Bertolt Brecht

Yazdır

Reklamlar

Bertolt BrechtAsıl adı Eugen Bertolt Brecht 10 Şubat 1898’ de Augsburg’ da doğmuştur. Şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve kuramcısıdır. Başarılı oyunlarından başka kuramsal yazıları ve uygulamada getirdiği yeniliklerle de 20. yy tiyatrosuna yön vermiş öncülerdendir. Aristotelesçi olmayan Epik tiyatro anlayışıyla geleneksel tiyatronun sunduğu illüzyonu kıran ve tiyatroyu sosyal ve ideolojik bir foruma dönüştürmüş sosyalist tiyatro devrimcisidir.

Zengin bir aileden gelen Brecht, Augsburglu bir kağıt fabrikası müdürünün oğluydu. İçinde doğup büyüdüğü Augsburg, Kaiser Wilhelm döneminin başlarında küçük sanayisi hızla gelişen tam bir burjuva kentiydi. 1914-15'te Augsburger Neueste Nachrichten adlı gazetede ilk şiir ve düzyazılarını yayınlayan Brecht, edebiyata ve tiyatroya ilgi duymasına karşın, 1917'de liseyi bitirdikten sonra Münih'te tıp okumaya başladı. I. Dünya Savaşı'nın son yılında, 1918 sonbaharında askere alındı ve Augsburg'daki askeri hastanede sağlık görevlisi oldu. Brecht'in hastanede tanık olduğu sefalet, ölümüne değin kararlı bir şekilde sürdüreceği savaş karşıtı tutumunun temelini oluşturdu. Aynı zamanda kişiliği de, belli başlı yönleriyle bu yıllarda belirginleşti. Savaşın son yılında “Ölü Askerin Öyküsü” adlı bir şiir yazdı. Bu şiiri yıllar sonra, Naziler tarafından suçlanarak Alman yurttaşlğından atılmasına sebep oldu.

Brecht ilk oyunu 'Baal'i 1918'de yazdı. 1919-1920'de Volkswille adlı Augsburg gazetesinin tiyatro eleştirmeni olarak acımasız yazılar kaleme aldı. 1919–1923 arasında Münih'te tıp öğrenimini sürdürdü. Ama o günlerde daha çok yazarlar ve tiyatrocularla ilişki kuruyordu; bir süre de ünlü kabare sanatçısı Karl Valentin'in yanında çalıştı. 1920-1921'de Berlin tiyatro çevrelerinde tutunmaya çalıştıysa da başarı sağlayamadı. 1920'de annesinin ölümü üzerine tıp öğrenimini yarıda bıraktı, Münih'te yazarlıkla geçinmeye başladı. Tiyatro alanındaki ilk başarısını 'Geceyarısı Trampet Sesleri’ (Trommeln in der Nacht; 1922) oyunuyla kazandı. 1922'de Münih Oda Tiyatrosu'nda kendisinin sahneye koyduğu oyun, Kleist Ödülü'nü kazanmasını sağladı. Aynı yıl Marianne Zoff adlı bir tiyatro oyuncusuyla evlenen Brecht, 1923'te ‘Kentlerin Fundalığında’ (Im Dickicht der Stadte; 1921), 1924'te ‘İngiltere Kralı II. Edward'ın Yaşamı’ (Leben Eduards des Zweiten von England; 1924) adlı oyunlarının Münih Oda Tiyatrosu'nda sahnelenmesinden sonra, yazar Carl Zuckmeyer'le birlikte Max Reinhardt'dan aldığı öneri üzerine Berlin'e yerleşti. 1924'ten 1926'ya değin dramaturg olarak Max Reinhardt'ın yanında Deutsches Theater'de çalıştı. Helena Weigel ile de tanışan Brecht, onunla evlendi. Bu sırada Brecht'in oyunlarının çoğunda Weigel başroldeydi. Brecht'in tiyatro yaşamındaki yeni adımı Tiyatro yönetmeni Erwin Piscator ve besteci (yasak kelime kullandınız)Weill ile tanıştıktan sonra oldu. Adam Adamdır (Mann ist Mann 1924 -1926) adlı oyunu epik tiyatro anlayışının ilk denemesiydi. Epik tiyatro öğretici/düşünmeyi sağlayan bir tiyatro anlayışıdır. Bu anlayışa göre bir tiyatro oyunundaki olaylar dramatik bir biçimde canlandırılarak seyircinin sahnedeki olayla kendisini özdeşleştirmesini sağlamak yerine izleyiciye olayın dışında olduğu fark ettirilerek oyaşanan olay üzerine düşünmesi ve bu şekilde oyun izlerken öğrenmesini sağlamak gereklidir. Bu etkiye ise yabancılaştırma efekti adı verilir. Aristotelesçi tiyatrodaki dramatik canlandırma ile seyircinin sahnedeki kişiler ile özdeşleşmesi ve oyun sonunda yaşadığı arınma (katharsis) bu anlayışın eleştirdiği önemli noktalardan biridir. Epik tiyatronun amacı düşündürmek izleyicinin aklını kullanarak bir karara varmasını ve harekete geçmesini sağlamaktır.

Brecht'in ilk dönem oyunları, dışavurumcu tiyatro anlayışı doğrultusundaydı. Henüz belirgin bir siyasal çizgisi olmayan bu yapıtlarda, Brecht'in daha sonra geliştireceği yeni tiyatro kuramının izleri de görülmüyordu. Ama orta sınıf kültürünü yakından tanıyan Brecht, daha bu ilk yapıtlarında bile burjuva değerlerine karşı çıkmıştı. Örneğin balad türündeki ilk şiirlerinde, burjuva değerlerine duyduğu tiksintiyi, toplum dışı kişilere beslediği yakınlığı dile getirmişti. İlk oyunu Baal'in kahramanı da bu türden ayyaş, serseri bir şairdi. Topluma uyum sağlayacağına ölmeyi yeğleyen, toplum dışı bir kişinin canlandırdığı oyun, arada şarkılarla bölünmüştü; art arda dizilmiş birbirinden bağımsız sahneleri ve genelde ağır basan lirik üslubuyla daha çok balad türüne yaklaşıyordu. 'Baal'de yer alan ve oyunun akışıyla doğrudan ilgili olmayan, kendi başlarına birer şiir niteliği taşıyan ‘Büyük Ball Korali’ (Choral vom grossen Ball) ve ‘Boğulan genç kız baladı’ nı ('Ballade vom ertrunkenen Maedchen) Brecht sonradan ilk dönem şiirlerini bir araya topladığı 'Dua Kitabı' (Hauspostille; 1927) adlı kitabına aldı.
Brecht 1926-27'den sonra diyalektik maddecilikle yakından ilgilendi. Brecht fırsat eşitliğinden, dünyanın değişmesinden ve adaletli bir düzenin kurulmasından yanaydı. Marxist dünya görüşü doğrultusunda böylesine bir dönüşümün gerçekleşeceğine inanıyordu. Ona göre Tiyatro bu amaca ulaşmak için etkili araçlardan biriydi. Bir yandan üniversitede Karl Korsch'un derslerine katılırken (1932-1933) bir yandan da o yıllarda Berlin'de bulunan yönetmen Erwin Piscator'la birlikte çalıştı. Piscator'la yaptığı işbirliği, kafasında yeni bir sahneye koyma anlayışının, yeni bir dramaturji görüşünün belirginleşmesine yardımcı oldu. 1927'de yazdığı ' Adam Adamdır' (Mann ist Mann) bu doğrultudaki ilk oyunuydu. Burada ilk kez, daha sonraki oyunlarında sık sık karşılaşılacak olan 'parabol' (mesel) biçimini kullanmıştı. Hmal Galy Gay'in bir gecede emperyalist bir askere dönüştürülmesini anlatan oyun, bir tez ve bu tezin doğrulanması biçiminde yazılmıştı. Brecht'in bundan sonraki yapıtı ' Üç Kuruşluk Opera' (Dreigroschenoper; 1928), ona dünya çapında ün sağladı. Oyunda, yeni geliştirmekte olduğu epik tiyatro anlayışı doğrultusunda, izleyicilerin kendilerini oyuna kaptıramamalarını ve olaylar karşısında eleştirel bir tutum alarak kapitalist burjuva düzeninin gerçeklerini anlamalarını amaçlıyordu. 18. Yüzyıl İngiliz yazarı John Gay'in 'Dilenci Operası’ (The Beggar's Operası) bir uyarlaması olan oyun, apaçık bir toplumsal eleştiri getiriyorsa da, siyasal eğiliminde henüz bir bütünlük yoktu. Brecht, ancak ilerde yazacağı ' Beş Paralık Roman 'da (Dreigroschenroman; 1934) devrimci eğilimlerini daha belirgin bir biçimde ortaya koyacaktı. Berlin'deki 'Schiffbauerdamm Tiyatrosu'nun açılış oyunu olarak seçilen 'Üç Kuruluşluk Opera', Brecht'in yönetmenlik yapmasının yanı sıra, ilk kez sahneye çıkan Lotte Lenya (Kurt Weil'in karısı) ve Ernst Busch gibi oyuncularıyla da büyük ilgi topladı.
‘Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü’nde (Aufstieg und Fall der Stadt Mahagonny; 1928) 'Üç Kuruşluk Opera' gibi, Brecht'le besteci (yasak kelime kullandınız)Weil'ın işbirliği sonucunda ortaya çıkmış başarılı bir müzikli oyundu. Bu ikinci operasında Brecht, artık görüşlerini somutlaştırarak kapitalist toplumun olumsuz bir ütopyasını sergiliyordu. Her iki oyunun ulaştığı başarı da, (yasak kelime kullandınız)Weil'ın, bütün opera ve senfonilerine karşı olan halka yakın ve caz öğeleriyle karışmış 'karşıt-müzik'inin etkisi de büyüktü. Brecht, bütün dünya gibi Almanya'yı da sarsan Büyük Bunalım'ın etkisi altında, ekonomik ve toplumsal sorunlara ancak Marksist öğretinin çözüm getirebileceği inancıyla, 1930'dan başlayarak bir dizi 'öğretici oyun' (Lehrstück) yazdı. Kuru, kışkırtıcı, akılcı bir üslubu benimsediği ve soyut bir dil kullandığı bu yapıtlarında artık Weil'ın ince alaylı, yergici müziğinin yerini de Eisler'in müziği almıştı. En önemlileri ' Önlem' (Die Massnahme; 1930), ‘Kuralla Kural Dışı’ ('Die Ausnahme und die Regel; 1930) ve ‘Evet-Diyenlerle Hayır-Diyenler’ (Der Jasager und der Neinsager; 1930) olan bu oyunlarda Brecht, doğru olanı göstermek yerine, çeşitli olasılıkları deneme yolunu seçmişti. Ama kısa sürede bu tür soyut tartışmalardan uzaklaştı ve siyasal tutumunu doğrudan ortaya koyduğu bir yolda yürümeye başladı. Böylece, her ikisinin müziklerini de Eisler'in yaptığı iki oyunla, ' Jeanne d'Arc Duruşması' (Die heilige Johanna der Schlachthöfe; 1929–1930) ve Maksim Gorki'nin romanından uyarladığı ' Ana ' (Mutter; 1932) ile birlikte Brecht'in öğretici oyunları da yeni bir aşamaya giriyordu.
Brecht artık sorunları soyut düzeyde ele almıyordu; eylem iki insanın yazgısı çevresinde gelişiyordu. Almanya'nın o yıllarda iyice bozulan siyasal dengesi, yalnız düşünce düzeyinde mücadele vermenin anlamsızlığını ortaya koymuştu. Berlin Radyosunda ancak bir kez radyo oyunu olarak yayınlanabilen 'Jeanne d'Arc'ın ardından Brecht'in senaryosunu yazdığı, yönetmenliğini S. Dudow'un yaptığı 'Die kuhle Wampe' (1932) adlı film de yasaklandı. Brecht 1933 yılında Almanya'yı terk etti. İlk önce İsviçre'ye daha sonra Danimarka'ya gitti. Burada 1933 yılına kadar kaldı ve Tak Tik (Die Rundköphe und Die Spitzköpfe;1931–1934), Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti (Furcht und elend des Dritten Reiches 1935–1938),Cesaret Ana ve Çocukları (Mutter Courage und Ihre Kinder 1938–39) gibi her biri birer baş yapıt olan oyunlarını yazdı. 1941'de de Moskova ve Vladivostok üzerinden ABD'ye gitti.
Hollywood yakınlarındaki Santa Monica'ya yerleşen Brecht orada L. Feuchtwagner, A. Huxley, W.H. Auden, H. Eisler, P. Dessau, H.H. Mann ve E. Piscator'la buluştu. Charlie Chaplin'le dostluk kurdu. Chaplin'in pandomime dayalı gösteri sanatı, onun tiyatro anlayışı üzerinde çok etkili oldu. Film çalışmaları da yapan Brecht'in yalnızca bir tek senaryosu, Fritz Lang'la birlikte hazırladıları 'Cellatlar da Ölür' (Hangmen Also Die) 1934'te filme çekildi. Bunun dışında oyunları pek tutulmadı. Tiyatro anlayışı, Broadway oyunlarıyla koşullanmış Amerikan seyircisine ters gelmişti. 1947'de Washington'daki, Amerika'ya Karşı Etkinlikleri Soruşturma Komitesi tarafından Komünist Parti'yle ilişkileri konusunda sorguya çekilen Brecht, bir yıl sonra ABD'den ayrıldı. Brecht daha sonra Alman Demokratik Cumhuriyeti Yöneticilerinin çağrısı üzerine Doğu Berlin'e yerleşti ve 1948 de içlerinde eşi Helena Weigel'in de bulunduğu arkadaşlarıyla Berliner Ensemble adlı tiyatro topluluğunu kurdu. Bu tiyatro topluluğu kuramsal çalışmaları ve sahnelediği çok başarılı oyunlarıyla dünya çapında ün kazandı. Brecht'in sürgün yıllarında ortaya çıkan bir başka önemli oyunu da, genç bir mesel biçiminde olan ' Sezuan'in İyi İnsanı' ydı. (Der gute Mensch von Sezuan; 1953). Dünyanın yeterince iyi olup olmadığını araştırmak için yeryüzüne gelen üç Tanrı oyunun sonunda, dünyayı değiştirmek zorunda kalmamak için, bu sefalet ve yoksulluğun ortasında insanoğlunun iyi olamayacağını görmezden geliyorlardı. Brecht, içinde yaşanan düzende, hem iyi insan olmanın, hem de insan onuruna yaraşır bir biçimde yaşamanın olanaksızlığını sergiliyordu.
Geçmişteki dogmatik öğretici tiyatrosunun yerini, artık oyunun sonunu açık bırakarak izleyiciye belirli sorular yönelten ve onu belirli düşünceler yönünde harekete geçiren bir tiyatro almıştı. Bu oyundaki, kişiliğin ikiye bölünmesini Brecht, daha önceki yıllarda yazdığı ' Anna'nın Yedi Ana Günahı ' (Die sieben Todsünden; 1933) adlı bale oyununda da kullanmış, insanlığı koruyan güçsüz ve yoksul Anna II'nin karşısına, ekonomik açıdan başarılı, ama insan olarak çökmüş Anna I'i koymuştu.
Brecht tiyatro ve estetik üzerine kuramsal kitaplar da yazmıştır. Aristotelesçi olarak adlandırdığı tiyatronun katharsis (arınma) anlayışını eleştirmiştir.
Bertolt Brecht 14 Ağustos 1956’da Berlin’ de ölmüştür.