ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Jul 17th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Dünya Edebiyatı Köpek-Jose Martinez Ruiz (Azorin)


Köpek-Jose Martinez Ruiz (Azorin)

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Jose Martinez RuizHayatım çok az sözcükle anlatılabilir; şurada azıcık dinleniyorken siz de anlatayım.Benden talihsiz bir köpek olamaz.Bir çiftlik evinde doğdum.Gördüğünüz gibi özel bir yanım yok.Çoban köpeği ile bekçi köpeği kırmasıyım; sıradan tüyler, basit bir görünüş, hepsi bu.Durum şu ki belirli bir dünya görüşüm ve insanlık anlayışım var.Bu rahatsız edici tanımlama için beni affedin.Şöyle açıklayayım; henüz küçükken bir gün yola uzanmıştım.O zamanlar daha hız diye bir kavram nedemek bilmiyordum.Demek istediğim henüz otomobil görmemiştim.Otomobillerin hızı konusundaki ilk deneyim biz köpeklere bayağı pahalıya patlar.Sözgelimi yolun ya da bir geçitin ortasında yayılmış yatıyoruz.Bir at arabası ya da bir iki tekerlekli geliyordur ve uzaktan geldiğini gördüğümüzde acele etmeden kalkmak için zamanı hesaplar ve yolu boşaltırız.Otomobiller ise bambaşka; ufuktan güçbela geldiklerini görmeye çalışırken zaten üstümüzden geçmiş olurlar.Doğal olarak, ilk hız kavramını anlamaya başarana kadar birçok talihsizlik başımıza gelmiştir bile.Bu bana, benim gibi zavallı bir köylü köpeğe ise bir bacağa mal oldu; son hızla gelen canavar bir otomobil, üstümden geçerek bir patimi ezdi.Çolak kaldım; sahibim güvenlik bekçisiydi.Size güvenlik bekçileri hakkında ne diye bilirim ki?Güvenlik bekçileri -ki hayatımın ilk anından beri onlarla ilgili deneyim sahibiyim- otoritenin en önde gelen, en vahşi temsilcisidir, otoritenin temelini ve esaslarını temsil eder.Kendi adıma, bir güvenlik bekçisine ruhumda gerçekleşen o derin değişimi borçluyum ben; bir güvenlik bekçisi yüzünden derin ve kökünden değişti dünya,insan,toplum hakkındaki bütün düşüncelerim.Topal bir köpek olduktan sonra birgün çiftlikteyken, eski sahibimle dağa çıkıyorduk.Dağa varır varmaz sahibim bana taş atmaya başladı, şaka yaptığını sandım ama o beni taşlamaya devam etti ve bana gitmemi söylüyordu.Bense neden gitmem gerektiğini anlayamıyordum, o da bana topal bir köpek istemediğini söyledi.Böyle bir durumda ne yapabilirdim ki?Talihsizliğim yüzünden ayrılmalıydım, beni istemiyordu çünkü bir bacağım yoktu ve o zalim adam bana daha korkunç şeyler yapmadan oradan kaçmaya karar verdim.Kaçtım, azar azar ağlayarak, köpekler de, evet bayım bizlerde ağlarız.Arada bir başımı çevirip geride bıraktıkalrıma bakarak uzaklaşıyordum çünkü köpeklere yani bize kötü davranılsa bile sahibimize yasa gibi bağlıyızdır.Şehre vardım ve orada hayatımın önemli bir evresi başladı.
 
                                                                                                             
      
      Şehir de ne bir sahibim vardı ne de ne yapacağımı biliyordum , sokakları da tanımıyordum; ama kısa zamanda öğrendim.Topal bir köpekseniz güvenlik bekçileri dışında herkes size sempati duyar.Herkes bana sevgiyle yaklaşıyordu; sözgelimi duvarcıların yemek yedikleri saatlerde inşaatlara gidiyordum ve oralarda açlığımı bastırmam için herzaman birşeyler veriyorlardı.İstasyona giden yolu da öğrendim, oradan tren yolu üstünden yürüyordum; ekspreslerin lokantaları olduğu için tren yolculuklarında dışarıdan yemek getirilmiyordu ama zenginlerin yedikleri yerlerde yemek yiyemeyen fakirler vardı, bu fakirler bana et parçacıkları ve kemikler fırlatırdı, bense onlara minnettar kalarak iştahla yerdim.Bir atasözü şöyle der, "Çıplak vatandaştan daha çok bozuk para çıkar"; inanmayın; zengin acımasızdır, üç kuruşun hesabını yapar ve asla birşey vermezken; çıplakların, yani fakir vatandaşın verebilecek şeyi olmadığı halde bizim üstümüzde etkileri büyüktür ve derdimize derman olurlar.Her halükarda kalpten gelen sıcak sözleri, güçlü zenginlerin küçümseyerek verdiği kuru ekmekten daha değerlidir.Sonuç olarak size söylemek istediğim şudur: Artık hayatımla ilgili karar vermiştim; güvenlik bekçisinin yaptıklarından sonra fikirlerim derinlemesine değişmişti.Kısaca söylemek gerekirse artık devrimci fikirlerim vardı.Tam anlamıyla bir devrimciydim.Öbür köpekler bunu kısa zamanda şehirdeki yürüyüşümden anladı; bu köpeklerde benim gibi yeni bir sosyal düzenin taraftarıydı.Onlar da yenilik tutkusuyla doluydu.İdealimi gerçekleştirmek çabasıyla yapmak istediğim şeyi düşünüp taşındım ve şunu farettim; adeletsizlik ve zorbalığın kol gezdiği bu toplumda ilerici fikirlerimle ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.Kilise beni ilgilendirmiyordu; bazen kapısından içeri girerdim, bekçi köpeği ya da hademe öteki köpeklere yaptıkları gibi beni vahşice dışarı atmazlardı; sevgiyle yakalar ve kapıya kadar taşırlardı.Hükümette ilgi alanıma girmiyordu.Biri ya da öteki hepsi aynıydı; hepsi otoriteydi.Kötülüğün kökeni başka bir yerdeydi, biliyordum; bu yüzden kafamda birşeyler tasarlıyordum.Birgün... ne yaptım inanır mısınız?Bir gün büyük bir binaya girdim ve kimse görmeden işemeye başladım.Evet bayım, tüm sosyal adaletsizliklerin temelini oluşturduğunu düşündüğüm bu yere işedim ben.İspanya bankasına işedim.Sermaye herşeyin nedeniydi, sermayeye saldırılmalıydı.İspanya şubesinin bir şubesine işedikten sonra, daha devrimci bir eylem aklıma geldi.Benimle aynı fikirde olan öbür köpeklere de söyedim, hepsi beni tebrik etti ve aynı şeyi yapmak istediler.Hepimiz oraya gittik, kimsenin bizi görmediği anlarda ya antreye ya da binanın dış duvarına işiyorduk.Ama en çok oraya tek başıma gitmek hoşuma gidiyordu, tek olmak ve ayrıcalıklı sorumluluğumla bankaya işemek.Her zaman antreden içeriye girerdim, bir gün pervasızca merdivenlerden çıktım, en üst kata bol miktarda sidiği bırakıverdim.Ben tam bu operasyonla meşgulken kafamın üstünde bir el hissettim ve bu kişiaynı zamanda şöyle diyordu: "Şuraya bakın, topal bir köpekçik." Kafamı kaldırdım, banka müdürünün ta kendisiydi, olduğum yerde kalakaldım.Önceden birçok kez gördüğüm müdür beni okşuyordu, sonra ben farketmeden beni arabasına kadar taşıyıp içine tıktı.Ardından olanlar önemsiz; size daha sonra ne oldu onu anlatayım; müdür beni hoşnut tutmak için elinden geleni yaptı ama birgün kaçıp gittim ve benim için yeniden özgür bir hayat başladı.O zaman göz ardı ettiğim bir gerçeği öğrendim, artık öğrendim...
 
      İkimizdik; topal köpek ve ben; çimlere uzanmıştık, otlar yumuşak bir halı gibiydi ve gökyüzü masmaviydi.Uzandığımız yerde gökyüzünün sonsuzluğunu, bulutların geçip gidişini seyre daldık.Doğanın ortasında özgür hissediyorduk kendimizi.Köpekçik ayağa kalktı, yüzünü kulağıma yaklaştıdı ve sakin bir sesle şöyle dedi:
 
      "O zaman gözardı ettiğim bir gerçeği öğrendim; devrim yapmak için elinde hiçbir aracın yoksa yapabileceğin tel şey İspanya Bankasına işemektir."


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy