ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Sunday, Nov 23rd

Son Guncelleme07:55:56 PM GMT

Nerdesin: Vatandaşlık Bilgisi Din Kuralları


Din Kuralları

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Din Kuralları

Din sözcüğü, Arapça'da üstün gelme, zorla isteğini yerine getirme, yargılama, hesap anlamlarına gelmektedir. Kur'an'da yüksek bir hakimiyetin emirlerine uymak, bağlanmak gibi anlamlarda kullanılmıştır. Sözcük anlamına uygun olarak din şu şekilde tanımlanmaktadır: "Genel olarak büyük ve üstün, insanın karşı koyamayacağı tabiat üstü ilahi bir varlık tarafından bazı şekiller altında emredildiği kabul olunan kural ve inançlardan oluşmuş bütüne din denir."

Bir başka tanıma göre ise din: "İnsanların, duygusal ya da bilinçli olarak bağlı bulundukları birtakım doğa üstü kudretlere ya da varlıklara inanması ve bunlara ibadet etmesidir."Din, sadece insanla tanr

ı arasındaki ilişkiyi düzenlemez, insanın insanla ve toplumla olan ilişkileri konusunda da kurallar içerir. Hatta, hukukun başlangıçta çoğu kez dini ayinlerle ve usullerle karmaşık şekilde ortaya çıktığını gösteren kanıtlar mevcuttur. Hukukun kaynağı olmasının yanısıra, günümüz hukukunun din kurallarından etkilendiği de bir gerçektir. Ancak, günümüzde din kurallarının toplumsal yaşamdaki yeri, laiklik ilkesinin çizdiği sınırlar içerisindedir. Bir başka söyleyişle hukuk, kendi amaçlarına ve laiklik ilkesine ters düşmediği takdirde dini uygulamaya izin vermektedir.

Toplumda dinin yeri, çeşitli bakımlardan incelenmelidir. Dinlerin hak ve adaleti savunmaları; insanların iyi ahlaklı olmalarını, insanlara iyi davranmalarını, insanlara saygı duymalarını sağlamaları, toplum yaşamına olumlu katkılarıdır. Din sosyal bütünleşmenin korunmasında da önemli rol oynamaktadır. Dinin ayrıca şu fonksiyonları yerine getirdiği de söylenmelidir:

• Din toplumun istikrarı ve devam edebilmesi için yardım eder.

• Yeni dinler toplum üyelerine, güç çevre şartları içinde varlığı sürdürme mücadelesi için daima cesaret vermişlerdir.• Dua etmek insanlar

ın ruhsal baskılardan sıyrılabilmeleri için bir kurtuluş yolu sağlar.

• Dinsel törenler toplum dayanışmasını kuvvetlendirici araçlardır.• Dinler meydana ç

ıkışlarında sosyal düzene karşı bir eleştiri unsurunu getirmişlerdir.

Bazı düşünürlere göre ise din, toplumsal düzenin ayrıcalıklı sınıfı tarafından bu düzenin kutsallaştırılıp dokunulmaz kılınması amacıyla kullanılmaktadır. Napoleon'un bu konudaki sözleri şöyledir: "Din olmazsa bir devlette düzen nasıl korunabilir. Servet e

şitsizlikleri olmadan toplum var olamaz; din olmadan da servet eşitsizlikleri olanaksızdır. Karnı tıkabasa dolu bir adamın yanıbaşında bir başkası açlıktan ölmekte ise, berikinin bu durumu kabullenmesi için bir yetkili makamın çıkıp ona "ne yapalım Tanrı'nın dileği böyle" demesi gerekir. Bu dünyada zenginler ve yoksullar olması gereklidir, ama öte dünyada, o sonsuzluk aleminde bölüşüm başka türlü olacaktır." Marx'çı toplum kuramı da dinin belirli bir düzenin ideolojik gücü olarak kullanıldığını ileri sürer. Marx'a göre: "Din, bunalan insanın rahatlamasıdır; kalpsiz bir dünyanın kalbi, ruhsuz bir çağın ruhudur, halkın afyonudur."

Dinin toplum yaşamındaki yerini incelerken üzerinde durulması gereken bir diğer önemli husus, dinin ayrılıkçı işlev de görebildiğidir. Tarih boyunca çeşitli dinlerin mensupları hatta aynı dinin farklı mezheplerininin üyeleri savaşmışlardır. Bu savaşların günümüzdeki unutulmaz örneği Bosna Hersek'de yaşanmıştır. Avrupa Birliği'ne alınmayışımızda dinin rolü önemlidir. Ülkemizde mezhep çatışmaları insanların yakılmalarına kadar uzanabilmektedir. Toplumsal ve uluslararası barışın sağlanması ve korunması, dinin insan sevgisini işleyen boyutunun güçlendirilmesiyle mümkündür. Dinin politik boyutunun ön planda tutulması, mevcut çatışmaların artarak sürmesinden başka sonuç doğurmayacaktır.Bir siyaset bilimcisi, dinin politik boyutunu

şu şekilde açıklamaktadır: "Dinin çeşitli boyutlarından ilk akla geleni, ahlaksal yanıdır. Din doğrunun yanlıştan ayırtedilmesini öğretir... Din sayesinde bir işadamı vergi kaçırmamaya öğrenci kopya çekmemeye, politikacı oy satın almamaya, bürokrat da rüşvet almamaya yönelebilir...

Ne var ki, son zamanlarda insanların dinin bu tür ahlaksal, manevi ve toplumsal boyutlarını ihmal ettikleri görülmektedir. Tam tersine, anlaşılan ve benimsenen, dinin politik boyutudur. Din politik fırsatlar da sunar. Çünkü bu alan, inancın yanısıra dinsel bir topluluğu da içerir. Bir dinsel topluluk ise politikacı için oyları alınabilecek kalabalıklar demektir...Dine bağlılık duygusunun sömürülmesi kendi başına kötü bir şeydir. Ama daha da kötüsü, dini insanları korkutmak ve kontrol altında tutmak için kullanmaktır. Bu durumda din, sevginin gücüne tanıklık edeceğine, güç peşinde koşma sevdasına tanıklık eder...Din ile devletin, din ile politikanın birbirinden ayrılması öğretisinin temelinde, kişilerin dini kullanarak insanları bölmesinden duyulan korku yatar..."

Dinin politik boyutunun ön planda tutulmasının ulusal ve uluslararası barışı ne şekilde etkileyeceğini tartışınız.

Cevaplar (2)Add Comment
0

Hahahaybii


yazar Meriç, Mayıs 21, 2012
Gerçekten Çok Doğru Bişey. Peygamberiz Sav Çok Zekice Konusmus.
0

grttttt


yazar terketmez, Kasım 27, 2013
dogru birşey

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy