ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Saturday, Nov 01st

Son Guncelleme07:55:56 PM GMT

Nerdesin: Türk Edebiyatı Ziya Paşa


Ziya Paşa

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Ziya Paşanın Hayatı

 

1825 te İstanbul'da doğdu. Galata Gümrüğü'nde katiplik yapan Erzurum'un İspir ilçesinden Ferideddin Efendi'nin oğludur. Bayezit Rüşdiyesi'ni bitirdi. Özel derslerle Arapça ve Farsça öğrendi. Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi'nde çalıştı. 1855′te Mustafa Raşid Paşa aracılığıyla sarayda Mabeyn Katipliği'ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Ali Paşa sadrazam olunca saraydan uzaklaştırıldı.

1861′de Kıbrıs, 1863′te Amasya Mutasarrıfı ve Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye üyesi oldu. 1865′te Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne katıldı. Yeniden Kıbrıs'a atanınca 1867′de Namık Kemal ile birlikte Londra'ya kaçtı. Birlikte Yeni Osmanlılar'ın yayın organı olan Hürriyet gazetesini yayınladılar. sonra 1871′de İstanbul'a döndü.

Ziya Paşa1872-1876 arasında Şuray-ı Devlet üyeliği ve maarif müsteşarlığı yaptı. Anayasayı hazırlayan Kanun-i Esasi adlı kurumda görevlendirildi. Birinci Meşrutiyet'in ilanından sonra 1877′de vezir rütbesiyle önce Suriye Valiliği'ne ardından Adana Valiliği'ne atandı. 17 Mayıs 1880′de Adana'da yaşamını yitirdi. Paris'te bulunduğu yıllarda çeviriler de yapmıştır.

Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi'yle birlikte, Tanzimat'la başlayan "Batılılaşma" hareketinin etkisinde gelişen Batılılaşma Dönemi Türk edebiyatının ilk aşamasını oluşturan üç yazardan biridir. Padişaha ve Reşid Paşa'ya kasideler yazmıştır. 1859′da yazdığı "Terci-i Bend" şiiriyle tanınmıştır. Hece ölçüsü ile yazılmış birçok şarkısı dışında, Divan şiiri geleneğine bağlı kalmıştır.

 


Ziya Paşanın Edebi Kişiliği



Devlet kademelerinde önemli görevlerde bulunan Ziya Paşa, Konya ve Adana valiliği yapmıştır. Hem şiir, hem de düzyazı türlerinde eserleri olan sanatçı, düşünceleri ile yenilikçi olmasına karşın eserleri ile eskiye (Divan şiiri geleneği) bağlıdır. Divan şiirinin biçim ve kurallarına uygun, oldukça başarılı lirik şiirleri vardır. Hece ölçüsüyle yazdığı birkaç şarkının dışındaki şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Terkib-i bent ve terci-i bent türündeki şiirleri önemlidir. Gazel, kaside gibi türlerde şiirleri vardır. Onun bazı dizeleri özdeyiş olarak günlük yaşamda kullanılmaktadır. Harabat adlı şiir kitabı Divan şiiri antolojisi niteliğindedir. Ziya Paşa 1868′te yayımladığı Şiir ve İnşa adlı makalesinde, gerçek Türk edebiyatının Halk edebiyatı olduğunu belirtir. Altı yıl sonra yayımlandığı Harabat'ın önsözünde bu görüşünden vazgeçerek Halk edebiyatını küçümser. Şiirlerinde Arapça, Farsça tamlamalarla yüklü bir dil kullanır. Şiirleri, Eşar-ı Ziya ve Külliyat-ı Ziya Paşa adıyla yayımlanmıştır. Terkib-i bentinde sosyal yaşamdaki aksaklıkları eleştirir. Terci-i bent adlı şiirinde ise dini ve felsefi konuları ele alır. Zafername adlı uzun şiiri siyasi rakibi Ali Paşa'yı eleştirmek için yazdığı önemli bir hiciv örneğidir. Hürriyet gazetesini çıkarmıştır; Defter-i Amal, Rüya düzyazı türündeki eserleridir. Rousseau'nun Emile adlı eserini Türkçeye çevirmiştir.



Ziya Paşanın Eserlerinin Özellikleri


Eserlerinde 2. Abdülhamit yönetimine karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu. Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını istedi, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu. Şiirlerinde divan şiir biçimlerini kullandı ama içerikte hak, adalet, uygarlık, hürriyet gibi temaları işledi. "Terci-i Bend" ve "Terkib-i Bend" isimli iki şiirinde ise insanın yargısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı'nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durdu. 1874-1875′te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini "Harabat" adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı. 17 Mayıs 1880′de Adana'da yaşamını yitirdi.

 

O Bir Jön Türk


1865'te Meşrutiyet yanlısı Yeni Osmanlılar Jön Türk Cemiyetine girdi. İkinci kez Kıbrıs mutasarrıflığına atanınca, Mustafa Fâzıl Paşa'nın çağrısı üzerine, Namık Kemal'le birlikte 1867'de Paris'e kaçtı. Daha sonra Londra'ya geçti. M. Fâzıl Paşa'nın sağladığı imkanlarla, Namık Kemal'le birlikte 1868'te Hürriyet gazetesini çıkardı. M. Fazıl Paşa merkezi yönetimle anlaşıp, yardımlarını kesince, 1870'te Cenevre'ye geçti. Namık Kemal, Agâh Efendi, Ali Suavi ve öbür arkadaşlarıyla Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin yönetiminde görev aldı. Âli Paşa'nın ölümü üzerine 1871'de İstanbul'a döndü. 1876'da Maarif Nezareti müsteşarlığına atanmasına kadar birçok görevde bulundu. Namık Kemal'le birlikte Kanun-i Esasî Encümeni'nde çalıştı. 1877'de Suriye valiliğine gönderildi. Daha sonra Adana valiliğine atandı. Burada görevdeyken 17 Mayıs 1880'de öldü.

Ziya Paşa, Namık Kemal ve Şinasi'yle birlikte, Tanzimat'la başlayan Batılılaşma hareketinin etkisinde gelişen Batılılaşma Dönemi Türk edebiyatının ilk aşamasını oluşturan üç yazardan biridir. Padişaha ve Reşid Paşa'ya kasideler yazmıştır. 1859'da yazdığı "Tercî-i Bend" şiiriyle tanınmıştır. Hece ile yazılmış birkaç şarkısı dışında, Divan şiiri geleneğine bağlı kalmıştır.Paris'te bulunduğu yıllarda çeviriler de yapmıştır.


Kendisiyle Çelişme

1868 'de Hürriyet'te yayımladığı ünlü "Şiir ve İnşa" makalesinde, Türk edebiyatının çağdaş bir düzeye erişmesini, gerçek Türk edebiyatı olan halk edebiyatının bu yenileşmede temel alınması gerektiğini savunmuştur. 1874'te çıkardığı Harâbat adlı antolojisinin önsözünde ise halk edebiyatını küçümseyerek Divan edebiyatını övdüğü görülür. Bu görüş, diğer pek çok görüşü gibi, tarihi birikimi inkar eden batıcı aydınların düştüğü sıradan çelişkilerden biridir.Türkiye sonraki dönemlerde yerli kaynaklara dayalı değişerek devam etmek fikrine ulaşmıştır. 

 

Ziya Paşanın Eserleri

 

DEFTER-İ AMAL: Ziya Paşa; anı; Jean Jacque Rousseau'nun "İtiraflar" adlı eserinden etkilenerek yazmıştır; batılı anlamda anı türünün ilk örneklerindendir; yazarın çocukluk anılarını anlattığı bir eserdir; yarım kalmış bir eserdir...


EMİLE: Ziya Paşa; düzyazı; Jean Jacque Rousseau'dan Türkçeye çok güzel bir dille çevirdiği bir eserdir...

ENGİZİSYON TARİHİ: Ziya Paşa; tarih; çeviri bir eserdir...

EŞAR-I ZİYA: Ziya Paşa; şiir kitabı; şairin kendi yazdığı şiirlerinin bulunduğu bir şiir kitabıdır; bu eser şairin ölümünden sonra yayınlanmıştır...

HARABAT MUKADDİMESİ: Ziya Paşa; Harabat'ın önsözü olan bu makale, bizde ilk edebiyat tarihi taslağı sayılır. Ziya Paşa'nın burada verdiği hükümlerin yanlış ve eksik tarafları, bilgi hataları ilk önce Namık Kemal'in hücumlarına uğramıştır...

HARABAT: Ziya Paşa; antoloji; Türk edebiyatının ilk antoloji eseridir; Türk, Arap ve Fars edebiyatından seçme şiirlerin yer aldığı bir divan şiiri antolojisidir; ayrıca yazar bu eserin başına bir önsöz koyarak Şiir ve İnşa makalesindeki düşüncesini değiştirerek gerçek edebiyatın Divan Edebiyatı olduğunu savunmuştur...

RÜYA: Ziya Paşa; mülakat ( röportaj ); edebiyatımızdaki mülakat türündeki ilk eseridir; karşılıklı konuşmalar biçiminde yazmıştır; yazar eserinde çocukluk anılarını anlatmıştır; ayrıca yine bu eserinde Sadrazam Ali Paşa'yı eleştirmiş, onun kötü bir yönetim göstermesinden ötürü görevden alınması gerektiği üzerinde durmuştur...

ŞİİR VE İNŞA: Ziya Paşa; makale; yazar bu eserinde, Halk şiirinin bizim gerçek şiirimiz olduğunu söylemiş ve Divan şiirini eleştirmiştir...

ZAFERNAME: Ziya Paşa; eleştiri; nazım-nesir karışımı bir eserdir; şair bu eserinde, dönemin sadrazamı olan Ali Paşa'yı eleştirmek için yazmıştır; mizahi yönleri bulunan bu eser "kaside, tahmis, şerh" olmak üzere üç bölümden oluşur; önemli bir hiciv örneğidir...

 

Ziya Paşanın Sözleri

 

- İdrak-i maali bu küçük akla gerekmez. Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.
- Her şahs-ı harimi Hak'a mahrem mi sanırsın. Her tac giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın.
- Dehri arasan binde bir adem bulamazsın. Adem görünen harları adem mi sanırsın.
- Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
- Sadık görünür kısvede erbab-i hiyanet. Murşid sanılır vehlede eshab-i delalet.
- Pek rengine aldanma felek eski felektir. Zira feleğin meşreb-i na-sazı dönektir.
- Allah'a sığın şahs-ı halimin gazabından. Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.
- Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm. Şirin dahi kasd etmesi cana gülerektir.
- Bed-asla necabet mi verir hiç uniforma. Zer-dûz palan ursan eşek yine eşektir.
- Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde. İşret, güher-i ademi temyize mihenktir.
- Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir. Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.
- Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz. Birkaç kuruşu mürtekibin cayi kürektir.
- Sirkat çoğalıp lafz-ı sadakat modalandı. Namus tamam oldu hamiyyet yeni çıktı.
- Sadıkları tahkir ile red kaaide oldu. Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı.
- Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi. Hainlere amma ki riayet yeni çıktı
- İslam imiş devlete pa-bend-i terakki; Evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı.
- Vefasızın meclisinde bade içilmez.
- Zannetmeyin ki ben Amasya'da paşalık yaptım; Gördüğüm yetimleri babalık yaptım.
- Kalkın ey Fellah-ı Vatan dediler, kalktık; Herkes oturdu biz ayakta kaldık
- Fellah-ı Vatan:Vatan-ı kurtarıcılar
- İç bade güzel sev var ise akl-u şuurun; Dünya var imiş ya ki yok olmuş ne umurun.
- Bi-baht olanın bağına bir katresi düşmez; Baran yerine dürr-ü güher yağsa semadan.
- Afv ile mübeşşer midir eshab-ı meratib;Kanun-i ceza acize mi has demektir.

Cevaplar (1)Add Comment
Lale

Harabat Mukaddimesi


yazar Lale, Ekim 18, 2010
Ziyâ Paşa'nın (ö. 1880) klasik Türk, Fars ve Arap şiiri için düzenlediği antoloji.
Ziyâ Paşa, yıllar boyunca seçip topladı­ğı İslâmî edebiyatın üç büyük diliyle yazıl­mış şiirleri kendisine bütün ikbal kapıla­rının kapandığı, üzüntü ve hastalıkları ile bir köşeye çekilmiş bulunduğu bir za­manda düzene sokarak üç cilt halinde ya­yımlamıştır (İstanbul 1291-1292). Eserin başına ayrıca edebî görüşlerini belirten mesnevi şeklinde 795 beyitlik bir man­zum mukaddime ilâve etmiştir.

Bu geniş kapsamlı antolojide metinler nazım şekillerine göre tertip edildiğin­den I. cilt sadece kasidelere ayrılmıştır. Burada yirmi iki şairin Türkçe, otuz sekiz şairin Farsça, otuz yedi şairin Arapça ka­sideleri bulunmaktadır. Eserde şiirlerine yer verilen şairler mahlaslarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır. Bir şairin bir­den fazla kasidesi alınmışsa birkaç istis­na hariç bunların kafiyelerine göre tertip edilmesi yoluna gidilmiştir. Arap şairle­rinden bir kısmı isimleri, bir kısmı da künyeleriyle şöhret bulduğundan bunların sıralanmasında bazan kaçınılmaz tertip­sizliklere düşülmüştür. I. ciltte Ziyâ Pa­şa'nın kendisiyle beraber Hakkı, Nevres ve Kâzım Paşa'dan başka çağdaşı diğer Türk şairlerinden örnek vermeyişi dikkat çekmektedir. II. Cilt, kaside ve mesnevi dışında kalan çeşitli nazım türlerindeki şiirlerden oluşmaktadır. Türkçe ve Fars­ça şiirler "terkîbât, tercîât, tesdîsât, tahmîsât, kıtaat, rubâiyyât, gazeliyyât, ebyât" olmak üzere sıralanmış, Arapça şiir­ler de "mukattaât, gazeliyyât, ebyât" başlıkları altında toplanmıştır. Burada 393'ü Türkçe, 374'ü Farsça, 345'i Arap­ça toplam 1112 şiir seçilmiş bulunmak­tadır. Arapça şiirlerdeki istisnalar dışın­da bu ciltte de şair adına göre alfabetik sıralamaya uyulmuştur. Bu kısımda Ziyâ Paşa'nın kendilerinden örnekler aldığı çağdaşı şairler Şeyhülislâm Arif Hikmet, Cevdet Paşa, Hersekli Arif Hikmet, Yeni­şehirli Avni Bey, Leskofçalı Galib, Kâzım Paşa. Mahmud Nedim Paşa. Yûsuf Kâmil Paşa ve Osman Nevres Efendi'dir. Nâmık Kemal'den ise sadece heveskârlık çağın­da yazdığı üç beyitle bir gazele yer veril­miştir. Antolojinin III. cildi, yine mahlas­lara göre bir tertiple mesnevilerden ya­pılmış seçmeleri ihtiva etmektedir. Bu ciltte on yedisi Türkçe, otuz altısı Farsça olmak üzere toplam elli üç eserden ör­nekler bulunmaktadır.

Hârâbat çift sütuna dizilmiş, büyük ebattaki toplam 1227 sayfalık hacmi ve Türk, Fars, Arap edebiyatlarından bir ara­ya getirdiği seçkin örneklerle Tanzimat'­tan sonraki yılların en geniş kapsamlı an­tolojisidir. Ziyâ Paşa, yerine getirdiği bu hizmetle isminin ebedîleşeceğine ve ese­rinin şiir heveslilerine yol göstereceğine inanır. Hârâbat'ın en önemli yönünü, bir bakıma edebiyat tarihi mahiyetini taşı­yan, küçük bir eser kabul edilebilecek ka­dar uzun mukaddimesi teşkil eder. Bu mukaddime şiir sanatı ve Türk edebiyatı hakkında devrine göre çok önemli ve dik­kate değer görüşler taşımaktadır. Dokuz bölüme ayrılan mukaddimede tevhid, münâcât ve na'ttan sonra "Sebeb-i Tertîb-i Hârâbat" bölümünde Ziyâ Paşa eserini hazırlamaktaki gayesini, kendisinin şiire nasıl başlayıp bu yolda nasıl yetiştiğini, antolojisinde nasıl bir usul takip ettiğini ve eserine neden Hârâbat adını verdi­ğini anlatır. "Meşrut u Ahvâl-i Şâiri" bö­lümünde şiir ve şairlik hakkındaki dü­şüncelerini belirttikten sonra, "Ahvâl-i Eş'âr-ı Türkî" ve "Ahvâl-i Şuarâ-yı Rûm" bölümlerinde Osmanlı şiirinin zaman için­de geçirdiği merhaleler ve gelişme saf­halarına dair görüşleriyle edebî zümre­ler ve zihniyetleri temsil eden çeşitli şair­ler hakkındaki tesbit ve değerlendirme­lerini ortaya koyar. Osmanlı Türkçesi ve edebiyatının Çağatay Türkçesi ile olan münasebetine işaret etmesi yanında Ça­ğatay edebiyatından şiir örneklerine yer vermesi Harâbât'ın ayrıca dikkat çeken bir tarafıdır. Ziyâ Paşa, divan şiirindeki tekâmülü anlatırken Ahmed Paşa, Necâtî Bey. Zatî, Bakî, Fuzûlî, Nâbî, Nefî, Şey­hülislâm Yahya, Şeyhülislâm Bahâî Mehmed Efendi, Nedîm, Şeyh Galib, Râgıb Paşa ve Keçecizâde İzzet Molla'ya kadar uzanan çizgi üzerindeki şairleri överek yüceltir. Ayrıca divan şiirinin edebî dil, nazım tekniği, geçirdiği tekâmül devre­leri ve edebî zümreler bakımından özet şeklinde bir tarihçesini yapar. Ziyâ Paşa'­nın buradaki görüş ve değerlendirmeleri kendinden sonraki müellifler tarafından uzun süre tekrarlana gelmiştir.

Ziyâ Paşa, 1860'lardan sonra Türk şii­rinde kendini gösteren yenileşme hare­ketinden mukaddimede hiç bahsetme­diği gibi antoloji kısmında bununla ilgili örneklere de yer vermemiştir. Bu sebep­le Harâbât'ın gayesi eski şiirin diriltilme­si olarak görülmüş ve Nâmık Kemal ta­rafından hem mukaddimesi hem de se­çip aldığı örnekler yönünden şiddetle ten­kide uğramıştır. Nâmık Kemal, Tahrîb-i Hârâbat (1291/1874) ve Ta'kib (1293/ 1876) adlı iki risâlesiyle esere ardarda hü­cum eder (bu iki risalenin yazılış safha­ları hakkında geniş bilgi için bk. Akün, Nâ­mık Kemal'in Mektubları, tür.yer.). Büs­bütün haksız olmamakla beraber yeni ne­silden şairlerin şiirlerinden ve kendi eser­lerinden çocukluk çağında yazıp değer vermediğini belirttiği bir gazel dışında hiçbir örneğe yer verilmemesi gibi hissî sebeplerle yazılan, tesir ve yankıları gü­nümüze kadar gelmiş olan bu tenkitle­rin büyük ölçüde sübjektif nitelikte oldu­ğu göz ardı edilemez. Ziyâ Paşa, Nâmık Kemal'in bu suçlamalarına yetmiş dört beyitlik bir manzume ile cevap vermişse de bu manzume yayımlanmamıştır (Bilgegil, Ziya Paşa, s. 204-205).

"Hârâbat Mukaddimesi" ile Ziyâ Paşa'­nın bundan altı yıl önce yazdığı "Şiir ve İnşâ" adlı makalesini (Hürriyet, nr. 11, 20 Cemâziyelevvel 1285) mukayese eden

Ahmed Hamdi Tanpınar, mukaddimeyi acele ile yazılmış sakat bir eser olarak gö­rür, içindeki hükümlerin mühim bir kıs­mını da yanlış bulur ve bunu. Tanzimat'­la birlikte başlayan yeni şiir cereyanı kar­şısında eskinin diriltilmesi gayreti şeklin­de yorumlar. Buna karşılık M. Kaya Bilgegil. Hârâbat Karşısında Nâmık Ke­mâl (İstanbul 1972) adlı kapsamlı araş­tırması ile. Nâmık Kemal'in Harâbât'a yönelttiği tenkitleri inceleyerek haklı ol­duğu taraflar yanında çok haksız ve ha­talı bulduğu yönleri tesbit etmiş, esasen son demlerini yaşayan divan edebiyatını yıkma amacı ile yazdığı yazılarda, bu ede­biyata kuvvetli bir vukufu olduğu sanılan Nâmık Kemal'in bu alandaki bilgi yeter­sizliklerini ve düştüğü yanlışları göster­miştir. Bilgegil'in tespitlerinden hareket­le. Ziyâ Paşa'nın mukaddimede ileri sür­düğü devrine göre önemli ve dikkate de­ğer fikirler üzerinde Nâmık Kemal'in lâ­yıkıyla durmadan tenkitlerde bulunduğu söylenebilir.

Hârâbat mukaddimesi. "Kitâbhâne-i Ebüzziyâ" serisi içinde Mukaddime-i Hâ­râbat adı altında müstakil olarak basıl­mıştır (İstanbul 1311). Yeni harflerle ya­pılan yayınında ise pek çok okuma hatası bulunmaktadır (Göçgün, s. 53-105). Ziyâ Paşa hakkındaki eserlerin yanı sıra çeşit­li antolojilerde de mukaddimeden yeni harflerle verilmiş bazı kısımlar yer almak­tadır. Çaylak Tevfik, Harâbât'ta mevcut Osmanlı şairlerine ait şiirlerden seçtiği beyitleri kafiye sırasına göre düzenleye­rek Tahrîc-i Hârâbat adıyla bir antoloji oluşturmuştur (İstanbul 1300).

BİBLİYOGRAFYA:
Ziyâ Paşa, Hârâbat, 1-111, İstanbul 1291-92; Nâmık Kemal. Tahrîb-i Hârâbat, İstanbul 1303; a.mlf.. Ta'kib, İstanbul 1303; Ahmet Hamdi Tan­pınar. XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul 1949). İstanbul 1985, s. 336-341; Kocatürk. Türk Edebiyatı Tarihi, s. 644-647; Nâmık Ke­mal'in Husûsi Mektupları (haz. Fevziye Abdul­lah Tansel), Ankara 1967-86, bk. İndeks; M. Ka­ya Bilgegil. Ziyâ Paşa Üzerinde Bir Araştırma, Erzurum 1970, s. 202-205, 501; a.mlf.. Harabat Karşısında Nâmık Kemâl, İstanbul 1972, s. 125-174; Ömer Faruk Akün. Nâmık Kemal'in Mektubları, İstanbul 1972, tür.yer.; a.mlf.. "Nâ­mık Kemâl", İA, IX, 69; Önder Göçgün. Ziya Pa­şa'nın Hayatı, Eserleri, Edebi Şahsiyeti ve Bü­tün Şiirleri, Ankara 1987, s. 33-41, 53-105; Tev­fik Fikret, "Musâhabe-i Edebiyye: Harâbât'tan Bir Sahife", SF, sy. 395 (1314). s. 67 (aynı' makale: Tevfik Fikret: Dil ve Edebiyat Yazıları [haz. İsmail Parlatır], Ankara 1993. s. 84-92), Ab­dullah Uçman. "Hârâbat", TDEA, IV, 100-101.

Cemal Kurnaz, DİA, 16.CİLT

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy