Arthur Miller - Cadı KazanıPROCTOR

- Orospu, evet, orospu bu kız! Surata bakın!
Bir çığlık da benim için atar şimdi!
Cadı der bana da!
Yattım, bayım, ben yattım bu kızla!
İnsan durup dururken adını kirletmez.
Bundan kuşkunuz olmaz herhalde.
Hayvanlarımın yattığı ahırda, sekiz ay kadar önce...
O günden sonra da olan oldu bana.
Bu kız, benim evimde hizmetçiydi, bayım.
İnsan bazen Allahı uykuda sanır, uyumaz oysa, Allah her şeyi, her şeyi görür.
Biliyorum artık bunu.
Yalvarırım bayım, yalvarırım, bu kızı olduğu gibi görün artık.
Karım, sevgili, iyi yürekli karım, olan bitenden biraz sonra bu kızı kapı dışarı etti, sokağa attı.
İşte içerlediği bu yalnızca, yediremediği bu kendine!
Onun için de, kalkmış şimdi...
Sayın başkan, beni bağışlayın, bağışlayın bu halimi!
Niyeti karımın mezarı üstünde benimle hora tepmek!
Hani olmayacak şey de değil bu, düşkünlüğüm yok değildi bu kıza.
Allah yardımcım olsun!
Düşkünlüğümü belli ettim ona, umuda kapıldı bundan.
Ama kahpece öç almak, onun bütün istediği bu.
Görün, böyle olduğunu.
Kendimi teslim ediyorum size, ne isterseniz yapın.
Ama, görün her şeyi olduğu gibi.
Görmezlik edemezsiniz artık.
Kendi onuruma teneke çaldım uluorta!
Kendimi kepaze ettim önünüzde!
Bana inanmazlık edemezsiniz artık, Bay Danforth.
Karım suçsuzdur, tek kusuru bir kahpenin kahpeliğini fark etmiş olmaktır.


Çevirenler: Sabahattin Eyuboğlu - Vedat Günyol

 

Arthur Miller’ın Ölümsüz Eseri “Cadı Kazanı”

Tiyatroya uzun yıllardır nitelikli eserler yayımlayarak hizmet veren Mitos Boyut yayınları, hem yeni eserler hem de tiyatronun klasikleşmiş yapıtlarını sunmaya aralıksız devam ediyor. Son olarak dram sanatının Amerikalı büyük ustası Arthur Miller’ın “Cadı Kazanı” adlı yapıtı, kitapçı raflarındaki yerini aldı. Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol’un nitelikli ve unutulmaz çevirisi ile genç kuşaklarda bu ölümsüz eserle tanışma fırsatı buldular.

Arthur Miller “Satıcının Ölümü”, “Bütün Oğullarım” ve “Cadı Kazanı” gibi önemli oyunları ile dünya tiyatro tarihinin en önemli isimleri arasına girmiştir. Özellikle oyunlarında Amerikan toplumunun görünmeyen, arka planda kalmış yaşamlarına eğilen yazar, kapitalizmin yıkıcı etkilerini, kimi zaman bir aile çerçevesinde kimi zaman ise belirli tarihsel örneklerden yola çıkarak, tüm topluma yayılan bir doğrultuda neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde göstermeye çalışmıştır. Amerikan rüyasının sonunu göstermesi dünya jandarmalığına soyunan bir toplumun kendi içerisinde yaşadığı çelişkileri ele alması, Miller’ı hep iktidarların korkulu rüyası olan bir yazar haline getirmiştir.

Oyun, 17. yüzyılda yaşanan Salem’deki cadı avlarını konu edinir. Olay 1692 yılında Salem’de bazı kişilerin kasabanın ileri gelenleri tarafından cadı oldukları düşünülerek idam edilmelerini konu alır. Miller’ın oyunda yansıttığı cadı avları ile asıl vermek istediği toplumsal panorama, ABD’de McCarthy döneminde yaşanan komünist avıydı. Amerika’da 1950’lerde ortaya çıkan ve giderek çekilmez bir hal alarak gelişen tatbikatlar ve soruşturmalar özellikle Amerikan karşıtı politika izleyen aydınlar üzerine sistemli olarak sürdürülüyordu. “Amerikan Aleyhtarı Faaliyetler Komitesi” komünizmle bir şekilde ilgisi olan ya da olabilecek olan aydınları takibe almıştı. FBI’ın arananlar listesinde olan Miller, bu baskıyı en şiddetli olarak hissedenlerin başında geliyordu. O yıllarda Amerikan toplumunun yerleşik değerlerine ve buna bağlı olarak kapitalizme ve kurumsal yapısına karşı tepkiler, Amerikan yönetimi tarafından “dinsizlik”, “ahlaksızlık”, “vatan hainliği” olarak nitelendiriliyordu.

Oyun yazarlarının sıklıkla başvurdukları bir yöntemi Miller da oyununda farklı kurgular deneyerek ortaya çıkarmış. Amerika’nın yaşadığı siyasal ve toplumsal sorunları Ortaçağ’daki bir olayla koşutluklar kurarak anlatma yolunu seçmiştir. Salem’deki toplumsal yapıda da Ortaçağ düşünce sisteminin bazı insanları şeytanla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle cadı olarak gösterme çabası, iktidarları elinde bulunduranların bu güçlerini kendi çıkarları uğruna nasıl kullandıkları ve yönlendirmede bulunduklarını göstermesi açısından önemlidir. Yazar kendi yaşadığı dönemin Amerikası’nda da suçsuz yere insanların yargılanmasını ve çeşitli yalanlarla iktidarın muhalefeti susturmasını gündeme getirmek istemiştir. “Cadı Kazanı” bu yapısı ile McCarthyciliğin bir eleştirisi olarak değerlendirilmektedir. Yazar oyunda cadılıkla suçlananların insanlık onurunu koruyabilmek için ölümü göze almış olduklarına vurgu yapar. İnsanlığa olan büyük inanç, bu olayla somutlanarak, hangi çağda olursa olsun, gerçeğin her zaman insanlık adına kazanacağı mesajı ile devam eder. Cadılıkla suçlanan insanlar üzerinden tüm topluma korku salınması ve sindirme çabasında bulunulması iktidarların her zaman gerçekleştirebilecekleri yöntemlerden sadece birisidir. Bu korku ve yıldırma, şekilsel olarak biçim değiştirse de içerik açısından aynı mantığın ürünüdür. Oyun bu yapısı ile sadece McCarthy dönemi Amerikası için değil, benzer politikaları yaşayan tüm ülkeler ve toplumlar için geçerliliğini sürdürmektedir. Özellikle Türkiye’de son dönemde yaşanan olaylar da bu yargıyı kanıtlar niteliktedir.

Miller “Cadı Kazanı” adlı oyununu korku toplumunun, toplumsal göstergelerinin ortaya çıkarılması için eleştirel gerçekçi bir perspektifle kaleme almıştır. Döneme ait yaptığı titiz incelemelerle oyunun temelini oluşturmuş, dramatik mantık gereği oyunda tarihsel olaydan farklı olarak bazı değişiklikler ortaya koymuştur. Olaylara bir tarihçi gözüyle değil bir oyun yazarı penceresinden baktığı için bu kurguya estetik yanlar katmayı ihmal etmemiştir.

Cadı Kazanı/ Arthur Miller/ çev: Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol/ Mitos Boyut Yayınları/ 2010/ 144 sayfa.

19/08 2010 Cumhuriyet Kitap ekinde yayımlanmıştır.