ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, Apr 18th

Son Guncelleme08:18:06 AM GMT

Nerdesin: Türk Edebiyatı Tanzimat Edebiyatında Şiir


Tanzimat Edebiyatında Şiir

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Tanzimat Edebiyatında Şiir

Konulardaki büyük değişikliğe karşın, Tanzimat şiiri teknik bakımdan Divan şiirinden çok ayrılamamıştır. Hece ölçüsüne verilen yer artmış da olsa daha çok aruzkullanılmıştır. Yeni nazım biçimlerinin yanında Divan nazmının özellikle gazel, terkib- i bent, kıta biçimleri ve edebi sanatları da görülmektedir.Tanzimat dönemi şairleri dili yalınlaştırmaya çalışmış, konuşma dili ve anlatımına yönelmişlerdir. Biçim bakımından olduğu kadar, konu bakımından da eski şiirdenuzaklaşmaya çalışmışlardır. Özellikle Tanzimat'ın Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa'dan oluşan ilk kuşağının şiirlerinde uygarlık, hak, adalet, yasa, özgürlük, vatangibi toplumsal konular ağır basar. İkinci kuşağın Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit gibi önde gelen şairleri ise Tanrı, madde, ruh gibi fizik ötesi konulara yönelerek bu konuları ikinci plana atmışlardır.

 

 Tanzimat Dönemi şiirinin en önemli temsilcisi kimdir?

Tanzimat döneminde yeni şiirin ilk temsilcisi olan Şinasi (1826-1871), Fransa'ya gitmeden önce klâsik kasideler yazmıştır. Fakat Fransa'dan döndükten sonra kasidedebiçim açısından değişiklikler yapmış, ayrıca toplumsal kavramlara yer vermiştir. Artık şiirleri duygusallıktan yoksundur, akılcılık öne çıkmıştır. Bu yönüyleŞinasi Tanzimat'tan sonraki edebiyatımızda akılcılığın öncüsü olarak yerini almıştır.Şinasi konuşulan Türkçe ile yeni bir şiir dili yaratmayı amaçlamışsa da bunda başarılıolamaz. Ancak bu konuda öncülük etmesiyle, batılı Türk edebiyatının oluşmasına katkılarıyla önem kazanmıştır.

 Ziya Paşa (1829-1880); Tanzimatla birlikte gelen yeniliklere düşünce olarak bağlıdır. Ancak uygulamada eskiye bağlı olduğu görülür. Uzun manzum önsözünden dolayı 1874'te yayımladığı Harâbât adlı, antolojisi ile eski edebiyatın propaganda-sını yapmakla suçlanır. Gerçekten de hece ile yazdığı birkaç şiir bir yana bırakılırsa, Ziya Paşanın şiirleri biçim bakımından Divan nazmına bağlıdır. 

Namık KemalNamık Kemal (1840-1888) ise yeniliğe hem düşünce yönüyle bağlıdır, hem de uygulama yönüyle. Edebiyatımızın batılılaşmasını yürekten savunmuş; bütün edebîtürlerde eser vermiştir. "Toplum için sanat" anlayışıyla "özgürlük, vatan, yasa, hak, adalet, ahlâk" konularını işlemiştir. Şiirlerinde kimi zaman yeni, kimi zaman da biraz eskibiçimleri kullanır. Vâveylâ, Hilâl-i Osmanî gibi kimi şiirlerinde dil, konuşma diline yaklaşmıştır.

 Tanzimat'ın ikinci kuşağındaki şairler toplum için sanat formülünden vazgeçmiş;"sanat için sanat" anlayışına yönelmişlerdir. Bunda 1880'den sonra kendini iyiden iyiye gösteren romantizmin olduğu kadar, II. Abdülhamit yönetiminin baskıcı politik koşullarının da etkisi vardır.Tanzimat şiirinin ikinci kuşağından önde gelen iki şairden biri Recaizâde Ekrem(1847-1914) dir. Ekrem bütün türlerde eser vermiştir. R. Ekrem, şiirin tek amacının güzellik olduğunu düşünür. Çünkü ona göre şiir ahlâka, mantığa uymak zorunda değildir. Ama ahlâka aykırı da olamaz. Güzel olan her şey şiirin konusunu oluşturabilir.Şiiri bir bütün olarak gören R. Ekrem, hem içeriğe hem biçime büyük önem verir. Biçimde"müzeyyen" i, yani süslü olanı yeğler. Şiirin konuşma dilinden ayrı, kendine özgü bir dile sahip olduğunu öne sürer. Onun bu düşüncesi, ilerde Servet-i Fünündilinin konuşma dilinden uzaklaşmasına yol açar. Ancak Ekrem, kuramcı olarak öne sürdüklerini gerçekleştiremez. Bu nedenle edebiyattarihine iyi bir sanatçı olarak değil, iyi bir kuramcı olarak geçer.

Ekrem, divan nazmından vazgeçmese de yeni nazım biçimlerini dener.

 R. Ekrem'e göre ölçü (vezin) içeriğe uygun bir ahenkte olmalıdır. Başka bir deyişle, ölçünün müzik yönüyle değerlendirilmesi gerekir.Ekrem'in izlediği başlıca konular aşk ve doğadır. Ayrıca kadın, Türk şiirinde gerçek değerini Ekrem ile bulur. Böylece Türk şiirine ilk kez aile yaşamı girmiş olur.Fransız romantiklerinin etkisi altında kalmıştır. Bu yüzden şiirleri melânkolik bir havadadır. Yaşadığı acılar da buna eklenince, ünlü bir mersiye (ağıt) şairi oldu.Şiirin yalnızca nazıma özgü olamıyacağı düşüncesiyle "mensur şiir" biçimini ortaya koydu.

 

Tanzimat'ın ikinci kuşağında yer alan Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937), batılılaşma hareketinde en önde giden şairlerdendir. Batı şiirinde gördüğü, Türk şiirindeolmayan özellikleri hemen uygulamaya geçmiştir. A. Hamit'in en çok işlediği konular "aşk" ve "doğa" dır. Doğa, Divan şiiirindebir motifken, Tanzimat'ın ilk kuşağında tasvir malmezesi olarak kullanılmıştır. Ancak Hamit için duygu ve düşünceye seslenen, psikolojik ögelerle bir araya getirilenönemli bir konu olmuştur. Hamit'in şiirlerinde "ölüm" konusu geniş bir yer tutar. İlk eşi Fatma Hanım'ı yitirdiktensonra yazdığı Makber, Ölü, Hacle gibi şiirlerinde ölümün verdiği acıyı, ölüm ve öteki fizikötesi sorunlarla ilgili düşünceleri işler. Sonunda aklın evrenin gizleriniçözmede yetersiz olduğu sonucuna vararak, Tanrı'ya, dine bağlanır. Onun şiirlerinde az da olsa toplumsal ögeler bulunur. Bunlar kimi toplumsal aksaklıklar(Garam, Bir Sefile'nin Hasbıhâli) ve vatanî duygular (İlhâm-ı Vatan)dır. Ancak onun hem fizikötesi düşünceleri, hem de toplumsal sorunlarla ilgili düşünceleri yansıtışı düzensizdir.

 

Hürriyet Kasidesi'nden.....

Ne mümkün zulm ile bîdâd ile imhâ-yi hürriyyetÇalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyyetten Gönülde cevher-î elmâsa benzer cevher-î gayretEzilmez şiddet-î tazyîkten te'sîr-i sikletten Ne efsun-kâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyetEsîr-î aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten Senindir şimdi cezbî kalbe kudret setr-i hüsn etmeCemâlin tâ ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten Ne yâr-î cân imişsin âh ey ümmîd-i istikbâlCihânı sensin âzâd eyleyen bin ye's ü mihnetten Senindir devr-i devlet hükmünü dünyâya infaâz etHüdâ ikbâlini hıfz eylesin her türlü âfetten Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlarUyân ey yâreli şîr-î jiyân bu hâb-ı gafletten .....

Namık Kemal

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy