ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Sunday, Aug 18th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Dünya Edebiyatı Hayvan Çiftliği-Bir Peri Masalı


Hayvan Çiftliği-Bir Peri Masalı

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Bir Peri Masalı

Orwell’in kitabına koyduğu alt başlıktır “Bir Peri Masalı”. Gerçekten de bu kısa roman tam bir masal havasında gelişir. Hem kolay okunabilen eğlenceli bir üslup tutturmuştur Orwell, hem de eşit toplum idealinin masalsı yanına dikkat çekmiştir. Romanın bütününe yayılan komik unsur, basit bir güldürüyü değil, çok kapsamlı bir hicvi amaçlar.

Hiciv, İngiliz edebiyatının ve roman geleneğinin -Swift’ten Huxley’e kadar- önemli bir silahıdır. Minik insanlar, dev adamlar, “vahşiler”, yamyamlar, çeşitli hayvan türleri, yaşadığımız dünyadaki ülkeleri, hukuksuzlukları, ahlaki bozuklukları, anlayışsızlıkları, ve benzeri çarpıklıkları eleştirmek için bir çok İngiliz yazarın romanına konuk olmuştur. Biraz daha uzağa gidersek, halk masallarında, La Fontaine’de, fabllar ve folklorda benzer temalara rastlayabiliriz. Orwell’in hikayesinde yer alan hayvanlar ve çiftlik de benzer bir anlayışın ürünü. Yazar, Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği’nde yaşanan durumu ve Ekim devriminin başlangıç ilkelerinden nasıl saptığını ya da saptırıldığını, allegori ve hicvin keskin eleştirisi ile anlatıyor.

Beylik Çiftliği sahibi Jones’un kötü davranışı altında sefalet içerisinde yaşayan hayvanlar -ki bunlar emekçileri, insanlar ise burjuvaziyi temsil etmektedirler- yaşlı ve bilge domuz Major’un eşitlik, kardeşlik ve sömürü karşıtı öğretileri ile bilinçlenmeye başlarlar. Major’un da Marx’ı hatırlattığını söyleyebiliriz. Hayvanlar arasında onun öğrettiklerinin bir düşünce sistemi haline konması ile “Animalizm”(Hayvanizm) yani Komünizm akımı yaygınlaşır ve yem saatlerinin unutulduğu bir gün isyan başlar çiftlikte. Üretimin önünde engel teşkil eden Jones ve adamları kovalanır, yerine bütün hayvanların ortaklaşalığı ve eşitliği üzerine bir yönetim biçimi kurulur.

Ne var ki işler hiç de bu başlangıç ideallerine uygun yürümez. Kısa bir süre sonra bazı hayvanların daha “eşit” olduğu çıkar ortaya. Napolyon isimli domuz, etrafına topladığı diğer domuzlarla birlikte diğer hayvan türlerinin zaaflarını çok iyi değerlendirerek iktidara gelir, kendisine rakip olabilecekleri -merkez komitesi üyelerini- tasfiye eder ve yeni bir diktatörlük devri başlatır. Çiftliğin diğer hayvanlarına düşen, tıpkı eskiden olduğu gibi açlık, güçlü çalışma koşulları ve koşulsuz itaattir. Sona gelindiğinde, komşu çiftliğin sahibi olan insanlarla ilişkiye geçen domuzların yüzü değişmiş, bir zamanlar isyan ettikleri insanlara benzemeye başlamıştır.

Totaliter toplum eleştirisi
Sovyet devrim tarihine yabancı olmayan okuyucuların hemen çözecekleri tipleştirmeler ve benzetmeler kullanıyor Orwell. Stalin’in yandaşları ve muhalifleri, çeşitli sınıf ve tabakalar hayvanlar aleminde birer birer vücut bulurken sosyalizmin ideolojik ve teorik vurguları da gözler önüne seriliyor. Soğuk savaş döneminde -sol çevrelerce- sosyalizme bir ihanet olarak algılanan ve üzerine hiç konuşulmayan Orwell romanlarında, doğrusunu söylemek gerekirse bugün dile getirmediğimiz hiç bir fazlalık yok. Bu anlamda “Hayvan Çiftliği”ni bir sosyalizm eleştiri biçiminde algılamıyoruz. Eleştiri Sovyetler Birliği’ndeki reel sosyalizm uygulamasına ve Stalinizm diye adlandırdığımız antidemokratik iktidar aygıtına yöneliyor.

Bir adım daha attığımızda, Orwell’in eleştirisinin yalnızca Stalin dönemi ile sınırlı kalmadığını da söyleyebiliyoruz. Biçimsel anlamda saldırı reel sosyalizmedir belki, ama hayvanlar ve insanlarda değişmeyen iktidar hırsı ve komşu çiftlik yönetimleri arasındaki benzerlikler, Orwell’in kötümserliğini evrenselleştirir. Eseri dilimize önceki tarihlerde çeviren Halide Edip Adıvar’ın deyişiyle; “bu ibretli ve heyecanlı oyunun, zümre, parti, millet, medeni veya iptidai birlik birbirine karşı oynayıp duruyorlar... İki taraf da, sağ veya sol, birer ideoloji silahıyla er meydanında kendini gösteren diktatörlerden ibarettir”.

Orwell, bu kısa romanında, Burma’dan II.Dünya Savaşı sonrasına kadar 20.yüzyılın ilk yarısında tanık olduğu ve insan eliyle gerçekleşen felaketlerden yaptığı çıkarımları, umut olarak gördüğü sosyalizm deneyiminden duyduğu düş kırıklığı ile birlikte karamsar bir ütopya biçiminde dile getiriyor. Ne yazık ki, 21.yüzyılı yaşadığımız bu günlerde, bizler hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yaşıyoruz onun “Hayvan Çiftliği”ni...

Hayvan Çiftliği


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy