ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Thursday, Jun 27th

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Edebiyat Nedir Edebiyat ve Toplumsal Yarar


Edebiyat ve Toplumsal Yarar

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Edebiyat ve Toplumsal Yarar

Edebiyatla toplum kavramlarını birlikte düşündüğümüz zaman, yarar kavramını göz ardı edemeyiz. Edebiyatın toplumsal hayat bakımından ne anlama geldiği, bir bakıma edebiyatın toplumsal işlevinin ne olabileceği, İlkçağ felsefecileri ve düşünürlerinden itibaren üzerinde durulan bir konu olmuştur. Platon, edebiyatın toplum üzerindeki etkilerinin bilincindedir ve edebiyat eserlerindeki sakıncalı parçaların gençlerin eğitimini olumsuz etkileyeceğine inanır. Bu demektir ki birey ve toplumun alacağı biçim üzerinde edebiyatın anlamlı bir gücü vardır. Bu anlayış biçim ve nitelik değiştirerek günümüze kadar devam etmiştir. Buna karşılık Aristo için edebiyat, bir tür bilgi edinmenin aracıdır . Trajedi örneğinde olduğu gibi, insanda acıma ve korku duygularını harekete geçirerek ruhu olumsuz tutkulardan arındırması, dolayısıyla erdemli insanı hedeflemiş olması edebiyat adına kaydedilecek bir başarıdır.
 
Toplumların tarihi boyunca edebiyatın işlevi, genellikle onun iki yönü öne çıkarılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Kimileri, edebiyatı kişisel duygulanmaların, yaşantıların, heyecanların ifade aracı görmüştür. Bu durumda edebiyat, geniş kalabalıkların değil, bireyin hizmetinde olarak, gerek yazar gerekse okurun adeta eğlence aracıdır. Böylece hem yazar hem de okur, edebiyat eserleri sayesinde kişisel çıkmazlarından kurtulmanın yolunu bulurlar. Gerçi bu ölçülerde bile edebiyatın sosyal yarardan uzak kaldığı söylenemez; ama bu, edebiyatın toplumsal işlevinin en alt sınırıdır.
İkinci durumda edebiyat, toplumsal bakış açısının ürünüdür ve ondan beklenenlerin sınırları da buna göre çizilmektedir. Edebiyatı bu anlayış çerçevesinde ele alanlar, sosyal problemlerin çözümlenmesinde edebiyatı bir eğitim aracı olarak görmüşlerdir. Bu bir bakıma edebiyatın bir dereceye kadar asıl amacından uzaklaştırılması anlamına gelir. Oysa gerçek edebiyat eserleri bu iki amaca da başarıyla hizmet eden eserlerdir. İnsanı toplumdan ayrı düşünemeyeceğimize göre, onun öncelikle kendisi sonra da toplum için hazırlanması gereklidir.
 
Edebiyat, duygu ve düşüncelerine birlikte seslenerek, insanın bu açılardan mükemmel bir varlık hâline gelmesinin koşullarını hazırlar. Toplum, bir anlamda kolektif bilincin bir düzen çerçevesinde oluşan organik bütünlüğüdür. Öyleyse gelişmiş bir edebiyat, toplumun yeniden biçimlendirilmesinde, ortak idealin oluşmasında küçümsenmeyecek bir etkiye sahiptir.

Türk edebiyatıtarihinde, edebiyatın toplumsal işlevinin son derece ileri boyutlarda algılandığı, toplumu yeniden oluşturmanın aracı görüldüğü dönemlerde, edebiyata biraz da edebiyat dışı görevler yüklenmiştir. Bu bağlamda Tanzimat edebiyatını, politik edebiyatın tipik bir örneği saymak mümkündür. Dönemin yazar ve şairlerinden birçoğunun, başka türlü de söylenebilecek düşüncelerini edebiyat yoluyla ortaya koymalarının başkaca bir nedeni yoktur. Aslında sanatın gerekleri göz ardı edilmediği sürece, bundan hem edebiyat hem de toplum kazançlı çıkar. Böylece edebiyatı kişisel duygulanmaların aracı görenlerin de, toplumsal sorunların çözümünde ondan çok fazla şey bekleyenlerin de beklentileri dengelenmiş olur. Bunun için tanınmış Fransız romancısı Poul Bourget “edebiyatın hizmeti medeniyetin hizmetinden aşağıkalmaz. O yalnız bir süs değil, medeniyetin ta kendisidir” demek ihtiyacını duymuştur.

Edebiyat eserleri, içinde doğdukları toplumun duyuş ve düşünüşünü, hayatı algılayış biçimlerini, büyük tarihî dönemlerde ortaya çıkan sosyal psikolojinin bütün ve en ince ayrıntılarını kendilerinde yaşatırlar.


Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy