ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Oct 22nd

Son Guncelleme07:55:56 PM GMT

Nerdesin: Psikoloji Nevrotik Bozukluklar


Nevrotik Bozukluklar

e-Posta Yazdır

Reklamlar

NEVROTİK BOZUKLUKLAR

Günümüzde tedavi gören kişilerin çoğu nevrozdur. Nevroz nadiren hastanede tedavi olmayı gerektirir. Buna karşılık bireylerin yaşamı üzerinde de bozucu etkileri vardır. Normal ve nevrotik arasında kesin bir ayrım çizgisi yoktur. Çoğumuzda nevrotik eğilimler olabilir. Önemsiz durumlar nedeniyle gereksizce üzülüyorsak, ya da ilk öksürmeye başladığımızda zatüre olduğumuzu düşünüyorsak ve doktorlar bizi bu durumun basit bir soğuk algınlığı olduğuna inandıramıyorlarsa büyük bir olasılıkla nevrotik belirtiler gösteriyoruz demektir.


1. Kaygı: Nevrozun Temeli

Nevrotik bozukluklardan en önde geleni kaygıdır. Bu reaksiyona kaygı reaksiyonu diyoruz.Kaygı günlük yaşantıda en sık gözlenebilen bir haldir. Kaygı bazı durumlarda o denli şiddetlidir ki dışardan herhangi bir kişi tarafından gözlenebilir. Herkeste değişik derecelerde kaygı vardır.

Hiç kaygısı olmayan kişi hemen hemen yoktur. Kaygı halinin etkisi altına kalan birey, bedensel ve psikolojik belirtiler gösterir. Bedensel belirtiler, şöyle sıralanabilir:

■ Kasların çok gergin olması. Kaslar gergindir, gevşeyemez ve bu gerginlik bireyde bir titreme yaratır.
■ Otonom sistemin çok faal olması. Bu kaygı kalp çarpıntısı, terleme, baş dönmesi, ishal, nefes alma zorlukları ile beraber gelir.

Psikolojik belirtileri ise, şöyle sıralanabilir:
■ Bireyin normal davranışı bir çeşit bozulma gösterir. Her zaman üzülür, kendisi ve başkaları için kötü şeyler düşünür. Kaygıyı gizleme arzusu, bireyin günlük yaşamına etki eder. Bu da bireyi normal bir yaşam sürmekten alıkoyar.
■ Birey mantıksız davranışlar gösterir. Anlamı olmayan şeylerde bulunur. Bazen bir davranışı defalarca tekrarlar ya da asansöre binmekten korkmak gibi yersiz korkular geliştirir.
■ Kaygılar bunaltıcı olsa da, gerçekle bağlantılarını koparamazlar. Fantezi dünyasında yaşamazlar. Ayrıca nevrotik bireye, çoğu zaman anormal davranışları üzüntü kaynağı olur. Buna Nevrotik paradoks adı verilir. Nevrotik kişiler davranışlarında bir bozukluk olduğunun farkındadırlar, ama bunu değiştiremezler. Bununla birlikte, nevrotik kişinin bozukluğunun bilincinde olması tedaviyi daha kolaylaştırır.
 

Psikolog Karen Horney, nevrotik özelliklerini şöyle tanımlıyor.
1. Aşırı bir şefkat gereksinimi ve diğer kişilere bağımlılık gösterirler. Nevrotik birey güven ve dikkat gereksinimi içindedir. Fakat bu birey diğerlerine karşı şefkat göstermede zorluk çeker.
2. Aşağılık duygusuna sahiptirler. Güvensizlik ve huzursuzluk vardır. Sosyal faaliyetlerde hastalık derecesinde rahatsız olurlar. Çok çekingendirler. Başkaları tarafından yargılanmaktan çok korkarlar.
3. Plan yapmada zorlanırlar. Çok kötü organizatörlerdir. Çok temiz ve düzgün olmalarına karşın, ileriye dönük plan yapmazlar ve içinde bulundukları zamanın sorunlarıyla uğraşmaktan yorgun düşerler.
4. Düşmanca ve saldıgan bir tutum içindedirler. Çekingen oldukları halde, gayet buyurganlardır. Önemli ve güçlü hissedilmek ihtiyacı içindedirler. Kendilerini kolayca aldatılmış ya da kırılmış hissederler ve tüm dünyanın onların kötülüğü için çalıştığına inanırlar.
5. Anormal seks davranışları vardır. Doyumsuz seks dürtüleri ya da bilinçaltı korkuları vardır. Bu da çoğu zaman kişiyi sağlıklı ilişkiler kurmaktan alıkoyar.


2. Nevroz Çeşitleri

1. Kaygı bozuklukları
2. Somatoform bozuklukları
3. Dissosiyatif bozukluklar
4. Duygudurum bozuklukları


2.1. Kaygı Bozuklukları

Daha öncede gördüğümüz gibi kaygı ve bireyin onu kontrole yönelik çabaları, nevrotik davranışın temel faktörleridir. Bireyler dengeli bir kaygı ve gerginlik hali içinde yaşarlar. Bireydeki iç kargaşa çoğu zaman kaygı patlamasına yol açar. Bu patlama sırasında kişinin
aşırı kaygısına neden olmasa dahi telaş bireyi bunaltır.

Şimdi kaygı bozukluklarına ilişkin örnekleri görelim.

Obsesif - Kompulsif Bozukluklar: Obsesif kişinin düşünce alanında, kompulsif ise kişinin davranışlarında görülen bir bozukluktur. Bir düşünceye veya bir davranışa saplanma çoğu kez bir arada ortaya çıkar ve böyle bozukluklara Obsesif - Kompulsif adı verilir. Obsesif - Kompulsif bozukluklar olan bireylerde, devamlı olarak şüphe etme, bulaşıcı hastalıklarla ilgili düşünceler ve bireyin kendine ya da başkalarına zarar verme gibi kaygıları vardır. Örneğin, böyle bir kişi, birkaç dakikada ellerini yıkayabilir veya giyimde ve işte sürekli düzenlilik için çabalar. Saplantı, uzun zaman bireyi terketmeyen düşünce ya da zihinsel bir resimdir. O kadar rahatsız edicidir ki, bireyin yaşamının bütün yönlerini etkiler. Aşırı saplantısal davranışlar, bireyin başka bir düşüncenin üzerine konsantre olmasını engeller.

Kompulsif davranışlar ise tekrar edilen, bir çeşit geleneğe bağlı fakat mantıksal bir yanılmayan davranışlardan meydana gelir. Hemen hemen herkesin bir çeşit bastırılmış olan batılinançları vardır. Bu bireyler genellikle davranışlarının anlam taşımadığının farkındadırlar, ama onu kontrol edemezler. Bu kişiler, her kapı tokmağını ellediklerinde, ellerini yıkamak isteyebilirler. Odalarındaki her eşyanın aynı yerde durmasını isteyebilirler.

Fobiler : Herkesin hem kaygısı, hem de korkusu vardır. Fobi, herhangi bir şeyden duyulan mantık dışı ve yoğun bir korkudur. Korku gerçekten tehlike olmasa bile devam eder. Havlayan bir köpek görürsek ondan normal olarak korkarız. Ama tüm hayvanlardan korkuyorsak, yüksekliklerden korkuyorsak, korkumuzun temelinde ne olduğunu incelemeliyiz.
Freud’un görüşüne göre fobi, bilinçaltında çözümlenmemiş çelişkilerdir. Uzmanlar fobi’yi ikiye ayırır.

a) Basit fobi: İyi belirlenmemiş tek bir nesne veya durumdan gelen korku. Yılandan korkma, yüksekten korkma gibi.
b) Karmaşık fobi: Çok boyutludur. Bu tür korkular dışarıda toplum içinde, yabancı kimselerin arasında ortaya çıkar.

{mosimage}

2.2. Somotoform Bozukluklar

Kaygının neden olduğu bedensel (somotoform) bozukluklar herhangi bir neden olmadan kendini gösterir. Bedensel hastalıkların oluşumunda duygusal belirleyicilerin önemi büyüktür. Bu tür hastalıklarda duyguların boşalımını sağlayan yollar kapanmış olduğundan, gerilim iç organlar yoluyla olur. Bu süreç bilinç dışında oluşur. Bu tür kişiler, hiçbir belirti taşımayan bedensel hastalıklardan yakınırlar. Diğer bir deyişle, onların hiçbir bedensel rahatsızlıkları yoktur. Bu tür rahatsızlıklarda ortaya çıkan belirtiler, duygulara normal olarak eşlik eden bedensel tepkilerin abartılmış biçimleridir. Somotoform bozuklukların arasında Hipokondriyasis, Konversiyon Histerisi, Hiperkondriyasis ve Psikojenik ağrı yer alır. Şimdi bunları inceleyelim.

Hipokondriyasis: Bunlar, küçük rahatsızlıkları olsa bile sağlıkları konusunda aşırı kaygılanırlar. Bu belirti kaybolduğu zaman yerini başka bir tanesi alır. Bireyin birgün çenesi ağrıyabilir, diğer gün mide krampları çekebilir, üçüncü gün ise başağrıları olabilir. Bu şikayetler mantıklı bir yol izlemez. Varoluşçu yaklaşıma göre, bu bireylerin düşük benlik değerleri vardır ve bundan kaçmak için başkalarının ilgi ve dikkatlerini ararlar, ilgiyi ancak hastalık bahanesiyle elde edebileceklerine inanırlar.

Psikojenik Ağrı: Psikojenik ağrı konversiyon histerisine benzemektedir. Tek farkı duyu organlarında bir işlev bozukluğu yerine, bedenin farklı yerlerinde devamlı ağrı ve acı olmasıdır.
 
Hiperkondriyasis: Hipokondriyasisin tam tersidir. Bunlar hasta oldukları halde doktora gitmezler. Genellikle “bana bir şey olmaz, ben kuvvetliyim” derler. Kaçınma davranışı içindedirler. Hastalık belirtilerini benimsemedikleri için genelde doktora iş işten geçtikten sonra giderler. Sonları ölümle biter.

Konversiyon Histerisi: Bu tür bozukluğu olan birey fizyolojik ve nörolojik hiçbir neden olmadığı halde belirli işlevsel yetersizlikler gösterir. Örneğin, birey hiç bedensel bozukluğu olmadığı halde bayılır; işitmede bozukluk ve bedeninde felç durumları görülür. Freud böyle bireylerin davranış bozukluklarına konversiyon (biçim değiştirme) adını vermiştir. Freud’a göre bilinçaltındaki çatışma biçim değiştirerek kendini bedende gösterir.


2.3. Dissosiyatif Bozukluklar

Dissosiyatif bozukluklar söz konusu olduğunda birey stres ya da kaygıyı azaltarak kendi kişiliğinden kaçar. Bireyin bilinci bölümlere ayrılır ve ilişkisiz biçimde işlemeye başlar. Üç temel dissosiyatif bozukluk vardır. Şimdi bunları inceleyelim.

Amnezi: Bellek kaybıdır. Belleğin parçasal ya da tümden kaybı anlamına gelir. Bireydeki bellek kayıpları ya beyinde oluşan organik bozukluklardan ya da psikolojik nedenlerden oluşur. Psikolojik amnezi organik hiçbir nedeni bulunmayan bellek kaybına verilen isimdir. Bu seçici bir biçimde oluşur; yani birey belli türden bazı olayları hatırlamaz, başka türden olayları hatırlar. Bireylerin iç çatışmaları o kadar hoşgörülemeyecek hale gelir ki bellek kendiliğinden olaylara kapanır. Bu da bireyin, yeni bir kimliğe doğru kaçışına izin verir. Birey mutsuz bir geçmişi hayatından atar ve hayatını kendi istediği gibi yaşayacak gücü kendisinde bulur.

Fug (Tüm bellek kaybı): Bireyin bütün belleğini kaybetmesine verilen isimdir. Birey nerde olduğunu, niçin orada olduğunu bilemez. Bu durum birkaç saat veya en fazla bir ya da iki gün sürer. Çok ender durumlar da birkaç yıl sürebilir. Belleğini kaybeden birey, birdenbire belleğini yeniden kazanır. Bazen birey yeni bir hayata başlayabilir, evlenip, aile edinebilir.
Bu yıllar sonra belleğine geri dönüp eskiden evlenmiş olduğunu ve bir ailesi olduğunu hatırlayana kadar devam edebilir.

Çoklu kişilik: Genellikle erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Bireyler birden fazla kişilik gösterirler. Temel kişilik kibar, sakin ve temkinli ise, ikinci kişilik kaba, faal ve uçarı bir özellik gösterir. Bazı bireyler bir - iki - üç hatta dört kişilik gösterir. Genellikle, her zaman olmasa bile, her kişilik öbür kişilerden haberdar değildir. Çoklu kişilik, nevrotik davranış yapısına sahip olsa bile, kişiliğin bilinç yönü gerçekle bağını koparmamıştır. Çoklu kişilik vakaları çok ender de bulunsa, medya tarafından çok işlenmiş bir konudur. Chris Sizemore adlı bir kadının yaşamı buna örnek olarak gösterilir. Sizemore, yirmi yıl boyunca yediden fazla değişik kişiliği birarada bulundurmuştur. Hayatı kitap ve sinemeya konu olmuştur.
Ayrıca kitap ve televizyon dizisi olarak çekilen “Cybil” onaltı değişik kişiliği olan bir kadının yaşamını anlatmaktadır.

 

2.4. Duygudurum Bozuklukları

Nevrotik bozuklukların son tipidir. En yaygın depresyon tipidir. Hemen hemen herkesin kendisini bunalımda hissettiği anlar olabilir. Bununla birlikte, kişi bu duygudan kurtulamıyorsa ve bu durum hep devam ediyorsa bireyin nevrotik olduğu düşünülür. Örneğin aileden bir yakınımızı kaybedersek normal olarak aylarca bunalımda olabiliriz, ama bu süresiz devam ederse, kendi içimize kapanır, suçluluk ve değersizlik duygularına tutsak düşer ve gelecekten umudumuzu keseriz. Bu durumda depresyon durumumuz ciddi boyutlarda demektir. Çoğu vakalarda birey işe ya da okula gitmek istemez. Boşluğa bakarak gözlerini dikerek çoğu zaman öylece oturur. Hayatın sadece karamsar yönünü görür. Bazı durumlarda ise birey çok hareketli ya da durgun haller gösterir, yemek yemez, gece uyumaz, hatta intihara bile teşebbüs edebilir. Bu durumlarda, kendi iyiliği için, bireyin hastanede tedavi görmesi gerekir.

Depresyon’un özellikleri nelerdir?

 

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy