ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Friday, Jul 25th

Son Guncelleme08:18:06 AM GMT

Nerdesin: Vatandaşlık Bilgisi Gerçek Kişi Nedir


Gerçek Kişi Nedir

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Gerçek Kişiler
Yukarıda belirtildiği gibi hukuk, insanları gerçek kişi olarak adlandırmaktadır. Hukukumuzda tüm insanların eşitliği kabul edilmektedir. Anayasamızın 10. maddesine göre: "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar."
Ancak hemen belirtmek gerekir ki, burada sözkonusu edilen mutlak eşitlik değildir. Aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanmasını öngören bir eşitliktir. Örneğin şehiriçi ulaşım indiriminden sadece öğrencilerin yararlandırılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz; ama öğrenciler arasında ayırım yapılarak bazı okulların öğrencilerine bu indirimin tanınmaması eşitlik ilkesine aykırıdır. Farklı durumda olanlar arasında farklı uygulama yaparken de haklı bir neden bulunmalıdır. Bu ayırımın tek amacı kamu yararı olmalıdır.
Bu açıklamalardan sonra kişiliğin başlangıcı ve sona ermesi üzerinde durulacaktır. Medeni Kanuna göre, kişilik sağ olarak tamamen doğmakla kazanılır (m.27/1). Çocuğun sağ olarak doğması, ana vücudunu tamamen terkettikten sonra bir tek nefesle veya bir kaç kalp atışı ile olsun hayat eseri göstermesini ifade eder. Kişiliğin başlangıcının bu denli ayrıntılı düzenlenmesi, özellikle miras hukuk bakımından önem taşımaktadır. Hukuken sağ doğmadığı kabul edilen çocuk, kişilik kazanamayacağı için, herhangi bir hak sahibi olamayacaktır.Kişiliğin başlangıcı sağ olarak tamamen doğmaya bağlanmakla beraber, ana rahmindeki ceninin sağ doğmaya bağlı hakları olduğunu belirtmek gerekiyor. Medeni Kanunumuzun 27/ll. maddesine göre, çocuk sağ doğmak şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni haklardan istifade eder. Ayrıca ana rahmindeki çocuğa karşı işlenen suçlar da mevcuttur. Yasayla belirlenen süreler dışında gebeliğin sona erdirilmesi suçtur. Kişilik ölümle sona ermektedir. Ölümün kalp atışlarının kesilmesiyle mi, beyin fonksiyonlarının sona ermesiyle mi gerçekleştiği tartışmalıdır. Günümüzde, organ  naklinin gelişmesi sonucunda, beyin faaliyetleri sona eren kişilerin organlarının alınmasına, kalp atışlarının devam etmesine rağmen, izin verilmektedir. Yani ölümün beyin fonksiyonlarının sona ermesiyle gerçekleştiği görüşü ağırlık kazanmıştır.
Ölüm dışında hukuk kuralları kişiliği sona erdiren iki hali daha düzenlemiştir. Medeni Kanunun 30. maddesine göre, cesedi bulunamayan bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektirecek bir ortamda (örneğin uçak kazalarında deniz kazalarında cesedi bulunamayanlar gibi) kaybolmuşsa, o kimse ölmüş kabul edilir. Bu kabule "ölüm karinesi" denir ve mahallin en büyük mülki amirinin kararıyla nüfus kayıtlarına geçirilir. Ayrıca, önemli bir ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş veya kendisinden uzun süreden beri haber alınamayan kimselerin, Medeni Kanundaki kurallar çerçevesinde, hakim tarafından "gaip"liğine karar verilerek kişiliği sona erdirilir.

 

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy