ToplumDusmani.Net V2

Kültür ve Sanat Portalı

Wednesday, Aug 20th

Son Guncelleme08:18:06 AM GMT

Nerdesin: Vatandaşlık Bilgisi Hukuk Devleti Nedir


Hukuk Devleti Nedir

e-Posta Yazdır

Reklamlar

Hukuk Devleti Nedir ?
Hukuk devleti, her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde kanun koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen devlettir.

Hukuk devleti kavramı, polis devletinin karşıtı olarak ortaya atılmıştır. Polis devletinde uygulanan hukuk kuralları vardır, ancak, devlet ya da iktidarı elinde bulunduranlar, bu kurallarla bağlı değillerdir. Polis devletinin hukuk kurallarıyla bağlı olmaması, hukuka uyma zorunluluğunun olmaması, kişiler ve toplum üzerinde keyfi işlemler, eylemler yapılmasına yol açmıştır. Osmanlı İmparatorluğu ve diğer ülkelerdeki mutlak hükümdarlık yönetimleri, polis devleti örneğidirler. Polis devleti öncesinde ise mülk devlet anlayışı hakimdi. Mülk devlet anlayışına göre devlet, toprağı ve üzerinde yaşayanlarıyla egemenliğin sahibinin malı sayılıyordu. Polis devleti aşamasında, egemenliğin kaynağı, mülkiyet hakkına değil; hükümdarın temsil ettiği ya da hükümdarı görevlendirdiğine inanılan ilahi güce dayanmaktadır.

Polis devleti düzeninin en büyük özelliği yönetimin tanrısal ve kendi koyduğu kurallar dışında hiç bir hukukla bağlı olmamasıdır. Yönetimin eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi sözkonusu değildir. “Dördüncü Murat’ın kadehi eline aldığında içki yasağını kaldırdığını, içtikten sonra bırakırken de yasağı yeniden koyduğunu söylemesi, diğerleri için kesin ve uyulması zorunlu olan bu buyrukların, egemen tarafından her istenildiği an ve dilediğince değiştirilebileceğinin kanıtıdır. . .

Şeriat adına karar ve gerektiğinde icazet vermek yetkisiyle donatılan şeyhülislamlarlar bile padişah tarafından atandığı için, hükümdar üzerindeki denetim de yine salt kendi vicdanına bağlı oluyordu. ” Kişilerin hukuk güvenliğinin sağlanması ancak, hukuk devleti aşamasına geçilmesiyle mümkün olabilmiştir. Çünkü hukuk devleti, var olan hukuk düzenine uygun davranmak zorundadır. Bireyler, hangi davranışların hangi hukuki sonuçları doğuracağını önceden bilirler, devletin uyacağı kurallar önceden belli olduğu ve yargısal denetim bulunduğu için, keyfi davranışlara karşı korunabilirler.
Hukuk devletinin gerekleri şu şekilde özetlenebilir:

1. Temel Hakların Güvence Altına Alınması
Temel hak ve hürriyetlerin sadece belirtilmesi yeterli olmamaktadır. Bu hakların güvence altına alınması da gerekmektedir. Temel hak ve hürriyetlerin Anayasada yer alması, yasama organının bu haklar üzerinde takdir yetkisi kullanmasını, parlamento çoğunluğunun kişi hak ve hürriyetlerini istediği gibi sınırlamasını veya ortadan kaldırmasını önler.

2. Hukukun Üstünlüğünün Kabul Edilmesi
Anayasanın 11. maddesine göre Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı  rganlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz. Çağımızda parlamentolar, hükümdara karşı bireylerin haklarını koruyan kurumlar değillerdir. Aksine artık parlamentolarda, özellikle çoğunluğa karşı, azınlıkta kalanların korunması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Siyasal iktidarın hukuk sınırları dışına çıkarak temel hak ve hürriyetleri sınırlamaması için Anayasaya uygun davranma mecburiyeti getirilmiştir.Hukukun üstünlüğü ilkesi, yönetimin de hukuka bağlı olmasını gerektirir. Yönetim tüm eylem ve işlemlerini hukuk kuralları doğrultusunda yapmakla yükümlüdür.
Hukuk kurallarının yetkili kılmadığı alanlarda yönetimin işlem yapması mümkün değildir.

3. Devlet Kaynaklı Tüm İşlem ve Eylemlerin Yargı Denetimine Tabi Olması
Temel hak ve hürriyetlerin etkin korunması, hukukun üstünlüğü ilkesinin yaşama geçirilebilmesi, devletin tüm işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olmasıyla mümkün olacaktır. Hukuk kurallarına aykırılığın yaptırımı olmadığı takdirde hukuk devleti ilkesinin anlam ifade etmeyeceği açıktır. Bu nedenle Anayasaya aykırı yasama işlemleri, Anayasa Mahkemesi tarafından, hukuka aykırı idari işlemler ise idare (ve bazen adliye) mahkemeleri tarafından denetlenir, hukuka aykırı işlemler iptal edilir. Anayasamızın çeşitli maddelerinde yargısal denetimi önleyen hükümler mevcuttur. Bu kurallar, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Ne varki, bu maddelerin Anayasadan çıkarılması yolunda herhangi bir değişikliğe gidilmemektedir.

4. Yargı Bağımsızlığı
Yargısal denetimin sağlıklı yapılabilmesi için yargı organlarının ve yargıçların her türlü baskıdan uzak görev yapmaları gerekmektedir. Yargı bağımsızlığı ve yargıç  güvencesine ilişkin Anayasal düzenlemeler, yargı kuvvetini incelerken görülecektir.

5. Devletin Mali Sorumluluğunun Kabul Edilmesi
Hukuk devleti ilkesi, devletin bireylere verdiği zararlardan, kusursuz dahi olsa, sorumlu olmasını gerektirir. Yönetimin verdiği zararlardan sorumluluğu, Anayasanın 125. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Anayasanın 40. maddesine göre kişinin resmi görevlilerin haksız işlemleri sonucu uğradığı zararlar devletçe tazmin edilir. Haksız yere tutuklanan, gözaltına alınan ve mahkum olanların zararlarının ödenmesi için de yasa mevcuttur.
Son olarak şu hususun da belirtilmesi gerekiyor: Anayasa, hukuk devletini demokratik, laik ve sosyal nitelikleriyle bir bütün olarak düzenlemiştir. Gerçekten de bireyin kendini hukuki güven içinde hissetmesi, iktidarın yetkilerinin belirli olması, kişi hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınması, çağdaş demokratik toplumların temel özelliğidir. Bireylerin temel hak ve özgürlüklerini kullanmalarını sağlayacak şartların oluşturulmasının, maddi ve manevi varlığının geliştirilmesinin sosyal devletin görevi olduğunu görmüştük. Hukuk devleti, bireylerin din ve vicdan hürriyetini tanıdığı, hukuk düzenini akla dayalı olarak kurduğu için laiktir.Anayasanın 5. maddesine bakıldığında, Cumhuriyetin temel niteliklerinin ayrılmaz bir bütün olarak belirlendiğini görmekteyiz. Maddede devletin temel amaç ve görevleri şu şekilde düzenlenmiştir:
Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak.

Hukuk devletinin gereklerinin yerine getirilmemesinin toplumsal yapıyı ne  şekilde etkileyeceğini belirlemeye çalışınız.

Cevaplar (0)Add Comment

Cevap yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy