ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Sunday, Jul 21st

Son Guncelleme09:38:41 AM GMT

Nerdesin: Sinema Sinema Yönetmenleri Claude Chabrol


Claude Chabrol

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Claude ChabrolKüçük burjuvanın sert tokatçısı yönetmen Claude Chabrol’u 80 yaşında yitirdik. O bugün Haneke’nin üslupçu ve soğuk dilinde devam eden ve çok yaygın olmayan (özellikle bizim sinemamızda) bir anlayışın en büyük ustasıydı. Chabrol genelde 1950 sonrası Fransız Yeni Dalgası içinde anılan ve film eleştirisinden gelen bir entelektüel olsa da, üzerinde çok durulmasa da  Godard, Rivette, Rohmer gibi diğer Yeni Dalga yönetmenlerinden ciddi farklılıklar taşır. 1945 sonrası savaşın yıktığı enkaza dönüşmüş İtalyan kentlerinde sıradan insanı, yoksulları ve dertlerini sinemaya taşıyarak stüdyo sinemasına karşı büyük bir devrim başlatmıştı Yeni Gerçekçilik. Yeni Dalga ise bu mirası başka bir adıma taşıyacaktı. Yeni Dalga öncelikle özdüşünümseldi, yani sinemanın kendi araçlarını düşünerek yeni bir sinema yapmaya çalışıyordu. Hata gibi görünen kesmeler, sıçramalar (jump-it), el kamerasının gevşek ve titrek rahatlığı, Brecht tiyatrosundan gelen rol yaptığının farkında olan, seyirciye bakan oyuncular, kentin gerçek sesleri ve sokakları öncelikle Godard’ın vizöründen genç bir sinema dili çıkarmıştı. O yılların 68 Mayısına koşan genç ve politik döneminde “Serseri Aşıklar” sinemada yeni bir anlayışı ortaya koyacaktı. Günlük konuşma dili, bugün Tarantino ve Jarmush’un mirası devam ettirdikleri uzun ve boş konuşmalar, hayatın filtresiz dolayımsızlığı ve sıkıcılığı, Hollywood’un temsil ettiği “Namuslu Sinema”nın jilet gibi temiz görüntülerinden ayrılıyordu. Yeni Dalga yönetmenleri modernizmin bilinç akışı, kesinti, montaj, doğaçlama, doğrusal olmamak gibi önemli kazanımlarını peliküle yansıtıyorlardı. Bu anlamda seyirciyi alışık olmadıkları, sanki hayatları gibi mütevazi filmleriyle şok ediveriyorlardı. Sarsak kamera bir romancının kalemi (camera stylo) gibi öznel çalışıyordu artık. Yeni Dalga sinemaya ekip ruhunun ya da endüstrinin yanında gayet bireysel Auteur (Yaratıcı Yönetmen) kavramını da hediye ediyorlardı.
 


Yeni Dalga’nın başarısızlığı


Genç yönetmenleri başta Godard’ı bekleyen en büyük tehlike içrek ve üslupçu bir dil, biçime fazlasıyla yüklenme ve entelektüel tavırı net gösterme oldu. Bu ise filmlerin geniş kitlelere ulaşmasını engelleyen başta Godard’ı rahatsız eden sonuçlardı. Bugün “Sıkıcı Fransız Filmi” deyimini biraz da buna borçluyuz. Aslında bu başarısızlık sadece onların değil 1920’lerden itibaren modernizmin ve DADA’nın da başarısızlığıydı. Godard’ın deneyselliği, Rivette ve Rohmer’in erotizmle harmanlanmış burjuva ahlakçılığına saldırıları, entelektüel önermeleri, kasvetli ve yavaş sinema dilleri geniş kitleler için izlenme engeli doğuruyordu. Yeni Dalga sinemaya önce aylakı (fleneur) sonra öğrenci ve sonunda da entelektüeli getirip merkeze oturtmuştu. Küçük burjuva eleştirisi bile bu aktör üzerinden oluyordu. Bizdeki 1980’li yılların aydın filmleri gibi, aydının dertleri, açmazları sonraki yfilmlerde sıkça görünür oldu. Bu sadece onlar için değil Fellini ve Antonioni gibi dev sinemacılar açısından da bir tarafıyla doğruydu.


 
Chabrol’un farkı


Chabrol ilk filmi Yakışıklı Serge’den -Le Beau Serge (1958) bu yana elbette bu yeni sinema dilinin içinde yer almıştı. Fakat sinematografisinin ikinci döneminde bambaşka şeyler yapmaya başladı. Temiz, kolay anlaşılır bir dille özellikle Fransız taşrasındaki küçük burjuvanın, eğitimli orta sınıfların yapmacık dünyalarına, sapkınlıklarına, sözde ahlakçılıklarına tokat atmaya başladı. Bu Yeni Dalga içinde çok ciddi bir farktı. Çünkü Chabrol’un küçük burjuvaları bohem, aylak, Paris’in kaldırımlarını arşınlayan cool insanlar değildi. Her şeyden önce küçük burjuvayı, kendini imtiyazlandıran vıdı vıdısı içinden değil, alt sınıfların bakışı ve ilişkileriyle sarsmaya çalışıyordu. Bir tarafıyla Losey gibi fazlasıyla sınıfsal bir Katil Uşak sineması yapıyordu. Özellikle de Seremoni -La Cérémonie (1995) filmiyle. Bir bakıcı ve küçük bir posta memuru arasında başlayan ilişki, tuzu kuru büçük burjuva ailesinin tüfekle avlanmasıyla sona eriyordu. Bugün Haneke filmlerinde gördüğümüz İsabele Huppert, soğuk, duygusuz yüzüyle Chabrol’un gözde kadın oyuncularındandı. Onda diğer Yeni Dalga yönetmenlerinde olan sinik-ironik dilden eser yoktu. Ya da çözülmeyi gerektiren, eğitimli izleyiciyi tavlayan derin metaforlar. Direkt, basit ve temiz bir sinema yapıyordu. Chabrol kötülük kavramını Bergman gibi Hıristiyanca bir çilecilikten kurtarmış, fazlasıyla politik, sınıfsal ve toplumsal bağlamla tanımlamıştı; sıran kötülük! Evet bütün dünyada sınıf ve kötülük geri dönerken, sinema büyük sınıfsal bir ustasını kaybetti.

ALİ ŞİMŞEK

 

Claude Chabrol Filmleri


Le Beau Serge (1958) (Prix Jean Vigo)
Les Cousins (1959)
À double tour (1959)
Les Bonnes Femmes (1960)
Les Godelureaux (1961)
Les Sept péchés capitaux (sketch) (1962)
L'Œil du Malin (1962)
Ophelia (1963)
Bluebeard (1963)
Les plus belles escroqueries du monde (sketch) (1964)
Le Tigre aime la chair fraiche (1964)
Paris vu par... (sketch) (1965)
Marie-Chantal contre docteur Kha (1965)
Le Tigre se parfume à la dynamite (1965)
La Ligne de démarcation (1966)
Le Scandale (1967)
La Route de Corinthe (1967)
Les Biches (1968)
La Femme infidèle (1969)
Que la bête meure (1969)
Le Boucher (1970)
La Rupture (1970)
La Décade prodigieuse (1971)
Docteur Popaul (1972)
Les Noces rouges (1973)
Nada (The Nada Gang) (1974)
Une Partie de plaisir (1975)
 Les Innocents aux mains sales (1975)
Les Magiciens (1976)
Folies bourgeoises (1976)
Alice ou la Dernière Fugue (1977)
Les Liens de sang (1978)
Violette Nozière (1978)
Le Cheval d'orgueil (1980)
Les Fantômes du chapelier (1982)
Le Sang des autres (1984)
Poulet au vinaigre (1985)
Inspecteur Lavardin (1986)
Masques (1987)
Le Cri du hibou (1988, Patricia Highsmith romanından uyarlama)
Une affaire de femmes (1989)
Jours tranquilles à Clichy (1990)
Docteur M (1990)
Madame Bovary (1991)
Betty (1992)
L'Œil de Vichy (1993)
L'Enfer (1994)
La Cérémonie (1995)
Rien ne va plus (1997)
Merci pour le chocolat (2000),
The Flower of Evil (2002)
La Demoiselle d'honneur (2004)
The Comedy of Power (2006)
A Girl Cut in Two (2007)


Cevaplar (1)Add Comment
robespierre

..


yazar gözde, Eylül 15, 2010
Zamanına ve gelişim seyrine baktığımızda her ne kadar Yeni Dalga'nın daha çok insana ulaştığını görsek de,yazıda çok kısa tutulan Yeni Gerçekçilik (Neo-realism) sinemasal yetkinlik ve derdini anlatma açısından özenle incelenmesi gereken bir dönem.İtalyan sinemasında yoksul halkın savaş sonrası içine düştükleri umutsuz tablonun insancıl çelişkiler,küçük detaylar ve sloganvari olmadan sahnelere yedirilebilen bir düş'ün-adil bir yaşamın yakıcı isteği Yeni Gerçekçilik'in leitmotiv'i sayılır.Politik duruş ile estetik değerler arasındaki hassas dengeyi dönem koşullarına (hatta bazıları bugüne) göre oldukça iyi tutturan bir hareket bu.40lı yılların Nazi Almanyası'na karşı sokaklarda film çekmek zorunda kalan,harabe yapıların arasında zorlukla kayıt yapan bu usta yönetmenlere şapka çıkarmamak elde değil. En yetkin ve bilinen örneği 1948 tarihli Vittirio De Sica'nın Ladri Di Biciclette(bisiklet hırsızları)'tir. Rossellini'nin Roma,città aperta(roma,açık şehir)'sı , Sica'nın Umberto D. ve Sciuscia'sı, Luchino Visconti'nin The Leopard ve Death in Venice'i,İtalyan sinemasının mihenk taşlarından sayılan bu döneme ait kült yapımlardır.

*

Chabrol üstat,yeni dalganın kamera tekniklerini kullansa da alaycı tavrı bence italyan gerçekçiliğini doğru okumasıyla- basit ama sığ olmayan bir üsluba erişmesiyle sağlanmış.

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy