ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Aug 23rd

Son Guncelleme08:18:06 AM GMT

Nerdesin: Edebiyat Nedir Araştırma ve İnceleme Yazıları


Araştırma ve İnceleme Yazıları

e-Posta Yazdır

Reklamlar

ARAŞTIRMA VE İNCELEME YAZILARI

İnceleme 
Hayat Hikayesi
Monografi 
Portre 
Rapor 
Bildiri
Tutanak
Fezleke

İnceleme

Bir eserin, bir yazının, bir sorunun veya bir olayın özelliklerinin, ayrıntılarının araştırılarak sözlü veya yazılı olarak ifadesine inceleme (tahlil) denir. İnceleme, sözlü de yapılabileceği için hem konuşma hem yazma kuralları iyi bilinmeli ve uygulanmalıdır.

İnceleme hemen her konuda yapılabilir. Ancak edebiyat alanında ve edipler hakkında yapılan incelemelere daha çok rastlanmaktadır.

“Eserin türü, incelemelerin biçimini de değiştir. Bu bakımdan edebî eserlerin incelenmesi, eserin türüne göre ayarlanmalıdır. Gerçek edebiyat, edebî metnin bizzat kendisi olduğu için öğrencinin doğrudan doğruya metinle karşılaşması, metinden doğru ve somut bir fikir edinmesi gerekir. Fakat hiçbir metin, belirli ölçülere göre okunmadıkça, istenilen sonucu, sırlarını vermez.”[1]

İnceleme yaparken metni daha iyi kavrayabilmek, inceliklerini tespit edebilmek için (türe göre değişmekle birlikte) metne; konu nedir, ana düşünce nedir, ana düşünceler hangi

yardımcı düşüncelerle nasıl açılmıştır, tema nedir, hangi sanat anlayışıyla yazılmıştır, sanatçının üslûbu nasıldır, dil ve anlatım özellikleri nelerdir gibi bazı sorular sorularak metnin diğerlerinden ayrılan özellikleri tespit edilir.

İncelenecek metnin türüne göre inceleme şeklinde farklılıklar olur. Bu farklılıkları görmek, incelemede hangi ayrıntılara yer verildiğini bilmek ve farklı bakış açıları kazanmak için bu türle yazılmış eserlerin okunmasında yarar vardır. Mehmet Kaplan’ın Şiir Tahlilleri I- II, Hikâye Tahlilleri ve Tip Tahlilleri bu türün seçkin örnekleri arasındadır.

Bir romanın incelenmesinde hangi ölçütlerin kullanılabileceği aşağıda örneklenmiştir:

“1. Yerleştirme (lokalizasyon): Romanın adı; yazarının ve yayımlayanın adı; hangi tarihte yazılmış, hangi tarihte yayınlanmıştır, romancının kaçıncı romanıdır; diğerleri arasındaki yeri nedir?

2. Romanın türü.

3. Romancının o roman hakkındaki fikri ve genel olarak roman fikri nedir?

4. Romanın ana fikri: Ana fikir bir cümle ile anlatılmalıdır.

5. Romanın kendi bölümlerine ve merhalelerine göre geniş özeti. (Tip tasvirleri, karakteri belli eden kelimeler aynen alınmalı, sahifeleri işaret edilmelidir.)

6. Romanın kahramanları ayrı ayrı ele alındıktan sonra haklarında toplu bir hükme varılmalıdır. Kahramanların kahraman, paraya düşkün, vb... kimseler oldukları belirtilmeli, romancının bu karakterdeki kimseleri hangi etkiler altında ortaya koyduğu araştırılmalıdır.

7. Romancının psikolojisi incelenmelidir. Kahramanların ruh hâlleri belirtilmeli; ilgi çekici noktalar yakalanmalı; anahtar rolü oynayan cümleler gösterilmelidir.

8. Muhit ve dekor: Romandakiler bir muhit ve dekor içinde yaşarlar. Yazarın tabiatı, dekoru nasıl işlediği.

9. Romancının romanında ileri sürdüğü düşünceler, hayat görüşü.

10. Yazarın kitabı yazmaktan gayesi; bu gayeye ne derece varabildiği; yazarın yetişme tarzının, hayat görüşünün, kişilik ve üslûbunun bu gayenin gerçekleşmesinde ne derece etkisi bulunduğu incelenmelidir.

11. Romanda iki üslûp vardır: a) Romancının, b) Kahramanların üslûbu.

Bunları ayırmak gerekir. Metin incelemelerinde gösterilen üslûp tetkiki burada da uygulanmalıdır. Yazarın üslûbu, kahramanların üslûbu hakkında fikir vermek için kitaptan sınıfça okunacak parçalar seçilmelidir.

12. En sonunda incelemeler özetlenmeli, inceleyenin kitabı sevip sevmediği; sebebi, kanısını destekleyen örnekler verilmelidir.”

Hayat Hİkayesi

Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret vb. alanlarda haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış insanların hayatlarını, eserlerini, başarılarını okuyucuya duyurmak amacıyla yalın bir dille, tarafsız bir görüşle yazılan inceleme yazılarına hayat hikâyesi (biyografi) denir.

Ünlü bir kişinin hayat hikâyesini yazacak kimse, geniş bir araştırma yapar. Şayet kişi sağ ise ona hayatıyla, çalışmalarıyla, eserleriyle ilgili sorular sorar ve aldığı cevapları not eder (veya kaydeder.); bunlardan yazısında yararlanır. Kişi hayatta değilse, onun hayatını (varsa belgeleriyle birlikte) etraflıca araştırır. Nasıl ünlü olduğunu, nasıl başarılı olduğunu; (varsa) eserlerini dikkatlice inceler. Bütün bu veriler ışığında kronolojik olarak veya kendine özgü bir üslûpla hayat hikayesini yazar.

Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara biyografik roman denir.

 

Otobiyografi: Kişinin kendi hayatını anlattığı yazıya otobiyografi denir. Otobiyografide doğumdan itibaren otobiyografinin yazıldığı ana kadar yaşananlardan anlatmaya değer olanlar yazılır. Edebiyat, sanat, siyaset, spor vb. alanlarda ünlü bir kişi; diğer insanlarca bilinmeyen yönlerini, başarısını nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandığını anlatmak amacıyla otobiyografisini yazar. Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlayışla kaleme alınsa da gerçekler göz ardı edilmemelidir. 

Monografi

Ünlü bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla ele alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme yazısına monografi (tek yazı) denir. Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir alana ait bir sorun özel bir görüşle veya bakış açısıyla değerlendirilebileceği gibi bir konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yapılabilir.

Portre

Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara portre denir. Kişinin sadece dış görünüşünün (boyunun, yüzünün, giyinişinin, hareketlerinin...) anlatıldığı portreye fizikî portre; iç dünyasının, alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının ... anlatıldığı portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir. Çoğu zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.

Fizikî portre; kişiyi diğer insanlardan ayıran dış özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra, uygun sıfatlar kullanılarak özgün bir şekilde yazılır.

İç dünyanın anlatıldığı ruhî portrede ise; kişinin ahlâkı, alışkanlıkları, düşünceleri ilginç bir üslûpla yazılır. Portreye konu kolan kişiye ait, düşünceleri ve anlayışları daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.

Romanda olay kahramanları değişik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek dış görünüşleriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tanıtılır. Okuyucunun roman kahramanlarını hayâlinde canlandırması sağlanır. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabileceği gibi bağımsız bir edebî tür olarak yazılmış portreler de vardır.

Portre örneği

ATATÜRK

Atatürk her şart içinde kendisini empoze edenlerdendi. Bakışında, jestlerinde, ellerinin hareketinde, kımıldanışlarında ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vardı. Bu dinamizm etrafını bir çeşit sessiz sarsıntı ile dolduruyordu. Öyle ki birkaç dakikalık bir konuşmadan sonra bu mütevazi ve rahat adamın, bu öğreticinin anında bir uçtan öbür uca geçebileceğini, meselâ en rahat ve kahkahalı bir sohbeti keserek en çetin bir kararı verebileceğini ve daha gücü bu kararı verdikten sonra yine aynı noktaya döneceğini düşünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete hazır bir dinamizm diyelim.

A. H. Tanpınar, Beş Şehir’den

Rapor

Herhangi bir konuyu, olayı veya durumu incelenmekle görevlendirilen kişi veya kişilerin, yaptıkları araştırmanın sonuçlarını ilgili yere bildirmek üzere yazdıkları inceleme yazısına rapor denir. Bir kişinin hazırladığı rapora kişisel rapor; bir komisyon tarafından hazırlanan rapora da ortak rapor  denir.

Raporlar, konunun uzmanları veya ilgilileri tarafından hazırlanır. Deney raporu, öğrenci raporu, sağlık raporu, bilirkişi raporu, polis raporu, hava raporu, hakem raporu, iskân raporu, kaza raporu, jüri raporu, yarışma raporu, tez raporu, müfettiş raporu, inceleme komisyonu raporu, bütçe raporu, öğretmen raporu gibi konularına göre adlandırılan raporlar hemen her alanda ve her eser üzerinde hazırlanabilir. Rapor konusu çok çeşitli ve birbirinden ayrı özellikler gösterdiği için her alana uyacak ortak bir rapor formu hazırlanamayabilir. Ancak hemen her raporda göz önünde bulundurulması gereken veya aranılan nitelikler şöyle sıralanabilir:

“1. Öncelikle rapor hazırlayan kişi veya kişilerin o konunun uzmanı olması veya o konu ile yakından ilgili bulunması gerekir.

2. Yazılması gereken raporun konusunun iyi kavranmış olması gerekir.

3. Hazırlanacak raporun sağlıklı ve güvenilir olabilmesi için o konu ile ilgili kaynakları iyi tanımak gerekir.

4. Raporda kullanılacak kaynaklardan elde edilen malzemenin etkili, çarpıcı, inandırıcı ve doyurucu bir nitelikte olması gerekir.

5. Rapor hazırlanırken objektif davranmak esastır.

6. Bilimsel çalışmaları değerlendirirken raporların bilimsel ölçüler içinde hazırlanması gerekir.

7. Raporda ileriye sürülen olumlu veya olumsuz görüşlerin kesin deliller ile somut bir biçimde açıklanması gerekir.

8. Raporlar, belli bir plân çerçevesinde hazırlanmalıdır. Önce raporun niteliği tanıtılmalı, olumlu veya olumsuz yönleri nedenler ve niçinleri ile tartışılmalı, sonunda varılan yargı açıkça belirtilmelidir.

9. Raporlar, gereksiz ayrıntıya girmeden özlü bir biçimde sınırlandırılmalıdır.

10. Raporlar, açık ve net bir ifade tarzı ile kaleme alınmalıdır. Cümleler düzgün olmalı, yanlış anlaşılmalara yol açabilecek ifadelerden kaçınılmalıdır.”

 

Bildiri

Bilim, fikir ve sanat adamlarının kendi alanlarıyla ilgili bir konuda bir yenilik getirmek, özgün bir buluşu ortaya koymak ve akademik amaçlı bir toplantıda bunu sunmak üzere, ilmî bir üslûpla hazırladıkları bilimsel yazıya bildiri (tebliğ) denir.

“Bildiride her şeyden önce aranan nitelik, bilimsel bir yenilik getirmiş olması ve orijinal bir konuyu ele almasıdır. Bunun yanında bildiri, bilinen bir konuya yenilik getirme, değişik görüş ve düşüncelerle yeni tezler ortaya koyma, bu tezleri bilimsel delillerle doğrulama veya bir önceki tezi çürütme gibi özellikleri de bünyesinde taşır.”[1]

Akademik toplantılarda, az çok o konunun uzmanlarından oluşan dinleyiciler önünde okunan bildirilerde konuya ait terimler fazlasıyla yer alabilir. Genellikle, yayımlanmaya uygun tarzda hazırlanan bildiriler sunulurken metne bağlı kalınır. Bu metinler toplantıyı düzenleyen birimlerce (genellikle) yayımlanır.

Bilimsel niteliğin ön plânda olduğu bildirilerin yabancı dillerde hazırlanması ve sunulması da mümkündür.

Uyarı: Konferansla bildirinin birbirine karıştırılmamasına dikkat edilmelidir.

Tutanak

Kelimenin birkaç değişik anlamı vardır: “1. Meclis, kurul mahkeme gibi yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, zabıt, zabıtname. 2. İlgililerce imzalanmış, bir durumu anlatan yazı, zabıt varakası. 3. Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata”[1]

Değişik amaçlarla düzenlenen toplantılarda yapılan konuşmaların olduğu gibi yazıya geçirilmesi ve bu yazılanların yetkililerce imzalanmasıyla resmiyet kazanan yazılara tutanak denir. Bu tarzdaki tutanaklar, genellikle zabıt kâtipleri tarafından yazılır.

Bir olayın veya bir durumun nasıl olduğunu ifade eden ve ilgili (veya yetkili) kimseler tarafından imzalanan belgelere de tutanak adı verilir.

Bir toplantı tutanağı hazırlanırken; önce toplantının hangi tarihte, ne zaman ve nerede nasıl başlatıldığı belirtilir. Toplantılarda önceden belirlenmiş ve ilgililere duyurulmuş gündem maddeleri sırasıyla tartışılır ve o konuyla ilgili karar verilir. Tutanağını yazan kişi, toplantıda söz alanların düşüncelerini (veya beyanlarını) açık ve öz olarak aynen yazar. Toplantının bitiminde ilgililer tutanağın altını imzalarlar.

Olay tutanakları yazılırken olayın ne olduğu, nerede, ne zaman ve nasıl cereyan ettiği, olaya kimlerin ne şekilde karıştığı (varsa tanıkların ifadeleriyle birlikte) yazılır ve ilgilerce imzalanır.

Tutanaklar, yalın ve açık bir üslûpla, sanat yapma kaygısından uzak, kişisel görüş ve yorumlara yer verilmeden aynen yazılır.

Fezleke

Sözlük anlamıyla, tahkikat evrakı, bir kararın kısaca yazılması, özet demek olan fezleke; özetlenmiş inceleme ve sonuç raporudur. “Daha çok hukukî ve idarî soruşturmalardan sonra karar verme yetkisine sahip makâmlara sunulmak üzere hazırlanan ve olayın özeti ile inceleme elemanının karara esas teşkil edecek görüşünü içeren yazı türüdür. İnceleme görevi verilenlerce, konunun çok yönlü ve doğruları gün ışığına çıkarıcı bilgi ve belgelerin toplanıp değerlendirilmesinden sonra, adil bir karara dayanak olacak temel konuların özetlendiği bu yazılarda, anlaşılabilirlik ve tarafsızlık özel bir önem taşır. İnceleme konusuyla ilgili bütün hukukî ve idarî deliller toplanmış, incelenmiş ve mümkünse karşılaştırılarak teyit edilmiş olarak hazırlanan bu yazılar, mekân, zaman ve çevre unsurlarını da ilgili oldukları ölçüde içermelidir.”

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy