında da belirtildiği gibi "insan eylemlerinin düşünce ve muhayyile aracılığıyla yaratılmış olan ve bir kuşaktan diğerine intikâl eden şey"lerin bütünüdür. Edebiyat alanında da doğal olarak birikmenin olduğunu söylemeliyiz. Metinlerin geçmiş metinlerle karşılıklı alış verişe tabi tutulduğu günümüz edebiyatlarında bile gelenek, metnin biriken anlam deposu olarak görülmektedir. Bu anlam deposunu örtük veya açık kullanan şair ve yazarların, geçmişe atıflar yaparak eserlerini ördüklerini söylemeliyiz. Özellikle gelenekle en sıkı fıkı olabilen şair, geleneğe kendince yaslanarak eserini kurabilmektedir.

Geleneğin tahrifi, bireyselliğin çiçeklenmesine yol açmıştır. Bireyselliğin ortaya çıkmasıyla birlikte, kolektif bir şuuraltı olan geleneğin gözden düşmesine, gelecek kuşaklara daha az coşkuyla aktarılmasına neden olmaktadır. Gelenekle irtibatını koparmaya çalışan modern insanın ilgisinin histerik bir biçimde "şimdi"yle ilgili olması da geleneğin dağılmayı engelleyici yönünü yavaş yavaş yitirdiğini işaretlemektedir. Köksüzlüğün büyük bir erdem kabul edildiği, yeniliğin baş döndüren bütün yönlerini değerli kabul edenlerin edebiyatla olan ilgileri de sınırlı kalacaktır.

Edebî eserler de "geçmiş"le bir şekilde irtibat kurmak zorundadır. Yönünü geleceğe doğru çizmiş bir edebiyatın geçmişten neler alabileceği şaşırtıcı bir konudur. Geçmiş, donuk, saf, temiz bir durumda yer almaz. Geçmişle ilişkiye geçen bir şair, onda kendine has bir araştırma alanı açar. Bu alandan kalkarak da eserinde geleneği temsil ettiğini inandığı olaylara, sözlere telmihte bulunur.
Cevapla
zeus
Tarih: 16:05:13 06.29.2010  Güncelleme: 16:05:13 06.29.2010
Webmaster
Tarih: 02.24.2005
Nereden: antalya
Gönderiler: 1338

Cevaben: Edebiyat ve Gelenek

GELENEK NEDİR?

Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Gelenek, obaca üç bağlamda ele alınabilir. İlki geçmiş yaşam biçimlerinin içinde yaşanılan ana taşıdıkları maddî ve manevî değerler bütünüdür, ikincisi ise geleneğin özünü teşkil ettiği ifade edilen kutsalla olan ilgiden dolayı geleneğin zengin ve kutsi değerler ihtiva eden köklü yanıdır. Üçüncüsü ise, geleneğin kendinden her türlü istifadeye açık olan anlamlar rezervi yönüdür. Sanat ve edebiyata da bu yön etki etmektedir.


Gelenek, yazılı metin hâline getirilmiş, etkileyici eserlerin intikaliyle ilgilidir. Geleneğin gelenek hâline nasıl geldiği konusu üzerinde pek çok tartışma yapılmıştır. Sosyal bilimcilerin bu tartışma sonucunda geleneğin gelenek hâlini alabilmesi için en az üç kuşağın geçmesi gerektiğini söyledikleri silinmektedir. Bu kuşakların yaşadıkları sürenin uzunluğu ve kısalığı konumuzla direkt alakalı değildir. İnsanlar, birikimlerini, hayatlarında değer verdikleri, kendileri için önemli unsurları gelecek kuşaklara aktarmak istemişlerdir sürekli, insan topluluklarının böyle bir yol izlemesi doğal olarak bazı unsurların insan için anlamının farklı olması sonucunu doğurmuştur. İşte gelenek de böyle bir birikmenin, anlamlı bir yığılmanın sonucudur. Geleneğe sadece bu özelliği dolayısıyla "şimdideki geçmiş"tir diyebiliriz. Şimdiyi yaşayan insanoğlu, şimdinin içine bakarak geçmişi, geçmişten belli unsurların yardımıyla birikerek geleceğe ulaşan anlam bölümlerini görebilir.


Geleneğin klasik tanımında da belirtildiği gibi "insan eylemlerinin düşünce ve muhayyile aracılığıyla yaratılmış olan ve bir kuşaktan diğerine intikâl eden şey"lerin bütünüdür. Edebiyat alanında da doğal olarak birikmenin olduğunu söylemeliyiz. Metinlerin geçmiş metinlerle karşılıklı alış verişe tabi tutulduğu günümüz edebiyatlarında bile gelenek, metnin biriken anlam deposu olarak görülmektedir. Bu anlam deposunu örtük veya açık kullanan şair ve yazarların, geçmişe atıflar yaparak eserlerini ördüklerini söylemeliyiz. Özellikle gelenekle en sıkı fıkı olabilen şair, geleneğe kendince yaslanarak eserini kurabilmektedir.


Geleneğin tahrifi, bireyselliğin çiçeklenmesine yol açmıştır. Bireyselliğin ortaya çıkmasıyla birlikte, kolektif bir şuuraltı olan geleneğin gözden düşmesine, gelecek kuşaklara daha az coşkuyla aktarılmasına neden olmaktadır. Gelenekle irtibatını koparmaya çalışan modern insanın ilgisinin histerik bir biçimde "şimdi"yle ilgili olması da geleneğin dağılmayı engelleyici yönünü yavaş yavaş yitirdiğini işaretlemektedir. Köksüzlüğün büyük bir erdem kabul edildiği, yeniliğin baş döndüren bütün yönlerini değerli kabul edenlerin edebiyatla olan ilgileri de sınırlı kaçaktır.


Edebî eserler de "geçmiş"le bir şekilde irtibat kurmak zorundadır. Yönünü geleceğe doğru çizmiş bir edebiyatın geçmişten neler alabileceği şaşırtıcı bir konudur. Geçmiş, donuk, saf, temiz bir durumda yer almaz. Geçmişle ilişkiye geçen bir şair, onda kendine has bir araştırma alanı açar. Bu alandan kalkarak da eserinde geleneği temsil ettiğini inandığı olaylara, sözlere telmihte bulunur.


HAZIRLIK

1. Gelenek, bir toplumda çok eskilerden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa aktarılan, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlardır. Gelenek, kabaca üç bağlamda ele alınabilir. İlki geçmiş yaşam biçimlerinin içinde yaşanılan ana taşıdıkları maddî ve manevî değerler bütünüdür. İkincisi ise geleneğin özünü teşkil ettiği ifade edilen kutsalla olan ilgiden dolayı geleneğin zengin ve kutsi değerler ihtiva eden köklü yanıdır. Üçüncüsü ise, geleneğin kendinden her türlü istifadeye açık olan anlamlar rezervi yönüdür. Sanat ve edebiyata da bu yön etki etmektedir.

2. Tarih boyunca halı ve kilim motiflerinde gelişme ve değişmeler görülmektedir. Usta -çırak ilişkisine göre öğrenilen bu zanaatta bazı temel motifler kullanılır. Zaman içinde bu motifler değişikliğe uğrayarak farklı şekiller almışlardır. Bu durum, halı ve kilim dokumada da geleneğin etkili olduğunu gösterir. Bazı motifler temelde çok fazla değişmeden yüzyıllarca önceden günümüze gelebilmiştir.


İNCELEME
ETKİNLİK

BİRİNCİ GRUP: Şiir ölçüsü, yani ritmi, 11'li hece ölçüsüdür. Şiirin teması, "aşk"tır.

Şiirin kafiye düzeni: "abab-cccb-dddb-eeeb" şeklindedir. Şiiri ahenk unsurları redif, kafiye, asonans ve aliterasyondur.

İKİNCİ GRUP:
Şiirin ölçüsü, yani ritmi, 11'li hece ölçsüsüdür. Şiirin teması "baharın gelişi"dir.

Şiirin kafiyele düzeni: "abab-cccb-dddb-eeeb" şeklindedir. Şiiri ahenk unsurları redif, kafiye, asonans ve aliterasyondur.


SONUÇLAR:
• İki şiir, benzer bir gelenekten gelmektedir. (Halk şiiri geleneği)

• Şiirin bazı benzetmelerinde ortaklıklar görülmektedir, (gül-bülbül)

• Aynı kafiye düzenine ve nazım birimine sahiptirler, (dörtlük)

Şiirlerin teması, ahenk unsurları, ölçüleri aynıdır.


1. Dörtlükleri incelediğimizde aşığın "bülbül'le, sevilenin "gül"le temsil edildiğini söyleyebiliriz. Bülbül, bu şiir geleneğine göre güle aşıktır. Onun güzelliklerini gece gündüz şakıyarak anlatır. Bülbül'ün gagasını gülün yapraklarına sokması bu gelenekte, aşığın sevdiğinin kulağına bir şeyler fısıldaması gibi düşünülmüştür. Bülbül, bu sebepten seven, ayrılık acısıyla acı acı şakıyan bir insana benzetilir. Gül ise, güzelliği sebebiyle sevgiliye, dikenlerinin varlığıyla da onu ele geçirmenin zorluğuna işaret eder. Bu dörtlükte geçen "bülbül bilir gülün halinden/Yeter, deli oldum yarin elinden" ve "Âşıklara gurbet, bülbüle firkat/ Derdimi sorarsan dürülü kat kat" ifadeleri aşk acısını aynı yönde anlatmaktadır. Bu tespitlerden hareketle, bu şiirin aynı şiir geleneğinden geldiğini net bir biçimde söyleyebiliriz.


2. Karacaoğlan 17. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Şiirlerinde bu dönemin hayatı, güzellik ve aşk anlayışları bulunur. Âşık Veysel ise 20.yüzyılda yaşamıştır. O da Karacaoğlan'ın içinde bulunduğu halk şiiri geleneğine uygun şiirler yazmıştır. İki şairin şiirleri biçim ve içerik yönünden birbirlerinin devamı gibidir. Bu verilerden şöyle bir sonuç çıkarırız: Şiir geleneğinin daha önce yaşamış şairlerin eserleriyle oluştuğunu ve geleneği oluşturan ve devam ettiren şairler arasında biçim ve içerik açısından yakın benzerlikler olduğunu söyleyebiliriz. Kısaca söylersek, şiir geleneği, daha önce yaşamış şairlerin eserleriyle oluşur. Sonra gelen şair, isterse aynı şiir geleneğini sürdürür.


3. "Dalgalanır coşar ürüzgârından", "Aşk ehli dayanır ataşa kora", "Yüce dağlar gurur duyar karından" dizeleriyle "Aşıkların del'olduğu zamandır.", "Aşıp aşıp gelir yayla belinden", "Ulu dağlar yol olduğu zamandır." dizelerinde, şairlerin yaşadıkları coğrafyadaki sosyal ve kültürel ortamın şiire kazandırdığı farklı söyleyiş ve özellikleri görmekteyiz. Şiirlerdeki "ürüzgâr (rüzgar), ataş (ateş), del'olduğu (deli olmak)..." gibi ifadeler şairlerin yaşadıkları ortamla ilgili olan söyleyiş özellikleridir.


4. HALK ŞİİRİ GELENEĞİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ:
■ Kullanılan dil halkın kullandığı, konuştuğu dildir.

■ Halk deyimlerine ve güzel halk söyleyişlerine yer verilir.

■ Şair şiirlerini saz eşliğinde, belli bir ezgi ile söyler.

■ Nazım birimi dörtlüktür.

■ Hece ölçüsü kullanılmıştır, (genellikle 7'li,8'li ve 11 'li).

■ Yarım kafiye kullanılır. Rediften de yararlanılmıştır.

■ Tabiatla ilgili benzetmelerden faydalanılır.

(Boy serviye, yüz aya, kaş kaleme, diş inciye, yanak güle)

■ Aşk.tabiat, ayrılık,hasret.ölüm,yiğitlik,toplum,din,zamandan şikayet sık sık işlenen konulardır.

■ Şair son dörtlükte adını söyler.


ANLAMA VE YORUMLAMA

1. MODERN ŞİİRLER:
AĞIT

■ Serbest ölçüyle yazılmıştır.

■ Kafiye vardır. ("-ımız"lar)

■ Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

■ Şiirin teması, "dünyada çalışıp çabalayan bireyin sıkıntısıdır.

• İmge vardır.


FOTOĞRAF

■ Serbest ölçüyle yazılmıştır.

■ Redif vardır, (hüzünlü, güzel)

■ Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

■ Şiirin teması, "durakta bekleyen insanların ruh halleri"dir.

■ İmge vardır.


SON YERİNE

■ Serbest ölçüyle yazılmıştır.

■ Redif vardır, ("-mek iyi"ler vb)

■ Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

■ Şiirin teması, "iyilik"tir.

■ imge vardır.


ŞİİR GELENEĞİNİN ÖZELLİKLERİ
■ Serbest ölçü kullanılır.

■ Kafiye ve redif çok sık olmamakla birlikte kullanılır.

■ Söz sanatlarına çok fazla yer verilir.

■ Sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.

■ Şiirlerin temaları çok farklıdır.

■ Şairler kendilerine has imgeler oluştururlar.

■ Konularda bireysellik ön plandadır.

■ Toplumsal konular da şiirlerde işlenir.

■ Şairler, kendi benlerini şiirlerine yansıtırlar.

■ Şiirin biçimsel kalıpları yoktur. Kimi şair dize, kimi beyit, kimi de dörtlüğü kullanabilir.


DİVAN ŞİİRİ

BEYİTLERİN İNCELENMESİ

■ Arapça ve Farsça kelimeler yoğun bir biçimde kullanılmıştır.

■ Dil, günümüze göre ağırdır.

■ Aruz ölçüsü kullanılır.

■ Aşk, sevgili, bülbül, gül motifleri kullanılır.

• Tema, gerçek ve tasavvufi anlamda aşktır.

■ Söz sanatları çok fazladır.


ŞİİR GELENEĞİNİN ÖZELLİKLERİ

■ Aruz ölçüsü kullanılır.

■ Nazım birimi beyittir.

■ Süslü ve sanatlı bir dil kullanılır.

■ Biçimsel kalıplar vardır.

■ Konuları genellikle aşk, şarap, güzellik ve Allah sevgisidir.

■ Sosyal konular çok fazla işlenmez.


2. Attilâ ilhan'ın dizeleri anlam bakımından Nedim'in beytiyle örtüşmektedir. Nedim'in beytin günümüz Türkçesine şöyle çevrilebilir:"Nedim, senin anlattığın sevgili bu şehirde yok! Sana (galiba) peri gibi birisinin hayali görünmüş." Attilâ İlhan'ın dizelerinde de tıpkı Nedim'in sevdiği ama kavuşamadığı, hayali bir sevgili vardır. İki şiir farklı geleneklere sahiptirler. Geleneği, bir nehir gibi düşünürsek, Divan şiiri ve modern şiirin Türk şiiri geleneğinin bu geleneğin içinde yer aldıklarını söyleyebiliriz. Attila İlhan, Divan şiiri geleneğinden faydalanarak modern bir şiir yazmıştır.


3. Bir dilin yapısı ve söyleyiş özellikleri o dildeki farklı şiir geleneklerine göre değişiklik gösterir. Bir şair, yaşadığı çağın ve ortamın özelliklerini kullanır. Dilin yapısında ve söyleyiş özelliklerinde görülen değişiklikler, farklı şiir geleneklerinin varlığının ispatıdır. Türk şiirinde belli başlı şu gelenekler vardır: halk şiiri, Divan şiiri, modem şiir, saf şiir vb.



ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

1. Şairler kendilerinden önce şiir yazan şairlerden ve şiir geleneğinden az ya da çok etkilenirler. (D)

Her dilin kendine göre bir şiir geleneği vardır. (Y)

2. Şiir, "Divan şiiri geleneğine" bağlıdır. Doğru cevap:C

3. Yukarıdaki şiir şekil özellikleri yönünden halk şiiri geleneğine bağlanır.

4.
■ iki şairin adları, dörtlükte yer almaktadır.

■ Şiir birimleri dörtlüktür.

■ Kafiye düzenleri "aaab" şeklindedir. • Halk şiiri geleneğinden gelirler.

■ Aşk temasına sahiptirler.

■ 11 'li hece ölçüsü kullanılmıştır.
Cevapla


Gelenek
» Gelenek resimleri

  Puanı : 6.9 / 10 | Oy : 31 kişi | Toplam : 213

» Bu yazıya puan ver..
» Ara Yoksa Sor Yanıtlayalım
Loading
» Reklamlar
Sorun Yanıtlayalım İletişim